Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı? 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
  1. 1
    Ferhat1991 Emekli
    Ferhat1991
    Emekli
    Ferhat1991 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 30.Eylül.2009
    Üye No: 58064
    Mesaj Sayısı: 673
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 27

    Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?


    Acı Çektikten Sonra Mutluluğa Erişince ve Mutluluk Geldiğindede ALLAHA şükredilmeyince allah bu mutluluğu alırmı

    İlgili Yazılar

  2. 2
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 0
    Tecrübe Puanı: 0
    Yer: çalışma odam:)

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?


    Alıntı
    Acı Çektikten Sonra Mutluluğa Erişince ve Mutluluk Geldiğindede ALLAHA şükredilmeyince allah bu mutluluğu alırmı
    Bu durum Allah'a kalmış.
    Dilerse alır dilerse bırakır.
    _________________________

    Şükür nedir? Şükür Nasıl yapılır?

    Verilen herhangi bir nimetten dolayı, bu nimeti verene karşı söz, fiil veya kalb ile gösterilen saygı ve karşılık, iyiliğin kıymetini bilme ve iyilik yapana bu hissi gösterme, nimet ve iyiliği anıp sahibini övme.
    Arapça bir kelime olan şükür, "şekere" kökünden gelmektedir. Bu kökten gelen şükür, isim ve fiil olarak Kur'an-ı Kerim'de yetmişe yakın yerde geçmektedir.

    Türkçede kullanılan teşekkür ve şükran kelimeleri de aynı köktendir.
    Hamd ve medih kelimeleri de mana itibarıyla şükür kelimesine yakındır. Bazı alimler, bilhassa hamd ile şükrün aynı anlamda olduğunu söylemişlerdir. Farklı görüş belirterek bunların ayrı seyler olduğunu söyleyen alimler de olmuştur. Fatiha sûresinin tefsirinde, Hz. Muhammed (s.a.s); "Elhamdu lillahi Rabbilâlemin" dediğin zaman, muhakkak ki Allah'a şükretmiş olursun" diyerek hamd ile şükrün birbirine olan yakınlığını ifâde etmiştir. Söz ile hamdedildiginde bu aynı zamanda şükrün başı sayılır. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s); "Hamd, şükrün başıdır. Allah'a hamdetmeyen, O'na şükretmemiş sayılır" demek suretiyle, bu hususa açıklık getirmiştir. Hamd ile şükrün ikisinde de kasdedilen kişi, nimeti verendir (İbn Kesır, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Âzim, Beyrut 1969, I, 22 vd.; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, İstanbul 1971, I, 57 vd.).


    Şükür üç şekilde eda edilir:
    1- Dil ile: Nimet vereni anmak, onu övmek ve bu hususta dil ile yapılabilecek şeyi yapmakla olur. Yüce Allah Hz. Muhammed (s.a.s)'e onun vasıtasıyla bütün insanlara bu hususta şöyle seslenmiştir: "Rabbinin nimetine (ihsanına) gelince, onu minnet ve şükranla an" (ed-Duha, 93/11).
    2- Kalp ile: Kalp ile nimeti vereni tanımak ve onu tasdik etmektir.
    3- Fiil ile: Bu da, vücudun bütün organlarıyla olur. Her çeşit nimeti veren Allah'ın emir ve yasakları, vücudun hangi organını ilgilendiriyorsa, o organın, Allah'ın emir ve yasaklarına uygun hareket etmesini sağlamak gerekir.


    Kur'an-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyurulmaktadır:
    "Gerçekten İbrãhim, Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi. Allah'ın nimetlerine Şükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti" (en-Nahl, 16/120, 121).

    "Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Dâvud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükreden azdır!" (Sebe', 34/13).

    Allah Teâlâ'nın Dâvud ailesine şükredin şeklindeki hitâbı, "Allah'a ibâdet edin, fiil ve hareketlerinizle şükrü yerine getirin" demektir. (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Mısır 1977, V, 62; Muhammed Ali es-Sabûnî, Safvetu't-Tefâsîr, İstanbul 1987, II 548).

