Konusunu Oylayın.: Ahirette rahmet müslümanadır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ahirette rahmet müslümanadır
  1. 24.Mart.2008, 01:05
    1
    ahmet2025
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Mart.2008
    Üye No: 14244
    Mesaj Sayısı: 69
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 26

    Ahirette rahmet müslümanadır






    Ahirette rahmet müslümanadır Mumsema Sual: İtikadı düzgün Müslümanlar, Cehenneme hiç girmez diyorlar doğru mudur?
    CEVAP
    Evet doğrudur. Cehenneme hiç girmez demek, girse de azap görmez demektir. Müminin nuru, narı [ateşi] söndürecektir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Ümmetime Cehennemin sıcaklığı, hamam sıcağı gibi olacaktır.) [Ebu Nuaym]

    Dünyadan imanla yani Müslüman olarak ayrılan herkes Cennete gidecektir. Allahü teâlânın rahmeti gazabını aştı. Üç âyet meali:
    (Ey günahta haddi aşanlar, Allah�ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları affeder. Affı, merhameti çoktur.) [Zümer 53]

    (Kötülük eden, nefsine zulmeden, af dilerse, Allah�ı çok affedici, çok merhametli bulur.) [Nisa 110]

    (Allah şirk hariç, bütün günahları, istediği kimselerden affeder.) [Nisa 48]

    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (Günahınız çok olup göklere ulaşsa, tevbe edince, Allahü teâlâ affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey kulum, af dilersen, günahlarının çokluğuna bakmadan affederim. Günahların bulutlara kadar yükselse de affederim. Yer dolusu günahla gelsen, yer dolusu mağfiretle karşılarım. Yeter ki iman ile gel.") [Tirmizi]

    (Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istiğfar etmeden önce affeder.) [Taberani]

    (İşlediği günahı, Allah�ın bildiğine inanan, tevbe etmese bile, Allah onu affeder.) [Taberani]

    (Allah�ın rahmetinin çokluğunu kâfir bilseydi, Cennetten ümit kesmezdi.) [Buhari, Müslim]

    (Melekler, Allah�ı ananlarla karşılaşır. Allahü teâlâ meleklere, �Şahit olun, bunları affettim� buyurur. Melekler, �İçlerinde başka bir iş için gelen günahkâr biri var. Onu da mı affettin?� derler. Allah,�Evet onu da affettim. İyilerle beraber olan kötü olmaz� buyurur.) [Buhari, Müslim]

    (Ömründe bir defa Allahü teâlâyı anan veya Ondan korkan Cehennemden çıkar.) [Tirmizi]

    (Cebrail �mümin olarak ölen herkes Cennete girer� dedi. "Zina ve hırsızlık eden de Cennete girer mi?" dedim. �Evet� dedi. Üç defa sordum. "Evet şarap içse de Cennete girer" dedi.) [Tirmizi]

    (Eğer Allahü teâlânın affının çok olduğu bilinseydi, hiç kimse günahtan çekinmezdi.) [Nesefi]

    (Allahü teâlâ, kullarına bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir.) [Buhari]

    (Günah işlemeyen olsaydı, Allahü teâlâ günah işleyecek kimseler yaratır, sonra onları affederdi. Çünkü Allahü teâlâ, çok affedici, çok merhametlidir.) [Taberani]

    (Allahü teâlâ, hiç kimsenin hatırına gelmeyecek şekilde, günahkârları affeder.) [Beyheki]

    (Havf ve reca arasındaki mümin, umduğuna kavuşur, korktuğundan emin olur.) [Tirmizi, İbni Mace] (Havf, Allah�ın azabından korkmak, Reca, Allah�ın rahmetini ümit etmek.)

    (Büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [Nesai, Tirmizi]

    (Şirk üzere ölmeyen her mümine şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]

    (Ümmetim hariç, her ümmetin bir kısmı Cennette, bir kısmı Cehennemdedir.) [Deylemi]

    (Allah�ı Rab, beni de Peygamber bilene, Cehennem haram olur.) [Hakim]

    (Ümmetim, ümmeti merhumedir, mukaddestir, mübarektir, kıyamette onlara azap yoktur. Azapları ancak dünyada aralarındaki fitnelerledir.) [Taberani, İbni Asakir]

    Bu vesikalar gösteriyor ki, küfür hariç, mümin ne kadar büyük günah işlerse işlesin, affa ve şefaate kavuşarak Cehenneme girmez, girse bile ona hamam sıcaklığı gibi olur.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Kelime-i tevhidi söyleyip, bunun manasını kabul eden Müslüman, Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın Peygamberidir, her sözü doğrudur, ona uygun olmayanlar yanlıştır, kötüdür diye inanırsa ve son nefesinde de böyle ölüp, ahirete, bu iman ile giderse, küfür pislikleri varsa, onların cezasını çektikten sonra Cennete gider. Yani kâfirlere mahsus olan âdetlere ve bayramlara katılır, kâfirlerin mukaddes bildikleri günlerinde ve gecelerinde, onların yaptıklarını yaparsa muhakkak Cehenneme girer. Ama, kalbinde zerre kadar imanı olduğu için, Cehennemde sonsuz kalmaz. Küfür pislikleri temizleninceye kadar azap çekip sonunda Cehennemden çıkar.

