Kuran yetersiz midir 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
  1. 1
    HamzaT33 Üye
    HamzaT33
    Üye
    HamzaT33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 02.Şubat.2019
    Üye No: 120670
    Mesaj Sayısı: 60
    Tecrübe Puanı: 1

    Kuran yetersiz midir


    Kuran arap kavmine gönderildi bu yüzden arap ikliminden zamanın şartlarından bahsediliyor penguenlerden dinazorlardan bahsedilmiyor
    Bu yuzden de Kuranı (iddia) Hz.Muhammed in yazdığı iddia ediliyor
    Ama bizler kuranı evrensel oldugunu söylüyoruz peki kuran bu zamanın şartlarından ve olaylarından bahsedebilirdi degil mi?
    Ve kuranda çelişki buldugunu soyleyen bir ateist olunca cogu kişi Allah bundan bahsetmek istedi gibi cevaplar çıkıyor hep mesela bana kalırsa, kuran hic bir şekilde asılsız olsa bile çelişki bulundurulamıyacak bir şekilde gönderilemez miydi
    Sonuçta Allah sonsuz kudret sahibi neden böyle sorular sordurtacak şeyler yaptı
    Cevaplarsaniz sevinirim.

    İlgili Yazılar

  2. 2
    Günahkarlık Üye
    Günahkarlık
    Üye

    Profili:
    Üyelik: 04.Ocak.2019
    Üye No: 120379
    Mesaj Sayısı: 40
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Kuran yetersiz midir


    Selamun aleyküm kardeş. Hoca değilim ama cevap vermek istedim. Allah kuranı kerimi sadece Araplara indirmemiş, bütün insanlığa indirmiştir. Ve evet evrenseldir. Kuranı Kerim de sözü edilen ama hala keşfedilmeyen bilimsel içerikler söz konusu. Kuran bu yüzyılda bile keşfedilmeyenlerle dolu. Kuranı bir insan değil Allah yazmıştır. Hiçbir insanın gücü buna yetmez. Okumanı öneririm kardeşim.

    Selametle


  3. 3
    furkan Forum Editörü
    furkan
    Forum Editörü
    furkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 13.Şubat.2007
    Üye No: 20
    Mesaj Sayısı: 177
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: Hatay

    Yorum: Kuran yetersiz midir


    Kur'an-ı Kerim tüm insanlığa indirilmiş evrensel bir kitaptır. Mekke'deki bir olay hakkındaki ayetle New York'taki insan aynı dersi kendi çıkarabilir.

    Kur'an-ı Kerim peygamber efendimiz tarafından tebliğ edilmiştir ancak kesinlikle peygamber efendimiz tarafından yazılmamıştır. Kur'an-ı Kerim, Allah'ın kelamıdır. Kur'an-ı Kerim'in korunacağı kitabımızda açıkça belirtilmiştir.

    “Hiç şüphe yok ki o Zikri / Kur’ân’ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biz’iz.”(Hicr, 15/9)





  4. Reklam

  5. 4
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Yorum: Kuran yetersiz midir


    Evrenseldir demek tüm kainata inmiştir tüm insanlık artık bu kitaba inansın demek. Yani dinazormuş bilmem neymiş bunlardan bahseder demek değil. Kaldı ki Allah aklınızı kullanın der. Aklını kullanan biri bilim üreterek dinozorlara da ulaşır kainatın sırrına da. Fakat bazı şeyler sırdır. Misal "ruh"meselesi. Sahabeler peygamberimize ruh ile ilgili soru sorduklarında peygamberimiz ruh konusunun ona bile anlatılmadığını Allah'ın sırrı olduğunu belirtmiştir. her şeyin apaçık ortada olduğu bir ortamda imtihan da olamaz. insan boşuna iradeli yaratılmadı. irade karar verebilme hürriyetidir.


  6. 5
    Omer Faruk Devamlı Üye
    Omer Faruk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik: 11.Kasım.2017
    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 1,313
    Tecrübe Puanı: 14

    Sevgili kardeşim,

    Alıntı
    Kuran arap kavmine gönderildi bu yüzden arap ikliminden zamanın şartlarından bahsediliyor penguenlerden dinazorlardan bahsedilmiyor
    Bu yuzden de Kuranı (iddia) Hz.Muhammed in yazdığı iddia ediliyor
    Ama bizler kuranı evrensel oldugunu söylüyoruz peki kuran bu zamanın şartlarından ve olaylarından bahsedebilirdi degil mi?
    Ve kuranda çelişki buldugunu soyleyen bir ateist olunca cogu kişi Allah bundan bahsetmek istedi gibi cevaplar çıkıyor hep mesela bana kalırsa, kuran hic bir şekilde asılsız olsa bile çelişki bulundurulamıyacak bir şekilde gönderilemez miydi
    Sonuçta Allah sonsuz kudret sahibi neden böyle sorular sordurtacak şeyler yaptı
    Bu soruna DİREK cevap verirsem, sana BALIK vermiş olurum. Ama sana önereceğimi dinlersen BALIK TUTMAYI öğrenmiş olursun. Şimdi gelelim balık tutmaya;

