5 üzerinden 4.29 | Toplam : 14 kişi
  1. 1
    asumany Üye
       

    Hayızlı kadın isterse oruç tutabilir. (Adet halindeyken oruç tutabilirmiyim)

    Adet halindeyken oruç tutabilir miyim, dinen bir sakıncası var mıdır?


    CEVAP: Bu Hz. Aişe'nin kendi yaklaşımını aktardığı bir hadise dayanılarak tüm imamlarımız tarafından bir ruhsat olarak değil sanki bir yasak olarak değerlendirildi. Allah’u alem bizim konuyu Kur'an ekseninde yeniden tarayarak vardığımız sonuç o ki, vahye göre hayız "ezen" yani "rahatsızlıktır".Hasta bir kimsenin orucunu isterse erteleyebileceği ve gününe gün kaza edeceği, istemezse ertelemeyeceği hükmü ise Bakara 184'ün açık hükmüdür. Bu sorunuzun cevabını ben değil Kur'an böyle vermiştir. Ona sorup cevabını aldınız.
    www.mustafaislamoğlu.com

    İlgili Yazılar

  2. 2
    Hoca Moderatör

    --->: hayızlı kadın isterse oruç tutabilir.

    asumany Nickli Üyeden Alıntı
    Adet halindeyken oruç tutabilir miyim, dinen bir sakıncası var mıdır?

    CEVAP: Bu Hz. Aişe'nin kendi yaklaşımını aktardığı bir hadise dayanılarak tüm imamlarımız tarafından bir ruhsat olarak değil sanki bir yasak olarak değerlendirildi. Allah’u alem bizim konuyu Kur'an ekseninde yeniden tarayarak vardığımız sonuç o ki, vahye göre hayız "ezen" yani "rahatsızlıktır".Hasta bir kimsenin orucunu isterse erteleyebileceği ve gününe gün kaza edeceği, istemezse ertelemeyeceği hükmü ise Bakara 184'ün açık hükmüdür. Bu sorunuzun cevabını ben değil Kur'an böyle vermiştir. Ona sorup cevabını aldınız.

    www.mustafa ıslamoğlu.com
    Mustafa Hocanın sitesinden de okudum. içtihad etmiş ama hata etmiş:)

    Hz.Aişenin kendi yaklaşımıymış:) öyle olsa bile, Hz.Aişenin sözünü Mustafa hocanın sözünden üstün tutar ve amel ederim.
    Müçtehid İmamlar iyi anladılar ama sanıyorum biz yeni nesilde anlama sorunu var.

    Hayız ve nifas halindeki kadınların oruç tutmaları haramdır.

    Delilleri:

    Hz. Âişe (r.anha) validemiz, "Bizlerden birisi Resul-u Ekrem (s.a.s) zamanında, hayızdan temizlendikten sonra orucunu kaza eder, namazı ise kaza etmezdi"
    Fethül-Kadir, I,114)

    Muaz (r.a.) şöyle demektedir: “Ben Hz. Aişe (r.a.)'ye hayızlı bir kadının sadece orucu kaza edip, namazı etmediğinin sebebini sordum. O şöyle cevap verdi: “Biz Rasûlullah ile beraber bulunduğumuzda, hayızlı iken sadece orucu kaza etmemizi söyler, namaz hakkında herhangi bir emirde bulunmazdı
    Buhâri,Savm,14;Müslim,Sıyam,21.


