Git 12 Son

Konusunu Oylayın.: Sahi Nakşibendden İnciler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sahi Nakşibendden İnciler
  1. 03.Ekim.2010, 19:51
    1
    ->Es Pisman<-
    Kitmir

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Eylül.2010
    Üye No: 78936
    Mesaj Sayısı: 284
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: MecnunMisaliCollerden

    Sahi Nakşibendden İnciler






    Sahi Nakşibendden İnciler Mumsema Behâeddîn Buhârî hazretleri, bir defâsında Buhârâ'da Gülâbâd mahallesinde bir dostunun evinde, talebeleri ile sohbet ediyordu. Talebelerinden Molla Necmeddîn'e dönüp; "Sana ne söylersem, sözümü tutup söylediğimi yapar mısın?" dedi. Molla Necmeddîn, "Elbette yaparım efendim." dedi. "Eğer bir günah işlemeni söylesem yapar mısın? Meselâ hırsızlık yap desem yapar mısın?" dedi. Bunun üzerine MollaNecmeddîn; "Mâzur görünüz efendim, hırsızlık yapamam." dedi. "Mâdem ki bu hususdaki isteğimizi kabûl etmiyorsun, meclisimizi terket!" buyurdu. Molla Necmeddîn bunu duyunca, dehşet içinde kalıp, olduğu yere düştü ve bayıldı. Orada bulunanlar Behâeddîn Buhârî hazretlerine yalvarıp, onun affedilmesini istediler. Kabûl edip affetti. Molla Necmeddîn de kendine gelip kalktı. Bundan sonra hep berâber o evden dışarı çıktılar, Dervâze-yi Semerkand (Semerkand Vâdisi) denilen tarafa doğru gittiler. Behâeddîn Buhârî hazretleri yolda giderlerken, bir ev duvarı gösterip talebelerine dedi ki:

    "Bu duvarı delin, evin içinde falan yerde bir çuval kumaş vardır. Onu alıp getirin." Talebeleri bu emre uyup, duvarı yardılar. Kumaş dolu çuvalı buldular ve çıkarıp getirdiler. Sonra bir köşeye çekilip bir müddet oturdular. Bu sırada bir ***** sesi işitildi. Behâeddîn Buhârî hazretleri, talebesi Molla Necmeddîn'e; "Bir arkadaşınla gidip evin etrâfına bakın ne vardır?" dedi. Gidip baktılar ki, eve hırsızlar gelmiş, başka bir duvarı yarıp evde ne varsa almışlar. Gidip bu durumu Behâeddîn Buhârî hazretlerine haber verdiler. Talebeler bu hâle şaştılar. Sonra tekrar talebeleri ile birlikte önceki misâfir oldukları eve döndüler. Sabahleyin, gece o evden aldırdığı kumaş dolu çuvalı sâhibine gönderdi. Talebelerine; "Gece buradan geçerken, bu malınızı alarak hırsızların çalmasına mâni olduk, bu malınızı hırsızlardan kurtardık." demelerini tenbih etti. Onlar da götürüp sâhibine teslim ederek durumu anlattılar. Behâeddîn Buhârî, bundan sonra talebesi Molla Necmeddîn'e dönüp;

    "Eğer sen emrimize uyup da bu hizmeti yapsaydın, sana çok sırlar açılacak ve çok şey kazanacaktın. Neyleyelim ki, nasîbin yokmuş." dedi. Molla Necmeddîn ise, yaptığına çok pişmân olup, yanıp yakındı.


    eleştirenlere musa a.s. ile Hızır a.s. olayını hatırlatırım..
    Eğer bu ümmeti alakadar etmiyorsa Allah neden khf suresinde bu olaya yer ayırsın ...
    eğer yer ayırdıysa neden kendine kuran inen ümmeti ilgilendirmesin bu tür ledünni ilim...


  2. 03.Ekim.2010, 19:51
    1



    Behâeddîn Buhârî hazretleri, bir defâsında Buhârâ'da Gülâbâd mahallesinde bir dostunun evinde, talebeleri ile sohbet ediyordu. Talebelerinden Molla Necmeddîn'e dönüp; "Sana ne söylersem, sözümü tutup söylediğimi yapar mısın?" dedi. Molla Necmeddîn, "Elbette yaparım efendim." dedi. "Eğer bir günah işlemeni söylesem yapar mısın? Meselâ hırsızlık yap desem yapar mısın?" dedi. Bunun üzerine MollaNecmeddîn; "Mâzur görünüz efendim, hırsızlık yapamam." dedi. "Mâdem ki bu hususdaki isteğimizi kabûl etmiyorsun, meclisimizi terket!" buyurdu. Molla Necmeddîn bunu duyunca, dehşet içinde kalıp, olduğu yere düştü ve bayıldı. Orada bulunanlar Behâeddîn Buhârî hazretlerine yalvarıp, onun affedilmesini istediler. Kabûl edip affetti. Molla Necmeddîn de kendine gelip kalktı. Bundan sonra hep berâber o evden dışarı çıktılar, Dervâze-yi Semerkand (Semerkand Vâdisi) denilen tarafa doğru gittiler. Behâeddîn Buhârî hazretleri yolda giderlerken, bir ev duvarı gösterip talebelerine dedi ki:

    "Bu duvarı delin, evin içinde falan yerde bir çuval kumaş vardır. Onu alıp getirin." Talebeleri bu emre uyup, duvarı yardılar. Kumaş dolu çuvalı buldular ve çıkarıp getirdiler. Sonra bir köşeye çekilip bir müddet oturdular. Bu sırada bir ***** sesi işitildi. Behâeddîn Buhârî hazretleri, talebesi Molla Necmeddîn'e; "Bir arkadaşınla gidip evin etrâfına bakın ne vardır?" dedi. Gidip baktılar ki, eve hırsızlar gelmiş, başka bir duvarı yarıp evde ne varsa almışlar. Gidip bu durumu Behâeddîn Buhârî hazretlerine haber verdiler. Talebeler bu hâle şaştılar. Sonra tekrar talebeleri ile birlikte önceki misâfir oldukları eve döndüler. Sabahleyin, gece o evden aldırdığı kumaş dolu çuvalı sâhibine gönderdi. Talebelerine; "Gece buradan geçerken, bu malınızı alarak hırsızların çalmasına mâni olduk, bu malınızı hırsızlardan kurtardık." demelerini tenbih etti. Onlar da götürüp sâhibine teslim ederek durumu anlattılar. Behâeddîn Buhârî, bundan sonra talebesi Molla Necmeddîn'e dönüp;

    "Eğer sen emrimize uyup da bu hizmeti yapsaydın, sana çok sırlar açılacak ve çok şey kazanacaktın. Neyleyelim ki, nasîbin yokmuş." dedi. Molla Necmeddîn ise, yaptığına çok pişmân olup, yanıp yakındı.


    eleştirenlere musa a.s. ile Hızır a.s. olayını hatırlatırım..
    Eğer bu ümmeti alakadar etmiyorsa Allah neden khf suresinde bu olaya yer ayırsın ...
    eğer yer ayırdıysa neden kendine kuran inen ümmeti ilgilendirmesin bu tür ledünni ilim...

  3. 03.Ekim.2010, 19:52
    2
    ->Es Pisman<-
    Kitmir

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Eylül.2010
    Üye No: 78936
    Mesaj Sayısı: 284
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: MecnunMisaliCollerden

    --->: Sahi Naksibendden inciler




    Behâeddîn Buhârî hazretleri bir sohbetlerinde buyurdu ki: "Bizim yolumuzdaki kimselerin şu edebi gözetmesi gerekir: Birincisi; Allahü teâlâya karşı edeptir. Yâni zâhiri ve bâtını ile tamâmen kulluk içinde olmalı. Allahü teâlânın bütün emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınması ve Allahü teâlâdan başka her şeyi, mâsivâyı terketmesidir. İkincisi; Resûlullah efendimize karşı edeb: Bu da iş ve hâllerde O'na uymaktır. Üçüncüsü; hocasına karşı edeb: Çünkü kendisinin Peygamberimize uymasına, hocası vâsıta olmuştur. Bu bakımdan, hocasını hiçbir zaman unutmamalıdır."


