Konusunu Oylayın.: Üstad Bediüzzaman Said Nursi Mehdi midir? Mehdi ile ilgili bazı hadisler var, onları nasıl anlamalıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Üstad Bediüzzaman Said Nursi Mehdi midir? Mehdi ile ilgili bazı hadisler var, onları nasıl anlamalıyız?
  1. 17.Ekim.2011, 22:17
    1
    Gezgin
    İslam Gezgini

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2007
    Üye No: 53
    Mesaj Sayısı: 326
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Dünya-Ahiret

    Üstad Bediüzzaman Said Nursi Mehdi midir? Mehdi ile ilgili bazı hadisler var, onları nasıl anlamalıyız?






    Üstad Bediüzzaman Said Nursi Mehdi midir? Mehdi ile ilgili bazı hadisler var, onları nasıl anlamalıyız? Mumsema Üstad Bediüzzaman Said Nursi Mehdi midir? Mehdi ile ilgili bazı hadisler var, onları nasıl anlamalıyız?


    Kıyamet alametleri ve mehdi ile ilgili hadisler müteşabihtir. Yani tevil, tabir ve tefsir gerektiren hadislerdir. Bu tabir ve tefsir işini de; ancak İslami ilimlerde rusuhiyet kazanmış alimler yapabilirler. Üstad Hazretleri de eserlerinde bu gibi hadisleri tabir ve tevil etmiştir. Hem de günümüzün gereklerine ve şartlarına uygun olarak izah etmiştir.

    Müteşabih hadisleri zahiri manası üzerine anlamak, ehlisünnete göre caiz değildir. Mesela; Kur'an'da "Allah arşa oturdu" tabirini, zahiri üzerine anlarsak küfre düşeriz, zira Allah mekandan münezzehdir, o zaman o ifade tevil ister. Bu ayetteki arşa oturma ifadesini ehlisünnet alimleri tevil ederek; "Allah’ın kainattaki hakimiyeti" şeklinde ifade etmişlerdir.

    Buna benzer ifadeler hadislerde daha çoktur, özellikle de ahir zaman ve mehdi ile ilgili hadislerde bu daha ziyadedir.

    Bu yüzden mehdinin kim olduğu muallaktır. Kimse şu şahıs kesinlikle mehdidir ya da değildir diyemez. Derse fanatiklik ve cahillik etmiş olur. Ama birtakım işari manalar ve remzi ifadelerden yola çıkarak bu şahıs mehdi olabilir diye bir kanaat arz ederse, buna da kimse bir şey diyemez. Nitekim geçmişte çok büyük evliyalar bazı şahıslara mehdi nazarı ile bakmışlar hatta mehdi demişler. Hiç bir alim bu evliya tutturamadı diye ona dil uzatmamış, alimliğini ve olgunluğunu gösterip bu onun içtihadı demiştir.

    Zaten Mehdi ve Deccal kavramları, ümmetin ümit ve korkusunu zinde tutmak için yani teyakkuz için vaz edilmiş şeylerdir. Her dönem ümmeti bu manaya muhtaç olduğu için mutlak bırakılmış, yani tarih ve isim verilmemiş sıfatları anlatılmış. Sıfatları da umumi bırakılmış ki, her dönem bu mehdi ve deccal manasından istifade etsin.

    Üstad'ın dönemine bakıldığında, insanlık tarihinin en dehşetli hadiseleri o zamanda vuku bulmuş. İnsanlık Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını yaşamış, milyonlarca insan ölmüş. Ateistlik ilk defa resmi devlet olmuş ve dünyanın yarısını etkisi altına almış. İslam ülkelerinde değişik isimler altında dinsizlik rejimleri kurulmuş, din diyen ya idam edilmiş ya sürgün edilmiş. Allah demek suç olmuş, ezanlar susturulmuş, hilafet yıkılmış. Bütün bu olanlar şimdilik mehdi ve deccal kavramını izah etmeye yetiyor. Ama ileride bu hadiselerden daha büyük ve dehşetlisi gelecek ve bunları gölgede bırakacaksa onu bilemeyiz.