    Bir hasta ziyaretine gitmiştim. Ölüm halinde idi. Kalbine teveccüh ettim. Kalbi kararmış idi. Uğraşmama rağmen o zulmet temizlenmedi. Nihayet, o siyahlıkların, kâfirlik bulaşıklıkları ve sıfatları olduğu ve küfür ile olan bağlılığından olduğu anlaşıldı. O zulmetlerin ancak, küfrün cezası olan, Cehennem ateşi ile temizleneceği anlaşıldı. Fakat, kalbinde zerre kadar iman nuru da görüldüğünden, bunun sayesinde cezasını çektikten sonra Cehennemden çıkarılacaktır. Cehennem azabı küfür için ve küfür sıfatları ve bulaşıklıkları içindir.

    Küfürden kaçınan, iman sahiplerinin yaptıkları büyük günahlar, ya imanları hürmetine, Cenab-ı Hakkın merhameti ile veya kalb ile tevbe ve dil ile istiğfar ederek ve beden ile hayırlı bir iş yaparak veya şefaate kavuşmaları ile af olunur. Günahta kul hakkı varsa, hak sahibi ile helalleşmek lazımdır. Böyle af olmayanlar, dünya sıkıntıları ve dertleri ile veya son nefeste can verirken, çekecekleri zahmetler ile temizlenir. Bunlarla da temizlenmezse, bazıları kabir azabı çekmekle affa kavuşur. Bazıları ise, kabir azabı ve sıkıntıları ve kıyamet gününün şiddetleri ile af olunup, günahları biter ve Cehennem azabı ile temizlenmeye lüzum kalmaz. Küfürden başka günahlara Cehennemde azap olunacağını bildiren haberler, hep bu günahlarda küfür bulaşıklığı olduğu içindir. Mesela, günahı hafif görerek, önem vermeyerek işlemek, İslam dininin emirlerini aşağı görerek, namaz kılmamak ve günah yapmak gibi küfür bulaşan günahlardır. (1/266)

    Cennete gitmek için Müslüman olarak ölmek lazımdır. Müslümanları Müslüman oldukları için sevmek, kâfirleri kâfir olduğu için sevmemek lazımdır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
    (İslam�dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]

    İmanın temeli nedir?
    Sual: Gayri müslimlerle düşüp kalkmak, onları sevmek, âyinlerine katılmak küfür müdür?
    CEVAP
    Cenab-ı Hak, (Ya İsa, eğer yer ve göktekilerin ibadetlerini yapsan, dostlarımı [Müminleri] sevmedikçe, düşmanlarıma [kâfirlere] düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz) buyurdu.

    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (İmanın temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır.) [Ebu Davud, İ.Ahmed] (Yani sevdiklerini yalnız Allah için sevmek, buğzettiklerine de yalnız Allah için buğzetmektir.)

    (İmanın esası Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.) [Taberani]

    (Allah için seven, Allah için düşmanlık eden, Allah için veren ve Allah için vermeyen kimse kâmil iman sahibidir.) [Ebu Davud, Tirmizi, İ.Ahmed]

    (Üç şey imanın lezzetini artırır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen mümini Allah rızası için sevmek ve kâfirleri sevmemek.) [Taberani]

    (Kişi, dünyada kimi severse, ahirette onun yanında olur.) [Buhari]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    Resulullah efendimize tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilmektir. Onu beğenmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene [gevşeklik] sığmaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıttan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir. (1/165)

    Mektubat-ı Masumiyye�de deniyor ki:
    (Sevgi, sevgilinin [Allah�ın] dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir. Seviyorum diyen, sevgilisinin düşmanlarından uzaklaşmadıkça sözünün eri sayılmaz, o yalancıdır. Allah�ın düşmanlarını sevmek, insanı Allah�tan uzaklaştırır. Onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz.) [4/29]

