Konusunu Oylayın.: Allah'ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Allah'ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri
  1. 11.Mayıs.2015, 18:48
    1
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Allah'ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri






    Allah'ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri Mumsema Allah’ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri


    İnsanın aklına mutlaka gelir;



    –‘Allah’a dost olmak için ellerimden geleni yaptım diyelim… Peki, dostluğun; tarafından kabul görüldüğünü nasıl anlayacağım? Yok mu bunun belirtileri?

    İlla ki var!

    Kur’an-ı Kerim’de;

    –‘Onlar ki…’ diye başlayan bütün ayetler Allah dostlarının vasıflarını sıralar…

    Kitabımızın bu bölümünde; Allah’ın kuluna dost olmasının belirtilerini maddeler halinde göreceğiz.

    Her başlığı uzun uzadıya açıklayamayacağım. Bir iki ayet, hadis ve Allah dostlarının yaşantılarından anektodlar düşeceğim… Şunu da unutmayalım ki, Allah-u Teala dost seçtiği kişilere bazı amelleri sevdirmiştir. O yüzden onlar zevkle salih ameller işlerler.

    Darısı bizim başımıza deyip dosyamızı açalım.



    Allah’ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri



    1. Gaybe İman Ettikleri Görülür

    ‘Onlar gayba inanırlar…’ (Bakara: 2/3)

    Hem de öyle bir inanmışlardır ki, bu imanla ne rızık endişesi yaşarlar ne de kader noktasında takıntıları olur.

    Onlar sadece şunu söylerler;

    ‘Allah var, Problem yok!’



    2. İbadetlerini Vaktinde Yaptıkları Görülür

    Allah dostlarının kelime hazinesinde, belki de en az kullanılan kelimeler;

    ‘Yarın, sonra, hele bir bakalım, daha vakit var, emekli olduktan sonra, daha genciz’dir.

    İş öncesi,

    Onların en çok kullandığı kelimeler;

    ‘Şimdi, hemen, ne duruyorsun’dur.

    Herhangi bir infak talebinde kem küm yapmadan, yüz rengi değişmeden ve en az kullanılan cümleleri sarfetmeden elleri cebine gidiyorsa onda Allah’ın dostluk pırıltıları var demektir.

    Diğer ibadetlerde de hızlıdırlar;

    ‘Ve onlar ki namazlarına devam ederler. (korurlar). (Mü’minun: 23/9)

    Herhangi bir müslümanın başı sıkıştığında onu ilk arayan ve olay mahalline ilk gelen kişide Allah’ın dostu olma alametlerini görebilirsiniz.

    3. Namazlarında Huşu İçindedirler

    Allah dostları ikindiye on dakika kala öğlen namazlarını kılmaya çalışmazlar. İbadetleri vaktinde eda etmeye alışık oldukları ve ibadetlerinden zevk aldıkları için vaktin girmesini sabırsızlıkla beklerler.

    Ve namazla Allah’a yaklaşacaklarını bildikleri için namazlarında huşu içindedirler… Secde’yi çok iyi değerlendirirler…

    ‘Onlar ki namazlarında huşu içindedirler.’ (Mü’minun: 23/2)

    Camiye girerken, cami içinde gördüğünüz kişi sizden sonra camiden çıkarsa O’nda bu ayetin tecellisini görebilirsiniz.



    4. Onlar ki Boş ve Yararsız Şeylerden Uzaklaşırlar

    Allah-u Teala, dost seçtiği kişilere vaktin değerini ve önemini bir şekilde ilham etmiştir… O yüzden vakitlerini pirim getirmeyen işlerde harcamazlar…

    Geyik muhabbeti yapılan yerde ilk ayrılan, ecir pazarına ilk koşan kişiye dikkatli bakın…

    ‘Onlar ki; boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler’ (el-Mü’minun: 23/3)



    5. Onlar ki İffetlerini Korurlar

    Ne ferdi hayatlarında ne de ailevi hayatlarında en küçük bir iffetsizliğe rastlayamazsınız. Olabildiğince namuslarını korurlar…

    ‘Ve Onlar ki iffetlerini korurlar.’ (Mü’minun: 23/5)



    6. Onlar ki Emanetlerine ve Ahitlerine Riayet Ederler

    İnsanın aldıkları emanetleri korumaları, o insanı ya da aldığı emaneti çok sevdiğinden, ya da emanet sahibinden çok korktuğundan emaneti muhafaza etmez.

    Allah dostları, aldığı emanetin arkasında Allah’ı görürler… Ve koruyacaklarına dair Allah’a söz verirler…

    O yüzden oldukça hassastırlar… Aynı şekilde verdikleri sözde durmaları da Allah içindir.

    ‘Yine onlar ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.’ (Mü’minun: 23/8)



    7. Dünyevi Hiçbir Menfaat Beklemezler

    Hem ne diye beklesinler ki?.. Onlar, Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın şu hadisini tüm hücreleriyle sindirmişlerdir adeta;

    Ebu’l-Abbas Abdullah b. Abbas (radıyallahu anh) dedi ki: Bir gün Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın terkisinde idim. Şöyle buyurdu:

    “Ey oğul, ben sana bir kaç kelime öğreteyim. Allah haklarını koru ki, O da seni korusun. Hukukullahı gözet ki, O’nu karşında bulasın. Dileyecek olursan, Allah’tan dile. Yardım isteyecek olursan, Allah’tan yardım iste! Şunu bil ki, eğer bütün insanlar (en ufak) bir şey ile sana faydalı olmak için bir araya toplanacak olsalar Allah’ın senin için yazmış olduğundan başka bir şeyle fayda sağlayamazlar. Eğer sana her hangi bir şeyle zarar vermek için bir araya toplanacak olsalar, Allah’ın senin aleyhine yazmış olduğu bir şeyden başkasıyla sana zarar veremezler. (Çünkü) kalemler kaldırılmış sahifeler (in mürekkebi) kurumuştur.”

    Tüm imkan ve olanakları yaratan dururken, neden ikinci ele başvursunlar ki?

    Bu sebeple insanlardan dünyevi bir çıkar beklemezler.



    8. Dünyada Misafir Gibi Görünürler

    Ahiret endeksli bir hayat yaşadıkları için dünyaya pek yatırım yapmayı düşünmezler. İmtihan salonu olan bu dünyanın cazibesine pek kaptırmazlar kendilerini…

    Dert ve tasaları Rablerinin rızasını kazanmak olduğu için dünyevi dertleri problem etmezler. Konuşmalarında ve bire bir nasihatlerinde şu gerçek üzerinde dururlar:

    İbn Ömer, Allah Rasulu’nün kendisine şöyle dediğini nakletti:

    –Dünyada bir garip gibi ol veya geçici bir yolcu gibi ol.’ İbn Ömer dedi ki;

    ‘Sabahladığında akşamı bekleme, akşamladığında da sabahı bekleme.