    Yüce Allah Kur'an'da insanı yoktan var ettiğini ve ona çeşitli nimetler verdiğini, dolayısıyla insanın da buna karşı Allah'a şükretmesinin gerektiğini bildirmiştir:
    "Siz hiç bir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi" (en-Nahl, 16/78).
    "Biz, büyük baş havyanları da sizin için Allah'ın (dininin) işaretlerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıkmış olacağından) onlardan hem kendiniz yiyin, hem de ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz şükredesiniz diye sizin istifâdenize verdik" (el-Hac, 22/36).
    Bu ve benzeri bütün nimetlerin şükrü, onları Allah'ın yolunda kullanmak ve onun rızası için münasip yerlere sarfedip değerlendirmektir.
    Şükrün tam karşılığı küfürdür. Zaten Allah Teâlâ imtihan için yaratmıştır. Allah'ın verdiği nimetlere karşı şükreden ve sıkıntılara karşı sabredenlere mükâfat verir. Buna ters hareket edip küfre girenleri de cezalandırır:
    "Gerçekten biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yaratmışızdır. Onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör. Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. İyiler ise, kâfir katılmış bir kadehten (cennet şarabını) içerler" (el-İnsan, 76/1-5)
    "Nezdinde o kitaptan ilim bulunan biri: "Ben onu sana, gözünü açıp kapamadan getireceğim" dedi. Süleyman, tahtı yanında duruyor görünce: "Bu, Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim edeceğimi sınamak içindir. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki, Rabbim kimsenin şükrüne muhtaç değildir; lütuf ve kerem sahibidir" dedi" (en-Neml, 27/40).
    Bu âyette ifâde edildiği gibi, Yüce Allah'ın, kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur. O'nun ilâhlığı, yüceliği ve hakimiyeti herhangi bir kimsenin şükrü veya küfrü ile ne bir derece yükselir ne de eksilir. O, bizzat kendisi her şeye hakimdir (İbn Kesir, Tefsiru'lKur'ani'l-Azîm, III, 364).
    Bir kudsi hadisde de, bu hususta şöyle buyurulmaktadır:
    "Yüce Allah diyor ki: Ey kullarım! Geçmiş ve gelecek, siz bütün ins ve cinler bir araya gelerek, aranızdaki en muttaki kimsenin kalbi gibi olsanız, sizin bu durumunuz, Benim hakimiyetimi zerre kadar artırmaz. Gene ey kullarım! Geçmiş ve gelecek bütün ins ve cin bir araya toplansanız, aranızdaki en günahkâr birinin kalbi gibi olsanız, benim hakimiyetime en ufak bir noksanlık getiremezsiniz. Ey kullarım! Hakkınızda itibar ettiğim şey, amellerinizdir. Daha sonra siz onlara göre eksiksiz olarak mükafatlandırılacak veyâ cezalandırılacaksınız. Öyleyse kim bir hayır işlemeye muvaffak olursa, bundan dolayı Allah'a şükretsin. Kim de hayrın dışında başka bir şey işlerse, bundan dolayı da kendi nefsini suçlasın!" (Ahmed b. Hanbel, V, 160; Müslim, Birr, 55; Tirmiz, Kıyâm, 48; İbn Mace, Zühd, 30).
    Şükredenlerin mükâfatlandırılacağı, Kur'an'ın başka bir yerinde şöyle haber verilmiştir:
    "Lût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı. Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız" (el-Kamer, 54/33).
    Şükür ve küfür noktasında insanların iradesi hür bırakılmıştır. Yüce Allah küfrün kötülüğünü ve şükrün faziletini bildirmiştir:
    "Şükreden, ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah müstağnidir, her türlü övgüye layıktır” (Lokman, 31/12).
    Bu âyette belirtildiği gibi, küfreden insanın kötülüğü kendi şahsına ve şükredenin faydası da kendi şahsınadır. Kişinin küfrünün de, şükrünün de karşılığı kendisine döner (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azım, III, 444).
    Resulüllah (s.a.s.) da, tam manasıyla imân eden müminlerin, bu imtihanı kazanmış olduklarını, diğer insanlara benzemediklerini, varlıkta da yoklukta da küfürden uzak olduklarını, sabır ve şükür ile hareket ettiklerini bildirmiştir:
    "Müminin durumu hayret vericidir. Her hali kendisi için hayırlıdır. Müminden başkası için böyle bir şey yoktur. Sevindirici bir durumda olduğu zaman, şükreder. Bu, onun için hayırlı olur. Sıkıntılı bir durumda olduğu zaman, sabreder. Bu da onun için hayırlı olur" (Muhammed b. Allan, Delilu'l-Falihn, Mısır 1971, I, 146 vd.).
    Buna göre insanlar, genelde şükreden veya küfredenler olmak üzere iki grupta toplanırlar. Allah ve Resulü, küfürden uzak durup şükür üzere bulunmayı istemişlerdir. Bunu tercih eden imân ehli, dünya ve ahirette kârlı çıkmaktadır. Hadiste göze çarpan diğer bir husus da, şükür ile sabrın içiçe olmasıdır.
    Nureddin TURGAY


  3. 3
    absinthe Emekli
    absinthe
    Emekli

    Profili:
    Üyelik: 28.Kasım.2011
    Üye No: 92069
    Mesaj Sayısı: 3
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 28

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?