    Allahü teâlâ, Hazret-i Musa�ya, (Benim için ne işledin?) buyurdu. O da namaz, oruç, zekat gibi ibadetleri saydı. (Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?) buyurdu. Hazret-i Musa, (Ya Rabbi, senin için ne yapmak gerekirdi?) dedi. Allahü teâlâ, (Sırf benim için dostlarımı sevip, düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?) buyurdu. Hazret-i Musa, Allah için olan en kıymetli amelin, Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah olduğunu anladı. (1/22)

    Allahü teâlânın rızasını kazanmak isteyenlerin kâfirlerden uzaklaşması gerekir. Allahü teâlâ, (Kâfirleri sevmek, Allah�ı sevmemektir) buyuruyor. Bir kimse, ben Allah�ı seviyorum dese, ama kâfirlerden uzak durmasa bu sözüne inanılmaz. Bir âyet meali:
    (Kâfirleri sevenleri, Allah, azabı ile korkutuyor.) [Al-i İmran 28]
    Bu büyük tehdit, çirkinliğin çok büyük olduğunu gösteriyor. (3/55)

    Allahü teâlâ buyurdu ki:
    (Ya Davud, beni sevmeyenlerle arkadaşlık etme! Çünkü onlar senin düşmanındır, kalbini karartır ve seni benden uzaklaştırmaya çalışır.)
    Hazret-i İsa da buyurdu ki:
    (Allah düşmanlarına buğzederek, Allah sevgisini kazanın! Onlardan uzaklaşarak Allah�a yaklaşın!) [İhya]

    İmanın sahih ve muteber olması için gerekli şartlardan bazıları:
    1- Havf ve reca arasında olmak: Yani Allah�ın azabından korkup, rahmetinden ümit kesmemek.
    2- Can boğaza gelmeden ve güneş batıdan doğmadan önce iman etmek.
    3- Küfür alameti kullanmamak ve küfrü gerektiren söz söylememek.
    4- Sevgi ve buğzu yalnız Allah için olmak. Kâfirleri dost edinmek küfürdür.
    5- Ehl-i sünnet vel cemaate uygun itikad etmek. (R. Nasıhin)


  2. 24.Mart.2008, 01:05
    1
    Devamlı Üye



    Sual: İtikadı düzgün Müslümanlar, Cehenneme hiç girmez diyorlar doğru mudur?
    CEVAP
    Evet doğrudur. Cehenneme hiç girmez demek, girse de azap görmez demektir. Müminin nuru, narı [ateşi] söndürecektir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Ümmetime Cehennemin sıcaklığı, hamam sıcağı gibi olacaktır.) [Ebu Nuaym]

    Dünyadan imanla yani Müslüman olarak ayrılan herkes Cennete gidecektir. Allahü teâlânın rahmeti gazabını aştı. Üç âyet meali:
    (Ey günahta haddi aşanlar, Allah�ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları affeder. Affı, merhameti çoktur.) [Zümer 53]

    (Kötülük eden, nefsine zulmeden, af dilerse, Allah�ı çok affedici, çok merhametli bulur.) [Nisa 110]

    (Allah şirk hariç, bütün günahları, istediği kimselerden affeder.) [Nisa 48]

    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (Günahınız çok olup göklere ulaşsa, tevbe edince, Allahü teâlâ affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey kulum, af dilersen, günahlarının çokluğuna bakmadan affederim. Günahların bulutlara kadar yükselse de affederim. Yer dolusu günahla gelsen, yer dolusu mağfiretle karşılarım. Yeter ki iman ile gel.") [Tirmizi]

    (Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istiğfar etmeden önce affeder.) [Taberani]

    (İşlediği günahı, Allah�ın bildiğine inanan, tevbe etmese bile, Allah onu affeder.) [Taberani]

    (Allah�ın rahmetinin çokluğunu kâfir bilseydi, Cennetten ümit kesmezdi.) [Buhari, Müslim]

    (Melekler, Allah�ı ananlarla karşılaşır. Allahü teâlâ meleklere, �Şahit olun, bunları affettim� buyurur. Melekler, �İçlerinde başka bir iş için gelen günahkâr biri var. Onu da mı affettin?� derler. Allah,�Evet onu da affettim. İyilerle beraber olan kötü olmaz� buyurur.) [Buhari, Müslim]

    (Ömründe bir defa Allahü teâlâyı anan veya Ondan korkan Cehennemden çıkar.) [Tirmizi]

    (Cebrail �mümin olarak ölen herkes Cennete girer� dedi. "Zina ve hırsızlık eden de Cennete girer mi?" dedim. �Evet� dedi. Üç defa sordum. "Evet şarap içse de Cennete girer" dedi.) [Tirmizi]

