Konusunu Oylayın.: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?
  1. 19.Temmuz.2012, 14:00
    13
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    reklam


    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz? isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?
    imam-ı rabbani'nin (ra) tarikat tarifi:



    Silsile-i Nakşî'nin kahramanı ve bir güneşi olan İmâm-ı Rabbânî (R.A) Mektubât'ında demiş ki: "Hakaik-i îmaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevacid ve keramata tercih ederim."

    Hem demiş ki: "Bütün tarîklerin nokta-i müntehası, hakaik-i îmaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."

    Hem demiş ki: "Velayet üç kısımdır: Biri velayet-i suğra ki, meşhur velayettir. Biri velayet-i vustâ, biri velayet-i kübradır. Velayet-i kübra ise; veraset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikata yol açmaktır."

    Hem demiş ki: "Tarîk-i Nakşî'de iki kanad ile sülûk edilir." Yani: Hakaik-i îmaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve feraiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa, o yolda gidilmez. Öyle ise tarîk-ı Nakşî'nin üç perdesi var:

    Birisi ve en birincisi ve en büyüğü: Doğrudan doğruya hakaik-i îmaniyeye hizmettir ki, İmâm-ı Rabbânî de (R.A.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir.

    İkincisi: Feraiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyeye tarîkat perdesi altında hizmettir.

    Üçüncüsü: Tasavvuf yoluyla emraz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vâcib, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.


  2. 19.Temmuz.2012, 14:00
    13
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    reklam


    imam-ı rabbani'nin (ra) tarikat tarifi:



    Silsile-i Nakşî'nin kahramanı ve bir güneşi olan İmâm-ı Rabbânî (R.A) Mektubât'ında demiş ki: "Hakaik-i îmaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevacid ve keramata tercih ederim."

    Hem demiş ki: "Bütün tarîklerin nokta-i müntehası, hakaik-i îmaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."

    Hem demiş ki: "Velayet üç kısımdır: Biri velayet-i suğra ki, meşhur velayettir. Biri velayet-i vustâ, biri velayet-i kübradır. Velayet-i kübra ise; veraset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikata yol açmaktır."

    Hem demiş ki: "Tarîk-i Nakşî'de iki kanad ile sülûk edilir." Yani: Hakaik-i îmaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve feraiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa, o yolda gidilmez. Öyle ise tarîk-ı Nakşî'nin üç perdesi var:

    Birisi ve en birincisi ve en büyüğü: Doğrudan doğruya hakaik-i îmaniyeye hizmettir ki, İmâm-ı Rabbânî de (R.A.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir.

    İkincisi: Feraiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyeye tarîkat perdesi altında hizmettir.

    Üçüncüsü: Tasavvuf yoluyla emraz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vâcib, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.


  3. 19.Temmuz.2012, 14:42
    14
    aforizma
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96811
    Mesaj Sayısı: 208
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 54
    Bulunduğu yer: istanbul

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    reklam


    sonrada gidip kendini tanrı ilan eden bir sapık sultanın, şeyhülislamı olmuş, aferim.
    tarikinin nokta-i müntehasını bulmuş demekki


  4. 19.Temmuz.2012, 14:42
    14
    Devamlı Üye
    reklam


    sonrada gidip kendini tanrı ilan eden bir sapık sultanın, şeyhülislamı olmuş, aferim.
    tarikinin nokta-i müntehasını bulmuş demekki


  5. 19.Temmuz.2012, 14:56
    15
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Alıntı
    sonrada gidip kendini tanrı ilan eden bir sapık sultanın, şeyhülislamı olmuş, aferim
    tarikinin nokta-i müntehasını bulmuş demekki
    kardeşim, herkes kendi aynasında bakıyor kainata..Bir kimse nasılsa herkesi de öyle görüyor..Mesela, bir kimse dinini dünyaya satmışsa herkesi de dinini dünyaya satmış olarak görür.

    Ehl-i sünnet alimlerinin "müceddid-i elfi sani" dedikleri bir zatı tanımadan ve bir hadisenin önüne ve sonuna bakmadan böyle gıybet etme ve bütün ehl-i sünnet alimlerine su-i zan ile bakma cesaretini bazı zatlar size kazandırmış maalesef...

    Bu su-i zan mertebesinin ne dereceye geldiğini göstermek için bir misal vereceğim...Sizin ile bu mantıkta olan ve türkiyede tanınan bir zat İmam-ı Rabbaninin sözlerini yalan yalnış tercüme ediyor ve daha sonra İmam-ı Rabbaniden şu sözleri zikrediyor: "o ehl-i irşad zatlar bulundukları asrı karanlıklardan kurtarırlar"...Şimdi, bu cümleden her insaf sahibi zat, "ehl-i irşad zatların Kur'an ve iman hakikatlerini insanlara tebliğ ederek ve o asrı bid'at ve dalaletlerden temizleyerek o zamanı aydınlatırlar" manasında anlayacağı bu sözden o malum zat ne anlamış bir bakalım...evet inanamayacaksınız...Bu sözden "ışık tanrısı" manasını çıkarmış....Yani, güya imam-ı rabbani bu mürşidleri haşa ışık tanrısı gibi görüyormuş..

    Elhasıl, kardeşim, su-i zannın mertebeleri var..Siz de bunun bir mertebesindesiniz maalesef..fakat bu konuda sizden daha kötüleri var..Zaten siz maalesef bu gibi kimselerin mahsülüsünüz..Bu kimseler söylüyor, siz de tekrarlıyorsunuz maalesef..


  6. 19.Temmuz.2012, 14:56
    15
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    sonrada gidip kendini tanrı ilan eden bir sapık sultanın, şeyhülislamı olmuş, aferim
    tarikinin nokta-i müntehasını bulmuş demekki
    kardeşim, herkes kendi aynasında bakıyor kainata..Bir kimse nasılsa herkesi de öyle görüyor..Mesela, bir kimse dinini dünyaya satmışsa herkesi de dinini dünyaya satmış olarak görür.

    Ehl-i sünnet alimlerinin "müceddid-i elfi sani" dedikleri bir zatı tanımadan ve bir hadisenin önüne ve sonuna bakmadan böyle gıybet etme ve bütün ehl-i sünnet alimlerine su-i zan ile bakma cesaretini bazı zatlar size kazandırmış maalesef...

    Bu su-i zan mertebesinin ne dereceye geldiğini göstermek için bir misal vereceğim...Sizin ile bu mantıkta olan ve türkiyede tanınan bir zat İmam-ı Rabbaninin sözlerini yalan yalnış tercüme ediyor ve daha sonra İmam-ı Rabbaniden şu sözleri zikrediyor: "o ehl-i irşad zatlar bulundukları asrı karanlıklardan kurtarırlar"...Şimdi, bu cümleden her insaf sahibi zat, "ehl-i irşad zatların Kur'an ve iman hakikatlerini insanlara tebliğ ederek ve o asrı bid'at ve dalaletlerden temizleyerek o zamanı aydınlatırlar" manasında anlayacağı bu sözden o malum zat ne anlamış bir bakalım...evet inanamayacaksınız...Bu sözden "ışık tanrısı" manasını çıkarmış....Yani, güya imam-ı rabbani bu mürşidleri haşa ışık tanrısı gibi görüyormuş..

    Elhasıl, kardeşim, su-i zannın mertebeleri var..Siz de bunun bir mertebesindesiniz maalesef..fakat bu konuda sizden daha kötüleri var..Zaten siz maalesef bu gibi kimselerin mahsülüsünüz..Bu kimseler söylüyor, siz de tekrarlıyorsunuz maalesef..


  7. 19.Temmuz.2012, 15:10
    16
    aforizma
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96811
    Mesaj Sayısı: 208
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 54
    Bulunduğu yer: istanbul

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    evet kardeşim,herkes kendi aynasından bakıyor kainata.. bir kimse nasılsa herkesi öyle görüyor.. mesela bir kimse ahmaksa herkesi ahmak olarak görür


  8. 19.Temmuz.2012, 15:10
    16
    Devamlı Üye
    evet kardeşim,herkes kendi aynasından bakıyor kainata.. bir kimse nasılsa herkesi öyle görüyor.. mesela bir kimse ahmaksa herkesi ahmak olarak görür


  9. 19.Temmuz.2012, 15:59
    17
    جهاد
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Temmuz.2012
    Üye No: 96965
    Mesaj Sayısı: 40
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    TARÎKAT MI SAKIN HA! ( Mekale )
    Bismillahirrahmânirrahîm

    Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur Salât ve selâm kulu ve rasûlü Muhammed’in, O’nun ailesinin, ashabının ve şirksiz olarak Allah'a iman eden bütün mü’minlerin üzerine olsun

    "O(insa)nların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler” [1]

    “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz” [2]

    Aklı başında insanlar usulüne uygun ve ma'kul sınırlar çerçevesinde, gerekli bilgiyle, azimle, sabırla, dürüstçe ve cesaretle işlerini hallederler Allah'ın hidayetine mahzar olan aklı başında bir mümin de -hidayete erdiği yaş kaç olursa olsun- kişisel gelişimini ve terbiyesini Kur'an ve Sahih Sünnet mektebine tabi tutar Ailevi hukuku, toplum hukukunu, ibadet, ahlak ve muamelatını yalnız İslam'dan alır ve kendini beşeri kanunlar yerine Allah'ın kanunlarına karşı sorumlu bilir Dinini sahih kaynaklardan alır ve gelişi güzel her söze iltifat etmez Onun yaşantısı kaliteli insan Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşantısının bir yansımasıdır çünkü O'nun ümmetidir Dünyada Kelime-i Tevhid'i kalbine iman olarak yazmış ve onun gereklerini hayatına uyarlamış bir mümin için nice müjdeler vardır Bu mümin Lâ ilâhe illallah anahtarıyla Havz-ı Kevser'de Rasûlullah'ın komşusudur Firdevs-i Âlâ'da en güzel nimetlerle rızıklanacaktır


