Konusunu Oylayın.: Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun
  1. 13.Eylül.2007, 00:43
    1
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,076
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun






    Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun Mumsema Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun Şemseddin Şami, Kamus-ı Türkî'sinin "oruc" maddesinde şu malumatı verir: "Farsça ruze'den gelir. Türklerin 'r' ve 'le' ile başlayan kelimeleri olmadığından, böylelerinin başına daima kelimenin harekesiyle müteharrik bir hemze ilave etmeleriyle uruze ve badehu oruc olmuştur. (Urus, Iramazan gibi)"
    Oruç kelimesinin kökenine ilişkin bu malumattan yola çıkarak, eski Türkler'de orucun olmadığını, bu ibadetin İslamiyet yoluyla önce Farslar'a sonra da Türkler'e geçtiğini söyleyebiliriz.
    Oruç, Kur'an lisanındaki savm'ın karşılığıdır. Savm, en büyük Arap dil ansiklopedilerinin verdiği bilgiye göre terk ve 'direnç' manasıyla sabır anlamlarına gelmektedir. Savm'ın kök anlamlarından yola çıkarak, orucun 'tutmak' ve 'bırakmak' gibi birbirine zıt iki anlamı birden taşıyan bir ibadet olduğunu kolayca anlayabiliriz. Orucun amacı da, bu anlamın insan hayatında aktif hale gelmesini sağlamaktır: 'tutmaya değer olanları tutmak' ve 'bırakılması gerekli ve yararlı olanları bırakmak'.
    Orucu emreden Kur'an ayetinin, bu emrin gerekçesi olan şu hitapla bitmesi, yukarıdaki sonuçla bire bir örtüşmektedir: "leallekum tettukûn: umulur ki sakınır/korunursunuz."
    Sonuçta, yalnızca 'sakınanlar korunurlar'. Ancak 'terketmeyi' bilenler 'direnebilirler'. Kalıcı ve iyi birşeyler 'tutmak' için, geçici ve kötü şeyleri 'bırakmak' şarttır. Bazen 'tutabileceğiniz' şeylerin sayısı, 'bırakabileceğiniz' şeylerle orantılıdır.
    Ya da, bu tesbitleri şöyle de dile getirmek mümkündür: Terketmeden elde etmeyi istemek, bedel ödemeden kazanmakla aynı anlamı taşır. Tuttuğunuzun kendi amacını sizde gerçekleştirmesi, neleri bırakabileceğinize bağlıdır. Korunmanız, sadece Allah bilinciyle sakınmalarınızın bir ödülü olacaktır.
    Şu soruyu, inandığınız değerlerin ne kadar kalıcı ve hakiki olduğunu anlamak için kendi kendinize sormalısınız: Bin tane 28 Şubat süreci olsa, topu tek bir Ramazan'ın bu toplumda oluşturduğu manevi atmosferi dağıtmaya yeter mi? Kalıcı değerlerin yerine, yönetici seçkinlerin devlet imkanlarını da seferber ederek zorla ikame etmeye çalıştığı sahte ve sentetik değerler uğruna, kaç kişi nesinden vaz geçer?
    Canından mı? Malından mı? Yemesinden, içmesinden mi? Zevkinden, sefasından mı?
    İslami değerlerle "bin yıl da olsa mücadeleyi sürdüreceğini" söyleyenlerin görmediği, ya da görmek istemediği yalın ve tokat gibi matruş suratlarında patlayan gerçek işte bu. Ve onlar, savaş açtıkları insanlığın değişmez değerlerini temsil eden hayat nizamı İslam'ın, bugünlere binyıllardır küfrün, şirkin, tuğyan ve isyanın, şeytan ve hempalarının her tür ve cinsine rağmen geldiğini unutmuş görünüyorlar.
