Konusunu Oylayın.: Rızık nedir? Rızık ile ilgili

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 14 kişi
Rızık nedir? Rızık ile ilgili
  1. 12.Mart.2008, 14:23
    1
    Nursedaa
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Eylül.2007
    Üye No: 2601
    Mesaj Sayısı: 278
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Rızık nedir? Rızık ile ilgili






    Rızık nedir? Rızık ile ilgili Mumsema Rızık nedir?

    Rızık, Allah’ın herkese nasip ettiği, hayatının devamını sağlayan nimetler olarak tarif edilmektedir. Nimetler, hayatın hizmetinde ve hayatın devamını sağlamak için çalışmaktadırlar. Rızkın hizmet edip devamını sağladığı hayatı da iki kısma ayırmak gerekmektedir. Biri maddî hayat, diğeri de mânevî hayattır. Her ikisinin de kendine has, kendine özgü beslenme şekilleri vardır. Maddî hayatın beslenme şekilleri ve sebepleri maddî olduğu gibi, mânevî hayatın beslenme şekilleri de kendi şartlarına göre, kendi standartlarına özeldir.

    Maddî vücut, hayatın şu âlemde görünen evi ve elbisesi gibidir. Vücut, hücre denen yapı taşlarından yapılmaktadır. Bu yapı taşları, yaşlandıklarında, hizmetini tamamladıklarında, nöbet görevini yerine getirdiklerinde yenileri ile değiştirilmektedir. Bu hücreler, vazifelerine devam ettikleri müddetçe beslenmeye ihtiyaçları vardır. Yerine yenilerinin gelmesi için de beslenmeye ihtiyaç vardır. Yani bu hücreleri bir devletin memur kadrosu gibi düşünürsek, onların hem geçimini sağlamak, hem de emekli olduklarında veya öldüklerinde, yenilerinin alınmasına benzemektedir. Bunların yapılması için sürekli bir gelirin olması lâzımdır. Hem ihtiyaçları giderilsin, hem yenileri temin edilsin.

    Allah, insana iştihalı bir mide vermiştir. Bütün midelerden, “Rezzak” ismine, yani Allah’ın rızık verici ismine yükselen bir duâ ve istek vardır. Allah’ın Rezzak ismi bütün varlıklara rızık vermektedir. Rezzak ismi güneş gibidir. Güneş, kurallarına uygun şekilde karşısında duran her şeyi nasıl aydınlatıyorsa, Rezzak ismi de usûlüne uygun şekilde rızık isteyenleri aç bırakmayacaktır. Kurallarına uygunluktan maksat, rızka muhtaç varlıkların içinde bulunduğu şartlar ve rızkı arama biçimleridir. Rızkı arayanların sahip oldukları güç ve kuvvet, rızkın gelmesi konusunda önemli bir faktördür.

    Rızık, rızka muhtaç olanların, rızıklarını arayabilecekleri güçleri ile ters orantılıdır. Âcizlik arttıkça rızkın gelişi kolaylaşmakta, acizlik azaldıkça da zorlaşmaktadır. Anne karnındaki bir yavrunun rızkı, hiçbir çabaya gerek kalmadan doğrudan kendisine ulaşmaktadır. Rezzak isminin onun hakkındaki tecellisi böyledir. Yeni doğmuş bir yavrunun rızkı, hiç ummadığı bir yerden, ummadığı tarzda kendisine ulaşmaktadır. Ancak, ağzını kıpırdatıp emmesi gerekmektedir. Yavru büyüdükçe, rızkına ulaşması belli çabalar istemektedir. Kendi gayretine, anne babasının çabaları da eklenmektedir. Çünkü, kendi imkânları ile rızkını temin etmesi mümkün olmadığı için, Allah’ın rahmeti, anne babasının şefkatini ona bir hizmetkâr olarak göndermektedir. Şefkat de ona bir rızk olarak gelmektedir. Biraz daha büyüyüp kendi işini kendisi görecek hale geldiğinde, anne babası da geriye çekilmekte, kendi gücüyle rızkını aramak mecburiyeti doğmaktadır. Kendisi küçük ve aciz iken ayağına gelen rızk, şimdi kişiyi kendi ayağına gelmeye zorlamaktadır. Küçük ve aciz iken rızkı kendisini arıyordu, büyüyüp güçlendikçe kendisi rızkını aramak zorunda kalmaktadır.