    Gözü açık, kurnaz, her işini öyle veya böyle, -haklı haksız fark etmez- halleden, ne hırıtlar çevirip kârlı, olmadık desiselerle haklı çıkan kişi dünyaya ölçüsüzce rağbetinin kendisini neyin kapsam alanına çektiğinin farkında değildirLakin bu uyanık babasının dini olan İslam'ın etkisindedir, Allah'a ve ahiret gününe inancı vardır ve cennetten de vazgeçemez, çünkü kendisi hesabını iyi bilir Cennet de yabana atılır bir nimet değildir hani! O halde onu elde etmenin de bir kolayı olsa gerek, ilim tahsiliymiş, dini bilgilerdeki şüpheleri gidermek için araştırmalarmış, vesair uzun iş; diye düşünürken, şeytan ona bazı yolları kolaylaştırır

    Karşısına bir cennet simsarını çıkarır Gel kardeşim gel, iyisi daha ucuza burada diye bedava çığırtkanlık yapan saftirikler veya menfaatçi kurnazlar rastgelirler ona O sesleri iyi işitir çünkü kulağı pek sever kârlı işleri


    Derler ki : “Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun”


    “Cemaatin içinde olmazsan kuzuyu kapan kurt gibi seni de şeytan kapar”

    “Çobansız sürü olmayacağı gibi mürşidsiz cemaat da olmaz”


    “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır”


    “Alim bir zatın kamil bir mürşidin terbiyesinden geçmek, himmetinden istifade etmek gerek”


    “Onlar peygamberlerin vârisleridir”


    “Onlar son nefesinde şeytandan imanını kurtarır”


    “Ahirette şefaatçi olurlar”


    “Bir mürşidin eteğini tutan cennetin en yücelerine, şehitlerin ve peygamberlerin mertebesine çıkar” daha neler neler…


    Ağzının suyu akar tabi dinleyenin


    ISSIZ ADA


    Bu anlatılanlar tıpkı yurt dışına işçi olarak götürmeye heveslendirip de insanların borç harç buldukları paraları dolandıran, işçi adaylarını ıssız bir adaya bırakıp işte geldiniz inin, buradaki ağaçları budayıp, otları sulayacaksınız, işiniz bu diyen dolandırıcıların vaatleri gibidir
    Halbuki insanların gayesi müsbet idi, fakat pek kestirme bir yol tuttular Kendilerine yol gösterenler de kestirme yol arayanların bir kılavuzu olsun, garibanlar mürşidsiz mi kalsın diye (!) bir boşluğu doldurdular

    Bu bir dengedir, her ne kadar tasvip etmesek de beni kandıran yok mu dercesine tedbirsiz kimseleri birileri kandırır ve bu sayede imtihan dünyasının ıssız adaları da adam yüzü görür Dolandıran da bir müddet sefa sürer


    Bazıları erken kendine gelir, eyvah dolandırıldık der, lakin dolandırıldığını anlayamayan adam, emeğinin karşılığını alacağını umarak salih amel işlemeye devam eder, otları sular, ağaçları budar, hem niye kandırsınlar ki onu, “ağaçları kesin, otları yakın” gibi kötü bir emir de vermediler ki!… bu gariban emeğinin karşılığını alacağına inanarak ecel gemisi gelinceye kadar bekler durur Maalesef ömür sermayesini batak şirketlere yatırmış ve tüketmiş olarak ahirete göçerler


    Bir daha dönüş imkanı olmayan ahiret yolculuğu için insan, henüz dünyada iken , rehber kitap Kur’anı ve kılavuz Muhammed aleyhisselamı iyi tanımalı, din simsarlarının eline düşmemelidir


    ÇANTADA MÜRİD

    Adı üstünde mürid, o istedi bunları, başına ne geldiyse sunulan yemi istemekle geldi


    İnsanları sazan yerine koyup bu çekici yemleri, peşpeşe sıralayanların sözleriyle, vaat ettikleri arasında, düşünen insanın kolayca görebileceği, uçurumlar bulunmaktadır, fakat insanları düşünmekten alıkoyan bir şey var ki o, dergaha düşürülen kişinin, korkutulmasıdır Şeyhten haber verirken müride telkin edilenler gerçekten ürkütücüdür, korkutucudur ve insanın elini ayağını buz keser ve tabi beynini de Sadece bu şeyh mi ? Hayır ayrı bir dünyadasınız artık, duymadıklarınızı duyacak inanmadıklarınıza inandırılacaksınız Yeni tanıştığınız bu dünya, süpermenleri bol, binlerce, milyonlarca ayakları yere basmayan müridiyle vekiliyle, halifesiyle kutupları, gavsları, kırkları yedileriyle, Mars’tan daha uzak bir gezegendesiniz Şeyh insan olduğu halde insanlardan güçlü kuvvetli , dilediğini yapabilen, her an gören ve işiten (!) bir adamdır! O halde onun hakkında nasıl şüpheye düşebilirsin, onun hakkında anlatılanları nasıl eleştirebilirsin?


    Senin aklından geçenleri bile bildiğini söyledikleri adamın sahte bir veli, bid'atçı ve mülhid olduğunu nasıl düşüneceksinİşte burada Allah'tan korkar gibi bir insandan korkmakla ve onu eleştirememekle kayıtsız, şartsız batıl bir imanın temelleri atılmış olur


    Gelin İbrahim aleyhis selamın dediği gibi biz Allah'tan başka (sizin ilahlarınızdan) korkmayız,[3] diyelim ve onların putunu kırmaya koyulalım
    Yukarıda zikrettiğimiz insan avcılarının kaymaklı kadayıf türünden sözlerinin bir kısmı, oltanın ucundaki yemin besin değeri bulunduğunun doğruluğu kadar doğru sözlerdir Amma çoğu zaman balık o besinden istifade edemez de bir parça yem uğruna hayat suyundan dışarı çıkar ve beslenen değil hayatı pahasına besleyen olur


    Yemlerin arkasında duran oltacılara bir bakalım O da bu yola ilk sülûk ettiğinde acemiydi, toydu, ya şimdi! O da böyle başlamıştı… günlerden belki de Cuma idi, heey hey ne mukaddes günlerdi, o gün hidayete erdi fakir! Gibi övünmeleri de yok mu?

    MERASİM-İ KÜBRÂ


    Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun, al sana bir 'mürşid' yemi
    Oltaya takıldıktan sonra dergaha doğru yola düşersin, sofraya konmadan önce güzelce bir yıkanırsın, sonra avcının nezaretinde mürşidin elini ve eteğini öper, bir güzel günah çıkartırsın, pişmansın ve artık yapmayacaksın, çünkü mürşid seni görecek! Ne mutlu sana, anandan doğduğun, Arafat’tan döner gibi(!) gibi günahsız oldun(!)




    CEMAAT MUHABBETİ


    “Cemaatten ayrılan bizden değildir” hadisini de sık sık duyururlar Nasıl bir cemaat mi? Hadis tefsire muhtaç değil ki, adamların keyfince bir cemaat işte! Siyasetle işi olmayan, cihad kavramı lûgatlarından çıkarılmış, baş örtüsü falan gibi kıldan işlere bulaşmayan, etliye sütlüye karışmayıp yavan ekmeği tavsiye eden bir cemaat işte! Daha ne olsun ki! Zikir kardeşim zikir, şeyhin dediği gibi zikir

    Fikir dedin mi bozuşursun, şeyhe itiraz yok, ölü yıkayıcının önünde yatan meyyit gibi itaat ister efendi baba! Ne kendi konuşur, ne adamı konuşturur Etrafındaki dalkavuklar onun yerine sizinle konuşacak, siz de dut yemiş bülbül gibi somurtacaksınız İyi ki geldiniz birazdan daha yakından tanıyacaksınız


    Mürşid beyin keramet, mersiye ve kasidelerini sayıp döken meclislere katılırsın, hangi kabirden ne istenir, nasıl tavaf edilir, teberrük için ekmek, şeker ve daha neler gezdirilir, iyice öğrenirsin Bitmeyen ekmeklerden yer, cabul cubul çorbalardan içer şeyhin bereketiyle tanışırsın, sanki ömrünce aç gezmiştin de Allah seni doyurmamıştı(!)


