Konusunu Oylayın.: Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu....

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu....
  1. 25.Temmuz.2008, 13:59
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,996
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu....






    Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu.... Mumsema Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu

    Adsız şansız bir Allah dostu,
    Murat Han (III. Murat) o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
    "Hayrola efendim canınızı sıkan bir şey mi var?"
    Akşam garip bir rüya gördüm
    Hayırdır inşaallah
    Hayır mı, şer mi öğreneceğiz
    Nasıl yani?
    Hazırlan dışarı çıkıyoruz
    Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıd'a çıkar, döner Vefa'ya. Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarlarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatli bakınır. İşte tam o sıra, orta yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar 'Kimdir bu?' Ahali 'Aman hocam hiç bulaşma' derler, 'ayyaşın meyhur'un biri işte!'
    Nerden biliyorsunuz?
    Müsaade ette bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz
    Öfkeli konuşmalar
    Bir başkası tafsilata girer
    'Biliyor musunuz?' Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısında çalışır, nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem nerede namlı mimli kadın varsa takar peşine.
    Hele yaşlının biri çok öfkelidir
    İsterseniz komşulara sorun. Sorun bakalım, onu bir kere olsun cemaatte gören olmuş mu?
    Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz. Öyle veya böyle tebamızdır, defnini tamamlasak gerek.
    İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.
    Olmaz. Rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
    Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?
    Mollalığa devam. Naaşı kaldırmalıyız en azından.
    Aman efendim. Nasıl kaldırırız?
    Basbayağı kaldırırız işte.
    Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var. Tekfini, telkini...
    Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasılhane bulmalıyız.
    Şurada bir mahalle mescidi var ama...
    Olmaz. Vefat eden sen olaydın nereden kalkmak isterdin?
    Ne bileyim Ayasofya'dan, Süleymaniye'den. En azından Fatih Camii'nden.
    Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Haydi yüklenelim.
    Ve gelirler camiye. Siyavuş Paşa sağa sola koşturur kefen, tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Yüzü şakilere benzemez. Hem mânâlı bir tebessüm okunur dudaklarında.
    Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin ona keza. Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır.
    Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır:
    Sultanım yanlış yapıyoruz galiba
    Nasıl yani?
    Heyecana kapıldık, cenazeyi sorup araştırmadan getirdik buraya.
    Kimbilir hanımı vardı belki, belki de yetimleri?
    Doğru. Öyle ya. Neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.
    Bizim efendi bir başka alemdi!
    Padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur, nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler, sanki bu vefatı bekler gibidir.
    "Hakkını helal et evladım." Belli ki çok yorulmuşsun.
    Sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar. Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, belki hatıralara dalar. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından.
    Biliyor musun oğlum?' diye dertli dertli söylenir, Bizim efendi bir âlemdi vesselâm. Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya.
    Niye?
    Ümmet-i Muhammed içmesin diye.
    Hayret.
    Bak şu işe!
    Sonra malum kadınların ücretini öder eve getirirdi.
    Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım. Öyleyse şimdi dinleseniz gerek, der çeker giderdi. Ben menkibeler anlatırdım onlara. Mızraklı İlmihal, Hüccet-ül İslâm okurdum.
    Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki.
    Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. 'Öyle bir imamın arkasında durmalı ki' derdi, 'tekbir alırken Kabe'yi görmeli.'
    Öyle imam kaç tane kaldı şimdi.
    İşte bu yüzden Nişanca'ya, Sofular'a uzanırdı ya.
    Bakasın Efendi! Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek seni. İnan cenazen ortada dedim.
    Doğru öyle ya?
    Kimseye zahmetim olmasın! deyip mezarını kazdı bahçeye.
    Ama ben üsteledim.
    İş mezarla bitiyor mu? Seni kim yıkasın, kim kaldırsın? dedim.
    Peki o ne dedi?
    Önce uzun uzun güldü, sonra
    Allah büyüktür hatun, hem padişahın işi ne? dedi.
    İşte Nalıncı Baba o adsız sansız Allah dostlarından biridir. Asıl adı, "Muhammed Mimi Efendidir." Bergamalıdır. 1592 yılında vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü ve mübareği evine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu. Dahası bir tekke ile yaşattı adını. Türbesi Unkapanı'nda, Cibali tütün fabrikasının arkasında, Haraçzade Camii karşısındadır.


