Konusunu Oylayın.: Sandalyede namaz kılmak (Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sandalyede namaz kılmak (Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu)
  1. 16.Aralık.2010, 13:48
    1
    aziz83
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ağustos.2010
    Üye No: 78582
    Mesaj Sayısı: 752
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Sandalyede namaz kılmak (Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu)






    Sandalyede namaz kılmak (Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu) Mumsema Diyanet din işleri yüksek kurulu, eskiden beri zaman zaman çok iyi kararlar veriyordu.Bu defa da geçen hafta son derece güzel bir karar vermiş. 1400 seneden beri camilerde bir tane sandalye görülmezken bir senedir her taraf sandalye dolmuştur. Mesele dinde reform hareketinin bir tatbikatıdır. Gizli eller bu işi cami dernekleri ve görevlilerin eliyle masum görüntülerle yapıyor amma işin arkasında İslam düşmanı eller vardır. Bu iş son derece önemlidir. İşte diyanetin almış olduğu karar.

    Din İşleri Yüksek Kurulu kararında, namaz kılmak amacıyla camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılmasının câmî doku ve kültürüyle bağdaşmadığı belirtilerek, “hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil yere oturarak kılmalarının uygun olduğu” ifade edildi.
    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 1 Aralık 2010 Çarşamba günü yaptığı toplantıda “sandalyede namaz” konusu gündeme alındı.
    Toplantı sonunda alınan kurul kararında, namazın kulun Allah'a en çok yakınlık kazandığı bir ibadet olduğu, Hz. Peygamber'in bu ibadeti “en hayırlı amel” olarak tanımlayarak, kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirdiği belirtildi.
    Bu sebeple namazın terk edilmesine izin verilmediği, ima ile de olsa mutlaka kılınması istendiği vurgulanan kararda, Hz. Peygamber'in “Kim namazı kasten terk ederse Allah'ın himayesi ondan uzak olur” hadisine yer verildi.
    Namazın rükünlerinin neler olduğunun Kur'an ve sünnette belirtildiği ve nasıl uygulanacağının da bizzat Hz. Peygamber tarafından sözlü ve pratik olarak ortaya konulduğuna değinilen kararda, rükünlerden herhangi birinin mazeretsiz terk edilmesi halinde namazın sahih olmayacağına işaret edildi.
    Ancak dinde sorumlulukların kulun gücüne göre belirlendiği, gücü aşan durumlar için kolaylaştırma ilkesi getirildiğine dikkati çekilen kararda, namazın rükünlerinden herhangi birini yerine getirmeye engel olan rahatsızlıkların kolaylaştırma sebebi sayıldığı vurgulandı.
    Kararda şu ifadelere yer verildi.
    “Buna göre, namazı normal şekliyle ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar.
    Nitekim Hz. Peygamber nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabeye 'Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere kıl' buyurmuştur. Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rüku’dan sonra yere oturarak secdeleri ima ile yapar.
    Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişi namaza ayakta başlar, secdeden sonra namazını oturarak tamamlar.
    Ayakta durmaya ve rüku’ yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimse namaza ayakta başlar rüku’dan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak îma ile eda eder.
    Ayakta durmaya gücü yetmeyen, yere de oturamayan kimse namazı tabure, sandalye ve benzeri bir şey üzerine oturarak rüku’ ve secdeleri îma ile yerine getirir.
    Kul, Rabb'ine ibadet ederken hem özde samîmi olmalı hem de dinin belirlediği şekil şartlarını tam olarak yerine getirmeye özen göstermelidir. Özen ve hassasiyet eksikliğinden dolayı Rabb'ine karşı sorumlu olacağı bilincinde olmalıdır.
    Bu sebeple namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır.
    Namazı aslî şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedeni rahatsızlıklar bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir.
    Öte yandan dînî açıdan zorunlu ve meşru bir sebep bulunmadıkça camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır.
    Özellikle üzerinde namaz kılmak amacıyla camilerde sıralar halinde sâbit oturakların yapılması, câmi doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır.
    Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur”


