Konusunu Oylayın.: İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 21 kişi
İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri
  1. 31.Temmuz.2010, 23:20
    1
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,151
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri






    İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri Mumsema
    İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri 2014


    İLİ : GENEL
    TARİH : 28/02/2014


    İMAN, ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMLILIK

    Aziz Kardeşlerim!
    Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sonra bir nesil geldi. Namazı zayi ettiler. Şehvet ve dünyevî tutkularının esiri oldular. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklar, ğayyâ’yı boylayacaklardır.”1
    Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine uyan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan iyilik temenni edendir.”2
    Kardeşlerim!
    Din-i Mübin-i İslâm’ın en büyük gayesi yeryüzünde insanı özgür kılmaktır. İman, bizatihi özgürlüktür; Allah’tan başka hiçbir varlığa kul ve köle olmamaktır. İman, aynı zamanda nefsin hevâ ve heveslerine, istek ve arzularına, şehvet ve tutkularına teslim olmamaktır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle hevâsını, nefsânî arzularını ilah edinmemektir.3 Tıpkı Yusuf Peygamber gibi zindanlara atılmayı göze almak, fakat asla nefsin şehvet ve tutkularına esir olmamaktır. Onun kötülüğü emretmesine4 imkân vermemektir. Nefsi Allah’ın razı olacağı özgür bir nefis kılmaktır. Onu terbiye ve tezkiye edip kurtuluşa ermektir5. Unutmayalım ki eğitilmeyen nefis ve iradeler, önce hevânın, arzu ve isteklerin, şeytanın, sonra da başkalarının esiri olmaya mahkûmdur. Her yanlış tutku ve bağımlılık, imanın insanda gerçekleştirmek istediği hedeflerden bizleri uzaklaştıracaktır.
    Kardeşlerim!
    Ne yazık ki bugün, nefislerin şımartıldığı, iştahların kabartıldığı, şehvetlerin kamçılandığı, doyumsuzluğun arttığı, hızın ve hazzın olabildiğince yaygınlaştığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bunun içindir ki, çocuklarımızı, gençlerimizi, gelecek nesillerimizi hatta tüm insanlığı tehdit eden zararlı alışkanlıklar ve madde bağımlılıkları maalesef gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Taklit, özenti, arkadaş, çevre, merak, kişilik ve irade zafiyeti gibi sebeplerle nesiller, bu kötülüklere kolayca müptela olabiliyorlar.
    Tutku ve bağımlılıklar saymakla bitmez. Sigara, alkol, uyuşturucu, kumar ve teknoloji bağımlılığı, bugün, insanlığı kuşatan belli başlı zararlı alışkanlıklar arasındadır. Sigara bağımlılığı derken, dünyada her yıl 6 milyon insanın, yani her 10 saniyede bir insanın ölümüne yol açan bir illetten söz ediyorum. Alkol bağımlılığı derken, dünyada her yıl 320.000 gencin, toplamda 2,5 milyon insanın ölümüne yol açan bir belâdan söz ediyorum. Alkol bağımlılığı derken dünyada cinayetlerin % 85’ine, tecavüzlerin % 50’sine, trafik kazalarının % 60’ına, şiddet olaylarının % 50’sine kadına karşı şiddetin % 70’ine neden olan bir marazdan söz ediyorum. Uyuşturucu bağımlılığı derken, gelecek nesillerimizi tehdit eden, kullanımı ilkokullar seviyesine kadar inmiş bulunan bir zehirden bahsediyorum. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı derken insanda düşünme kabiliyetini, akıl ve iradeyi işlemez hale getiren bir hastalıktan söz ediyorum. Kumar bağımlılığı derken, ömrü, sağlık, zekâ ve enerjiyi tüketen, mal ve serveti heder eden bir günahtan söz ediyorum. Talih ve şansa bağlı oyunlarla emek harcamaksızın, alın teri dökmeksizin, kolay ve haksız kazanç elde etmekten söz ediyorum.
    Teknoloji bağımlılığı derken, televizyon, telefon, tablet ve bilgisayar karşısında ömür tüketmekten, asıl sorumluluklarımızı, kendimizi, ailemizi ve çocuklarımızı ihmal etmekten, işleri aksatmaktan, samimiyetten uzaklaşmaktan, yalnızlaşmaktan, kısacası hayattan kopmaktan söz ediyorum. Teknoloji bağımlılığı derken sanal ortamlarda işlenen cürüm ve günahlardan, haramlardan bahsediyorum.
    Aziz Kardeşlerim!
    Bütün bu bağımlılıklar her şeyden önce Rabbimizin bizlere bahşettiği akıl, irade, sağlık, zaman, mal ve servet gibi nimetlere karşı nankörlüktür, emanete ihanettir. Çoluk-çocuğumuzun nafakasını çöpe atmaktır, israftır. Eşlerimizin, çocuklarımızın, yakınlarımızın ve arkadaşlarımızın haklarını ihlal etmektir. Ailelerin parçalanma sebebidir. Çocukları sokağa ve suça teşvik etmektir. Aile içi şiddet, cinayet, zina, fuhuş, sahtekârlık, dolandırıcılık, hırsızlık ve zimmete para geçirme gibi suçların ve ahlaksızlıkların toplumda artma nedenidir. Üretim ve iş gücü kaybı gibi ekonomik sorunların, hak, hukuk ve güven duygusunun zedelenmesi gibi toplumsal sorunların ve huzursuzlukların sebebidir. Unutmayalım ki bütün bu bağımlılıklar, illegal yapıların da oluşma zeminidir.
    Kardeşlerim!
    Hem dinimizce yasaklanmış hem de her biri birer hastalık olan bu bağımlılık ve kötü alışkanlıklardan, çocuklarımızı ve gençlerimizi koruma hususunda temel görev, anne ve babalara, ailelere ve ilgili kurumlarımıza düşmektedir. Aileler olarak göz aydınlığımız olan yavrularımızı güzel yetiştirelim ki, onlar dinimizin güzellikleriyle buluşsunlar! İmanın ve gerçek özgürlüğün tadına varsınlar! Hiçbir zaman inançsızlık girdabına düşmesinler! Yüce ideallerin, büyük hedeflerin insanı olsunlar! Onlarla sağlıklı ve doğru bir iletişim kuralım ki, onlar hep iyilerle tanışıp onlarla arkadaşlık etsinler! Tutku ve bağımlılıkların tuzağına ve kötü yollara düşmesinler! Onlara güzel örnek olalım ki, onlar güzel ahlâk sahibi salih insanlar olsunlar! Daha yaşanılabilir bir dünya, daha güzel bir gelecek için, geliniz, hep birlikte el ele verelim!
    Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in bizlere öğrettiği bir dua ile bitirmek istiyorum:
    “Allah'ım! Helâl olan nimetlerinle yetinmemi, haramlardan müstağni olmamı ihsan eyle! Fazlı kereminle beni senden başkasına muhtaç eyleme!”6
    1 Meryem 19/59.
    2 Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25.
    3 Câsiye, 45/23.
    4 Yusuf, 12/53.
    5 Şems, 91/9.
    6 Hâkim, De’avât, No:1973.

    Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı




  2. 31.Temmuz.2010, 23:20
    1
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri 2014


    İLİ : GENEL
    TARİH : 28/02/2014


    İMAN, ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMLILIK

    Aziz Kardeşlerim!
    Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sonra bir nesil geldi. Namazı zayi ettiler. Şehvet ve dünyevî tutkularının esiri oldular. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklar, ğayyâ’yı boylayacaklardır.”1
    Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine uyan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan iyilik temenni edendir.”2
    Kardeşlerim!
    Din-i Mübin-i İslâm’ın en büyük gayesi yeryüzünde insanı özgür kılmaktır. İman, bizatihi özgürlüktür; Allah’tan başka hiçbir varlığa kul ve köle olmamaktır. İman, aynı zamanda nefsin hevâ ve heveslerine, istek ve arzularına, şehvet ve tutkularına teslim olmamaktır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle hevâsını, nefsânî arzularını ilah edinmemektir.3 Tıpkı Yusuf Peygamber gibi zindanlara atılmayı göze almak, fakat asla nefsin şehvet ve tutkularına esir olmamaktır. Onun kötülüğü emretmesine4 imkân vermemektir. Nefsi Allah’ın razı olacağı özgür bir nefis kılmaktır. Onu terbiye ve tezkiye edip kurtuluşa ermektir5. Unutmayalım ki eğitilmeyen nefis ve iradeler, önce hevânın, arzu ve isteklerin, şeytanın, sonra da başkalarının esiri olmaya mahkûmdur. Her yanlış tutku ve bağımlılık, imanın insanda gerçekleştirmek istediği hedeflerden bizleri uzaklaştıracaktır.
    Kardeşlerim!
    Ne yazık ki bugün, nefislerin şımartıldığı, iştahların kabartıldığı, şehvetlerin kamçılandığı, doyumsuzluğun arttığı, hızın ve hazzın olabildiğince yaygınlaştığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bunun içindir ki, çocuklarımızı, gençlerimizi, gelecek nesillerimizi hatta tüm insanlığı tehdit eden zararlı alışkanlıklar ve madde bağımlılıkları maalesef gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Taklit, özenti, arkadaş, çevre, merak, kişilik ve irade zafiyeti gibi sebeplerle nesiller, bu kötülüklere kolayca müptela olabiliyorlar.
    Tutku ve bağımlılıklar saymakla bitmez. Sigara, alkol, uyuşturucu, kumar ve teknoloji bağımlılığı, bugün, insanlığı kuşatan belli başlı zararlı alışkanlıklar arasındadır. Sigara bağımlılığı derken, dünyada her yıl 6 milyon insanın, yani her 10 saniyede bir insanın ölümüne yol açan bir illetten söz ediyorum. Alkol bağımlılığı derken, dünyada her yıl 320.000 gencin, toplamda 2,5 milyon insanın ölümüne yol açan bir belâdan söz ediyorum. Alkol bağımlılığı derken dünyada cinayetlerin % 85’ine, tecavüzlerin % 50’sine, trafik kazalarının % 60’ına, şiddet olaylarının % 50’sine kadına karşı şiddetin % 70’ine neden olan bir marazdan söz ediyorum. Uyuşturucu bağımlılığı derken, gelecek nesillerimizi tehdit eden, kullanımı ilkokullar seviyesine kadar inmiş bulunan bir zehirden bahsediyorum. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı derken insanda düşünme kabiliyetini, akıl ve iradeyi işlemez hale getiren bir hastalıktan söz ediyorum. Kumar bağımlılığı derken, ömrü, sağlık, zekâ ve enerjiyi tüketen, mal ve serveti heder eden bir günahtan söz ediyorum. Talih ve şansa bağlı oyunlarla emek harcamaksızın, alın teri dökmeksizin, kolay ve haksız kazanç elde etmekten söz ediyorum.
    Teknoloji bağımlılığı derken, televizyon, telefon, tablet ve bilgisayar karşısında ömür tüketmekten, asıl sorumluluklarımızı, kendimizi, ailemizi ve çocuklarımızı ihmal etmekten, işleri aksatmaktan, samimiyetten uzaklaşmaktan, yalnızlaşmaktan, kısacası hayattan kopmaktan söz ediyorum. Teknoloji bağımlılığı derken sanal ortamlarda işlenen cürüm ve günahlardan, haramlardan bahsediyorum.
    Aziz Kardeşlerim!
    Bütün bu bağımlılıklar her şeyden önce Rabbimizin bizlere bahşettiği akıl, irade, sağlık, zaman, mal ve servet gibi nimetlere karşı nankörlüktür, emanete ihanettir. Çoluk-çocuğumuzun nafakasını çöpe atmaktır, israftır. Eşlerimizin, çocuklarımızın, yakınlarımızın ve arkadaşlarımızın haklarını ihlal etmektir. Ailelerin parçalanma sebebidir. Çocukları sokağa ve suça teşvik etmektir. Aile içi şiddet, cinayet, zina, fuhuş, sahtekârlık, dolandırıcılık, hırsızlık ve zimmete para geçirme gibi suçların ve ahlaksızlıkların toplumda artma nedenidir. Üretim ve iş gücü kaybı gibi ekonomik sorunların, hak, hukuk ve güven duygusunun zedelenmesi gibi toplumsal sorunların ve huzursuzlukların sebebidir. Unutmayalım ki bütün bu bağımlılıklar, illegal yapıların da oluşma zeminidir.
    Kardeşlerim!
    Hem dinimizce yasaklanmış hem de her biri birer hastalık olan bu bağımlılık ve kötü alışkanlıklardan, çocuklarımızı ve gençlerimizi koruma hususunda temel görev, anne ve babalara, ailelere ve ilgili kurumlarımıza düşmektedir. Aileler olarak göz aydınlığımız olan yavrularımızı güzel yetiştirelim ki, onlar dinimizin güzellikleriyle buluşsunlar! İmanın ve gerçek özgürlüğün tadına varsınlar! Hiçbir zaman inançsızlık girdabına düşmesinler! Yüce ideallerin, büyük hedeflerin insanı olsunlar! Onlarla sağlıklı ve doğru bir iletişim kuralım ki, onlar hep iyilerle tanışıp onlarla arkadaşlık etsinler! Tutku ve bağımlılıkların tuzağına ve kötü yollara düşmesinler! Onlara güzel örnek olalım ki, onlar güzel ahlâk sahibi salih insanlar olsunlar! Daha yaşanılabilir bir dünya, daha güzel bir gelecek için, geliniz, hep birlikte el ele verelim!
    Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in bizlere öğrettiği bir dua ile bitirmek istiyorum:
    “Allah'ım! Helâl olan nimetlerinle yetinmemi, haramlardan müstağni olmamı ihsan eyle! Fazlı kereminle beni senden başkasına muhtaç eyleme!”6
    1 Meryem 19/59.
    2 Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25.
    3 Câsiye, 45/23.
    4 Yusuf, 12/53.
    5 Şems, 91/9.
    6 Hâkim, De’avât, No:1973.

    Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı



  3. 18.Mart.2011, 12:37
    2
    cıvanmert
    Aday Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Mart.2011
    Üye No: 85767
    Mesaj Sayısı: 87
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: Eskişehir

    Cevap: İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri




    İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri 2014

    İLİ : GENEL
    TARİH : 21/02/2014

    KALB-İ SELİM (II)

    Aziz Kardeşlerim!
    Tâbiûn neslinin büyük âlimlerinden Şehr b. Havşeb, bir gün, müminlerin annesi ÜmmüSeleme’ye merakla Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in en çok yaptığı duayı sorar. Ümmü Seleme bu duanın “Ey kalpleri bir halden bir hale çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit eyle!” duası olduğunu söyler.1

    Kardeşlerim!
    İslâm düşüncesinde kalp, imanın, hakikatin, bilginin, hikmetin ve ahlakın merkezindedir. Beden ülkemizin sultanı olan kalp, gönül dünyamıza da yön veren ilahi bir cevherdir. Nazargâh-ı ilahidir. Hakk’ın aynasıdır. Şuur, vicdan, idrak, duygu, akıl ve irade gücümüzün odak noktasıdır. İman ve küfrün, sevgi ve nefretin, cesaret ve korkaklığın, iyilik ve kötülüğün merkezidir. Haset, gazap ve nefret gibi kötü duygular kalpte bulunduğu gibi iman, Allah korkusu, hilm ve takva gibi iyi ve güzel duygular da kalpte bulunur. Allah’ı bilmek ve tanımak anlamına gelen marifet, kalbin işidir.2 Allah’a karşı derin kavrayış olan huşunun mahalli kalptir. Tevazu kalpte başlar. İlahi güzellikler hep kalpte tecelli eder. Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimizin kalbine indirilmiştir.3Tabibu’l-kulûb, gönüllerin doktoru olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), kalbin bu merkezî konumunu “…Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o iyi, doğru ve düzgün olursa bütün vücut iyi, doğru ve düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.”4sözleriyle dile getirmiştir. Kalp, gönül dediğimiz latif varlıktır. Kalp, kişinin hidayete erdiği yerdir. Kalp, mümin için doğru bilgiyi yanlış olandan ayırt etme yeridir. Kalp, kötülüklere karşı mücadelenin verildiği yerdir. Kötülüğe karşı son direnç noktasıdır.5

