Konusunu Oylayın.: Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 9 kişi
Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar
  1. 12.Eylül.2007, 19:40
    1
    helen
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Şubat.2007
    Üye No: 31
    Mesaj Sayısı: 400
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar






    Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar Mumsema Ramazan-ı şerif ne ile sabit olur?
    Hilâli görmeden rasathanelerin hesabına göre oruç tutmak veya bayram yapmak caiz midir?
    Bir ülkede hilalin rü'yeti sabit olursa bütün İslâm âleminde bulunan müslümanlara oruç tutmak vacib olur mu?




    İftarda ne demek icab eder?


    Kendi memleketinden iki üç saat önce akşam olan Pakistan gibi doğu bir ülkeye uçak ile giden kimse orucunu nasıl tamamlayacak, yani Pakistan'da güneş battığı zaman onlarla birlikte mi orucunu açacak yoksa içinde oruca başladığı Türkiye halkıyla birlikte mi?


    Oruca ne zaman niyet edilir?


    Bir kimse Ramazan-ı Şerifte gece vaktinde oruca niyet eder ve şafaktan sonra uzun bir yola çıkarsa orucunu bozabilir mi?


    Oruçlu olan kimsenin kulağına ilaç veya su akıtılsa orucu bozulur mu?


    Ramazan-ı Şerifte yıkanmak caiz midir?


    Oruçlu iken göze merhem sürmek veya damla damlatmak caiz midir?


    Oruçlu olan bir pilot oksijen teneffüs edebilir mi?


    Şafiî fıkıh kitapları doğuda hilâl görülürse batıda olan kimselere orucun farz olduğunu kaydediyorlar. Buna göre Suudi Arabistan'da hilâl görüldüğü takdirde Türkiye'de mevcut olan Şâfi'îlere de oruç farz olur mu?


    Ramazan-ı Şerifte lokanta ve meşrubat yerlerini açıp çalıştırmak caiz midir?


    Oruçlunun kolonya kullanması, dişlerini fırça ve macun ile yıkaması orucunu bozar mı?


    Bir kimse vaktin gece olduğunu zan edip sahur yemeğini yer, bilahere fecirden sonra yemek yediğinin farkına varırsa orucuna bir halel gelir mi?


    Oruçlu olan kimsenin, abdest esnasında ağzına su verirken boğazına su kaçarsa orucu bozulur mu?


    Ramazan-ı Şerifte oruçlu olan kimse cinsî münasebette bulunur, sonra kendisi hasta olur, zevcesi de adet halini görürse keffâret gerekir mi?


    Bir kimse hasta veya misafir olduğundan orucunu tutamadan ve kazaya imkân görmeden vefat ederse ne lâzım gelir?


    İstanbul - Diyarbakır arasında sürekli yolculuk yapan bir şoför, zamanında oruç tutamadığı gibi, devamlı seferi olması dolayısıyla kaza da edememektedir. Ne yapması gerekir?


    İğnenin orucu bozup bozmayacağı hakkında çeşitli sözler söylenmektedir. Bunun mâhiyeti nedir?


    Ramazan-ı Şerif, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarına rast geldiği zaman, Adana, Urfa, Mardin, Diyarbakır gibi sıcak bölgelerde işçilerin oruç tutmaları çok zor veya imkansızdır. Misafir veya hasta gibi kimseler için ruhsat olduğu gibi bunlar içinde olabilir mi?


    Oruç keffareti ne zaman gerekir?


    Gece ve gündüzü yirmidört saattan fazla olan ülkelerde "yani 66 enlem derecesinden itibaren doksan enlem derecesine kadar bulunan müslümanlar" nasıl oruç tutacaklar? İftar vaktiyle imsak vaktini nasıl tayin edecekler?


    Ramazan-ı Şerifte hasta olan kimse oruç tutmayabilir. Kur'ân-ı Kerîm, hasta ve yolcu olan kimselere oruç tutmama ruhsatını vermiştir. Fakat oruç tutmamayı mubah kılan hastalığın ölçüsü nedir?




    Ramazan-ı şerif ne ile sabit olur?
    Cevap: Ramazan-ı şerif, iki şeyden birisiyle sabit olur:
    1-Çıplak bir gözle Ramazan ayı hilâlini görmek.
    2-Şaban ayının otuz gününün tamamlanmasıyla. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Onu (hilâli) gördüğünüzde oruç tutunuz.
    Gördüğünüzde de orucunuzu açınız.

    Hilâli görmeden rasathanelerin hesabına göre oruç tutmak veya bayram yapmak caiz midir?
    Cevap: Hanefi. Maliki ve Hanbelî mezhebine göre hesaba dayanarak Ramazan orucunu tutmak ve bayram yapmak caiz değildir. Ancak Şafiî ulemâsından İbn'i Sureye el-Kaffal, el-Kazi Ebû et-Tayyib, Muhammed bin Mükatil ve Muhammed Remli gibi zevat, hesabın doğruluğunu kabul eden kimsenin hilâl rü'yeti olmadan da rasathanenin hesabına göre oruç ""tutması veya bayram yapması vaciptir, diyorlar.

    Bir ülkede hilalin rü'yeti sabit olursa bütün İslâm âleminde bulunan müslümanlara oruç tutmak vacib olur mu?
    Cevap: Hanefî, Maliki ve Hanbelî mezhebine göre dünyanın herhangi bir ülkesinde rü'yet-i hilâl sabit olursa, bütün müslümanlara oruç tutmak ve bayram yapmak vacib olur. Şafiî mezhebine göre ise bir ülkede rü'yet-i hilâl sabit olursa her yandan yüzkırkdört kilometreden az olan yerlere hükmü caridir. Fakat yüzkırkdört kilometre yani Şâfiîlere göre seferi namaz kılınabilecek kadar veya daha fazla uzak olan yerlerde ise, ne oruç tutmak ne de bayram yapmak hususunda o ülkeye tâbi olunmaz. Meselâ: Libya'da ve Tunus'ta hilâl görülse, Türkiye'de mevcut bulunan müslümanlar onlara tâbi olamazlar. Ancak bir ülkede rü'yet-i hilâl sabit olduğundan oranın hakimi oruç tutmak veya bayram yapmak için hüküm verirse hakimiyeti altında bulunan herkes -Şâfıîler dahil- hakimin hükmüne uymaya mecburdur1. Fakat hakimiyeti altında olmayan Şâfıîler arada 144 km. veya daha fazla olursa hükmünü uygulayamazlar. Meselâ: Suudi Arabistan'da rü'yet-i hilâl sabit olursa ihtilâf-ı metali olduğu ve burada Şâfıîler oranın hükmü altında yaşamadıklarına göre oruç ve bayram hususunda oraya tâbi olamazlar. Şu mühim hususu belirtmek isterim. İctihadî meseleler için müslümanların birbirine girip münakaşa yapmaları doğru değildir. Bir mezhebde bir husus caiz olmazsa diğer mezhebde caiz olabilir. Her dört mezheb hak olduğuna göre ta'assup göstermek yanlıştır. Meselâ Hanefi mezhebine uygun düşmeyen bir husus, Safı'i mezhebine uygun düşebilir. Binaenaleyh rüyet-i hilâl ve bayram meseleleri için birbirimize düşüp tekfir etmenin mânâsı yoktur.

    İftarda ne demek icab eder?
    Cevap: Peygamber (s.a.v.) orucunu açarken (iftarda) şöyle buyururdu:
    "Allah'ım senin için oruç tuttum, rızkınla oru*****u açtım, yarın oruç tutmaya niyet ettim." Bizim de Peygamber efendimize uyarak bunu söylememiz sünnettir.
    Oruca niyet etmek istediğimizde biliyorsak Arapçasını, yoksa Türkçesini söyleriz.

    Kendi memleketinden iki üç saat önce akşam olan Pakistan gibi doğu bir ülkeye uçak ile giden kimse orucunu nasıl tamamlayacak, yani Pakistan'da güneş battığı zaman onlarla birlikte mi orucunu açacak yoksa içinde oruca başladığı Türkiye halkıyla birlikte mi?
    Cevap: Oruca niyet edip kendi memleketinden birkaç saat önce akşam olan doğu ülkelerinden birisine uçak ile giden kimse her ne kadar gününden birkaç saat kısalırsa da gittiği memlekete göre orucunu (iftarını) açacaktır. Yani orada güneş battığı zaman orucunu açacaktır. Oranın halkı gibi aynı şekilde namazını da kılacaktır. Yine batı ülkelerinden birisine giderse, gittiği memlekete göre orucunu tutacak --gün uzasa da- namazını kılacaktır. Hatta Şafiî mezhebine göre hilâl görülmediğinden bayram yapan başka bir memlekete giden bir kimse orucunu bozup onlarla birlikte bayram yapacaktır.

    Oruca ne zaman niyet edilir?
    Cevap: Şafiî mezhebine göre niyetin vakti oruç farz olursa gecedir. Gündüze bırakılmaz. Gece niyet getirilmediği takdirde bayramdan sonra gününe gün kaza etmek lazımdır.
    Hanefî mezhebine göre ise kazaya kalmış Ramazan, nafile ve muayyen nezir oruçları için niyet gece vakti getirilebildiği gibi gündüz öğleden önce âe getirilebilir. Bunun için İbn-i Hacer diyor ki:
    Şafiî olan kimse Ramazan'da niyetini unutup gece vaktinde getirmeyen kimse Hanefî mezhebini takliden gündüz öğleden evvel niyet getirsin. Maliki mezhebine göre Ramazan-ı Şerifin başında bir niyet getirilirse kafidir. Her gece niyet getirmek gerekmez. Bunun için Şafiî veya Hanefî olan kimse Ramazan-ı Şerifte ""ben şu Ramazan-ı Şerif ayında oruç tutmağa niyet ettim"" dese iyi olur. Çünkü bir günün niyetini unutacak olursa da Maliki mezhebine göre orucu sahih olur.

    Bir kimse Ramazan-ı Şerifte gece vaktinde oruca niyet eder ve şafaktan sonra uzun bir yola çıkarsa orucunu bozabilir mi?
    Cevap: Malum olduğu gibi uzun bir yola çıkan kimseye namazı kısaltmak, üç mezhebe göre cem', takdim ve tehir etmek ve oruç tutmamak gibi birtakım kolaylıklar tanınmıştır. Ancak bunlardan faydalanabilmek için birtakım şartlar vardır. Fıkıh kitaplarında beyân edildikleri için burada onları izah etmek gerekmez. Yalnız sorumuzla ilgili şartı beyân etmek lâzımdır. O da misafir olan kimsenin orucunu terkedebilmesi için şafaktan önce bilfiil seferde olması veya niyet etmemiş olmasıdır. Binaenaleyh bir kimse Ramazan-ı Şerifte gece vaktinde oruca niyet eder ve şafaktan sonra uzun bir yola çıkarsa orucunu bozamaz.

    Oruçlu olan kimsenin kulağına ilaç veya su akıtılsa orucu bozulur mu?
    Cevap: Oruçlu olan kimsenin kulağına ilaç veya su akıtılsa orucunun bozulup bozulmayacağı hususunda ihtilâf vardır. Şafiî mezhebinde kuvvetli olan kavle göre ilaç ile su arasında fark olmaksızın her ikisi de kasden kulağa akıtılsa orucu bozulur. Yalnız kulağın dış tarafını yıkamak isterken içine girerse oruç bozulmaz.
    İmam-ı Âzam'a göre kulağa konulan ilaç orucu bozar. Su ise bozmaz. Müfta bih olan bu görüştür. İmameyn'e göre ise kulağa ne akıtılırsa akıtılsın orucu bozmaz.

    Ramazan-ı Şerifte yıkanmak caiz midir?
    Cevap: Her zamanda yıkanıp temizlenmek caiz olduğu gibi Ramazan'da da yıkanıp temizlenmek caizdir. Hz. Aişe (ra) buyurmuştur ki: "Zaman zaman Peygamber (sav) cünüb olarak sabahlardı." Yani Peygamber (sav) bazen sabah olduktan sonra yıkanırdı. Şayet oruçlu olarak yıkanmak caiz olmasaydı elbette Peygamber (sav) bunu yapmazdı.

    Oruçlu iken göze merhem sürmek veya damla damlatmak caiz midir?
    Cevap: Oruçlu olan kimse gözüne merhem sürebildiği gibi damla da damlatabilir. Bunun için hiç bir mani yoktur. Fakat buruna damla damlatmak, hiç şüphe yok ki orucu bozar.

    Oruçlu olan bir pilot oksijen teneffüs edebilir mi?
    Cevap: Yükseklerde uçan pilot veya denizlere dalan bir dalgıç oruçlu olduğu halde oksijen teneffüs edebilir, orucuna bir halel gelmez. Çünkü oksijen ne yenir ne de içilir. Hatta duman gibi hacmi olmayan bir şey boğaza girerse yine oruç bozulmaz

    Şafiî fıkıh kitapları doğuda hilâl görülürse batıda olan kimselere orucun farz olduğunu kaydediyorlar. Buna göre Suudi Arabistan'da hilâl görüldüğü takdirde Türkiye'de mevcut olan Şâfi'îlere de oruç farz olur mu?
    Cevap: Hanefi, Maliki ve Hanbelî mezheblerine göre hilâl dünyanın herhangi bir yerinde görülürse Ramazan hilali ise oruç tutmak, Şevval hilali ile bayram yapmak lâzım gelir. Görüldüğü yer uzak olsun, yakın olsun; doğu olsun, batı olsun arasında hiç bir fark yoktur. Şafiî mezhebine göre ise hilâl bir yerde görülürse matla'ı değişmeyen çevredeki müslümanlara oruç tutmak veya bayram yapmak vacip olur. Ancak hilâl doğuda görüldüğü takdirde batıda aynı enlem üzerinde yaşayan müslümanlara oruç tutmak veya bayram yapmak lâzım gelir. Binaenaleyh Suudî Arabistan toprağı yaklaşık olarak 16 ile 33 enlem arasında, Türkiye 36 ile 42 enlem arasında bulunduğuna göre Şafiî mezhebinde Suudî Arabistan'da hilâl görüldüğü takdirde Türkiye'de yaşayanlara oruç tutmak lâzım gelmediği gibi bayram yapmak da lâzım gelmez.

