Konusunu Oylayın.: Sürgün nedir? İslamda sürgün kavramı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Sürgün nedir? İslamda sürgün kavramı
  1. 21.Mart.2007, 18:09
    1
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,125
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Sürgün nedir? İslamda sürgün kavramı






    Sürgün nedir? İslamda sürgün kavramı Mumsema SÜRGÜN HAKKINDA ANSİKLOPEDİK BİLGİ

    Bir şeyi uzaklaştırma, yerinden ayırma; suçluya uygulanan bir ceza türü; bir kimsenin yerleştiği beldeden başka bir yerde oturmaya zorlanması. Arapçası "nefy"'dir. Sürgün etmek anlamında "tağrîb" sözcüğü de kullanılır. Kişi, dünyanın diğer yerlerinden uzaklaştırılıp, ikamete zorlandığı yerde hapsedildiği için bu eyleme "nefy" adı verilmiştir.
    Mâlikîlere göre, nefy; kişinin içinde bulunduğu beldeden başka bir beldeye çıkarılması ve orada pişmanlık duyduğu anlaşılıncaya kadar hapsedilmesidir. İki belde arasındaki uzaklık, sefer mesafesinden daha az olmalıdır (İbn Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, Matbaatül-İstikâme, Mısır t.y., II, 446; el-Bâcî, el-Müntekâ alel-Muvatta',I. baskı, Mısır 1331/1912, VII,173; ez-Zühaylî, el-Fıkhul İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, VI, 139, 140).
    Şâfiîlere göre sürgün İslâm devlet başkanının, suçluyu, pişmanlık duyduğu anlaşılıncaya kadar hapsetmesi veya uygun bulacağı bir ceza ile cezalandırmasıdır (eş-Şirbînî, Muğnîl-Muhtâc, Mısır t.y., IV,181; es-Şîrâzî, el-Mühezzeb, Matbaatül-Bâbî el-Halebî, Mısır t.y., II, 284).
    İslâm hukukunda sürgün cezası yol kesme ve zina suçlarında söz konusu olur.
    1. Yol kesme cezası: Bir kişinin veya topluluğun yoldan geçenlerin silâh veya benzeri aletle yollarını kesip mallarını zorla ellerinden almak üzere geçişi engellemesine "yol kesme" denir. Yol kesene verilecek ceza had türünden olup, şu âyette belirlenmiştir:
    "Allah'a ve Rasûlüne karşı savaş açanların, yer yüzünde (yol keserek) bozgunculuk yapanların cezası, ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rezil oluşudur. Âhirette onlar için ayrıca büyük bir azap vardır" (el Mâide, 5/33). İslâm hukukçuları yol kesip adam öldüren ve malını alana had cezasının uygulanacağı konusunda görüş birliği içindedirler. Normal cinayetlerin aksine, burada öldürülenin velisinin affetmesi ve suçludan malın alınması ile ceza düşmez (bk. "Had, Hudûd" maddesi).
    Hanefî, Şâfiî ve Hanbelîlere göre, yol kesenlerin cezası, işlenen suçun ağırlık durumu dikkate alınarak yukarıdaki âyette belirlenen sıraya göre uygulanır. Ancak hangi suça, hangi ceza uygulanacağı konusunda görüş ayrılığı vardır.
    Hanefilere göre, yol kesen, yalnız soygun yaparsa, çaprazlama sağ el ve sol ayağı kesilir. Yol kesmede öldürme varsa, suçlu yalnız öldürülür.