    9. Lükse Önem Vermezler

    Cennette lüks bir hayat yaşamayı kafalarına koydukları için ihtiyaçları dışındakilerini yatırıma kullanarak;

    ‘… Sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. “İhtiyaçtan fazlasını” de…’ (Bakara: 2/219) ayetini yaşarlar… Yine, kitaplarında modaya yer yoktur ve israfı sevmezler…

    Hazreti Ömer (radıyallahu anh)’ın şu sözü başlığımızı yeterince aydınlatıyor:

    ‘Üç şey dışındakiler senin değildir. Yediğin, içtiğin ve giyip eskittiğin.’



    10. Ecir Avcısıdırlar

    Allah-u Teala, kendisine dost seçtiği insanlara bazı amelleri sevdirmiştir… Kimine, insanlara hizmet etme amelini sevdirmiş. Kimine ilim ruhunu, kimine infak bilincini, kimine gece ibadetlerini sevdirmiştir… Ama bazı Allah dostları var ki tabiri caizse tam bir ecir avcısıdırlar…

    Daha çok amel işlemek için pusuda beklerler… Gördükleri avı (ecir) asla ellerinden kaçırmak istemezler…

    Konumuza katkısı olur babından yaşadığım bir anıyı anlatayım:

    1997 yılında Beyazıt’taki dükkanımdan çıkıp Şirinevler’deki kesimhaneye gidecektim. Ben, arkadaşım ve Mısırlı misafiri üçümüz dükkandan çıktık. Benim elimde poşet ve içinde iki tane naylon çuval vardı. Toplam bir kilo bile gelmezdi.

    Dükkanımızla tramvay arası, yaklaşık 150 metre. Mısırlı kardeş, hızla elimden poşeti kaptı… Ne kadar zorladıysam da alamadım. Arkadaşım, bana:

    – Hiç kendini zorlama Feyzullah!.. Alamazsın! Bu söz üzerine direnmekten vazgeçtim. Tramvay durağına gelince poşetimi bana iade etti…

    İnanıyorum ki, defterine;

    ‘Kardeşine hizmet etti…’ diye yaz ıldı…

    Basitmiş gibi görünen bu ameli altı yıldır unutamamış olmam ecrin büyüklüğünü göstermez mi?



    11. İbadetlerinde Lezzet Alırlar

    Allah-u Teala, sevdiği kullarının cennetteki derecesini yükseltmek için imanlarını artırır. Artan iman da salih amellere yansır…

    Kur’an okurlar;

    Kur’an okumalarından aldıkları lezzet, diğer okurlardan farklı olur;

    ‘Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. (Kur’an okumak) Onların saygısını artırır.’ (İsra: 17/109)

    Namaz kılarlar;

    Kıldıkları namazlardan aldıkları lezzet başlarını döndürür.

    Okuyoruz;

    (Tabiinlerden) Müslim b. Yesar hakkında şöyle rivayet edilir;

    Müslim b. Yesar namazda iken az veya çok herhangi bir şeyle ilgilendiğini hiç görmedim. Bir gün mescidin bir kısmı yıkılmış çarşıdakiler panik göstermişler. Osman b. Yesar mescidde namaz kıldığı halde bu duruma hiç aldırış etmemişti. Şevzeb şöyle demiştir:

    –Müslim b. Yesar evde namaz kılacağı zaman ev halkına, “Konuşun… Ben, sizin konuştuklarınızı duymuyorum.” derdi. O eve geldiğinde ev halkı hiç konuşmaz, namaza durduğunda konuşur, gülerlerdi.

    Allah’ı zikrederler;

    Zikirleri diğer insanların zikirlerinden farklı olur;

    ‘Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi Cehennem azabından koru.’ (Ali İmran: 3/191)

    İnfak ederler;

    İnfak anlayışı diğer müslümanların infak anlayışından oldukça farklıdır;

    ‘… kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler…’ (Haşr: 59/9)



    12. Herkes Tarafından Sevilirler

    Bu başlığımızı daha önceki bölümlerde az da olsa açıklamıştık. Şimdi de bir insanın birçok kişi tarafından sevilmesini Allah’ın sevgisinin belirtileri başlığı altında inceleyelim.

    Allah-u Teala, kulları tarafından sevilince, sanki kullarına jest yapıyormuş gibi diğer insanların kalbine o kuluna karşı sevgi ilham eder…:

    Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan.

    Rasulûllah (sallallahu aleyhi vesellem) dedi ki;

    –‘Allah bir kulu sevdiğinde Cebrail’e söyler:

    –‘Ben filancayı seviyorum, sen de sev.

    Cebrail o filanı sever ve semadaki meleklere;

    –‘Rabbiniz, filancayı seviyor, ben de seviyorum siz de sevin’ der.

    Semadaki bütün meleklerde onu sever.

    Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi vesellem) dedi ki;

    –‘Yerde ona kabul defteri açılır. Birine kızdığı zaman da aynısını söyler.

    Bu, dünyadaki mükafattır… Tabi bir de cennetteki mükafat vardır ki, baş döndürür…

    Bir insanın diğer insanlar tarafından sevilmesi bazı nedenlere dayanır;

    1. Doğru sözlü olmaları

    2. Emanete ihanet etmemeleri

    3. İnsanların mallarında ve namuslarında gözleri olmamaları

    4. Tebessümlü olmaları

    5. Kavgacı ruhlu olmamaları

    6. Kendine ve çevresine saygılı olmaları vs.

    Bu tür vasıfları barınanlar insanların sevgisini üzerlerine çekerler…

    Bu tür vasıflara sahip olmakta Allah’ı sevip O’na dost olmakla mümkün olur ancak…

    Eğer çevreniz tarafından hiçbir menfaat beklenilmeden seviliyorsanız, bilin ki Allah da sizi seviyor.



    13. Konuşmalarında ‘Bence’ Kelimesine Pek Rastlanmaz.

    Akıllarını ‘vahye’ sattıkları için her konuda ‘vahye’ (Kur’an ve Sünnete) danışırlar. Herhangi bir konu için;

    “Allah buna ne der?

    Peygamber bu konu hakkında ne demiş?

    Ulemalarımızın görüşü ne?” diyerek pek de kendi görüşlerini beyan etmezler.