  3. 3
    erkek Üye

    ey müslüman haklısın .hz.ayşe anamız daha değerlidir daha çok severiz. müctehid imamlarımızızıda severiz saygı duyar başımıza tac ederiz amma velakin unutmayalım tartışılmaz olan ictihadler resullullaha ait olanlardır.yine unutmayalımki tartışılmaz olan naslarda Allahın koyduğu hükümlerdir. hal böyle iken mustafa hocamızın ictihadını bir çırpıda silemezsiniz.ictihad etmiştir ve ben bir hanefi olarak bu ictihada uyacağım.. unutmayalım müctehid imamlar arasında da bir sürü fikir ayrılığı mevcut ve benim bu fikir ayrılıkları deryasından Hanefi fıkhına tabi olmam hiçbir zaman diğer müctehidleri sevmiyor olduğum manasına gelmezz.eminim ki mustafa hocada heybeden sallamaz.....

    unutmadan ekleyeyim ne ebuhanife hazretleri ne imam şafi ve diğer alimlerin sözü nas değil ,tartışılmaz değil ve kimsenin de onlar söylediyse doğru söylemiştir lafını islama lanse etmeye hakkı ve hukuku yoktur.ne islam öldü nede müctehidlerin soyu tükendi...

    ayrıca ismet sıfatı peygamberlere ait bir sıfat ,müctehid imamlara değil...


  4. Reklam

  5. 4
    cralbaba Üye

    --->: hayızlı kadın isterse oruç tutabilir.

    çok teşekkürler arkadaşlar inşallah allah (c.c.) bizi bu gecede affeder


  6. 5
    erkek Üye
    ..: DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU KARARLARI :..

    T.C.
    BAŞBAKANLIK
    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI



    Kadınların Özel Hallerinde Yapamayacakları ibadetler
    23/09/2002



    Dinimiz müslümanları ibadet etmekle yükümlü kılmıştır. Hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da kadın ile erkek arasında bir ayırım yapmamıştır. Çünkü erkeğin olduğu kadar kadının da ibadete ihtiyacı vardır. Erkek, yapmakla yükümlü olduğu ibadet görevini yapmadığı zaman Allah'a karşı sorumlu olduğu gibi kadın da aynı şekilde sorumludur.
    Ancak kadınlarda, ayhali (hayz), lohusalık (nifas) ve istihaza (özür akıntısı) denilen, kendilerine özel bazı haller vardır.

    Kadınların ayhali dönemlerinde, -temizleninceye kadar,- cinsî ilişkide bulunmaları Kur'an-ı Kerim'de (Bakara, 2/222) yasaklanmış; namaz, oruç ve Kabe'yi tavaf da, sünnetle bu yasak kapsamına alınmıştır. Nitekim, Fatma binti Ebî Hubeyş'in:

    -Ben istihazalı bir kadınım; hiç akıntım durmuyor. Namazı bırakayım mı? şeklindeki sorusuna Hz.Peygamber (s.a.):

    -"Hayır, o hayız akıntısı değil; damardan gelen hastalık kanıdır. Adet gördüğün günler sayısınca namazı bırak. (Bu sayı dolunca) yıkan ve namaz kıl" (Müslim, Hayz, 14; Ebû Davûd, Taharet, 109; Tirmizi, Taharet, 96; Nesaî, Hayz, 2) buyurmuştur. Bu istihazalı durumda olan kadınlar, taharet yönünden özürlü kimseler gibi, her vakitte abdest alarak namazlarını kılarlar. Nitekim Tirmizi'nin rivayetinde: "vakit gelince her namaz için abdest al" ziyadesi de yer almıştır.

    Kadınların ayhali dönemlerinde namaz kılamayacakları, oruç tutamayacakları ve Kabe'yi tavaf edemeyecekleri ayrıca bu günlerde kılamadıkları namazlarını kaza etmeleri de gerekmediği konusunda İslâm müctehid ve fakihleri arasında icma vardır. Sözüne itibar edilen hiçbir İslâm bilgini bunun aksini söylememiştir. Nitekim:
    - Neden, âdet gören bir kadın (temizlendikten sonra âdet günlerinde kılmadığı namazları kaza etmiyor da tutmadığı oruçları kaza ediyor? diye soru soran Muaze adlı hanıma Hz.Aişe:

    - Sen (hanımların ay halinden kılamadıkları namazların da kazası gerekeceğini söyliyen) Haruriye'den misin? demiş;
    - Hayır, Haruriye değilim, ama (öğrenmek için) soruyorum, cevabı üzerine: Hz.Aişe:
    - "Vaktiyle bu iş bizim başımıza geldiğinde, orucu kaza etmekle emrolunduk, namazın kazasıyle emrolunmadık, (Müslim, Hayz, 15) demiştir.