    Behâeddîn Buhârî hazretleri, kendisine karşı edebsizlik yapan birine kızmayıp, tebessümle karşıladı. Fakat edebsizlik yapan kimse büyük bir derde düşüp, helâk olacak hâle geldi. Hatâsını anlayıp tövbe etti. Behâeddîn Buhârî hazretleri bir ara o adamın evinin önünden geçerken, içeri girip hâlini sordu. "Allahü teâlâ şifâ vericidir, korkma iyileşirsin." dedi. O kimse bu söz üzerine kalkıp; "Efendim, size karşı edebsizlik ettim, hatırınızı incittim, beni affediniz." dedi. Bunun üzerine Behâeddîn Buhârî hazretleri buyurdu ki: "Kalbimiz o zaman incindi. Fakat şu anda gönül aynası tertemiz. İyi bil ki, mürşidlerin, yol göstericilerin kılıcı, kınından çıkmış yalın bir kılıçtır. Ama mürşid merhamet sâhibidir. Kimseye kılıç vurmaz. İnsanlardan belâsını arayanlar gelip kendilerini o kılıca vururlar.

    Affet Sultanim affet bu kitmirini.



  4. 03.Ekim.2010, 19:52
    2



    Behâeddîn Buhârî hazretleri bir sohbetlerinde buyurdu ki: "Bizim yolumuzdaki kimselerin şu edebi gözetmesi gerekir: Birincisi; Allahü teâlâya karşı edeptir. Yâni zâhiri ve bâtını ile tamâmen kulluk içinde olmalı. Allahü teâlânın bütün emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınması ve Allahü teâlâdan başka her şeyi, mâsivâyı terketmesidir. İkincisi; Resûlullah efendimize karşı edeb: Bu da iş ve hâllerde O'na uymaktır. Üçüncüsü; hocasına karşı edeb: Çünkü kendisinin Peygamberimize uymasına, hocası vâsıta olmuştur. Bu bakımdan, hocasını hiçbir zaman unutmamalıdır."


    Behâeddîn Buhârî hazretleri, kendisine karşı edebsizlik yapan birine kızmayıp, tebessümle karşıladı. Fakat edebsizlik yapan kimse büyük bir derde düşüp, helâk olacak hâle geldi. Hatâsını anlayıp tövbe etti. Behâeddîn Buhârî hazretleri bir ara o adamın evinin önünden geçerken, içeri girip hâlini sordu. "Allahü teâlâ şifâ vericidir, korkma iyileşirsin." dedi. O kimse bu söz üzerine kalkıp; "Efendim, size karşı edebsizlik ettim, hatırınızı incittim, beni affediniz." dedi. Bunun üzerine Behâeddîn Buhârî hazretleri buyurdu ki: "Kalbimiz o zaman incindi. Fakat şu anda gönül aynası tertemiz. İyi bil ki, mürşidlerin, yol göstericilerin kılıcı, kınından çıkmış yalın bir kılıçtır. Ama mürşid merhamet sâhibidir. Kimseye kılıç vurmaz. İnsanlardan belâsını arayanlar gelip kendilerini o kılıca vururlar.

    Affet Sultanim affet bu kitmirini.


  5. 03.Ekim.2010, 20:00
    3
    ->Es Pisman<-
    Kitmir

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Eylül.2010
    Üye No: 78936
    Mesaj Sayısı: 284
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: MecnunMisaliCollerden

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn Buhârî hazretleri öyle bir yıldız olarak yetiştirildi ki irşâd semâsı onunla süslendi. O, ucu bucağı olmayan bir ilim ve irfan denizi idi. Her nerede cehâlet zulmeti varsa, onu üstün nurları ile örttü, kapattı. Kimin gönlüne bir şüphe düştüyse, özündeki çürütülmez belgelerle onu giderdi. İnsanlara üstün şânını anlatan nice işâretler gösterdi. Ölü kalbleri diriltti. Ruhlara kuvvet verip canlandırdı. Pekçok kerâmetlerin sâhibi oldu. İnsanları irşâd etmeye, doğru yolu göstermeye başladığının haberi bütün fezâyı doldurdu. Doğunun ve batının kalbi onunla sevince boğuldu. . İşte onun ciltler dolusu tutan kerâmetlerinden ve menkıbelerinden bir kaçı:

    Bir defâsında Nesef'te büyük bir kuraklık oldu. Sıcaktan toprak çatlayıp, mahsûller kurumaya başladı. Halk, günlerce yağmur bekledi. Fakat bir damla bile düşmedi. Nesef halkı, Behâeddîn Buhârî hazretlerinin duâsını almak için aralarından birini huzûruna gönderdiler. O da gelip durumu arz etti. Nesef ahâlisi kuraklıktan dolayı mahzûn ve kederlidir, dedi. Bunun üzerine, Behâeddîn Buhârî hazretleri buyurdu ki: "Üzülmesinler, Allahü teâlâ onlara yağmur gönderecek." Aradan kısa bir zaman geçti, Nesef'e yağmur yağmaya başladı. Bir gün ve bir gece devâm etti. Kuraklık kalkıp bolluk oldu.

    Altta yazili olan kitaplari okumanizi tavsiye ederim;
    1) Makâmât-ı Muhammed Behâeddîn Nakşibend (Selâhüddîn ibni Mübârek el-Buhârî)
    2) Reşahât;

    3) Hadîkat-ül-Evliyâ;
    4) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ;
    5) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye;
    6) Mu'cem-ül-Müellifîn
    7) Kâmûs-ul-A'lâm;
    8) Hadâik-ul-Verdiyye;
    9) Mektûbât (İmâm-ı Rabbânî);
    10) Nefehât-ül-Üns;
    11) Rehber Ansiklopedisi;
    12) El-Hadâikü'l-Verdiyye
    13) İslâm Meşhurları Ansiklopedisi;
    14) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi;

    Inanin bu kitaplari okusaniz cogu sirlar aydinlanacaktir, ufkunuz acilacaktir

    Buyurdular: "Biz; sevgiliye eriştirmeye vasıtayız, yola düşenlere gerektir ki; sonunda bizden kesilip, sevgiliye ulaşsınlar."

    Buyurdular: "Bizim tarikatımız sohbettir. Halvette şöhret, şöhrette afet vardır. Hayır cemaattedir".

    Cezbe hali bende kuvvetli olup, kararım kaldığı günlerde Buhara' da dolaşır, bazı büyük velilerin kabri şeriflerini ziyaret ederdim. Bir gece hangi kabre gittiysem ayak uçlarında birer kandil yanar gördüm. Fakat yağı ve fitili olduğu halde, isteksiz, sönük yanıyorlardı. Eğer fitillerin uçlan dokunma ile düzeltilirse, gayet güzel ışık verecekti. Ben ise kandilleri o halde bırakarak (Hace Mezd ahun) hazretlerinin kabrine gittim. Yüzümü kıbleye dönerek oturdum. 0 an bende bir kendimden geçme hali hasıl oldu. 0 hal esnasında öyle müşahede ettim ki, kıble tarafından yeşil örtü ile süslenmiş, gayet güzel bir kürsü göründü. 0 kürsünün etrafını büyük bir kalabalık sarmışlardı. İçlerinden ancak, Hace Muhammed Baba Semmasi Hazretlerini tanıdım. Anladım ötekiler daha önce dünyadan göçmüş haceler, bu yolun büyükleriydiler.

    Sonra içlerinden birisi bana: "Bu kürsünün üzerinde Abdulhalık Gücdevani hazretleri ay gibi parlamaktadır. Etraftaki cemaat ise kendi halifeleridir, deyip birine işaret ederek, bu hace Ahmed-i Sıddık, bu hace Evliya-i Kebir, bu hace Arifi Rivegeri, bu hace Mahmud Enciriyil Fağnevi, bu hace Ali Ramitenı'dir. Hace Muhammed Baba Semmasi hazretlerini zaten tanırsın buyurdu.