    ‘Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan ululemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasul’e götürün (Onların talimatlarına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (Nisa: 4/59)



    14. Allah’tan Başkasından Korkmazlar

    Allah dostları şu gerçeği çok iyi bilirler;

    Tüm dünya bir araya gelse, ancak Allah’ın takdir ettiği kadar zarar verebilirler…

    İşte bu gerçeğe iman etmiş olmaları, kalblerindeki Allah dışında tüm korkuları söküp atar…

    Neden korkacaklar?

    Başlarına gelmeyecek musibetin isabet etmesinden mi?.. Yazılmamışsa zaten kimse zarar veremez.

    Yazılmışsa da hiç kimse merhamete gelip o zararı def edemez…

    Onlar Allah’ı sevdiler ve bu sevgi diğer korkuların silinmesini sağladı.

    ‘Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven mü’minlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. (Hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar.) Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütuftur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir. (Maide: 5/54)

    Sevgi ve korkunun giriş ve çıkışları kalbde gerçekleşir… Kalbin tasarrufu kimin elinde?



    15. Dilleri Zikirle Islaktır

    Günün her saatinde ve her ortamda Allah’ın gücünü, büyüklüğünü ve sanatını gördükleri için hayranlıklarını dile getirirler…

    ‘Subhanallah’

    ‘Elhamdulillah’

    ‘Allahuekber’

    Allah’ın, zikredilmeyi çok sevdiğini bildikleri için dillerini en çok bu yönde kullanırlar…



    16. Saatlerini Gece 2.30’a Kurarlar

    O saatte kalktıklarını Allah’tan başkasının görmemesi için oldukça dikkat ederler. Gecenin mutluluğunu ve muhabbetini yalnızca Allah ile paylaşmak isterler.

    O saatlerin önemini Allah dostları bakınız nasıl dile getiriyorlar;

    Ata b.ebi Rabah;

    “Gece namazı, bedene ve bütün organlara kuvvettir. Bu namaza kalkan kimse, sevinçli ve huzurlu olur. Kalkmayan üzüntülü ve kalbi kırık olur. Kendini bir şey kaybetmez gibi hisseder. Gerçekten de o çok faydalı şey kaybetmiştir.

    Hazreti Ebu Bekir, son anlarının yaklaştığını hissedince, kendinden sonra halife olacak Hazreti Ömeri çağırarak şu vasiyette bulundu:

    “Ey Ömer! Allah’tan kork ve bil ki Allah’ın gece yerine getirilmesi gereken hakları var, onları gündüz kabul etmez; gündüz yapılması gereken hakları var onları da gece kabul etmez.

    Hazreti Ömer, çoğu gün uyuyacak zaman bulamadığı için, oturduğu yerde uyukladığı olurdu. “Gündüz uyusam halkın işlerini göremem, gece uyusam Allah’tan gelecek payımdan mahrum kalırım” derdi.

    Selman-ı Farisi, gece karanlığında namaz kılmaya başlar, yorulduğunda ise dille zikreder, yine yorulunca ağlar, bundan da yorulunca ayet ve azamet-i ilahiyyeyi tefekkür ederdi. Sonra kendi kendine “İstirahat ettin, haydi kalk!” der ve namaza devam ederdi. Bir süre namaz kıldıktan sonra “İstirahat ettin, artık zikir yap!” der ve zikre başlardı. Böylece gecesini hep namaz, zikir ve tefekkürle geçirirdi.

    Allahû Teâlâ’nın, bir insana gece vaktini sevimli kılması demek; O insana birçok lutufta bulunmuş demektir….

    İşte bu yüzden; saatlerini çoğunun kurmadığı bir saate kurarlar…



    17. Yürüyen Kur’an Çağrışımı Yaparlar.

    Allah’a dost olan bir insan, Allah’ın emir ve yasaklarının dışına çıkmaz. Allah’a olan itaatlerini amelleriyle ispat etmeye çalışır.

    Bunun için, Kur’an’dan aldıkları her on ayeti yaşadıktan/pratiğini yaptıktan sonra bir on ayet daha alırlar… Gün gelir, kağıt üzerindeki ayetler insan amelinde sergilenir…

    İşte Allah dostları, konuşmalarıyla, görüşmeleriyle, nasihatlarıyla, üzülmeleriyle, ticaretleriyle, komşuluk ilişkileriyle, adaletli oluşlarıyla, edepli oluşlarıyla, kardeşlik hukukunu gözetmeleriyle, yardımlaşmalarıyla, adeta Kur’an’dan inciler sergilerler…

    Onlar, insanlar için iyi bir Kur’an fihristidirler… İstediğin ayeti onların amellerinde bulabilirsiniz…

    Ne mutlu O Allah dostlarına ki Kur’an’ı bedenlerine giydirdiler…



    18. Hiç Kimsenin Kınamasından Çekinmezler

    Allah’ın tüm insanlara tavsiye ettiği bu büyük dini seçerken hiç kimseye danışmayan Allah dostları hiç kimsenin kınamasına da kulak vermezler… Çünkü, Allah ile yapmış oldukları dostluk sözleşmesinde şu ibarelerin altına imza atmışlardır:

    1. Senden başka hiçbir ilah yoktur Allah’ım!

    2. Tüm canlıların rızkını Sen verirsin!

    3. Her şey Senin kontrolünde

    4. Senin ya da bir başkasının rızası arasında kaldığımda, senin rızan diyeceğim.

    İşte bu yüzden hiç kimsenin kınamalarına aldırış etmezler ve korkmazlar…

    Eğer haklı olduklarına inanıyorlarsa, çürütücü deliller dışında hiçbir göç onların kararını bozamaz! (Allah’ın izniyle).



    19. Canlarını Her An Vermeye Hazırdırlar

    Allah’a dost olmaya çalışan bir insan, her an patlamaya hazır bir bomba olan bir insandır. Ecir avcısı olarak da tanınan Allah dostları, nefse en ağır gelen amellere de talip olurlar;

    ‘Mü’minler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip O yolda canını vermiştir; kimi de (şehidliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde sözlerini değiştirmemişlerdir. (Ahzap: 33/23)

    Bir an önce gerçek dosta kavuşabilmenin hesabını yaparlar… Bu arzu ve istekleri hem çokça salih amel işlemelerini sağlar hem de şehadet kervanına katılmadan önce rezervasyon yaparlar… Adları okunduğunda;

    ‘Tüm imanım ve aşkımla, işte buradayım’ derler.



