Konusunu Oylayın.: Şafii mezhebine göre Cenaze Teşyi'nin Adabı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Şafii mezhebine göre Cenaze Teşyi'nin Adabı
  1. 23.Eylül.2014, 22:52
    1
    musab
    Hadis Öğrencisi

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mayıs.2011
    Üye No: 87643
    Mesaj Sayısı: 5,246
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Bulunduğu yer: "İslam Düşüncesinde Sünnet" okuyorum

    Şafii mezhebine göre Cenaze Teşyi'nin Adabı






    Şafii mezhebine göre Cenaze Teşyi'nin Adabı Mumsema Şafiide Cenaze Teşyî'nin Âdabı


    1. Cenazeyi yürüyerek teşyî etmek. binmekte bir sakınca yoktur.

    Sevban şöyle rivayet ediyor: Bir cenazeyi teşyî ederken Hz. Peygamber'e bir binek getirildi. Fakat Hz. Peygamber, binmekten imtina 1 etti. Dönüş sırasında tekrar bir binek getirildi, bu defa ona bindi. Kendisine 'Ey Allah'ın Rasûlü! Niçin böyle yaptın?1 diye sorulunca, şöyle cevap vermiştir: 'Melekler yürüyerek gidiyorlardı. Onlar yürürken, benim bineğe binmem uygun olmazdı. Ancak onlar gittikten sonra bindim'.[26]

    Cabir b. Semure'den şöyle rivayet edilmektedir: 'Hz. Peygamber, İbn Dahdah'ın cenaze namazım kıldırdı. Sonra eğersiz bir at getirildi. Bunu bir kimse Peygamber için tuttu, Rasûlullah da ata bindi. At hemen süratle seyirtmeye, sıçramaya başladı. Biz de onu takip ediyor ve etrafında koşuyorduk'.[27]

    2. Cenazeyi, laubali bir şekilde yüklenip gitmek veya düşüp düşmemesini umursamadan tehlikeli bir şekilde taşımak haramdır. Cenazeyi bir tabut içerisinde taşımak sünnettir.

    Eğer cenaze kadın olursa, tabut içerisinde taşımak daha da gerekli olur. Çünkü Allah Teâlâ, insanı şerefli kılmıştır.

    3. Cenazeyi teşyî ederken ağıt yakmak, karışık, kalabalık bir şekilde konuşmak mekruhtur.

    Sünnet olan; okumamak, zikretmemek ve başka bir şekilde sesi yükseltmemektir. Bunların yerine ölümü ve ölüm sonrasını düşünmek gerekir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: .

    Cenaze, sesle ve ateşle takip edilmez.[28]

    4. Cenazeyi teşyî ederken, cenazenin önünde ve ona yakın bir şekilde yürümek en güzelidir.

    Çünkü onlar Allah katında, cenaze için şefaatçidirler. Bu nedenle onların önde olması daha münasiptir.

    Abdullah b. Ömer'den şöyle rivayet edilmiştir: 'Rasûlullah'ı, Ebubekir'i ve Ömer'i cenazenin önünde yürürken gördüm[29].

    Hz. Peygamber şöyle demiştir:

    Binekli olanlar cenazenin arkasından yürürler. Yaya olanlar ise önünde, arkasında, sağında, solunda ona yakın olarak yürürler.

    5. Müslüman, yakın akrabası olan kâfirin cenazesini teşyî edebilir.

    6. Ölünün ailesine, ölümünden itibaren üç gün içinde taziye veril*mesi sünnettir.

    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

    Bir musibet nedeniyle din kardeşine taziyette bulunan hiçbir mü'min yoktur ki Allah Teâlâ kıyamet günü ona keramet elbiselerinden bir elbise giydirmesin.[30]

    Taziyetten maksat, sabır tavsiye etmektir. 'Allah ecrini artırsın, Allah affetsin* şeklinde dua etmektir.

    Mukim olanlar için üç günden sonra taziyette bulunmak mekruhtur. Ancak mukim olmayanlar üç günden sonra da taziyette bulunabilirler. Çünkü üzüntü, üç günde sona erer. Üç günden sonra taziyette bulunmak ise onları üzmek demektir. Taziyette bulunmayı tekrar etmek de mekruhtur. Taziye en erken definden sonra olmalıdır. Çünkü ölünün ailesi definden Önce defin işleriyle meşguldürler. Ancak üzüntüleri çok fazla ise, definden önce taziyette bulunmak -onlara sabır tavsiye etmek için- daha iyi olur. Taziyette bulunurken A'zemehahu ecrake ve ahsene azabeke ve gafere H meyyitike ve avvedekeîîahu an musibetike hayren (Allah senin ecrini artırsın, sabrını güzelleştirsin, ölünü affetsin. Musibetine karşılık sana hayırlar versin) demek mendubtur.