    (Eğer Allahü teâlânın affının çok olduğu bilinseydi, hiç kimse günahtan çekinmezdi.) [Nesefi]

    (Allahü teâlâ, kullarına bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir.) [Buhari]

    (Günah işlemeyen olsaydı, Allahü teâlâ günah işleyecek kimseler yaratır, sonra onları affederdi. Çünkü Allahü teâlâ, çok affedici, çok merhametlidir.) [Taberani]

    (Allahü teâlâ, hiç kimsenin hatırına gelmeyecek şekilde, günahkârları affeder.) [Beyheki]

    (Havf ve reca arasındaki mümin, umduğuna kavuşur, korktuğundan emin olur.) [Tirmizi, İbni Mace] (Havf, Allah�ın azabından korkmak, Reca, Allah�ın rahmetini ümit etmek.)

    (Büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [Nesai, Tirmizi]

    (Şirk üzere ölmeyen her mümine şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]

    (Ümmetim hariç, her ümmetin bir kısmı Cennette, bir kısmı Cehennemdedir.) [Deylemi]

    (Allah�ı Rab, beni de Peygamber bilene, Cehennem haram olur.) [Hakim]

    (Ümmetim, ümmeti merhumedir, mukaddestir, mübarektir, kıyamette onlara azap yoktur. Azapları ancak dünyada aralarındaki fitnelerledir.) [Taberani, İbni Asakir]

    Bu vesikalar gösteriyor ki, küfür hariç, mümin ne kadar büyük günah işlerse işlesin, affa ve şefaate kavuşarak Cehenneme girmez, girse bile ona hamam sıcaklığı gibi olur.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Kelime-i tevhidi söyleyip, bunun manasını kabul eden Müslüman, Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın Peygamberidir, her sözü doğrudur, ona uygun olmayanlar yanlıştır, kötüdür diye inanırsa ve son nefesinde de böyle ölüp, ahirete, bu iman ile giderse, küfür pislikleri varsa, onların cezasını çektikten sonra Cennete gider. Yani kâfirlere mahsus olan âdetlere ve bayramlara katılır, kâfirlerin mukaddes bildikleri günlerinde ve gecelerinde, onların yaptıklarını yaparsa muhakkak Cehenneme girer. Ama, kalbinde zerre kadar imanı olduğu için, Cehennemde sonsuz kalmaz. Küfür pislikleri temizleninceye kadar azap çekip sonunda Cehennemden çıkar.

    Bir hasta ziyaretine gitmiştim. Ölüm halinde idi. Kalbine teveccüh ettim. Kalbi kararmış idi. Uğraşmama rağmen o zulmet temizlenmedi. Nihayet, o siyahlıkların, kâfirlik bulaşıklıkları ve sıfatları olduğu ve küfür ile olan bağlılığından olduğu anlaşıldı. O zulmetlerin ancak, küfrün cezası olan, Cehennem ateşi ile temizleneceği anlaşıldı. Fakat, kalbinde zerre kadar iman nuru da görüldüğünden, bunun sayesinde cezasını çektikten sonra Cehennemden çıkarılacaktır. Cehennem azabı küfür için ve küfür sıfatları ve bulaşıklıkları içindir.

    Küfürden kaçınan, iman sahiplerinin yaptıkları büyük günahlar, ya imanları hürmetine, Cenab-ı Hakkın merhameti ile veya kalb ile tevbe ve dil ile istiğfar ederek ve beden ile hayırlı bir iş yaparak veya şefaate kavuşmaları ile af olunur. Günahta kul hakkı varsa, hak sahibi ile helalleşmek lazımdır. Böyle af olmayanlar, dünya sıkıntıları ve dertleri ile veya son nefeste can verirken, çekecekleri zahmetler ile temizlenir. Bunlarla da temizlenmezse, bazıları kabir azabı çekmekle affa kavuşur. Bazıları ise, kabir azabı ve sıkıntıları ve kıyamet gününün şiddetleri ile af olunup, günahları biter ve Cehennem azabı ile temizlenmeye lüzum kalmaz. Küfürden başka günahlara Cehennemde azap olunacağını bildiren haberler, hep bu günahlarda küfür bulaşıklığı olduğu içindir. Mesela, günahı hafif görerek, önem vermeyerek işlemek, İslam dininin emirlerini aşağı görerek, namaz kılmamak ve günah yapmak gibi küfür bulaşan günahlardır. (1/266)

    Cennete gitmek için Müslüman olarak ölmek lazımdır. Müslümanları Müslüman oldukları için sevmek, kâfirleri kâfir olduğu için sevmemek lazımdır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
    (İslam�dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]

    İmanın temeli nedir?
    Sual: Gayri müslimlerle düşüp kalkmak, onları sevmek, âyinlerine katılmak küfür müdür?
    CEVAP
    Cenab-ı Hak, (Ya İsa, eğer yer ve göktekilerin ibadetlerini yapsan, dostlarımı [Müminleri] sevmedikçe, düşmanlarıma [kâfirlere] düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz) buyurdu.