    Öldürme ve soygun suçu birlikte işlenmişse, Ebû Hanîfe ve İmam Züfer'e göre, İslâm devlet başkanı seçimlik hakka sahiptir; dilerse çaprazlama el ve ayak kesme cezasını uygular, sonra öldürür veya asarak öldürür; dilerse, el ve ayak kesmez, sadece öldürür veya asar. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e göre ise, İslâm devleti suçluyu öldürür veya asar, fakat el ve ayak kesmez. Çünkü burada suç tek olup, yol kesmeden ibarettir. Bunda da iki tür had uygulanmaz. Çünkü had cezalarında öldürmenin altında kalan cezalar, öldürme halinde bu kapsama girer. Meselâ, evlinin zinası ve hırsızlığı birlikte sabit olsa, yalnız recm cezası ile yetinilir. Çünkü, cezanın kapsamina el kesme de girmiş bulunur (bk. "Hırsızlık", "Recm" maddeleri). Ebû Hanîfe ve Züfer'e göre ise, burada suç bir olduğu gibi, el ve ayak kesme ile öldürme de ağırlaştırılmış tek ceza niteliğindedir. Çünkü yol kesme mal ve can güvenliğini birlikte ihlâl eder (bk. es-Serahsî, el-Mebsût, 3. baskı, Beyrut 1398/1978, IX,195; el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi; VII, 93; İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, IV, 270; Zeylaî, Tebyînül-Hakâik, Emiriyye tab'ı, III, 235; İbn Âbidîn, Reddül-Muhtâr, Mısır t.y., III, 233 vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletüh, 2. baskı, Dimaşk 1405/1985, VI, 135, 136).
    Yol kesmede öldürme ve soygun olmaksızın yalnız yoldan geçenleri korkutma söz konusu olduğu takdirde ise, sürgün cezası verilir. Ebû Hanîfe'ye göre sürgünden amaç, suçluyu toplumdan tecrid etmektir. Bu ise hapsetmekle gerçekleşir (ez-Zühaylî, a.g.e., VI, 136).
    Şâfiî ve Hanbelilere göre, yol kesen yalnız soygun yapmış olursa el ve ayakları çaprazlama kesilir. Soygun yapmaksızın öldürme olayı varsa, suçlu da suçlular öldürülür; fakat asılmazlar. Öldürme ve soygun birlikte işlenmişse, suçlu öldürülür ve asılır. Yalnız korkutmadan ibaret yol kesmede ise sürgün cezası uygulanır (eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, Mısır t.y., II, 284; eş-Şirbînî, Muğnîl-Muhtâc, Mısır t.y., IV, 81 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3. baskı, Kahire 1970, .VIII, 288). Bu iki mezhebin ceza sıralaması, İbn Abbas (r.anhümâ)'nın Ebû Bürde el-Eslemî'den naklettiği bir rivayete dayanır (bk. eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, Mısır t.y., VII, 152).
    İmam Mâlik'e göre, yol kesme cezası olarak İslâm devlet başkanı toplum yararını sağlamada ve bozgunculuğu önlemede âyetteki cezalardan uygun bulduğunu tercih ederek uygulayabilir. Ancak yöneticiler burada kendi hevâlarına göre değil, işi bilen ilim sahipleriyle istişare ederek karar verirler. Mâlikilere göre yol kesme âyetinde ceza türleri arasındaki "yahut (ev)" ifadesi, yemin keffareti cezası türlerini bildiren âyetteki gibi (bk. "Keffâret", "Yemin keffâreti" maddesi) muhayyerlik bildirir. Çoğunluk İslâm fakihlerine göre ise, yol kesme âyetindeki "ev" ifadesi suçun çeşidine göre, cezanın çeşidini bildirmek üzere (tenvî' için) kullanılmıştır.
    2. Zinada sürgün cezası: Kur'ân-ı Kerîm'de bekârın zinası için şöyle buyurulur: "Zina eden erkek ve kadından her birine yüzer değnek vurun " (en-Nur, 24/2). Evli olan eşlerin zina etmesi halinde recm cezası uygulanması sünnetle sabittir (bk. "Recm" mad.). Bu yüzden celde (değnek vurma) cezası bekârla ilgilidir. Ancak bekâra değnek vurma cezası yanında ayrıca sürgün cezası gerekip gerekmediği tartışılmıştır.