    Ramazan-ı Şerifte lokanta ve meşrubat yerlerini açıp çalıştırmak caiz midir?
    Cevap: Ramazan-ı Şerif müslümanlann en mukaddes ayıdır.
    Bu ay, her mü'minin hürmet etmesi îcâb eden bir aydır. Hatta bir kimse yolculuk veya kadın aybaşı gibi bir halde olursa halkın gözü önünde yemek yememesi îcâb eder. Ramazan-ı Şerifte lokanta açıldığı takdirde yolcu, aybaşı ve lohusa halinde olan kimseler yiyebilecekleri gibi mazereti olmayan kimseler de yiyebilirler ve bu sebeple mazereti olmayan kimselere yemek yedirmek suretiyle lokanta sahibi ile orada çalışan işçiler günaha girmiş olurlar. Ancak çocuklara yemek satmak veya iftar yemeğini hazırlamak ve oruç tutmakla mükellef olmayanlar için lokanta açıp çalıştırmanın bir mahzuru yoktur.

    Oruçlunun kolonya kullanması, dişlerini fırça ve macun ile yıkaması orucunu bozar mı?
    Cevap: Kolonya az da olsa içinde alkol bulunduğu için Şafiî mezhebine göre kullanılması haramdır ve necistir. Kullanılmasına asla cevaz verilmemiştir. Hanefî mezhebinde ise üzümden imal edilmiş şarap kesin olarak haramdır. Hakkında ihtilâf vârid olmamıştır. Necaseti galize ile müteneccistir. Üzümden başka şeylerden işlenen alkollü madde hakkında üç çeşit görüş vardır.
    l-Necaset-i muğallazadır.
    2-Necaset-i muhaffefedir.
    3-Tabirdir.
    Racih görüş, necaseti muğallaza olması görüşüdür. Kolonya ister muhaffefe olsun ister muğallaza olsun şayet necis olarak onu kabul edersek Ramazan-ı Şerifin içinde ve dışında kullanılması caiz değildir, haramdır. Tabirdir desek her zaman kullanılmasında beis yoktur.
    Dişleri macun ile fırçalamak meselesine gelince fırça misvak gibidir. Hatta fıkha göre misvak sayılır. Hanefî mezhebinde oruçlu olan kimse kuru olsun, yaş olsun, öğleden evvel olsun, öğleden sonra olsun her zaman kullanılabilir. Ancak bazı rivayetlere göre Ebû Yusuf oruçlu olan kimsenin yaş misvakı kullanmasının mekruh olduğunu söylüyor. Şafiî mezhebine göre öğleden evvel kullanılmasında beis yoktur. Öğleden sonra mekruhtur. Hülasa Hanefî mezhebinde müftabih olan kavle göre her zaman fırçanın kullanılması caizdir. Şafiî mezhebinde öğleden evvel olursa beis yoktur. Öğleden sonra mekruhtur.

    Bir kimse vaktin gece olduğunu zan edip sahur yemeğini yer, bilahere fecirden sonra yemek yediğinin farkına varırsa orucuna bir halel gelir mi?
    Cevap: Vaktin gece olduğunu zan edip sahur yemeğini yer, bilahare fecirden sonra yemek yediğinin farkına varırsa orucu bozulur. Ancak yaptığı işte kasıt olmadığı için günahkar sayılmaz. Orucunu gününe gün kaza eder.

    Oruçlu olan kimsenin, abdest esnasında ağzına su verirken boğazına su kaçarsa orucu bozulur mu?
    Cevap: Oruçlu olan kimsenin, abdest esnasında ağzına su verirken boğazına su kaçsa; oruçlu olduğunu hatırlamadan ağzına su almışsa ittifakla orucu bozulmaz. Oruçlu olduğunu hatırladığı takdirde ağzına su verirse Hanefî mezhebine göre orucu bozulur. Bilahare bir gün kaza etmek zorundadır.
    Şafiî mezhebine göre ise oruçlu olduğunu bildiği halde mübalağa yapmadan ağzına su almış ve boğazına kaçmışsa orucu bozulmaz. Amma mübalağa etmiş ise orucu bozulur. Yalnız abdest ve gusül gibi mecburi olan şeylerden başka bir maksat için ağzına su verirse mutlaka orucu bozulur.

    Ramazan-ı Şerifte oruçlu olan kimse cinsî münasebette bulunur, sonra kendisi hasta olur, zevcesi de adet halini görürse keffâret gerekir mi?
    Cevap: Ramazan-ı Şerifte oruçlu olan kimse eşiyle münasebette bulunur, sonra kendisi hastalanır, zevcesi de adet halini görürse Hanefî mezhebine göre keffâret sakit olur. Şafiî mezhebine göre ise keffâret sakit olmaz.

    Bir kimse hasta veya misafir olduğundan orucunu tutamadan ve kazaya imkân görmeden vefat ederse ne lâzım gelir?
    Cevap: Bir kimse hasta veya misafir olduğundan oruç tutamaz, kaza etmeye de fırsat görmeden vefat ederse günahkar olmadığı gibi fidyesini de vermesi îcâb etmez.
    Fakat seferden döndüğü veya hastalıktan iyileştiği halde kaza etmeden vefat ederse günahkar olur. Fidyesinin verilmesi için vasiyet etmesi lazımdır.

    İstanbul - Diyarbakır arasında sürekli yolculuk yapan bir şoför, zamanında oruç tutamadığı gibi, devamlı seferi olması dolayısıyla kaza da edememektedir. Ne yapması gerekir?
    Cevap: İslâm dini hasta ve yolcuları mazeretten dolayı oruç tutmakla mükellef kılmamıştır. Mazeret ne kadar devam ederse şer'î ruhsat da o kadar devam eder. Bu gibi kimseler bir sene veya on sene sonra mazeretleri zail olunca oruç tutamadıkları günleri tesbit edip kaza ederler. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: "Sizden bir kimse hasta veya yolcu olursa oruç tutamadığı günler sayısınca kaza edecektir" (Bakara süresi: 194).

    İğnenin orucu bozup bozmayacağı hakkında çeşitli sözler söylenmektedir. Bunun mâhiyeti nedir?
    Cevap: İmam-ı Âzanra göre ağız gibi fıtrî bir menfezden mideye bir şey almak orucu bozduğu gibi vücudun herhangi bir yerini delmek ve yırtmak suretiyle fıtrî olmayan bir menfezden ona bir şey sokmak veya zerk etmek de orucu bozar. Fakat Ebû Yusuf. Muhammed ve İmam-ı Şafiî mezhebine göre fıtrî bir menfez olmayan bir yol ile vücudun içine bir şey sokulur veya zerk edilirse orucu bozmaz . Nevevî, "Bir kimse baldırına bir bıçak sokar veya içine ilaç zerk ederse orucu bozulmaz" diyor. Binaenaleyh hasta olan kimse imkanı varsa gündüz değil gece vaktinde iğnesini yaptırmaya gayret sarfetsin. fazla rahatsız olur veya gece vaktinde yaptıracak kimsesi olmazsa Hanefî olan kimse imameyne göre orucunu bozmadan iğnesini yaptırır. Bilahere ihtiyaten gününe gün kaza ederse iyi olur. Ama ""karnına bir hançer sokarsa"" Şafiî mezhebine göre orucu bozulur. İmameyne göre bozulmaz.

    Ramazan-ı Şerif, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarına rast geldiği zaman, Adana, Urfa, Mardin, Diyarbakır gibi sıcak bölgelerde işçilerin oruç tutmaları çok zor veya imkansızdır. Misafir veya hasta gibi kimseler için ruhsat olduğu gibi bunlar için de herhangi bir ruhsat var mıdır?
    Cevap: Ramazan-ı Şerifte sıcak bir ülkede veya harareti yüksek bir maden ocağında çalışan kimse işini Ramazan'dan sonraya bırakması mümkün ise ""yani geçim hususunda sıkıntı çekmeyecek ve malı telef olmayacaksa muvakkaten işine son vermek mecburiyetindedir. Yoksa çalışmadığı takdirde kendisi veya çocukları sefalete maruz kalacak veya ekin gibi malı telef olacaksa her gece oruç tutmak için niyyet getirir, çalışamayacak hale gelirse orucunu bozar. Remli, Cami'ü'l-Fetava'dan naklederek şöyle demektedir: Geçimini sağlamak için çalışıp oruç tutamazsa orucunu bozar.
    Ancak çalıştığı iş kendisine ait olmaz, muhtaç olmayacak kadar malî durumu iyi ise oruç tutması mümkün olmadığı takdirde çalışıp orucunu bozması caiz değildir.
    Mısır'ın bazı ulemâsı, fabrikalarda çalışan işçiler mecburiyet altında kaldıkları takdirde misafir gibi oruçlarını başka bir zamanda kaza eder diyorlar.

    Oruç keffareti ne zaman gerekir?
    Cevap: Ramazan-ı şerifte oruç niyetini getirip özürsüz olarak kasden orucu bozmakla keffaret lâzım gelir. Yani -varsa- bir köleyi hürriyete kavuşturmak, imkân yoksa ara vermeden iki ay oruç tutmak, buna da gücü yetmezse altmış fakire yemek yedirmektir. Ama niyet getirmeden orucu yemek kazadan başka bir şey gerektirmez.
    Şafiî mezhebinde Ramazan-ı Şerifte oruçlu olan kimse cinsî münasebette bulunduğu takdirde kendisine keffaret lâzım gelir. Yemek yemek ve su içmekle keffaret söz konusu değildir. Sadece gününe gün kaza etmek lâzım gelir.

    Gece ve gündüzü yirmidört saattan fazla olan ülkelerde "yani 66 enlem derecesinden itibaren doksan enlem derecesine kadar bulunan müslümanlar" nasıl oruç tutacaklar? İftar vaktiyle imsak vaktini nasıl tayin edecekler?
    Cevap: Gece ve gündüzü yirmidört saatten fazla olan yerlerde vakit teşekkül etmediği halde namaz için mutedil veya en yakın memleketin vakti ölçü olarak alındığı gibi oruç için de ölçü olarak alınacaktır.

    Ramazan-ı Şerifte hasta olan kimse oruç tutmayabilir. Kur'ân-ı Kerîm, hasta ve yolcu olan kimselere oruç tutmama ruhsatını vermiştir. Fakat oruç tutmamayı mubah kılan hastalığın ölçüsü nedir?
    Cevap: Oruç tutmamayı mubah kılan hastalığın ölçüsünü fa-kihlerimiz şu şekilde beyân etmişlerdir:
    1-Oruç tutmakla hasta olan kimsenin çok sıkıntı çekmesi,
    2-Oruçtan dolayı ölüm tehlikesinin bulunması,
    3-Oruçtan dolayı hastalığın artması veya şifanın gecikmesi,
    Bugün güvenilir doktorların beyânlarına göre oruç tutmamayı mubah kılan hastalıkların bazıları şunlardır:
    1-Son safhada bulunan kalp hastalığı,
    2-Verem ve ciğer iltihabı hastalığı,
    3-Kanser hastalığı,
    4-Şiddetli böbrek iltihabı,
    5-İdrar yollarında iltihapla birlikte taşın bulunması,
    6-İleri safhada damar sertliği,
    7-Mide veya bağırsaklarda ülserin bulunması,
    8-İleri safhada şeker hastalığı




  2. 12.Eylül.2007, 19:40
    1
    Devamlı Üye



    Ramazan-ı şerif ne ile sabit olur?
    Hilâli görmeden rasathanelerin hesabına göre oruç tutmak veya bayram yapmak caiz midir?
    Bir ülkede hilalin rü'yeti sabit olursa bütün İslâm âleminde bulunan müslümanlara oruç tutmak vacib olur mu?




    İftarda ne demek icab eder?


    Kendi memleketinden iki üç saat önce akşam olan Pakistan gibi doğu bir ülkeye uçak ile giden kimse orucunu nasıl tamamlayacak, yani Pakistan'da güneş battığı zaman onlarla birlikte mi orucunu açacak yoksa içinde oruca başladığı Türkiye halkıyla birlikte mi?


    Oruca ne zaman niyet edilir?


    Bir kimse Ramazan-ı Şerifte gece vaktinde oruca niyet eder ve şafaktan sonra uzun bir yola çıkarsa orucunu bozabilir mi?


    Oruçlu olan kimsenin kulağına ilaç veya su akıtılsa orucu bozulur mu?


    Ramazan-ı Şerifte yıkanmak caiz midir?


    Oruçlu iken göze merhem sürmek veya damla damlatmak caiz midir?


    Oruçlu olan bir pilot oksijen teneffüs edebilir mi?


    Şafiî fıkıh kitapları doğuda hilâl görülürse batıda olan kimselere orucun farz olduğunu kaydediyorlar. Buna göre Suudi Arabistan'da hilâl görüldüğü takdirde Türkiye'de mevcut olan Şâfi'îlere de oruç farz olur mu?


    Ramazan-ı Şerifte lokanta ve meşrubat yerlerini açıp çalıştırmak caiz midir?


    Oruçlunun kolonya kullanması, dişlerini fırça ve macun ile yıkaması orucunu bozar mı?


    Bir kimse vaktin gece olduğunu zan edip sahur yemeğini yer, bilahere fecirden sonra yemek yediğinin farkına varırsa orucuna bir halel gelir mi?


    Oruçlu olan kimsenin, abdest esnasında ağzına su verirken boğazına su kaçarsa orucu bozulur mu?


    Ramazan-ı Şerifte oruçlu olan kimse cinsî münasebette bulunur, sonra kendisi hasta olur, zevcesi de adet halini görürse keffâret gerekir mi?


    Bir kimse hasta veya misafir olduğundan orucunu tutamadan ve kazaya imkân görmeden vefat ederse ne lâzım gelir?


    İstanbul - Diyarbakır arasında sürekli yolculuk yapan bir şoför, zamanında oruç tutamadığı gibi, devamlı seferi olması dolayısıyla kaza da edememektedir. Ne yapması gerekir?


    İğnenin orucu bozup bozmayacağı hakkında çeşitli sözler söylenmektedir. Bunun mâhiyeti nedir?


    Ramazan-ı Şerif, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarına rast geldiği zaman, Adana, Urfa, Mardin, Diyarbakır gibi sıcak bölgelerde işçilerin oruç tutmaları çok zor veya imkansızdır. Misafir veya hasta gibi kimseler için ruhsat olduğu gibi bunlar içinde olabilir mi?


    Oruç keffareti ne zaman gerekir?


    Gece ve gündüzü yirmidört saattan fazla olan ülkelerde "yani 66 enlem derecesinden itibaren doksan enlem derecesine kadar bulunan müslümanlar" nasıl oruç tutacaklar? İftar vaktiyle imsak vaktini nasıl tayin edecekler?


    Ramazan-ı Şerifte hasta olan kimse oruç tutmayabilir. Kur'ân-ı Kerîm, hasta ve yolcu olan kimselere oruç tutmama ruhsatını vermiştir. Fakat oruç tutmamayı mubah kılan hastalığın ölçüsü nedir?