    Kur'an'ın OKU emri bütün müslümanları kapsayan (yalnızca alim adaylarını değil) bir emirdir. Herkes gücü yettiginden mes'uldür. Bir kişi gününün 4, 5 saatini sosyal medya, internet ve tv ile geçiriyorsa, İslam'ı da öğrenmeye vakti var demektir. İslam'da DİN ADAMI SINIFI yoktur. Bunun sebebi herkes dinini öğrenmek zorundadır.

    Bu tür soruları ve sorunları çözmenin yolu öncelikle Kur'an'ı bir kaç defa açıklamasından okumaktır. Kur'an'ın arapçası 600 sayfadır ama aslında büyük yazıldığı için büyük gözükür. Normalde Türkçe metin olarak çok daha çabuk okunacak kısalıktadır. Örneğin, Türkçe metin olarak 300 sayfalık bir kitap kadardır. Bir kişi bu kitabı günde 10 sayfa anlayarak okusa bir ayda bir defa bitirir. 3 ayda 3 defa Kur'an'ı anlayarak okuyan birisi Kur'an'ın geneline az çok hakim olmaya başlar.

    Kur'an'ın temel mantığı: "ilkeleri koymaktır". Biz buna MEGASIDU ŞERİA deriz. Yani; Allah bu ayeti hangi maksatla koymuş sorusunun karşılığıdır. Allah deveyi örnek verirken neyi anlatmak istemiştir. Allah erkeklere hurileri va'dederken neyi söylemek istemiştir. Allah altından ırmaklar akan cenneti va'dederken neyi söylemek istemiştir? Bütün bunların aslında çok basit bir açıklaması vardır;

    Çocuk pedagojisinde SOMUT'tan SOYUT'a anlatım ilkesi vardır. Eğer cennet gibi SOYUT bir şeyi anlatıyorsanız onu insanlara çevrelerinde gördükleri en güzel şeylerle örnekleyerek açıklarsınız. Bununla cennetin en güzel olduğunu anlatırsınız. Arap toplumu için de deve ferrari gibi, su çöllerde kolay bulunmayan ölümsüzlük iksiri gibi, bahçeler ise sofralarında görmeye alışık olmadığı meyveleri sunan cennet gibidir. Bunlar çelişki ya da eksiklik değil Kur'an'ın mükemmel anlatım tekniğidir. üstelik Kur'an bu teknikle en cahil araptan en alim araba kadar ulaşan bir anlatım gücüne ulaşmaktadır. Sosyal Medya'da İslam eleştiren gençler ya da yetişkinler İNKARA şartlandıkları için bunlara gözlerini kapatıyorlar. Amacın o inkarcılara laf yetiştirmek olmayıp Kur'an'ı hakkıyla temsil eden iyi bir müslüman olmandır. Hele hele bazen müslüman gençlerin ağıza alınmayacak küfürler ettiğini görüyorum, Allah böyle müslümanlardan İSLAMI korusun. Ahlakı olmayan bir müslümanın İSLAMI savunması tam bir katliamdır.

    Yalnız sana tavsiyem buradan aldığım fikirler bana yeter bunlarla ateistlerle tartışırım diye düşünme. İşte o zaman balık tutmayı asla öğrenemezsin.

    Nasıl ki, insan psikolojisinin özellikleri, her dilin edebi bir anlatımı varsa, arapçanın da bir edebiyatı ve o günün insanının yaşadığı ortamdan kaynaklanan bir psikolojisi var.

    Kur'an'dan sonra sağlam bir İSLAM TARİHİ okursan arap toplumunun bu psikolojisini de öğrenirsin. İşte o zaman Kur'an'ın metni ile yaşanmış hali (islam Tarihi) bir araya gelince elmanın iki yarısı bir araya gelmiş olur. İslam Tarihi olarak da İhsan Süreyya Sırma'nın Mekke ve Medine dönemi diye iki küçük kitabı başlangıç olarak iyidir. Daha sonra kısa ve özlü bir İslam tarihi olarak Muhammed Hamidullah'ın İslam Tarihini okuyabilirsin. Bütün bu okumaların 3 ay gibi bir sürede tamamlanır. Böylece bu tür soruları ve itirazları hem kendi zihninde çözmüş hem de ayağı kaymak üzere olan gençlere yardımcı olmuş olursun.