    20. Yoklukta Bile Varlıklı Görünürler.

    Allah dostları, yokluk zamanlarının en iyi ilacı olan sabır ve tevekkülü kullanırlar… Hiçbir şekilde insanların ellerine bakmazlar… Taleplerini gerçek dosttan yana kullanırlar… Böylelikle onurlu ve izzetli bir şekilde hayatlarına devam etmiş olurlar.



    21. Kardeşlerini Kendi Nefislerine Tercih Ederler.

    Bu tercihleri Allah’a olan sevgilerinden kaynaklanır. Allah dostları için bir kardeşe hizmet etmek demek, Allah’a hizmet etmek demektir.

    Allah’a karşı sevgi ve saygıları; kardeşleri için her türlü riski göze alacak kadar ileridedir.

    Bu paragrafı okurken, inanıyorum ki birçoklarınızın aklına Uhud’da tarihe altın harflerle işlenen kardeşlik örneği aklınıza geldi. Uhud’da ne olmuştu?

    Uhud’da, yaralı mücahidler, ihtiyacı olduğu halde kendilerine uzatılan suyu içmeyip diğer kardeşlere verilmesini istemişlerdir. Onlar da aynı fedakarlığı gösterip diğer kardeşe verilmesini istemişlerdir… Yaralıların hepsi şehid olur, su bardakta kalır…

    Allahû Ekber!

    Bir insan nasıl olur da kardeşini nefsine tercih eder? Nedir bu işin sırrı?

    Bir Allah dostu bunu şöyle açıkladı.

    Müslüman kardeşin, birçok soruları barındıran imtihan sorundur. Çözdükçe Allah’ın rızasını kazanırsın. Yani müslüman kardeşinin arkasında Allah’ı göreceksin.

    Durum böyle olunca o müslüman, gözünde değer kazanır. O müslümanı kırmak istemezsin… Soruyu beğenmeyen bir öğrenci nasıl başarılı olabilir ki?

    Müslümanı sev, Allah da seni sevsin.

    Müslümanın kusurunu gizle, Allah da senin kusurlarını gizlesin.

    Müslümanın ihtiyacını karşıla, Allah da senin ihtiyacını karşılasın.

    Müslümana ikram et, Allah da sana ikram etsin.

    Müslümanı nefsine tercih et, Allah da sana değer versin.

    Hiçbir menfaat beklemeden yaranıza kan veren bir müslüman görürseniz, biliniz ki Allah size dostunu göndermiş de ders almanızı istemiş.



    22. Hücrelerinde Kibir Virüsüne Rastlanmaz.

    Kibirlenmeyi hak edecek hiçbir malzemeye sahip olmadıklarını bildikleri için kibirlenmenin yanından bile geçmezler.

    Kibirlenenlerin akibetinin ne olacağını adı gibi bilirler;

    ‘Onlara: İçinde ebedi kalacağınız cehennemin kapılarından girin; kibirlenenlerin yeri ne kötü! denilir.’ (Zümer: 39/72)



    23. Bulundukları Her Ortamda Allah’ın Rızasını Ararlar.

    Susmaları gereken yerde konuşmazlar, konuşmaları gereken yerde de kesinlikle susmayı tercih etmezler…

    Kalkmaları gereken yerde kalkarlar, beklemeleri gereken yerden de bir yere ayrılmazlar… Yeter ki O amellerde Allah’ın onayı olsun!



    24. Sabır Ve Şükür, Hayatlarının Vazgeçilmez İkilisidir.

    Allah’ın; hangi vasıfları taşıyan müslümanları sevdiğini bildikleri için sonunda sabrı getiren amelleri işlemeye çalışırlar… Ve bir şekilde sıkıntılı bir hayat yaşarlar… Hiçbir zaman dil ile ya da surat asarak isyana girmezler…

    Herhangi bir maddi ya da manevi sıkıntı içinde görürseniz, sorun onlara;

    –Nasılsınız? verecekleri cevap;

    –Elhamdulillah, İyiyim. Daha da beteri olabilirdi. Her halukârda elhamdulillah’ olur.

    İşte O Allah dostuna sıkı sıkı sarılın… Çünkü O size tevekkül, teslimiyet ve sabır dersi vermiştir.



    25. Vakitlerine Değer Verirler.

    Zamanla yarıştıklarını bilirler… Sol tarafındaki meleği yormamak! için vakitlerini boşa harcamazlar. Onları her an bir işte görürsünüz… Hayatları dolu doludur…

    Bir işi bitirince diğerine başlarlar… Tembel değillerdir. Özellikle de Allah’a daha çok yaklaştıracak amellerin hangi vakte denk geldiklerini bildikleri için hayatlarını O vakte ayarlarlar…



    Sonuç

    Allah’a dost olmaya çalışan bir müslüman olarak derim ki;

    Allah, sizi kendisine dost olmaya zorlamıyor. Bu konuda oldukça serbestsiniz. İster Allah’ı ve dostlarını dost edinin ister başkalarını… Ama unutmayın ki başkaları sınıfındaki dostlar babanız ya da en yakınınız da olsalar şeytanın dostlarıdırlar…

    Çünkü Allah ve dostları dışındaki tüm dostluklar Şeytani olarak adlandırılır.

    Eğer Allah’a dost olmaya karar vermişseniz unutmayın ki; Bu saate kadar ne kadar çok günah işlemiş de olsanız Allah’a dost olabilme olasılığı her zaman yüksektir.

    - Allah ile kurulacak olan dostluğun önündeki engelleri tesbit edip gerekli önlemleri almak dostluk yönünde önemli bir adımdır… Makalemizde verdiğimiz başlıklar yeterli olmayabilir. Size tavsiyem Allah ile aranızdaki engelleri tesbit edin…

    -Allah ile dostluk nasıl kurulabilir başlığı altındaki yazılarla sınırlı kalmayın… Başka vesileler de arayın…

    - Allah ile kurulacak dostluğun getirisini ve O’na dost olamamanın götürüsünü iyi bilin ki vereceğiniz dostluk kararı sağlam olsun.

    - Allah’ın, kullarına dost olmasının belirtilerini kendi nefislerinizde tecelli ettirmeye çalışın…

    Allah ile dostluğumuzun önündeki engelleri bir bir aşıp O’na dost olabilmemiz duasıyla….




    Özgür Veysel Punar | 16/05/2006. | SIZDEN GELENLER



  2. 11.Mayıs.2015, 18:48
    1
    Mum Ve Merhem Olabilmek..



    Allah’ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri


    İnsanın aklına mutlaka gelir;



    –‘Allah’a dost olmak için ellerimden geleni yaptım diyelim… Peki, dostluğun; tarafından kabul görüldüğünü nasıl anlayacağım? Yok mu bunun belirtileri?