    Kardeşlerim!
    İnsan, hem akıl ve kalp nimetine sahiptir hem de şeytan, nefis ve şehvet ile çetin bir imtihana tâbidir. Kalp, Allah’ın nazargâhı olduğu gibi aynı zamanda şeytanın insana vesvese ve şüphe vermek için fırsat kolladığı yerdir. Allah, kalbi yüceltmeyi amaçlarken, şeytan onu yıkmayı hedefler. İnsan gece uykusunda dahi şeytanın vesvesesiyle karşı karşıyadır.6 Şeytan namazda bile kalbi rahat bırakmaz; ona hiç aklında olmayan şeyleri hatırlatır ve zihnini meşgul etmeye çalışır.7 Bu şekilde şeytan, kişi ile kalbi arasına girmeye çalışarak onu Allah yolundan alıkoymak ister. İnsan bu girdaptan ancak, iman, salih amel ve Allah’ı zikirle kurtulabilir. Kalpler ancak, Allah’ı zikrederek itmi’nana ve huzura kavuşur; kurtuluşa ve doyuma ulaşır. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (s.a.s), Rabbinden hep kalb-i selim niyazında bulunmuş, “Benim kalbim de perdelenir ve ben her gün yüz defa istiğfar eder, Allah’tan bağışlanma dilerim” buyurmuştur.8
    İnançsızlık ve işlenen günahlar, kalbin kararmasına neden olur.9 Bu durumda kalp, Rahmân’ın ilim, hikmet ve iman nurundan yararlanamaz. Akıl, basiret ve duygu yeteneğini kaybeder. Paslanma, sapma, hastalanma, katılık, perdelenme, körleşme, mühürlenme, kilitlenme gibi manevî hastalıklara maruz kalır. Kişi artık kalbi olduğu hâlde onunla hakikati kavrayıp anlayamaz; gözü olduğu halde onunla gerçeği göremez; kulağı olduğu halde onunla hakkı işitemez.10
    İman, ilim ve muhabbet pınarlarıyla beslenen kalp, ilâhî güzellikleri elde edecek şekilde safiyet kazanırken, dünyaya çok dalmak, tefekkürü terk etmek, ölümü unutmak, çok gülmek, çok konuşmak,11 tefrika girdabına kapılmak12 ve merhametsizlik gibi kötülükler, kalbi hastalıklı bir hâle dönüştürür. “Merhamet, ancak kalbi katılaşmış inançsız bedhahların kalbinden çekilip alınmıştır”13hadisi kalbin ihtiyaç duyduğu merhamet duygusuna işaret etmektedir. Bencillik, haset, kibir, cimrilik, hilekârlık, kendini beğenmek, başkalarına tepeden bakmak, sû-i zanda bulunmak, kin beslemek, insanların başına gelen musibetten zevk almak, dostlara darılıp onları yüzüstü bırakmak, sözde durmamak, dünyaya karşı gözü doymamak, insan ile cennet arasına duvarlar ören ve aynı şekilde kalbe zarar veren kötülüklerdir.14

    Kardeşlerim!
    Müminin kalbi, selim olan kalptir. Kalb-i selim, Allah’a teslim olup selâmet bulmuş kalptir. Hastalıksız kalptir. Kalb-i selim, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in müminin kalbi olarak tanımladığı, “Allah’tan korkan, tertemiz kalptir. Bu kalpte günaha, zulme, kine, hasede yer yoktur.”15 “Kalbini yalnızca imana tahsis eden, kalbini selim, dilini sadık, nefsini doymuş, ahlâkını düzgün kılan ve kulaklarını hak yolunda haberci, gözlerini kalp izinde bekçi kılan kişi kurtuluşa ermiştir. Kalbini, ilâhî güzelliklerin dolup taştığı bir kap hâline getiren kişi kurtuluşa ermiştir.”16 İnsanın âhirette selâmete ermesi ancak kalbin imarıyla, gönül terbiyesiyle mümkündür. Kalbin şirk, küfür, nifak gibi hastalıklardan salim olmasıyla mümkündür. O gün ne suretlere bakılır, ne de mallara. O gün ancak kalplere ve amellere bakılır.17“O gün, ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah’a kalb-i selim ile gelenler o günde fayda bulur.”18

    Kardeşlerim!
    Bitmek tükenmek bilmeyen insani zaaflarımızın kuşatması altında, ruhen ve bedenen tükenmenin eşiğine geldiğimizde, kalbimize mukayyet olabilmek için; insana, eşyaya, kâinata kalp gözü ile bakabilmek için; gönül dili ile konuşabilmek için hep birlikte Sevgili Peygamberimizin niyazıyla şöyle dua edelim:
    “Ey kalpleri bir halden diğer bir hale çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit eyle!”


    1 Tirmizî, Deavât, 89.
    2 Buhârî, Îmân, 13.
    3 Bakara, 2/97; Şuarâ, 26/193–194.
    4 Buhârî, Îmân, 39.
    5 Müslim, İman, 78.
    6 Nesâî, Kıyâmü’l-leyl ve tatavvuu’n-nehâr, 5.
    7 Buhârî, Sehv, 6.
    8 Müslim, Zikir ve dua ve tevbe ve istiğfar, 41.
    9 Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83.
    10 Araf, 7/179.
    11 Tirmizî, Zühd, 61.
    12 Tirmizî, Salât, 54.
    13 EbûDâvûd, Edeb, 58.
    14 EbûDâvûd, Sünnet, 27, 28.
    15 İbnMâce, Zühd, 24.
    16 İbnHanbel, V, 147.
    17 Müslim, Birr ve sıla, 34.
    18 Şuarâ, 26/88-89.

    Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı


  4. 18.Mart.2011, 12:37
    2
    cıvanmert - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aday Moderatör



    İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri 2014

    İLİ : GENEL
    TARİH : 21/02/2014

    KALB-İ SELİM (II)

    Aziz Kardeşlerim!
    Tâbiûn neslinin büyük âlimlerinden Şehr b. Havşeb, bir gün, müminlerin annesi ÜmmüSeleme’ye merakla Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in en çok yaptığı duayı sorar. Ümmü Seleme bu duanın “Ey kalpleri bir halden bir hale çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit eyle!” duası olduğunu söyler.1

    Kardeşlerim!
    İslâm düşüncesinde kalp, imanın, hakikatin, bilginin, hikmetin ve ahlakın merkezindedir. Beden ülkemizin sultanı olan kalp, gönül dünyamıza da yön veren ilahi bir cevherdir. Nazargâh-ı ilahidir. Hakk’ın aynasıdır. Şuur, vicdan, idrak, duygu, akıl ve irade gücümüzün odak noktasıdır. İman ve küfrün, sevgi ve nefretin, cesaret ve korkaklığın, iyilik ve kötülüğün merkezidir. Haset, gazap ve nefret gibi kötü duygular kalpte bulunduğu gibi iman, Allah korkusu, hilm ve takva gibi iyi ve güzel duygular da kalpte bulunur. Allah’ı bilmek ve tanımak anlamına gelen marifet, kalbin işidir.2 Allah’a karşı derin kavrayış olan huşunun mahalli kalptir. Tevazu kalpte başlar. İlahi güzellikler hep kalpte tecelli eder. Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimizin kalbine indirilmiştir.3Tabibu’l-kulûb, gönüllerin doktoru olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), kalbin bu merkezî konumunu “…Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o iyi, doğru ve düzgün olursa bütün vücut iyi, doğru ve düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.”4sözleriyle dile getirmiştir. Kalp, gönül dediğimiz latif varlıktır. Kalp, kişinin hidayete erdiği yerdir. Kalp, mümin için doğru bilgiyi yanlış olandan ayırt etme yeridir. Kalp, kötülüklere karşı mücadelenin verildiği yerdir. Kötülüğe karşı son direnç noktasıdır.5

    Kardeşlerim!
    İnsan, hem akıl ve kalp nimetine sahiptir hem de şeytan, nefis ve şehvet ile çetin bir imtihana tâbidir. Kalp, Allah’ın nazargâhı olduğu gibi aynı zamanda şeytanın insana vesvese ve şüphe vermek için fırsat kolladığı yerdir. Allah, kalbi yüceltmeyi amaçlarken, şeytan onu yıkmayı hedefler. İnsan gece uykusunda dahi şeytanın vesvesesiyle karşı karşıyadır.6 Şeytan namazda bile kalbi rahat bırakmaz; ona hiç aklında olmayan şeyleri hatırlatır ve zihnini meşgul etmeye çalışır.7 Bu şekilde şeytan, kişi ile kalbi arasına girmeye çalışarak onu Allah yolundan alıkoymak ister. İnsan bu girdaptan ancak, iman, salih amel ve Allah’ı zikirle kurtulabilir. Kalpler ancak, Allah’ı zikrederek itmi’nana ve huzura kavuşur; kurtuluşa ve doyuma ulaşır. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (s.a.s), Rabbinden hep kalb-i selim niyazında bulunmuş, “Benim kalbim de perdelenir ve ben her gün yüz defa istiğfar eder, Allah’tan bağışlanma dilerim” buyurmuştur.8
    İnançsızlık ve işlenen günahlar, kalbin kararmasına neden olur.9 Bu durumda kalp, Rahmân’ın ilim, hikmet ve iman nurundan yararlanamaz. Akıl, basiret ve duygu yeteneğini kaybeder. Paslanma, sapma, hastalanma, katılık, perdelenme, körleşme, mühürlenme, kilitlenme gibi manevî hastalıklara maruz kalır. Kişi artık kalbi olduğu hâlde onunla hakikati kavrayıp anlayamaz; gözü olduğu halde onunla gerçeği göremez; kulağı olduğu halde onunla hakkı işitemez.10
    İman, ilim ve muhabbet pınarlarıyla beslenen kalp, ilâhî güzellikleri elde edecek şekilde safiyet kazanırken, dünyaya çok dalmak, tefekkürü terk etmek, ölümü unutmak, çok gülmek, çok konuşmak,11 tefrika girdabına kapılmak12 ve merhametsizlik gibi kötülükler, kalbi hastalıklı bir hâle dönüştürür. “Merhamet, ancak kalbi katılaşmış inançsız bedhahların kalbinden çekilip alınmıştır”13hadisi kalbin ihtiyaç duyduğu merhamet duygusuna işaret etmektedir. Bencillik, haset, kibir, cimrilik, hilekârlık, kendini beğenmek, başkalarına tepeden bakmak, sû-i zanda bulunmak, kin beslemek, insanların başına gelen musibetten zevk almak, dostlara darılıp onları yüzüstü bırakmak, sözde durmamak, dünyaya karşı gözü doymamak, insan ile cennet arasına duvarlar ören ve aynı şekilde kalbe zarar veren kötülüklerdir.14