    Bu şirk meclislerinde Allah'ı sever gibi şeyhini seven insan suretinde şeytanlar görürsün Ağızlarında geveleyip durdukları sünneti seniyye laftan ibarettir, şayet uygulama varsa muhakkak riyakarlıkla karışıktır, yapılan her amelde şeyhi memnun etme gayreti saklıdır İnsanların kalplerindeki imanın yanına yerleştirilen şirk öğretileri, ölülerden istimdad, bedava kasko hizmetleri, çamura çöken eşeği kurtarmalar mı dersin, tekerleği fırlayan arabaya –gavs marka- teker olmalar mı dersin, neler neler, çok yönlü kullanışlı şeyh efendilerin reklamları film gibi anlatılır, fakat asıl çok yönlü kullanılan bu reklamları dinleyen ve anlatan müridlerdir Şeyhin turistik tesislerinden alışverişler yapar memleket ekonomisine katkıda bulunursun Bir daha ki sefere hizmetlerin nisbetinde, vazifelendirilirsin; artık ya iyi olta atan bir avcısın, ya iyi para harcayan bir mürid, ya bedava ırgat, ya da eline tutuşturulan teranelerin çığırtkanlığıyla ömrünü tüketecek mütevekkil bir seyyar satıcı!

    Bu satışlar bazen sokaklarda, bazen bir dergi editörlüğünde bazen şeytanın gel dediği yerdedir


    Bunun dışında gerçekten irşad olmayı bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramaması için manevi irşad feyzle olur hikayeleri, mürşidin bir nazar etmesiyle ne merhaleler katedilir, ne derecelere ulaşılır teraneleri sayılır dökülür Dinlediklerini aklından şöyle bir geçirmeye kalksa insan, ilk bir kaçında hemen tökezir, çelişkilerle dolu hiç duymadığı saçmalıklar kafasını allak bullak eder ve çaresiz olarak düşünmekten de vazgeçer Bundan sonra yalanlarla avutulan müride bol bol rabıta yapmak ve feyz almaktan başka irşad yolu kalmamıştır


    Mürşid beyi gözünde canlandıramayanlar için teknoloji ne güne duruyor, memlekete dönerken cüzdana konulan resimlerle idare edilip, bir dahaki ziyarete kadar bol bol rabıta yapılır, hem mürşid uzaktakilere manyetik dalgalarla feyz ve irşad proğramına devam etmektedir İş manen hallolduğuna göre artık soru sormaya, vaaz dinlemeye, kitap okumaya gerek kalmamıştır Bu arada mürid nefsine uygun dini yaşantının menbaına demir atmıştır artık Yapılması gereken tek şey mürşidi kızdıracak iş yapmamak, verdiği zikir ve evradı tamam çekmek, onu memnun etmektir Dikkat etmek gerekir çünkü o işlenen günahlardan haberdardır, müridini görmektedir, işitmektedir(!)


    ALLAH AKLA GELMEZ OLUR LÂFTA KALIR


    Böylesine sıkı takibe alınan ve denetlenen bir mürid kendisini takibe alandan başka kimseyi, daha çok memnun edemez ve artık öfkesi, sevinci, ibadeti, tevekkülü hepsi onadır Her ne kadar Allah'ı ve rasulünü unutmuşsa da kendisine aracılık edecek paravan şirket muameleyi prosedüre uyduracaktır Ona göre bunların hiçbiri şirk sayılmaz çünkü bu olan biten işlerin baş aktörü Allah dostudur(!)

    Allah dostu ile şeytan dostu olanları birbirinden ayırt edemeyen, İslamın mesajını anlayamamış kimselerin bu tuzaklara düşmeleri gayet tabiidir, çünkü onlar dini kaynağından öğrenmediler Ya bilenlerin susmasına ne demeli !?

    Ümmet dinini yaşamak için binbir meşakkat alim ararken yolları kesen haramiler, İslam adı altında başka bir dini öğretmektedir Onlar Müseylime'nin vârisidir ve öğrettikleri dine inananlar Müseylime’nin ümmeti olurlar


    BABADAN OĞULA MİRAS POSTLAR


    Saltanatlarının bekası ve şahsi menfaatlerinin devamı için şeytanın da işini kolaylaştırarak Müslümanların dünyadaki zilletine ahirette de kendisinin ve yandaşlarının helakine sebep en tehlikeli ayrılıkçılar bu din tâcirleridir Onların tezgahına/dergahına düşmemek, aldatıcı sözlerini dinlememek gerekir Allah'ın ayetlerini, rasulünün hadislerini dinlememiş birinin cahilce din tacirlerini dinlemesi ne büyük tehlikedir Onlardan birçoğu Rasulullahın sünnetine göre abdest almayı bile bilmezler Onları şeyh yapan babalarının sülbünden gelmiş olmaktır o kadar

    Onlar bir yığın sapık inanç ve bid'at amellerle övünüp sevinerek cennet ummaktadırlar Halbuki kendilerini memnun etmeye çalıştıkları diri veya ölü mürşidleri onlara cennet veremez Kalplerinde ve dillerinde bulunan safsatalar, Kelime-i Tevhid'in manasına aykırıdır ve Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) İslam mesajından çok uzaktır Onlar İslam’ın adını soyadını, sicilini kütüğünü her bir şeyini kullanırlar, fakat İslam diye insanların kalplerine yerleştirdikleri şirk inançları inanan kimseyi ebediyyen cehenneme hapseder

    Allah onların yaptığı bu işi şöyle haber vermektedir:

    “Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler”[4]

    Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği inançlarla, amellerle Allah'a yaklaşılacağını iddia eden müşriklerin akıbeti ebedi ateştir Şayet herkes kendi hevasına göre Allah'a yaklaşmanın yolunu bulacak olsaydı peygamberlere ne gerek vardı?

    Onlardan birçoğu bu şirkten vazgeçmeyecek ve eski müşrikler gibi içinde bulunduğu durumu savunmaya çalışacaktırAllah buyurdu ki:

    “Allah'tan başka veliler edinenler derler ki biz onlara bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz Allah onların ihtilaf ettikleri şeyde aralarında hükmedecektir Allah yalancı ve kafir kimseye hidayet etmez[5]

    Yani onlar kendilerini Allah'a yaklaştırsın diye birtakım aracılar edinmişler ve bu aracıları övmelerine, sevmelerine, yüceltmelerine sebep, onun gûya Allah'a yaklaştıracak olması imiş!

    İşte bu safsatalar cennet anahtarı olmak şöyle dursun, olsa olsa maymuncuktur

    Cennet kapısını ise maymuncuk açmaz

    La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah deyiniz ve bu sözde sebat ediniz, dininizi tarikat deccallerine emanet edip peşlerinden gitmeyiniz


    (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyizAllah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim"[6]


    VE SELAMUN ALE’L MURSELÎN VE’L HAMDU LİLLAHİ RABBİL ALEMÎN

    [1] Yusuf Suresi (Ayet 106)

    [2] Nisa Suresi (Ayet 48)

    [3] En'am Suresi 81

    [4] Yusuf Suresi 106

    [5] Zümer Suresi 3

    [6] Yusuf Suresi 108




    Eklenme Tarihi: 07-04-2005

    Okunma Sayısı : 3467

    Yazarı: TasavvufaSon



  10. 19.Temmuz.2012, 15:59
    17
    Üye
    TARÎKAT MI SAKIN HA! ( Mekale )
    Bismillahirrahmânirrahîm

    Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur Salât ve selâm kulu ve rasûlü Muhammed’in, O’nun ailesinin, ashabının ve şirksiz olarak Allah'a iman eden bütün mü’minlerin üzerine olsun

    "O(insa)nların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler” [1]

    “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz” [2]

    Aklı başında insanlar usulüne uygun ve ma'kul sınırlar çerçevesinde, gerekli bilgiyle, azimle, sabırla, dürüstçe ve cesaretle işlerini hallederler Allah'ın hidayetine mahzar olan aklı başında bir mümin de -hidayete erdiği yaş kaç olursa olsun- kişisel gelişimini ve terbiyesini Kur'an ve Sahih Sünnet mektebine tabi tutar Ailevi hukuku, toplum hukukunu, ibadet, ahlak ve muamelatını yalnız İslam'dan alır ve kendini beşeri kanunlar yerine Allah'ın kanunlarına karşı sorumlu bilir Dinini sahih kaynaklardan alır ve gelişi güzel her söze iltifat etmez Onun yaşantısı kaliteli insan Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşantısının bir yansımasıdır çünkü O'nun ümmetidir Dünyada Kelime-i Tevhid'i kalbine iman olarak yazmış ve onun gereklerini hayatına uyarlamış bir mümin için nice müjdeler vardır Bu mümin Lâ ilâhe illallah anahtarıyla Havz-ı Kevser'de Rasûlullah'ın komşusudur Firdevs-i Âlâ'da en güzel nimetlerle rızıklanacaktır


    Gözü açık, kurnaz, her işini öyle veya böyle, -haklı haksız fark etmez- halleden, ne hırıtlar çevirip kârlı, olmadık desiselerle haklı çıkan kişi dünyaya ölçüsüzce rağbetinin kendisini neyin kapsam alanına çektiğinin farkında değildirLakin bu uyanık babasının dini olan İslam'ın etkisindedir, Allah'a ve ahiret gününe inancı vardır ve cennetten de vazgeçemez, çünkü kendisi hesabını iyi bilir Cennet de yabana atılır bir nimet değildir hani! O halde onu elde etmenin de bir kolayı olsa gerek, ilim tahsiliymiş, dini bilgilerdeki şüpheleri gidermek için araştırmalarmış, vesair uzun iş; diye düşünürken, şeytan ona bazı yolları kolaylaştırır

    Karşısına bir cennet simsarını çıkarır Gel kardeşim gel, iyisi daha ucuza burada diye bedava çığırtkanlık yapan saftirikler veya menfaatçi kurnazlar rastgelirler ona O sesleri iyi işitir çünkü kulağı pek sever kârlı işleri