    İlla ki var!

    Kur’an-ı Kerim’de;

    –‘Onlar ki…’ diye başlayan bütün ayetler Allah dostlarının vasıflarını sıralar…

    Kitabımızın bu bölümünde; Allah’ın kuluna dost olmasının belirtilerini maddeler halinde göreceğiz.

    Her başlığı uzun uzadıya açıklayamayacağım. Bir iki ayet, hadis ve Allah dostlarının yaşantılarından anektodlar düşeceğim… Şunu da unutmayalım ki, Allah-u Teala dost seçtiği kişilere bazı amelleri sevdirmiştir. O yüzden onlar zevkle salih ameller işlerler.

    Darısı bizim başımıza deyip dosyamızı açalım.



    Allah’ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri



    1. Gaybe İman Ettikleri Görülür

    ‘Onlar gayba inanırlar…’ (Bakara: 2/3)

    Hem de öyle bir inanmışlardır ki, bu imanla ne rızık endişesi yaşarlar ne de kader noktasında takıntıları olur.

    Onlar sadece şunu söylerler;

    ‘Allah var, Problem yok!’



    2. İbadetlerini Vaktinde Yaptıkları Görülür

    Allah dostlarının kelime hazinesinde, belki de en az kullanılan kelimeler;

    ‘Yarın, sonra, hele bir bakalım, daha vakit var, emekli olduktan sonra, daha genciz’dir.

    İş öncesi,

    Onların en çok kullandığı kelimeler;

    ‘Şimdi, hemen, ne duruyorsun’dur.

    Herhangi bir infak talebinde kem küm yapmadan, yüz rengi değişmeden ve en az kullanılan cümleleri sarfetmeden elleri cebine gidiyorsa onda Allah’ın dostluk pırıltıları var demektir.

    Diğer ibadetlerde de hızlıdırlar;

    ‘Ve onlar ki namazlarına devam ederler. (korurlar). (Mü’minun: 23/9)

    Herhangi bir müslümanın başı sıkıştığında onu ilk arayan ve olay mahalline ilk gelen kişide Allah’ın dostu olma alametlerini görebilirsiniz.

    3. Namazlarında Huşu İçindedirler

    Allah dostları ikindiye on dakika kala öğlen namazlarını kılmaya çalışmazlar. İbadetleri vaktinde eda etmeye alışık oldukları ve ibadetlerinden zevk aldıkları için vaktin girmesini sabırsızlıkla beklerler.

    Ve namazla Allah’a yaklaşacaklarını bildikleri için namazlarında huşu içindedirler… Secde’yi çok iyi değerlendirirler…

    ‘Onlar ki namazlarında huşu içindedirler.’ (Mü’minun: 23/2)

    Camiye girerken, cami içinde gördüğünüz kişi sizden sonra camiden çıkarsa O’nda bu ayetin tecellisini görebilirsiniz.



    4. Onlar ki Boş ve Yararsız Şeylerden Uzaklaşırlar

    Allah-u Teala, dost seçtiği kişilere vaktin değerini ve önemini bir şekilde ilham etmiştir… O yüzden vakitlerini pirim getirmeyen işlerde harcamazlar…

    Geyik muhabbeti yapılan yerde ilk ayrılan, ecir pazarına ilk koşan kişiye dikkatli bakın…

    ‘Onlar ki; boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler’ (el-Mü’minun: 23/3)



    5. Onlar ki İffetlerini Korurlar

    Ne ferdi hayatlarında ne de ailevi hayatlarında en küçük bir iffetsizliğe rastlayamazsınız. Olabildiğince namuslarını korurlar…

    ‘Ve Onlar ki iffetlerini korurlar.’ (Mü’minun: 23/5)



    6. Onlar ki Emanetlerine ve Ahitlerine Riayet Ederler

    İnsanın aldıkları emanetleri korumaları, o insanı ya da aldığı emaneti çok sevdiğinden, ya da emanet sahibinden çok korktuğundan emaneti muhafaza etmez.

    Allah dostları, aldığı emanetin arkasında Allah’ı görürler… Ve koruyacaklarına dair Allah’a söz verirler…

    O yüzden oldukça hassastırlar… Aynı şekilde verdikleri sözde durmaları da Allah içindir.

    ‘Yine onlar ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.’ (Mü’minun: 23/8)



    7. Dünyevi Hiçbir Menfaat Beklemezler

    Hem ne diye beklesinler ki?.. Onlar, Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın şu hadisini tüm hücreleriyle sindirmişlerdir adeta;

    Ebu’l-Abbas Abdullah b. Abbas (radıyallahu anh) dedi ki: Bir gün Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın terkisinde idim. Şöyle buyurdu:

    “Ey oğul, ben sana bir kaç kelime öğreteyim. Allah haklarını koru ki, O da seni korusun. Hukukullahı gözet ki, O’nu karşında bulasın. Dileyecek olursan, Allah’tan dile. Yardım isteyecek olursan, Allah’tan yardım iste! Şunu bil ki, eğer bütün insanlar (en ufak) bir şey ile sana faydalı olmak için bir araya toplanacak olsalar Allah’ın senin için yazmış olduğundan başka bir şeyle fayda sağlayamazlar. Eğer sana her hangi bir şeyle zarar vermek için bir araya toplanacak olsalar, Allah’ın senin aleyhine yazmış olduğu bir şeyden başkasıyla sana zarar veremezler. (Çünkü) kalemler kaldırılmış sahifeler (in mürekkebi) kurumuştur.”

    Tüm imkan ve olanakları yaratan dururken, neden ikinci ele başvursunlar ki?

    Bu sebeple insanlardan dünyevi bir çıkar beklemezler.



    8. Dünyada Misafir Gibi Görünürler

    Ahiret endeksli bir hayat yaşadıkları için dünyaya pek yatırım yapmayı düşünmezler. İmtihan salonu olan bu dünyanın cazibesine pek kaptırmazlar kendilerini…

    Dert ve tasaları Rablerinin rızasını kazanmak olduğu için dünyevi dertleri problem etmezler. Konuşmalarında ve bire bir nasihatlerinde şu gerçek üzerinde dururlar:

    İbn Ömer, Allah Rasulu’nün kendisine şöyle dediğini nakletti:

    –Dünyada bir garip gibi ol veya geçici bir yolcu gibi ol.’ İbn Ömer dedi ki;

    ‘Sabahladığında akşamı bekleme, akşamladığında da sabahı bekleme.