    Sonra Abdülhalık Gucdevani hazretleri bana teveccüh ederek, hakkımda pek büyük inayet buyurarak bir hırka ihsan eyledi ve: "Bu hırkanın kerameti vardır. Bunu giyen kimseye, inecek olan belalar, bunun bereketiyle, o kimseden kalkar" buyurdular. Bundan sonra, bu büyükler yolunda ilerlerken, başlangıçta, ortada ve sonda kullanılmakta olan kelimeleri bana anlattılar, sözlerinden biri şudur ki: "Bahaüddin! Sönük olarak yandığını görmüş olduğun kandiller senin kabiliyet ve istidadının bu yolda olduğuna işarettir. Ama istidat fitilini hareket ettirmek lazımdır. Böylece istidadın parlar, Hakkın sırlan onda zahir olur."

    Diğer bir sözleri de Bahaüddin. Sana lazım ki, ayağını her halde şeriat caddesi üzere bulundurasın. Emir ve yasakta istikamet üzere olasın. Daima azimetle amel edesin. Yani haramlardan ve şüphelilerden sakındığın gibi, mubahların da fazlasından sakınasın. Sünnetlere uyup, elden geldiği kadar, bütün sünnetleri işleyesin. Ruhsatları, cevazları terk edip, bidatlerden çok sakınasın" nasihatlerinden ibaret idi.


  6. 03.Ekim.2010, 20:00
    3
    Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn Buhârî hazretleri öyle bir yıldız olarak yetiştirildi ki irşâd semâsı onunla süslendi. O, ucu bucağı olmayan bir ilim ve irfan denizi idi. Her nerede cehâlet zulmeti varsa, onu üstün nurları ile örttü, kapattı. Kimin gönlüne bir şüphe düştüyse, özündeki çürütülmez belgelerle onu giderdi. İnsanlara üstün şânını anlatan nice işâretler gösterdi. Ölü kalbleri diriltti. Ruhlara kuvvet verip canlandırdı. Pekçok kerâmetlerin sâhibi oldu. İnsanları irşâd etmeye, doğru yolu göstermeye başladığının haberi bütün fezâyı doldurdu. Doğunun ve batının kalbi onunla sevince boğuldu. . İşte onun ciltler dolusu tutan kerâmetlerinden ve menkıbelerinden bir kaçı:

    Bir defâsında Nesef'te büyük bir kuraklık oldu. Sıcaktan toprak çatlayıp, mahsûller kurumaya başladı. Halk, günlerce yağmur bekledi. Fakat bir damla bile düşmedi. Nesef halkı, Behâeddîn Buhârî hazretlerinin duâsını almak için aralarından birini huzûruna gönderdiler. O da gelip durumu arz etti. Nesef ahâlisi kuraklıktan dolayı mahzûn ve kederlidir, dedi. Bunun üzerine, Behâeddîn Buhârî hazretleri buyurdu ki: "Üzülmesinler, Allahü teâlâ onlara yağmur gönderecek." Aradan kısa bir zaman geçti, Nesef'e yağmur yağmaya başladı. Bir gün ve bir gece devâm etti. Kuraklık kalkıp bolluk oldu.

    Altta yazili olan kitaplari okumanizi tavsiye ederim;
    1) Makâmât-ı Muhammed Behâeddîn Nakşibend (Selâhüddîn ibni Mübârek el-Buhârî)
    2) Reşahât;

    3) Hadîkat-ül-Evliyâ;
    4) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ;
    5) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye;
    6) Mu'cem-ül-Müellifîn
    7) Kâmûs-ul-A'lâm;
    8) Hadâik-ul-Verdiyye;
    9) Mektûbât (İmâm-ı Rabbânî);
    10) Nefehât-ül-Üns;
    11) Rehber Ansiklopedisi;
    12) El-Hadâikü'l-Verdiyye
    13) İslâm Meşhurları Ansiklopedisi;
    14) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi;

    Inanin bu kitaplari okusaniz cogu sirlar aydinlanacaktir, ufkunuz acilacaktir

    Buyurdular: "Biz; sevgiliye eriştirmeye vasıtayız, yola düşenlere gerektir ki; sonunda bizden kesilip, sevgiliye ulaşsınlar."

    Buyurdular: "Bizim tarikatımız sohbettir. Halvette şöhret, şöhrette afet vardır. Hayır cemaattedir".

    Cezbe hali bende kuvvetli olup, kararım kaldığı günlerde Buhara' da dolaşır, bazı büyük velilerin kabri şeriflerini ziyaret ederdim. Bir gece hangi kabre gittiysem ayak uçlarında birer kandil yanar gördüm. Fakat yağı ve fitili olduğu halde, isteksiz, sönük yanıyorlardı. Eğer fitillerin uçlan dokunma ile düzeltilirse, gayet güzel ışık verecekti. Ben ise kandilleri o halde bırakarak (Hace Mezd ahun) hazretlerinin kabrine gittim. Yüzümü kıbleye dönerek oturdum. 0 an bende bir kendimden geçme hali hasıl oldu. 0 hal esnasında öyle müşahede ettim ki, kıble tarafından yeşil örtü ile süslenmiş, gayet güzel bir kürsü göründü. 0 kürsünün etrafını büyük bir kalabalık sarmışlardı. İçlerinden ancak, Hace Muhammed Baba Semmasi Hazretlerini tanıdım. Anladım ötekiler daha önce dünyadan göçmüş haceler, bu yolun büyükleriydiler.

    Sonra içlerinden birisi bana: "Bu kürsünün üzerinde Abdulhalık Gücdevani hazretleri ay gibi parlamaktadır. Etraftaki cemaat ise kendi halifeleridir, deyip birine işaret ederek, bu hace Ahmed-i Sıddık, bu hace Evliya-i Kebir, bu hace Arifi Rivegeri, bu hace Mahmud Enciriyil Fağnevi, bu hace Ali Ramitenı'dir. Hace Muhammed Baba Semmasi hazretlerini zaten tanırsın buyurdu.

    Sonra Abdülhalık Gucdevani hazretleri bana teveccüh ederek, hakkımda pek büyük inayet buyurarak bir hırka ihsan eyledi ve: "Bu hırkanın kerameti vardır. Bunu giyen kimseye, inecek olan belalar, bunun bereketiyle, o kimseden kalkar" buyurdular. Bundan sonra, bu büyükler yolunda ilerlerken, başlangıçta, ortada ve sonda kullanılmakta olan kelimeleri bana anlattılar, sözlerinden biri şudur ki: "Bahaüddin! Sönük olarak yandığını görmüş olduğun kandiller senin kabiliyet ve istidadının bu yolda olduğuna işarettir. Ama istidat fitilini hareket ettirmek lazımdır. Böylece istidadın parlar, Hakkın sırlan onda zahir olur."

    Diğer bir sözleri de Bahaüddin. Sana lazım ki, ayağını her halde şeriat caddesi üzere bulundurasın. Emir ve yasakta istikamet üzere olasın. Daima azimetle amel edesin. Yani haramlardan ve şüphelilerden sakındığın gibi, mubahların da fazlasından sakınasın. Sünnetlere uyup, elden geldiği kadar, bütün sünnetleri işleyesin. Ruhsatları, cevazları terk edip, bidatlerden çok sakınasın" nasihatlerinden ibaret idi.