    Rızık taahhüt altında mıdır?


    “Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir.”1

    “Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”2

    Şu âyet meâllerinden anlaşıldığına göre, rızk Allah’ın taahhüdü ve garantisi altındadır. Açlıktan ölmek yoktur. Halbuki, dünyanın birçok yerinde, birçok insan açlıktan ölmektedir. Hem rızk garanti altında bulunsun hem de açlıktan ölümler olsun, bu bir çelişki değil midir?

    Allah’ın rızkı garanti etmesi ve taahhüt altına alması doğrudur. Yukarıda açıklandığı gibi rızka muhtaç kullarının âcizlik döneminde rızıklarını ayağına kadar göndermektedir. Hiçbir çabaya gerek kalmadan bunu yapmaktadır. Doğmamış çocuğun rızkını anne karnında anne aracılığı ile göndermektedir.

    İkinci kısım garantiyi ise, rızkı kullanacak olanların vücutlarında depolamak sûretiyle yapmaktadır. Bugün tıbbın bildirdiğine göre, vücutta iç yağı tarzında rızık depolanmaktadır. Ayrıca her hücrenin içinde ikinci bir depolama yapılmaktadır. Bu iki ambarda depolanan rızık, en az kırk gün o kimseye yetecek durumdadır. Bazen bu durum yetmiş güne kadar da çıkmaktadır. Bu kadar süre içinde bir defa olsun bir yiyecek bulmak her zaman mümkündür.3

    Allah’ın taahhüt edip garanti altına aldığı rızık bunlardır. Bunun dışındaki rızık elde etme işi, birçok sebebe bağlıdır. Kul çalışacak, işlerini iyi yapacak, Allah’ın hikmeti de yanında olacak, arkasından bol rızık gelecek veya gelmeyecek. Buradaki kazanç imtihana tabidir. Azlığından veya çokluğundan dolayı sabır ve şükür ile imtihana tâbi tutulacaktır. Onun için bu kısım garanti dışıdır. Kazandıklarından ve kazanma biçimlerinden imtihana ve sorguya çekileceklerdir. Şu da bir gerçektir, Allah hiçbir emeği karşılıksız bırakmaz. Emek kimden gelirse gelsin, ister inanandan ister inanmayandan, fark etmez, Allah emeğin karşılığını verecektir.

    Maddî rızkın yanında bir de mânevî rızık vardır. Bu mânâda, varlıklara verilen her şey bir rızıktır. Hayatından hissiyâtına, duygularına kadar her şey rızıktır. Hayat bir mide gibidir. Göz, kulak, akıl gibi ellerle o midenin beslenmesi gerekmektedir. İslâmiyet ve iman ile o hayatı bir bütün haline getirmiştir. Bu sayede insan, bütün kâinatla barışık hale gelmiştir. Allah’ın isimlerinin tecellîleri sayısınca dostluklar ve arkadaşlıklar kurulmuştur. Çünkü her şey onun emri ve izni ile hareket etmektedir. Bu zincirin bir halkası da kendisidir.

    Bunların bir kısmı belli çağa kadar yine garanti altına alınmıştır. Ergenlik çağından önce vefat eden insanların, hiçbir sorumluluğa, sorgulamaya tabi tutulmadan Allah’ın rahmetine ve Cennetine kavuşmaları onlar için bir garantidir. Ergenlik döneminden sonraki kısım ise, imtihana tabi olduğu için orada garanti yoktur. Burada kulun davranışlarından ve tercihlerinden hesaba çekilmesi söz konusudur.