    9. Lükse Önem Vermezler

    Cennette lüks bir hayat yaşamayı kafalarına koydukları için ihtiyaçları dışındakilerini yatırıma kullanarak;

    ‘… Sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. “İhtiyaçtan fazlasını” de…’ (Bakara: 2/219) ayetini yaşarlar… Yine, kitaplarında modaya yer yoktur ve israfı sevmezler…

    Hazreti Ömer (radıyallahu anh)’ın şu sözü başlığımızı yeterince aydınlatıyor:

    ‘Üç şey dışındakiler senin değildir. Yediğin, içtiğin ve giyip eskittiğin.’



    10. Ecir Avcısıdırlar

    Allah-u Teala, kendisine dost seçtiği insanlara bazı amelleri sevdirmiştir… Kimine, insanlara hizmet etme amelini sevdirmiş. Kimine ilim ruhunu, kimine infak bilincini, kimine gece ibadetlerini sevdirmiştir… Ama bazı Allah dostları var ki tabiri caizse tam bir ecir avcısıdırlar…

    Daha çok amel işlemek için pusuda beklerler… Gördükleri avı (ecir) asla ellerinden kaçırmak istemezler…

    Konumuza katkısı olur babından yaşadığım bir anıyı anlatayım:

    1997 yılında Beyazıt’taki dükkanımdan çıkıp Şirinevler’deki kesimhaneye gidecektim. Ben, arkadaşım ve Mısırlı misafiri üçümüz dükkandan çıktık. Benim elimde poşet ve içinde iki tane naylon çuval vardı. Toplam bir kilo bile gelmezdi.

    Dükkanımızla tramvay arası, yaklaşık 150 metre. Mısırlı kardeş, hızla elimden poşeti kaptı… Ne kadar zorladıysam da alamadım. Arkadaşım, bana:

    – Hiç kendini zorlama Feyzullah!.. Alamazsın! Bu söz üzerine direnmekten vazgeçtim. Tramvay durağına gelince poşetimi bana iade etti…

    İnanıyorum ki, defterine;

    ‘Kardeşine hizmet etti…’ diye yaz ıldı…

    Basitmiş gibi görünen bu ameli altı yıldır unutamamış olmam ecrin büyüklüğünü göstermez mi?



    11. İbadetlerinde Lezzet Alırlar

    Allah-u Teala, sevdiği kullarının cennetteki derecesini yükseltmek için imanlarını artırır. Artan iman da salih amellere yansır…

    Kur’an okurlar;

    Kur’an okumalarından aldıkları lezzet, diğer okurlardan farklı olur;

    ‘Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. (Kur’an okumak) Onların saygısını artırır.’ (İsra: 17/109)

    Namaz kılarlar;

    Kıldıkları namazlardan aldıkları lezzet başlarını döndürür.

    Okuyoruz;

    (Tabiinlerden) Müslim b. Yesar hakkında şöyle rivayet edilir;

    Müslim b. Yesar namazda iken az veya çok herhangi bir şeyle ilgilendiğini hiç görmedim. Bir gün mescidin bir kısmı yıkılmış çarşıdakiler panik göstermişler. Osman b. Yesar mescidde namaz kıldığı halde bu duruma hiç aldırış etmemişti. Şevzeb şöyle demiştir:

    –Müslim b. Yesar evde namaz kılacağı zaman ev halkına, “Konuşun… Ben, sizin konuştuklarınızı duymuyorum.” derdi. O eve geldiğinde ev halkı hiç konuşmaz, namaza durduğunda konuşur, gülerlerdi.

    Allah’ı zikrederler;

    Zikirleri diğer insanların zikirlerinden farklı olur;

    ‘Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi Cehennem azabından koru.’ (Ali İmran: 3/191)

    İnfak ederler;

    İnfak anlayışı diğer müslümanların infak anlayışından oldukça farklıdır;

    ‘… kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler…’ (Haşr: 59/9)



    12. Herkes Tarafından Sevilirler

    Bu başlığımızı daha önceki bölümlerde az da olsa açıklamıştık. Şimdi de bir insanın birçok kişi tarafından sevilmesini Allah’ın sevgisinin belirtileri başlığı altında inceleyelim.

    Allah-u Teala, kulları tarafından sevilince, sanki kullarına jest yapıyormuş gibi diğer insanların kalbine o kuluna karşı sevgi ilham eder…:

    Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan.

    Rasulûllah (sallallahu aleyhi vesellem) dedi ki;

    –‘Allah bir kulu sevdiğinde Cebrail’e söyler:

    –‘Ben filancayı seviyorum, sen de sev.

    Cebrail o filanı sever ve semadaki meleklere;

    –‘Rabbiniz, filancayı seviyor, ben de seviyorum siz de sevin’ der.

    Semadaki bütün meleklerde onu sever.

    Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi vesellem) dedi ki;

    –‘Yerde ona kabul defteri açılır. Birine kızdığı zaman da aynısını söyler.

    Bu, dünyadaki mükafattır… Tabi bir de cennetteki mükafat vardır ki, baş döndürür…

    Bir insanın diğer insanlar tarafından sevilmesi bazı nedenlere dayanır;

    1. Doğru sözlü olmaları

    2. Emanete ihanet etmemeleri

    3. İnsanların mallarında ve namuslarında gözleri olmamaları

    4. Tebessümlü olmaları

    5. Kavgacı ruhlu olmamaları

    6. Kendine ve çevresine saygılı olmaları vs.

    Bu tür vasıfları barınanlar insanların sevgisini üzerlerine çekerler…

    Bu tür vasıflara sahip olmakta Allah’ı sevip O’na dost olmakla mümkün olur ancak…

    Eğer çevreniz tarafından hiçbir menfaat beklenilmeden seviliyorsanız, bilin ki Allah da sizi seviyor.



    13. Konuşmalarında ‘Bence’ Kelimesine Pek Rastlanmaz.

    Akıllarını ‘vahye’ sattıkları için her konuda ‘vahye’ (Kur’an ve Sünnete) danışırlar. Herhangi bir konu için;

    “Allah buna ne der?

    Peygamber bu konu hakkında ne demiş?

    Ulemalarımızın görüşü ne?” diyerek pek de kendi görüşlerini beyan etmezler.

    ‘Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan ululemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasul’e götürün (Onların talimatlarına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (Nisa: 4/59)



    14. Allah’tan Başkasından Korkmazlar

    Allah dostları şu gerçeği çok iyi bilirler;

    Tüm dünya bir araya gelse, ancak Allah’ın takdir ettiği kadar zarar verebilirler…

    İşte bu gerçeğe iman etmiş olmaları, kalblerindeki Allah dışında tüm korkuları söküp atar…

    Neden korkacaklar?