    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum


  4. Reklam

  5. 4
    nuryolcusu1 Emekli
    nuryolcusu1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik: 28.Kasım.2011
    Üye No: 92070
    Mesaj Sayısı: 4
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 28

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?


    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum


  6. 5
    Desert Rose Kıdemli Üye
    Desert Rose
    Kıdemli Üye
    Desert Rose - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 11,560
    Tecrübe Puanı: 166
    Yer: the silent deserts in my soul

    Alıntı
    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum
    Alıntı
    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum
    Hocamız cevabını vermiş sende yorum yapmışsın
    başka derdin ne =(cevabını aldığına göre artık gidebilirsin



  7. 6
    تقاضا öğrenmeye devam..
    تقاضا
    öğrenmeye devam..
    تقاضا - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 20.Haziran.2011
    Üye No: 88127
    Mesaj Sayısı: 151
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 27

    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum

    Her şeyi yaratan kim ? ALLAH .
    Bunca nimeti sana veren kim ? ALLAH .
    Bütün bunları o sana verirken sorun yok alırken mi sorun olacak ?

    Sen kime hesap soruyorsun (HAŞA)..
    Önce doğru düzgün konuş ..
    Alıntı :nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak

    Bu ne demek ya ! Allah herşeyi yaratan Rabb'dir. Ve isterse seni şuan helak eder , isterse doğru yola döndürür. Sana gözü kulağı veren de , tüm kainatı yaratan da ALLAH ..
    Dilerse alır dilerse bırakır . (Herşeyin en iyisini ALLAH (c.c) bilir.)


  8. 7
    gokhanx1 Üye
    gokhanx1
    Üye

    Profili:
    Üyelik: 28.Kasım.2011
    Üye No: 92075
    Mesaj Sayısı: 1
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29

    Allah bize hep sabırlı olmayı nasip etsin İnşallah.
    Bizi kötülüklerden korusun.
    Bizi (herkesi) kötülüklerden korusun. = Düşünceli olmayı nasip etsin İnşallah.


  9. 8
    imamhatipli42 Özel Üye
    imamhatipli42
    Özel Üye
    imamhatipli42 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 2,624
    Tecrübe Puanı: 42

    Alıntı
    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum
    Alıntı
    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum
    Dua et banlamış sadece. Senin gibi Allahın (cc) adaletinden şüphe edeni toprağın altına göndermek lazım.


  10. 9
    bygantar Üye
    bygantar
    Üye

    Profili:
    Üyelik: 25.Ağustos.2011
    Üye No: 89930
    Mesaj Sayısı: 23
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 39

    “Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu yapar ve onu hiç beklemediği bir yerden rızıklandırır.”
    (Talâk 2, 3) düşünen insan için Daha ne olsun ???

    Belki farkında değil o şahıs ama oda Allahın kulu; biliyoruz ki burası kabul edlsede edilmesede bir sınav yeri kimse dilediği gibi yaşayamaz. Rabbimzi bizi canlarımzla mallarımızla sevdiklerimizle sınar. Rabbim hakkımızda ölümün bile hayırlısını nasip etsin inşallah. ilgili şahıs Fatiha süresinin meailini bir oku bu allahın hükmü kelamıdır. Rabbimiz buyuyor Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat 56) Düşünen insan için açıkca görülüyor ki cinlerin ve insanların yaradılış gayesi belidir.

    Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! (Zariyat 60)

    Biz kullarına düşen rabbimizin rızasını kazanmaya gayret göstermektir. bunuda dilimizde kalbimizle fiilerimizle cürümümüz kadar yerine getirmeliyiz hoş ömür boyu secdede kalsak bile Rabbimize yeteri kadar şükrümüzü gösteremeyiz ya :( Acziyetimiz kadarını olsun yapmalıyız..