    Garanti kapsamı dışındaki rızkın kefili şükürdür. Kullar şükretmeye devam ettiği sürece, nimetler de gelmeye devam edecektir. Maddî ve mânevî her türlü nimetin artmasını sağlayan iksir, şükürdür. Şükredenlere, Allah’ın va’di var, nimetlerini artıracaktır.4 Bu va’d geneldir, maddî ve mânevî rızıkları kapsamaktadır. İman, ne kadar sağlam ve bilerek yapılırsa, manevî olarak, elde edilecek netice de o kadar artacaktır. Duygulara ve hissiyata kadar uzanan bir imanı yok etmek elbette kolay değildir. Malın, zekât ve sadakalarının verilmiş olması, onun şükrünü yerine getirme anlamına gelmektedir. Bunların tersi olan şükürsüzlük ise, nimetlerin azalmasına ve fakirleşmeye sebeptir. Zekât, o malın içindeki kul hakkıdır. Kul hakkı yiyenler iflah olmazlar.

    Varlıkların merkezinde hayat vardır. Hayatın merkezinde de rızık vardır. Onun için her varlık, aşk derecesinde rızkın peşinde koşmaktadır. Meşrû dairede kalarak rızkı aramak, rızkı verene karşı bir şükürdür ve önemli bir ibadet kabul edilmektedir. Rızkın merkezinde de şükür vardır.


    Dipnotlar:

    1- Ankebut Sûresi, 29:60.

    2- Zâriyat Sûresi, 51:58.

    3- Nursî, Bediuzzaman Said, Lem’alar, s. 67

    4- İbrahim Sûresi 72/7

    Ali Sarıkaya



  2. 12.Mart.2008, 14:23
    1
    Devamlı Üye



    Rızık nedir?

    Rızık, Allah’ın herkese nasip ettiği, hayatının devamını sağlayan nimetler olarak tarif edilmektedir. Nimetler, hayatın hizmetinde ve hayatın devamını sağlamak için çalışmaktadırlar. Rızkın hizmet edip devamını sağladığı hayatı da iki kısma ayırmak gerekmektedir. Biri maddî hayat, diğeri de mânevî hayattır. Her ikisinin de kendine has, kendine özgü beslenme şekilleri vardır. Maddî hayatın beslenme şekilleri ve sebepleri maddî olduğu gibi, mânevî hayatın beslenme şekilleri de kendi şartlarına göre, kendi standartlarına özeldir.

    Maddî vücut, hayatın şu âlemde görünen evi ve elbisesi gibidir. Vücut, hücre denen yapı taşlarından yapılmaktadır. Bu yapı taşları, yaşlandıklarında, hizmetini tamamladıklarında, nöbet görevini yerine getirdiklerinde yenileri ile değiştirilmektedir. Bu hücreler, vazifelerine devam ettikleri müddetçe beslenmeye ihtiyaçları vardır. Yerine yenilerinin gelmesi için de beslenmeye ihtiyaç vardır. Yani bu hücreleri bir devletin memur kadrosu gibi düşünürsek, onların hem geçimini sağlamak, hem de emekli olduklarında veya öldüklerinde, yenilerinin alınmasına benzemektedir. Bunların yapılması için sürekli bir gelirin olması lâzımdır. Hem ihtiyaçları giderilsin, hem yenileri temin edilsin.

    Allah, insana iştihalı bir mide vermiştir. Bütün midelerden, “Rezzak” ismine, yani Allah’ın rızık verici ismine yükselen bir duâ ve istek vardır. Allah’ın Rezzak ismi bütün varlıklara rızık vermektedir. Rezzak ismi güneş gibidir. Güneş, kurallarına uygun şekilde karşısında duran her şeyi nasıl aydınlatıyorsa, Rezzak ismi de usûlüne uygun şekilde rızık isteyenleri aç bırakmayacaktır. Kurallarına uygunluktan maksat, rızka muhtaç varlıkların içinde bulunduğu şartlar ve rızkı arama biçimleridir. Rızkı arayanların sahip oldukları güç ve kuvvet, rızkın gelmesi konusunda önemli bir faktördür.