    Ama halihazırda mehdi ve deccal kavramını, bu zamanda olan ve bitenler tam izah ediyor. Mehdi ve deccal kalıplarına yukarıda tasvir ettiğimiz dönem, tam manası ile oturuyor, bunun aksini iddia edene de ispat etmek düşer. Zira mesele çok açık ve net.

    Hadislerdeki sembolleri aynı ile kabul etmek, onları tevil etmeden olaylara tatbik etmek büyük bir hata ve yanlışlık olur.

    Risale-i Nur'un ahir zaman ile ilgili sembollere getirdiği tevil ve tabirler, meseleyi gayet güzel izah ediyor, oraları iyice tahkik etmek gerekir. Yoksa daha çok, ucube, hayali, gulyabani tipi mehdi ve deccaller bekleriz. Mehdi ve deccali mitolojik bir kavram haline getirip dine şüphe kapısı açan hayalperest avam gibi hareket etmemek gerekir.

    Risale-i Nur mehdi değil, mehdinin görevlerini idame ettiren bir araç, bir vasıtadır. Ama bu zamanda insanların şahsı değil eserleri iş yapıyor, şahıs gelip geçici ama eserler bakidir. Said Nursi öldü ama hizmetleri katlanarak devam ediyor, Risale-i Nur'da vurgulanan nokta şahıslar değil cemaat şuurudur.

    Hadis usulünde, zahiren birbirine zıt gibi olan hadislerin zayıf olanı, kuvvetliye tevil ve tabir olunur. Yani kuvvetli hadisin manası esas olur, zayıf olan hadis de ona uygun bir şekilde yorumlanır.

    Üstad Hazretleri; mehdi ve deccal hakkında gelen hadislerin, raviler tarafından karıştırıldığını söyler. Mesela, her dönemde bir nevi mehdi manasını almış yüksek zatların vasfı ile, ahir zamanda gelecek büyük mehdinin vasıfları birbirine karışmış. Bu yüzden, hadisin manalarını anlamak için tevil ve tabire salahiyetli alimlerin yorumuna müracaat etmek gerekiyor.

    İlave bilgi için tıklayınız: RİSALE-İ NUR'DA MEHDİLİK.


  2. 17.Ekim.2011, 22:17
    1
    İslam Gezgini



    Üstad Bediüzzaman Said Nursi Mehdi midir? Mehdi ile ilgili bazı hadisler var, onları nasıl anlamalıyız?


    Kıyamet alametleri ve mehdi ile ilgili hadisler müteşabihtir. Yani tevil, tabir ve tefsir gerektiren hadislerdir. Bu tabir ve tefsir işini de; ancak İslami ilimlerde rusuhiyet kazanmış alimler yapabilirler. Üstad Hazretleri de eserlerinde bu gibi hadisleri tabir ve tevil etmiştir. Hem de günümüzün gereklerine ve şartlarına uygun olarak izah etmiştir.

    Müteşabih hadisleri zahiri manası üzerine anlamak, ehlisünnete göre caiz değildir. Mesela; Kur'an'da "Allah arşa oturdu" tabirini, zahiri üzerine anlarsak küfre düşeriz, zira Allah mekandan münezzehdir, o zaman o ifade tevil ister. Bu ayetteki arşa oturma ifadesini ehlisünnet alimleri tevil ederek; "Allah’ın kainattaki hakimiyeti" şeklinde ifade etmişlerdir.

    Buna benzer ifadeler hadislerde daha çoktur, özellikle de ahir zaman ve mehdi ile ilgili hadislerde bu daha ziyadedir.