    Ayhalinde iken kadınların Kâbe'yi tavaf edemeyecekleri konusunda da Hz.Aişe; veda haccı esnasında yolda Serif denilen yerde âdet görmeye başlaması üzerine, Rasûlüllah (s.a.)'in:
    - "Bu Allah Teâlâ'nın, Hz.Adem'in kızları üzerine yazdığı bir şeydir. (senin elinde olan bir şey değildir). Hacıların, hacla ilgili yaptıklarını sen de yap. Ancak âdet gördüğün sürece Kâbeyi tavaf etme, buyurduğunu" (Buharî, Hayz, 1) nakletmiştir.

    Nifas (lohusalık) hali de hayız gibidir. Hayız ile ilgili hükümler aynen nifas için de geçerlidir. Nitekim bazı hadis-i şeriflerde "nifas" kelimesi "hayız" anlamında da kullanılmıştır. İbn Hazm diyor ki, Peygamberimizin "nifas" kelimesini "hayız" anlamında da kullanmasından, bunların hükümlerinin aynı olduğu anlaşılır.(El-Muhalla, I, 273) İslam âlimleri, nifasın hükmünün, hayız gibi olduğu hususunda ittifak halindedir.(Neylü'l-evtar, I, 333)

    Âdet gören veya lohusa olan kadınların Kur'an-ı Kerim'i okumalarına gelince; bu konuda İslâm âlimlerinin farklı görüşleri vardır.
    İmam Mâlik ve Ahmed İbn Hanbel'e göre hayızlı veya lohusa olan kadınların el sürmeyerek ezbere veya yüzünden Kur'an-ı Kerim'i okuyabilirler.(Fethu Babi'l-İnaye, I,217) İmam Mâlik bu durumdaki Kur'an öğretici ve öğrencilerinin Kur'an-ı Kerim'i tutmalarını da öğretme ve öğrenme zaruretine binaen câiz görmüştür. (Fethu Babi'l-İnaye, I, 217-218)

    Zahiri mezhebi fakihlerinden İbn Hazm ise hayız ve lohusa olan kadınlarla cünüp olan kimselerin hem Kur'an-ı Kerim'i tutmaları ve hem de okumalarının câiz olduğunu söylemiştir.(el-Muhallâ, I, 94)

    Hanefi ve Şafiîler ise Tirmizî, ile İbn Mâce'nin İbn Ömer (r.a.)den rivâyet ettikleri:
    "Ayhali olan kadın ve cünüp olan kimse Kur'an'dan hiçbir şey okuyamaz."(Tirmizi, Tahare, 98; İbn Mâce, Tahare, 105) anlamındaki hadis-i şerifini esas alarak, hayız veya lohusa olan kadınların Kur'an-ı Kerim'i okumalarının caiz olmadığını söylemişlerdir.