    Rızık, rızka muhtaç olanların, rızıklarını arayabilecekleri güçleri ile ters orantılıdır. Âcizlik arttıkça rızkın gelişi kolaylaşmakta, acizlik azaldıkça da zorlaşmaktadır. Anne karnındaki bir yavrunun rızkı, hiçbir çabaya gerek kalmadan doğrudan kendisine ulaşmaktadır. Rezzak isminin onun hakkındaki tecellisi böyledir. Yeni doğmuş bir yavrunun rızkı, hiç ummadığı bir yerden, ummadığı tarzda kendisine ulaşmaktadır. Ancak, ağzını kıpırdatıp emmesi gerekmektedir. Yavru büyüdükçe, rızkına ulaşması belli çabalar istemektedir. Kendi gayretine, anne babasının çabaları da eklenmektedir. Çünkü, kendi imkânları ile rızkını temin etmesi mümkün olmadığı için, Allah’ın rahmeti, anne babasının şefkatini ona bir hizmetkâr olarak göndermektedir. Şefkat de ona bir rızk olarak gelmektedir. Biraz daha büyüyüp kendi işini kendisi görecek hale geldiğinde, anne babası da geriye çekilmekte, kendi gücüyle rızkını aramak mecburiyeti doğmaktadır. Kendisi küçük ve aciz iken ayağına gelen rızk, şimdi kişiyi kendi ayağına gelmeye zorlamaktadır. Küçük ve aciz iken rızkı kendisini arıyordu, büyüyüp güçlendikçe kendisi rızkını aramak zorunda kalmaktadır.


    Rızık taahhüt altında mıdır?


    “Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir.”1

    “Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”2

    Şu âyet meâllerinden anlaşıldığına göre, rızk Allah’ın taahhüdü ve garantisi altındadır. Açlıktan ölmek yoktur. Halbuki, dünyanın birçok yerinde, birçok insan açlıktan ölmektedir. Hem rızk garanti altında bulunsun hem de açlıktan ölümler olsun, bu bir çelişki değil midir?

    Allah’ın rızkı garanti etmesi ve taahhüt altına alması doğrudur. Yukarıda açıklandığı gibi rızka muhtaç kullarının âcizlik döneminde rızıklarını ayağına kadar göndermektedir. Hiçbir çabaya gerek kalmadan bunu yapmaktadır. Doğmamış çocuğun rızkını anne karnında anne aracılığı ile göndermektedir.

    İkinci kısım garantiyi ise, rızkı kullanacak olanların vücutlarında depolamak sûretiyle yapmaktadır. Bugün tıbbın bildirdiğine göre, vücutta iç yağı tarzında rızık depolanmaktadır. Ayrıca her hücrenin içinde ikinci bir depolama yapılmaktadır. Bu iki ambarda depolanan rızık, en az kırk gün o kimseye yetecek durumdadır. Bazen bu durum yetmiş güne kadar da çıkmaktadır. Bu kadar süre içinde bir defa olsun bir yiyecek bulmak her zaman mümkündür.3

    Allah’ın taahhüt edip garanti altına aldığı rızık bunlardır. Bunun dışındaki rızık elde etme işi, birçok sebebe bağlıdır. Kul çalışacak, işlerini iyi yapacak, Allah’ın hikmeti de yanında olacak, arkasından bol rızık gelecek veya gelmeyecek. Buradaki kazanç imtihana tabidir. Azlığından veya çokluğundan dolayı sabır ve şükür ile imtihana tâbi tutulacaktır. Onun için bu kısım garanti dışıdır. Kazandıklarından ve kazanma biçimlerinden imtihana ve sorguya çekileceklerdir. Şu da bir gerçektir, Allah hiçbir emeği karşılıksız bırakmaz. Emek kimden gelirse gelsin, ister inanandan ister inanmayandan, fark etmez, Allah emeğin karşılığını verecektir.

    Maddî rızkın yanında bir de mânevî rızık vardır. Bu mânâda, varlıklara verilen her şey bir rızıktır. Hayatından hissiyâtına, duygularına kadar her şey rızıktır. Hayat bir mide gibidir. Göz, kulak, akıl gibi ellerle o midenin beslenmesi gerekmektedir. İslâmiyet ve iman ile o hayatı bir bütün haline getirmiştir. Bu sayede insan, bütün kâinatla barışık hale gelmiştir. Allah’ın isimlerinin tecellîleri sayısınca dostluklar ve arkadaşlıklar kurulmuştur. Çünkü her şey onun emri ve izni ile hareket etmektedir. Bu zincirin bir halkası da kendisidir.