    Şimdi bismillah deyip OKUMA zamanı, Allah kolaylık versin genç kardeşim...


  7. 6
    nick37 Üye
    nick37
    Üye

    Profili:
    Üyelik: 15.Mart.2018
    Üye No: 117326
    Mesaj Sayısı: 39
    Tecrübe Puanı: 1

    Selamun Aleyküm
    Alıntı
    Furkân Suresi - 53 . Ayet

    Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O’dur.

    Diyanet Tefsiri:Araya giren çok kısa fakat son derece önemli uyarı ve bilgilerin ardından ilâhî kudretin kanıtları olan kevnî bilgilere ve delillere devam edilmektedir. 53. âyetteki bahr kelimesi, meâlinde de gösterdiğimiz gibi “deniz” anlamındadır. Ancak –Muhammed Esed’in de haklı olarak belirttiği üzere– (II, 736) Kur’an’da bu kelime yer yer nehir veya büyük su kütlesi için de kullanılmaktadır. Âyette de ifade buyurulduğu gibi yüce Allah’ın yasaları uyarınca tatlı sular, ırmaklar denizlere akmakta; bununla birlikle, günümüzde deniz araştırmalarının açıkça kanıtladığı üzere bazı denizlerde tatlı su ile tuzlu suyun karışmadığı görülmekte, âyetteki ifadeyle âdeta bu iki su kütlesinin arasında “bir engel, aşılmaz bir perde” bulunmakta; bilimin bu yeni keşfinin Kur’an tarafından çok açık ifadelerle ortaya konması Kur’an’ın açık bir mûcizesi olarak değerlendirilmektedir (bilgi için bk. Maurice Bucaille, s. 288-290).

    Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 131

    Rahman Suresi 19-20

    O, birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi.
    (Ama) aralarında bir engel vardır; birbirlerine karışmazlar.

    Enbiya 32

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise, gökyüzünün işaretlerine sırt çevirmektedirler.


    Kardeşim bir düşünelim şimdi haşa eğer öyle olsaydı neler olabilirdi.Eğer ki Peygamberimiz yazmış olsaydı haşa o zaman bir menfaati olması lazımdı.Peki Peygamberimizin hayatını inceleyelim Peygamberlik geldikten sonra hayatı tamamen zorlaşmıştır sabretmesi gereken türlü zorluklar ile uğraşmıştır.Kimseden bir para mal mülk veya bir istekte bulunmamış tıpkı diğer Peygamberler gibi.Ecrini Allah'tan beklemiştir.Boykot döneminde Peygamber efendimiz başta olmak üzere müslümanlar mallarını harcamışlardır.Uhudda kılıç darbeleri almış taşlanmış kanlar içinde kalmıştır.Taife İslamı yaymak ve müşriklerden korunmak için gittiğin de orada çok kötü muamele görmüş ve oranın reislerinin kışkırtmaları ile çapulcular ve sokak çocukları tarafından taşlandılar.

    Bak sorularla islamiyetten bir alıntı
    Alıntı
    Gözü dönmüş, kendini bilmez küstahlar, yolun iki tarafında sıralanarak Kâinatın Efendisi ve Hazret-i Zeyd'i taşa tuttular. Resûlullahın mübârek ayakları kana bulandı. Öyle ki, isâbet eden taşların açtığı yaraların acısı yürümeye engel olur hâle geldi. Resûl-i Ekrem, zaman zaman oturmak zorunda kaldı. Ama bu vicdansızlar, her seferinde onu zorla ayağa kaldırarak, yeniden yaralı ayaklarını taş yağmuruna tutuyorlardı. Ayak takımı, Peygamber Efendimizi ızdırap içinde bırakırken, taşlarıyla beraber kahkahalar da savuruyorlardı.

    Hz. Zeyd, hayatını hiçe sayarcasına vücudunu Resûl-i Kibriyâ'ya siper etmişti. Şirk ehlinin elinden çıkan taşların ona ulaşmasına mani olmaya çalışıyordu. Ama nafile idi. O da kan revân içinde kaldı.
    Şimdi düşün gerçek bir inanılan bir dava için olmadıktan sonra hangi insan bu kadar zorluğa katlanabilirdi ve hiçbir dünya menfaati gütmeden.Bunlara daha türlü türlü örnek sayılabilir tıpkı Peygamber efendimizin malını yoksullara muhtaçlara dağıttığı gibi.

    Şeytanların ve şeytanlaşmış insanların şerrinden Allah cümlemizi korusun.


+ Yorum Gönder