Konusunu Oylayın.: İntifada Öyküleri: Haklıydın Usta

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İntifada Öyküleri: Haklıydın Usta
  1. 04.Ocak.2009, 23:51
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,996
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    İntifada Öyküleri: Haklıydın Usta






    İntifada Öyküleri: Haklıydın Usta Mumsema Haklıydın Usta


    Son parçayı da kamyonete yükledikten sonra, durup eşyalarına baktı. Evinin yüklenme işi tamamdı.
    Elizabet, Gazze şeridine 13 yıl önce yerleşmiş bir Yahudiydi. Kendince acısıyla tatlısıyla bir ömür geçirdiği bu yer­den bu evden şimdi ayrılıyordu. İsrail hükümeti, o ve onun gibi Gazze şeridindeki tüm yerleşimcilere Gazze'yi boşalttırıyor, yeni iskan yerlerine yolluyordu. Bu, tek taraf­lı alınmış bir karar gibi görünse de aslında direnişin zaferiy­di. Elizabet de diğer Yahudi yerleşimciler gibi son ana kadar direnmiş, evini terk etmemek için çaba göstermişti. Fakat her şey boşunaydı.
    Eşyalarını yükledikleri kamyonetin başında durmuş, derin derin düşünüyordu. "Ne zor" dedi kendi kendine. "İnsanın yaşadığı topraklardan ayrılması ne de zormuş"
    Aklına Filistinliler geldi. Öyle ya, yarım yüzyılı aşkın­dır toprakları işgale uğramamış mıydı? 5 milyon Filistinli,
    göçmen değil miydi? Çevre ülkeler ve birçok ülkelerde mülteci Filistinliler oturmuyor muydu? Onlar da kendisi gi­bi düşünmüyorlar mıydı? Kendisi 13 yıllık bir yerleşimciy­ken bu acıyı hissediyorsa, ya onlar...
    Acılarını az da olsa anlamaya çalıştı. Ama şimdi... şim­di Filistinliler kazanmıştı; direniş kazanmıştı.. İşte Gazze'yi boşaltıyorlardı. Yarın tüm Filistin de boşalhlabilirdi.
    "Gıpta ediyorum" dedi sayıklarcasına. "Evet, gıpta edi­yorum tüm Müslümanlara; Allah'a olan imanlarının derinlik­lerine ve bu derinliklerden güç alan sabır ve tevekküllerinin sağlamlığına... Hiçbir şey onların imanını zayıflatmıyor. İşte biz Yahudilerde eksik olan bu. Anlaşılan Allah kendisine na­sıl kulluk edilmesi gerektiğini, O'na tam bir imanla kayıtsız şartsız güvenmenin, şartlar ne olursa olsun kendi yolundan asla ayrılmamanın ne demek olduğunu bize Müslümanlar vasıtasıyla öğretiyor..."
    Bir an "Haklıydın usta" dedi kendi kedine. "Sen olmasan da sizden biri oturacak bu evde. Haklıydın..."
    13 yıl önceydi. O zamanlar Bayındırlık ve İskân Bakanı Ariel Şaron'du. Yani şimdi Gazze'yi boşalttıran adam... Yani Elizabet'i Gazze şeridinden / evinden çıkaran adam... Halbu­ki onu buradaki yerleşkeye yerleştiren de oydu,
    Şimdi boşaltmak zorunda kaldığı bu evi yaptıkları ilk günlerdi. İnşaatta çalışanlar arasında birkaç Filistinli Müslü­man da vardı.
    Doğrusu bu Filistinlileri çalıştırmak onu huzursuz etmiş, ama sesini çıkarmamıştı. O günlerde onları ziyarete gelen birakrabaları;
    Aman Elizabet dikkatli ol, demişti. Bunları çalıştırırken gözün üzerlerinde olsun. Size hizmet verirken işi savsaklarlar.
    Yarım yamalak yaparlar. Hatta sırf size zarar verebilmek için bu şekilde davranırlar.
    O günden sonra Elizabet, çalıştırdığı Filistinlileri daha dikkatli gözetliyordu. Fakat pek göze çarpan bir durum göre­medi. Yine de ihtiyatlıydı.