    Görüldüğü üzere, Kur'an-ı Kerim'de yasaklanmadığı için, kadınların âdet günlerinde namazlarını kılıp oruçlarını tutabilecekleri sözü isabetli değildir. Bu iddia, bu konudaki hadis-i şeriflere ve peygamberimizden günümüze kadar ki icma haline gelmiş uygulamaya aykırıdır. Yukarda belirtildiği üzere, sözüne itibar edilen hiç bir İslâm âlimi böyle görüş ileri sürmemiştir. Konuya kadın erkek eşitliği açısından bakmak da yanlıştır. Bunun kadın erkek eşitliğiyle bir ilgisi yoktur. Peygamberimiz hanımların bu halleri devam ettiği sürece namaz kılamıyacaklarını, oruç tutamıyacaklarını ve Kâbeyi tavaf edemiyeceklerini bildirmiştir. Şüphesiz her konu Kur'an-ı Kerim'de detaylı olarak yer almamıştır. Kur'an-ı Kerim'den sonra İslâmî hükümlerin ikinci kaynağı da sünnettir. Kur'an-ı Kerîm'de:
    "Kim Peygambere itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiştir. (Nisa, 4/80); "Peygamber size ne verdi ise onu alın ve size neyi yasakladı ise ondan sakının."(Haşr,59/7) buyurulmuş; peygamberimizin emir ve tavsiyelerine uyulması emredilmiştir. Sünnette yer alan ve tarih boyunca da sünnete uygun olarak uygulanan bir konu hakkında aykırı bir görüşte bulunmanın bir değer taşımıyacağı açıktır.

    buda başka bir görüş


  7. 6
    Hoca Moderatör
    Alıntı
    Görüldüğü üzere, Kur'an-ı Kerim'de yasaklanmadığı için, kadınların âdet günlerinde namazlarını kılıp oruçlarını tutabilecekleri sözü isabetli değildir. Bu iddia, bu konudaki hadis-i şeriflere ve peygamberimizden günümüze kadar ki icma haline gelmiş uygulamaya aykırıdır. Yukarda belirtildiği üzere, sözüne itibar edilen hiç bir İslâm âlimi böyle görüş ileri sürmemiştir
    isabetli görüş budur zaten aksi doğruda değildir.
    Alıntı
    ey müslüman haklısın .hz.ayşe anamız daha değerlidir daha çok severiz. müctehid imamlarımızızıda severiz saygı duyar başımıza tac ederiz amma velakin unutmayalım tartışılmaz olan ictihadler resullullaha ait olanlardır.yine unutmayalımki tartışılmaz olan naslarda Allahın koyduğu hükümlerdir. hal böyle iken mustafa hocamızın ictihadını bir çırpıda silemezsiniz.ictihad etmiştir ve ben bir hanefi olarak bu ictihada uyacağım
    Mustafa islamoğlu hocayı çok severim ve çok ilminden / bakış açısından istifade ettiğim bir Alimdir. yalnız Alim olması hata yapmaz anlamına gelmiyor.
    ben hadis veriyorum sen hala hocam müçtehid diyorsun. ve sözlerinde "Allah Rasulu bildirmişse tartışılmaz" diyorsun ki Hz.Aişe anamız (r.anha) ondan naklediyor/bilgisini ondan almış/onun yanında terbiye almıştır.

    Allah isabetli görüşlerle amel etmeyi nasip etsin

    Dört mezhep imamının isabet ettiğine inanıyorum.


  8. 7
    erkek Üye
    doğrudur müslüman.. resullullahın sözleri cerh ve tadil edilirken bir alimin bir müctehidin görüşlerinin eleştirilemez olduğunu söylemem ,söylersem büyük bir cahil olurumm.ayrıca hadisi yazıp ardından bu hadis şu konuya delildir demek müctehidlerin işidir.bizim değil.tercih iki görüşü okuyup düşünenlere kalmış. allah hepsinden, hepimizden razı olsun.


  9. 8
    gulsah4757 Üye
    Çok büyük yanlışlara düşülüyor ve bunu benim aklım mantığım almıyor. Allah(c.c) bir çok ayetinde insanları yanlış yönlendirmenin sakıncasına dikkat çekerken, nasıl olurda bu kadar kesin bir şekilde kadınlarımız ibadetten uzak tutulabiliyor!