  7. 03.Ekim.2010, 20:11
    4
    ->Es Pisman<-
    Kitmir

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Eylül.2010
    Üye No: 78936
    Mesaj Sayısı: 284
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: MecnunMisaliCollerden

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    Kamil bir mürşide teslimiyetin önemi ortadadır,Kemil mürşid demek Süleyman (AS) ın yanındaki Asaf Bin Berhiye isimli sahabesinin Belkısın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar bir zamanda YEMENDEN KUDÜSE getirmek için kendisine verilen ilmin verildiği Veli zat demektir.Böyle bir ilim vardır,kafirler ve münafıklar inkar etsede.Bu ilim herkese verilmez sadece ve sadece Nefsi kamile makamına gelmiş Veli zatlara ihsan edilir.Peki bu manevi makama sahip Zata teslimiyetin ölçüsü nedir?.....Ölçüsü şudur;şeri sınırlar içinde teslim olmak lazımdır,yani Şahı Nakşi Bend Hz.lerinin emrettiği gibi konularda hikmeti sonradan ortaya çıkacağı gibi olan emirlerine teslimiyet lazımdır.Ancak asla ve asla itikatla alakalı teslim olunmaz,mesela Allah arştadır ve Hz. Muhammed de sağındadır demek gibi.Veya melekler dişi demek gibi.Ki bu Kamil Zat6lar böyle aptalca emirlerde vermezler.Şahı Nakşibend Hz.lerinin emrettiği hadisede neticenin ne olduğu ortadadır.Ayrıca şunuda ifade etmekte fayda vardır,nerede öyle müridler



    Kafirler ve münafıklar inkar etselerde güneş balçıkla sıvanmaz.Peygamberler haricinde Veli zatklardan olağan üstü hallerin zuhur ettiği Kur'an ve sünnetle sabittir.Ehli sünnette bu bir kaidedir.Kerameti inkar eden kafir olur,küfre girer.

    bazıları sap yer saman çıkarır diye.Bu tesbitimin dahi yetersiz olduğunu gördüm ve şahı nakşibend gibi kamil zatlara dil uzatanların hali bundan da beter"SAP YİĞORLAR,SAP ÇIKARIYORLAR" BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ?

    ali el karı,en aptal biri dahi bilir ki mucize Peygamberlerden,keramet ise peygamber olmayan ancak Allahın sevdiği kullardan zuhur eden mucizeye benzeyen ancak peygamber olmadığı için ikisini ayırmak için keramet olarak isimlendiren olagan üstü hale denir.Ayrıca şunu da ifade etmeli ki mucizeler dahi Allah dilerse olur , dilemez ise olmaz.Gelelim istidraca , istidraç ise ne peygamber ne veli olmayan fasık müslüman veya münafık veya kafirlerden zuhur eden olağanüstü hale denir ki bu şeytanidir.Örnek vermek gerekirse hind fakirlerinin ruhu bedenin esaretinden kurtarmak için bazı gıdaları yememeleri neticesi çivilerin üzeride gezmeleri,ateşin küllerinin üzerinde yürümeleri neticesi gösterdikleri olağan üstülüklerdir.Bunlar dahi batıl olmasına rağmen ruhun kabiliyetleridir.Keramet ise kamil olan bir veliden zuhur eden olağanüstülüklerdir ki bu o velinin malı değildir,Allah (CC) o veliyi nimetlendirmiştir,desteklemiştir diyebiliriz,davasına destek olsun diye.Velilerden keramet iki şekilde zuhur eder,
    1.Veli zat keramet gösterdiğini bilmez.(Ricali Gayb sınıfına giren velilerdir,bu velilerin makamı digerlerinkinden daha yücedir)
    2.Kerametin zuhur edeceğini keşfeder, müşahade eder,bildirilir. Bu sınıf veliler makam olarak ricali gayb sınıfından derece olarak düşüktürler,ANCAK İSTİSNA DURUMLARDA VARDIR)


  8. 03.Ekim.2010, 20:11
    4
    Kamil bir mürşide teslimiyetin önemi ortadadır,Kemil mürşid demek Süleyman (AS) ın yanındaki Asaf Bin Berhiye isimli sahabesinin Belkısın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar bir zamanda YEMENDEN KUDÜSE getirmek için kendisine verilen ilmin verildiği Veli zat demektir.Böyle bir ilim vardır,kafirler ve münafıklar inkar etsede.Bu ilim herkese verilmez sadece ve sadece Nefsi kamile makamına gelmiş Veli zatlara ihsan edilir.Peki bu manevi makama sahip Zata teslimiyetin ölçüsü nedir?.....Ölçüsü şudur;şeri sınırlar içinde teslim olmak lazımdır,yani Şahı Nakşi Bend Hz.lerinin emrettiği gibi konularda hikmeti sonradan ortaya çıkacağı gibi olan emirlerine teslimiyet lazımdır.Ancak asla ve asla itikatla alakalı teslim olunmaz,mesela Allah arştadır ve Hz. Muhammed de sağındadır demek gibi.Veya melekler dişi demek gibi.Ki bu Kamil Zat6lar böyle aptalca emirlerde vermezler.Şahı Nakşibend Hz.lerinin emrettiği hadisede neticenin ne olduğu ortadadır.Ayrıca şunuda ifade etmekte fayda vardır,nerede öyle müridler



    Kafirler ve münafıklar inkar etselerde güneş balçıkla sıvanmaz.Peygamberler haricinde Veli zatklardan olağan üstü hallerin zuhur ettiği Kur'an ve sünnetle sabittir.Ehli sünnette bu bir kaidedir.Kerameti inkar eden kafir olur,küfre girer.

    bazıları sap yer saman çıkarır diye.Bu tesbitimin dahi yetersiz olduğunu gördüm ve şahı nakşibend gibi kamil zatlara dil uzatanların hali bundan da beter"SAP YİĞORLAR,SAP ÇIKARIYORLAR" BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ?

    ali el karı,en aptal biri dahi bilir ki mucize Peygamberlerden,keramet ise peygamber olmayan ancak Allahın sevdiği kullardan zuhur eden mucizeye benzeyen ancak peygamber olmadığı için ikisini ayırmak için keramet olarak isimlendiren olagan üstü hale denir.Ayrıca şunu da ifade etmeli ki mucizeler dahi Allah dilerse olur , dilemez ise olmaz.Gelelim istidraca , istidraç ise ne peygamber ne veli olmayan fasık müslüman veya münafık veya kafirlerden zuhur eden olağanüstü hale denir ki bu şeytanidir.Örnek vermek gerekirse hind fakirlerinin ruhu bedenin esaretinden kurtarmak için bazı gıdaları yememeleri neticesi çivilerin üzeride gezmeleri,ateşin küllerinin üzerinde yürümeleri neticesi gösterdikleri olağan üstülüklerdir.Bunlar dahi batıl olmasına rağmen ruhun kabiliyetleridir.Keramet ise kamil olan bir veliden zuhur eden olağanüstülüklerdir ki bu o velinin malı değildir,Allah (CC) o veliyi nimetlendirmiştir,desteklemiştir diyebiliriz,davasına destek olsun diye.Velilerden keramet iki şekilde zuhur eder,
    1.Veli zat keramet gösterdiğini bilmez.(Ricali Gayb sınıfına giren velilerdir,bu velilerin makamı digerlerinkinden daha yücedir)
    2.Kerametin zuhur edeceğini keşfeder, müşahade eder,bildirilir. Bu sınıf veliler makam olarak ricali gayb sınıfından derece olarak düşüktürler,ANCAK İSTİSNA DURUMLARDA VARDIR)

  9. 03.Ekim.2010, 20:12
    5
    ->Es Pisman<-
    Kitmir

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Eylül.2010
    Üye No: 78936
    Mesaj Sayısı: 284
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: MecnunMisaliCollerden

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    Bu yolun büyükleri için en büyük keramet İSTİKAMETTİRHani Fatiha suresinde buyurulan istikamet.....Yani "NİMETLENDİRİLMİŞ KULLARIN YOLU " olarak işaret edilen istikamet.Havada uçmak ,suyun üzerinde yürümek,bir yerden bir yere vasıtasız gitmek yani,tayi mekan veya eski zamana yolculuk yapmak veya ileri bir zamana gidebilmek tayi zaman,bunlar güzel şeylerdir ancak son nefeste imanlı gidebilmeye yarayan ameller bize lazımdır.....

    Velilerin öyle hususiyetleri vardır ki ancak yaşayanlar tam manasıyla anlayabilirler ,yaşanmadan anlaşılmaz ,ancak anlayamasanız bile şeriata aykırı değildir durumlarıSizler belkısın tahtının göz açıp kapanıncaya kadar bir zaman diliminde yemenden kudüse getirilişini anlayabiliyormusunuz yoksa Kuran öyle dediği için mi inanıyorsunuz ,elbetteki Kuran öyle dediği için inanıyorsunuz....Ya Süleyman (AS ) ın tayi mekan yapmasına yani rüzgar emrine verilmiştir diyor Kuran.....Peki Meryem ANNEMİZİN YEMESİ İÇİN mevsiminde olmayan taze meyveler ikram edilmesine ne demeli....Peki isa (AS) ın babasız doğumunu aklınız alıyor mu? peki neden iman ediyorsunuz,Kuran öyle dediği için Herşey Allahtandır,hastalık verende Odur,Şifa verende O dur,Her şey Onun dilemesiyle olur,biz Kamil Zatları Allaha olan sevgilerinden dolayı seviyoruz,Tevhidi fiili olarak yaşadıkları için seviyoruz,Kuranı yaşadıkları,sünneti tatbik ettikleri için seviyoruz...