    Ramazan ilahi bir gündem. Tüm sahte gündemlerin ortasına, karanlığın ortasına düşen bir ışık topu gibi düşüverdi. Yazık; bu ışık topunun gönüllere nur, gözlere sürur, dizlere derman, yüreklere ferman olan ışığından kalplerinin gözleri kör, kulakları sağır, ağızları dilsiz olanlar yine yararlanamayacaklar. En çok onlara acımak gerek.
    Ramazan, ruhun beslenmesi için bedenin aç bırakıldığı aydır. 11 ayın yürekte bıraktığı kiri, isi, pası temizlemek için yüreğin bakıma alınmasıdır. Yüreğinin çeperlerine tutunarak kendine doğru tırmanmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattır Ramazan. Umutların kuşlar gibi göç ettiği, geleceğin tüm baharlarının gıyabında ölüme mahkum edildiği, gül yüzlü yarin güzel kokusuna kurşunlar sıkıldığı, aksaçlı sevdaların intihar eden yunuslar gibi kıyılara vurduğu, ihanet kasırgalarının mamur yürekleri harabeye çevirdiği, güneşe karşı uluyanların terör estirdiği bir zaman ve mekanda Ramazan sadece bir imkan değil bin imkandır.
    Ramazan'ı 'beslenme festivaline' dönüştürmek, bu imkanı hovardaca israf etmekten başka bir şey değildir. Ramazan'ı festivale dönüştürenler orucu diyete, ibadeti adete dönüştürürler. İbadeti adete dönüştürenlerin kaçınılmaz olarak yaptıkları ikinci yanlış 'adeti ibadete' dönüştürmektir.
    Toplumsal çürüme ve sosyal çözülmeden rahatsız olanlar, sorunun bir parçası olmaktan çıkıp çözümün bir parçası olmak istiyorlarsa, tıpkı Hz. Peygamber'in yaptığı gibi, önce kendileriyle tanış olacakları, biliş olacakları bir atmosfere 'hicret' etmek durumundadırlar. İşte Ramazan, böyle bir 'hicret' için bulunmaz bir 'Hıra'dır.
    Kendi şahsiyetini yeniden yoğuracak ve doğuracak bir varlık sancısının gül yüzlü meyvelerine ne güzel ebeliği ancak bir Ramazan yapabilir.
    Oruç tutmakla iş bitmemektedir, asıl yapılması gereken orucun başını dik tutmaktır. Orucun başı, haram yiyerek beslenen haramzadelere ve haramilere inat, bu ülkede helalin, hakkın, adaletin ısrarlı temsilcisi olmakla dik tutulur. Haramilerin gasbettiği bu ülkenin öz kaynaklarının, gasıpların elinden alınarak mustaz'aflara iade etme azminin orucun tamamlayıcı bir boyutu olduğuna inanarak dik tutulur.
    Orucun başı, yüreğinizi paylaştığınız gibi, sofranızı ve ekmeğinizi, yoksullarla, yetimlerle, evsiz, işsiz ve aşsızlarla paylaşarak dik tutulur. Her gün iftarda ve sahurda yemeyi düşündüğünüz envai çeşit yiyeceğin bedelini Çeçenistan gibi iman ve özgürlük mücadelesi veren gönül coğrafyanızın sakinlerine ayırıp, sofranızda bir depremzede standardına razı olmakla dik tutulur.
    Orucun başı, yeryüzünün tüm açlarını, açıklarını, mazlumlarını, mağdurlarını yüreğinize alıp, onlara donattığınız gönül sofranızı iç geçirerek izlerken açlığınızı unuttuğunuz zaman dik tutulur. Siz orucun başını dik tutarsanız, elbet oruç da sizin başınızı dik tutacaktır. Orucun başını dik tutanların ve başını oruçla dik tutanların Ramazan'ı bereketli olsun.