    Ramazan-ı şerif ne ile sabit olur?
    Cevap: Ramazan-ı şerif, iki şeyden birisiyle sabit olur:
    1-Çıplak bir gözle Ramazan ayı hilâlini görmek.
    2-Şaban ayının otuz gününün tamamlanmasıyla. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Onu (hilâli) gördüğünüzde oruç tutunuz.
    Gördüğünüzde de orucunuzu açınız.

    Hilâli görmeden rasathanelerin hesabına göre oruç tutmak veya bayram yapmak caiz midir?
    Cevap: Hanefi. Maliki ve Hanbelî mezhebine göre hesaba dayanarak Ramazan orucunu tutmak ve bayram yapmak caiz değildir. Ancak Şafiî ulemâsından İbn'i Sureye el-Kaffal, el-Kazi Ebû et-Tayyib, Muhammed bin Mükatil ve Muhammed Remli gibi zevat, hesabın doğruluğunu kabul eden kimsenin hilâl rü'yeti olmadan da rasathanenin hesabına göre oruç ""tutması veya bayram yapması vaciptir, diyorlar.

    Bir ülkede hilalin rü'yeti sabit olursa bütün İslâm âleminde bulunan müslümanlara oruç tutmak vacib olur mu?
    Cevap: Hanefî, Maliki ve Hanbelî mezhebine göre dünyanın herhangi bir ülkesinde rü'yet-i hilâl sabit olursa, bütün müslümanlara oruç tutmak ve bayram yapmak vacib olur. Şafiî mezhebine göre ise bir ülkede rü'yet-i hilâl sabit olursa her yandan yüzkırkdört kilometreden az olan yerlere hükmü caridir. Fakat yüzkırkdört kilometre yani Şâfiîlere göre seferi namaz kılınabilecek kadar veya daha fazla uzak olan yerlerde ise, ne oruç tutmak ne de bayram yapmak hususunda o ülkeye tâbi olunmaz. Meselâ: Libya'da ve Tunus'ta hilâl görülse, Türkiye'de mevcut bulunan müslümanlar onlara tâbi olamazlar. Ancak bir ülkede rü'yet-i hilâl sabit olduğundan oranın hakimi oruç tutmak veya bayram yapmak için hüküm verirse hakimiyeti altında bulunan herkes -Şâfıîler dahil- hakimin hükmüne uymaya mecburdur1. Fakat hakimiyeti altında olmayan Şâfıîler arada 144 km. veya daha fazla olursa hükmünü uygulayamazlar. Meselâ: Suudi Arabistan'da rü'yet-i hilâl sabit olursa ihtilâf-ı metali olduğu ve burada Şâfıîler oranın hükmü altında yaşamadıklarına göre oruç ve bayram hususunda oraya tâbi olamazlar. Şu mühim hususu belirtmek isterim. İctihadî meseleler için müslümanların birbirine girip münakaşa yapmaları doğru değildir. Bir mezhebde bir husus caiz olmazsa diğer mezhebde caiz olabilir. Her dört mezheb hak olduğuna göre ta'assup göstermek yanlıştır. Meselâ Hanefi mezhebine uygun düşmeyen bir husus, Safı'i mezhebine uygun düşebilir. Binaenaleyh rüyet-i hilâl ve bayram meseleleri için birbirimize düşüp tekfir etmenin mânâsı yoktur.

    İftarda ne demek icab eder?
    Cevap: Peygamber (s.a.v.) orucunu açarken (iftarda) şöyle buyururdu:
    "Allah'ım senin için oruç tuttum, rızkınla oru*****u açtım, yarın oruç tutmaya niyet ettim." Bizim de Peygamber efendimize uyarak bunu söylememiz sünnettir.
    Oruca niyet etmek istediğimizde biliyorsak Arapçasını, yoksa Türkçesini söyleriz.

    Kendi memleketinden iki üç saat önce akşam olan Pakistan gibi doğu bir ülkeye uçak ile giden kimse orucunu nasıl tamamlayacak, yani Pakistan'da güneş battığı zaman onlarla birlikte mi orucunu açacak yoksa içinde oruca başladığı Türkiye halkıyla birlikte mi?
    Cevap: Oruca niyet edip kendi memleketinden birkaç saat önce akşam olan doğu ülkelerinden birisine uçak ile giden kimse her ne kadar gününden birkaç saat kısalırsa da gittiği memlekete göre orucunu (iftarını) açacaktır. Yani orada güneş battığı zaman orucunu açacaktır. Oranın halkı gibi aynı şekilde namazını da kılacaktır. Yine batı ülkelerinden birisine giderse, gittiği memlekete göre orucunu tutacak --gün uzasa da- namazını kılacaktır. Hatta Şafiî mezhebine göre hilâl görülmediğinden bayram yapan başka bir memlekete giden bir kimse orucunu bozup onlarla birlikte bayram yapacaktır.

    Oruca ne zaman niyet edilir?
    Cevap: Şafiî mezhebine göre niyetin vakti oruç farz olursa gecedir. Gündüze bırakılmaz. Gece niyet getirilmediği takdirde bayramdan sonra gününe gün kaza etmek lazımdır.
    Hanefî mezhebine göre ise kazaya kalmış Ramazan, nafile ve muayyen nezir oruçları için niyet gece vakti getirilebildiği gibi gündüz öğleden önce âe getirilebilir. Bunun için İbn-i Hacer diyor ki:
    Şafiî olan kimse Ramazan'da niyetini unutup gece vaktinde getirmeyen kimse Hanefî mezhebini takliden gündüz öğleden evvel niyet getirsin. Maliki mezhebine göre Ramazan-ı Şerifin başında bir niyet getirilirse kafidir. Her gece niyet getirmek gerekmez. Bunun için Şafiî veya Hanefî olan kimse Ramazan-ı Şerifte ""ben şu Ramazan-ı Şerif ayında oruç tutmağa niyet ettim"" dese iyi olur. Çünkü bir günün niyetini unutacak olursa da Maliki mezhebine göre orucu sahih olur.

    Bir kimse Ramazan-ı Şerifte gece vaktinde oruca niyet eder ve şafaktan sonra uzun bir yola çıkarsa orucunu bozabilir mi?
    Cevap: Malum olduğu gibi uzun bir yola çıkan kimseye namazı kısaltmak, üç mezhebe göre cem', takdim ve tehir etmek ve oruç tutmamak gibi birtakım kolaylıklar tanınmıştır. Ancak bunlardan faydalanabilmek için birtakım şartlar vardır. Fıkıh kitaplarında beyân edildikleri için burada onları izah etmek gerekmez. Yalnız sorumuzla ilgili şartı beyân etmek lâzımdır. O da misafir olan kimsenin orucunu terkedebilmesi için şafaktan önce bilfiil seferde olması veya niyet etmemiş olmasıdır. Binaenaleyh bir kimse Ramazan-ı Şerifte gece vaktinde oruca niyet eder ve şafaktan sonra uzun bir yola çıkarsa orucunu bozamaz.

    Oruçlu olan kimsenin kulağına ilaç veya su akıtılsa orucu bozulur mu?
    Cevap: Oruçlu olan kimsenin kulağına ilaç veya su akıtılsa orucunun bozulup bozulmayacağı hususunda ihtilâf vardır. Şafiî mezhebinde kuvvetli olan kavle göre ilaç ile su arasında fark olmaksızın her ikisi de kasden kulağa akıtılsa orucu bozulur. Yalnız kulağın dış tarafını yıkamak isterken içine girerse oruç bozulmaz.
    İmam-ı Âzam'a göre kulağa konulan ilaç orucu bozar. Su ise bozmaz. Müfta bih olan bu görüştür. İmameyn'e göre ise kulağa ne akıtılırsa akıtılsın orucu bozmaz.

    Ramazan-ı Şerifte yıkanmak caiz midir?
    Cevap: Her zamanda yıkanıp temizlenmek caiz olduğu gibi Ramazan'da da yıkanıp temizlenmek caizdir. Hz. Aişe (ra) buyurmuştur ki: "Zaman zaman Peygamber (sav) cünüb olarak sabahlardı." Yani Peygamber (sav) bazen sabah olduktan sonra yıkanırdı. Şayet oruçlu olarak yıkanmak caiz olmasaydı elbette Peygamber (sav) bunu yapmazdı.

    Oruçlu iken göze merhem sürmek veya damla damlatmak caiz midir?
    Cevap: Oruçlu olan kimse gözüne merhem sürebildiği gibi damla da damlatabilir. Bunun için hiç bir mani yoktur. Fakat buruna damla damlatmak, hiç şüphe yok ki orucu bozar.

    Oruçlu olan bir pilot oksijen teneffüs edebilir mi?
    Cevap: Yükseklerde uçan pilot veya denizlere dalan bir dalgıç oruçlu olduğu halde oksijen teneffüs edebilir, orucuna bir halel gelmez. Çünkü oksijen ne yenir ne de içilir. Hatta duman gibi hacmi olmayan bir şey boğaza girerse yine oruç bozulmaz

    Şafiî fıkıh kitapları doğuda hilâl görülürse batıda olan kimselere orucun farz olduğunu kaydediyorlar. Buna göre Suudi Arabistan'da hilâl görüldüğü takdirde Türkiye'de mevcut olan Şâfi'îlere de oruç farz olur mu?
    Cevap: Hanefi, Maliki ve Hanbelî mezheblerine göre hilâl dünyanın herhangi bir yerinde görülürse Ramazan hilali ise oruç tutmak, Şevval hilali ile bayram yapmak lâzım gelir. Görüldüğü yer uzak olsun, yakın olsun; doğu olsun, batı olsun arasında hiç bir fark yoktur. Şafiî mezhebine göre ise hilâl bir yerde görülürse matla'ı değişmeyen çevredeki müslümanlara oruç tutmak veya bayram yapmak vacip olur. Ancak hilâl doğuda görüldüğü takdirde batıda aynı enlem üzerinde yaşayan müslümanlara oruç tutmak veya bayram yapmak lâzım gelir. Binaenaleyh Suudî Arabistan toprağı yaklaşık olarak 16 ile 33 enlem arasında, Türkiye 36 ile 42 enlem arasında bulunduğuna göre Şafiî mezhebinde Suudî Arabistan'da hilâl görüldüğü takdirde Türkiye'de yaşayanlara oruç tutmak lâzım gelmediği gibi bayram yapmak da lâzım gelmez.

    Ramazan-ı Şerifte lokanta ve meşrubat yerlerini açıp çalıştırmak caiz midir?
    Cevap: Ramazan-ı Şerif müslümanlann en mukaddes ayıdır.
    Bu ay, her mü'minin hürmet etmesi îcâb eden bir aydır. Hatta bir kimse yolculuk veya kadın aybaşı gibi bir halde olursa halkın gözü önünde yemek yememesi îcâb eder. Ramazan-ı Şerifte lokanta açıldığı takdirde yolcu, aybaşı ve lohusa halinde olan kimseler yiyebilecekleri gibi mazereti olmayan kimseler de yiyebilirler ve bu sebeple mazereti olmayan kimselere yemek yedirmek suretiyle lokanta sahibi ile orada çalışan işçiler günaha girmiş olurlar. Ancak çocuklara yemek satmak veya iftar yemeğini hazırlamak ve oruç tutmakla mükellef olmayanlar için lokanta açıp çalıştırmanın bir mahzuru yoktur.

    Oruçlunun kolonya kullanması, dişlerini fırça ve macun ile yıkaması orucunu bozar mı?
    Cevap: Kolonya az da olsa içinde alkol bulunduğu için Şafiî mezhebine göre kullanılması haramdır ve necistir. Kullanılmasına asla cevaz verilmemiştir. Hanefî mezhebinde ise üzümden imal edilmiş şarap kesin olarak haramdır. Hakkında ihtilâf vârid olmamıştır. Necaseti galize ile müteneccistir. Üzümden başka şeylerden işlenen alkollü madde hakkında üç çeşit görüş vardır.
    l-Necaset-i muğallazadır.
    2-Necaset-i muhaffefedir.
    3-Tabirdir.
    Racih görüş, necaseti muğallaza olması görüşüdür. Kolonya ister muhaffefe olsun ister muğallaza olsun şayet necis olarak onu kabul edersek Ramazan-ı Şerifin içinde ve dışında kullanılması caiz değildir, haramdır. Tabirdir desek her zaman kullanılmasında beis yoktur.
    Dişleri macun ile fırçalamak meselesine gelince fırça misvak gibidir. Hatta fıkha göre misvak sayılır. Hanefî mezhebinde oruçlu olan kimse kuru olsun, yaş olsun, öğleden evvel olsun, öğleden sonra olsun her zaman kullanılabilir. Ancak bazı rivayetlere göre Ebû Yusuf oruçlu olan kimsenin yaş misvakı kullanmasının mekruh olduğunu söylüyor. Şafiî mezhebine göre öğleden evvel kullanılmasında beis yoktur. Öğleden sonra mekruhtur. Hülasa Hanefî mezhebinde müftabih olan kavle göre her zaman fırçanın kullanılması caizdir. Şafiî mezhebinde öğleden evvel olursa beis yoktur. Öğleden sonra mekruhtur.

    Bir kimse vaktin gece olduğunu zan edip sahur yemeğini yer, bilahere fecirden sonra yemek yediğinin farkına varırsa orucuna bir halel gelir mi?
    Cevap: Vaktin gece olduğunu zan edip sahur yemeğini yer, bilahare fecirden sonra yemek yediğinin farkına varırsa orucu bozulur. Ancak yaptığı işte kasıt olmadığı için günahkar sayılmaz. Orucunu gününe gün kaza eder.

    Oruçlu olan kimsenin, abdest esnasında ağzına su verirken boğazına su kaçarsa orucu bozulur mu?
    Cevap: Oruçlu olan kimsenin, abdest esnasında ağzına su verirken boğazına su kaçsa; oruçlu olduğunu hatırlamadan ağzına su almışsa ittifakla orucu bozulmaz. Oruçlu olduğunu hatırladığı takdirde ağzına su verirse Hanefî mezhebine göre orucu bozulur. Bilahare bir gün kaza etmek zorundadır.
    Şafiî mezhebine göre ise oruçlu olduğunu bildiği halde mübalağa yapmadan ağzına su almış ve boğazına kaçmışsa orucu bozulmaz. Amma mübalağa etmiş ise orucu bozulur. Yalnız abdest ve gusül gibi mecburi olan şeylerden başka bir maksat için ağzına su verirse mutlaka orucu bozulur.