    Hanefilere göre, celde cezasına sürgün ilâve edilmez. Çünkü Allah Teâlâ âyette zina cezasının tümünü celde olarak belirlemiştir. Biz buna sürgün cezasını eklersek, celde, zina cezasının bir bölümünü teşkil eder ki; bu durum nass'a ilâve yapmak niteliğindedir. Nass'a ilâve, onu neshetmek anlamina gelir. Nass'ı, âhad haberle neshetmek ise caiz değildir. Diğer yandan sürgün cezasında, sürgün edilenin, tanınmadığı yörede yeniden zinaya düşme ihtimali vardır. Hanefîlere göre, sürgün bir had cezası değil, İslâm devlet başkanının görüşüne bırakılmış bir ceza türüdür. O, sürgünde bir yarar görürse; tevbe edinceye kadar hapsettiği gibi, sürgün cezasını da uygulayabilir (es-Serahsi, el Mebsût, IX, 44; el-Kâsânî, a.g.e., VII, 39; İbnül-Hümâm, a.g.e., IV,134, 136; ey-Şirbînî, a.g.e., IV, 147; eş-Şîrâzî, a.g.e., II, 267, 271; İbn Rüşd Bidâyetül-Müctehid Mısır t.y., II, 427; el Bâcî, el-Müntekâ ale Î-Muvatta; VII,137).
    Şâfiî ve Hanbelîlere göre, bekârın zina cezası yüz değnek ve bir yıl sürgündür. Sürgün yeri namazların kısa kılınacağı sefer mesafesinden yakın olmamalıdır. Dayandıkları delil şu hadistir: "Bekârın bekârla zinasında yüz değnek ve bir yıl sürgün vardır. Dulun dulla zinasında yüz değnek ve recm vardır" (Müslim, Hudûd, 12/14; Ebû Dâvud, 23; Tirmizi, Hudûd, 8; İbn Mâce, Hudûd, 7; Dârimî, Hüdûd, 19; Ahmed b. Hanbel, III, 476, V, 313, 317, 318, 320; eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, VII, 87; Zeylaî, Nasbu'r-Râye, II, 330). Ancak bu hadisin ikinci kısmındaki evlilerin zinasında yüz değnek ve recm cezası hükmü başka hadislerde yalnız recm cezası olarak belirlendiği için evliler için ayrıca yüz değnek cezası neshedilmiştir. Diğer yandan kadın, yanında kocası veya mahrem hısımı olmaksızın tek başına başka beldeye sürgüne gönderilemez. Çünkü hadiste şöyle buyurulmuştur:" Kadın, yanında kocası veya bir mahremi olmadıkça yolculuğa çıkmasın" (Dârimî, İsti'zân, 46; Müslim, Hacc, 413-434; Buhârî, Taksîr, 4; Mescidü Mekke, 6; Sayd, 26; Savm, 67; Ebû Dâvud, Menâsik, 2; Tirmizî, Radâ', 15).
    Hz. Peygamber'in, patronunun eşiyle zina eden bekâr işçiye yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası uyguladığına dair Ebû Hüreyre ve Zeyd b. Hâlid (r.a)'ten bir topluluğun rivayet ettiği haber de başka bir delildir (bk. "Zinâ" mad.).
    Mâlikilere göre, erkek bir yıl sürgün edilir. Yani sürgün edildiği yerde hapsedilir. Fakat kadın, yeniden zina edebileceği korkusu yüzünden sürgüne gönderilmez (ez-Zühayli, a.g.e., VI, 39, 40).
    Hamdi DÖNDÜREN



  2. 21.Mart.2007, 18:09
    1
    Administrator



    SÜRGÜN HAKKINDA ANSİKLOPEDİK BİLGİ

    Bir şeyi uzaklaştırma, yerinden ayırma; suçluya uygulanan bir ceza türü; bir kimsenin yerleştiği beldeden başka bir yerde oturmaya zorlanması. Arapçası "nefy"'dir. Sürgün etmek anlamında "tağrîb" sözcüğü de kullanılır. Kişi, dünyanın diğer yerlerinden uzaklaştırılıp, ikamete zorlandığı yerde hapsedildiği için bu eyleme "nefy" adı verilmiştir.
