+ Yorum Gönder
Namazlar ve Peygamberimiz ve Sahabelerde Namaz Kategorisinden Namazda Vurulmak Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. İnşirah
    Devamlı Üye
    Reklam

    Namazda Vurulmak

    Reklam





    Namazda Vurulmak Mumsema Rasul-i Ekrem s.a.v.'in de hazır bulunduğu 'Zâtü'r-Rika' gazvesindeki bir çarpışmada, müslümanlardan biri müşrik bir adamın muharebe yerinde bulunan karısını öldürmüştü. Kadının kocası da misilleme olarak mutlaka bir müslüman öldürmeye yemin etmişti. Rasulullah s.a.v. ve arkadaşlarının peşinden onları izlemeye başladı. Allah Rasulü akşam üstü bir yerde konaklama hazırlığı yaptı ve yanındakilere sordu:
    - Bu gece istirahatimizde bize kim bekçilik yapacak?
    Muhacir ve Ensar'dan iki adam cevap verdiler:
    - Ya Rasulallah, biz sizler için nöbet tutarız.
    - Öyleyse şu vadinin giriş kısmında bekleyin.
    Bu iki gönüllü, Ammar b. Yâsir ile Abbâd b. Bişr idiler. Gece nöbetine duracakları sırada Ensar'dan olan Abbâd, Muhâcirler'den olan Ammar'a:
    - Gecenin hangi bölümünde nöbette olmamı istersin? diye sordu. O da:
    - Gecenini ilk bölümünde benim yerime sen bakıver, dedi.
    Bu karardan sonra Muhacir, kendi nöbeti gelinceye kadar arkadaşının yanına uzanıverdi. Nöbetteki Ensar da, vaktin değerlendirmek için gece namazına durdu.

    Meğer karısı öldürülen müşrik herif de, o sırada yakınlardaydı. Namazda duran adamı farketti ve onun nöbette olduğunu anladı. Bir ok atıp sapladı ve atmaya devam etti. Nöbetçi sahabi üçüncü okla ağır yaralanmıştı. Derhal rükû ve secdeleri yapıp namazının tamamladı ve arkadaşını uyardı:
    - Kalk artık kalk! Ben yaralandım arkadaş, hareketten kesildim!..
    Arkadaşı yerinden fırlayınca, okçu müşrik de korkup uzaklaştı. Yaralı arkadaşının durumunu gören Muhacir hayretle sordu:
    - Fesubhanallah! Sana ilk ok atılanca beni uyandırsaydın ya!
    - Okumakta olduğum bir surenin ortalarında idim. Onu kesmek istemedim. Eğer Rasulullah'ın bize verdiği nöbetçiliğe zarar gelmeyecek olsaydı, canım çıkasıya okuduğum sureyi kesmezdim.





  2. İnşirah
    Devamlı Üye

    Namazda Vurulmak


    Reklam


    Rasul-i Ekrem s.a.v.’in de hazır bulunduğu “Zâtü’r-Rika” gazvesindeki bir çarpışmada, müslümanlardan biri müşrik bir adamın muharebe yerinde bulunan karısını öldürmüştü. Kadının kocası da misilleme olarak mutlaka bir müslüman öldürmeye yemin etmişti. Rasulullah s.a.v. ve arkadaşlarının peşinden onları izlemeye başladı. Allah Rasulü akşam üstü bir yerde konaklama hazırlığı yaptı ve yanındakilere sordu:
    - Bu gece istirahatimizde bize kim bekçilik yapacak?

    Muhacir ve Ensar’dan iki adam cevap verdiler:

    - Ya Rasulallah, biz sizler için nöbet tutarız.

    - Öyleyse şu vadinin giriş kısmında bekleyin.

    Bu iki gönüllü, Ammar b. Yâsir ile Abbâd b. Bişr idiler. Gece nöbetine duracakları sırada Ensar’dan olan Abbâd, Muhâcirler’den olan Ammar’a:

    - Gecenin hangi bölümünde nöbette olmamı istersin? diye sordu. O da:

    - Gecenini ilk bölümünde benim yerime sen bakıver, dedi.

    Bu karardan sonra Muhacir, kendi nöbeti gelinceye kadar arkadaşının yanına uzanıverdi. Nöbetteki Ensar da, vaktin değerlendirmek için gece namazına durdu.