    Ramazan-ı Şerifte oruçlu olan kimse cinsî münasebette bulunur, sonra kendisi hasta olur, zevcesi de adet halini görürse keffâret gerekir mi?
    Cevap: Ramazan-ı Şerifte oruçlu olan kimse eşiyle münasebette bulunur, sonra kendisi hastalanır, zevcesi de adet halini görürse Hanefî mezhebine göre keffâret sakit olur. Şafiî mezhebine göre ise keffâret sakit olmaz.

    Bir kimse hasta veya misafir olduğundan orucunu tutamadan ve kazaya imkân görmeden vefat ederse ne lâzım gelir?
    Cevap: Bir kimse hasta veya misafir olduğundan oruç tutamaz, kaza etmeye de fırsat görmeden vefat ederse günahkar olmadığı gibi fidyesini de vermesi îcâb etmez.
    Fakat seferden döndüğü veya hastalıktan iyileştiği halde kaza etmeden vefat ederse günahkar olur. Fidyesinin verilmesi için vasiyet etmesi lazımdır.

    İstanbul - Diyarbakır arasında sürekli yolculuk yapan bir şoför, zamanında oruç tutamadığı gibi, devamlı seferi olması dolayısıyla kaza da edememektedir. Ne yapması gerekir?
    Cevap: İslâm dini hasta ve yolcuları mazeretten dolayı oruç tutmakla mükellef kılmamıştır. Mazeret ne kadar devam ederse şer'î ruhsat da o kadar devam eder. Bu gibi kimseler bir sene veya on sene sonra mazeretleri zail olunca oruç tutamadıkları günleri tesbit edip kaza ederler. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: "Sizden bir kimse hasta veya yolcu olursa oruç tutamadığı günler sayısınca kaza edecektir" (Bakara süresi: 194).

    İğnenin orucu bozup bozmayacağı hakkında çeşitli sözler söylenmektedir. Bunun mâhiyeti nedir?
    Cevap: İmam-ı Âzanra göre ağız gibi fıtrî bir menfezden mideye bir şey almak orucu bozduğu gibi vücudun herhangi bir yerini delmek ve yırtmak suretiyle fıtrî olmayan bir menfezden ona bir şey sokmak veya zerk etmek de orucu bozar. Fakat Ebû Yusuf. Muhammed ve İmam-ı Şafiî mezhebine göre fıtrî bir menfez olmayan bir yol ile vücudun içine bir şey sokulur veya zerk edilirse orucu bozmaz . Nevevî, "Bir kimse baldırına bir bıçak sokar veya içine ilaç zerk ederse orucu bozulmaz" diyor. Binaenaleyh hasta olan kimse imkanı varsa gündüz değil gece vaktinde iğnesini yaptırmaya gayret sarfetsin. fazla rahatsız olur veya gece vaktinde yaptıracak kimsesi olmazsa Hanefî olan kimse imameyne göre orucunu bozmadan iğnesini yaptırır. Bilahere ihtiyaten gününe gün kaza ederse iyi olur. Ama ""karnına bir hançer sokarsa"" Şafiî mezhebine göre orucu bozulur. İmameyne göre bozulmaz.

    Ramazan-ı Şerif, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarına rast geldiği zaman, Adana, Urfa, Mardin, Diyarbakır gibi sıcak bölgelerde işçilerin oruç tutmaları çok zor veya imkansızdır. Misafir veya hasta gibi kimseler için ruhsat olduğu gibi bunlar için de herhangi bir ruhsat var mıdır?
    Cevap: Ramazan-ı Şerifte sıcak bir ülkede veya harareti yüksek bir maden ocağında çalışan kimse işini Ramazan'dan sonraya bırakması mümkün ise ""yani geçim hususunda sıkıntı çekmeyecek ve malı telef olmayacaksa muvakkaten işine son vermek mecburiyetindedir. Yoksa çalışmadığı takdirde kendisi veya çocukları sefalete maruz kalacak veya ekin gibi malı telef olacaksa her gece oruç tutmak için niyyet getirir, çalışamayacak hale gelirse orucunu bozar. Remli, Cami'ü'l-Fetava'dan naklederek şöyle demektedir: Geçimini sağlamak için çalışıp oruç tutamazsa orucunu bozar.
    Ancak çalıştığı iş kendisine ait olmaz, muhtaç olmayacak kadar malî durumu iyi ise oruç tutması mümkün olmadığı takdirde çalışıp orucunu bozması caiz değildir.
    Mısır'ın bazı ulemâsı, fabrikalarda çalışan işçiler mecburiyet altında kaldıkları takdirde misafir gibi oruçlarını başka bir zamanda kaza eder diyorlar.

    Oruç keffareti ne zaman gerekir?
    Cevap: Ramazan-ı şerifte oruç niyetini getirip özürsüz olarak kasden orucu bozmakla keffaret lâzım gelir. Yani -varsa- bir köleyi hürriyete kavuşturmak, imkân yoksa ara vermeden iki ay oruç tutmak, buna da gücü yetmezse altmış fakire yemek yedirmektir. Ama niyet getirmeden orucu yemek kazadan başka bir şey gerektirmez.
    Şafiî mezhebinde Ramazan-ı Şerifte oruçlu olan kimse cinsî münasebette bulunduğu takdirde kendisine keffaret lâzım gelir. Yemek yemek ve su içmekle keffaret söz konusu değildir. Sadece gününe gün kaza etmek lâzım gelir.

    Gece ve gündüzü yirmidört saattan fazla olan ülkelerde "yani 66 enlem derecesinden itibaren doksan enlem derecesine kadar bulunan müslümanlar" nasıl oruç tutacaklar? İftar vaktiyle imsak vaktini nasıl tayin edecekler?
    Cevap: Gece ve gündüzü yirmidört saatten fazla olan yerlerde vakit teşekkül etmediği halde namaz için mutedil veya en yakın memleketin vakti ölçü olarak alındığı gibi oruç için de ölçü olarak alınacaktır.

    Ramazan-ı Şerifte hasta olan kimse oruç tutmayabilir. Kur'ân-ı Kerîm, hasta ve yolcu olan kimselere oruç tutmama ruhsatını vermiştir. Fakat oruç tutmamayı mubah kılan hastalığın ölçüsü nedir?
    Cevap: Oruç tutmamayı mubah kılan hastalığın ölçüsünü fa-kihlerimiz şu şekilde beyân etmişlerdir:
    1-Oruç tutmakla hasta olan kimsenin çok sıkıntı çekmesi,
    2-Oruçtan dolayı ölüm tehlikesinin bulunması,
    3-Oruçtan dolayı hastalığın artması veya şifanın gecikmesi,
    Bugün güvenilir doktorların beyânlarına göre oruç tutmamayı mubah kılan hastalıkların bazıları şunlardır:
    1-Son safhada bulunan kalp hastalığı,
    2-Verem ve ciğer iltihabı hastalığı,
    3-Kanser hastalığı,
    4-Şiddetli böbrek iltihabı,
    5-İdrar yollarında iltihapla birlikte taşın bulunması,
    6-İleri safhada damar sertliği,
    7-Mide veya bağırsaklarda ülserin bulunması,
    8-İleri safhada şeker hastalığı



  3. 12.Eylül.2007, 19:45
    2
    ihramlı
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Mayıs.2007
    Üye No: 842
    Mesaj Sayısı: 647
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 63
    Bulunduğu yer: YOK

    --->: Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar




    Bugün güvenilir doktorların beyânlarına göre oruç tutmamayı mubah kılan hastalıkların bazıları şunlardır:
    1-Son safhada bulunan kalp hastalığı,
    2-Verem ve ciğer iltihabı hastalığı,
    3-Kanser hastalığı,
    4-Şiddetli böbrek iltihabı,
    5-İdrar yollarında iltihapla birlikte taşın bulunması,
    6-İleri safhada damar sertliği,
    7-Mide veya bağırsaklarda ülserin bulunması,
    8-İleri safhada şeker hastalığı

    çok güzel bilgiler allah razı olsuın


  4. 12.Eylül.2007, 19:45
    2
    Kıdemli Üye



    Bugün güvenilir doktorların beyânlarına göre oruç tutmamayı mubah kılan hastalıkların bazıları şunlardır:
    1-Son safhada bulunan kalp hastalığı,
    2-Verem ve ciğer iltihabı hastalığı,
    3-Kanser hastalığı,
    4-Şiddetli böbrek iltihabı,
    5-İdrar yollarında iltihapla birlikte taşın bulunması,
    6-İleri safhada damar sertliği,
    7-Mide veya bağırsaklarda ülserin bulunması,
    8-İleri safhada şeker hastalığı

    çok güzel bilgiler allah razı olsuın

  5. 12.Eylül.2007, 19:49
    3
    LeoparGS
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Şubat.2007
    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 2,602
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Oruçlu hanımların özel suallerine cevaplar

    Oruçlu hanımların özel suallerine cevaplar

    Medine hanımları için yapılan makbul dua şöyleydi: Allah, Ensar hanımlarına rahmet eylesin.Onların utanma duyguları, dinlerinin hükümlerini öğrenmelerine mani olmadı!.. Evet,utanma duygularını dinin emirlerini öğrenmeye mani hale getirmek, bu duyguyu yanlış yerde kullanmaktır. Bu anlayış içinde bir kısım özel sual ve cevapları arzedeceğiz. İnşaallah faydalı olur, doğru amel etmeye vesile teşkil ederiz.
    Sual: Ramazan boyunca mukabele dinliyoruz. Ancak bir müddet sonra özür hali başlıyor, böylece mukabelemiz de yarıda kalıyor. Okunan Kur’an’ı dinleyemez oluyoruz. Bunun bir çaresi yok mu? Kur’an’ımızı dinleyemez miyiz? Cevap: Özürlü hanım Kur’an’ı dinleyemez diye bir hüküm yoktur. Olan hüküm, Kur’an’ı dinlemek için camiye giremez şeklindedir. Bu sebeple, mukabele camide okunuyorsa dinlemeniz mümkün olmaz. Ama cami dışında bir yerde okunuyorsa yine gidilir ve dinlenebilir. Bundan da anlaşılıyor ki, özürlü halde bulunanlar Kur’an–ı Kerim’i dinleyebildikleri gibi, mevlidi ve diğer kasideleri de rahatça dinleyebilirler. Özürlü halde bulunmaları böylesi dinî merasimlere gitmelerine engel teşkil etmez. Yeter ki girilmesi caiz olmayan cami içinde icra edilmesin. Sual: Oruçlu iken muayyen hali başlayan hanım, orucuna devam mı eder, yoksa özrünün başlamasından dolayı hemen orucunu bırakıp su içer, yemek mi yer? Uygun olanı devam etmesi mi, yoksa bozması mı? Cevap: Oruçlu iken muayyen halin başladığını anladığı andan itibaren orucunu bozar, devam etmeyi düşünmez. Zira özrün başlaması, orucun dev----- manidir. Bu halde iken oruçlu gibi durulamaz. İsterse iftar saatine girilmiş olsun. Oruç bozulur. Sual: Sahurda yıkanması gereken kimse, vaktin darlığından dolayı gusletmeye imkan bulamasa, bu halde iken sahurunu yapabilir mi? Yoksa o gün yemeksiz, aç olarak mı oruç tutacaktır? Cevap: Sahurda yıkanması gereken kimse buna vakit bulamayacaksa, elini, ağzını yıkar, sonra yemeğini yiyip suyunu içer, bundan sonra guslünü yapar. Yıkanmamış olması, sahur yemeğini yemesine mani olmaz. Ekmeğe değen elini, ağzını yıkaması yeterlidir. Sual: Kirlenmede kullanılan (pamuk gibi) temizlik malzemelerini yıkamalı, sonra yakmalı, yahut da gömmeli, şeklinde söylentiler doğru mu? Bugün bu mümkün mü? Cevap: Bu konuda mahremiyet esastır. Bu sebeple bir torbaya koyup iyice ağzı bağlandıktan sonra çözülmeyecek şekilde çöpe atmalı, bir tiksintiye sebep olunmamalıdır. Başka zorlamaya gerek yoktur. Sual: Astım hastasıyım ve nefes almayı kolaylaştıran sprey kullanıyorum. Bu sprey orucu bozar mı? Cevap: Bu meseleye farklı yaklaşanlar vardır. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun “Günümüz Meselelerine Fetvalar” kitabında bu konuda izah vardır. Okuyucuma bu açıklamayı aynen arz ediyorum. İnşaallah kurtarıcı bir fetva olsa gerektir. 94. Fetva’da şöyle denmektedir: “Nefes darlığından muzdarip bir kimsenin bronşlarını genişletip bir müddet rahat refes alıp vermesini sağlamak amacıyla ağıza sıkılan sprey orucu bozar mı? Yoğunlaştırılmış sun’î oksijen, yiyecek, içecek cinsinden olmayıp sırf hastanın teneffüs imkânını kolaylaştırmak için kullanılan bir maddedir. Teneffüs, bütün canlıların yaşayabilmesi için en tabii hakkıdır. Astımlı hastanın fizikî yapısı oruç tutmasına müsait olup başka bir hastalığı da olmadığına göre, ilaç, ağız ve nefes boruları cidarlarında emilerek yok olduğu gerçeğinden hareketle ve orucun teşri hikmeti de dikkate alındığında, astımlı hastaların rahat nefes almalarını sağlama amacıyla ağıza püskürtülen oksijenli ilacın orucu bozmayacağı mütalâa olunmuştur.” Sual: Sahurdan sonra gusleden kimse, orucum bozulmasın diye ağzına, burnuna su çekmez, bunu iftardan sonraya tehir eder, deniyor. Bu doğru olabilir mi? Cevap: Hayır, asla doğru olmaz. Gusülde ağız ve burun içine su çekilmeyip kuru kaldığı takdirde gusül yapılmamış olur, yani cünüp beklemiş olur. Böyle bir bekleyişe hem gerek yok, hem de cevaz. Oruçlu iken de ağız ve burun içine su çekilmeli, boğazdan ve genizden aşağıya kaçırmamaya dikkat edilmelidir. Şayet hata ile su kaçarsa oruca yine devam etmeli, bu orucu sonra kaza etmelidir. Usulü budur.