  11. 10
    Ferhat1991 Emekli
    Ferhat1991
    Emekli
    Ferhat1991 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 30.Eylül.2009
    Üye No: 58064
    Mesaj Sayısı: 673
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 27

    dilerse alıcağını bende biliyorum ama ALLAH bize mutluluk yaşatmak için önce acı çektiriyor ki bana acı çektirdi gerektiği kadar eskiden isyan ederdim ama şimdi o kadar acı çekmeseydim şimdi böyle olgun olmazdım ama şimdi mutluyum ama benim sorum şu bana mutluluk için acı çektirdiği için ben şükretsemde şükretmesemde bu mutluluğu benden almaz çünkü adil olduğu için böyle bir şey yapcağını düşünmüyorum çünkü bana çektirdiği acıyı hiçe sayıcak deil ve ben mutlu olmak için kendi beynimle emek verdim emeğimi hiçe sayıp mutluluğumu alcağını hiç sanmıyorum ben

    not: dilerse alır dilerse bırakır diyorsunuz peki benim mutlu olmak için verdiğim emeğide boşa sayar görmez yani öylemi (haşa) ben mantıklı düşünün biraz
    ayrıcada ben kafir değilim sadece seçimimi bu dünyadan yana yaptım

    allahın adaletinden şüphe fln etmiyorum aksine adil olduğunu düşündüğüm için böyle konuşuyorum ama anlatamıyorum yada anlamıyorsunuz


  12. 11
    konya442 Emekli
    konya442
    Emekli
    konya442 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 28.Ekim.2010
    Üye No: 80028
    Mesaj Sayısı: 563
    Tecrübe Puanı: 0

    dünyayi sectin derken ?


  13. 12
    Ferhat1991 Emekli
    Ferhat1991
    Emekli
    Ferhat1991 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 30.Eylül.2009
    Üye No: 58064
    Mesaj Sayısı: 673
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 27

    2 seçenek sunarlar insana ya ahiret yada dünya ben ise burayı seçtim


  14. 13
    bygantar Üye
    bygantar
    Üye

    Profili:
    Üyelik: 25.Ağustos.2011
    Üye No: 89930
    Mesaj Sayısı: 23
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 39

    Göz göre göre azabı seçmek ne kadar aklı selim biriştir ? İnancınız var ise ahiret hayatını bir kenara bırakmak ne kadar doğrudur. Seçimleriniz tabiki sizi bağlar Ancak lütfen bir düşünün Rabbimiz bizden zor bişey istemiyor. Rabbimizin bizde olan hakları var namaz hakkı gibi.. Bu kadar nimete karşı bunu ödemeyelim mi ? Rabbimiz buyuruyor "farzlarla gadabımdan kurtulur nafilelerle rızama kavuşursunuz" Size sormak istiyorum Sonsuz cennet veya sonsuz cehennem hayatının yanına 70-80- hadi bilemediniz diyelim 100 sene olsun. bu kadar kısa bir dünya hayatını sonsozluğun nerersine koyabilirsiniz ve bu 100 senelik ömür sonsuz hayatın yanında ne gibi görünür. Kaldı ki bu sınav yerinde bu kadar kısa bir ömür ile ahiret hayatımızı şekillendirebiliyorsak neden cehennem tercih edilir ? Allah dostlarındna bazı zatı muhterem zatlar mubarek insanlar 2 rekatlık namazda kuranı Azümüşşanı hatim ederken biz ihlas ve kevser süreleriyle iki rekat kılmaktan aciziz. Söyleyin hakmıdır ? Sayın ferhat yine diyorum tercihlerinz sadece sizi bağlar ama size tavsiyem Kuranı Kerimi lütfen mealinden bir kez olsun okuyunuz.

    Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hâla akıl erdiremiyor musunuz? (Enam / 32)

    Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı! (ANKEBÛT /64)

    Ey insanlar! Allah’ın vâdi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın! (Fatr / 5)

    Doğrusu dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder ve sakınırsanız Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden mallarınızı (tamamen sarfetmenizi) istemez. (Muhammed / 36)

    Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir. (Hadid / 20)

    Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık (ENBİYA/16-17)

    Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri! (BAKARA/155)


    Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. (MUHAMMED/31)

    Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın. (LOKMAN/33)


    tüm gerçekler üstteki ayetlerde Rabbimiz tarafından bizlere bildiriliyor. Buna rağmen Dünya hayatı diyenler lütfen oturup düşünsünler. Rabbimizin azametini kudretini büyüklüğünü biz zerre kadar aklımız ile anlayamayız ancak düşünmeliyiz ki herşeyin bir yöneticisi var ve bizden birşeyler istiyor bekliyor.. şimdi biz Rabbimize bir adım gitsek gelmez mi bize arşın arşın söyleyin ?