    Bunların bir kısmı belli çağa kadar yine garanti altına alınmıştır. Ergenlik çağından önce vefat eden insanların, hiçbir sorumluluğa, sorgulamaya tabi tutulmadan Allah’ın rahmetine ve Cennetine kavuşmaları onlar için bir garantidir. Ergenlik döneminden sonraki kısım ise, imtihana tabi olduğu için orada garanti yoktur. Burada kulun davranışlarından ve tercihlerinden hesaba çekilmesi söz konusudur.

    Garanti kapsamı dışındaki rızkın kefili şükürdür. Kullar şükretmeye devam ettiği sürece, nimetler de gelmeye devam edecektir. Maddî ve mânevî her türlü nimetin artmasını sağlayan iksir, şükürdür. Şükredenlere, Allah’ın va’di var, nimetlerini artıracaktır.4 Bu va’d geneldir, maddî ve mânevî rızıkları kapsamaktadır. İman, ne kadar sağlam ve bilerek yapılırsa, manevî olarak, elde edilecek netice de o kadar artacaktır. Duygulara ve hissiyata kadar uzanan bir imanı yok etmek elbette kolay değildir. Malın, zekât ve sadakalarının verilmiş olması, onun şükrünü yerine getirme anlamına gelmektedir. Bunların tersi olan şükürsüzlük ise, nimetlerin azalmasına ve fakirleşmeye sebeptir. Zekât, o malın içindeki kul hakkıdır. Kul hakkı yiyenler iflah olmazlar.

    Varlıkların merkezinde hayat vardır. Hayatın merkezinde de rızık vardır. Onun için her varlık, aşk derecesinde rızkın peşinde koşmaktadır. Meşrû dairede kalarak rızkı aramak, rızkı verene karşı bir şükürdür ve önemli bir ibadet kabul edilmektedir. Rızkın merkezinde de şükür vardır.


    Dipnotlar:

    1- Ankebut Sûresi, 29:60.

    2- Zâriyat Sûresi, 51:58.

    3- Nursî, Bediuzzaman Said, Lem’alar, s. 67

    4- İbrahim Sûresi 72/7

    Ali Sarıkaya


  3. 12.Mart.2008, 14:29
    2
    nursema
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ağustos.2007
    Üye No: 2198
    Mesaj Sayısı: 386
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 38

    --->: Rızık nedir?




    Helal haram farketmez,
    rızkı boldur fasığın,
    yoklukta cile cekmez,
    tüm nimetler aşığın.

    Dere tepe düz gitmez,
    kırılacak kaşığın,
    RABBİN nimeti bitmez,
    dünya ahret aşığın..


    Allah razı olsun.paylaşım için teşekkürler.


  4. 12.Mart.2008, 14:29
    2
    Devamlı Üye



    Helal haram farketmez,
    rızkı boldur fasığın,
    yoklukta cile cekmez,
    tüm nimetler aşığın.

    Dere tepe düz gitmez,
    kırılacak kaşığın,
    RABBİN nimeti bitmez,
    dünya ahret aşığın..


    Allah razı olsun.paylaşım için teşekkürler.

  5. 12.Mart.2008, 14:31
    3
    tuana33
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Ocak.2008
    Üye No: 7612
    Mesaj Sayısı: 23
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 42

    --->: Rızık nedir?

    Allah razi olsun DEGERLI BIR PAYLASIMDI


  6. 12.Mart.2008, 14:31
    3
    Devamlı Üye
    Allah razi olsun DEGERLI BIR PAYLASIMDI

  7. 16.Eylül.2009, 17:03
    4
    _aSya_
    ฟΣŁΣףּ ╜

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Ağustos.2009
    Üye No: 49609
    Mesaj Sayısı: 317
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 26
    Bulunduğu yer: uzαμdαn...