    İşçiler, zamanında işe geliyor işlerini Özenle yapıyor, ak­şama da çekip gidiyorlardı, inşaat henüz duvarların yapım aşamasmdaydı. Birkaç gün içinde duvarlar da tamamlanınca, kalıp atıp beton dökecek ve evin kabasını bitirmiş olacaklardı. Yığma tuğladan çift şeritli yaptıkları bu ev, sağlam kolonlu bi­nalardan daha sağlamlaşacaktı.
    Akşam işçiler gittikten sonra inşaatta dolaşmaya başladı. Artık onun da bir evi vardı. Hükümeti ona arazi tahsis etmiş, kimi Yahudi göçmene ev yapmış, kimine de yapması için teş­vik kredisi vermişti. Onlar gibi kimi Avrupa'dan, kimi Rus­ya'dan göçüp bu topraklara gelmiş, yerleşmişti.
    İnşaatın her aşaması Eizabeti heyecanlandırıyor, daha bir havalara sokuyordu. Öyle ya, evi olacaktı. Başkasının toprak­larında, başkalarının işgal edilmiş yüreğinde... O, mutluluk­tan uçacakken Filistinliler kan ağlayacaktı. Acı, ızdırap ve zu­lüm üzerine kurulu bir mutluluk fazla sürecek miydi?
    Ertesi gün inşaatta çalışanlar sağa sola koşuştururken Eli­zabet de her zamanki gibi gururla onları gözetliyordu. Kimi el arabasıyla harç taşıyor, kimi kiremit, kimi elinde mala duvar örüyordu.
    Birden bakışları Filistinli duvar ustasına ilişti. Sanki işi bi­raz ağırdan alıyordu. Yoksa söylenenler doğru muydu? Böyle şeylere mahal vermemeli müdahale etmeliydi. Hemen Filis­tinli ustanın yanma gitti.
    Bana bak usta, dedi sert bir dille.
    Elinde mala işiyle uğraşan usta ağır ağır döndü. -Bir şey mi oldu bayan Elizabet?
    Daha ne olsun usta? Gördüğüm kadarıyla işi savsakla­maya çalışıyorsun. Ağır ağır davranıyor işini geç yapıyorsun. Doğru dürüst yap şu işi. Gözüm üzerinde ona göre.
    Filistinli duvar ustası bunca azar karşısında hiçbir şey söylemeden uzun uzun bayan Elizabet'e baktı. Adeta bakışla­rıyla onu eziyordu.
    "Sanki beni anlamıyor" diye düşündü bayan Elizabet. "Neden böyle bön bön bakıyor ki? Dur bir daha azarlayayım şunu."
    Tam ağzım açacağı anda;
    Merak etmeyin, dedi Filistinli duvar ustası sakin ve yu­muşak bir sesle. Bu duvarları bütün ustalığımı alabildiğine se­ferber ederek en İyi, en güzel şekilde özenle örüyorum. İnsan kendine ev yaparken hile yapar mı?
    Ne demek istemişti bu adam, bu kinayeli sözlerin anlamı neydi? Ne demekti 'insan kendine ev yaparken hile yapar mı?' Kime yapıyordu bu evi?
    Hırsla atıldı. Arkasını dönüp işine koyulan duvar ustası­na adeta bağırdı.
    Ne demek istedin usta? Kendine mi yapıyorsun bu evi? İnşaatta çalışan herkes işini bırakmış onları seyrediyordu.
    Olacakların nereye varacağını merakla bekleyen bakışların al­tında yavaşça kadına dönen ustanın sözleri havada akisler yapıyordu.
    Evet bayan Elizabet. Bu evi kendime yapıyor gibi tüm ustalığımla yapıyorum. Çünkü bir gün gelecek bu evde ben oturmazsam bile, mutlaka bizlerden birinin oturacağım çok iyi biliyorum.
    Bağırmak çağırmak geçti içinden bayan Elizabet1 in Fakat hiçbir şey yapamadı. O sakin ve yumuşak edalı sözler karşısın­da tüyleri diken diken oldu. O anda sırtından aşağı buz gibi bir terin aktığını hissetti...
    M.A.Gönül