    AHMED ŞAHİN






  6. 12.Eylül.2007, 19:49
    3
    Devamlı Üye
    Oruçlu hanımların özel suallerine cevaplar

    Medine hanımları için yapılan makbul dua şöyleydi: Allah, Ensar hanımlarına rahmet eylesin.Onların utanma duyguları, dinlerinin hükümlerini öğrenmelerine mani olmadı!.. Evet,utanma duygularını dinin emirlerini öğrenmeye mani hale getirmek, bu duyguyu yanlış yerde kullanmaktır. Bu anlayış içinde bir kısım özel sual ve cevapları arzedeceğiz. İnşaallah faydalı olur, doğru amel etmeye vesile teşkil ederiz.
    Sual: Ramazan boyunca mukabele dinliyoruz. Ancak bir müddet sonra özür hali başlıyor, böylece mukabelemiz de yarıda kalıyor. Okunan Kur’an’ı dinleyemez oluyoruz. Bunun bir çaresi yok mu? Kur’an’ımızı dinleyemez miyiz? Cevap: Özürlü hanım Kur’an’ı dinleyemez diye bir hüküm yoktur. Olan hüküm, Kur’an’ı dinlemek için camiye giremez şeklindedir. Bu sebeple, mukabele camide okunuyorsa dinlemeniz mümkün olmaz. Ama cami dışında bir yerde okunuyorsa yine gidilir ve dinlenebilir. Bundan da anlaşılıyor ki, özürlü halde bulunanlar Kur’an–ı Kerim’i dinleyebildikleri gibi, mevlidi ve diğer kasideleri de rahatça dinleyebilirler. Özürlü halde bulunmaları böylesi dinî merasimlere gitmelerine engel teşkil etmez. Yeter ki girilmesi caiz olmayan cami içinde icra edilmesin. Sual: Oruçlu iken muayyen hali başlayan hanım, orucuna devam mı eder, yoksa özrünün başlamasından dolayı hemen orucunu bırakıp su içer, yemek mi yer? Uygun olanı devam etmesi mi, yoksa bozması mı? Cevap: Oruçlu iken muayyen halin başladığını anladığı andan itibaren orucunu bozar, devam etmeyi düşünmez. Zira özrün başlaması, orucun dev----- manidir. Bu halde iken oruçlu gibi durulamaz. İsterse iftar saatine girilmiş olsun. Oruç bozulur. Sual: Sahurda yıkanması gereken kimse, vaktin darlığından dolayı gusletmeye imkan bulamasa, bu halde iken sahurunu yapabilir mi? Yoksa o gün yemeksiz, aç olarak mı oruç tutacaktır? Cevap: Sahurda yıkanması gereken kimse buna vakit bulamayacaksa, elini, ağzını yıkar, sonra yemeğini yiyip suyunu içer, bundan sonra guslünü yapar. Yıkanmamış olması, sahur yemeğini yemesine mani olmaz. Ekmeğe değen elini, ağzını yıkaması yeterlidir. Sual: Kirlenmede kullanılan (pamuk gibi) temizlik malzemelerini yıkamalı, sonra yakmalı, yahut da gömmeli, şeklinde söylentiler doğru mu? Bugün bu mümkün mü? Cevap: Bu konuda mahremiyet esastır. Bu sebeple bir torbaya koyup iyice ağzı bağlandıktan sonra çözülmeyecek şekilde çöpe atmalı, bir tiksintiye sebep olunmamalıdır. Başka zorlamaya gerek yoktur. Sual: Astım hastasıyım ve nefes almayı kolaylaştıran sprey kullanıyorum. Bu sprey orucu bozar mı? Cevap: Bu meseleye farklı yaklaşanlar vardır. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun “Günümüz Meselelerine Fetvalar” kitabında bu konuda izah vardır. Okuyucuma bu açıklamayı aynen arz ediyorum. İnşaallah kurtarıcı bir fetva olsa gerektir. 94. Fetva’da şöyle denmektedir: “Nefes darlığından muzdarip bir kimsenin bronşlarını genişletip bir müddet rahat refes alıp vermesini sağlamak amacıyla ağıza sıkılan sprey orucu bozar mı? Yoğunlaştırılmış sun’î oksijen, yiyecek, içecek cinsinden olmayıp sırf hastanın teneffüs imkânını kolaylaştırmak için kullanılan bir maddedir. Teneffüs, bütün canlıların yaşayabilmesi için en tabii hakkıdır. Astımlı hastanın fizikî yapısı oruç tutmasına müsait olup başka bir hastalığı da olmadığına göre, ilaç, ağız ve nefes boruları cidarlarında emilerek yok olduğu gerçeğinden hareketle ve orucun teşri hikmeti de dikkate alındığında, astımlı hastaların rahat nefes almalarını sağlama amacıyla ağıza püskürtülen oksijenli ilacın orucu bozmayacağı mütalâa olunmuştur.” Sual: Sahurdan sonra gusleden kimse, orucum bozulmasın diye ağzına, burnuna su çekmez, bunu iftardan sonraya tehir eder, deniyor. Bu doğru olabilir mi? Cevap: Hayır, asla doğru olmaz. Gusülde ağız ve burun içine su çekilmeyip kuru kaldığı takdirde gusül yapılmamış olur, yani cünüp beklemiş olur. Böyle bir bekleyişe hem gerek yok, hem de cevaz. Oruçlu iken de ağız ve burun içine su çekilmeli, boğazdan ve genizden aşağıya kaçırmamaya dikkat edilmelidir. Şayet hata ile su kaçarsa oruca yine devam etmeli, bu orucu sonra kaza etmelidir. Usulü budur.

    AHMED ŞAHİN





  7. 12.Eylül.2007, 20:53
    4
    MiDYaDi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 119
    Mesaj Sayısı: 58
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 35

    --->: Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

    allah razı olsun emegine sağlık


  8. 12.Eylül.2007, 20:53
    4
    Devamlı Üye
    allah razı olsun emegine sağlık

  9. 12.Eylül.2007, 21:12
    5
    LeoparGS
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Şubat.2007
    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 2,602
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Oruçla ilgili merak ettiğiniz sorulara cevaplar

    Oruçla ilgili merak ettiğiniz sorulara cevaplar


    Oruç kimlere farzdır?
    Namaz mükellefiyeti (yükümlülüğü) için geçerli olan şartlar oruç için de geçerlidir. Yani oruç mükellefiyeti için; Müslüman olmak, ergenlik (bulûğ) çağına girmiş olmak ve akıllı (aklî olgunluk düzeyi) olmak, oruç tutmaya güç yetirecek durumda olmak gerekmektedir.
    Ergenlik çağına gelmemiş olan çocukların oruç tutmaları şart olmamakla beraber bedenî durumları göz önüne alınmak şartıyla oruca alıştırmak ve ısındırmak amacıyla ara ara oruç tutmalarını istemek uygundur. Hasta ve yolcu olan kişiler isterlerse oruç tutmayabilirler. Fakat hastalık ve yolculuk durumları bittikten sonra tutmadıkları oruçlarını Ramazan ayı dışında kazâ ederler. Gebe ve emzikli (süt veren) kadınların durumu da böyledir.

    Kimler tutmayabilir?
    Bazı durumlarda Ramazan ayı orucunu tutmamaya müsaade edilmiştir. Bu durumlar şunlardır:

    1- Seferî (yolcu) olmak,
    2- Hasta olmak (doktorun; ‘oruç tutamazsın’ dediği haller),
    3- Gebe ve emzikli olmak,
    4- Yaşlanmış olmak,
    5- İleri derecede açlık ve susuzluk,
    6- Zor ve meşakkatli işlerde çalışmak.

    “Mesleği gereği sürekli olarak yolcu olan kişi oruç tutmayabilir mi?” diye sorulacak olsa cevabı şudur: Böyle bir işi olan kişinin öncelikle sağlığı açısından bir sıkıntı ve zarar görmeyecekse oruç tutması daha faziletli görülmüştür. Sıkıntı ve zarar söz konusu olduğunda oruç tutmaz ve tutmadığı oruçların fidyesini verir.

    1. Oruca ne zaman niyet edilir?
    Hanefîlere göre; Ramazan orucu, nâfile oruçlar ve vakti belirtilmiş adak oruçlarının niyet etme vakti gün batımından başlayıp ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle namazı vaktinin girmesinden az önceki vakte kadar devam eder. Öğle namazı vakti girdikten sonra artık hiçbir oruca niyet edilemez.
    Şâfîlere göre; Ramazan orucu, kazâ orucu ve adak orucuna geceden niyet etmek şarttır. Fakat nâfile oruca zevalden önceye kadar niyetlenmek câizdir.

    2. Orucu bozan şeyler nelerdir?
    Orucun anlamı ve temel unsuru; yemekten, içmekten ve cinsel ilişkilerden, zevklerden uzak durarak, insan nefsinin bunlardan mahrum bırakılmasıdır. Bunun ihlali orucu bozar.

    3. Sadece kazâyı gerektiren
    şeyler nelerdir?
    Beslenme anlamı ve amacı taşımayan ve yenilip içilmesi alışılmış olmayan, yani insan tabiatının eğilim göstermediği şeylerin yenilip içilmesinden oruç bozulur, fakat bu oruç için sadece kazâ gerekir. Örneğin; çiğ pirinç, hamur, un, ham meyve yemek, kabuklu fındık, ceviz… gibi şeyleri yutmak orucu bozmakla beraber kefâret gerektirmez. Ağza giren yağmur, dolu, karı isteyerek yutmak da orucu bozar, fakat kefâret gerekmez. Kusma, kasıtlı olarak meydana gelir ve ağız dolusu olursa orucu bozar, sadece kazası yapılır, kefâret gerekmez. Kasıtsız kusmalar orucu bozmaz. Kişi oruçlu olduğunun bilincinde olduğu halde abdest suyundan yanlışlıkla içse, denizde yüzerken su yutsa, banyo yaparken ağzına aldığı suyu yutsa orucu bozulur, kazâsı gereklidir.
    Sahura kalkmış kişi, imsak vaktinden habersiz yeyip içerken vaktin geçtiğini öğrense orucu bozulur ve o günkü orucu kazâ etmesi gerekir, kefâret gerekmez. Unutarak yiyip içtikten sonra orucunun bozulduğunu zannedip yiyip içmeye devam edildiği veya cinsel ilişkide bulunulduğunda oruç bozulur, kazâsı gereklidir.
    Gece niyetlenmeyi unutup gündüz niyetlendikten sonra, bu niyetin geçerli olmadığına kanaat getirip yiyip içmek, cinsel ilişkide bulunmak orucu bozar, kazâ gerekir, kefâret gerekmez. Oruçlu bayanın regl (aybaşı) kanaması başlasa orucu bozulur, kazâsı gereklidir.
    Aniden sancılanan, dayanılmaz ağrılar içinde kalan oruçlu kişi; sağlığı için gerekli ilaçları içerek orucu bozar. Bu orucun kazâsı gereklidir, kefâret gerekmez.
    Bayılma ve delirme hali orucu bozar. Fakat bu durumlar mükellefiyetin ön şartı olan ‘bilinci’ ortadan kaldırdığından bilinçsiz günlerin orucu, dolayısıyla kazâsı da yoktur.

    4. Kazâ ve kefâret
    gerektiren durumlar nelerdir?
    Orucu bozup hem kazâ hem de kefâreti gerektiren hallerin başında; Ramazan günü oruçlu veya farz bir oruca niyetli iken yapılan cinsel ilişkidir. Bu konuda bütün fıkıh mezhepleri görüş birliğine varmışlardır.
    Bir şey yiyip içmenin kefareti konusu mezhepler arasında tartışmalı olmakla beraber Hanefî mezhebi; bilerek isteyerek bir şey yeyip içmeyle bozulan oruç için kazâ ve kefâretin gerektiğini söyler.
    Örneğin; kişi tam bir şey yiyor, içiyorken imsak vaktinin girdiğini anlasa hemen yemeyi ve içmeyi kesmelidir. Bile bile devam edecek olsa, Hanefî imamlara göre bu durum kazâ ve kefâreti gerektirir. Ayrıca iftar vaktinin girdiğini zannedip orucunu açan kişi için de kazâ ve kefâret gerekir. Şâfîi mezhebine göre ise; sadece kazâ gerekir.

    5. Orucu mazeretsiz olarak
    kasten bozmanın kefâreti nedir?
    Bir mazeret olmaksızın bilerek, isteyerek yeme, içme veya cinsel birleşmeyle oruç bozmak dinen bir hata olup telâfisi için Hanefî mezhebine göre; peş peşe 60+1 (2 Kamerî ay+1 gün) gün oruç tutmak zorunluluğu vardır. Yani bir sebep olmaksızın niyetlenilmiş (başlanmış) farz bir orucu bozmanın cezası ara vermeden iki ay oruç tutmaktır. Ayrıca bozulan oruç için de kazâsı (bir gün) ilâve edilir, böylece kefâret 61 güne tamamlanır. Kefâret borcu olan kişinin oruç tutmaya “gerçekten” gücü yetmezse; o vakit altmış fakiri doyurmalıdır. Doyurmak için yemek verebileceği gibi, kefâretini parasal olarak da ödeyebilir. Kefâretin parasal tutarı bir veya birkaç kişiye pay edilebilir. Önemli olan kefâret verilen kişilerin fakir, yoksul kişiler olmalarıdır.
    Şâfîi mezhebi; sadece bilerek cinsel ilişkiyle bozulan orucun kefâretini ister.

    6. Unutarak
    yemek-içmek
    orucu bozar mı?
    Unutarak bir şey yemek ve içmekle oruç bozulmaz. Peygamberimiz oruçlu olduğunu unutarak yiyip içenlerin oruca devam etmelerini, onları Allah’ın yedirip içirdiğini söylemiştir. Unutarak bir şey yiyen veya içen kişi oruçlu olduğunu hatırladığında hemen yemeyi keser ve orucuna devam eder.


    7. İğne ve serum orucu bozar mı?
    İğne veya damar yoluyla alınan ilaç, serum veya aşı vücudun içine akıtılmış olmaktadır. Bunlar beslenme sayılmamakla beraber vücudu güçlendirdikleri kesindir. Bu şekilde alınan ilâç Ebû Hanîfe’ye göre; orucu bozar ve kazâ gerektirmekle beraber kefâret gerektirmez.
    Buna mukabil olarak Ebû Yûsuf ve Muhammed’in; “derin yara üzerine sürülen merhemin orucu bozmayacağı” görüşünü esas alanlar, iğneyle vücuda ilâç zerk edildiğinde orucun bozulmayacağını söylemişlerdir. Eskiden fetvahâne ve daha sonra 1948 yılında Ezher Üniversitesi Fetva Komisyonu “vücudun tabii deliklerinin dışında vücuda giren bir şeyin orucu bozmayacağı” yönünde fetva vermiştir.
    Bu noktadan hareketle; astım ve nefes darlığı için ağza sıkılan sprey, zerrecikler halinde içeri girmekle beraber ilâcın akciğerden öte gitmediği ve mideye ulaşmadığı, gıda ve susuzluk gidermediği göz önünde tutulduğunda bunların orucu bozmayacağı ileri sürülmüştür.
    Hangi görüş ile ibadet edilirse edilsin, tercih, karar ve sorumluluk mükellefe aittir.