    M.İslamoğlu


  2. 13.Eylül.2007, 00:43
    1
    Administrator



    Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun Şemseddin Şami, Kamus-ı Türkî'sinin "oruc" maddesinde şu malumatı verir: "Farsça ruze'den gelir. Türklerin 'r' ve 'le' ile başlayan kelimeleri olmadığından, böylelerinin başına daima kelimenin harekesiyle müteharrik bir hemze ilave etmeleriyle uruze ve badehu oruc olmuştur. (Urus, Iramazan gibi)"
    Oruç kelimesinin kökenine ilişkin bu malumattan yola çıkarak, eski Türkler'de orucun olmadığını, bu ibadetin İslamiyet yoluyla önce Farslar'a sonra da Türkler'e geçtiğini söyleyebiliriz.
    Oruç, Kur'an lisanındaki savm'ın karşılığıdır. Savm, en büyük Arap dil ansiklopedilerinin verdiği bilgiye göre terk ve 'direnç' manasıyla sabır anlamlarına gelmektedir. Savm'ın kök anlamlarından yola çıkarak, orucun 'tutmak' ve 'bırakmak' gibi birbirine zıt iki anlamı birden taşıyan bir ibadet olduğunu kolayca anlayabiliriz. Orucun amacı da, bu anlamın insan hayatında aktif hale gelmesini sağlamaktır: 'tutmaya değer olanları tutmak' ve 'bırakılması gerekli ve yararlı olanları bırakmak'.
    Orucu emreden Kur'an ayetinin, bu emrin gerekçesi olan şu hitapla bitmesi, yukarıdaki sonuçla bire bir örtüşmektedir: "leallekum tettukûn: umulur ki sakınır/korunursunuz."
    Sonuçta, yalnızca 'sakınanlar korunurlar'. Ancak 'terketmeyi' bilenler 'direnebilirler'. Kalıcı ve iyi birşeyler 'tutmak' için, geçici ve kötü şeyleri 'bırakmak' şarttır. Bazen 'tutabileceğiniz' şeylerin sayısı, 'bırakabileceğiniz' şeylerle orantılıdır.
    Ya da, bu tesbitleri şöyle de dile getirmek mümkündür: Terketmeden elde etmeyi istemek, bedel ödemeden kazanmakla aynı anlamı taşır. Tuttuğunuzun kendi amacını sizde gerçekleştirmesi, neleri bırakabileceğinize bağlıdır. Korunmanız, sadece Allah bilinciyle sakınmalarınızın bir ödülü olacaktır.
    Şu soruyu, inandığınız değerlerin ne kadar kalıcı ve hakiki olduğunu anlamak için kendi kendinize sormalısınız: Bin tane 28 Şubat süreci olsa, topu tek bir Ramazan'ın bu toplumda oluşturduğu manevi atmosferi dağıtmaya yeter mi? Kalıcı değerlerin yerine, yönetici seçkinlerin devlet imkanlarını da seferber ederek zorla ikame etmeye çalıştığı sahte ve sentetik değerler uğruna, kaç kişi nesinden vaz geçer?
    Canından mı? Malından mı? Yemesinden, içmesinden mi? Zevkinden, sefasından mı?
    İslami değerlerle "bin yıl da olsa mücadeleyi sürdüreceğini" söyleyenlerin görmediği, ya da görmek istemediği yalın ve tokat gibi matruş suratlarında patlayan gerçek işte bu. Ve onlar, savaş açtıkları insanlığın değişmez değerlerini temsil eden hayat nizamı İslam'ın, bugünlere binyıllardır küfrün, şirkin, tuğyan ve isyanın, şeytan ve hempalarının her tür ve cinsine rağmen geldiğini unutmuş görünüyorlar.