  2. 04.Ocak.2009, 23:51
    1
    Moderatör



    Haklıydın Usta


    Son parçayı da kamyonete yükledikten sonra, durup eşyalarına baktı. Evinin yüklenme işi tamamdı.
    Elizabet, Gazze şeridine 13 yıl önce yerleşmiş bir Yahudiydi. Kendince acısıyla tatlısıyla bir ömür geçirdiği bu yer­den bu evden şimdi ayrılıyordu. İsrail hükümeti, o ve onun gibi Gazze şeridindeki tüm yerleşimcilere Gazze'yi boşalttırıyor, yeni iskan yerlerine yolluyordu. Bu, tek taraf­lı alınmış bir karar gibi görünse de aslında direnişin zaferiy­di. Elizabet de diğer Yahudi yerleşimciler gibi son ana kadar direnmiş, evini terk etmemek için çaba göstermişti. Fakat her şey boşunaydı.
    Eşyalarını yükledikleri kamyonetin başında durmuş, derin derin düşünüyordu. "Ne zor" dedi kendi kendine. "İnsanın yaşadığı topraklardan ayrılması ne de zormuş"
    Aklına Filistinliler geldi. Öyle ya, yarım yüzyılı aşkın­dır toprakları işgale uğramamış mıydı? 5 milyon Filistinli,
    göçmen değil miydi? Çevre ülkeler ve birçok ülkelerde mülteci Filistinliler oturmuyor muydu? Onlar da kendisi gi­bi düşünmüyorlar mıydı? Kendisi 13 yıllık bir yerleşimciy­ken bu acıyı hissediyorsa, ya onlar...
    Acılarını az da olsa anlamaya çalıştı. Ama şimdi... şim­di Filistinliler kazanmıştı; direniş kazanmıştı.. İşte Gazze'yi boşaltıyorlardı. Yarın tüm Filistin de boşalhlabilirdi.
    "Gıpta ediyorum" dedi sayıklarcasına. "Evet, gıpta edi­yorum tüm Müslümanlara; Allah'a olan imanlarının derinlik­lerine ve bu derinliklerden güç alan sabır ve tevekküllerinin sağlamlığına... Hiçbir şey onların imanını zayıflatmıyor. İşte biz Yahudilerde eksik olan bu. Anlaşılan Allah kendisine na­sıl kulluk edilmesi gerektiğini, O'na tam bir imanla kayıtsız şartsız güvenmenin, şartlar ne olursa olsun kendi yolundan asla ayrılmamanın ne demek olduğunu bize Müslümanlar vasıtasıyla öğretiyor..."
    Bir an "Haklıydın usta" dedi kendi kedine. "Sen olmasan da sizden biri oturacak bu evde. Haklıydın..."
    13 yıl önceydi. O zamanlar Bayındırlık ve İskân Bakanı Ariel Şaron'du. Yani şimdi Gazze'yi boşalttıran adam... Yani Elizabet'i Gazze şeridinden / evinden çıkaran adam... Halbu­ki onu buradaki yerleşkeye yerleştiren de oydu,
    Şimdi boşaltmak zorunda kaldığı bu evi yaptıkları ilk günlerdi. İnşaatta çalışanlar arasında birkaç Filistinli Müslü­man da vardı.
    Doğrusu bu Filistinlileri çalıştırmak onu huzursuz etmiş, ama sesini çıkarmamıştı. O günlerde onları ziyarete gelen birakrabaları;
    Aman Elizabet dikkatli ol, demişti. Bunları çalıştırırken gözün üzerlerinde olsun. Size hizmet verirken işi savsaklarlar.
    Yarım yamalak yaparlar. Hatta sırf size zarar verebilmek için bu şekilde davranırlar.
    O günden sonra Elizabet, çalıştırdığı Filistinlileri daha dikkatli gözetliyordu. Fakat pek göze çarpan bir durum göre­medi. Yine de ihtiyatlıydı.
    İşçiler, zamanında işe geliyor işlerini Özenle yapıyor, ak­şama da çekip gidiyorlardı, inşaat henüz duvarların yapım aşamasmdaydı. Birkaç gün içinde duvarlar da tamamlanınca, kalıp atıp beton dökecek ve evin kabasını bitirmiş olacaklardı. Yığma tuğladan çift şeritli yaptıkları bu ev, sağlam kolonlu bi­nalardan daha sağlamlaşacaktı.
    Akşam işçiler gittikten sonra inşaatta dolaşmaya başladı. Artık onun da bir evi vardı. Hükümeti ona arazi tahsis etmiş, kimi Yahudi göçmene ev yapmış, kimine de yapması için teş­vik kredisi vermişti. Onlar gibi kimi Avrupa'dan, kimi Rus­ya'dan göçüp bu topraklara gelmiş, yerleşmişti.
    İnşaatın her aşaması Eizabeti heyecanlandırıyor, daha bir havalara sokuyordu. Öyle ya, evi olacaktı. Başkasının toprak­larında, başkalarının işgal edilmiş yüreğinde... O, mutluluk­tan uçacakken Filistinliler kan ağlayacaktı. Acı, ızdırap ve zu­lüm üzerine kurulu bir mutluluk fazla sürecek miydi?
    Ertesi gün inşaatta çalışanlar sağa sola koşuştururken Eli­zabet de her zamanki gibi gururla onları gözetliyordu. Kimi el arabasıyla harç taşıyor, kimi kiremit, kimi elinde mala duvar örüyordu.
    Birden bakışları Filistinli duvar ustasına ilişti. Sanki işi bi­raz ağırdan alıyordu. Yoksa söylenenler doğru muydu? Böyle şeylere mahal vermemeli müdahale etmeliydi. Hemen Filis­tinli ustanın yanma gitti.
    Bana bak usta, dedi sert bir dille.
    Elinde mala işiyle uğraşan usta ağır ağır döndü. -Bir şey mi oldu bayan Elizabet?
    Daha ne olsun usta? Gördüğüm kadarıyla işi savsakla­maya çalışıyorsun. Ağır ağır davranıyor işini geç yapıyorsun. Doğru dürüst yap şu işi. Gözüm üzerinde ona göre.
    Filistinli duvar ustası bunca azar karşısında hiçbir şey söylemeden uzun uzun bayan Elizabet'e baktı. Adeta bakışla­rıyla onu eziyordu.
    "Sanki beni anlamıyor" diye düşündü bayan Elizabet. "Neden böyle bön bön bakıyor ki? Dur bir daha azarlayayım şunu."
    Tam ağzım açacağı anda;
    Merak etmeyin, dedi Filistinli duvar ustası sakin ve yu­muşak bir sesle. Bu duvarları bütün ustalığımı alabildiğine se­ferber ederek en İyi, en güzel şekilde özenle örüyorum. İnsan kendine ev yaparken hile yapar mı?
    Ne demek istemişti bu adam, bu kinayeli sözlerin anlamı neydi? Ne demekti 'insan kendine ev yaparken hile yapar mı?' Kime yapıyordu bu evi?
    Hırsla atıldı. Arkasını dönüp işine koyulan duvar ustası­na adeta bağırdı.
    Ne demek istedin usta? Kendine mi yapıyorsun bu evi? İnşaatta çalışan herkes işini bırakmış onları seyrediyordu.
    Olacakların nereye varacağını merakla bekleyen bakışların al­tında yavaşça kadına dönen ustanın sözleri havada akisler yapıyordu.
    Evet bayan Elizabet. Bu evi kendime yapıyor gibi tüm ustalığımla yapıyorum. Çünkü bir gün gelecek bu evde ben oturmazsam bile, mutlaka bizlerden birinin oturacağım çok iyi biliyorum.
    Bağırmak çağırmak geçti içinden bayan Elizabet1 in Fakat hiçbir şey yapamadı. O sakin ve yumuşak edalı sözler karşısın­da tüyleri diken diken oldu. O anda sırtından aşağı buz gibi bir terin aktığını hissetti...
    M.A.Gönül