    8. Yıkanmak orucu bozar mı?
    Yıkanmak, duş almak, yüzmek orucu bozmaz. Ancak ağza kontrolsüz su kaçırmamak ve yutmamak şartıyla. Peygamberimiz oruçluyken gusül almış, yıkanmıştır.

    9. Oruçlu iken uykusunda
    ihtilâm olan veya cünüp
    olarak sabahlayan
    kişinin durumu nedir?
    Oruçlu iken ihtilâm hali yaşayan veya cünüp olarak sabahlayan kişi uyandığında gusül abdestini alır ve orucuna devam eder.

    10. Astım hastalarının
    ağızlarına püskürttükleri
    sprey orucu bozar mı?
    Astım hastalarının nefeslerini açmak için ağızlarına sıktıkları sprey orucu bozmaz. İzahı yukarıda bulunmaktadır.

    11. Parfüm ve kolonya
    orucu bozar mı?
    Parfüm ve kolonya Hanefî mezhebine göre; orucu bozmaz ve zarar vermez, Şâfîi mezhebine göre ise; haramdır, çünkü bu maddeler necis olarak belirlenmiştir. Kullanılmasına cevaz verilmez.

    12. Oruçlu kimse diş
    tedavisi yaptırabilir mi?
    Oruçluyken diş tedavisi yaptırmak; tedavi esnasında ağızda biriken kan ve suyun yutulmaması şartıyla orucu bozmaz.

    13. Diş fırçalamak orucu bozar mı?
    Oruçlu iken ağız ve diş temizliğinin diş fırçası ve diş macunu kullanarak yapılması oruca zarar vermez.

    14. Sakız çiğnemek
    orucu bozar mı?
    Önceden çiğnenmiş, şekersiz, tatsız bir sakızın çiğnenmesi orucu bozmamakla beraber yutulma tehlikesi bulunduğundan mekruh sayılmıştır.

    15. Kan aldırmak
    orucu bozar mı?
    Esasta kan aldırmak orucu bozmamakla birlikte, oruçlunun direncini düşürdüğü ve güçsüz düşürdüğü için mekruh görülmüştür.

    16. Kusmakla oruç bozulur mu?
    Mide içindeki gıdanın kendiliğinden dışarı atılması, yani kusma irade dışı gerçekleştiğinde oruç bozulmaz.

    17. Makyaj yapmak veya
    yaptırmakla oruç bozulur mu?
    Oruçluyken makyaj yapmak orucu bozmaz.

    18. Uçakla seyahat eden
    oruçlu şahıs iftarını nasıl yapar?
    Uçmakta olan oruçlu şahıs, üzerinden geçmekte oldukları ülkede iftar vakti girdi ise, bu duruma itibar ederek orucunu açar.

    19. Orucu bozan
    şeyler nelerdir?
    Hanefî mezhebine göre orucu bozan şeyler; hata ile bir şey yemek, içmek, bir şey yutmak (yüzerken su yutmak, tadına bakarken yemeği yemek, gusül veya abdest alırken su içmek, ağza giren karı, yağmur suyunu yutmak…gibi). Hayız (regl) görmek, doğum yapmak, bayılmak, delirmek, kendini isteyerek ağız dolusu kusturmak (ağız dolusu olmazsa bir şey olmaz), fitil takmak, imsak girdiği halde hata ile yiyip içmeye devam etmek orucu bozar.

    20. Orucu bozmayan
    güncel şeyler nelerdir?
    Tırnak, saç, sakal kesmek. Vücut temizliği yapmak, saç boyamak, oje sürmek, göze sürme çekmek, yüze makyaj yapmak, çiçek, esans, misk koklamak, öpmek, gülmek, şakalaşmak, bağırmak, ağlamak, biriktirilmemiş tükürüğü yutmak, diş fırçalamak, göze ilaç damlatmak, lens takmak, takma dişleri ağza yerleştirmek, diş eti kanamasının tadını ağızda hissetmek, öksürükle ağza gelen balgamı yutmak, geğirtiyle boğaza gelen mide suyunun geri yutulması, burundaki sümüğü genizden çekip yutmak, sahurdan dişler arasında kalmış nohuttan küçük gıda artığını yutmak, eşini uğurlarken sarılmak, öpmek, çocuklara sarılıp öpmek, onlarla oynamak, dedikodu yapmak-yalan söylemek (fakat günah işlenmiş olur), serinlemek için eli, yüzü yıkamak veya duş almak, bakarken veya düşünürken boşalma yaşamak orucu bozmaz.

    21. Dudağa sürülen
    ruj orucu bozar mı?
    Oruçluyken dudağa sürülen ruj orucu bozmamakla beraber rujun emilmesi, tadına varılması mekruhtur. Orucun anlam ve gayesi göz önünde tutulduğunda oruçluyken ruj sürmemek orucun sıhhati açısından yerinde bir harekettir.

    22. İnsanın eşiyle öpüşmesi,
    kucaklaşması orucu bozar mı?
    Esas itibari ile insanın eşiyle öpüşmesi orucu bozmaz. Fıkıh ve ilmihal kitaplarında; biraz ileri gidildiği takdirde orucun bozulmasına sebep olabilecek şeyler mekruh sayılmıştır. Bu açıdan bakıldığında kendilerinden emin olmayan eşlerin bir birleriyle şakalaşması, öpüşmesi mekruh sayılmıştır.

    23. Oruç fidyesi nedir? Kimler
    fidye verir? Fidye ne kadardır?
    Ağır bir hastalığa yakalanan ve iyileşme umudu olmayan hastalar ve oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar tutamadıkları oruçlarının kâzasını hiçbir zaman yapamayacaklardır. Bu durumda onlar tutamadıkları oruçların borcundan kurtulmak için kurtuluş bedelini, yani fidyesini verirler. Fidye, “her bir oruç için bir fakiri doyuracak” şeklinde verilir. Fidyenin miktarının alt çizgisi budur. Fidyenin, kişinin mutfak harcaması göz önünde tutularak belirlenmesinde de hayır vardır.

    24. Ramazan orucunu tutamayacak hastanın fidyelerini Ramazan ayı
    çıkmadan vermek doğru mu?
    Oruç fidyesi, oruç tutamadıkça verilir. Geleceğe yönelik borç ödeme olmaz. Çünkü gün yaşanmadıkça, oruç borcu meydana gelmedikçe fidye verilmez.

    25. Oruçluya mekruh
    haller nelerdir?
    Tükürüğünü ağızda biriktirip yutmak, zorunlu olmadığı halde bir şeyin tadına bakmak, ağza alıp çiğnemek, zayıf düşecek şekilde kan vermek, ağır işlere girişerek vücudu yormak, uykusuz bırakmak.

    26. Farz olmasının şartları nelerdir?
    Farz olması için öncelikle Müslüman olmak gerekir. İkinci olarak ergenlik çağına girmiş ve akıllı durumda olmalı ve üçüncü olarak oruç tutmaya gücü yetmelidir.

    27. Hasta oruçlarını tutamadan
    ölse, oruç fidyelerini eşi veya
    çocukları onun yerine verebilir mi?
    Ölünün arkasından oruç borçlarının fidyesi yakınları tarafından verilmesi câizdir. Vefat edenin günahlarının affına yakınlarının yardımcı olması beğenilen, övülen (mendup) bir davranıştır.

    28. Oruç fidyesi bir yoksula mı, yoksa birkaç yoksula
    mı verilir?
    Tutulamayan oruçların fidyeleri bir yoksula verilebileceği gibi bir çok yoksula da pay edilebilir.

    29. Orucun sıhhat
    şartları nelerdir?
    Tutulan orucun geçerli olabilmesi için öncelikle niyet getirilmiş olması, daha sonra orucu bozan hallerden kesinlikle uzak durmak gerekir. Ayrıca bayanların regl ve loğusa hallerinden çıkmış olmaları gerekmektedir.

    30. Ramazan orucuna
    her gün niyet şart mı?
    Oruç bir ibadettir. İbadeti âdetten ayırt etmek için başlamadan evvel niyet şarttır. Tutmak istenilen oruca kalben olsun niyet etmek yeterlidir. Fakat niyetin dille ifade edilmesi takdir gören bir davranıştır. Oruç için sahura kalkmak da niyet sayılır. Ramazan’ın her günü için ayrı ayrı niyet etmek; fakihlerin çoğunluğuna göre şarttır. Çünkü her bir günün orucu kendi başına bir ibadettir.

    31. Orucun niyet vakti ne zaman başlar, ne zaman biter?
    İçinde bulunulan gün bitmeden, yani güneş batmadan ertesi gün tutulacak oruç için niyet edilemez. Ramazan orucunun kazâsı, başlanılmış bir nafile orucun kazâsı, bütün kefâret oruçları ve zamanı belirlenmemiş (mutlak) adak oruçlarının niyet zamanı; gecenin başlaması ile bitimine kadardır.
    Ramazan orucu, zamanı belirlenmiş adak orucu, bütün nâfile oruçlar ki bunlar belli bir zamana bağlı olan oruçlardır. Bu oruçların niyeti; akşam güneşinin batışından itibaren ertesi günün yarısından (öğleden) öncesine yani istivâ zamanından önceye kadar; ‘hiçbir şey yememiş olma şartıyla’ yapılabilir. Daha sonraya kalan niyet geçerli değildir.

    32. Bir oruca, “hem
    kefârete hem de nâfileye”
    diye niyet edilebilir mi?
    Her oruca bir niyetle
    başlanması şarttır.

    33. Kefâret orucu olan bir
    bayan regl (ay başı kanaması) durumundan ötürü nasıl
    peş peşe oruç tutabilir?
    Kefâret orucu olan bayan oruçlarına başlar, regl olana dek oruca devam eder. Söz konusu döneme girdiğinde orucuna ara verir ve bitene kadar bekler. Daha sonra gusül alıp bıraktığı yerden oruçlarına devam eder.

    34. Namaz
    kılmayanın
    tuttuğu oruç kabul edilir mi?
    Her ibadet kendi başına değerlendirilir. Yani namaz kılmayanın tuttuğu oruç kabul olmaz diye bir şey söylenemez. Namaz kılmayan bir kişi orucun kurallarına uyduğu müddetçe oruçları geçerli olup oruç mükellefiyetini yerine getirmiş olur ve oruç sevabını da hak eder. Bununla birlikte oruçlu olarak kılınan namazların sevabı da çok büyüktür.

    36. Oruçlu iken arkadan
    veya önden fitil koymak
    orucu bozar mı?
    Oruçlu iken arkadan fitil kullanmak orucu bozar. Bundan dolayı sadece kazâ gerekir, kefâret gerekmez.
    Kadının cinsel organına ilaç veya benzeri herhangi bir şeyin akıtılması veya doktora muayene olması orucunu bozar. Kazâ gerekir.
    Erkeğin cinsel organının içine akıtılan ilaç Hanefîlere göre orucu bozmaz; Şafiilere göre ise bozar.

    36. Düşük yapan
    kadının orucu bozulur mu?
    Düşük yapan bir kadının yaptığı düşüğün saç, tırnak gibi bazı uzuvları belirgin hale gelmişse bu kadın, yaptığı bu düşükle loğusa sayılır ve orucu da bozulur.

    37. Oruçlu iken buruna, göze damlatılan ilaç orucu bozar mı?
    Burna akıtılan ilaçla oruç bozulur. Bu durumda oruçlu o günkü orucuna devam eder. Ramazan’dan sonra bir gün kaza eder. Göze damlatılan ise -eseri boğazda hissedilse bile- orucu bozmaz.

    38. Oruç tutmanın yasak
    olduğu günler nelerdir?
    Ramazan bayramının birinci günü, kurban bayramının dört günü oruç tutulmaz, câiz değildir. Tahrîmen mekruhtur. Bayram günü yakınlarımızla bayramlaşmak, yiyip içmek, sevinçlere ortak olmak gereklidir. Bu günlerde oruç tutulacak olsa günah işlemiş olmakla beraber oruç geçerlidir. Bu oruç bozulacak olsa kazâ ve kefâret gerekmez. Çünkü câiz olmayan bir görev yüklenilmiştir.

    39. Alkollü iken oruç
    tutulabilir mi?
    Alkol alarak sarhoş olmuş kişiler namaz kılamaz, oruç tutamazlar. Ancak alkolün tesiri bitip bilincine kavuştuğunda oruç tutabilir. Çünkü ibadetlerde bilinçli yani aklı başında olmak şarttır.

    40. Oruçlu iken ağrıyan dişe
    ilaç koymak orucu bozar mı?
    Ağrıyan dişin sancısını kesmek için dişe damlatılan veya koyulan ilaç, yutulmadıkça orucu bozmaz.

    41. Oruçlu tiryakinin sigara dumanını soluması veya dumanın boğazına kaçması orucunu bozar mı?
    Sigara dumanının havaya karışmış halini teneffüs etmek orucu bozmaz. Çünkü insan hava almak zorundadır. Teneffüs olayı yeme, içme ile ilgili değildir. Fakat bilerek, isteyerek sigaranın tütmekte olan dumanını, buhurdanlığın dumanını içine çekmek, duman üzerinde nefes almak orucu bozar.

    42. Oruçluya mekruh olan
    ve olmayanlar nelerdir?
    Orucun bozulmasına sebep olacak davranışlar ile orucun anlam ve gayesine ters düşen, yakışmayan şeyler dinen mekruh sayılmıştır. Örneğin, bir şeyi tatmak, çiğnemek; o şeyi yutma riski taşıdığından oruçluya mekruhtur. Fakat pişirdiği yemekten sorumlu olan kişi, yemeğin tadına bakması gerektiğinde bakar ve ağzını çalkalar.
    Eşlerin öpüşmesi; oruca zarar vermemekle beraber ileri bir davranışa yol açabilirliğinden dolayı mekruhtur.
    Diş temizliği için diş fırçalamak veya misvaklamak mekruh olmamakla beraber bu harekette aşırılığa gitmek mekruhtur.

    43. Geçici hastalığın, hayızın (regl), loğusalığın sebep olduğu kazâ oruçlarının fidyesi verilir mi?
    Bu oruçların fidyesini vermek gerekmez. Kişi iyileştiğinde, yani oruç tutacak duruma geldiğinde Ramazan ayı dışında kazâ oruçlarını istediği günlerde tutar.

    44. Sigara içmek, morfin
    yapmak orucu bozar mı?
    Sigara, nargile gibi keyf veren tütün kökenli dumanlı maddeler ile tiryakilik gereği alınan tüm maddeler (morfin gibi) oruç yasakları kapsamina girmektedir. Oruçlu iken bu tür maddelerden bir tanesi kullanıldığında oruç bozulur.