    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 1 Aralık 2010 Çarşamba


  2. 16.Aralık.2010, 13:48
    1
    aziz83 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Diyanet din işleri yüksek kurulu, eskiden beri zaman zaman çok iyi kararlar veriyordu.Bu defa da geçen hafta son derece güzel bir karar vermiş. 1400 seneden beri camilerde bir tane sandalye görülmezken bir senedir her taraf sandalye dolmuştur. Mesele dinde reform hareketinin bir tatbikatıdır. Gizli eller bu işi cami dernekleri ve görevlilerin eliyle masum görüntülerle yapıyor amma işin arkasında İslam düşmanı eller vardır. Bu iş son derece önemlidir. İşte diyanetin almış olduğu karar.

    Din İşleri Yüksek Kurulu kararında, namaz kılmak amacıyla camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılmasının câmî doku ve kültürüyle bağdaşmadığı belirtilerek, “hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil yere oturarak kılmalarının uygun olduğu” ifade edildi.
    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 1 Aralık 2010 Çarşamba günü yaptığı toplantıda “sandalyede namaz” konusu gündeme alındı.
    Toplantı sonunda alınan kurul kararında, namazın kulun Allah'a en çok yakınlık kazandığı bir ibadet olduğu, Hz. Peygamber'in bu ibadeti “en hayırlı amel” olarak tanımlayarak, kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirdiği belirtildi.
    Bu sebeple namazın terk edilmesine izin verilmediği, ima ile de olsa mutlaka kılınması istendiği vurgulanan kararda, Hz. Peygamber'in “Kim namazı kasten terk ederse Allah'ın himayesi ondan uzak olur” hadisine yer verildi.
    Namazın rükünlerinin neler olduğunun Kur'an ve sünnette belirtildiği ve nasıl uygulanacağının da bizzat Hz. Peygamber tarafından sözlü ve pratik olarak ortaya konulduğuna değinilen kararda, rükünlerden herhangi birinin mazeretsiz terk edilmesi halinde namazın sahih olmayacağına işaret edildi.
    Ancak dinde sorumlulukların kulun gücüne göre belirlendiği, gücü aşan durumlar için kolaylaştırma ilkesi getirildiğine dikkati çekilen kararda, namazın rükünlerinden herhangi birini yerine getirmeye engel olan rahatsızlıkların kolaylaştırma sebebi sayıldığı vurgulandı.
    Kararda şu ifadelere yer verildi.
    “Buna göre, namazı normal şekliyle ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar.
    Nitekim Hz. Peygamber nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabeye 'Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere kıl' buyurmuştur. Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rüku’dan sonra yere oturarak secdeleri ima ile yapar.
    Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişi namaza ayakta başlar, secdeden sonra namazını oturarak tamamlar.
    Ayakta durmaya ve rüku’ yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimse namaza ayakta başlar rüku’dan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak îma ile eda eder.
    Ayakta durmaya gücü yetmeyen, yere de oturamayan kimse namazı tabure, sandalye ve benzeri bir şey üzerine oturarak rüku’ ve secdeleri îma ile yerine getirir.
    Kul, Rabb'ine ibadet ederken hem özde samîmi olmalı hem de dinin belirlediği şekil şartlarını tam olarak yerine getirmeye özen göstermelidir. Özen ve hassasiyet eksikliğinden dolayı Rabb'ine karşı sorumlu olacağı bilincinde olmalıdır.
    Bu sebeple namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır.
    Namazı aslî şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedeni rahatsızlıklar bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir.
    Öte yandan dînî açıdan zorunlu ve meşru bir sebep bulunmadıkça camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır.
    Özellikle üzerinde namaz kılmak amacıyla camilerde sıralar halinde sâbit oturakların yapılması, câmi doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır.
    Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur”


    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 1 Aralık 2010 Çarşamba

  3. 14.Aralık.2011, 00:02
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,997
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Sandalyede namaz kılmak (Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu)




    Sandalyede namaz kılma konusu
    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Fetvası


  4. 14.Aralık.2011, 00:02
    2
    Moderatör



    Sandalyede namaz kılma konusu
    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Fetvası




+ Yorum Gönder