    Hz Aişe anamızın zamanında kullanılan ''KAZA'' kelimesinin kelime anlamı bugün anladığımız gibi ibadeti zamanı dışında yerine getirmek değil. Bir ibadeti zamanında yapmaktır. burdan da anlaşıldığı gibi Hz. Aişe o sözüyle hayızlı iken bize orucu zamında yapmamız emrolundu; ancak namaz emrolunmadı demiştir. abdest sadece namaz için farz kılınmıştır. Kur'an a el sürmeme, camiye girme, onu yapma bunu yapma... sözleri ise sadece ibadetten uzaklaştırma çabasıdır. Böylelerine Allah affetsin bile demiyorum!!!!!!!!!!!!! Allah Mustafa islamoğlu ve Abdülaziz bayındır hocalarımızdan razı olsun!

    Çok büyük yanlışlara düşülüyor ve bunu benim aklım mantığım almıyor. Allah(c.c) bir çok ayetinde insanları yanlış yönlendirmenin sakıncasına dikkat çekerken, nasıl olurda bu kadar kesin bir şekilde kadınlarımız ibadetten uzak tutulabiliyor!

    Hz Aişe anamızın zamanında kullanılan ''KAZA'' kelimesinin kelime anlamı bugün anladığımız gibi ibadeti zamanı dışında yerine getirmek değil. Bir ibadeti zamanında yapmaktır. burdan da anlaşıldığı gibi Hz. Aişe o sözüyle hayızlı iken bize orucu zamında yapmamız emrolundu; ancak namaz emrolunmadı demiştir. abdest sadece namaz için farz kılınmıştır. Kur'an a el sürmeme, camiye girme, onu yapma bunu yapma... sözleri ise sadece ibadetten uzaklaştırma çabasıdır. Böylelerine Allah affetsin bile demiyorum!!!!!!!!!!!!! Allah Mustafa islamoğlu ve Abdülaziz bayındır hocalarımızdan razı olsun!

    KAZA kelimesinin Hz. Aişe anamızın kullandığı dönemde bir ibadeti zamanında yapmak anlamında olduğunu unutmayalım. Günümüzde değişerek bugünkü anlamına gelmiştir ve çok büyük yanlışlıklara sebep olmuştur!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!!!!!!!!!!!!!


  10. 9
    Hoca Moderatör
    Alıntı
    Çok büyük yanlışlara düşülüyor ve bunu benim aklım mantığım almıyor. Allah(c.c) bir çok ayetinde insanları yanlış yönlendirmenin sakıncasına dikkat çekerken, nasıl olurda bu kadar kesin bir şekilde kadınlarımız ibadetten uzak tutulabiliyor!

    Hz Aişe anamızın zamanında kullanılan ''KAZA'' kelimesinin kelime anlamı bugün anladığımız gibi ibadeti zamanı dışında yerine getirmek değil. Bir ibadeti zamanında yapmaktır. burdan da anlaşıldığı gibi Hz. Aişe o sözüyle hayızlı iken bize orucu zamında yapmamız emrolundu; ancak namaz emrolunmadı demiştir. abdest sadece namaz için farz kılınmıştır. Kur'an a el sürmeme, camiye girme, onu yapma bunu yapma... sözleri ise sadece ibadetten uzaklaştırma çabasıdır. Böylelerine Allah affetsin bile demiyorum!!!!!!!!!!!!! Allah Mustafa islamoğlu ve Abdülaziz bayındır hocalarımızdan razı olsun!

    Çok büyük yanlışlara düşülüyor ve bunu benim aklım mantığım almıyor. Allah(c.c) bir çok ayetinde insanları yanlış yönlendirmenin sakıncasına dikkat çekerken, nasıl olurda bu kadar kesin bir şekilde kadınlarımız ibadetten uzak tutulabiliyor!