  2. 23.Eylül.2014, 22:52
    1
    Hadis Öğrencisi



    Şafiide Cenaze Teşyî'nin Âdabı


    1. Cenazeyi yürüyerek teşyî etmek. binmekte bir sakınca yoktur.

    Sevban şöyle rivayet ediyor: Bir cenazeyi teşyî ederken Hz. Peygamber'e bir binek getirildi. Fakat Hz. Peygamber, binmekten imtina 1 etti. Dönüş sırasında tekrar bir binek getirildi, bu defa ona bindi. Kendisine 'Ey Allah'ın Rasûlü! Niçin böyle yaptın?1 diye sorulunca, şöyle cevap vermiştir: 'Melekler yürüyerek gidiyorlardı. Onlar yürürken, benim bineğe binmem uygun olmazdı. Ancak onlar gittikten sonra bindim'.[26]

    Cabir b. Semure'den şöyle rivayet edilmektedir: 'Hz. Peygamber, İbn Dahdah'ın cenaze namazım kıldırdı. Sonra eğersiz bir at getirildi. Bunu bir kimse Peygamber için tuttu, Rasûlullah da ata bindi. At hemen süratle seyirtmeye, sıçramaya başladı. Biz de onu takip ediyor ve etrafında koşuyorduk'.[27]

    2. Cenazeyi, laubali bir şekilde yüklenip gitmek veya düşüp düşmemesini umursamadan tehlikeli bir şekilde taşımak haramdır. Cenazeyi bir tabut içerisinde taşımak sünnettir.

    Eğer cenaze kadın olursa, tabut içerisinde taşımak daha da gerekli olur. Çünkü Allah Teâlâ, insanı şerefli kılmıştır.

    3. Cenazeyi teşyî ederken ağıt yakmak, karışık, kalabalık bir şekilde konuşmak mekruhtur.

    Sünnet olan; okumamak, zikretmemek ve başka bir şekilde sesi yükseltmemektir. Bunların yerine ölümü ve ölüm sonrasını düşünmek gerekir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: .

    Cenaze, sesle ve ateşle takip edilmez.[28]

    4. Cenazeyi teşyî ederken, cenazenin önünde ve ona yakın bir şekilde yürümek en güzelidir.

    Çünkü onlar Allah katında, cenaze için şefaatçidirler. Bu nedenle onların önde olması daha münasiptir.

    Abdullah b. Ömer'den şöyle rivayet edilmiştir: 'Rasûlullah'ı, Ebubekir'i ve Ömer'i cenazenin önünde yürürken gördüm[29].

    Hz. Peygamber şöyle demiştir:

    Binekli olanlar cenazenin arkasından yürürler. Yaya olanlar ise önünde, arkasında, sağında, solunda ona yakın olarak yürürler.

    5. Müslüman, yakın akrabası olan kâfirin cenazesini teşyî edebilir.

    6. Ölünün ailesine, ölümünden itibaren üç gün içinde taziye veril*mesi sünnettir.

    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

    Bir musibet nedeniyle din kardeşine taziyette bulunan hiçbir mü'min yoktur ki Allah Teâlâ kıyamet günü ona keramet elbiselerinden bir elbise giydirmesin.[30]

    Taziyetten maksat, sabır tavsiye etmektir. 'Allah ecrini artırsın, Allah affetsin* şeklinde dua etmektir.

    Mukim olanlar için üç günden sonra taziyette bulunmak mekruhtur. Ancak mukim olmayanlar üç günden sonra da taziyette bulunabilirler. Çünkü üzüntü, üç günde sona erer. Üç günden sonra taziyette bulunmak ise onları üzmek demektir. Taziyette bulunmayı tekrar etmek de mekruhtur. Taziye en erken definden sonra olmalıdır. Çünkü ölünün ailesi definden Önce defin işleriyle meşguldürler. Ancak üzüntüleri çok fazla ise, definden önce taziyette bulunmak -onlara sabır tavsiye etmek için- daha iyi olur. Taziyette bulunurken A'zemehahu ecrake ve ahsene azabeke ve gafere H meyyitike ve avvedekeîîahu an musibetike hayren (Allah senin ecrini artırsın, sabrını güzelleştirsin, ölünü affetsin. Musibetine karşılık sana hayırlar versin) demek mendubtur.


+ Yorum Gönder