Konusunu Oylayın.: Osman Gazi ve Şeyh Edebali

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Osman Gazi ve Şeyh Edebali
  1. 11.Ekim.2008, 16:39
    1
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Osman Gazi ve Şeyh Edebali






    Osman Gazi ve Şeyh Edebali Mumsema Osman Gazi ve Şeyh Edebali

    Ertuğrul Gâzi, Konya'ya Anadolu Selçuklu Sultanı ile görüşmeye gittiğinde yanında çocuk yaştaki oğlu Osman'ı da götürmüş, resmi temaslarından sonra Mevlana Hazretlerini de ziyaret etmişti. Ertuğrul Gâzi, oğluna Mevlana'nın elini öptürmüş ve iltifat dolu şu hayır duayı almasını sağlamıştı: "Madem ki bunun oğulları ve torunları benim neslime inanırlar, devletleri daim olsun!"

    Bu kadarıyla da yetinmeyen Ertuğrul Gazi, küçük yaşlardan itibaren oğlunu Ahi Tarikatı Şeyhi Edebali'ye teslim edecek ve "Bana karşı gel; ama, ona karşı gelme" vasiyetinde bulunarak, Osmancık'a son bir büyük edep ve kemâl dersi verecekti.

    Ertuğrul Gâzi onu, Şeyh Edebâli'nin manevî çekim alanında tutarak, tam bir İslâmî terbiyeyle yoğrulmasına hususî bir ehemmiyet göstermişti. İşte, Osman Gâzi'nin yetişmesi, manevî kemâle ermesinde en fazla hissedar olanların başında, birçok vakfı ve müridi olan bu Ahi Şeyhi Edebâli gelecekti.

    Aşık Paşazâde, Edebâli ile Osman Gâzi arasındaki özel ilişki hakkında şu bilgiyi aktarmaktadır: "Osman Gâzi niyaz etti ve bir an ağladı. Uyku galip oldu, yattı uyudu. Gördü ki bir aziz Şeyh vardı; hayli kerameti görünür olmuştu ve hepsi halkın itibar ettiği idi. Dünyası, nimeti ve davası çoktu. Ve ışık sahibi ve âlimdi. Hiçbir zaman misafirhanesi boş olmazdı. Osman ki, bu dervişe konuk olurdu."

    Şeyh Edebâli'nin sohbet ve ziyaretlerine düzenli bir biçimde devam eden Osman Gazi, zamanla "Ahirete meyli ziyade, haramlardan son derece kaçınası"; güzel ahlâkı, yiğitliği ve olgun davranışlarıyla çevresinin takdirini kazanıp gönüllerini fetheden salih bir zat haline gelmişti.

    Yine bir gece Şeyh Edebâli'nin Bilecik'teki tekkesine misafir olmuş, odanın duvarında asılı olan Kur'an-ı Kerim'e sonsuz hürmet ve edebinden ayaklarını uzatıp yatmaktan haya ederek sabaha kadar huşu içerisinde oturmayı tercih etmişti. "Bu, onun imanının kuvvetine, itikadının sıhhatine hüccetti." Ve o "ulu devletin" rüyasını ve müjdesini Edebali'nin o ulu tekkesinde Hak katından şöyle almıştı: "Mâdem sen benim kelâmıma hürmet eyledin; ben de seni, senin evlâdını, bağlılarını âlemde aziz ve kerim kılacak, kıyâmete kadar sürecek bir ulu devlet verdim!.."

    Henüz 23 yaşında beyliği babasından devraldığında Osman Gazi'nin etrafında; Bizans'a karşı "gazâ ülküsünü" bayraklaştırdığından ötürü adeta bir mıknatıs gibi sayısız ulemâ, şeyh, "delişmen tabiatlı" derviş, alperen, abdal toplanmış, Anadolu'nun farklı köşelerinden koşup onun "i'lâ-yı kelimetullah davası" uğrunda çarpışmaya koyulmuşlardı.

    Çevresi, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahi Evran, Şeyh Edebâli, Şeyh Mahmud, Ahi Şemsüddin, Dursun Fakih, Kasım Karahisarî, Şeyh Muhlis Karamanî, Aşık Paşa ve Elvan Çelebi gibi iman, ilim ve irfan ehli kişilerle, evliyaullahtan şahsiyetlerle dolup taşmıştı. Bu yüzden Osman Gâzi'ye, gazâ düşüncesine olan hizmet ve gayretlerinden dolayı "Fahrü'd-din" (Dinin övüncü) unvanı layık görülmüş, "gâzilik kılıcı" da bizzat Şeyh Edebâli tarafından kuşandırılmıştı.