    --->: Rızık nedir?

    paylaşım için teşekkürler


  8. 16.Eylül.2009, 17:03
    4
    ฟΣŁΣףּ ╜
    paylaşım için teşekkürler

  9. 29.Mart.2010, 22:26
    5
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,908
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Rızık nedir? Rızık ile ilgili

    Allah hayırlı rızıklar versin cümlemize
    Paylaşım için Allah c.c.razı olsun


  10. 29.Mart.2010, 22:26
    5
    ~~Medinenin Gülü ~~
    Allah hayırlı rızıklar versin cümlemize
    Paylaşım için Allah c.c.razı olsun

  11. 27.Eylül.2011, 17:29
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,990
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Rızık nedir? Rızık ile ilgili

    Rızık Nedir?
    Sözlükte azık, yenilen, içilen ve faydalanılan şey anlamına gelen rızk, terim olarak, Yüce Allâh'ın, canlılara yiyip içmek ve yararlanmak için verdiği her şey demektir. Buna göre rızk, helal olabileceği gibi, haram da olabilir.
    Rızk konusunda benimsenen temel prensipler şunlardır:
    1. Rızkı yaratan ve veren ancak Allâh'dır. Kur'an'da, "Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allâh'a ait olmasın..." (Hud 11/6) buyurulmaktadır. Başka bir ayette de Allah'ın, dilediğine bol rızk verip, dilediğinin rızkını daralttığı ifade edilmektedir (Şûra 42/12). Kul, Allâh'ın evrende geçerli tabii kanunlarını gözeterek çalışır, çabalar, sebeplere sarılır ve rızkı kazanmak için tercihlerde bulunur. Allâh da onun bu tercihine ve çabasına göre rızkını yaratır. Allâh'ın yegane rızk veren olması, tembellik yapmayı, çalışmamayı, yanlış bir tevekkül anlayışına sahip olmayı gerektirmez.
    2. Haram olan şey de, rızk kapsamındadır. Fakat Allâh'ın haram olan rızkı, kulun kazanmasına rızası yoktur. Kur'an'da, "Artık Allâh'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızklardan yeyin..." (Nahl 16/114) buyurularak, helal yenilmesi emredilmiş, haram yasaklanmıştır.
    3. Herkes kendi rızkını yer; hiç kimse başkasının rızkını yiyemez.


  12. 27.Eylül.2011, 17:29
    6
    Moderatör
    Rızık Nedir?
    Sözlükte azık, yenilen, içilen ve faydalanılan şey anlamına gelen rızk, terim olarak, Yüce Allâh'ın, canlılara yiyip içmek ve yararlanmak için verdiği her şey demektir. Buna göre rızk, helal olabileceği gibi, haram da olabilir.
    Rızk konusunda benimsenen temel prensipler şunlardır:
    1. Rızkı yaratan ve veren ancak Allâh'dır. Kur'an'da, "Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allâh'a ait olmasın..." (Hud 11/6) buyurulmaktadır. Başka bir ayette de Allah'ın, dilediğine bol rızk verip, dilediğinin rızkını daralttığı ifade edilmektedir (Şûra 42/12). Kul, Allâh'ın evrende geçerli tabii kanunlarını gözeterek çalışır, çabalar, sebeplere sarılır ve rızkı kazanmak için tercihlerde bulunur. Allâh da onun bu tercihine ve çabasına göre rızkını yaratır. Allâh'ın yegane rızk veren olması, tembellik yapmayı, çalışmamayı, yanlış bir tevekkül anlayışına sahip olmayı gerektirmez.
    2. Haram olan şey de, rızk kapsamındadır. Fakat Allâh'ın haram olan rızkı, kulun kazanmasına rızası yoktur. Kur'an'da, "Artık Allâh'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızklardan yeyin..." (Nahl 16/114) buyurularak, helal yenilmesi emredilmiş, haram yasaklanmıştır.
    3. Herkes kendi rızkını yer; hiç kimse başkasının rızkını yiyemez.

  13. 19.Kasım.2015, 17:06
    7
    Misafir

    Cevap: Rızık nedir? Rızık ile ilgili

    Çok güzel saolun


  14. 19.Kasım.2015, 17:06
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Çok güzel saolun




+ Yorum Gönder