    Mâlikîlere göre, nefy; kişinin içinde bulunduğu beldeden başka bir beldeye çıkarılması ve orada pişmanlık duyduğu anlaşılıncaya kadar hapsedilmesidir. İki belde arasındaki uzaklık, sefer mesafesinden daha az olmalıdır (İbn Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, Matbaatül-İstikâme, Mısır t.y., II, 446; el-Bâcî, el-Müntekâ alel-Muvatta',I. baskı, Mısır 1331/1912, VII,173; ez-Zühaylî, el-Fıkhul İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, VI, 139, 140).
    Şâfiîlere göre sürgün İslâm devlet başkanının, suçluyu, pişmanlık duyduğu anlaşılıncaya kadar hapsetmesi veya uygun bulacağı bir ceza ile cezalandırmasıdır (eş-Şirbînî, Muğnîl-Muhtâc, Mısır t.y., IV,181; es-Şîrâzî, el-Mühezzeb, Matbaatül-Bâbî el-Halebî, Mısır t.y., II, 284).
    İslâm hukukunda sürgün cezası yol kesme ve zina suçlarında söz konusu olur.
    1. Yol kesme cezası: Bir kişinin veya topluluğun yoldan geçenlerin silâh veya benzeri aletle yollarını kesip mallarını zorla ellerinden almak üzere geçişi engellemesine "yol kesme" denir. Yol kesene verilecek ceza had türünden olup, şu âyette belirlenmiştir:
    "Allah'a ve Rasûlüne karşı savaş açanların, yer yüzünde (yol keserek) bozgunculuk yapanların cezası, ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rezil oluşudur. Âhirette onlar için ayrıca büyük bir azap vardır" (el Mâide, 5/33). İslâm hukukçuları yol kesip adam öldüren ve malını alana had cezasının uygulanacağı konusunda görüş birliği içindedirler. Normal cinayetlerin aksine, burada öldürülenin velisinin affetmesi ve suçludan malın alınması ile ceza düşmez (bk. "Had, Hudûd" maddesi).
    Hanefî, Şâfiî ve Hanbelîlere göre, yol kesenlerin cezası, işlenen suçun ağırlık durumu dikkate alınarak yukarıdaki âyette belirlenen sıraya göre uygulanır. Ancak hangi suça, hangi ceza uygulanacağı konusunda görüş ayrılığı vardır.
    Hanefilere göre, yol kesen, yalnız soygun yaparsa, çaprazlama sağ el ve sol ayağı kesilir. Yol kesmede öldürme varsa, suçlu yalnız öldürülür.
    Öldürme ve soygun suçu birlikte işlenmişse, Ebû Hanîfe ve İmam Züfer'e göre, İslâm devlet başkanı seçimlik hakka sahiptir; dilerse çaprazlama el ve ayak kesme cezasını uygular, sonra öldürür veya asarak öldürür; dilerse, el ve ayak kesmez, sadece öldürür veya asar. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e göre ise, İslâm devleti suçluyu öldürür veya asar, fakat el ve ayak kesmez. Çünkü burada suç tek olup, yol kesmeden ibarettir. Bunda da iki tür had uygulanmaz. Çünkü had cezalarında öldürmenin altında kalan cezalar, öldürme halinde bu kapsama girer. Meselâ, evlinin zinası ve hırsızlığı birlikte sabit olsa, yalnız recm cezası ile yetinilir. Çünkü, cezanın kapsamina el kesme de girmiş bulunur (bk. "Hırsızlık", "Recm" maddeleri). Ebû Hanîfe ve Züfer'e göre ise, burada suç bir olduğu gibi, el ve ayak kesme ile öldürme de ağırlaştırılmış tek ceza niteliğindedir. Çünkü yol kesme mal ve can güvenliğini birlikte ihlâl eder (bk. es-Serahsî, el-Mebsût, 3. baskı, Beyrut 1398/1978, IX,195; el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi; VII, 93; İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, IV, 270; Zeylaî, Tebyînül-Hakâik, Emiriyye tab'ı, III, 235; İbn Âbidîn, Reddül-Muhtâr, Mısır t.y., III, 233 vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletüh, 2. baskı, Dimaşk 1405/1985, VI, 135, 136).