    Bu yüzden mehdinin kim olduğu muallaktır. Kimse şu şahıs kesinlikle mehdidir ya da değildir diyemez. Derse fanatiklik ve cahillik etmiş olur. Ama birtakım işari manalar ve remzi ifadelerden yola çıkarak bu şahıs mehdi olabilir diye bir kanaat arz ederse, buna da kimse bir şey diyemez. Nitekim geçmişte çok büyük evliyalar bazı şahıslara mehdi nazarı ile bakmışlar hatta mehdi demişler. Hiç bir alim bu evliya tutturamadı diye ona dil uzatmamış, alimliğini ve olgunluğunu gösterip bu onun içtihadı demiştir.

    Zaten Mehdi ve Deccal kavramları, ümmetin ümit ve korkusunu zinde tutmak için yani teyakkuz için vaz edilmiş şeylerdir. Her dönem ümmeti bu manaya muhtaç olduğu için mutlak bırakılmış, yani tarih ve isim verilmemiş sıfatları anlatılmış. Sıfatları da umumi bırakılmış ki, her dönem bu mehdi ve deccal manasından istifade etsin.

    Üstad'ın dönemine bakıldığında, insanlık tarihinin en dehşetli hadiseleri o zamanda vuku bulmuş. İnsanlık Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını yaşamış, milyonlarca insan ölmüş. Ateistlik ilk defa resmi devlet olmuş ve dünyanın yarısını etkisi altına almış. İslam ülkelerinde değişik isimler altında dinsizlik rejimleri kurulmuş, din diyen ya idam edilmiş ya sürgün edilmiş. Allah demek suç olmuş, ezanlar susturulmuş, hilafet yıkılmış. Bütün bu olanlar şimdilik mehdi ve deccal kavramını izah etmeye yetiyor. Ama ileride bu hadiselerden daha büyük ve dehşetlisi gelecek ve bunları gölgede bırakacaksa onu bilemeyiz.

    Ama halihazırda mehdi ve deccal kavramını, bu zamanda olan ve bitenler tam izah ediyor. Mehdi ve deccal kalıplarına yukarıda tasvir ettiğimiz dönem, tam manası ile oturuyor, bunun aksini iddia edene de ispat etmek düşer. Zira mesele çok açık ve net.

    Hadislerdeki sembolleri aynı ile kabul etmek, onları tevil etmeden olaylara tatbik etmek büyük bir hata ve yanlışlık olur.

    Risale-i Nur'un ahir zaman ile ilgili sembollere getirdiği tevil ve tabirler, meseleyi gayet güzel izah ediyor, oraları iyice tahkik etmek gerekir. Yoksa daha çok, ucube, hayali, gulyabani tipi mehdi ve deccaller bekleriz. Mehdi ve deccali mitolojik bir kavram haline getirip dine şüphe kapısı açan hayalperest avam gibi hareket etmemek gerekir.

    Risale-i Nur mehdi değil, mehdinin görevlerini idame ettiren bir araç, bir vasıtadır. Ama bu zamanda insanların şahsı değil eserleri iş yapıyor, şahıs gelip geçici ama eserler bakidir. Said Nursi öldü ama hizmetleri katlanarak devam ediyor, Risale-i Nur'da vurgulanan nokta şahıslar değil cemaat şuurudur.

    Hadis usulünde, zahiren birbirine zıt gibi olan hadislerin zayıf olanı, kuvvetliye tevil ve tabir olunur. Yani kuvvetli hadisin manası esas olur, zayıf olan hadis de ona uygun bir şekilde yorumlanır.

    Üstad Hazretleri; mehdi ve deccal hakkında gelen hadislerin, raviler tarafından karıştırıldığını söyler. Mesela, her dönemde bir nevi mehdi manasını almış yüksek zatların vasfı ile, ahir zamanda gelecek büyük mehdinin vasıfları birbirine karışmış. Bu yüzden, hadisin manalarını anlamak için tevil ve tabire salahiyetli alimlerin yorumuna müracaat etmek gerekiyor.

    İlave bilgi için tıklayınız: RİSALE-İ NUR'DA MEHDİLİK.


+ Yorum Gönder