    Hz Aişe anamızın zamanında kullanılan ''KAZA'' kelimesinin kelime anlamı bugün anladığımız gibi ibadeti zamanı dışında yerine getirmek değil. Bir ibadeti zamanında yapmaktır. burdan da anlaşıldığı gibi Hz. Aişe o sözüyle hayızlı iken bize orucu zamında yapmamız emrolundu; ancak namaz emrolunmadı demiştir. abdest sadece namaz için farz kılınmıştır. Kur'an a el sürmeme, camiye girme, onu yapma bunu yapma... sözleri ise sadece ibadetten uzaklaştırma çabasıdır. Böylelerine Allah affetsin bile demiyorum!!!!!!!!!!!!! Allah Mustafa islamoğlu ve Abdülaziz bayındır hocalarımızdan razı olsun!

    KAZA kelimesinin Hz. Aişe anamızın kullandığı dönemde bir ibadeti zamanında yapmak anlamında olduğunu unutmayalım. Günümüzde değişerek bugünkü anlamına gelmiştir ve çok büyük yanlışlıklara sebep olmuştur!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!!!!!!!!!!!!!
    bu iki hoca nice müçtehidlerden daha iyi biliyorlar yada onların bulamadığını islamoğlu ile bayındır buldular öylemi?:)
    sen onların yolunda git kardeş kimseyi yanlış yönlendirme.


  11. 10
    imamhatipli42 Özel Üye
    [quote] Mustafa islamoğlu ve Abdülaziz bayındır [quote]


    Cami dururken mescid haram derler kardeş haberin ola. Camilere koş sen mescidlere değil.


  12. 11
    gulsah4757 Üye
    1. Bu konuda bize gelen sahih hadis tek kanaldan gelir: Hz. Aişe.
    2. Peygamberimizin fem-i saadetlerinden hayızlının orucuna dair bir yasak nakledilmemiştir.
    3. Hz. Aişe'nin bir hariciye cevabı dairesinde nakledilen bu rivayette konu ORUCUN KAZASIdır. (Biz namaz kılmaz kaza etmezdik, oruç tutmaz kaza ederdik).
    4. Bu haberin kendisi namaz ile orucun hükmünün birbirinin aynı değil ayrı olduğunu gösterir.
    5. abdestsiz namaz olmaz. Hayız hali ise abdeste münafidir. Dolayısıyla namaza da münafidir. Fakat oruçta abdest şartı diye bir şart yoktur. Bir misal olarak vermek gerekirse, Efendimiz cünüplü sabahladığı halde oruç tutmuştur. Ebu Hüreyre'den bunun aksine bir rivayeti Hz. Aişe düzeltmiş, Ebu Hüreyre bunun üzerine görüşünden vaz geçmiş ve yanlışlığını itiraf etmiştir.
    Yani hayız halinin doğrudan oruçla bir alakası yoktur.