    Ramazan ilahi bir gündem. Tüm sahte gündemlerin ortasına, karanlığın ortasına düşen bir ışık topu gibi düşüverdi. Yazık; bu ışık topunun gönüllere nur, gözlere sürur, dizlere derman, yüreklere ferman olan ışığından kalplerinin gözleri kör, kulakları sağır, ağızları dilsiz olanlar yine yararlanamayacaklar. En çok onlara acımak gerek.
    Ramazan, ruhun beslenmesi için bedenin aç bırakıldığı aydır. 11 ayın yürekte bıraktığı kiri, isi, pası temizlemek için yüreğin bakıma alınmasıdır. Yüreğinin çeperlerine tutunarak kendine doğru tırmanmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattır Ramazan. Umutların kuşlar gibi göç ettiği, geleceğin tüm baharlarının gıyabında ölüme mahkum edildiği, gül yüzlü yarin güzel kokusuna kurşunlar sıkıldığı, aksaçlı sevdaların intihar eden yunuslar gibi kıyılara vurduğu, ihanet kasırgalarının mamur yürekleri harabeye çevirdiği, güneşe karşı uluyanların terör estirdiği bir zaman ve mekanda Ramazan sadece bir imkan değil bin imkandır.
    Ramazan'ı 'beslenme festivaline' dönüştürmek, bu imkanı hovardaca israf etmekten başka bir şey değildir. Ramazan'ı festivale dönüştürenler orucu diyete, ibadeti adete dönüştürürler. İbadeti adete dönüştürenlerin kaçınılmaz olarak yaptıkları ikinci yanlış 'adeti ibadete' dönüştürmektir.
    Toplumsal çürüme ve sosyal çözülmeden rahatsız olanlar, sorunun bir parçası olmaktan çıkıp çözümün bir parçası olmak istiyorlarsa, tıpkı Hz. Peygamber'in yaptığı gibi, önce kendileriyle tanış olacakları, biliş olacakları bir atmosfere 'hicret' etmek durumundadırlar. İşte Ramazan, böyle bir 'hicret' için bulunmaz bir 'Hıra'dır.
    Kendi şahsiyetini yeniden yoğuracak ve doğuracak bir varlık sancısının gül yüzlü meyvelerine ne güzel ebeliği ancak bir Ramazan yapabilir.
    Oruç tutmakla iş bitmemektedir, asıl yapılması gereken orucun başını dik tutmaktır. Orucun başı, haram yiyerek beslenen haramzadelere ve haramilere inat, bu ülkede helalin, hakkın, adaletin ısrarlı temsilcisi olmakla dik tutulur. Haramilerin gasbettiği bu ülkenin öz kaynaklarının, gasıpların elinden alınarak mustaz'aflara iade etme azminin orucun tamamlayıcı bir boyutu olduğuna inanarak dik tutulur.
    Orucun başı, yüreğinizi paylaştığınız gibi, sofranızı ve ekmeğinizi, yoksullarla, yetimlerle, evsiz, işsiz ve aşsızlarla paylaşarak dik tutulur. Her gün iftarda ve sahurda yemeyi düşündüğünüz envai çeşit yiyeceğin bedelini Çeçenistan gibi iman ve özgürlük mücadelesi veren gönül coğrafyanızın sakinlerine ayırıp, sofranızda bir depremzede standardına razı olmakla dik tutulur.
    Orucun başı, yeryüzünün tüm açlarını, açıklarını, mazlumlarını, mağdurlarını yüreğinize alıp, onlara donattığınız gönül sofranızı iç geçirerek izlerken açlığınızı unuttuğunuz zaman dik tutulur. Siz orucun başını dik tutarsanız, elbet oruç da sizin başınızı dik tutacaktır. Orucun başını dik tutanların ve başını oruçla dik tutanların Ramazan'ı bereketli olsun.