  2. 11.Ekim.2008, 16:39
    1
    Devamlı Üye



    Osman Gazi ve Şeyh Edebali

    Ertuğrul Gâzi, Konya'ya Anadolu Selçuklu Sultanı ile görüşmeye gittiğinde yanında çocuk yaştaki oğlu Osman'ı da götürmüş, resmi temaslarından sonra Mevlana Hazretlerini de ziyaret etmişti. Ertuğrul Gâzi, oğluna Mevlana'nın elini öptürmüş ve iltifat dolu şu hayır duayı almasını sağlamıştı: "Madem ki bunun oğulları ve torunları benim neslime inanırlar, devletleri daim olsun!"

    Bu kadarıyla da yetinmeyen Ertuğrul Gazi, küçük yaşlardan itibaren oğlunu Ahi Tarikatı Şeyhi Edebali'ye teslim edecek ve "Bana karşı gel; ama, ona karşı gelme" vasiyetinde bulunarak, Osmancık'a son bir büyük edep ve kemâl dersi verecekti.

    Ertuğrul Gâzi onu, Şeyh Edebâli'nin manevî çekim alanında tutarak, tam bir İslâmî terbiyeyle yoğrulmasına hususî bir ehemmiyet göstermişti. İşte, Osman Gâzi'nin yetişmesi, manevî kemâle ermesinde en fazla hissedar olanların başında, birçok vakfı ve müridi olan bu Ahi Şeyhi Edebâli gelecekti.

    Aşık Paşazâde, Edebâli ile Osman Gâzi arasındaki özel ilişki hakkında şu bilgiyi aktarmaktadır: "Osman Gâzi niyaz etti ve bir an ağladı. Uyku galip oldu, yattı uyudu. Gördü ki bir aziz Şeyh vardı; hayli kerameti görünür olmuştu ve hepsi halkın itibar ettiği idi. Dünyası, nimeti ve davası çoktu. Ve ışık sahibi ve âlimdi. Hiçbir zaman misafirhanesi boş olmazdı. Osman ki, bu dervişe konuk olurdu."

    Şeyh Edebâli'nin sohbet ve ziyaretlerine düzenli bir biçimde devam eden Osman Gazi, zamanla "Ahirete meyli ziyade, haramlardan son derece kaçınası"; güzel ahlâkı, yiğitliği ve olgun davranışlarıyla çevresinin takdirini kazanıp gönüllerini fetheden salih bir zat haline gelmişti.

    Yine bir gece Şeyh Edebâli'nin Bilecik'teki tekkesine misafir olmuş, odanın duvarında asılı olan Kur'an-ı Kerim'e sonsuz hürmet ve edebinden ayaklarını uzatıp yatmaktan haya ederek sabaha kadar huşu içerisinde oturmayı tercih etmişti. "Bu, onun imanının kuvvetine, itikadının sıhhatine hüccetti." Ve o "ulu devletin" rüyasını ve müjdesini Edebali'nin o ulu tekkesinde Hak katından şöyle almıştı: "Mâdem sen benim kelâmıma hürmet eyledin; ben de seni, senin evlâdını, bağlılarını âlemde aziz ve kerim kılacak, kıyâmete kadar sürecek bir ulu devlet verdim!.."

    Henüz 23 yaşında beyliği babasından devraldığında Osman Gazi'nin etrafında; Bizans'a karşı "gazâ ülküsünü" bayraklaştırdığından ötürü adeta bir mıknatıs gibi sayısız ulemâ, şeyh, "delişmen tabiatlı" derviş, alperen, abdal toplanmış, Anadolu'nun farklı köşelerinden koşup onun "i'lâ-yı kelimetullah davası" uğrunda çarpışmaya koyulmuşlardı.

    Çevresi, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahi Evran, Şeyh Edebâli, Şeyh Mahmud, Ahi Şemsüddin, Dursun Fakih, Kasım Karahisarî, Şeyh Muhlis Karamanî, Aşık Paşa ve Elvan Çelebi gibi iman, ilim ve irfan ehli kişilerle, evliyaullahtan şahsiyetlerle dolup taşmıştı. Bu yüzden Osman Gâzi'ye, gazâ düşüncesine olan hizmet ve gayretlerinden dolayı "Fahrü'd-din" (Dinin övüncü) unvanı layık görülmüş, "gâzilik kılıcı" da bizzat Şeyh Edebâli tarafından kuşandırılmıştı.



    Benzer Konular

    - Osman Gazi'nin, Oğlu Orhan Gazi'ye Vasiyeti‏

    - Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e Nasihati !!!

    - Şeyh Edebali hakkında bilgi verir misiniz?

    - Şeyh Edebali'den osman gaziye

    - Şeyh Edebali 'nin Osman Bey ‘e Nasihatı


+ Yorum Gönder