Konusunu Oylayın.: Harama Bakmak Unutkanlık Yapar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Harama Bakmak Unutkanlık Yapar
  1. 30.Ocak.2008, 14:27
    1
    İnşirah
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Mart.2007
    Üye No: 86
    Mesaj Sayısı: 3,292
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 39

    Harama Bakmak Unutkanlık Yapar






    Harama Bakmak Unutkanlık Yapar Mumsema Risâle-i Nur talebelerinden bir genç hâfız, pek çok adamların dedikleri gibi dedi: "Bende unutkanlık hastalığı tezayüd ediyor, ne yapayım?"

    Ben de dedim:

    Mümkün oldukça nâmahreme nazar etme. Çünkü rivayet var. İmam-ı Şâfiî'nin (ra) dediği gibi, “Haram-ı nazar, nisyan verir.”

    Evet, ehl-i İslâmda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda su-i istimalâtla israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hâfızasına zaaf gelir.

    Evet, bu asırda açık saçıklık yüzünden, hususan bu memalik-i harrede o su-i nazardan su-i istimalât, umumî bir unutkanlık hastalığını netice vermeye başlıyor. Herkes, cüz'î, küllî o şekvâdadır. İşte, bu umumî hastalığın tezayüdüyle, hadîs-i şerifin verdiği müthiş bir haberin tevili ucunda görünüyor. Ferman etmiş ki: "Âhirzamanda, hâfızların göğsünden Kur'ân nez' ediliyor, çıkıyor, unutuluyor." (Süyûtî, el-Havî Li'l-Fetevâ, 2:253) Demek bu hastalık dehşetlenecek, hıfz-ı Kur'ân'a bu sû-i nazarla bazılarda set çekilecek; o hadisin tevilini gösterecek. Lâ ya’lemü’l-gaybe illâllah (Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez). Kastamonu Lâhikası, s. 96


  2. 30.Ocak.2008, 14:27
    1
    Devamlı Üye



    Risâle-i Nur talebelerinden bir genç hâfız, pek çok adamların dedikleri gibi dedi: "Bende unutkanlık hastalığı tezayüd ediyor, ne yapayım?"

    Ben de dedim:

    Mümkün oldukça nâmahreme nazar etme. Çünkü rivayet var. İmam-ı Şâfiî'nin (ra) dediği gibi, “Haram-ı nazar, nisyan verir.”

    Evet, ehl-i İslâmda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda su-i istimalâtla israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hâfızasına zaaf gelir.

    Evet, bu asırda açık saçıklık yüzünden, hususan bu memalik-i harrede o su-i nazardan su-i istimalât, umumî bir unutkanlık hastalığını netice vermeye başlıyor. Herkes, cüz'î, küllî o şekvâdadır. İşte, bu umumî hastalığın tezayüdüyle, hadîs-i şerifin verdiği müthiş bir haberin tevili ucunda görünüyor. Ferman etmiş ki: "Âhirzamanda, hâfızların göğsünden Kur'ân nez' ediliyor, çıkıyor, unutuluyor." (Süyûtî, el-Havî Li'l-Fetevâ, 2:253) Demek bu hastalık dehşetlenecek, hıfz-ı Kur'ân'a bu sû-i nazarla bazılarda set çekilecek; o hadisin tevilini gösterecek. Lâ ya’lemü’l-gaybe illâllah (Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez). Kastamonu Lâhikası, s. 96

  3. 30.Ocak.2008, 14:32
    2
    iLkLimya
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ocak.2008
    Üye No: 8390
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Harama Bakmak Unutkanlık Yapar




    bir de plakalara ya da mezar taşLarına bakıpta hafızayı köreLtmek var


  4. 30.Ocak.2008, 14:32
    2
    Üye



    bir de plakalara ya da mezar taşLarına bakıpta hafızayı köreLtmek var

  5. 30.Ocak.2008, 14:37
    3
    Yusuf
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Mart.2007
    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 1,556
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Yaş: 28

    --->: Harama Bakmak Unutkanlık Yapar

    harama bakmak zeka geriliğine de neden oluyo diye duymuştum hocamdan..


  6. 30.Ocak.2008, 14:37
    3
    Devamlı Üye
    harama bakmak zeka geriliğine de neden oluyo diye duymuştum hocamdan..

  7. 30.Ocak.2008, 14:40
    4
    iLkLimya
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ocak.2008
    Üye No: 8390
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Harama Bakmak Unutkanlık Yapar

    bi de boş durmak zeka geriLiine neden oLuyo,
    biLiyosunuzdur vakayı, Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehaya) boş duran adama slm vermemesi ..