    Veliler öyle olur ki dünyanın diyer ucunda ne var ne yok görürler,öyle olur ki burunlarının dibinde kileri dah göremezler.Veli demek bagımsız OLAĞAN ÜSTÜ ÖZELLİKLERİ OLAN ADAMLAR DEMEK DEĞİLDİR.Allahın dostlarıdır,Allahın sevdikleridir, emanete ihanet etmeyenlerdir,Resulü Zişan Efendimizin aşıklarıdır,ehli beytin aşıklarıdır.Lütfen kendinize çeki düzen verin.
    Veliler O kimselerdir ki,Görüldükleri zaman ruha Allahı hatırlatırlar,Çünkü hadisi kudside Allahu Zülcelal Hazretleri şöyle buyurur;

    " Kulum farz ibadetlerle azabımdan kurtulur,nafilelerle bana yaklaşır,bana öyle yaklaşır o kulumun gören gözü,işiten kulağı tutan eli ,yürüyen ayağı olurum,o kulum benimle duyar,benimle görür, benimle tutar,benimle konuşur ..."


  10. 03.Ekim.2010, 20:12
    5
    Bu yolun büyükleri için en büyük keramet İSTİKAMETTİRHani Fatiha suresinde buyurulan istikamet.....Yani "NİMETLENDİRİLMİŞ KULLARIN YOLU " olarak işaret edilen istikamet.Havada uçmak ,suyun üzerinde yürümek,bir yerden bir yere vasıtasız gitmek yani,tayi mekan veya eski zamana yolculuk yapmak veya ileri bir zamana gidebilmek tayi zaman,bunlar güzel şeylerdir ancak son nefeste imanlı gidebilmeye yarayan ameller bize lazımdır.....

    Velilerin öyle hususiyetleri vardır ki ancak yaşayanlar tam manasıyla anlayabilirler ,yaşanmadan anlaşılmaz ,ancak anlayamasanız bile şeriata aykırı değildir durumlarıSizler belkısın tahtının göz açıp kapanıncaya kadar bir zaman diliminde yemenden kudüse getirilişini anlayabiliyormusunuz yoksa Kuran öyle dediği için mi inanıyorsunuz ,elbetteki Kuran öyle dediği için inanıyorsunuz....Ya Süleyman (AS ) ın tayi mekan yapmasına yani rüzgar emrine verilmiştir diyor Kuran.....Peki Meryem ANNEMİZİN YEMESİ İÇİN mevsiminde olmayan taze meyveler ikram edilmesine ne demeli....Peki isa (AS) ın babasız doğumunu aklınız alıyor mu? peki neden iman ediyorsunuz,Kuran öyle dediği için Herşey Allahtandır,hastalık verende Odur,Şifa verende O dur,Her şey Onun dilemesiyle olur,biz Kamil Zatları Allaha olan sevgilerinden dolayı seviyoruz,Tevhidi fiili olarak yaşadıkları için seviyoruz,Kuranı yaşadıkları,sünneti tatbik ettikleri için seviyoruz...


    Veliler öyle olur ki dünyanın diyer ucunda ne var ne yok görürler,öyle olur ki burunlarının dibinde kileri dah göremezler.Veli demek bagımsız OLAĞAN ÜSTÜ ÖZELLİKLERİ OLAN ADAMLAR DEMEK DEĞİLDİR.Allahın dostlarıdır,Allahın sevdikleridir, emanete ihanet etmeyenlerdir,Resulü Zişan Efendimizin aşıklarıdır,ehli beytin aşıklarıdır.Lütfen kendinize çeki düzen verin.
    Veliler O kimselerdir ki,Görüldükleri zaman ruha Allahı hatırlatırlar,Çünkü hadisi kudside Allahu Zülcelal Hazretleri şöyle buyurur;

    " Kulum farz ibadetlerle azabımdan kurtulur,nafilelerle bana yaklaşır,bana öyle yaklaşır o kulumun gören gözü,işiten kulağı tutan eli ,yürüyen ayağı olurum,o kulum benimle duyar,benimle görür, benimle tutar,benimle konuşur ..."

  11. 03.Ekim.2010, 20:28
    6
    ebubasir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78983
    Mesaj Sayısı: 79
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 53

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    MaşaAllah u Teala ne kadar güzel bir menkibe. Allah u Teala senden razı olsun can kardeşim. Rabbim ledünni sırlara vakıf olanlardan eylesin.


  12. 03.Ekim.2010, 20:28
    6
    Devamlı Üye
    MaşaAllah u Teala ne kadar güzel bir menkibe. Allah u Teala senden razı olsun can kardeşim. Rabbim ledünni sırlara vakıf olanlardan eylesin.

  13. 03.Ekim.2010, 22:10
    7
    zehraoku
    Talebe

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48118
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    Alıntı
    Diğer bir sözleri de Bahaüddin Sana lazım ki, ayağını her halde şeriat caddesi üzere bulundurasın Emir ve yasakta istikamet üzere olasın Daima azimetle amel edesin Yani haramlardan ve şüphelilerden sakındığın gibi, mubahların da fazlasından sakınasın Sünnetlere uyup, elden geldiği kadar, bütün sünnetleri işleyesin Ruhsatları, cevazları terk edip, bidatlerden çok sakınasın" nasihatlerinden ibaret idi
    Paylasimlarin güzeldi kardesim,Allah razi olsun .


  14. 03.Ekim.2010, 22:10
    7
    Talebe
    Alıntı
    Diğer bir sözleri de Bahaüddin Sana lazım ki, ayağını her halde şeriat caddesi üzere bulundurasın Emir ve yasakta istikamet üzere olasın Daima azimetle amel edesin Yani haramlardan ve şüphelilerden sakındığın gibi, mubahların da fazlasından sakınasın Sünnetlere uyup, elden geldiği kadar, bütün sünnetleri işleyesin Ruhsatları, cevazları terk edip, bidatlerden çok sakınasın" nasihatlerinden ibaret idi
    Paylasimlarin güzeldi kardesim,Allah razi olsun .

  15. 03.Ekim.2010, 22:15
    8
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,350
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    Allahın salih bir kulu belki de nebisi olan Hızır'ı (as) İslam dışı sapkınlıklarınıza alet etmeyiniz
    İslamda masiyet emredildiği zaman itaat edilmez
    Hızır kıssasını sizden de şeyhlerinizden de daha iyi bilen Resulullah SAV hangi ashabına masiyet emretmiş?
    hangi ashabını "acaba bana kayıtsız şartsız itaat edecekler mi?" diye denemiş
    şeyhleriniz elinde gasil elindeki meyyit gibi olmamız için bu uyduruk menkıbelerinizle bizi kandıramazsınız
    Elhamdulillah artık Kur'an ve hadis bilen bir nesil var
    bak orda ne diyor:
    60 Mümtehine
    12. Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Gördünüz mü Resule itaat bile iyi işi işlemekle kayıt altına alınmış
    [COLOR=#425273]gerçi Resuller kötülük emretmez ama Allah gene de bunu zikretmiş ki
    Kendisinden başka kimseye kayıtsız şartsız itaat etmemek gerktiğini bilelim

    Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem, "Allah Teâlâ, bu ayette, "Sana itaatsizlik yapmamak üzere" değil, "Sana maruf işlerde itaatsizlik yapmamak üzere..." buyurmuştur. Yani Allah Peygamberine itaati bile şarta bağlı kılmışken, başka birinin insanlardan kendisine marufun dışında itaat beklemeye nasıl hakkı olabilir?" demiştir. (İbn Cerir)

    İmam Ebu Bekir El-Cassas şöyle yazmaktadır: "Allah, Peygamberleri'nin maruftan başka bir emir vermeyeceğini biliyordu. Buna rağmen, Nebi'sine itaat hususunda dahi marufu şart koşmuştur. Böylelikle hiç kimseye, Allah'ın emirlerine karşı olmasına rağmen sultanların emirlerine itaat etme imkanı bırakmamıştır. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a) "Halık'a isyan edip, mahluka itaat eden bir kimseye, Allah itaat ettiği mahluku musallat eder" buyurmuştur. (Ahkamu'l-Kur'an)