    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (İmanın temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır.) [Ebu Davud, İ.Ahmed] (Yani sevdiklerini yalnız Allah için sevmek, buğzettiklerine de yalnız Allah için buğzetmektir.)

    (İmanın esası Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.) [Taberani]

    (Allah için seven, Allah için düşmanlık eden, Allah için veren ve Allah için vermeyen kimse kâmil iman sahibidir.) [Ebu Davud, Tirmizi, İ.Ahmed]

    (Üç şey imanın lezzetini artırır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen mümini Allah rızası için sevmek ve kâfirleri sevmemek.) [Taberani]

    (Kişi, dünyada kimi severse, ahirette onun yanında olur.) [Buhari]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    Resulullah efendimize tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilmektir. Onu beğenmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene [gevşeklik] sığmaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıttan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir. (1/165)

    Mektubat-ı Masumiyye�de deniyor ki:
    (Sevgi, sevgilinin [Allah�ın] dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir. Seviyorum diyen, sevgilisinin düşmanlarından uzaklaşmadıkça sözünün eri sayılmaz, o yalancıdır. Allah�ın düşmanlarını sevmek, insanı Allah�tan uzaklaştırır. Onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz.) [4/29]

    Allahü teâlâ, Hazret-i Musa�ya, (Benim için ne işledin?) buyurdu. O da namaz, oruç, zekat gibi ibadetleri saydı. (Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?) buyurdu. Hazret-i Musa, (Ya Rabbi, senin için ne yapmak gerekirdi?) dedi. Allahü teâlâ, (Sırf benim için dostlarımı sevip, düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?) buyurdu. Hazret-i Musa, Allah için olan en kıymetli amelin, Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah olduğunu anladı. (1/22)

    Allahü teâlânın rızasını kazanmak isteyenlerin kâfirlerden uzaklaşması gerekir. Allahü teâlâ, (Kâfirleri sevmek, Allah�ı sevmemektir) buyuruyor. Bir kimse, ben Allah�ı seviyorum dese, ama kâfirlerden uzak durmasa bu sözüne inanılmaz. Bir âyet meali:
    (Kâfirleri sevenleri, Allah, azabı ile korkutuyor.) [Al-i İmran 28]
    Bu büyük tehdit, çirkinliğin çok büyük olduğunu gösteriyor. (3/55)

    Allahü teâlâ buyurdu ki:
    (Ya Davud, beni sevmeyenlerle arkadaşlık etme! Çünkü onlar senin düşmanındır, kalbini karartır ve seni benden uzaklaştırmaya çalışır.)
    Hazret-i İsa da buyurdu ki:
    (Allah düşmanlarına buğzederek, Allah sevgisini kazanın! Onlardan uzaklaşarak Allah�a yaklaşın!) [İhya]

    İmanın sahih ve muteber olması için gerekli şartlardan bazıları:
    1- Havf ve reca arasında olmak: Yani Allah�ın azabından korkup, rahmetinden ümit kesmemek.
    2- Can boğaza gelmeden ve güneş batıdan doğmadan önce iman etmek.
    3- Küfür alameti kullanmamak ve küfrü gerektiren söz söylememek.
    4- Sevgi ve buğzu yalnız Allah için olmak. Kâfirleri dost edinmek küfürdür.
    5- Ehl-i sünnet vel cemaate uygun itikad etmek. (R. Nasıhin)

  3. 28.Kasım.2014, 21:40
    2
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,410
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Ahirette rahmet müslümanadır




    Allah'tan ümidimizi kesmeden , rahmet ve merhametinden nasiplenmek için , dünyevi meşguliyetlerden uzaklaşıp , ahiret hazırlığı yapmalıyız . Kalıcı birikimler üzerine yolumuzu değiştirmeliyiz . Şüphesiz Allah , bağışlayıcıdır


  4. 28.Kasım.2014, 21:40
    2
    Mum Ve Merhem Olabilmek..



    Allah'tan ümidimizi kesmeden , rahmet ve merhametinden nasiplenmek için , dünyevi meşguliyetlerden uzaklaşıp , ahiret hazırlığı yapmalıyız . Kalıcı birikimler üzerine yolumuzu değiştirmeliyiz . Şüphesiz Allah , bağışlayıcıdır




+ Yorum Gönder