    Yol kesmede öldürme ve soygun olmaksızın yalnız yoldan geçenleri korkutma söz konusu olduğu takdirde ise, sürgün cezası verilir. Ebû Hanîfe'ye göre sürgünden amaç, suçluyu toplumdan tecrid etmektir. Bu ise hapsetmekle gerçekleşir (ez-Zühaylî, a.g.e., VI, 136).
    Şâfiî ve Hanbelilere göre, yol kesen yalnız soygun yapmış olursa el ve ayakları çaprazlama kesilir. Soygun yapmaksızın öldürme olayı varsa, suçlu da suçlular öldürülür; fakat asılmazlar. Öldürme ve soygun birlikte işlenmişse, suçlu öldürülür ve asılır. Yalnız korkutmadan ibaret yol kesmede ise sürgün cezası uygulanır (eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, Mısır t.y., II, 284; eş-Şirbînî, Muğnîl-Muhtâc, Mısır t.y., IV, 81 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3. baskı, Kahire 1970, .VIII, 288). Bu iki mezhebin ceza sıralaması, İbn Abbas (r.anhümâ)'nın Ebû Bürde el-Eslemî'den naklettiği bir rivayete dayanır (bk. eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, Mısır t.y., VII, 152).
    İmam Mâlik'e göre, yol kesme cezası olarak İslâm devlet başkanı toplum yararını sağlamada ve bozgunculuğu önlemede âyetteki cezalardan uygun bulduğunu tercih ederek uygulayabilir. Ancak yöneticiler burada kendi hevâlarına göre değil, işi bilen ilim sahipleriyle istişare ederek karar verirler. Mâlikilere göre yol kesme âyetinde ceza türleri arasındaki "yahut (ev)" ifadesi, yemin keffareti cezası türlerini bildiren âyetteki gibi (bk. "Keffâret", "Yemin keffâreti" maddesi) muhayyerlik bildirir. Çoğunluk İslâm fakihlerine göre ise, yol kesme âyetindeki "ev" ifadesi suçun çeşidine göre, cezanın çeşidini bildirmek üzere (tenvî' için) kullanılmıştır.
    2. Zinada sürgün cezası: Kur'ân-ı Kerîm'de bekârın zinası için şöyle buyurulur: "Zina eden erkek ve kadından her birine yüzer değnek vurun " (en-Nur, 24/2). Evli olan eşlerin zina etmesi halinde recm cezası uygulanması sünnetle sabittir (bk. "Recm" mad.). Bu yüzden celde (değnek vurma) cezası bekârla ilgilidir. Ancak bekâra değnek vurma cezası yanında ayrıca sürgün cezası gerekip gerekmediği tartışılmıştır.
    Hanefilere göre, celde cezasına sürgün ilâve edilmez. Çünkü Allah Teâlâ âyette zina cezasının tümünü celde olarak belirlemiştir. Biz buna sürgün cezasını eklersek, celde, zina cezasının bir bölümünü teşkil eder ki; bu durum nass'a ilâve yapmak niteliğindedir. Nass'a ilâve, onu neshetmek anlamina gelir. Nass'ı, âhad haberle neshetmek ise caiz değildir. Diğer yandan sürgün cezasında, sürgün edilenin, tanınmadığı yörede yeniden zinaya düşme ihtimali vardır. Hanefîlere göre, sürgün bir had cezası değil, İslâm devlet başkanının görüşüne bırakılmış bir ceza türüdür. O, sürgünde bir yarar görürse; tevbe edinceye kadar hapsettiği gibi, sürgün cezasını da uygulayabilir (es-Serahsi, el Mebsût, IX, 44; el-Kâsânî, a.g.e., VII, 39; İbnül-Hümâm, a.g.e., IV,134, 136; ey-Şirbînî, a.g.e., IV, 147; eş-Şîrâzî, a.g.e., II, 267, 271; İbn Rüşd Bidâyetül-Müctehid Mısır t.y., II, 427; el Bâcî, el-Müntekâ ale Î-Muvatta; VII,137).