    M.İslamoğlu

  3. 13.Eylül.2007, 00:47
    2
    Zahid
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ağustos.2007
    Üye No: 2315
    Mesaj Sayısı: 97
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun




    Ramazan o aydır ki, insanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayıran apaçık belgeleri içinde barındıran Kur'an ondan indirilmiştir. Öyleyse sizden her kim bu aya şahid olursa onu baştan başa tutsun..." (Bakara : 185)
    Ey iman edenler : Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, umulur ki, Allah'a karşı sorumluluk bilincine (takva'ya) erişirsiniz." (Bakara : 183)Paylaşımın için Allah razı olsun!


  4. 13.Eylül.2007, 00:47
    2
    Devamlı Üye



    Ramazan o aydır ki, insanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayıran apaçık belgeleri içinde barındıran Kur'an ondan indirilmiştir. Öyleyse sizden her kim bu aya şahid olursa onu baştan başa tutsun..." (Bakara : 185)
    Ey iman edenler : Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, umulur ki, Allah'a karşı sorumluluk bilincine (takva'ya) erişirsiniz." (Bakara : 183)Paylaşımın için Allah razı olsun!

  5. 13.Eylül.2007, 00:48
    3
    akansu
    akansu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Temmuz.2007
    Üye No: 1302
    Mesaj Sayısı: 119
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: Fr

    --->: Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun

    Allah razi olsun
    oruç ve ramazan nin toplu açisindanda nekadar gerekli hususlar içermekte!


  6. 13.Eylül.2007, 00:48
    3
    akansu
    Allah razi olsun
    oruç ve ramazan nin toplu açisindanda nekadar gerekli hususlar içermekte!

  7. 13.Eylül.2007, 12:54
    4
    gözyaşı
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ağustos.2007
    Üye No: 2223
    Mesaj Sayısı: 437
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: gözyaşı semti

    --->: Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun

    Oruç tutmakla iş bitmemektedir, asıl yapılması gereken orucun başını dik tutmaktır. Orucun başı, haram yiyerek beslenen haramzadelere ve haramilere inat, bu ülkede helalin, hakkın, adaletin ısrarlı temsilcisi olmakla dik tutulur. Haramilerin gasbettiği bu ülkenin öz kaynaklarının, gasıpların elinden alınarak mustaz'aflara iade etme azminin orucun tamamlayıcı bir boyutu olduğuna inanarak dik tutulur. mustafa islamoğlunun yıne gulze bır yazısı bızlere aktardıgın icin Alla razı olsun inşallah...


  8. 13.Eylül.2007, 12:54
    4
    Özel Üye
    Oruç tutmakla iş bitmemektedir, asıl yapılması gereken orucun başını dik tutmaktır. Orucun başı, haram yiyerek beslenen haramzadelere ve haramilere inat, bu ülkede helalin, hakkın, adaletin ısrarlı temsilcisi olmakla dik tutulur. Haramilerin gasbettiği bu ülkenin öz kaynaklarının, gasıpların elinden alınarak mustaz'aflara iade etme azminin orucun tamamlayıcı bir boyutu olduğuna inanarak dik tutulur. mustafa islamoğlunun yıne gulze bır yazısı bızlere aktardıgın icin Alla razı olsun inşallah...

  9. 13.Eylül.2007, 18:10
    5
    suara
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 770
    Mesaj Sayısı: 1,523
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19
    Yaş: 43

    --->: Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun

    Ramazan, ruhun beslenmesi için bedenin aç bırakıldığı aydır. 11 ayın yürekte bıraktığı kiri, isi, pası temizlemek için yüreğin bakıma alınmasıdır. Yüreğinin çeperlerine tutunarak kendine doğru tırmanmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattır


    ya cenabu Hak bizi 11 ayda kirlettigimiz kalbimizin ,ruhumuzu temizleme imkani olan ramazani bize hediye etmeseydi nice olurdu halimiz .. ...o kirler belkide paslanir cikmasi imkansiz hale gelirdi .


  10. 13.Eylül.2007, 18:10
    5
    Devamlı Üye
    Ramazan, ruhun beslenmesi için bedenin aç bırakıldığı aydır. 11 ayın yürekte bıraktığı kiri, isi, pası temizlemek için yüreğin bakıma alınmasıdır. Yüreğinin çeperlerine tutunarak kendine doğru tırmanmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattır


    ya cenabu Hak bizi 11 ayda kirlettigimiz kalbimizin ,ruhumuzu temizleme imkani olan ramazani bize hediye etmeseydi nice olurdu halimiz .. ...o kirler belkide paslanir cikmasi imkansiz hale gelirdi .

  11. 26.Mayıs.2016, 02:06
    6
    Sabri
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Aralık.2015
    Üye No: 107369
    Mesaj Sayısı: 329
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Orucun başını dik tutun ki, oruç da sizin başınızı dik tutsun

    Orucunu güzel tutan oruç ona ahirette çok şey kazandıracak ve başını dik tutacak


  12. 26.Mayıs.2016, 02:06
    6
    Devamlı Üye
    Orucunu güzel tutan oruç ona ahirette çok şey kazandıracak ve başını dik tutacak