    Başlarına gelmeyecek musibetin isabet etmesinden mi?.. Yazılmamışsa zaten kimse zarar veremez.

    Yazılmışsa da hiç kimse merhamete gelip o zararı def edemez…

    Onlar Allah’ı sevdiler ve bu sevgi diğer korkuların silinmesini sağladı.

    ‘Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven mü’minlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. (Hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar.) Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütuftur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir. (Maide: 5/54)

    Sevgi ve korkunun giriş ve çıkışları kalbde gerçekleşir… Kalbin tasarrufu kimin elinde?



    15. Dilleri Zikirle Islaktır

    Günün her saatinde ve her ortamda Allah’ın gücünü, büyüklüğünü ve sanatını gördükleri için hayranlıklarını dile getirirler…

    ‘Subhanallah’

    ‘Elhamdulillah’

    ‘Allahuekber’

    Allah’ın, zikredilmeyi çok sevdiğini bildikleri için dillerini en çok bu yönde kullanırlar…



    16. Saatlerini Gece 2.30’a Kurarlar

    O saatte kalktıklarını Allah’tan başkasının görmemesi için oldukça dikkat ederler. Gecenin mutluluğunu ve muhabbetini yalnızca Allah ile paylaşmak isterler.

    O saatlerin önemini Allah dostları bakınız nasıl dile getiriyorlar;

    Ata b.ebi Rabah;

    “Gece namazı, bedene ve bütün organlara kuvvettir. Bu namaza kalkan kimse, sevinçli ve huzurlu olur. Kalkmayan üzüntülü ve kalbi kırık olur. Kendini bir şey kaybetmez gibi hisseder. Gerçekten de o çok faydalı şey kaybetmiştir.

    Hazreti Ebu Bekir, son anlarının yaklaştığını hissedince, kendinden sonra halife olacak Hazreti Ömeri çağırarak şu vasiyette bulundu:

    “Ey Ömer! Allah’tan kork ve bil ki Allah’ın gece yerine getirilmesi gereken hakları var, onları gündüz kabul etmez; gündüz yapılması gereken hakları var onları da gece kabul etmez.

    Hazreti Ömer, çoğu gün uyuyacak zaman bulamadığı için, oturduğu yerde uyukladığı olurdu. “Gündüz uyusam halkın işlerini göremem, gece uyusam Allah’tan gelecek payımdan mahrum kalırım” derdi.

    Selman-ı Farisi, gece karanlığında namaz kılmaya başlar, yorulduğunda ise dille zikreder, yine yorulunca ağlar, bundan da yorulunca ayet ve azamet-i ilahiyyeyi tefekkür ederdi. Sonra kendi kendine “İstirahat ettin, haydi kalk!” der ve namaza devam ederdi. Bir süre namaz kıldıktan sonra “İstirahat ettin, artık zikir yap!” der ve zikre başlardı. Böylece gecesini hep namaz, zikir ve tefekkürle geçirirdi.

    Allahû Teâlâ’nın, bir insana gece vaktini sevimli kılması demek; O insana birçok lutufta bulunmuş demektir….

    İşte bu yüzden; saatlerini çoğunun kurmadığı bir saate kurarlar…



    17. Yürüyen Kur’an Çağrışımı Yaparlar.

    Allah’a dost olan bir insan, Allah’ın emir ve yasaklarının dışına çıkmaz. Allah’a olan itaatlerini amelleriyle ispat etmeye çalışır.

    Bunun için, Kur’an’dan aldıkları her on ayeti yaşadıktan/pratiğini yaptıktan sonra bir on ayet daha alırlar… Gün gelir, kağıt üzerindeki ayetler insan amelinde sergilenir…

    İşte Allah dostları, konuşmalarıyla, görüşmeleriyle, nasihatlarıyla, üzülmeleriyle, ticaretleriyle, komşuluk ilişkileriyle, adaletli oluşlarıyla, edepli oluşlarıyla, kardeşlik hukukunu gözetmeleriyle, yardımlaşmalarıyla, adeta Kur’an’dan inciler sergilerler…

    Onlar, insanlar için iyi bir Kur’an fihristidirler… İstediğin ayeti onların amellerinde bulabilirsiniz…

    Ne mutlu O Allah dostlarına ki Kur’an’ı bedenlerine giydirdiler…



    18. Hiç Kimsenin Kınamasından Çekinmezler

    Allah’ın tüm insanlara tavsiye ettiği bu büyük dini seçerken hiç kimseye danışmayan Allah dostları hiç kimsenin kınamasına da kulak vermezler… Çünkü, Allah ile yapmış oldukları dostluk sözleşmesinde şu ibarelerin altına imza atmışlardır:

    1. Senden başka hiçbir ilah yoktur Allah’ım!

    2. Tüm canlıların rızkını Sen verirsin!

    3. Her şey Senin kontrolünde

    4. Senin ya da bir başkasının rızası arasında kaldığımda, senin rızan diyeceğim.

    İşte bu yüzden hiç kimsenin kınamalarına aldırış etmezler ve korkmazlar…

    Eğer haklı olduklarına inanıyorlarsa, çürütücü deliller dışında hiçbir göç onların kararını bozamaz! (Allah’ın izniyle).



    19. Canlarını Her An Vermeye Hazırdırlar

    Allah’a dost olmaya çalışan bir insan, her an patlamaya hazır bir bomba olan bir insandır. Ecir avcısı olarak da tanınan Allah dostları, nefse en ağır gelen amellere de talip olurlar;

    ‘Mü’minler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip O yolda canını vermiştir; kimi de (şehidliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde sözlerini değiştirmemişlerdir. (Ahzap: 33/23)

    Bir an önce gerçek dosta kavuşabilmenin hesabını yaparlar… Bu arzu ve istekleri hem çokça salih amel işlemelerini sağlar hem de şehadet kervanına katılmadan önce rezervasyon yaparlar… Adları okunduğunda;

    ‘Tüm imanım ve aşkımla, işte buradayım’ derler.



    20. Yoklukta Bile Varlıklı Görünürler.

    Allah dostları, yokluk zamanlarının en iyi ilacı olan sabır ve tevekkülü kullanırlar… Hiçbir şekilde insanların ellerine bakmazlar… Taleplerini gerçek dosttan yana kullanırlar… Böylelikle onurlu ve izzetli bir şekilde hayatlarına devam etmiş olurlar.



    21. Kardeşlerini Kendi Nefislerine Tercih Ederler.

    Bu tercihleri Allah’a olan sevgilerinden kaynaklanır. Allah dostları için bir kardeşe hizmet etmek demek, Allah’a hizmet etmek demektir.