    Allame Alusi; bu emrin, cahillerin, "Ulu'l-emre mutlak itaat gerekir" şeklindeki düşüncelerini reddettiğini söylemektedir. Allah, Peygamberi'ne itaat edilirken bile, bunun maruf üzere olmasını şart koşmuştur. Oysa Hz. Rasul (s.a) maruftan başkasını emretmez. Bunun amacı, mahluka masiyet üzere itaatin caiz olmadığını vurgulamaktır. Yani Allah'a isyan olan yerde, kula itaat yoktur. (Ruhu'l-Meanî)




  16. 03.Ekim.2010, 22:15
    8
    âb ü kil
    Allahın salih bir kulu belki de nebisi olan Hızır'ı (as) İslam dışı sapkınlıklarınıza alet etmeyiniz
    İslamda masiyet emredildiği zaman itaat edilmez
    Hızır kıssasını sizden de şeyhlerinizden de daha iyi bilen Resulullah SAV hangi ashabına masiyet emretmiş?
    hangi ashabını "acaba bana kayıtsız şartsız itaat edecekler mi?" diye denemiş
    şeyhleriniz elinde gasil elindeki meyyit gibi olmamız için bu uyduruk menkıbelerinizle bizi kandıramazsınız
    Elhamdulillah artık Kur'an ve hadis bilen bir nesil var
    bak orda ne diyor:
    60 Mümtehine
    12. Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Gördünüz mü Resule itaat bile iyi işi işlemekle kayıt altına alınmış
    [COLOR=#425273]gerçi Resuller kötülük emretmez ama Allah gene de bunu zikretmiş ki
    Kendisinden başka kimseye kayıtsız şartsız itaat etmemek gerktiğini bilelim

    Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem, "Allah Teâlâ, bu ayette, "Sana itaatsizlik yapmamak üzere" değil, "Sana maruf işlerde itaatsizlik yapmamak üzere..." buyurmuştur. Yani Allah Peygamberine itaati bile şarta bağlı kılmışken, başka birinin insanlardan kendisine marufun dışında itaat beklemeye nasıl hakkı olabilir?" demiştir. (İbn Cerir)

    İmam Ebu Bekir El-Cassas şöyle yazmaktadır: "Allah, Peygamberleri'nin maruftan başka bir emir vermeyeceğini biliyordu. Buna rağmen, Nebi'sine itaat hususunda dahi marufu şart koşmuştur. Böylelikle hiç kimseye, Allah'ın emirlerine karşı olmasına rağmen sultanların emirlerine itaat etme imkanı bırakmamıştır. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a) "Halık'a isyan edip, mahluka itaat eden bir kimseye, Allah itaat ettiği mahluku musallat eder" buyurmuştur. (Ahkamu'l-Kur'an)

    Allame Alusi; bu emrin, cahillerin, "Ulu'l-emre mutlak itaat gerekir" şeklindeki düşüncelerini reddettiğini söylemektedir. Allah, Peygamberi'ne itaat edilirken bile, bunun maruf üzere olmasını şart koşmuştur. Oysa Hz. Rasul (s.a) maruftan başkasını emretmez. Bunun amacı, mahluka masiyet üzere itaatin caiz olmadığını vurgulamaktır. Yani Allah'a isyan olan yerde, kula itaat yoktur. (Ruhu'l-Meanî)



  17. 03.Ekim.2010, 22:24
    9
    zehraoku
    Talebe

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48118
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    amir kardes her ilimde söz sahibi ihtisas sahibi olanlardir
    ehli sünnet vel cemaat kaynaklari alim ve ülemalari sirati müstakim üzere itikat ederler amelleride bu minvaldedir...

    ehli sünnet tarikatleri YÜZYILLARDIR MESLEKLERININ HAK OLMASI ILE O MEYVELERI
    yetistirmislerdir iste abdulkadir geylani iste imam-i rabbani ...

    Her asirda o ASRIN ALIM VE ÜLAMALARINCA HAKLARINA siddikiyetlerine salih insanlar olduklarina HÜKÜM edilmistir...


    Hizir aleyhisselam musa aleyhisselama demis bana itiraz etmiyeceksin ve seyahat baslamis !!!!!!

    Peygamberimiz miraca cikmis geri döndügünde bunu söylemis müsrikler itiraz etmis hazreti ebubekir siddik OMU DEMIS EVET DEDIKLERINDE O DIYORSA DOGRU DEMISTIR IMAN EDERIM siddik makamini da orda almis ...

    Kurani kerimde duyduk ve itaat ettik ayeti vardir TARIKI NAKSI SIDDIKIYET ÜZERINE GIDER sizlerin yazdiklarinda o anlasiliyorki elestirdiginiz meseleler üzerine yüzyillardir salihlerin alimlerin söylediklerine itibar etmediginiz halde dogru düzgün arastirmamissiniz bile sonrada bilmediginiz bir ilmi ve ehlini elestiriyorsunuz...

    islam alimlerini ve mesleklerini elestirmekle bir fayda elde edilmez...


  18. 03.Ekim.2010, 22:24
    9
    Talebe
    amir kardes her ilimde söz sahibi ihtisas sahibi olanlardir
    ehli sünnet vel cemaat kaynaklari alim ve ülemalari sirati müstakim üzere itikat ederler amelleride bu minvaldedir...

    ehli sünnet tarikatleri YÜZYILLARDIR MESLEKLERININ HAK OLMASI ILE O MEYVELERI
    yetistirmislerdir iste abdulkadir geylani iste imam-i rabbani ...

    Her asirda o ASRIN ALIM VE ÜLAMALARINCA HAKLARINA siddikiyetlerine salih insanlar olduklarina HÜKÜM edilmistir...


    Hizir aleyhisselam musa aleyhisselama demis bana itiraz etmiyeceksin ve seyahat baslamis !!!!!!

    Peygamberimiz miraca cikmis geri döndügünde bunu söylemis müsrikler itiraz etmis hazreti ebubekir siddik OMU DEMIS EVET DEDIKLERINDE O DIYORSA DOGRU DEMISTIR IMAN EDERIM siddik makamini da orda almis ...

    Kurani kerimde duyduk ve itaat ettik ayeti vardir TARIKI NAKSI SIDDIKIYET ÜZERINE GIDER sizlerin yazdiklarinda o anlasiliyorki elestirdiginiz meseleler üzerine yüzyillardir salihlerin alimlerin söylediklerine itibar etmediginiz halde dogru düzgün arastirmamissiniz bile sonrada bilmediginiz bir ilmi ve ehlini elestiriyorsunuz...

    islam alimlerini ve mesleklerini elestirmekle bir fayda elde edilmez...

  19. 03.Ekim.2010, 22:33
    10
    ebubasir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78983
    Mesaj Sayısı: 79
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 53

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    Selamunaleykum QMir. Sizin bu Tarikat-Tasavvuf muarızlığınızı anlamada zorlanıyorum. Yazılan menkibenin mahiyyeti ne olursa olsun, büyük bir islam alimi olan Bahaüddin şahınakşıbend hazretleri gibi milyonlarca insanın imanına vesile olmuş bir zatı öyle reyinize göre Ayet ve hadis zikrederek onları adeta tekfir etme yönündeki yaklaşımınız acaba islamın neresine hizmet ediyor? Saniyen, bu zatların faziletli olduğuna inanan milyonlarca müslümanı bu tekfiri ithamınızın neresine koyuyorsunuz?


  20. 03.Ekim.2010, 22:33
    10
    Devamlı Üye
    Selamunaleykum QMir. Sizin bu Tarikat-Tasavvuf muarızlığınızı anlamada zorlanıyorum. Yazılan menkibenin mahiyyeti ne olursa olsun, büyük bir islam alimi olan Bahaüddin şahınakşıbend hazretleri gibi milyonlarca insanın imanına vesile olmuş bir zatı öyle reyinize göre Ayet ve hadis zikrederek onları adeta tekfir etme yönündeki yaklaşımınız acaba islamın neresine hizmet ediyor? Saniyen, bu zatların faziletli olduğuna inanan milyonlarca müslümanı bu tekfiri ithamınızın neresine koyuyorsunuz?