    Kardeşlerim!
    Müminin kalbi, selim olan kalptir. Kalb-i selim, Allah’a teslim olup selâmet bulmuş kalptir. Hastalıksız kalptir. Kalb-i selim, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in müminin kalbi olarak tanımladığı, “Allah’tan korkan, tertemiz kalptir. Bu kalpte günaha, zulme, kine, hasede yer yoktur.”15 “Kalbini yalnızca imana tahsis eden, kalbini selim, dilini sadık, nefsini doymuş, ahlâkını düzgün kılan ve kulaklarını hak yolunda haberci, gözlerini kalp izinde bekçi kılan kişi kurtuluşa ermiştir. Kalbini, ilâhî güzelliklerin dolup taştığı bir kap hâline getiren kişi kurtuluşa ermiştir.”16 İnsanın âhirette selâmete ermesi ancak kalbin imarıyla, gönül terbiyesiyle mümkündür. Kalbin şirk, küfür, nifak gibi hastalıklardan salim olmasıyla mümkündür. O gün ne suretlere bakılır, ne de mallara. O gün ancak kalplere ve amellere bakılır.17“O gün, ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah’a kalb-i selim ile gelenler o günde fayda bulur.”18

    Kardeşlerim!
    Bitmek tükenmek bilmeyen insani zaaflarımızın kuşatması altında, ruhen ve bedenen tükenmenin eşiğine geldiğimizde, kalbimize mukayyet olabilmek için; insana, eşyaya, kâinata kalp gözü ile bakabilmek için; gönül dili ile konuşabilmek için hep birlikte Sevgili Peygamberimizin niyazıyla şöyle dua edelim:
    “Ey kalpleri bir halden diğer bir hale çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit eyle!”


    1 Tirmizî, Deavât, 89.
    2 Buhârî, Îmân, 13.
    3 Bakara, 2/97; Şuarâ, 26/193–194.
    4 Buhârî, Îmân, 39.
    5 Müslim, İman, 78.
    6 Nesâî, Kıyâmü’l-leyl ve tatavvuu’n-nehâr, 5.
    7 Buhârî, Sehv, 6.
    8 Müslim, Zikir ve dua ve tevbe ve istiğfar, 41.
    9 Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83.
    10 Araf, 7/179.
    11 Tirmizî, Zühd, 61.
    12 Tirmizî, Salât, 54.
    13 EbûDâvûd, Edeb, 58.
    14 EbûDâvûd, Sünnet, 27, 28.
    15 İbnMâce, Zühd, 24.
    16 İbnHanbel, V, 147.
    17 Müslim, Birr ve sıla, 34.
    18 Şuarâ, 26/88-89.

    Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı

  5. 02.Mart.2014, 10:25
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,755
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri

    İZMİR MÜFTÜLÜĞÜ HUTBELER 2014
    24.01.2014

    لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ



    (1) يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يراًۜ
    (4) خُلُقاً أكْمَلُ المُؤمِنِينَ إيمَاناً أحْسَنُهُمْ


    GÜZEL AHLAK

    Muhterem Müslümanlar!

    Kaynağını Kur'an-ı Kerim'den alan ahlak nizamı, imânı tamamlayan, ihsânı kemâle erdiren, hayâtı güzelleştiren, sâhibini Allâh'ın rızâsına yaklaştıran davranışlar bütünüdür.
    İlahi dinlerin gayesi ve peygamberlerin gönderiliş sebeplerinin en önemlisi, yeryüzünde güzel ahlâkı hâkim kılmaktır. İslam peygamberinin, “ Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.”(1) sözünü, Yüce Allah, “Andolsun ki, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır”(2)ayeti ile teyit ederek bu hakikati vurgulamıştır.

    Aziz Mü’minler !

    Allahın Resülü her fırsatta Ashâbını güzel ahlâklı olmaya teşvik etmiş, ashabı da onun hayatını titizlikle izleyerek, ilkelerini hem kendileri için örnek almış, hem de sonraki nesillere büyük bir gayret ve özenle nakletmiştir.
    Yaratılışımızın gayesini “Allah’a kulluk”(3) olduğunu bildiren yüce Allah, insanı İman’a, Salih amellerle her türlü kötülüklerden arınmaya, temiz toplumun yapısını oluşturan ahlâki niteliklere sahip olmaya çağırmaktadır.

    Muhterem Müslümanlar !

    Dindar insanla, iyi ahlâklı insan aynı fotoğraf içerisinde yer alırsa o zaman dine uygun yaşanmış olur. Güzel ahlâk, doğru davranış insanı nitelikli kılar. Dinin kendisinden beklediği güzel davranışları sergileyen kendisine ve toplumuna yararlı olur. Üzüntü ile ifade etmeliyiz ki, günümüz dünyasında toplumların sosyal yapılarını tehdit eden en büyük tehlike, ahlâki değerlerin yozlaşmasıdır.
    Doğruluğun, samimiyetin, haya ve edebin, şefkat ve merhametin, ülfet ve muhabbetin saygının, sevginin ve hoşgörü’nün giderek azalması, buna karşılık, yalan, iftira, arsızlık, saygısızlık, içki, uyuşturucu, kumar, zina, hırsızlık, şiddet, kin, nefret vb. her türlü kötülüklerin hızla artması ahlâki çöküşün en önemli göstergesidir.
    Yaşadığımız modern dünya da; ahlâkî değerleri tahrip eden akımlar, inanç ve ahlâk ekseninde telafisi güç problemlerin doğmasına zemin hazırlamaktadır.

    Aziz Mü’minler !