    Şâfiî ve Hanbelîlere göre, bekârın zina cezası yüz değnek ve bir yıl sürgündür. Sürgün yeri namazların kısa kılınacağı sefer mesafesinden yakın olmamalıdır. Dayandıkları delil şu hadistir: "Bekârın bekârla zinasında yüz değnek ve bir yıl sürgün vardır. Dulun dulla zinasında yüz değnek ve recm vardır" (Müslim, Hudûd, 12/14; Ebû Dâvud, 23; Tirmizi, Hudûd, 8; İbn Mâce, Hudûd, 7; Dârimî, Hüdûd, 19; Ahmed b. Hanbel, III, 476, V, 313, 317, 318, 320; eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, VII, 87; Zeylaî, Nasbu'r-Râye, II, 330). Ancak bu hadisin ikinci kısmındaki evlilerin zinasında yüz değnek ve recm cezası hükmü başka hadislerde yalnız recm cezası olarak belirlendiği için evliler için ayrıca yüz değnek cezası neshedilmiştir. Diğer yandan kadın, yanında kocası veya mahrem hısımı olmaksızın tek başına başka beldeye sürgüne gönderilemez. Çünkü hadiste şöyle buyurulmuştur:" Kadın, yanında kocası veya bir mahremi olmadıkça yolculuğa çıkmasın" (Dârimî, İsti'zân, 46; Müslim, Hacc, 413-434; Buhârî, Taksîr, 4; Mescidü Mekke, 6; Sayd, 26; Savm, 67; Ebû Dâvud, Menâsik, 2; Tirmizî, Radâ', 15).
    Hz. Peygamber'in, patronunun eşiyle zina eden bekâr işçiye yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası uyguladığına dair Ebû Hüreyre ve Zeyd b. Hâlid (r.a)'ten bir topluluğun rivayet ettiği haber de başka bir delildir (bk. "Zinâ" mad.).
    Mâlikilere göre, erkek bir yıl sürgün edilir. Yani sürgün edildiği yerde hapsedilir. Fakat kadın, yeniden zina edebileceği korkusu yüzünden sürgüne gönderilmez (ez-Zühayli, a.g.e., VI, 39, 40).
    Hamdi DÖNDÜREN


  3. 05.Şubat.2016, 20:16
    2
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,751
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Sürgün nedir? İslamda sürgün kavramı




    SÜRGÜN ne demek? kısaca bilgi

    Bir kişinin veya bir topluluğun ceza yahut güvenlik tedbiri olarak yaşadığı yerden başka bir yere belli bir süre ya da ömür boyu kalmak üzere isteği dışında gönderilmesi ve orada ikamet etmeye mecbur tutulmasıdır. Kelime, hakkında bu ceza veya tedbirin uygulandığı kişi ve gönderildiği yeri de ifade eder. Arapça’da bu anlamda kullanılan başlıca kelimeler nefy, cel⒠/ icl⒠ve tağrîbdir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde insanları yurtlarından çıkarma (ihrâc) eyleminden sıkça söz edilmekle birlikte bu kelimelerden “cel┠(topluluğun sürgün edilmesi) bir âyette (el-Haşr 59/3) ve “nefiy”den türeyen bir fiil hırâbe suçuna verilecek sürgün cezasıyla ilgili olarak yine bir âyette (el-Mâide 5/33) geçmektedir. Hadislerde ise tağrîb, nefiy, iclâ ve türevleri yer almaktadır (Wensinck, el-MuǾcem, “ġrb”, “nfy”, “cly” md.leri). Sürgün bir ülkeden başka bir ülkeye olabileceği gibi aynı ülke içinde kişinin doğup yaşadığı veya yerleştiği yerden başka bir bölgeye gönderilmesi biçiminde de gerçekleşebilir. Toplu sürgün uygulamasına genellikle siyasal veya