  21. 03.Ekim.2010, 23:48
    11
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,350
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    zehra oku Nickli Üyeden Alıntı
    amir kardes her ilimde söz sahibi ihtisas sahibi olanlardir
    ehli sünnet vel cemaat kaynaklari alim ve ülemalari sirati müstakim üzere itikat ederler amelleride bu minvaldedir...

    ehli sünnet tarikatleri YÜZYILLARDIR MESLEKLERININ HAK OLMASI ILE O MEYVELERI
    yetistirmislerdir iste abdulkadir geylani iste imam-i rabbani ...

    Her asirda o ASRIN ALIM VE ÜLAMALARINCA HAKLARINA siddikiyetlerine salih insanlar olduklarina HÜKÜM edilmistir...


    Hizir aleyhisselam musa aleyhisselama demis bana itiraz etmiyeceksin ve seyahat baslamis !!!!!!

    Peygamberimiz miraca cikmis geri döndügünde bunu söylemis müsrikler itiraz etmis hazreti ebubekir siddik OMU DEMIS EVET DEDIKLERINDE O DIYORSA DOGRU DEMISTIR IMAN EDERIM siddik makamini da orda almis ...

    Kurani kerimde duyduk ve itaat ettik ayeti vardir TARIKI NAKSI SIDDIKIYET ÜZERINE GIDER sizlerin yazdiklarinda o anlasiliyorki elestirdiginiz meseleler üzerine yüzyillardir salihlerin alimlerin söylediklerine itibar etmediginiz halde dogru düzgün arastirmamissiniz bile sonrada bilmediginiz bir ilmi ve ehlini elestiriyorsunuz...

    islam alimlerini ve mesleklerini elestirmekle bir fayda elde edilmez...
    ebu basir Nickli Üyeden Alıntı
    Selamunaleykum QMir. Sizin bu Tarikat-Tasavvuf muarızlığınızı anlamada zorlanıyorum. Yazılan menkibenin mahiyyeti ne olursa olsun, büyük bir islam alimi olan Bahaüddin şahınakşıbend hazretleri gibi milyonlarca insanın imanına vesile olmuş bir zatı öyle reyinize göre Ayet ve hadis zikrederek onları adeta tekfir etme yönündeki yaklaşımınız acaba islamın neresine hizmet ediyor? Saniyen, bu zatların faziletli olduğuna inanan milyonlarca müslümanı bu tekfiri ithamınızın neresine koyuyorsunuz?
    aleyna ve aleykumusselam
    kardeşler lütfen söylediklerim üzerinde yorum yapınız
    söylediklerimde tekfir ya da yanlış varsa buyrun gösterin
    şahı nakşibendin adını dahi zikretmedim ki tekfir etmiş olayım

    ha bugün verdiğim bir söz üzerine
    bir süre böyle takılacağım

    ta ki bazı tasavvuf müdafileri İbni Teymiyye vb saygı duyduğumuz hocalarımıza
    her fırsatta hakaret etmeyi ve
    kendilerinin de İslama sonradan sokulduğunu kabul ettikleri
    rabıta vb bidatleri kabul etmiyoruz diye bana ve diğer bazı üyelere
    hakaret etmeyi bırakana kadar
    her fırsatta tasavvufun içine sokulmuş bidatlere saldıracağım ki
    o malum kişiler tasavvufu savunmaktan
    bana ve saygı duyduğum hocalara hakaret etmeye zaman bulamasınlar

    şimdi bu ayrı bir konu
    konu dışı başka şey yazmayacağım
    selametle


  22. 03.Ekim.2010, 23:48
    11
    âb ü kil
    zehra oku Nickli Üyeden Alıntı
    amir kardes her ilimde söz sahibi ihtisas sahibi olanlardir
    ehli sünnet vel cemaat kaynaklari alim ve ülemalari sirati müstakim üzere itikat ederler amelleride bu minvaldedir...

    ehli sünnet tarikatleri YÜZYILLARDIR MESLEKLERININ HAK OLMASI ILE O MEYVELERI
    yetistirmislerdir iste abdulkadir geylani iste imam-i rabbani ...

    Her asirda o ASRIN ALIM VE ÜLAMALARINCA HAKLARINA siddikiyetlerine salih insanlar olduklarina HÜKÜM edilmistir...


    Hizir aleyhisselam musa aleyhisselama demis bana itiraz etmiyeceksin ve seyahat baslamis !!!!!!

    Peygamberimiz miraca cikmis geri döndügünde bunu söylemis müsrikler itiraz etmis hazreti ebubekir siddik OMU DEMIS EVET DEDIKLERINDE O DIYORSA DOGRU DEMISTIR IMAN EDERIM siddik makamini da orda almis ...

    Kurani kerimde duyduk ve itaat ettik ayeti vardir TARIKI NAKSI SIDDIKIYET ÜZERINE GIDER sizlerin yazdiklarinda o anlasiliyorki elestirdiginiz meseleler üzerine yüzyillardir salihlerin alimlerin söylediklerine itibar etmediginiz halde dogru düzgün arastirmamissiniz bile sonrada bilmediginiz bir ilmi ve ehlini elestiriyorsunuz...

    islam alimlerini ve mesleklerini elestirmekle bir fayda elde edilmez...
    ebu basir Nickli Üyeden Alıntı
    Selamunaleykum QMir. Sizin bu Tarikat-Tasavvuf muarızlığınızı anlamada zorlanıyorum. Yazılan menkibenin mahiyyeti ne olursa olsun, büyük bir islam alimi olan Bahaüddin şahınakşıbend hazretleri gibi milyonlarca insanın imanına vesile olmuş bir zatı öyle reyinize göre Ayet ve hadis zikrederek onları adeta tekfir etme yönündeki yaklaşımınız acaba islamın neresine hizmet ediyor? Saniyen, bu zatların faziletli olduğuna inanan milyonlarca müslümanı bu tekfiri ithamınızın neresine koyuyorsunuz?
    aleyna ve aleykumusselam
    kardeşler lütfen söylediklerim üzerinde yorum yapınız
    söylediklerimde tekfir ya da yanlış varsa buyrun gösterin
    şahı nakşibendin adını dahi zikretmedim ki tekfir etmiş olayım

    ha bugün verdiğim bir söz üzerine
    bir süre böyle takılacağım

    ta ki bazı tasavvuf müdafileri İbni Teymiyye vb saygı duyduğumuz hocalarımıza
    her fırsatta hakaret etmeyi ve
    kendilerinin de İslama sonradan sokulduğunu kabul ettikleri
    rabıta vb bidatleri kabul etmiyoruz diye bana ve diğer bazı üyelere
    hakaret etmeyi bırakana kadar
    her fırsatta tasavvufun içine sokulmuş bidatlere saldıracağım ki
    o malum kişiler tasavvufu savunmaktan
    bana ve saygı duyduğum hocalara hakaret etmeye zaman bulamasınlar

    şimdi bu ayrı bir konu
    konu dışı başka şey yazmayacağım
    selametle

  23. 04.Ekim.2010, 00:43
    12
    ->Es Pisman<-
    Kitmir

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Eylül.2010
    Üye No: 78936
    Mesaj Sayısı: 284
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: MecnunMisaliCollerden

    --->: Sahi Naksibendden inciler

    @mir bey tam bir herif gibi davraniyorsun. Sana icerikli cevap yazmayacagim cunki hak etmiyorsun. Sana bi kac kez bazi seyleri aciklamaya calistim bazi forunmlarda diger arkadaslarda sana anlatmaya calisti ama sen nedense heriflikte israr ediyorsun. Sana ne kadarda icerikli mesaj yazilsa sen kendi bildiginden sasmiyorsun. Bu sifati bir yerden hatirlar gibiyim :-) Onun icin sukutu lisan isime devam. Sadece sunu soyleyim sana

    SANA KARŞI HAKİKATI SAVUNMAM BENİM MANAMI KUVVETLENDİRİYOR .HİMMET CELBEDİYORUM....