    Fert ve toplumların ruhen ve bedenen sağlıklı yetişmelerinde din ve ahlâk eğitiminin önemi çok büyüktür. Bu nedenle, ailelere, eğitim kurumlarına ve sorumluluk taşıyan herkese büyük vazifeler düşmektedir. Bu vazifelerin başında da sorumlu olduğumuz çocuklarımızı ve yakınlarımızı, her türlü gayri ahlaki ortamlardan uzak tutmak gelmektedir. Özellikle çocuklarımızın arkadaş çevresinin ve etkileşim ortamları dikkatle izlenmelidir.

    Muhterem Mü’minler !

    Toplumları bir arada tutan ve güçlü kılan ahlaki değerler, geçerliliğini yitirdiği ve yok olduğu takdirde toplumun her ferdi bundan zarar görür. Güzel ahlâkı korumak Yüce Rabbimizin emridir.
    Aynı zamanda toplum hayatını sürdürmenin ve insanlık onurunu yüceltmenin bir gereğidir.
    Unutmayalım ki Mü’minlerin en önemli görevlerinden biri de ahlâkî meziyetlere sahip olmak, nesillere güzel ahlâki hasletleri kazandırmaktır.
    Hutbemi Peygamberimizin konu ile ilgili hadisi şerifleri ile bitirmek istiyorum.
    “ Kıyamet günü mü’minin mizanında güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmaz.” (4)
    “Mü’minlerin iman bakımından en mükemmel olanları ahlâkı en güzel olanlardır.”(5)
    ----------------------------------------------
    1-) Ahmet,11,381
    2-) Ahzâb, 33/21
    3-) Zariyat, 51/56
    4-) Tirmizi, 62
    5-) Tirmzi,71


    HAZIRLAYAN: Ali ÜNAL
    Urla Müftüsü


  6. 02.Mart.2014, 10:25
    3
    Üye
    İZMİR MÜFTÜLÜĞÜ HUTBELER 2014
    24.01.2014

    لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ



    (1) يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يراًۜ
    (4) خُلُقاً أكْمَلُ المُؤمِنِينَ إيمَاناً أحْسَنُهُمْ


    GÜZEL AHLAK

    Muhterem Müslümanlar!

    Kaynağını Kur'an-ı Kerim'den alan ahlak nizamı, imânı tamamlayan, ihsânı kemâle erdiren, hayâtı güzelleştiren, sâhibini Allâh'ın rızâsına yaklaştıran davranışlar bütünüdür.
    İlahi dinlerin gayesi ve peygamberlerin gönderiliş sebeplerinin en önemlisi, yeryüzünde güzel ahlâkı hâkim kılmaktır. İslam peygamberinin, “ Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.”(1) sözünü, Yüce Allah, “Andolsun ki, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır”(2)ayeti ile teyit ederek bu hakikati vurgulamıştır.

    Aziz Mü’minler !

    Allahın Resülü her fırsatta Ashâbını güzel ahlâklı olmaya teşvik etmiş, ashabı da onun hayatını titizlikle izleyerek, ilkelerini hem kendileri için örnek almış, hem de sonraki nesillere büyük bir gayret ve özenle nakletmiştir.
    Yaratılışımızın gayesini “Allah’a kulluk”(3) olduğunu bildiren yüce Allah, insanı İman’a, Salih amellerle her türlü kötülüklerden arınmaya, temiz toplumun yapısını oluşturan ahlâki niteliklere sahip olmaya çağırmaktadır.

    Muhterem Müslümanlar !

    Dindar insanla, iyi ahlâklı insan aynı fotoğraf içerisinde yer alırsa o zaman dine uygun yaşanmış olur. Güzel ahlâk, doğru davranış insanı nitelikli kılar. Dinin kendisinden beklediği güzel davranışları sergileyen kendisine ve toplumuna yararlı olur. Üzüntü ile ifade etmeliyiz ki, günümüz dünyasında toplumların sosyal yapılarını tehdit eden en büyük tehlike, ahlâki değerlerin yozlaşmasıdır.
    Doğruluğun, samimiyetin, haya ve edebin, şefkat ve merhametin, ülfet ve muhabbetin saygının, sevginin ve hoşgörü’nün giderek azalması, buna karşılık, yalan, iftira, arsızlık, saygısızlık, içki, uyuşturucu, kumar, zina, hırsızlık, şiddet, kin, nefret vb. her türlü kötülüklerin hızla artması ahlâki çöküşün en önemli göstergesidir.
    Yaşadığımız modern dünya da; ahlâkî değerleri tahrip eden akımlar, inanç ve ahlâk ekseninde telafisi güç problemlerin doğmasına zemin hazırlamaktadır.

    Aziz Mü’minler !

    Fert ve toplumların ruhen ve bedenen sağlıklı yetişmelerinde din ve ahlâk eğitiminin önemi çok büyüktür. Bu nedenle, ailelere, eğitim kurumlarına ve sorumluluk taşıyan herkese büyük vazifeler düşmektedir. Bu vazifelerin başında da sorumlu olduğumuz çocuklarımızı ve yakınlarımızı, her türlü gayri ahlaki ortamlardan uzak tutmak gelmektedir. Özellikle çocuklarımızın arkadaş çevresinin ve etkileşim ortamları dikkatle izlenmelidir.

    Muhterem Mü’minler !