    45. Oruçlu kimsenin yapması
    uygun olan şeyler nelerdir?
    Oruçlu kişinin, dilini gereksiz sözlerden, kötü-çirkin kelimelerden koruması, gözlerini ve ellerini helâl olmayan şeylerden çekmesi, her zamankinden daha fazla kibar ve nazik olmaya çalşması, vaktini ilim yaparak, Kur’an okuyarak, dua, salâvat, zikir ve insanların faydalanacağı işlerle doldurarak geçirmesi, yardıma muhtaçlara maddî ve mânevî yardımlarda bulunması, temizlenmesi gerektiğinde oyalanmaması, iftar yemeğinde aceleci olması, yoksul oruçlulara kolaylıklar sağlaması, şefkat ve merhametinin sınırlarını genişletmesi kendisi için müstehaptır. Yani bu şekilde hareket ettiğinde oruçlarının sevabı gayreti ölçüsünde katlanarak artar.

    DR. JALE ŞİMŞEK











  10. 12.Eylül.2007, 21:12
    5
    Devamlı Üye
    Oruçla ilgili merak ettiğiniz sorulara cevaplar


    Oruç kimlere farzdır?
    Namaz mükellefiyeti (yükümlülüğü) için geçerli olan şartlar oruç için de geçerlidir. Yani oruç mükellefiyeti için; Müslüman olmak, ergenlik (bulûğ) çağına girmiş olmak ve akıllı (aklî olgunluk düzeyi) olmak, oruç tutmaya güç yetirecek durumda olmak gerekmektedir.
    Ergenlik çağına gelmemiş olan çocukların oruç tutmaları şart olmamakla beraber bedenî durumları göz önüne alınmak şartıyla oruca alıştırmak ve ısındırmak amacıyla ara ara oruç tutmalarını istemek uygundur. Hasta ve yolcu olan kişiler isterlerse oruç tutmayabilirler. Fakat hastalık ve yolculuk durumları bittikten sonra tutmadıkları oruçlarını Ramazan ayı dışında kazâ ederler. Gebe ve emzikli (süt veren) kadınların durumu da böyledir.

    Kimler tutmayabilir?
    Bazı durumlarda Ramazan ayı orucunu tutmamaya müsaade edilmiştir. Bu durumlar şunlardır:

    1- Seferî (yolcu) olmak,
    2- Hasta olmak (doktorun; ‘oruç tutamazsın’ dediği haller),
    3- Gebe ve emzikli olmak,
    4- Yaşlanmış olmak,
    5- İleri derecede açlık ve susuzluk,
    6- Zor ve meşakkatli işlerde çalışmak.

    “Mesleği gereği sürekli olarak yolcu olan kişi oruç tutmayabilir mi?” diye sorulacak olsa cevabı şudur: Böyle bir işi olan kişinin öncelikle sağlığı açısından bir sıkıntı ve zarar görmeyecekse oruç tutması daha faziletli görülmüştür. Sıkıntı ve zarar söz konusu olduğunda oruç tutmaz ve tutmadığı oruçların fidyesini verir.

    1. Oruca ne zaman niyet edilir?
    Hanefîlere göre; Ramazan orucu, nâfile oruçlar ve vakti belirtilmiş adak oruçlarının niyet etme vakti gün batımından başlayıp ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle namazı vaktinin girmesinden az önceki vakte kadar devam eder. Öğle namazı vakti girdikten sonra artık hiçbir oruca niyet edilemez.
    Şâfîlere göre; Ramazan orucu, kazâ orucu ve adak orucuna geceden niyet etmek şarttır. Fakat nâfile oruca zevalden önceye kadar niyetlenmek câizdir.

    2. Orucu bozan şeyler nelerdir?
    Orucun anlamı ve temel unsuru; yemekten, içmekten ve cinsel ilişkilerden, zevklerden uzak durarak, insan nefsinin bunlardan mahrum bırakılmasıdır. Bunun ihlali orucu bozar.

    3. Sadece kazâyı gerektiren
    şeyler nelerdir?
    Beslenme anlamı ve amacı taşımayan ve yenilip içilmesi alışılmış olmayan, yani insan tabiatının eğilim göstermediği şeylerin yenilip içilmesinden oruç bozulur, fakat bu oruç için sadece kazâ gerekir. Örneğin; çiğ pirinç, hamur, un, ham meyve yemek, kabuklu fındık, ceviz… gibi şeyleri yutmak orucu bozmakla beraber kefâret gerektirmez. Ağza giren yağmur, dolu, karı isteyerek yutmak da orucu bozar, fakat kefâret gerekmez. Kusma, kasıtlı olarak meydana gelir ve ağız dolusu olursa orucu bozar, sadece kazası yapılır, kefâret gerekmez. Kasıtsız kusmalar orucu bozmaz. Kişi oruçlu olduğunun bilincinde olduğu halde abdest suyundan yanlışlıkla içse, denizde yüzerken su yutsa, banyo yaparken ağzına aldığı suyu yutsa orucu bozulur, kazâsı gereklidir.
    Sahura kalkmış kişi, imsak vaktinden habersiz yeyip içerken vaktin geçtiğini öğrense orucu bozulur ve o günkü orucu kazâ etmesi gerekir, kefâret gerekmez. Unutarak yiyip içtikten sonra orucunun bozulduğunu zannedip yiyip içmeye devam edildiği veya cinsel ilişkide bulunulduğunda oruç bozulur, kazâsı gereklidir.
    Gece niyetlenmeyi unutup gündüz niyetlendikten sonra, bu niyetin geçerli olmadığına kanaat getirip yiyip içmek, cinsel ilişkide bulunmak orucu bozar, kazâ gerekir, kefâret gerekmez. Oruçlu bayanın regl (aybaşı) kanaması başlasa orucu bozulur, kazâsı gereklidir.
    Aniden sancılanan, dayanılmaz ağrılar içinde kalan oruçlu kişi; sağlığı için gerekli ilaçları içerek orucu bozar. Bu orucun kazâsı gereklidir, kefâret gerekmez.
    Bayılma ve delirme hali orucu bozar. Fakat bu durumlar mükellefiyetin ön şartı olan ‘bilinci’ ortadan kaldırdığından bilinçsiz günlerin orucu, dolayısıyla kazâsı da yoktur.

    4. Kazâ ve kefâret
    gerektiren durumlar nelerdir?
    Orucu bozup hem kazâ hem de kefâreti gerektiren hallerin başında; Ramazan günü oruçlu veya farz bir oruca niyetli iken yapılan cinsel ilişkidir. Bu konuda bütün fıkıh mezhepleri görüş birliğine varmışlardır.
    Bir şey yiyip içmenin kefareti konusu mezhepler arasında tartışmalı olmakla beraber Hanefî mezhebi; bilerek isteyerek bir şey yeyip içmeyle bozulan oruç için kazâ ve kefâretin gerektiğini söyler.
    Örneğin; kişi tam bir şey yiyor, içiyorken imsak vaktinin girdiğini anlasa hemen yemeyi ve içmeyi kesmelidir. Bile bile devam edecek olsa, Hanefî imamlara göre bu durum kazâ ve kefâreti gerektirir. Ayrıca iftar vaktinin girdiğini zannedip orucunu açan kişi için de kazâ ve kefâret gerekir. Şâfîi mezhebine göre ise; sadece kazâ gerekir.

    5. Orucu mazeretsiz olarak
    kasten bozmanın kefâreti nedir?
    Bir mazeret olmaksızın bilerek, isteyerek yeme, içme veya cinsel birleşmeyle oruç bozmak dinen bir hata olup telâfisi için Hanefî mezhebine göre; peş peşe 60+1 (2 Kamerî ay+1 gün) gün oruç tutmak zorunluluğu vardır. Yani bir sebep olmaksızın niyetlenilmiş (başlanmış) farz bir orucu bozmanın cezası ara vermeden iki ay oruç tutmaktır. Ayrıca bozulan oruç için de kazâsı (bir gün) ilâve edilir, böylece kefâret 61 güne tamamlanır. Kefâret borcu olan kişinin oruç tutmaya “gerçekten” gücü yetmezse; o vakit altmış fakiri doyurmalıdır. Doyurmak için yemek verebileceği gibi, kefâretini parasal olarak da ödeyebilir. Kefâretin parasal tutarı bir veya birkaç kişiye pay edilebilir. Önemli olan kefâret verilen kişilerin fakir, yoksul kişiler olmalarıdır.
    Şâfîi mezhebi; sadece bilerek cinsel ilişkiyle bozulan orucun kefâretini ister.

    6. Unutarak
    yemek-içmek
    orucu bozar mı?
    Unutarak bir şey yemek ve içmekle oruç bozulmaz. Peygamberimiz oruçlu olduğunu unutarak yiyip içenlerin oruca devam etmelerini, onları Allah’ın yedirip içirdiğini söylemiştir. Unutarak bir şey yiyen veya içen kişi oruçlu olduğunu hatırladığında hemen yemeyi keser ve orucuna devam eder.


    7. İğne ve serum orucu bozar mı?
    İğne veya damar yoluyla alınan ilaç, serum veya aşı vücudun içine akıtılmış olmaktadır. Bunlar beslenme sayılmamakla beraber vücudu güçlendirdikleri kesindir. Bu şekilde alınan ilâç Ebû Hanîfe’ye göre; orucu bozar ve kazâ gerektirmekle beraber kefâret gerektirmez.
    Buna mukabil olarak Ebû Yûsuf ve Muhammed’in; “derin yara üzerine sürülen merhemin orucu bozmayacağı” görüşünü esas alanlar, iğneyle vücuda ilâç zerk edildiğinde orucun bozulmayacağını söylemişlerdir. Eskiden fetvahâne ve daha sonra 1948 yılında Ezher Üniversitesi Fetva Komisyonu “vücudun tabii deliklerinin dışında vücuda giren bir şeyin orucu bozmayacağı” yönünde fetva vermiştir.
    Bu noktadan hareketle; astım ve nefes darlığı için ağza sıkılan sprey, zerrecikler halinde içeri girmekle beraber ilâcın akciğerden öte gitmediği ve mideye ulaşmadığı, gıda ve susuzluk gidermediği göz önünde tutulduğunda bunların orucu bozmayacağı ileri sürülmüştür.
    Hangi görüş ile ibadet edilirse edilsin, tercih, karar ve sorumluluk mükellefe aittir.

    8. Yıkanmak orucu bozar mı?
    Yıkanmak, duş almak, yüzmek orucu bozmaz. Ancak ağza kontrolsüz su kaçırmamak ve yutmamak şartıyla. Peygamberimiz oruçluyken gusül almış, yıkanmıştır.

    9. Oruçlu iken uykusunda
    ihtilâm olan veya cünüp
    olarak sabahlayan
    kişinin durumu nedir?
    Oruçlu iken ihtilâm hali yaşayan veya cünüp olarak sabahlayan kişi uyandığında gusül abdestini alır ve orucuna devam eder.

    10. Astım hastalarının
    ağızlarına püskürttükleri
    sprey orucu bozar mı?
    Astım hastalarının nefeslerini açmak için ağızlarına sıktıkları sprey orucu bozmaz. İzahı yukarıda bulunmaktadır.

    11. Parfüm ve kolonya
    orucu bozar mı?
    Parfüm ve kolonya Hanefî mezhebine göre; orucu bozmaz ve zarar vermez, Şâfîi mezhebine göre ise; haramdır, çünkü bu maddeler necis olarak belirlenmiştir. Kullanılmasına cevaz verilmez.

    12. Oruçlu kimse diş
    tedavisi yaptırabilir mi?
    Oruçluyken diş tedavisi yaptırmak; tedavi esnasında ağızda biriken kan ve suyun yutulmaması şartıyla orucu bozmaz.

    13. Diş fırçalamak orucu bozar mı?
    Oruçlu iken ağız ve diş temizliğinin diş fırçası ve diş macunu kullanarak yapılması oruca zarar vermez.

    14. Sakız çiğnemek
    orucu bozar mı?
    Önceden çiğnenmiş, şekersiz, tatsız bir sakızın çiğnenmesi orucu bozmamakla beraber yutulma tehlikesi bulunduğundan mekruh sayılmıştır.

    15. Kan aldırmak
    orucu bozar mı?
    Esasta kan aldırmak orucu bozmamakla birlikte, oruçlunun direncini düşürdüğü ve güçsüz düşürdüğü için mekruh görülmüştür.

    16. Kusmakla oruç bozulur mu?
    Mide içindeki gıdanın kendiliğinden dışarı atılması, yani kusma irade dışı gerçekleştiğinde oruç bozulmaz.

    17. Makyaj yapmak veya
    yaptırmakla oruç bozulur mu?
    Oruçluyken makyaj yapmak orucu bozmaz.

    18. Uçakla seyahat eden
    oruçlu şahıs iftarını nasıl yapar?
    Uçmakta olan oruçlu şahıs, üzerinden geçmekte oldukları ülkede iftar vakti girdi ise, bu duruma itibar ederek orucunu açar.

    19. Orucu bozan
    şeyler nelerdir?
    Hanefî mezhebine göre orucu bozan şeyler; hata ile bir şey yemek, içmek, bir şey yutmak (yüzerken su yutmak, tadına bakarken yemeği yemek, gusül veya abdest alırken su içmek, ağza giren karı, yağmur suyunu yutmak…gibi). Hayız (regl) görmek, doğum yapmak, bayılmak, delirmek, kendini isteyerek ağız dolusu kusturmak (ağız dolusu olmazsa bir şey olmaz), fitil takmak, imsak girdiği halde hata ile yiyip içmeye devam etmek orucu bozar.

    20. Orucu bozmayan
    güncel şeyler nelerdir?
    Tırnak, saç, sakal kesmek. Vücut temizliği yapmak, saç boyamak, oje sürmek, göze sürme çekmek, yüze makyaj yapmak, çiçek, esans, misk koklamak, öpmek, gülmek, şakalaşmak, bağırmak, ağlamak, biriktirilmemiş tükürüğü yutmak, diş fırçalamak, göze ilaç damlatmak, lens takmak, takma dişleri ağza yerleştirmek, diş eti kanamasının tadını ağızda hissetmek, öksürükle ağza gelen balgamı yutmak, geğirtiyle boğaza gelen mide suyunun geri yutulması, burundaki sümüğü genizden çekip yutmak, sahurdan dişler arasında kalmış nohuttan küçük gıda artığını yutmak, eşini uğurlarken sarılmak, öpmek, çocuklara sarılıp öpmek, onlarla oynamak, dedikodu yapmak-yalan söylemek (fakat günah işlenmiş olur), serinlemek için eli, yüzü yıkamak veya duş almak, bakarken veya düşünürken boşalma yaşamak orucu bozmaz.