    Allah’a karşı sevgi ve saygıları; kardeşleri için her türlü riski göze alacak kadar ileridedir.

    Bu paragrafı okurken, inanıyorum ki birçoklarınızın aklına Uhud’da tarihe altın harflerle işlenen kardeşlik örneği aklınıza geldi. Uhud’da ne olmuştu?

    Uhud’da, yaralı mücahidler, ihtiyacı olduğu halde kendilerine uzatılan suyu içmeyip diğer kardeşlere verilmesini istemişlerdir. Onlar da aynı fedakarlığı gösterip diğer kardeşe verilmesini istemişlerdir… Yaralıların hepsi şehid olur, su bardakta kalır…

    Allahû Ekber!

    Bir insan nasıl olur da kardeşini nefsine tercih eder? Nedir bu işin sırrı?

    Bir Allah dostu bunu şöyle açıkladı.

    Müslüman kardeşin, birçok soruları barındıran imtihan sorundur. Çözdükçe Allah’ın rızasını kazanırsın. Yani müslüman kardeşinin arkasında Allah’ı göreceksin.

    Durum böyle olunca o müslüman, gözünde değer kazanır. O müslümanı kırmak istemezsin… Soruyu beğenmeyen bir öğrenci nasıl başarılı olabilir ki?

    Müslümanı sev, Allah da seni sevsin.

    Müslümanın kusurunu gizle, Allah da senin kusurlarını gizlesin.

    Müslümanın ihtiyacını karşıla, Allah da senin ihtiyacını karşılasın.

    Müslümana ikram et, Allah da sana ikram etsin.

    Müslümanı nefsine tercih et, Allah da sana değer versin.

    Hiçbir menfaat beklemeden yaranıza kan veren bir müslüman görürseniz, biliniz ki Allah size dostunu göndermiş de ders almanızı istemiş.



    22. Hücrelerinde Kibir Virüsüne Rastlanmaz.

    Kibirlenmeyi hak edecek hiçbir malzemeye sahip olmadıklarını bildikleri için kibirlenmenin yanından bile geçmezler.

    Kibirlenenlerin akibetinin ne olacağını adı gibi bilirler;

    ‘Onlara: İçinde ebedi kalacağınız cehennemin kapılarından girin; kibirlenenlerin yeri ne kötü! denilir.’ (Zümer: 39/72)



    23. Bulundukları Her Ortamda Allah’ın Rızasını Ararlar.

    Susmaları gereken yerde konuşmazlar, konuşmaları gereken yerde de kesinlikle susmayı tercih etmezler…

    Kalkmaları gereken yerde kalkarlar, beklemeleri gereken yerden de bir yere ayrılmazlar… Yeter ki O amellerde Allah’ın onayı olsun!



    24. Sabır Ve Şükür, Hayatlarının Vazgeçilmez İkilisidir.

    Allah’ın; hangi vasıfları taşıyan müslümanları sevdiğini bildikleri için sonunda sabrı getiren amelleri işlemeye çalışırlar… Ve bir şekilde sıkıntılı bir hayat yaşarlar… Hiçbir zaman dil ile ya da surat asarak isyana girmezler…

    Herhangi bir maddi ya da manevi sıkıntı içinde görürseniz, sorun onlara;

    –Nasılsınız? verecekleri cevap;

    –Elhamdulillah, İyiyim. Daha da beteri olabilirdi. Her halukârda elhamdulillah’ olur.

    İşte O Allah dostuna sıkı sıkı sarılın… Çünkü O size tevekkül, teslimiyet ve sabır dersi vermiştir.



    25. Vakitlerine Değer Verirler.

    Zamanla yarıştıklarını bilirler… Sol tarafındaki meleği yormamak! için vakitlerini boşa harcamazlar. Onları her an bir işte görürsünüz… Hayatları dolu doludur…

    Bir işi bitirince diğerine başlarlar… Tembel değillerdir. Özellikle de Allah’a daha çok yaklaştıracak amellerin hangi vakte denk geldiklerini bildikleri için hayatlarını O vakte ayarlarlar…



    Sonuç

    Allah’a dost olmaya çalışan bir müslüman olarak derim ki;

    Allah, sizi kendisine dost olmaya zorlamıyor. Bu konuda oldukça serbestsiniz. İster Allah’ı ve dostlarını dost edinin ister başkalarını… Ama unutmayın ki başkaları sınıfındaki dostlar babanız ya da en yakınınız da olsalar şeytanın dostlarıdırlar…

    Çünkü Allah ve dostları dışındaki tüm dostluklar Şeytani olarak adlandırılır.

    Eğer Allah’a dost olmaya karar vermişseniz unutmayın ki; Bu saate kadar ne kadar çok günah işlemiş de olsanız Allah’a dost olabilme olasılığı her zaman yüksektir.

    - Allah ile kurulacak olan dostluğun önündeki engelleri tesbit edip gerekli önlemleri almak dostluk yönünde önemli bir adımdır… Makalemizde verdiğimiz başlıklar yeterli olmayabilir. Size tavsiyem Allah ile aranızdaki engelleri tesbit edin…

    -Allah ile dostluk nasıl kurulabilir başlığı altındaki yazılarla sınırlı kalmayın… Başka vesileler de arayın…

    - Allah ile kurulacak dostluğun getirisini ve O’na dost olamamanın götürüsünü iyi bilin ki vereceğiniz dostluk kararı sağlam olsun.

    - Allah’ın, kullarına dost olmasının belirtilerini kendi nefislerinizde tecelli ettirmeye çalışın…

    Allah ile dostluğumuzun önündeki engelleri bir bir aşıp O’na dost olabilmemiz duasıyla….




    Özgür Veysel Punar | 16/05/2006. | SIZDEN GELENLER



    Benzer Konular

    - Allah kuluna kâfi değil mi?

    - Allah hastalığı sevdiği kuluna verir

    - Allah (c.c) kuluna naz yapar mı ?

    - Allah kuluna cenneti haram eder mi ?

    - Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır Şüp

  3. 12.Temmuz.2015, 12:47
    2
    Misafir

    Cevap: Allah'ın Kuluna Dost Olmasının Belirtileri




    Bu dediklerinizi yapıyoruz diyelim ama kul hakkı var üzerimizde diyelim gene de Allah'ın dostlarından olabilir miyiz?


  4. 12.Temmuz.2015, 12:47
    2
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Bu dediklerinizi yapıyoruz diyelim ama kul hakkı var üzerimizde diyelim gene de Allah'ın dostlarından olabilir miyiz?





+ Yorum Gönder