    Toplumları bir arada tutan ve güçlü kılan ahlaki değerler, geçerliliğini yitirdiği ve yok olduğu takdirde toplumun her ferdi bundan zarar görür. Güzel ahlâkı korumak Yüce Rabbimizin emridir.
    Aynı zamanda toplum hayatını sürdürmenin ve insanlık onurunu yüceltmenin bir gereğidir.
    Unutmayalım ki Mü’minlerin en önemli görevlerinden biri de ahlâkî meziyetlere sahip olmak, nesillere güzel ahlâki hasletleri kazandırmaktır.
    Hutbemi Peygamberimizin konu ile ilgili hadisi şerifleri ile bitirmek istiyorum.
    “ Kıyamet günü mü’minin mizanında güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmaz.” (4)
    “Mü’minlerin iman bakımından en mükemmel olanları ahlâkı en güzel olanlardır.”(5)
    ----------------------------------------------
    1-) Ahmet,11,381
    2-) Ahzâb, 33/21
    3-) Zariyat, 51/56
    4-) Tirmizi, 62
    5-) Tirmzi,71


    HAZIRLAYAN: Ali ÜNAL
    Urla Müftüsü

  7. 29.Nisan.2017, 10:43
    4
    Misafir

    Yorum: İzmir Müftülüğü Cuma Hutbeleri

    Sayin izmir muftulugu
    izmirin susuz dede parki varmis,hatay goztepe bolgesinde, Buralarda islam dinine uymayan hurafe bir gelenekler uyguluyorlarmis hatta sihir ve bug gipi seytan isleride yapilmaktaymis, boyle batil inanclar islam dinine gore yasak oldugu kadar medeni kanunlarcada yasaktir, Bu susuz dede parki bolgesinde yapilmakta olan hurafe ve tehlikeli batil inanclari insanlarimizi batil inanclarla aldatan sapiklari polis ve kanunlar denetiminde hemen yasak edilsin, buna benzer izmirin diger bolgelerinde ilcelerinde olacak boyle sapik batil inanclar muskacilik bugculuk ve sihir yapmalar gibi herturlu seytan islerini yapanlar yasak edilsin ve cezalandirilsin.
    Sihir ve bug yapan kafirlere cahil insanlar gidiyor cesitli bugler ve sihirler yaptiriyorlar, evlilerin arasini bozma gibi kiz ve oglan cocuklari yazgisiz evliliklere surukluyecek etkilemeler gibi kiskancliktan hayvanlarin olumune dukancinin dukaninin iflas etmesine kadar ve olumler kazalar insanlari kavgalara surukleyecek aralarini bozacak ve belalara suruklenmelere kadar bu sihir ve bug seytan keferesinin kanunlariyla boyle pislikler olmakta ve insanlara yedirilerek etkilenmektedir, bu sihirleri ve bugleri yapa cincar kefereler var gizlice veyag aciktan bunlar yasaklanmali yakalanan kefereler cezalandirilmalidir.
    Ben butun turkiye diyanet il muftulerine sesleniyorum bu seytani isleri bug ve sihir yapmalar hurafe asli olmayan mezarlardan medet ummalar turbelerden medet ummalar agaclara bez baglamalar bunlar cahaliyetten baska bir sey degil bu tur cahaliyet ve seytan keferesinin sihir ve bug isleri butun ISLAM ALEMINI kasip kavurmakta bundandir ki islama aleminde kargasaliklar bitmemektedir. Butun islam alemine sesleniyorum yasak yapsinlar.
    saygilarimla


  8. 29.Nisan.2017, 10:43
    4
    necati kilic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    necati kilic
    Misafir
    Sayin izmir muftulugu
    izmirin susuz dede parki varmis,hatay goztepe bolgesinde, Buralarda islam dinine uymayan hurafe bir gelenekler uyguluyorlarmis hatta sihir ve bug gipi seytan isleride yapilmaktaymis, boyle batil inanclar islam dinine gore yasak oldugu kadar medeni kanunlarcada yasaktir, Bu susuz dede parki bolgesinde yapilmakta olan hurafe ve tehlikeli batil inanclari insanlarimizi batil inanclarla aldatan sapiklari polis ve kanunlar denetiminde hemen yasak edilsin, buna benzer izmirin diger bolgelerinde ilcelerinde olacak boyle sapik batil inanclar muskacilik bugculuk ve sihir yapmalar gibi herturlu seytan islerini yapanlar yasak edilsin ve cezalandirilsin.
    Sihir ve bug yapan kafirlere cahil insanlar gidiyor cesitli bugler ve sihirler yaptiriyorlar, evlilerin arasini bozma gibi kiz ve oglan cocuklari yazgisiz evliliklere surukluyecek etkilemeler gibi kiskancliktan hayvanlarin olumune dukancinin dukaninin iflas etmesine kadar ve olumler kazalar insanlari kavgalara surukleyecek aralarini bozacak ve belalara suruklenmelere kadar bu sihir ve bug seytan keferesinin kanunlariyla boyle pislikler olmakta ve insanlara yedirilerek etkilenmektedir, bu sihirleri ve bugleri yapa cincar kefereler var gizlice veyag aciktan bunlar yasaklanmali yakalanan kefereler cezalandirilmalidir.
    Ben butun turkiye diyanet il muftulerine sesleniyorum bu seytani isleri bug ve sihir yapmalar hurafe asli olmayan mezarlardan medet ummalar turbelerden medet ummalar agaclara bez baglamalar bunlar cahaliyetten baska bir sey degil bu tur cahaliyet ve seytan keferesinin sihir ve bug isleri butun ISLAM ALEMINI kasip kavurmakta bundandir ki islama aleminde kargasaliklar bitmemektedir. Butun islam alemine sesleniyorum yasak yapsinlar.
    saygilarimla




+ Yorum Gönder