    Derler ki : “Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun”


    “Cemaatin içinde olmazsan kuzuyu kapan kurt gibi seni de şeytan kapar”

    “Çobansız sürü olmayacağı gibi mürşidsiz cemaat da olmaz”


    “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır”


    “Alim bir zatın kamil bir mürşidin terbiyesinden geçmek, himmetinden istifade etmek gerek”


    “Onlar peygamberlerin vârisleridir”


    “Onlar son nefesinde şeytandan imanını kurtarır”


    “Ahirette şefaatçi olurlar”


    “Bir mürşidin eteğini tutan cennetin en yücelerine, şehitlerin ve peygamberlerin mertebesine çıkar” daha neler neler…


    Ağzının suyu akar tabi dinleyenin


    ISSIZ ADA


    Bu anlatılanlar tıpkı yurt dışına işçi olarak götürmeye heveslendirip de insanların borç harç buldukları paraları dolandıran, işçi adaylarını ıssız bir adaya bırakıp işte geldiniz inin, buradaki ağaçları budayıp, otları sulayacaksınız, işiniz bu diyen dolandırıcıların vaatleri gibidir
    Halbuki insanların gayesi müsbet idi, fakat pek kestirme bir yol tuttular Kendilerine yol gösterenler de kestirme yol arayanların bir kılavuzu olsun, garibanlar mürşidsiz mi kalsın diye (!) bir boşluğu doldurdular

    Bu bir dengedir, her ne kadar tasvip etmesek de beni kandıran yok mu dercesine tedbirsiz kimseleri birileri kandırır ve bu sayede imtihan dünyasının ıssız adaları da adam yüzü görür Dolandıran da bir müddet sefa sürer


    Bazıları erken kendine gelir, eyvah dolandırıldık der, lakin dolandırıldığını anlayamayan adam, emeğinin karşılığını alacağını umarak salih amel işlemeye devam eder, otları sular, ağaçları budar, hem niye kandırsınlar ki onu, “ağaçları kesin, otları yakın” gibi kötü bir emir de vermediler ki!… bu gariban emeğinin karşılığını alacağına inanarak ecel gemisi gelinceye kadar bekler durur Maalesef ömür sermayesini batak şirketlere yatırmış ve tüketmiş olarak ahirete göçerler


    Bir daha dönüş imkanı olmayan ahiret yolculuğu için insan, henüz dünyada iken , rehber kitap Kur’anı ve kılavuz Muhammed aleyhisselamı iyi tanımalı, din simsarlarının eline düşmemelidir


    ÇANTADA MÜRİD

    Adı üstünde mürid, o istedi bunları, başına ne geldiyse sunulan yemi istemekle geldi


    İnsanları sazan yerine koyup bu çekici yemleri, peşpeşe sıralayanların sözleriyle, vaat ettikleri arasında, düşünen insanın kolayca görebileceği, uçurumlar bulunmaktadır, fakat insanları düşünmekten alıkoyan bir şey var ki o, dergaha düşürülen kişinin, korkutulmasıdır Şeyhten haber verirken müride telkin edilenler gerçekten ürkütücüdür, korkutucudur ve insanın elini ayağını buz keser ve tabi beynini de Sadece bu şeyh mi ? Hayır ayrı bir dünyadasınız artık, duymadıklarınızı duyacak inanmadıklarınıza inandırılacaksınız Yeni tanıştığınız bu dünya, süpermenleri bol, binlerce, milyonlarca ayakları yere basmayan müridiyle vekiliyle, halifesiyle kutupları, gavsları, kırkları yedileriyle, Mars’tan daha uzak bir gezegendesiniz Şeyh insan olduğu halde insanlardan güçlü kuvvetli , dilediğini yapabilen, her an gören ve işiten (!) bir adamdır! O halde onun hakkında nasıl şüpheye düşebilirsin, onun hakkında anlatılanları nasıl eleştirebilirsin?


    Senin aklından geçenleri bile bildiğini söyledikleri adamın sahte bir veli, bid'atçı ve mülhid olduğunu nasıl düşüneceksinİşte burada Allah'tan korkar gibi bir insandan korkmakla ve onu eleştirememekle kayıtsız, şartsız batıl bir imanın temelleri atılmış olur


    Gelin İbrahim aleyhis selamın dediği gibi biz Allah'tan başka (sizin ilahlarınızdan) korkmayız,[3] diyelim ve onların putunu kırmaya koyulalım
    Yukarıda zikrettiğimiz insan avcılarının kaymaklı kadayıf türünden sözlerinin bir kısmı, oltanın ucundaki yemin besin değeri bulunduğunun doğruluğu kadar doğru sözlerdir Amma çoğu zaman balık o besinden istifade edemez de bir parça yem uğruna hayat suyundan dışarı çıkar ve beslenen değil hayatı pahasına besleyen olur


    Yemlerin arkasında duran oltacılara bir bakalım O da bu yola ilk sülûk ettiğinde acemiydi, toydu, ya şimdi! O da böyle başlamıştı… günlerden belki de Cuma idi, heey hey ne mukaddes günlerdi, o gün hidayete erdi fakir! Gibi övünmeleri de yok mu?

    MERASİM-İ KÜBRÂ


    Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun, al sana bir 'mürşid' yemi
    Oltaya takıldıktan sonra dergaha doğru yola düşersin, sofraya konmadan önce güzelce bir yıkanırsın, sonra avcının nezaretinde mürşidin elini ve eteğini öper, bir güzel günah çıkartırsın, pişmansın ve artık yapmayacaksın, çünkü mürşid seni görecek! Ne mutlu sana, anandan doğduğun, Arafat’tan döner gibi(!) gibi günahsız oldun(!)




    CEMAAT MUHABBETİ


    “Cemaatten ayrılan bizden değildir” hadisini de sık sık duyururlar Nasıl bir cemaat mi? Hadis tefsire muhtaç değil ki, adamların keyfince bir cemaat işte! Siyasetle işi olmayan, cihad kavramı lûgatlarından çıkarılmış, baş örtüsü falan gibi kıldan işlere bulaşmayan, etliye sütlüye karışmayıp yavan ekmeği tavsiye eden bir cemaat işte! Daha ne olsun ki! Zikir kardeşim zikir, şeyhin dediği gibi zikir

    Fikir dedin mi bozuşursun, şeyhe itiraz yok, ölü yıkayıcının önünde yatan meyyit gibi itaat ister efendi baba! Ne kendi konuşur, ne adamı konuşturur Etrafındaki dalkavuklar onun yerine sizinle konuşacak, siz de dut yemiş bülbül gibi somurtacaksınız İyi ki geldiniz birazdan daha yakından tanıyacaksınız


    Mürşid beyin keramet, mersiye ve kasidelerini sayıp döken meclislere katılırsın, hangi kabirden ne istenir, nasıl tavaf edilir, teberrük için ekmek, şeker ve daha neler gezdirilir, iyice öğrenirsin Bitmeyen ekmeklerden yer, cabul cubul çorbalardan içer şeyhin bereketiyle tanışırsın, sanki ömrünce aç gezmiştin de Allah seni doyurmamıştı(!)


    Bu şirk meclislerinde Allah'ı sever gibi şeyhini seven insan suretinde şeytanlar görürsün Ağızlarında geveleyip durdukları sünneti seniyye laftan ibarettir, şayet uygulama varsa muhakkak riyakarlıkla karışıktır, yapılan her amelde şeyhi memnun etme gayreti saklıdır İnsanların kalplerindeki imanın yanına yerleştirilen şirk öğretileri, ölülerden istimdad, bedava kasko hizmetleri, çamura çöken eşeği kurtarmalar mı dersin, tekerleği fırlayan arabaya –gavs marka- teker olmalar mı dersin, neler neler, çok yönlü kullanışlı şeyh efendilerin reklamları film gibi anlatılır, fakat asıl çok yönlü kullanılan bu reklamları dinleyen ve anlatan müridlerdir Şeyhin turistik tesislerinden alışverişler yapar memleket ekonomisine katkıda bulunursun Bir daha ki sefere hizmetlerin nisbetinde, vazifelendirilirsin; artık ya iyi olta atan bir avcısın, ya iyi para harcayan bir mürid, ya bedava ırgat, ya da eline tutuşturulan teranelerin çığırtkanlığıyla ömrünü tüketecek mütevekkil bir seyyar satıcı!

    Bu satışlar bazen sokaklarda, bazen bir dergi editörlüğünde bazen şeytanın gel dediği yerdedir


    Bunun dışında gerçekten irşad olmayı bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramaması için manevi irşad feyzle olur hikayeleri, mürşidin bir nazar etmesiyle ne merhaleler katedilir, ne derecelere ulaşılır teraneleri sayılır dökülür Dinlediklerini aklından şöyle bir geçirmeye kalksa insan, ilk bir kaçında hemen tökezir, çelişkilerle dolu hiç duymadığı saçmalıklar kafasını allak bullak eder ve çaresiz olarak düşünmekten de vazgeçer Bundan sonra yalanlarla avutulan müride bol bol rabıta yapmak ve feyz almaktan başka irşad yolu kalmamıştır


    Mürşid beyi gözünde canlandıramayanlar için teknoloji ne güne duruyor, memlekete dönerken cüzdana konulan resimlerle idare edilip, bir dahaki ziyarete kadar bol bol rabıta yapılır, hem mürşid uzaktakilere manyetik dalgalarla feyz ve irşad proğramına devam etmektedir İş manen hallolduğuna göre artık soru sormaya, vaaz dinlemeye, kitap okumaya gerek kalmamıştır Bu arada mürid nefsine uygun dini yaşantının menbaına demir atmıştır artık Yapılması gereken tek şey mürşidi kızdıracak iş yapmamak, verdiği zikir ve evradı tamam çekmek, onu memnun etmektir Dikkat etmek gerekir çünkü o işlenen günahlardan haberdardır, müridini görmektedir, işitmektedir(!)