  8. 30.Ocak.2008, 14:40
    4
    Üye
    bi de boş durmak zeka geriLiine neden oLuyo,
    biLiyosunuzdur vakayı, Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehaya) boş duran adama slm vermemesi ..

  9. 30.Ocak.2008, 15:50
    5
    iremnur
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ocak.2008
    Üye No: 8335
    Mesaj Sayısı: 20
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 40

    --->: Harama Bakmak Unutkanlık Yapar

    Alıntı
    harama bakmak zeka geriliğine de neden oluyo diye duymuştum hocamdan..
    evet bende duymuştum.allah razı olsun kardeşim mühim bir konuya değinmişsiniz.....


  10. 30.Ocak.2008, 15:50
    5
    Üye
    Alıntı
    harama bakmak zeka geriliğine de neden oluyo diye duymuştum hocamdan..
    evet bende duymuştum.allah razı olsun kardeşim mühim bir konuya değinmişsiniz.....

  11. 30.Ocak.2008, 16:42
    6
    İnşirah
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Mart.2007
    Üye No: 86
    Mesaj Sayısı: 3,292
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 39

    --->: Harama Bakmak Unutkanlık Yapar

    Tarihçe-i hayatımı bilenlere mâlûmdur; elli beş sene evvel, ben yirmi yaşlarında iken, Bitlis’te merhum vali Ömer Paşa hânesinde, iki sene, onun ısrârıyla ve ilme ziyâde hürmetiyle kaldım. Onun altı adet kızları vardı: üçü küçük, üçü büyük. Ben, üç büyükleri, iki sene beraber bir hânede kaldığımız halde, birbirinden tefrik edip tanımıyordum. O derece dikkat etmiyordum ki, bileyim. Hattâ bir âlim misâfirim yanıma geldi, iki günde onları birbirinden fark etti, tanıdı. Herkes bendeki hale hayret ederek, bana sordular:
    “Neden bakmıyorsun?”
    Derdim:
    “İlmin izzetini muhâfaza etmek, beni baktırmıyor.”
    Hem, kırk sene evvel, İstanbul’da Kâğıthâne şenliğinin yevm-i mahsûsunda, köprüden tâ Kâğıthâne’ye kadar Haliç’in iki tarafında binler açık saçık Rum ve Ermeni ve İstanbullu karı ve kızlar dizildikleri sırada, ben ve merhum mebus Molla Seyyid Tâhâ ve mebus Hacı İlyas ile beraber bir kayığa bindik; o kadınların yanlarından geçiyorduk. Benim hiç haberim yoktu. Halbuki, Molla Tâhâ ve Hacı İlyas, beni tecrübeye karar verdikleri ve nöbetle beni tarassud ettiklerini bir saat seyahat sonunda îtiraf edip, dediler:
    “Senin bu haline hayret ettik, hiç bakmadın.”
    Dedim:
    “Lüzûmsuz, geçici, günahlı zevklerin âkıbeti elemler, teessüfler olmasından istemiyorum.”

    Tarihçe-i hayat s 448



  12. 30.Ocak.2008, 16:42
    6
    Devamlı Üye
    Tarihçe-i hayatımı bilenlere mâlûmdur; elli beş sene evvel, ben yirmi yaşlarında iken, Bitlis’te merhum vali Ömer Paşa hânesinde, iki sene, onun ısrârıyla ve ilme ziyâde hürmetiyle kaldım. Onun altı adet kızları vardı: üçü küçük, üçü büyük. Ben, üç büyükleri, iki sene beraber bir hânede kaldığımız halde, birbirinden tefrik edip tanımıyordum. O derece dikkat etmiyordum ki, bileyim. Hattâ bir âlim misâfirim yanıma geldi, iki günde onları birbirinden fark etti, tanıdı. Herkes bendeki hale hayret ederek, bana sordular:
    “Neden bakmıyorsun?”
    Derdim:
    “İlmin izzetini muhâfaza etmek, beni baktırmıyor.”
    Hem, kırk sene evvel, İstanbul’da Kâğıthâne şenliğinin yevm-i mahsûsunda, köprüden tâ Kâğıthâne’ye kadar Haliç’in iki tarafında binler açık saçık Rum ve Ermeni ve İstanbullu karı ve kızlar dizildikleri sırada, ben ve merhum mebus Molla Seyyid Tâhâ ve mebus Hacı İlyas ile beraber bir kayığa bindik; o kadınların yanlarından geçiyorduk. Benim hiç haberim yoktu. Halbuki, Molla Tâhâ ve Hacı İlyas, beni tecrübeye karar verdikleri ve nöbetle beni tarassud ettiklerini bir saat seyahat sonunda îtiraf edip, dediler:
    “Senin bu haline hayret ettik, hiç bakmadın.”
    Dedim:
    “Lüzûmsuz, geçici, günahlı zevklerin âkıbeti elemler, teessüfler olmasından istemiyorum.”