sosyal gerekçelere bağlı olarak doğabilecek zararlara karşı önlem niteliğinde ve bilhassa kamu düzeninin korunması amacıyla başvurulur; literatürde bu tür sürgün uygulamaları daha çok “tehcîr” kelimesiyle ifade edilir. İskân amaçlı sürgünler, yerleşik hale getirilmesi istenen göçebe toplulukların belli bir yerde ikamete zorlanması şeklinde tarihte sıkça rastlanan uygulamalardır. Toplu sürgünlerin bir diğer örneği, özellikle savaşlar sonunda yenilen taraf halkının yaşadığı yerden başka yere gitmek zorunda bırakılmasıdır. Gönüllü sürgünde de kişi yaşadığı yeri terketmediği zaman hukukî ya da sosyal başka bir yaptırımla karşılaşacağı için doğrudan veya dolaylı bir zorunluluk hali sürgünün temel unsurudur. Ülke dışına yapılan sürgün uygulamaları neticesinde kişiler vatandaşlık haklarını kaybedebilmekte, hatta mal varlıklarına el konulabilmektedir.



  4. 05.Şubat.2016, 20:16
    2
    Üye



    SÜRGÜN ne demek? kısaca bilgi

    Bir kişinin veya bir topluluğun ceza yahut güvenlik tedbiri olarak yaşadığı yerden başka bir yere belli bir süre ya da ömür boyu kalmak üzere isteği dışında gönderilmesi ve orada ikamet etmeye mecbur tutulmasıdır. Kelime, hakkında bu ceza veya tedbirin uygulandığı kişi ve gönderildiği yeri de ifade eder. Arapça’da bu anlamda kullanılan başlıca kelimeler nefy, cel⒠/ icl⒠ve tağrîbdir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde insanları yurtlarından çıkarma (ihrâc) eyleminden sıkça söz edilmekle birlikte bu kelimelerden “cel┠(topluluğun sürgün edilmesi) bir âyette (el-Haşr 59/3) ve “nefiy”den türeyen bir fiil hırâbe suçuna verilecek sürgün cezasıyla ilgili olarak yine bir âyette (el-Mâide 5/33) geçmektedir. Hadislerde ise tağrîb, nefiy, iclâ ve türevleri yer almaktadır (Wensinck, el-MuǾcem, “ġrb”, “nfy”, “cly” md.leri). Sürgün bir ülkeden başka bir ülkeye olabileceği gibi aynı ülke içinde kişinin doğup yaşadığı veya yerleştiği yerden başka bir bölgeye gönderilmesi biçiminde de gerçekleşebilir. Toplu sürgün uygulamasına genellikle siyasal veya sosyal gerekçelere bağlı olarak doğabilecek zararlara karşı önlem niteliğinde ve bilhassa kamu düzeninin korunması amacıyla başvurulur; literatürde bu tür sürgün uygulamaları daha çok “tehcîr” kelimesiyle ifade edilir. İskân amaçlı sürgünler, yerleşik hale getirilmesi istenen göçebe toplulukların belli bir yerde ikamete zorlanması şeklinde tarihte sıkça rastlanan uygulamalardır. Toplu sürgünlerin bir diğer örneği, özellikle savaşlar sonunda yenilen taraf halkının yaşadığı yerden başka yere gitmek zorunda bırakılmasıdır. Gönüllü sürgünde de kişi yaşadığı yeri terketmediği zaman hukukî ya da sosyal başka bir yaptırımla karşılaşacağı için doğrudan veya dolaylı bir zorunluluk hali sürgünün temel unsurudur. Ülke dışına yapılan sürgün uygulamaları neticesinde kişiler vatandaşlık haklarını kaybedebilmekte, hatta mal varlıklarına el konulabilmektedir.





+ Yorum Gönder