    ALLAH AKLA GELMEZ OLUR LÂFTA KALIR


    Böylesine sıkı takibe alınan ve denetlenen bir mürid kendisini takibe alandan başka kimseyi, daha çok memnun edemez ve artık öfkesi, sevinci, ibadeti, tevekkülü hepsi onadır Her ne kadar Allah'ı ve rasulünü unutmuşsa da kendisine aracılık edecek paravan şirket muameleyi prosedüre uyduracaktır Ona göre bunların hiçbiri şirk sayılmaz çünkü bu olan biten işlerin baş aktörü Allah dostudur(!)

    Allah dostu ile şeytan dostu olanları birbirinden ayırt edemeyen, İslamın mesajını anlayamamış kimselerin bu tuzaklara düşmeleri gayet tabiidir, çünkü onlar dini kaynağından öğrenmediler Ya bilenlerin susmasına ne demeli !?

    Ümmet dinini yaşamak için binbir meşakkat alim ararken yolları kesen haramiler, İslam adı altında başka bir dini öğretmektedir Onlar Müseylime'nin vârisidir ve öğrettikleri dine inananlar Müseylime’nin ümmeti olurlar


    BABADAN OĞULA MİRAS POSTLAR


    Saltanatlarının bekası ve şahsi menfaatlerinin devamı için şeytanın da işini kolaylaştırarak Müslümanların dünyadaki zilletine ahirette de kendisinin ve yandaşlarının helakine sebep en tehlikeli ayrılıkçılar bu din tâcirleridir Onların tezgahına/dergahına düşmemek, aldatıcı sözlerini dinlememek gerekir Allah'ın ayetlerini, rasulünün hadislerini dinlememiş birinin cahilce din tacirlerini dinlemesi ne büyük tehlikedir Onlardan birçoğu Rasulullahın sünnetine göre abdest almayı bile bilmezler Onları şeyh yapan babalarının sülbünden gelmiş olmaktır o kadar

    Onlar bir yığın sapık inanç ve bid'at amellerle övünüp sevinerek cennet ummaktadırlar Halbuki kendilerini memnun etmeye çalıştıkları diri veya ölü mürşidleri onlara cennet veremez Kalplerinde ve dillerinde bulunan safsatalar, Kelime-i Tevhid'in manasına aykırıdır ve Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) İslam mesajından çok uzaktır Onlar İslam’ın adını soyadını, sicilini kütüğünü her bir şeyini kullanırlar, fakat İslam diye insanların kalplerine yerleştirdikleri şirk inançları inanan kimseyi ebediyyen cehenneme hapseder

    Allah onların yaptığı bu işi şöyle haber vermektedir:

    “Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler”[4]

    Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği inançlarla, amellerle Allah'a yaklaşılacağını iddia eden müşriklerin akıbeti ebedi ateştir Şayet herkes kendi hevasına göre Allah'a yaklaşmanın yolunu bulacak olsaydı peygamberlere ne gerek vardı?

    Onlardan birçoğu bu şirkten vazgeçmeyecek ve eski müşrikler gibi içinde bulunduğu durumu savunmaya çalışacaktırAllah buyurdu ki:

    “Allah'tan başka veliler edinenler derler ki biz onlara bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz Allah onların ihtilaf ettikleri şeyde aralarında hükmedecektir Allah yalancı ve kafir kimseye hidayet etmez[5]

    Yani onlar kendilerini Allah'a yaklaştırsın diye birtakım aracılar edinmişler ve bu aracıları övmelerine, sevmelerine, yüceltmelerine sebep, onun gûya Allah'a yaklaştıracak olması imiş!

    İşte bu safsatalar cennet anahtarı olmak şöyle dursun, olsa olsa maymuncuktur

    Cennet kapısını ise maymuncuk açmaz

    La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah deyiniz ve bu sözde sebat ediniz, dininizi tarikat deccallerine emanet edip peşlerinden gitmeyiniz


    (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyizAllah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim"[6]


    VE SELAMUN ALE’L MURSELÎN VE’L HAMDU LİLLAHİ RABBİL ALEMÎN

    [1] Yusuf Suresi (Ayet 106)

    [2] Nisa Suresi (Ayet 48)

    [3] En'am Suresi 81

    [4] Yusuf Suresi 106

    [5] Zümer Suresi 3

    [6] Yusuf Suresi 108




    Eklenme Tarihi: 07-04-2005

    Okunma Sayısı : 3467

    Yazarı: TasavvufaSon



  11. 22.Temmuz.2012, 19:59
    18
    Parasetenol
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Temmuz.2012
    Üye No: 96912
    Mesaj Sayısı: 18
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Ben burayı anlamadım;
    Alıntı
    Telvihât-ı Tis'a

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

    اَلاَۤ اِنَّ اَوْلِيَاۤءَ اللهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنوُنَ

    Şu kısım, turuk-u velâyet hakkında olup Dokuz Telvihtir
    bir de şurayı anlamadım;
    Alıntı
    Tasavvuf, tarikat, velâyet, seyr ü sülûk namları altında şirin, nuranî, neşeli, ruhanî bir hakikat-i kudsiye vardır ki, o hakikat-i kudsiyeyi ilân eden, ders veren, tavsif eden binler cilt kitap, ehl-i zevk ve keşfin muhakkikleri yazmışlar, o hakikati ümmete ve bize söylemişler "جَزَاهُمُ اللهُ خَيْرًا كَثِيرًا" Biz, o muhit denizinden birkaç katre hükmünde birkaç reşhâlarını şu zamanın bazı ilcaatına binaen göstereceğiz
    Ayrıca şurayı hiç anlamadım;
    Alıntı
    Elcevap: Tarikatin gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mirac-ı Ahmedînin (asm) gölgesinde ve sâyesi altında kalp ayağıyla bir seyr ü sülûk-i ruhanî neticesinde, zevkî, hâlî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeye mazhariyet; "tarikat," "tasavvuf" namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemâl-i beşerîdir

    Evet, şu kâinatta insan bir fihriste-i câmia olduğundan, insanın kalbi binler Âlemin harita-i mâneviyesi hükmündedir Evet, insanın kafasındaki dimağı, hadsiz telsiz telgraf ve telefonların santral denilen merkezi misilli, kâinatın bir nevi merkez-i mânevîsi olduğunu gösteren hadsiz fünun ve ulûm-u beşeriye olduğu gibi, insanın mahiyetindeki kalbi dahi, hadsiz hakaik-i kâinatın mazharı, medarı, çekirdeği olduğunu, had ve hesaba gelmeyen ehl-i velâyetin yazdıkları milyonlarla nuranî kitaplar gösteriyorlar

    İşte, madem kalp ve dimağ-ı insanî bu merkezdedir; çekirdek hâletinde bir şecere-i azîmenin cihazatını tazammun eder ve ebedî, uhrevî, haşmetli bir makinenin Âletleri ve çarkları içinde derc edilmiştir Elbette ve herhâlde, o kalbin Fâtırı, o kalbi işlettirmesini ve bilkuvve tavırdan bilfiil vaziyetine çıkarmasını ve inkişafını ve hareketini irade etmiş ki, öyle yapmış Madem irade etmiş; elbette o kalp dahi akıl gibi işleyecek Ve kalbi işlettirmek için en büyük vasıta, velâyet merâtibinde zikr-i İlâhî ile tarikat yolunda hakaik-i imaniyeye teveccüh etmektir
    Bir de şurası var,yine hiç mi hiç bi kelime anlamadım;
    Alıntı
    Velâyet bir hüccet-i risalettir; tarikat bir bürhan-ı şeriattır Çünkü risaletin tebliğ ettiği hakaik-i imaniyeyi, velâyet bir nevi şuhud-u kalbî ve zevk-i ruhanî ile aynelyakin derecesinde görür, tasdik eder Onun tasdiki, risaletin hakkaniyetine katî bir hüccettir Şeriat ders verdiği ahkâmın hakaikini, tarikat zevkiyle, keşfiyle ve ondan istifadesiyle ve istifazasıyla o ahkâm-ı şeriatın hak olduğuna ve haktan geldiğine bir bürhan-ı bâhirdir Evet, nasıl ki velâyet ve tarikat, risalet ve şeriatın hücceti ve delilidir; öyle de, İslâmiyetin bir sırr-ı kemâli ve medar-ı envârı ve insaniyetin, İslâmiyet sırrıyla bir maden-i terakkiyâtı ve bir menba-ı tefeyyüzâtıdır
    Şunu da anlamadım;
    Alıntı
    İşte bur sırr-ı azîmin bu derece ehemmiyetiyle beraber, bazı firak-ı dâlle onun inkârı tarafına gitmişler Kendileri mahrum kaldıkları o envardan başkalarının mahrumiyetine sebep olmuşlar En ziyade medar-ı teessüf şudur ki:

    Ehl-i Sünnet ve Cemaatin bir kısım zâhirî uleması ve Ehl-i Sünnet ve Cemaate mensup bir kısım ehl-i siyaset gafil insanlar, ehl-i tarikatin içinde gördükleri bazı sû-i istimâlâtı ve bir kısım hatîâtı bahane ederek, o hazine-i uzmâyı kapatmak, belki tahrip etmek ve bir nevi âb-ı hayatı dağıtan o kevser membaını kurutmak için çalışıyorlar Halbuki eşyada kusursuz ve her ciheti hayırlı şeyler, meşrepler, meslekler az bulunur Alâküllihâl bazı kusurlar ve sû-i istimâlât olacak Çünkü ehil olmayanlar bir işe girseler, elbette sûiistimal ederler Fakat Cenâb-ı Hak, âhirette muhasebe-i a'mâl düsturuyla, adalet-i Rabbâniyesini, hasenat ve seyyiâtın muvazenesiyle gösteriyor Yani, hasenat râcih ve ağır gelse mükâfatlandırır, kabul eder; seyyiat râcih gelse cezalandırır, reddeder Hasenat ve seyyiâtın muvazenesi kemiyete bakmaz, keyfiyete bakar Bazı olur, birtek hasene bin seyyiâta tereccuh eder, affettirir
    bak bir de burayı anlamadım;
    Alıntı
    Madem adalet-i İlâhiye böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür Tarikat, yani Sünnet-i Seniyye dairesinde tarikatin hasenâtı seyyiâtına katiyen müreccah olduğuna delil, ehl-i tarikat, ehl-i dalâletin hücumu zamanında imanlarını muhafaza etmesidir Âdi bir samimî ehl-i tarikat, sûrî, zâhirî bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder O zevk-i tarikat vasıtasıyla ve o muhabbet-i evliya cihetiyle imanını kurtarır Kebâirle fâsık olur, fakat kâfir olmaz, kolaylıkla zındıkaya sokulmaz Şedit bir muhabbet ve metin bir itikadla aktab kabul ettiği bir silsile-i meşâyihi, onun nazarında hiçbir kuvvet çürütemez Çürütmediği için, onlardan itimadını kesemez Onlardan itimadı kesilmezse, zındıkaya giremez Tarikatte hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik Âlim zat da olsa, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkülleşmiştir
    Burayı;
    Alıntı
    Daire-i takvâdan hariç, belki daire-i İslâmiyetten hariç bir suret almış bazı meşreplerin ve tarikat namını haksız olarak kendine takanların seyyiâtıyla tarikat mahkûm olmaz Tarikatin dinî ve uhrevî ve ruhanî çok mühim ve ulvî neticelerinden sarf-ı nazar, yalnız Âlem-i İslâm içindeki kudsî bir rabıta olan uhuvvetin inkişafına ve inbisatına en birinci, tesirli ve hararetli vasıta tarikatler olduğu gibi, Âlem-i küfrün ve siyaset-i Hıristiyaniyenin, nur-u İslâmiyeti söndürmek için müthiş hücumlarına karşı dahi, üç mühim ve sarsılmaz kale-i İslâmiyeden bir kalesidir Merkez-i hilâfet olan İstanbul'u beş yüz elli sene bütün Âlem-i Hıristiyaniyenin karşısında muhafaza ettiren, İstanbul'da beş yüz yerde fışkıran envâr-ı tevhid ve o merkez-i İslâmiyedeki ehl-i imanın mühim bir nokta-i istinadı, o büyük camilerin arkalarındaki tekkelerde Allah Allah diyenlerin kuvvet-i imaniyeleri ve marifet-i İlâhiyeden gelen bir muhabbet-i ruhaniye ile cûş u huruşlarıdır
    ve de burayı
    Alıntı
    İşte, ey akılsız hamiyetfuruşlar ve sahtekâr milliyetperverler! Tarikatin, hayat-ı içtimaiyenizde bu hasenesini çürütecek hangi seyyiatlardır, söyleyiniz
    heç anlamadım arkadaş yaaaa..

    AMA BUNU GAYET İYİ ANLADIM;
    Alıntı
    "O(insa)nların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler” [1]
    VE BUNU ÇOK İYİ ANLADIM;
    Alıntı
    “Allah'tan başka veliler edinenler derler ki biz onlara bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz Allah onların ihtilaf ettikleri şeyde aralarında hükmedecektir Allah yalancı ve kafir kimseye hidayet etmez
    SEN DE BUNU İYİ ANLA;
    Alıntı
    “Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler”
    VE BUNU İYİ ANLA;
    Alıntı
    (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyizAllah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim"[6]

    ÖZETLE;SADECE KUR'AN'I ANLA,SANA DA BANA DA ''O'' YETERLİDİR...


  12. 22.Temmuz.2012, 19:59
    18
    Parasetenol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Ben burayı anlamadım;
    Alıntı
    Telvihât-ı Tis'a

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

    اَلاَۤ اِنَّ اَوْلِيَاۤءَ اللهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنوُنَ

    Şu kısım, turuk-u velâyet hakkında olup Dokuz Telvihtir
    bir de şurayı anlamadım;
    Alıntı
    Tasavvuf, tarikat, velâyet, seyr ü sülûk namları altında şirin, nuranî, neşeli, ruhanî bir hakikat-i kudsiye vardır ki, o hakikat-i kudsiyeyi ilân eden, ders veren, tavsif eden binler cilt kitap, ehl-i zevk ve keşfin muhakkikleri yazmışlar, o hakikati ümmete ve bize söylemişler "جَزَاهُمُ اللهُ خَيْرًا كَثِيرًا" Biz, o muhit denizinden birkaç katre hükmünde birkaç reşhâlarını şu zamanın bazı ilcaatına binaen göstereceğiz
    Ayrıca şurayı hiç anlamadım;
    Alıntı
    Elcevap: Tarikatin gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mirac-ı Ahmedînin (asm) gölgesinde ve sâyesi altında kalp ayağıyla bir seyr ü sülûk-i ruhanî neticesinde, zevkî, hâlî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeye mazhariyet; "tarikat," "tasavvuf" namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemâl-i beşerîdir

    Evet, şu kâinatta insan bir fihriste-i câmia olduğundan, insanın kalbi binler Âlemin harita-i mâneviyesi hükmündedir Evet, insanın kafasındaki dimağı, hadsiz telsiz telgraf ve telefonların santral denilen merkezi misilli, kâinatın bir nevi merkez-i mânevîsi olduğunu gösteren hadsiz fünun ve ulûm-u beşeriye olduğu gibi, insanın mahiyetindeki kalbi dahi, hadsiz hakaik-i kâinatın mazharı, medarı, çekirdeği olduğunu, had ve hesaba gelmeyen ehl-i velâyetin yazdıkları milyonlarla nuranî kitaplar gösteriyorlar

    İşte, madem kalp ve dimağ-ı insanî bu merkezdedir; çekirdek hâletinde bir şecere-i azîmenin cihazatını tazammun eder ve ebedî, uhrevî, haşmetli bir makinenin Âletleri ve çarkları içinde derc edilmiştir Elbette ve herhâlde, o kalbin Fâtırı, o kalbi işlettirmesini ve bilkuvve tavırdan bilfiil vaziyetine çıkarmasını ve inkişafını ve hareketini irade etmiş ki, öyle yapmış Madem irade etmiş; elbette o kalp dahi akıl gibi işleyecek Ve kalbi işlettirmek için en büyük vasıta, velâyet merâtibinde zikr-i İlâhî ile tarikat yolunda hakaik-i imaniyeye teveccüh etmektir
    Bir de şurası var,yine hiç mi hiç bi kelime anlamadım;
    Alıntı
    Velâyet bir hüccet-i risalettir; tarikat bir bürhan-ı şeriattır Çünkü risaletin tebliğ ettiği hakaik-i imaniyeyi, velâyet bir nevi şuhud-u kalbî ve zevk-i ruhanî ile aynelyakin derecesinde görür, tasdik eder Onun tasdiki, risaletin hakkaniyetine katî bir hüccettir Şeriat ders verdiği ahkâmın hakaikini, tarikat zevkiyle, keşfiyle ve ondan istifadesiyle ve istifazasıyla o ahkâm-ı şeriatın hak olduğuna ve haktan geldiğine bir bürhan-ı bâhirdir Evet, nasıl ki velâyet ve tarikat, risalet ve şeriatın hücceti ve delilidir; öyle de, İslâmiyetin bir sırr-ı kemâli ve medar-ı envârı ve insaniyetin, İslâmiyet sırrıyla bir maden-i terakkiyâtı ve bir menba-ı tefeyyüzâtıdır
    Şunu da anlamadım;
    Alıntı
    İşte bur sırr-ı azîmin bu derece ehemmiyetiyle beraber, bazı firak-ı dâlle onun inkârı tarafına gitmişler Kendileri mahrum kaldıkları o envardan başkalarının mahrumiyetine sebep olmuşlar En ziyade medar-ı teessüf şudur ki:

    Ehl-i Sünnet ve Cemaatin bir kısım zâhirî uleması ve Ehl-i Sünnet ve Cemaate mensup bir kısım ehl-i siyaset gafil insanlar, ehl-i tarikatin içinde gördükleri bazı sû-i istimâlâtı ve bir kısım hatîâtı bahane ederek, o hazine-i uzmâyı kapatmak, belki tahrip etmek ve bir nevi âb-ı hayatı dağıtan o kevser membaını kurutmak için çalışıyorlar Halbuki eşyada kusursuz ve her ciheti hayırlı şeyler, meşrepler, meslekler az bulunur Alâküllihâl bazı kusurlar ve sû-i istimâlât olacak Çünkü ehil olmayanlar bir işe girseler, elbette sûiistimal ederler Fakat Cenâb-ı Hak, âhirette muhasebe-i a'mâl düsturuyla, adalet-i Rabbâniyesini, hasenat ve seyyiâtın muvazenesiyle gösteriyor Yani, hasenat râcih ve ağır gelse mükâfatlandırır, kabul eder; seyyiat râcih gelse cezalandırır, reddeder Hasenat ve seyyiâtın muvazenesi kemiyete bakmaz, keyfiyete bakar Bazı olur, birtek hasene bin seyyiâta tereccuh eder, affettirir
    bak bir de burayı anlamadım;
    Alıntı
    Madem adalet-i İlâhiye böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür Tarikat, yani Sünnet-i Seniyye dairesinde tarikatin hasenâtı seyyiâtına katiyen müreccah olduğuna delil, ehl-i tarikat, ehl-i dalâletin hücumu zamanında imanlarını muhafaza etmesidir Âdi bir samimî ehl-i tarikat, sûrî, zâhirî bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder O zevk-i tarikat vasıtasıyla ve o muhabbet-i evliya cihetiyle imanını kurtarır Kebâirle fâsık olur, fakat kâfir olmaz, kolaylıkla zındıkaya sokulmaz Şedit bir muhabbet ve metin bir itikadla aktab kabul ettiği bir silsile-i meşâyihi, onun nazarında hiçbir kuvvet çürütemez Çürütmediği için, onlardan itimadını kesemez Onlardan itimadı kesilmezse, zındıkaya giremez Tarikatte hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik Âlim zat da olsa, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkülleşmiştir
    Burayı;
    Alıntı
    Daire-i takvâdan hariç, belki daire-i İslâmiyetten hariç bir suret almış bazı meşreplerin ve tarikat namını haksız olarak kendine takanların seyyiâtıyla tarikat mahkûm olmaz Tarikatin dinî ve uhrevî ve ruhanî çok mühim ve ulvî neticelerinden sarf-ı nazar, yalnız Âlem-i İslâm içindeki kudsî bir rabıta olan uhuvvetin inkişafına ve inbisatına en birinci, tesirli ve hararetli vasıta tarikatler olduğu gibi, Âlem-i küfrün ve siyaset-i Hıristiyaniyenin, nur-u İslâmiyeti söndürmek için müthiş hücumlarına karşı dahi, üç mühim ve sarsılmaz kale-i İslâmiyeden bir kalesidir Merkez-i hilâfet olan İstanbul'u beş yüz elli sene bütün Âlem-i Hıristiyaniyenin karşısında muhafaza ettiren, İstanbul'da beş yüz yerde fışkıran envâr-ı tevhid ve o merkez-i İslâmiyedeki ehl-i imanın mühim bir nokta-i istinadı, o büyük camilerin arkalarındaki tekkelerde Allah Allah diyenlerin kuvvet-i imaniyeleri ve marifet-i İlâhiyeden gelen bir muhabbet-i ruhaniye ile cûş u huruşlarıdır
    ve de burayı
    Alıntı
    İşte, ey akılsız hamiyetfuruşlar ve sahtekâr milliyetperverler! Tarikatin, hayat-ı içtimaiyenizde bu hasenesini çürütecek hangi seyyiatlardır, söyleyiniz
    heç anlamadım arkadaş yaaaa..

    AMA BUNU GAYET İYİ ANLADIM;
    Alıntı
    "O(insa)nların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler” [1]
    VE BUNU ÇOK İYİ ANLADIM;
    Alıntı
    “Allah'tan başka veliler edinenler derler ki biz onlara bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz Allah onların ihtilaf ettikleri şeyde aralarında hükmedecektir Allah yalancı ve kafir kimseye hidayet etmez
    SEN DE BUNU İYİ ANLA;
    Alıntı
    “Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler”
    VE BUNU İYİ ANLA;
    Alıntı
    (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyizAllah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim"[6]

    ÖZETLE;SADECE KUR'AN'I ANLA,SANA DA BANA DA ''O'' YETERLİDİR...


  13. 22.Temmuz.2012, 20:02
    19
    Kuranıanla
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Nisan.2012
    Üye No: 95665
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Alıntı
    ÖZETLE;SADECE KUR'AN'I ANLA,SANA DA BANA DA ''O'' YETERLİDİR...
    Allah razı olsun senden


  14. 22.Temmuz.2012, 20:02
    19
    Kuranıanla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    ÖZETLE;SADECE KUR'AN'I ANLA,SANA DA BANA DA ''O'' YETERLİDİR...
    Allah razı olsun senden


  15. 06.Ağustos.2012, 03:04
    20
    parasetemol
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Kasım.2009
    Üye No: 63454
    Mesaj Sayısı: 64
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 39

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    MUM Efendi;
    Alıntı
    NAKŞİBENDİYE TARİKATI HAKKINDA BİLGİLER
    diyerek tarikat hakkında bilgi vermişsiniz,ve bu bilgiyi başka yerlerde de copy-paste yapmışsınız.Gördüğüm kadarıyla o bilgi dediğiniz yazının içerisinde bu tarikat bir sürü yollara kollara bacaklara ayrılmış.Sonra baktım tam da bu durumu anlatan bir Ayete rast geldim,hani bazı ayetler vardır ya,böyle durum ile cuk oturur,durumun tam karşılığıdır,daha üzerine söz söylemek tuhaf kaçar,işte bu ayette aynı hisleri uyandırdı bende.Bakın okuyun:Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.EN'AM-159(Sadakallahül Azim)





  16. 06.Ağustos.2012, 03:04
    20
    parasetemol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    MUM Efendi;
    Alıntı
    NAKŞİBENDİYE TARİKATI HAKKINDA BİLGİLER
    diyerek tarikat hakkında bilgi vermişsiniz,ve bu bilgiyi başka yerlerde de copy-paste yapmışsınız.Gördüğüm kadarıyla o bilgi dediğiniz yazının içerisinde bu tarikat bir sürü yollara kollara bacaklara ayrılmış.Sonra baktım tam da bu durumu anlatan bir Ayete rast geldim,hani bazı ayetler vardır ya,böyle durum ile cuk oturur,durumun tam karşılığıdır,daha üzerine söz söylemek tuhaf kaçar,işte bu ayette aynı hisleri uyandırdı bende.Bakın okuyun:Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.EN'AM-159(Sadakallahül Azim)





  17. 06.Ağustos.2012, 03:28
    21
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Ancak bu ayet-i kerimeyi çok yalnış bir yerde kullanmışsınız ve bu şekilde manalandırmaya kalkmışsınız....

    Orada kullanılan Ayet-i Kerime, Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'in dini yani İSLAM olan ve Peygamber Efendimize(S.A.V.) sunulanla.... Müşrik ve GAYRİMÜSLÜM'lerle İSLAM'ın arasındaki farkı anlatmak üzere kullanılmıştır.

    Tarik YOL ve Tarikat YOLLAR demektir. Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'in Varisleride İLİM ADAMLARI'dır. Peygamber Efendimiz(S.A.V.) ashabı için hangisine uyarsanız hakkı bulursunuz demiş ve onlara uyanlarda onlar gibi mürşid olarak İSLAM'a hizmet edegelmişlerdir. Onlar dini zorlaştırmayıp, bulundukları mahallere göre kolaylaştıra gelmişlerdir.

    Şeytan Aleyyullana'nın bile TARİKAT'ı varken ve ateizmi yayarken, Nasıl oluyorda İSLAM'ın YOL'ları olmasın. Allah-u Taala ile Kulları arasına Şeytan Aleyyullana giriyorda, bir Allah dostunun girmesine kim cevaz vermiyor...????

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  18. 06.Ağustos.2012, 03:28
    21
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Ancak bu ayet-i kerimeyi çok yalnış bir yerde kullanmışsınız ve bu şekilde manalandırmaya kalkmışsınız....

    Orada kullanılan Ayet-i Kerime, Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'in dini yani İSLAM olan ve Peygamber Efendimize(S.A.V.) sunulanla.... Müşrik ve GAYRİMÜSLÜM'lerle İSLAM'ın arasındaki farkı anlatmak üzere kullanılmıştır.

    Tarik YOL ve Tarikat YOLLAR demektir. Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'in Varisleride İLİM ADAMLARI'dır. Peygamber Efendimiz(S.A.V.) ashabı için hangisine uyarsanız hakkı bulursunuz demiş ve onlara uyanlarda onlar gibi mürşid olarak İSLAM'a hizmet edegelmişlerdir. Onlar dini zorlaştırmayıp, bulundukları mahallere göre kolaylaştıra gelmişlerdir.

    Şeytan Aleyyullana'nın bile TARİKAT'ı varken ve ateizmi yayarken, Nasıl oluyorda İSLAM'ın YOL'ları olmasın. Allah-u Taala ile Kulları arasına Şeytan Aleyyullana giriyorda, bir Allah dostunun girmesine kim cevaz vermiyor...????