  2. 25.Temmuz.2008, 13:59
    1
    Moderatör



    Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu

    Adsız şansız bir Allah dostu,
    Murat Han (III. Murat) o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
    "Hayrola efendim canınızı sıkan bir şey mi var?"
    Akşam garip bir rüya gördüm
    Hayırdır inşaallah
    Hayır mı, şer mi öğreneceğiz
    Nasıl yani?
    Hazırlan dışarı çıkıyoruz
    Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıd'a çıkar, döner Vefa'ya. Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarlarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatli bakınır. İşte tam o sıra, orta yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar 'Kimdir bu?' Ahali 'Aman hocam hiç bulaşma' derler, 'ayyaşın meyhur'un biri işte!'
    Nerden biliyorsunuz?
    Müsaade ette bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz
    Öfkeli konuşmalar
    Bir başkası tafsilata girer
    'Biliyor musunuz?' Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısında çalışır, nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem nerede namlı mimli kadın varsa takar peşine.
    Hele yaşlının biri çok öfkelidir
    İsterseniz komşulara sorun. Sorun bakalım, onu bir kere olsun cemaatte gören olmuş mu?
    Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz. Öyle veya böyle tebamızdır, defnini tamamlasak gerek.
    İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.
    Olmaz. Rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
    Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?
    Mollalığa devam. Naaşı kaldırmalıyız en azından.
    Aman efendim. Nasıl kaldırırız?
    Basbayağı kaldırırız işte.
    Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var. Tekfini, telkini...
    Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasılhane bulmalıyız.
    Şurada bir mahalle mescidi var ama...
    Olmaz. Vefat eden sen olaydın nereden kalkmak isterdin?
    Ne bileyim Ayasofya'dan, Süleymaniye'den. En azından Fatih Camii'nden.
    Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Haydi yüklenelim.
    Ve gelirler camiye. Siyavuş Paşa sağa sola koşturur kefen, tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Yüzü şakilere benzemez. Hem mânâlı bir tebessüm okunur dudaklarında.
    Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin ona keza. Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır.
    Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır:
    Sultanım yanlış yapıyoruz galiba
    Nasıl yani?
    Heyecana kapıldık, cenazeyi sorup araştırmadan getirdik buraya.
    Kimbilir hanımı vardı belki, belki de yetimleri?
    Doğru. Öyle ya. Neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.
    Bizim efendi bir başka alemdi!
    Padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur, nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler, sanki bu vefatı bekler gibidir.
    "Hakkını helal et evladım." Belli ki çok yorulmuşsun.
    Sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar. Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, belki hatıralara dalar. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından.
    Biliyor musun oğlum?' diye dertli dertli söylenir, Bizim efendi bir âlemdi vesselâm. Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya.
    Niye?
    Ümmet-i Muhammed içmesin diye.
    Hayret.
    Bak şu işe!
    Sonra malum kadınların ücretini öder eve getirirdi.
    Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım. Öyleyse şimdi dinleseniz gerek, der çeker giderdi. Ben menkibeler anlatırdım onlara. Mızraklı İlmihal, Hüccet-ül İslâm okurdum.
    Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki.
    Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. 'Öyle bir imamın arkasında durmalı ki' derdi, 'tekbir alırken Kabe'yi görmeli.'
    Öyle imam kaç tane kaldı şimdi.
    İşte bu yüzden Nişanca'ya, Sofular'a uzanırdı ya.
    Bakasın Efendi! Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek seni. İnan cenazen ortada dedim.
    Doğru öyle ya?
    Kimseye zahmetim olmasın! deyip mezarını kazdı bahçeye.
    Ama ben üsteledim.
    İş mezarla bitiyor mu? Seni kim yıkasın, kim kaldırsın? dedim.
    Peki o ne dedi?
    Önce uzun uzun güldü, sonra
    Allah büyüktür hatun, hem padişahın işi ne? dedi.
    İşte Nalıncı Baba o adsız sansız Allah dostlarından biridir. Asıl adı, "Muhammed Mimi Efendidir." Bergamalıdır. 1592 yılında vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü ve mübareği evine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu. Dahası bir tekke ile yaşattı adını. Türbesi Unkapanı'nda, Cibali tütün fabrikasının arkasında, Haraçzade Camii karşısındadır.

  3. 25.Temmuz.2008, 14:36
    2
    Medine
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ağustos.2007
    Üye No: 1812
    Mesaj Sayısı: 804
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 28

    --->: Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu....




    subhanallah
    Allah razı olsun,gösterişten riyadan uzak olup da Rabbimin rızasını kazanmaya görelim işte Rabbim padişahı da getirir ayaklarına cenneti de serer önüne...
    sadece Rabbimin rızasını gözetebilen kullardan olabilmek ümidiyle...


  4. 25.Temmuz.2008, 14:36
    2
    Devamlı Üye



    subhanallah
    Allah razı olsun,gösterişten riyadan uzak olup da Rabbimin rızasını kazanmaya görelim işte Rabbim padişahı da getirir ayaklarına cenneti de serer önüne...
    sadece Rabbimin rızasını gözetebilen kullardan olabilmek ümidiyle...

  5. 26.Temmuz.2008, 22:46
    3
    fatmac
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2008
    Üye No: 20529
    Mesaj Sayısı: 97
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: Belcika

    --->: Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu....

    Allah Razı Olsun Kardesım Ne Guzel Bır Paylasım


  6. 26.Temmuz.2008, 22:46
    3
    Devamlı Üye
    Allah Razı Olsun Kardesım Ne Guzel Bır Paylasım

  7. 26.Temmuz.2008, 22:50
    4
    Hashany
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Temmuz.2008
    Üye No: 26380
    Mesaj Sayısı: 28
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 32
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu....

    eyvallah ustad emeqıne saygı


  8. 26.Temmuz.2008, 22:50
    4
    Üye
    eyvallah ustad emeqıne saygı

  9. 27.Temmuz.2008, 00:38
    5
    rosered
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2008
    Üye No: 26014
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 37

    --->: Ölmezden önce kabrini kazan Allah dostu....

    Eyvallah. Riya ve Kibriyadan uzak bir hayat niyazı ile...
    Allah razı olsun....


  10. 27.Temmuz.2008, 00:38
    5
    rosered - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Eyvallah. Riya ve Kibriyadan uzak bir hayat niyazı ile...
    Allah razı olsun....




+ Yorum Gönder