  3. 05.Ocak.2009, 09:32
    2
    sahra
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2007
    Üye No: 297
    Mesaj Sayısı: 986
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13

    --->: İntifada Öyküleri: Haklıydın Usta




    Allah razı olsun .Belki bir gün tüm yahudiler anlayacak müslümanları yenemeyeceklerini.Şartlar ne olursa olsun en ağır silahlara taşla karşılık bile verseler kafire boyun eğmeyecekler.....Allah müslümanların yardımcısı olsun.O varken kaygı yok.Görüntüde ölen ,yaralanan harap olan filistinli ama esas kazanan onlar.


  4. 05.Ocak.2009, 09:32
    2
    Kıdemli Üye



    Allah razı olsun .Belki bir gün tüm yahudiler anlayacak müslümanları yenemeyeceklerini.Şartlar ne olursa olsun en ağır silahlara taşla karşılık bile verseler kafire boyun eğmeyecekler.....Allah müslümanların yardımcısı olsun.O varken kaygı yok.Görüntüde ölen ,yaralanan harap olan filistinli ama esas kazanan onlar.

  5. 08.Ocak.2009, 14:46
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,996
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: İntifada Öyküleri: Haklıydın Usta

    Alıntı
    Allah razı olsun .Belki bir gün tüm yahudiler anlayacak müslümanları yenemeyeceklerini.Şartlar ne olursa olsun en ağır silahlara taşla karşılık bile verseler kafire boyun eğmeyecekler.....Allah müslümanların yardımcısı olsun.O varken kaygı yok.Görüntüde ölen ,yaralanan harap olan filistinli ama esas kazanan onlar.
    amin.inşallah. Allah (cc) sizden razı olsun


  6. 08.Ocak.2009, 14:46
    3
    Moderatör
    Alıntı
    Allah razı olsun .Belki bir gün tüm yahudiler anlayacak müslümanları yenemeyeceklerini.Şartlar ne olursa olsun en ağır silahlara taşla karşılık bile verseler kafire boyun eğmeyecekler.....Allah müslümanların yardımcısı olsun.O varken kaygı yok.Görüntüde ölen ,yaralanan harap olan filistinli ama esas kazanan onlar.
    amin.inşallah. Allah (cc) sizden razı olsun




+ Yorum Gönder