    AMA SENİN İÇİN GÜZEL OLMUYOR.SENİN SIRTINA BASMAK NAMINA SENİN ATEŞTE YANMAN NAMINA MANAM ZENGİNLEŞSİN İSTEMİYORUM.
    ÜMMETİM ÜMMETİM DİYENLERDEN OLMAK İSTİYORUM...
    SAADETİMİ SENİN DELALETİN ÜZERİNE BİNA ETMEK İSTEMİYORUM...O SEBEBLE TARTIŞMADA SENİN SAADETİNİ İSTİYORUM İSTİYORUM SAADETİM SENİN SAADETİNİN ÜZERİNE MÜSLÜMANLARIN SAADETİ ÜZERİNE BİNA OLSUN...EĞER TARTIŞMAYI ALEVLENDİRSEM BU BENİM KAZANIMIM OLUR BELKİ SAVUNMAM ŞİDDETLENİR AMA SENİN SALDIRMAN ŞİDDETLENİR..KAYBIN ŞİDDETLENİR..
    YA RABBİ ÜMMETİ MUHAMMEDİN İÇİNDE ART NİYETSİZ HAKİKAT ARAYIŞI UĞRUNA KARŞI ÇIKANLARIN NURUNU ARTTIR.
    BU ŞİDDETLERİNİ AFFET.BASİRETLERİNİ AÇ...
    Seni de ignore yapiyorum! Turkcesi ney bilmiyorum ama soyle tarif ediyim icerikli cevap yazmayacagim sana.

    Yaptigimiz acizane hizmetten dolayi memmun olanlardan Rabbim razi olsun.

    Bir gun ebu cehil peygamber efendimiz Habibi Kibriya a.s.v. gorur. der ki " Sen ne . adamsin vs vs (hakaret eder) Peygamberi Zisan a.s.v. tebessum eder yoluna devam eder. Biraz ilerledikten sonra Ebabekri siddik r.a. gorur. O da derki "Ya Muhammed a.s.v. sana anam babam her seyim feda olsun sen ne guzel bir adamsin vs vs. Bu olaya sahit olan sahabeler sorarlar bu ne istir. Kufredenede tebessum ettin seni ovene de tebessum ettin. Rasulu Zisan efendimiz a.s.v. yine tebessum eder ve derki. Biz ayna gibiyiz kim bize baksa kendi sifatini gorur.

    Aska devam :-) Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin adede ma fi ilmillahi salaten daimeten bi devami mulkillahi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.
    -------------------
    Hala ne CİNİLERDEN bahsediyorsun,SÜLEYMAN (as) KISSASINDA Asaf Bin berhiye den önce bir ifrit (CİN ) çıkıp diyor ki Ey Nebi sen yerinden kalkana kadar belkısın tahtını sana getiririm diyor da ondan sonra insanlardan iman etmiş olan bir mümin (asaf bin berhiye) ey nebi gözünü açıp kapayıncaya kadar bir zamanda belkısın tahtı huzurındadır diyor ve tahtı yemenden kudüse Hz.Süleyman (AS) ın huzuruna getiriyor ,dediği gibi göz açıp kapayıncaya kadar bir zaman dilimi içerisinde


    Buradan şu gerçekte ortaya çıkıyor. Bu ilim cinnilerde var ,ancak müslümanlardan kamil velilerde daha da güçlüsü var.Ve bu ilim cinnilere ait bir ilim değil,Allahu Tealanın müsade ettiği,nimet verdiklerinde de var olan bir ilimdir.Yani kafir ve münafıklar ve hatta kafasızlar ve dahi deve kuşu gibi gerçekleri görmemek için kafayı kuma gömenlere ragmen böyle bir ilim var ve Kamil Veliler bu ilme Allahın dilemesiyle sahipler.


  24. 04.Ekim.2010, 00:43
    12
    @mir bey tam bir herif gibi davraniyorsun. Sana icerikli cevap yazmayacagim cunki hak etmiyorsun. Sana bi kac kez bazi seyleri aciklamaya calistim bazi forunmlarda diger arkadaslarda sana anlatmaya calisti ama sen nedense heriflikte israr ediyorsun. Sana ne kadarda icerikli mesaj yazilsa sen kendi bildiginden sasmiyorsun. Bu sifati bir yerden hatirlar gibiyim :-) Onun icin sukutu lisan isime devam. Sadece sunu soyleyim sana

    SANA KARŞI HAKİKATI SAVUNMAM BENİM MANAMI KUVVETLENDİRİYOR .HİMMET CELBEDİYORUM....

    AMA SENİN İÇİN GÜZEL OLMUYOR.SENİN SIRTINA BASMAK NAMINA SENİN ATEŞTE YANMAN NAMINA MANAM ZENGİNLEŞSİN İSTEMİYORUM.
    ÜMMETİM ÜMMETİM DİYENLERDEN OLMAK İSTİYORUM...
    SAADETİMİ SENİN DELALETİN ÜZERİNE BİNA ETMEK İSTEMİYORUM...O SEBEBLE TARTIŞMADA SENİN SAADETİNİ İSTİYORUM İSTİYORUM SAADETİM SENİN SAADETİNİN ÜZERİNE MÜSLÜMANLARIN SAADETİ ÜZERİNE BİNA OLSUN...EĞER TARTIŞMAYI ALEVLENDİRSEM BU BENİM KAZANIMIM OLUR BELKİ SAVUNMAM ŞİDDETLENİR AMA SENİN SALDIRMAN ŞİDDETLENİR..KAYBIN ŞİDDETLENİR..
    YA RABBİ ÜMMETİ MUHAMMEDİN İÇİNDE ART NİYETSİZ HAKİKAT ARAYIŞI UĞRUNA KARŞI ÇIKANLARIN NURUNU ARTTIR.
    BU ŞİDDETLERİNİ AFFET.BASİRETLERİNİ AÇ...
    Seni de ignore yapiyorum! Turkcesi ney bilmiyorum ama soyle tarif ediyim icerikli cevap yazmayacagim sana.

    Yaptigimiz acizane hizmetten dolayi memmun olanlardan Rabbim razi olsun.

    Bir gun ebu cehil peygamber efendimiz Habibi Kibriya a.s.v. gorur. der ki " Sen ne . adamsin vs vs (hakaret eder) Peygamberi Zisan a.s.v. tebessum eder yoluna devam eder. Biraz ilerledikten sonra Ebabekri siddik r.a. gorur. O da derki "Ya Muhammed a.s.v. sana anam babam her seyim feda olsun sen ne guzel bir adamsin vs vs. Bu olaya sahit olan sahabeler sorarlar bu ne istir. Kufredenede tebessum ettin seni ovene de tebessum ettin. Rasulu Zisan efendimiz a.s.v. yine tebessum eder ve derki. Biz ayna gibiyiz kim bize baksa kendi sifatini gorur.

    Aska devam :-) Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin adede ma fi ilmillahi salaten daimeten bi devami mulkillahi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.
    -------------------
    Hala ne CİNİLERDEN bahsediyorsun,SÜLEYMAN (as) KISSASINDA Asaf Bin berhiye den önce bir ifrit (CİN ) çıkıp diyor ki Ey Nebi sen yerinden kalkana kadar belkısın tahtını sana getiririm diyor da ondan sonra insanlardan iman etmiş olan bir mümin (asaf bin berhiye) ey nebi gözünü açıp kapayıncaya kadar bir zamanda belkısın tahtı huzurındadır diyor ve tahtı yemenden kudüse Hz.Süleyman (AS) ın huzuruna getiriyor ,dediği gibi göz açıp kapayıncaya kadar bir zaman dilimi içerisinde


    Buradan şu gerçekte ortaya çıkıyor. Bu ilim cinnilerde var ,ancak müslümanlardan kamil velilerde daha da güçlüsü var.Ve bu ilim cinnilere ait bir ilim değil,Allahu Tealanın müsade ettiği,nimet verdiklerinde de var olan bir ilimdir.Yani kafir ve münafıklar ve hatta kafasızlar ve dahi deve kuşu gibi gerçekleri görmemek için kafayı kuma gömenlere ragmen böyle bir ilim var ve Kamil Veliler bu ilme Allahın dilemesiyle sahipler.




Git 12 Son