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  19. 06.Ağustos.2012, 04:05
    22
    parasetemol
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Kasım.2009
    Üye No: 63454
    Mesaj Sayısı: 64
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 39

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Haydi diyelim ki ben yanlış yerde kullanmış olayım,hadi seni üzmemek için kabul etmiş olalım (istemesemde).ama arkadaşım şu cümle bile yeterli gelmesi lazım değil mi sizler için,hadi yanlış ama,burada acaba muhattab bizler olabilir miyiz endişesi taşımıyor musunuz?Onlar zamanında o şekillerde ayrılmış olsunlar ona da eyvallah ,amaşimdiki zamandakiler bu ayetteki cümlenin muhattabı olarak nasıl kendilerini görmezler yahu,nesıl gözler bu kadar kör olabilir,nasıl şeytan gerçeği bu kadar perdeleyebilir gözlerinizde.İşinize gelen ayet şimdiki zamanı anlatacak,işinize ters düşen tezgahınızı deşifre eden ayetler o zamankileri anlatıyor olacak,tıpkı zümer Suresi 3. ayete yaptığınız yaklaşım gib,o ayette de o zamanki putlar anlatılıyordu diyerek suyun yüzüne çıktığınızı zannediyorsunuz...Rabbim neredeyse Kur'an'ın tamamına yakın yerde benden başkasına yönelmeyin,istemeyin,el açmayın,yalvarmayın diyerek kendi Yüceliğine ortaksız sığınılmasını tavsiye ederken,yinede kaçınılmaz olan acınası durumu kitabında bildiriyor :''...Onların çoğu Allah'a ortak koşmadan iman etmezler...'' Burada da sizden bahsetmiyor değil mi,mutlaka öyledir!!!
    Alıntı
    kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya



  20. 06.Ağustos.2012, 04:05
    22
    parasetemol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Haydi diyelim ki ben yanlış yerde kullanmış olayım,hadi seni üzmemek için kabul etmiş olalım (istemesemde).ama arkadaşım şu cümle bile yeterli gelmesi lazım değil mi sizler için,hadi yanlış ama,burada acaba muhattab bizler olabilir miyiz endişesi taşımıyor musunuz?Onlar zamanında o şekillerde ayrılmış olsunlar ona da eyvallah ,amaşimdiki zamandakiler bu ayetteki cümlenin muhattabı olarak nasıl kendilerini görmezler yahu,nesıl gözler bu kadar kör olabilir,nasıl şeytan gerçeği bu kadar perdeleyebilir gözlerinizde.İşinize gelen ayet şimdiki zamanı anlatacak,işinize ters düşen tezgahınızı deşifre eden ayetler o zamankileri anlatıyor olacak,tıpkı zümer Suresi 3. ayete yaptığınız yaklaşım gib,o ayette de o zamanki putlar anlatılıyordu diyerek suyun yüzüne çıktığınızı zannediyorsunuz...Rabbim neredeyse Kur'an'ın tamamına yakın yerde benden başkasına yönelmeyin,istemeyin,el açmayın,yalvarmayın diyerek kendi Yüceliğine ortaksız sığınılmasını tavsiye ederken,yinede kaçınılmaz olan acınası durumu kitabında bildiriyor :''...Onların çoğu Allah'a ortak koşmadan iman etmezler...'' Burada da sizden bahsetmiyor değil mi,mutlaka öyledir!!!
    Alıntı
    kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya



  21. 06.Ağustos.2012, 04:10
    23
    parasetemol
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Kasım.2009
    Üye No: 63454
    Mesaj Sayısı: 64
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 39

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Özür dilerim üstteki yorumumda yazı içindeki sözler ve alıntımın yeri karışmıştır,yorumum aslen şu şekilde olması gerkirdi:
    ************************************************** ************************************************** ******
    Haydi diyelim ki ben yanlış yerde kullanmış olayım,hadi seni üzmemek için kabul etmiş olalım (istemesemde).ama arkadaşım şu cümle bile yeterli gelmesi lazım değil mi sizler için,
    Alıntı
    kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya
    ,burada acaba muhattab bizler olabilir miyiz endişesi taşımıyor musunuz?Onlar zamanında o şekillerde ayrılmış olsunlar ona da eyvallah ,ama şimdiki zamandakiler bu ayetteki cümlenin muhattabı olarak nasıl kendilerini görmezler yahu,nasıl gözler bu kadar kör olabilir,nasıl şeytan gerçeği bu kadar perdeleyebilir gözlerinizde.İşinize gelen ayet şimdiki zamanı anlatacak,işinize ters düşen tezgahınızı deşifre eden ayetler o zamankileri anlatıyor olacak,tıpkı zümer Suresi 3. ayete yaptığınız yaklaşım gib,o ayette de o zamanki putlar anlatılıyordu diyerek suyun yüzüne çıktığınızı zannediyorsunuz...Rabbim neredeyse Kur'an'ın tamamına yakın yerde benden başkasına yönelmeyin,istemeyin,el açmayın,yalvarmayın diyerek kendi Yüceliğine ortaksız sığınılmasını tavsiye ederken,yinede kaçınılmaz olan acınası durumu kitabında bildiriyor :''...Onların çoğu Allah'a ortak koşmadan iman etmezler...'' Burada da sizden bahsetmiyor değil mi,mutlaka öyledir!!!


  22. 06.Ağustos.2012, 04:10
    23
    parasetemol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Özür dilerim üstteki yorumumda yazı içindeki sözler ve alıntımın yeri karışmıştır,yorumum aslen şu şekilde olması gerkirdi:
    ************************************************** ************************************************** ******
    Haydi diyelim ki ben yanlış yerde kullanmış olayım,hadi seni üzmemek için kabul etmiş olalım (istemesemde).ama arkadaşım şu cümle bile yeterli gelmesi lazım değil mi sizler için,
    Alıntı
    kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya
    ,burada acaba muhattab bizler olabilir miyiz endişesi taşımıyor musunuz?Onlar zamanında o şekillerde ayrılmış olsunlar ona da eyvallah ,ama şimdiki zamandakiler bu ayetteki cümlenin muhattabı olarak nasıl kendilerini görmezler yahu,nasıl gözler bu kadar kör olabilir,nasıl şeytan gerçeği bu kadar perdeleyebilir gözlerinizde.İşinize gelen ayet şimdiki zamanı anlatacak,işinize ters düşen tezgahınızı deşifre eden ayetler o zamankileri anlatıyor olacak,tıpkı zümer Suresi 3. ayete yaptığınız yaklaşım gib,o ayette de o zamanki putlar anlatılıyordu diyerek suyun yüzüne çıktığınızı zannediyorsunuz...Rabbim neredeyse Kur'an'ın tamamına yakın yerde benden başkasına yönelmeyin,istemeyin,el açmayın,yalvarmayın diyerek kendi Yüceliğine ortaksız sığınılmasını tavsiye ederken,yinede kaçınılmaz olan acınası durumu kitabında bildiriyor :''...Onların çoğu Allah'a ortak koşmadan iman etmezler...'' Burada da sizden bahsetmiyor değil mi,mutlaka öyledir!!!


  23. 06.Ağustos.2012, 04:16
    24
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tarikat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    İyi güzelde bu yorum şunun gibi olmamışmı sizce.....

    Siz namaza yaklaşmayınız..... Ayetmi...??? Evet ayet parçası.... Ayetin içinden alınmış bir parça.... Bütünü temsil edermi.... Asla.

    Peki.... Hangi hallerde namaza yaklaşmayınız bölümünü kaldırırsanız. Bu durumda namaz kılmaya gerek yok diye bir hüküm çıkartabilirsiniz. Zira ayetin parçası yaklaşmayınız diyor. Hangi durumlarda yaklaşmayınızı kaldırdığınızda ve yalaşmadığınızda sizce bu ayet bütünüyle bu fiilin ahvalini temsile yetkilimidir.

    Hülasa; Ayetin geliş biçimini ve sonraki ifadesini almadığınız gibi birde ayetin bir bölümünü delil olarak gösterirseniz bu durumda eğer bu da bir mana ifade ediyor ise.... Haşa.... Müslümanların namaz kılmaları gerekmiyor demektir bu durumda....

    Ne dersiniz müslümanlar bu durumda namaz kılmasınlarmı....????

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  24. 06.Ağustos.2012, 04:16
    24
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    İyi güzelde bu yorum şunun gibi olmamışmı sizce.....

    Siz namaza yaklaşmayınız..... Ayetmi...??? Evet ayet parçası.... Ayetin içinden alınmış bir parça.... Bütünü temsil edermi.... Asla.

    Peki.... Hangi hallerde namaza yaklaşmayınız bölümünü kaldırırsanız. Bu durumda namaz kılmaya gerek yok diye bir hüküm çıkartabilirsiniz. Zira ayetin parçası yaklaşmayınız diyor. Hangi durumlarda yaklaşmayınızı kaldırdığınızda ve yalaşmadığınızda sizce bu ayet bütünüyle bu fiilin ahvalini temsile yetkilimidir.

    Hülasa; Ayetin geliş biçimini ve sonraki ifadesini almadığınız gibi birde ayetin bir bölümünü delil olarak gösterirseniz bu durumda eğer bu da bir mana ifade ediyor ise.... Haşa.... Müslümanların namaz kılmaları gerekmiyor demektir bu durumda....

    Ne dersiniz müslümanlar bu durumda namaz kılmasınlarmı....????

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.





+ Yorum Gönder
Git İlk 12