    Fakat bu konuda biz diyoruz ki:
    1. Namaz imandan sonraki en önemli ibadettir.
    2. Hayız, Allah rasulü'nün ifadesiyle "Allah'ın Adem kızlarına bir yazgısıdır" (Buhari, K. Hayd), yine allah Rasulü'nün ifadesiyle "Hayızlı ve cünüp necis değildir (Niçin beni görünce yol değiştirdin?" diye sorduğu Ebu Hüreyre, cünüplüğünü kast ederek "Kuntu necisen" (Ben pistim) ya Rasulallah der. Bunun üzerine Hz. Peygamber "Helil-mu'min yences?" (Hiç mü'min pis olur
    mu?) der.
    3. Namaz gibi çok önemli bir ibadet konusunda Kur'an'da "Hayızlı iken namaza yaklaşmayın" diye bir ayet ve sünnette merfu olarak "Hayızlıl kadın namaz kalmasın, namaza yaklaşmasın" gibi bir hadisin bulunmuyor oluşu ÇOK ÇOK MANİDARDIR.
    4. Hayızlı kadının oruç tutmamasının dayanağı olan delil Hz. Aişe'nin merfu olmayan sözüdür ve o haber de HAYIZLININ ORUCU HAKKINDA DEĞİL ORUCUN KAZASI HAKKINDADIR.
    5. Kur'an hayız halini "EZEN" (eza) olarak nitelemiştir. Ezen, "kişiye eziyet veren, onu rahatsız eden hal"dir. Hayızlı bir kadın bu halde iken halsiz, kısmen hastadır. Nadir kadın hayızsız haliyle hayızlı halini ayırdetmez. Fakat bu nadirler bile psikolojik olarak rahatsizdırlar. Ama kahir ekseriyeti yarım hasta, bazıları ise tam hasta olurlar. Hayız üzerine konuşmak, TARİHTE KALMIŞ BİR OLAY HAKKINDA GIYABINDA KONUŞMAK DEĞİL, HAYATIN İÇİNDE DÜN NASILSA BUGÜN DE ÖYLE DEVAM EDEN BİR HAYAT HALİNDEN KONUŞMAKTIR.
    Durum ortadadır. Mesele hayızın ne olduğunu tesbittir. Dolayısıyla EZEN nitelemesi kesinlikle HASTALIK KAPSAMINDA değerlendirilir. Kelimenin delaleti, lugat, ve HEPSİNDEN ÖTE İŞİN HAKİKATİ BUDUR.
    Eğer bu noktaya gelinmişse iş kolaydır:
    Soru: Hastanın oruç tutmasının hükmü nedir?
    Kur'an bu soruya cevap vermiştir: "Eğer HASTA YA DA YOLCUYSANIZ, TUTULMAYAN GÜN SAYISINDA DİĞER GÜNLERDE (TUTARSINIZ). BAKARA 185 6. İmam Nevevi'nin cevabı da gösteriyor ki, bu meselede ilk böyle düşünen biz değiliz. O zaman da varmış. Nevevi "Böyle diyen birine şöyle derim"
    dediğine göre bazı alimler o gün de bunu gündeme getirmişler. Fakat o unutulmaya mahkum edilmiş görünüyor. Yani bu konuda ilk bizim farklı düşündüğümüz görüşü de Nevevi'nin şehadetiyle boşa çıkmış oluyor.

    Burada sorun bizim ve bizim gibi düşünen alimlerimizin bu sonuca varmış olması değildir.
    Sorun cahillerin alimleri hakkında hüküm vererek, alimlerini suçladıkları şeyi bin beteriyle kendilerinin yapmasıdır. Bu bir.
    İkincisi, bu bir yorumdur. delilleri yukarıdadır. Bunu söyleyen bizler müminlere bir farzı terk ettiriyor, bir haramı emrediyor değiliz ki. Bir farz konusunda Kur'an'ın kati nassıyla amel edilmesini öneriyoruz.
    Bunu derken, diğer görüşü yanlış olarak nitelendiriyor muyuz? Hayır, asla.
    Batıl diyor muyuz? Hayır, asla.
    Ya ne diyoruz:
    İSTEYEN ONUNLA AMEL ETSİN, DELİLLERİMİZ VE İSTİDLAL TARZIMIZA KALBİ YATAN İSE BU GÖRÜŞLE AMEL ETSİN DİYORUZ.
    Peki, nedir burada anlaşılmaz olan? Nedir burada savaş açmaya, hak ve hukuk ihlal eden, hakaret, iftira, tadlil ve hatta tekfire kadar varan çirkin ve hiçbir dine imana sığmayan saldırılar?
    Bu ilmi bir meseledir. Cahiller susarsa. ihtilaf biter Biz delillerimizi yukarıda serdettik. Bu görüşün İslam tarihinde uyulan görüşün dışında, meselenin Kur'ani delillerle yeniden istidlal yoluyla ulaşılan bir sonuçtur.