    Meğer karısı öldürülen müşrik de, o sırada yakınlardaydı. Namazda duran adamı farketti ve onun nöbette olduğunu anladı. Bir ok atıp sapladı ve atmaya devam etti. Nöbetçi sahabi üçüncü okla ağır yaralanmıştı. Derhal rükû ve secdeleri yapıp namazının tamamladı ve arkadaşını uyardı:

    - Kalk artık kalk! Ben yaralandım arkadaş, hareketten kesildim!..

    Arkadaşı yerinden fırlayınca, okçu müşrik de korkup uzaklaştı. Yaralı arkadaşının durumunu gören Muhacir hayretle sordu:

    - Fesubhanallah! Sana ilk ok atılanca beni uyandırsaydın ya!

    - Okumakta olduğum bir surenin ortalarında idim. Onu kesmek istemedim. Eğer Rasulullah’ın bize verdiği nöbetçiliğe zarar gelmeyecek olsaydı, canım çıkasıya okuduğum sureyi kesmezdim.

    el-Bidâye ve’n-Nihâye, 4/466-67; el-Kâmil fi’t-Tarih, 2/175.

  3. mumsema
    Administrator
    Oklar namazına engel olamadı

    Resul-i Ekrem'in de (a.s.m.) katıldığı “Zâtü’r-Ri­kâ” Savaşı’nda, Müslümanlardan biri, müşrik bir adamın mu­harebe yerinde bulunan eşini öldürmüştü. Ölen kadının içi kinle dolu olan kocası da:
    – Vallahi ben de bir Müslüman’ı öldüreceğim, diye yemin etmişti.
    Bir süre Resulullah (a.s.m.) ve arkadaşlarının arkasından onları izlemeye devam etti. Bir yerde mola verilmişti. Efendimiz:
    – Bu gece istirahatimizde bize kim nöbetçilik yapacak, diye sordu. Muhacir ve Ensar’dan iki sahabe, Ammar bin Yasir (r.a) ile Abbâd bin Bişr (r.a.) cevap verdiler:
    – Ya Resulallah, biz nöbet tutarız. Efendimiz (a.s.m.):
    – Öyleyse şu vadinin giriş kısmında nöbet tutun, dedi.
    Bunun üzerine nöbet yerlerine büyük bir sevinçle gittiler. Nöbete başlayacakları sırada Abbâd, Ammar’a:
    — Gecenin hangi bölümünde nöbette olmamı istersin, diye sordu. Ammar da:
    – Gecenin ilk bölümünde sen nöbet tut, dedi.
    Bunun üzerine Ammar, kendi nöbeti gelinceye kadar arkadaşının yanında uyumaya başladı. Nöbete duran Abbâd da, çevrenin sakin olduğunu görünce vaktini değerlendirmek için gece namazına durdu.
    Abbâd bin Bişr, gecenin sessizliğinin verdiği huzurla namaza kendini vermiş, bütün benliğiyle Allah’a ibadet etmenin hazzını yaşıyordu.
    Bu sırada, eşi öldürülen müşrik, çok uzak mesafedeki karaltıyı görünce, yayına bir ok yerleştirdi ve bıraktı. Ok eliyle koymuş gibi, Hz. Abbâd’ın vücuduna saplandı. Bu sırada Abbâd, on bir sayfalık Kehf Sûresi’nin ortalarına gelmişti. Eliyle oku çıkardı ve namaz kılmaya devam etti.
    Biraz bekleyen müşrik, önceki okun yerini bulmadığını sanarak Abbâd’a ikinci okunu da fırlattı. İkinci ok da eliyle koymuş gibi namazda olan Abbâd bin Bişr’e saplanmıştı.
    Bu oku da aldırmadan çıkardı ve namazına devam etti. Sanki atılan oklar onun vücuduna saplanmamış gibi huşû içinde namaz kılıyordu.
    Büyük bir öfkeye kapılan müşrik, bu okun da isabet etmediğini düşünerek üçüncü bir ok fırlattı. Üçüncü okun da eliyle koymuş gibi isabet ettiği Abbâd bu oku da çıkardı. Bir müddet sonra arkadaşı uyandı. Müşrik, onların iki kişi olduk­larını görünce kaçtı.
    Ammar, saplanan üç oku ve arkadaşından akan kanları görünce şaşkına dönmüştü:
    – Sübhânallah! Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın, diye sordu. Hz. Abbâd, yaptığından gayet memnun ve huzur dolu bir sesle şu ibretli cevabı verdi:
    – Öyle bir sûre okuyordum ki kesmek istemedim. Eğer Resulullah’ın verdiği görevin aksamasından korkmasaydım, ölünceye kadar namaz kılmaya devam ederdim, dedi.

    Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları

  4. yaralı_ceylan
    Devamlı Üye
    onun yolundan gidene ne mutlu emeğine sağlık

  5. İnşirah
    Devamlı Üye
    Peygamberimizin (a.s.m.) güzide sahabeleri namaza öylesine önem verirlerdi
    ki, onun uğrunda hiçbir engel tanımaz, savaş, yaralanma, ölüm bile vız gelirdi.
    Dünyada iken Cennetle müjdelenenlerden Hz. Ömer (r.a.), kanlı bir suikaste
    uğramıştı. Yarasından kanlar akarken sabah namazını kılmış, namazı terk etmeyi
    aklından bile geçirmemişti.
    Yine Hendek Savaşında yaralanan Sa’d bin Rebi (r.a.) için mescidin içinde
    çadır kurulmuş, kanları akarken orada namazını kılmış ve bu hal üzere vefat etmişti.
    Şu müthiş olaya bakın:
    Peygamberimiz (a.s.m.) ve ashabı Zâturrikâ’ Savaşına çıkmışlardı. Bir yerde
    mola verildi ve Peygamberimiz Abbâd bin Bişr (r.a.) ile Ammar bin Yasir’i
    (r.a.) bir geçidin girişine nöbetçi tayin etti.
    Bu iki zat geçidin ağzına gelince Ammar önce arkadaşının nöbet tutmasını isteyerek
    uyudu, Abbâd ise nöbet tutmaya başladı. Hz. Abbâd, ortalığın sakin olduğunu
    görünce namaza durdu.
    Onları izleyen bir müşrik, namaz kılan Abbâd’ın karaltısını görünce derhal bir
    ok attı ve ok eliyle koymuşçasına hedefini buldu. Ancak Hz. Abbâd, oku eliyle
    çıkarıp namaz kılmaya devam etti. Müşrik onun namaz kılmaya devam ettiğini
    görünce okun isabet etmediğini sanarak tekrar ok attı. Abbâd namazını bozmadan
    ibadetine devam etti. Derken üçüncü kez ok attı. Bir müddet sonra arkadaşı
    uyandı. Müşrik onların iki kişi olduklarını görünce kaçtı.
    Ammar, arkadaşından akan kanları görünce:
    “Sübhanellah! Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın?” diye sordu.
    Abbâd’ın verdiği cevaba dikkat edin kardeşlerim:
    “Öyle bir sure okuyordum ki, kesmek istemedim.” (Kütüb-i Sitte, c.10, s.199)
    Bir başka rivayette, “Eğer Resulüllahın verdiği nöbetçilik görevini aksatma
    korkum olmasaydı, ölünceye kadar namazdan ayrılmazdım” demiştir.
    Bu nasıl imandır, bu ne muhteşem teslimiyettir ki, vücuduna saplanan okları,
    bir iğneden farksız görüyor?
    İşte sahabenin dünyasında namazdan daha önemli bir ibadet, ondan daha değerli
    bir davranış yoktu. Onun uğruna canlarını, mallarını, her şeylerini feda etmekten
    çekinmezlerdi. Demek ki, namaz en değerli varlık olan canı bile hiçe sayacak
    kadar değerli, önemli, lezzetli, saadetli bir ibadettir.
    Şunu da unutmayın: Hz. Abbâd’ın kıldığı farz değil, nafile bir namazdır. Sahabeler,
    günümüz Müslümanının namaza gösterdiği bahaneleri duysaydılar,
    herhalde acı acı gülerlerdi.



  6. elif
    Devamlı Üye
    İşte sahabenin dünyasında namazdan daha önemli bir ibadet, ondan daha değerli
    bir davranış yoktu. Onun uğruna canlarını, mallarını, her şeylerini feda etmekten

    çekinmezlerdi. Demek ki, namaz en değerli varlık olan canı bile hiçe sayacak
    kadar değerli, önemli, lezzetli, saadetli bir ibadettir.
    Şunu da unutmayın: Hz. Abbâd’ın kıldığı farz değil, nafile bir namazdır. Sahabeler,
    günümüz Müslümanının namaza gösterdiği bahaneleri duysaydılar,
    herhalde acı acı gülerlerdi.


    Allah razı olsun.


+ Yorum Gönder