Konusunu Oylayın.: İlim ile ilgili hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 2 kişi oyladı.

İlim ile ilgili hutbe
  1. 05.Mayıs.2013, 02:22
    1
    Misafir

    İlim ile ilgili hutbe

  2. 05.Mayıs.2013, 02:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 05.Mayıs.2013, 02:44
    2
    Hoca
    erimeye devam...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 28,657
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 326
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ilim ile ilgili hutbe




    ilim ile ilgili hutbe

    İLİM ÖĞRENMENİN FAZİLETİ
    Aziz Mü'minler!
    İslâm dini, ilim öğrenmeyi, bilgi sahibi olmayı ve cehâleti ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Kur'ân-ı Kerîm'in “Oku!” emri ile başlaması ve pek çok âyet ve hadiste ilmin teşvik edilmesi bunun en bariz göstergesidir.
    İlmi teşvik eden bu ayet ve hadisler özellikle İslam’ın ilk asırlarında âdeta bir ilim ordusunun teşekkülüne vesile oldu. İlim elde etmek ve Resûl-i Ekrem'in bir tek hadisini bizzat ondan duyan kimseden işitmek için rıhle denilen uzun yolculuklar yapan ilim ehli kişiler oldu. İlim tahsili için yolculuklar yapan pek çok âlim bu yolculukları esnasında hayatlarını kaybetmiş ve doğup büyüdükleri diyarlardan çok uzaklarda gömülmüşlerdir. Peygamber Efendimiz'in: “Bir kimse İslâm'ı ihyâ edip yaşatmak için ilim tahsil ederken ölürse, onunla peygamberler arasında sadece bir derece vardır”(1) hadisi ilim talep etme uğrunda ölenlerin mükâfatını belirtmek için son derece önemlidir.

    Muhterem Müslümanlar,
    İslâm dinini başkalarına tebliğ etmek ve dinin esaslarını öğretmek maksadıyla ilim öğrenmek farz-ı kifâyedir; bu görevi yerine getirenler bulunmazsa, bütün Müslümanlar sorumlu olurlar. İslam’ın ilk asırlarında Müslümanlar bu farzı yerine getirmek için İslâmî ilimler başta olmak üzere birçok ilim ve bilgi alanı geliştirdiler. Onları bu çalışmalara teşvik eden, inançlarının kaynağı Kur'an ve Sünnet idi. Zamanla bu azim ve gayretler ihmal edildi. Müslümanlar da bu üstünlüklerini kaybettiler. Fakat onları yeniden üstün kılacak prensipler ve bunun temelini teşkil eden temiz kaynaklar, bütün saflığı ve berraklığı ile elimizdedir. İşte Kur'an ve Sünnet, bu dinamizmi her zaman canlı tutmanın yegâne gücüdür. Bu yönde hareket edenlere Cenâb-ı Hak daima yardım eder ve onlara cennetin yolunu kolaylaştırır. Nitekim Hz. Resûlullâh (sav) bu hususu şu hadis ile dile getirmektedir: “Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.”(2)

    Aziz Mü’minler,
    İlim tahsili için yola çıkana, evine ve yurduna dönünceye kadar kendisine sevap yazılacağına ve bunun bir nevi Allah yolunda cihad olduğuna “İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır”(3) hadisi şahitlik etmektedir.
    Değerli Mü’minler,
    “De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır”(4) ayetinde zikredildiği gibi Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz (sav)'e ilmin dışında başka bir şeyin artması için dua etmeyi emretmemiştir. Çünkü Hak ile bâtılı ayırmanın en önemli vasıtası ilimdir. Cenab-ı Hak: “… Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(5) ayetinde ilmin zıddı olan cehâleti ve bilgisizliği şiddetle yermekte, onun bir noksanlık, bir eksiklik olduğunu haber vermektedir. Bundan dolayı dinimizce cehâletin her çeşidi reddedilmiş ve kınanmıştır. Çünkü cehâletin her türünde küfür ve isyândan bir pay vardır. İslâm öncesi döneme câhiliye dönemi denilmesinin sebebi de bütün toplumun şirke dalmış olmaları ve putlara tapınmaları hususunda sergiledikleri bilgisizlikleriydi.

    Kıymetli Müslümanlar,
    “Allah'tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar”(6) ayeti mucibince, bir mü'minin Allah hakkındaki ilmi ne kadar ileri derecede ve mükemmel olursa, Allah'a karşı saygısı da o kadar ileri ve mükemmel olur. Maddî ve manevî kirlerden kendisini temizler ve kötülüklerin her çeşidinden korunur.
    Hutbemizi Hz. Peygamber (sav)’in şu hadisi ile bitirmek istiyorum:
    “Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah'tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüş miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur.” (7)
    Hazırlayan: Murat KURT/Gercüş Vaizi


  4. 05.Mayıs.2013, 02:44
    2
    erimeye devam...