    21. Dudağa sürülen
    ruj orucu bozar mı?
    Oruçluyken dudağa sürülen ruj orucu bozmamakla beraber rujun emilmesi, tadına varılması mekruhtur. Orucun anlam ve gayesi göz önünde tutulduğunda oruçluyken ruj sürmemek orucun sıhhati açısından yerinde bir harekettir.

    22. İnsanın eşiyle öpüşmesi,
    kucaklaşması orucu bozar mı?
    Esas itibari ile insanın eşiyle öpüşmesi orucu bozmaz. Fıkıh ve ilmihal kitaplarında; biraz ileri gidildiği takdirde orucun bozulmasına sebep olabilecek şeyler mekruh sayılmıştır. Bu açıdan bakıldığında kendilerinden emin olmayan eşlerin bir birleriyle şakalaşması, öpüşmesi mekruh sayılmıştır.

    23. Oruç fidyesi nedir? Kimler
    fidye verir? Fidye ne kadardır?
    Ağır bir hastalığa yakalanan ve iyileşme umudu olmayan hastalar ve oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar tutamadıkları oruçlarının kâzasını hiçbir zaman yapamayacaklardır. Bu durumda onlar tutamadıkları oruçların borcundan kurtulmak için kurtuluş bedelini, yani fidyesini verirler. Fidye, “her bir oruç için bir fakiri doyuracak” şeklinde verilir. Fidyenin miktarının alt çizgisi budur. Fidyenin, kişinin mutfak harcaması göz önünde tutularak belirlenmesinde de hayır vardır.

    24. Ramazan orucunu tutamayacak hastanın fidyelerini Ramazan ayı
    çıkmadan vermek doğru mu?
    Oruç fidyesi, oruç tutamadıkça verilir. Geleceğe yönelik borç ödeme olmaz. Çünkü gün yaşanmadıkça, oruç borcu meydana gelmedikçe fidye verilmez.

    25. Oruçluya mekruh
    haller nelerdir?
    Tükürüğünü ağızda biriktirip yutmak, zorunlu olmadığı halde bir şeyin tadına bakmak, ağza alıp çiğnemek, zayıf düşecek şekilde kan vermek, ağır işlere girişerek vücudu yormak, uykusuz bırakmak.

    26. Farz olmasının şartları nelerdir?
    Farz olması için öncelikle Müslüman olmak gerekir. İkinci olarak ergenlik çağına girmiş ve akıllı durumda olmalı ve üçüncü olarak oruç tutmaya gücü yetmelidir.

    27. Hasta oruçlarını tutamadan
    ölse, oruç fidyelerini eşi veya
    çocukları onun yerine verebilir mi?
    Ölünün arkasından oruç borçlarının fidyesi yakınları tarafından verilmesi câizdir. Vefat edenin günahlarının affına yakınlarının yardımcı olması beğenilen, övülen (mendup) bir davranıştır.

    28. Oruç fidyesi bir yoksula mı, yoksa birkaç yoksula
    mı verilir?
    Tutulamayan oruçların fidyeleri bir yoksula verilebileceği gibi bir çok yoksula da pay edilebilir.

    29. Orucun sıhhat
    şartları nelerdir?
    Tutulan orucun geçerli olabilmesi için öncelikle niyet getirilmiş olması, daha sonra orucu bozan hallerden kesinlikle uzak durmak gerekir. Ayrıca bayanların regl ve loğusa hallerinden çıkmış olmaları gerekmektedir.

    30. Ramazan orucuna
    her gün niyet şart mı?
    Oruç bir ibadettir. İbadeti âdetten ayırt etmek için başlamadan evvel niyet şarttır. Tutmak istenilen oruca kalben olsun niyet etmek yeterlidir. Fakat niyetin dille ifade edilmesi takdir gören bir davranıştır. Oruç için sahura kalkmak da niyet sayılır. Ramazan’ın her günü için ayrı ayrı niyet etmek; fakihlerin çoğunluğuna göre şarttır. Çünkü her bir günün orucu kendi başına bir ibadettir.

    31. Orucun niyet vakti ne zaman başlar, ne zaman biter?
    İçinde bulunulan gün bitmeden, yani güneş batmadan ertesi gün tutulacak oruç için niyet edilemez. Ramazan orucunun kazâsı, başlanılmış bir nafile orucun kazâsı, bütün kefâret oruçları ve zamanı belirlenmemiş (mutlak) adak oruçlarının niyet zamanı; gecenin başlaması ile bitimine kadardır.
    Ramazan orucu, zamanı belirlenmiş adak orucu, bütün nâfile oruçlar ki bunlar belli bir zamana bağlı olan oruçlardır. Bu oruçların niyeti; akşam güneşinin batışından itibaren ertesi günün yarısından (öğleden) öncesine yani istivâ zamanından önceye kadar; ‘hiçbir şey yememiş olma şartıyla’ yapılabilir. Daha sonraya kalan niyet geçerli değildir.

    32. Bir oruca, “hem
    kefârete hem de nâfileye”
    diye niyet edilebilir mi?
    Her oruca bir niyetle
    başlanması şarttır.

    33. Kefâret orucu olan bir
    bayan regl (ay başı kanaması) durumundan ötürü nasıl
    peş peşe oruç tutabilir?
    Kefâret orucu olan bayan oruçlarına başlar, regl olana dek oruca devam eder. Söz konusu döneme girdiğinde orucuna ara verir ve bitene kadar bekler. Daha sonra gusül alıp bıraktığı yerden oruçlarına devam eder.

    34. Namaz
    kılmayanın
    tuttuğu oruç kabul edilir mi?
    Her ibadet kendi başına değerlendirilir. Yani namaz kılmayanın tuttuğu oruç kabul olmaz diye bir şey söylenemez. Namaz kılmayan bir kişi orucun kurallarına uyduğu müddetçe oruçları geçerli olup oruç mükellefiyetini yerine getirmiş olur ve oruç sevabını da hak eder. Bununla birlikte oruçlu olarak kılınan namazların sevabı da çok büyüktür.

    36. Oruçlu iken arkadan
    veya önden fitil koymak
    orucu bozar mı?
    Oruçlu iken arkadan fitil kullanmak orucu bozar. Bundan dolayı sadece kazâ gerekir, kefâret gerekmez.
    Kadının cinsel organına ilaç veya benzeri herhangi bir şeyin akıtılması veya doktora muayene olması orucunu bozar. Kazâ gerekir.
    Erkeğin cinsel organının içine akıtılan ilaç Hanefîlere göre orucu bozmaz; Şafiilere göre ise bozar.

    36. Düşük yapan
    kadının orucu bozulur mu?
    Düşük yapan bir kadının yaptığı düşüğün saç, tırnak gibi bazı uzuvları belirgin hale gelmişse bu kadın, yaptığı bu düşükle loğusa sayılır ve orucu da bozulur.

    37. Oruçlu iken buruna, göze damlatılan ilaç orucu bozar mı?
    Burna akıtılan ilaçla oruç bozulur. Bu durumda oruçlu o günkü orucuna devam eder. Ramazan’dan sonra bir gün kaza eder. Göze damlatılan ise -eseri boğazda hissedilse bile- orucu bozmaz.

    38. Oruç tutmanın yasak
    olduğu günler nelerdir?
    Ramazan bayramının birinci günü, kurban bayramının dört günü oruç tutulmaz, câiz değildir. Tahrîmen mekruhtur. Bayram günü yakınlarımızla bayramlaşmak, yiyip içmek, sevinçlere ortak olmak gereklidir. Bu günlerde oruç tutulacak olsa günah işlemiş olmakla beraber oruç geçerlidir. Bu oruç bozulacak olsa kazâ ve kefâret gerekmez. Çünkü câiz olmayan bir görev yüklenilmiştir.

    39. Alkollü iken oruç
    tutulabilir mi?
    Alkol alarak sarhoş olmuş kişiler namaz kılamaz, oruç tutamazlar. Ancak alkolün tesiri bitip bilincine kavuştuğunda oruç tutabilir. Çünkü ibadetlerde bilinçli yani aklı başında olmak şarttır.

    40. Oruçlu iken ağrıyan dişe
    ilaç koymak orucu bozar mı?
    Ağrıyan dişin sancısını kesmek için dişe damlatılan veya koyulan ilaç, yutulmadıkça orucu bozmaz.

    41. Oruçlu tiryakinin sigara dumanını soluması veya dumanın boğazına kaçması orucunu bozar mı?
    Sigara dumanının havaya karışmış halini teneffüs etmek orucu bozmaz. Çünkü insan hava almak zorundadır. Teneffüs olayı yeme, içme ile ilgili değildir. Fakat bilerek, isteyerek sigaranın tütmekte olan dumanını, buhurdanlığın dumanını içine çekmek, duman üzerinde nefes almak orucu bozar.

    42. Oruçluya mekruh olan
    ve olmayanlar nelerdir?
    Orucun bozulmasına sebep olacak davranışlar ile orucun anlam ve gayesine ters düşen, yakışmayan şeyler dinen mekruh sayılmıştır. Örneğin, bir şeyi tatmak, çiğnemek; o şeyi yutma riski taşıdığından oruçluya mekruhtur. Fakat pişirdiği yemekten sorumlu olan kişi, yemeğin tadına bakması gerektiğinde bakar ve ağzını çalkalar.
    Eşlerin öpüşmesi; oruca zarar vermemekle beraber ileri bir davranışa yol açabilirliğinden dolayı mekruhtur.
    Diş temizliği için diş fırçalamak veya misvaklamak mekruh olmamakla beraber bu harekette aşırılığa gitmek mekruhtur.

    43. Geçici hastalığın, hayızın (regl), loğusalığın sebep olduğu kazâ oruçlarının fidyesi verilir mi?
    Bu oruçların fidyesini vermek gerekmez. Kişi iyileştiğinde, yani oruç tutacak duruma geldiğinde Ramazan ayı dışında kazâ oruçlarını istediği günlerde tutar.

    44. Sigara içmek, morfin
    yapmak orucu bozar mı?
    Sigara, nargile gibi keyf veren tütün kökenli dumanlı maddeler ile tiryakilik gereği alınan tüm maddeler (morfin gibi) oruç yasakları kapsamina girmektedir. Oruçlu iken bu tür maddelerden bir tanesi kullanıldığında oruç bozulur.

    45. Oruçlu kimsenin yapması
    uygun olan şeyler nelerdir?
    Oruçlu kişinin, dilini gereksiz sözlerden, kötü-çirkin kelimelerden koruması, gözlerini ve ellerini helâl olmayan şeylerden çekmesi, her zamankinden daha fazla kibar ve nazik olmaya çalşması, vaktini ilim yaparak, Kur’an okuyarak, dua, salâvat, zikir ve insanların faydalanacağı işlerle doldurarak geçirmesi, yardıma muhtaçlara maddî ve mânevî yardımlarda bulunması, temizlenmesi gerektiğinde oyalanmaması, iftar yemeğinde aceleci olması, yoksul oruçlulara kolaylıklar sağlaması, şefkat ve merhametinin sınırlarını genişletmesi kendisi için müstehaptır. Yani bu şekilde hareket ettiğinde oruçlarının sevabı gayreti ölçüsünde katlanarak artar.

    DR. JALE ŞİMŞEK










  11. 06.Eylül.2008, 00:19
    6
    Hesna
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2008
    Üye No: 9589
    Mesaj Sayısı: 739
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: istanbul

    --->: Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

    oruç tutan kişilerde kan şekeri düştüğü için sinirli, gergin ve sabırsız olma gibi duygusal değişiklikler oluyor,
    nasıl kaçınacaz bunlardan?


  12. 06.Eylül.2008, 00:19
    6
    Kıdemli Üye
    oruç tutan kişilerde kan şekeri düştüğü için sinirli, gergin ve sabırsız olma gibi duygusal değişiklikler oluyor,
    nasıl kaçınacaz bunlardan?

  13. 06.Eylül.2008, 00:29
    7
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,996
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

    Hesna Nickli Üyeden Alıntı
    oruç tutan kişilerde kan şekeri düştüğü için sinirli, gergin ve sabırsız olma gibi duygusal değişiklikler oluyor,
    nasıl kaçınacaz bunlardan?
    http://www.mumsema.com/oruc-ile-ilgi...tml#post214533


  14. 06.Eylül.2008, 00:29
    7
    Moderatör
    Hesna Nickli Üyeden Alıntı
    oruç tutan kişilerde kan şekeri düştüğü için sinirli, gergin ve sabırsız olma gibi duygusal değişiklikler oluyor,
    nasıl kaçınacaz bunlardan?
    http://www.mumsema.com/oruc-ile-ilgi...tml#post214533

  15. 07.Ağustos.2010, 09:22
    8
    Sedanur
    Sedanur

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mart.2008
    Üye No: 12019
    Mesaj Sayısı: 1,529
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21

    --->: Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

    Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

    Allah cc razı olsun....



  16. 07.Ağustos.2010, 09:22
    8
    Sedanur
    Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

    Allah cc razı olsun....


  17. 19.Aralık.2011, 18:47
    9
    Misafir

    Cevap: Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

    Allah Razı Olsun
    Ramazan hakkında Sorular ve Cevaplar


  18. 19.Aralık.2011, 18:47
    9
    Degerli Jockq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Degerli Jockq
    Misafir
    Allah Razı Olsun
    Ramazan hakkında Sorular ve Cevaplar

  19. 01.Temmuz.2015, 23:52
    10
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Ramazanla ilgili Sorular ve Cevaplar

    Alkollü iken oruç tutulabilir mi?

    Alkol alarak sarhoş olmuş kişiler namaz kılamadığı gibi oruç da tutamazlar. Bu durumda önceden başlanmış olan bir oruç da bozulur, biter. Çünkü baygın, sarhoş, deli gibi durumlar oruç ibadetinin sıhhat şartlarından olan akıllı olmak gereğini ortadan kaldıran hallerdir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 151, Zaman Yay.)


  20. 01.Temmuz.2015, 23:52
    10
    Üye
    Alkollü iken oruç tutulabilir mi?

    Alkol alarak sarhoş olmuş kişiler namaz kılamadığı gibi oruç da tutamazlar. Bu durumda önceden başlanmış olan bir oruç da bozulur, biter. Çünkü baygın, sarhoş, deli gibi durumlar oruç ibadetinin sıhhat şartlarından olan akıllı olmak gereğini ortadan kaldıran hallerdir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 151, Zaman Yay.)