    Tarihçe-i hayat s 448


  13. 30.Ocak.2008, 16:43
    7
    İnşirah
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Mart.2007
    Üye No: 86
    Mesaj Sayısı: 3,292
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 39

    --->: Harama Bakmak Unutkanlık Yapar

    Aziz, sıddık kardeşlerim,
    Bugünlerde, Kur’ân-ı Hakimin nazarında, imandan sonra en ziyade esas tutulan takvâ ve amel-i salih esaslarını düşündüm. Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def-i şer, celb-i nef’a râcih olmakla beraber, bu tahribat ve sefâhet ve câzibedar hevesat zamanında bu takvâ olan def-i mefasid ve terk-i kebair üssü’l-esas olup büyük bir rüçhaniyet kesb etmiş. Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takvâ bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebîreleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebair-i azime içinde amel-i salihin ihlâsla muvaffakiyeti pek azdır.
    Hem, az bir amel-i salih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir.
    Hem, takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü, bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Takvâ, böyle zamanlarda, binler günahın tehâcümünde bir tek içtinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vacip işlenmiş oluyor. Bu ehemmiyetli nokta, niyetle, takvâ namıyla ve günahtan kaçınmak kastıyla menfî ibadetten gelen ehemmiyetli âmâl-i salihadır.
    Risâle-i Nur şakirtlerinin, bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvâyı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtiâmiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbette takvayla ve niyet-i içtinabla yüzer amel-i sâlih işlenmiş hükmündedir. Malûmdur ki, bir adamın bir günde harap ettiği bir sarayı, yirmi adam, yirmi günde yapamaz ve bir adamın tahribatına karşı yirmi adam çalışmak lâzım gelirken; şimdi, binler tahribatçıya mukabil, Risâle-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukavemeti ve tesiratı pek harikadır. Eğer bu iki mütekabil kuvvetler bir seviyede olsaydı, onun tamirinde mu’cizevâri muvaffakiyet ve fütuhat görülecekti.
    Kastamonu Lâhikası, s. 110



  14. 30.Ocak.2008, 16:43
    7
    Devamlı Üye
    Aziz, sıddık kardeşlerim,
    Bugünlerde, Kur’ân-ı Hakimin nazarında, imandan sonra en ziyade esas tutulan takvâ ve amel-i salih esaslarını düşündüm. Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def-i şer, celb-i nef’a râcih olmakla beraber, bu tahribat ve sefâhet ve câzibedar hevesat zamanında bu takvâ olan def-i mefasid ve terk-i kebair üssü’l-esas olup büyük bir rüçhaniyet kesb etmiş. Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takvâ bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebîreleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebair-i azime içinde amel-i salihin ihlâsla muvaffakiyeti pek azdır.
    Hem, az bir amel-i salih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir.
    Hem, takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü, bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Takvâ, böyle zamanlarda, binler günahın tehâcümünde bir tek içtinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vacip işlenmiş oluyor. Bu ehemmiyetli nokta, niyetle, takvâ namıyla ve günahtan kaçınmak kastıyla menfî ibadetten gelen ehemmiyetli âmâl-i salihadır.
    Risâle-i Nur şakirtlerinin, bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvâyı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtiâmiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbette takvayla ve niyet-i içtinabla yüzer amel-i sâlih işlenmiş hükmündedir. Malûmdur ki, bir adamın bir günde harap ettiği bir sarayı, yirmi adam, yirmi günde yapamaz ve bir adamın tahribatına karşı yirmi adam çalışmak lâzım gelirken; şimdi, binler tahribatçıya mukabil, Risâle-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukavemeti ve tesiratı pek harikadır. Eğer bu iki mütekabil kuvvetler bir seviyede olsaydı, onun tamirinde mu’cizevâri muvaffakiyet ve fütuhat görülecekti.
    Kastamonu Lâhikası, s. 110


  15. 06.Nisan.2010, 22:42
    8
    Vamık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ekim.2007
    Üye No: 3538
    Mesaj Sayısı: 286
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    --->: Harama Bakmak Unutkanlık Yapar

    Harama bakmak ile ilgili aldığınız risaleyi çoğumuz anlamıyoruz açıklama yapsanız ya


  16. 06.Nisan.2010, 22:42
    8
    Devamlı Üye
    Harama bakmak ile ilgili aldığınız risaleyi çoğumuz anlamıyoruz açıklama yapsanız ya




+ Yorum Gönder