    Bu sonucun doğru olduğuna tüm gönlümüzle inanıyoruz. Fakat buna rağmen biz bu konuda isabet etmemiş de olabiliriz. Ama bu konuda niyetimiz sahih, usulümüz sahih, üslubumuz mutedildir. Bize yönelik itirazlar bellidir.
    eklenecek bir şey yoktur. Esasen bu iki ayrı tarzdır. Bizler İslam'ın ashab-ı re'y damarına müntesibiz. Ashab-ı nakil olan damarı da vardır bu dinin ve bu damar hayli zengin, kalın ve baskındır. Biz bu iki damarla birlikte olmayı şeref biliriz. Fakat cahillerin ve kendini bilmezlerin dilinden bizarız.

    SONUÇ: ALİMLERİN FARKLI GÖRÜŞLERİNE YAKLAŞIMDA EDEP VE TERBİYE ŞUDUR:
    HANGİSİNİN DELİLLERİ GÜÇLÜYSE ONUN GÖRÜŞÜNE UYARSINIZ. GÖRÜŞÜNE UYMADIĞINIZI SUÇLAMAK, TAHKİR , İFTİRA , TEKFİR ETMEK GİBİ BİR HADDİNİ BİLMEZLİĞE İSE SAPMAZSINIZ. İslam fıkıh tarihi birbirine zıt görüşlerin bir arada çiçek açtığı bir fikir bahçesidir. Bu bahçenin çiçeklerinden birini koklayanın diğerini ezmeye hakkı yoktur. BU BAHÇEYE GİRENLERİN AYAKLARINI BASTIĞI YERE DİKKAT ETMESİ GEREKİR. Bu bahçede yeşermişse, delili, usulü, adabı erkanı dairesinde varılmışsa, O GÖRÜŞLER BAHÇENİN ÇİÇEĞİDİR VE hepsi bir arada açar. O bizim zenginliğimizdir. Bizi ikna edene uyar, etmeyene uymayız.
    HEPSİ BU.
    VESSELAM.





  13. 12
    ubeyd 1 Muhabbet Eri
    mum Nickli Üyeden Alıntı
    Mustafa islamoğlu hocayı çok severim ve çok ilminden / bakış açısından istifade ettiğim bir Alimdir. yalnız Alim olması hata yapmaz anlamına gelmiyor.
    ben hadis veriyorum sen hala hocam müçtehid diyorsun. ve sözlerinde "Allah Rasulu bildirmişse tartışılmaz" diyorsun ki Hz.Aişe anamız (r.anha) ondan naklediyor/bilgisini ondan almış/onun yanında terbiye almıştır.

    Allah isabetli görüşlerle amel etmeyi nasip etsin
    Dört mezhep imamının isabet ettiğine inanıyorum.


    mustafa islamoğlu hocayı sever ve sayarım lakin bu günlerde epeyce tartışılıyor bazı sitelerde.insandır beşerdir hatası olabilir.


  14. 13
    meryemgül1 ~~Medinenin Gülü ~~
    Alıntı
    sen onların yolunda git kardeş kimseyi yanlış yönlendirme.

    mum hocamın aylaşımına katılıyorum Allah razı olsun


  15. 14
    Hoca Moderatör
    Alıntı
    GÖRÜŞÜNE UYMADIĞINIZI SUÇLAMAK, TAHKİR , İFTİRA , TEKFİR ETMEK GİBİ BİR HADDİNİ BİLMEZLİĞE İSE SAPMAZSINIZ.
    Alıntı
    nedir burada anlaşılmaz olan? Nedir burada savaş açmaya, hak ve hukuk ihlal eden, hakaret, iftira, tadlil ve hatta tekfire kadar varan çirkin ve hiçbir dine imana sığmayan saldırılar?
    edepli olması gereken sizlersiniz. neden bu hakaret ve öfke!
    dileyen dilediği müçtehide uyar. biz dört mezhebin görüşü olan "kadın hayızlı iken oruç tutamaz" görüşüne uyarız.
    haddimizide aşmadık hamdolsun. sadece hata ettiklerini/isabet etmediklerini söyledim.
    Allah fitne ve fitnecilerin şerrinden korusun bizi


+ Yorum Gönder
Git 12 Son