    Sevgili Ferhat kısa bir şey anlatacağım izninle; Evlimisin çoluğun çocuğun var mı bilmiyorum ama elllerinizden öpsün ve hamd olsun ki bir oğlum var dünya tatlısı. Geçen gün gece odasına gittim baktım uuyor öptüm kokladım sonra bir daha kokladım sonra doyamadım bir daha kokladım sonra odama gittim yarım saat bilemedin bir saat sonra tekrar gittim oğlumun yanına yine kokladım öptüm kokusunu ciğerlerime kadar hissedinceye dek kokladım doyamadım ve bu sabahın 5-6 sına kadar devam etti. Şimdi düşündüm ki bendeki bu hissiyat kendi kendine oluşabilecek bir şey değil. Rabbim biz aciz bi çare kullarına böyle güzel böyle şevkat dolu bir hissiyat vermiş iken bir düşünün Rabbimizin biz kullarına karşı duyduduğu hissiyat kim bilir ne derecedir. ama bir gerçek var ki hak edenee.. hak etmemiz lazım ..

    Sevgili ferhat Rabbimin aciz bir kulu olarak sana diyebileceğim seçimler tercihler değişime tabidir. Tarihte nice kör kafirler bile hak yolunu bulmşlardır. Kaldıki inanıyorum ama sadece dünya hayatını seçiyorum diyosun. Lütfen tercihlerini gözden geçir. Gözlerini hakikate açmaya gayret et İnanmalısın ki buda senin sınavın inşallah başarılı çıkarsın Hakkında Rabbim hayırlısını versin inşallah

    Selamunaleyküm


  15. 14
    HAMMADUN Emekli
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,004
    Tecrübe Puanı: 0

    MUM HOCAM DERKİ;
    Alıntı
    Bu durum Allah'a kalmış
    Dilerse alır dilerse bırakır
    ELHAMDULİLLAH, ne güzel der.....

    İnsanlar emekleri karşılığında ulaştıkları şeylerden memnun olabilirler, ancak Allahu Taala hiç bir insana çekemeyeceği yükten fazlasını yüklemez. Ancak İNSAN Allahu Taala'nın yüklemeyeceği yükü, bizzat kendisi yüklenmek diler ve yüklenir. Neticesinide çok ağır öder. Ödediği bedelide Şeytan Aleyyullana İNSAN'ın dostu olun Allahu Taala'dan bilmesi için o yönde vesvese verir ve netice çoğu zaman hüsran olur. RAB'bine karşı İNSAN. Kazanan ise ŞEYTAN.

    Çok istediğiniz bir şeyi elde etmek için çok çalıştınız, öyleki ölçüyü kaçırdınızda, dünya için ahiretinizi dahi boş verdinizde o çok istediğiniz şeye malik oldunuz.

    Şimdi siz mutlumusunuz.....????

    Peki o malik olduğunuz şeyin, belli bir süre sonra sizin için çok kötü sonuçları olan bir kaza ile neticeleneceğini bilseniz ve siz o mutlu oldum dediğiniz şeyden uzaklaşmaya başlasanız ve size biri gelipte.....

    Hayatın boyunca uğraşıp didinip elde etmek için uğraştığın şeyden neden uzaklaşmaya çalışıyorsun be adam. Delimisin sen..... dese. Sizde buna mukabil o adama, ben geleceği biliyorum, bu şey benim hakkımda çok kötü sonuçlar çıkartacak, bakmayın siz bu gün sahip olduğuma, yarın o bizim başımıza altından kalkılmaz bir yük olacak deseniz.

    Tamam deli bu adam..... İstediğine kavuşuncaya kadar, kafasınıda sıyırmış derler.....
    Derler mi...??? Derler.

    Rab'bimize HAMD EDERİZ' ki; Gayb'ı bilmiyoruz.

    Eğer mutlu olduğunuz şey elinizden alındıysa, HAMDEDİN.... Zira O'nu dostunuz elinizden aldı.

    Peki... Şeytan Aleyyullana burada boş dururmu....??? Tabiki hayır.

    Vay be bunca zahmet, bir hayat harca, eline geçir, mutlu ol..... Sonra.... Elinden alınsın. Varmı böyle bişey.... Der ve sizin dil ile ikrar, kalp ile tasdik etmenizi bekler ki;

    Rab'bine dönüp, İşte yarattığın İNSAN bu deyip hem küfrünü arttırsın, hemde sizi kendi avanesi arasına katabilsin.

    Hülasa elindekine sevinme, gidenede yerinme..... Her şeyi dostuna teslim et, o ne takdir ediyorsa hakkında en iyisi ve hayırlısı muhakkak o'dur.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


+ Yorum Gönder
Git 12 Son