    ilim ile ilgili hutbe

    İLİM ÖĞRENMENİN FAZİLETİ
    Aziz Mü'minler!
    İslâm dini, ilim öğrenmeyi, bilgi sahibi olmayı ve cehâleti ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Kur'ân-ı Kerîm'in “Oku!” emri ile başlaması ve pek çok âyet ve hadiste ilmin teşvik edilmesi bunun en bariz göstergesidir.
    İlmi teşvik eden bu ayet ve hadisler özellikle İslam’ın ilk asırlarında âdeta bir ilim ordusunun teşekkülüne vesile oldu. İlim elde etmek ve Resûl-i Ekrem'in bir tek hadisini bizzat ondan duyan kimseden işitmek için rıhle denilen uzun yolculuklar yapan ilim ehli kişiler oldu. İlim tahsili için yolculuklar yapan pek çok âlim bu yolculukları esnasında hayatlarını kaybetmiş ve doğup büyüdükleri diyarlardan çok uzaklarda gömülmüşlerdir. Peygamber Efendimiz'in: “Bir kimse İslâm'ı ihyâ edip yaşatmak için ilim tahsil ederken ölürse, onunla peygamberler arasında sadece bir derece vardır”(1) hadisi ilim talep etme uğrunda ölenlerin mükâfatını belirtmek için son derece önemlidir.

    Muhterem Müslümanlar,
    İslâm dinini başkalarına tebliğ etmek ve dinin esaslarını öğretmek maksadıyla ilim öğrenmek farz-ı kifâyedir; bu görevi yerine getirenler bulunmazsa, bütün Müslümanlar sorumlu olurlar. İslam’ın ilk asırlarında Müslümanlar bu farzı yerine getirmek için İslâmî ilimler başta olmak üzere birçok ilim ve bilgi alanı geliştirdiler. Onları bu çalışmalara teşvik eden, inançlarının kaynağı Kur'an ve Sünnet idi. Zamanla bu azim ve gayretler ihmal edildi. Müslümanlar da bu üstünlüklerini kaybettiler. Fakat onları yeniden üstün kılacak prensipler ve bunun temelini teşkil eden temiz kaynaklar, bütün saflığı ve berraklığı ile elimizdedir. İşte Kur'an ve Sünnet, bu dinamizmi her zaman canlı tutmanın yegâne gücüdür. Bu yönde hareket edenlere Cenâb-ı Hak daima yardım eder ve onlara cennetin yolunu kolaylaştırır. Nitekim Hz. Resûlullâh (sav) bu hususu şu hadis ile dile getirmektedir: “Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.”(2)

    Aziz Mü’minler,
    İlim tahsili için yola çıkana, evine ve yurduna dönünceye kadar kendisine sevap yazılacağına ve bunun bir nevi Allah yolunda cihad olduğuna “İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır”(3) hadisi şahitlik etmektedir.
    Değerli Mü’minler,
    “De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır”(4) ayetinde zikredildiği gibi Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz (sav)'e ilmin dışında başka bir şeyin artması için dua etmeyi emretmemiştir. Çünkü Hak ile bâtılı ayırmanın en önemli vasıtası ilimdir. Cenab-ı Hak: “… Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(5) ayetinde ilmin zıddı olan cehâleti ve bilgisizliği şiddetle yermekte, onun bir noksanlık, bir eksiklik olduğunu haber vermektedir. Bundan dolayı dinimizce cehâletin her çeşidi reddedilmiş ve kınanmıştır. Çünkü cehâletin her türünde küfür ve isyândan bir pay vardır. İslâm öncesi döneme câhiliye dönemi denilmesinin sebebi de bütün toplumun şirke dalmış olmaları ve putlara tapınmaları hususunda sergiledikleri bilgisizlikleriydi.

    Kıymetli Müslümanlar,
    “Allah'tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar”(6) ayeti mucibince, bir mü'minin Allah hakkındaki ilmi ne kadar ileri derecede ve mükemmel olursa, Allah'a karşı saygısı da o kadar ileri ve mükemmel olur. Maddî ve manevî kirlerden kendisini temizler ve kötülüklerin her çeşidinden korunur.
    Hutbemizi Hz. Peygamber (sav)’in şu hadisi ile bitirmek istiyorum:
    “Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah'tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüş miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur.” (7)
    Hazırlayan: Murat KURT/Gercüş Vaizi


  5. 05.Mayıs.2013, 02:45
    3
    Hoca
    erimeye devam...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 28,657
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 326
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ilim ile ilgili hutbe

    ilim hakkında bir hutbe

    İSLAM İLİM DİNİDİR


    Fatır 28

    Muhterem Müminler!

    İslam dini ilim ve irfan dinidir. İlme ve ilim öğrenmeye büyük önem vermiştir. İnsanı da bilgisi sayesinde diğer varlıklara üstün tutmuş,(1) yeryüzünün halifesi tayin etmiş( 2) ve yeryüzündeki her şeyi onun hizmetine sunmuştur.(3)
    İlim, âlim, öğrenme, öğrenci Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde yüceltilmiştir. Bu konuyla ilgili bazı Kur’an ayetleri şöyledir:
    “(Resulüm) De ki bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ?”(4)
    “Allah içinizden iman edenlerin ve ilim sahiplerinin derecelerini yükseltir.”(5)
    “Kulları içinde ancak bilgi sahipleri, Allah’tan (gereğince) korkar.”(6)
    Hadislerde de peygamberimiz ilim öğrenmeyi nafile ibadetten üstün saymış,(7)İbadet konusunda gösterilen hassasiyetin bilgi edinmek konusunda da gösterilmesi gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Ayrıca Hz. Peygamberimiz, “İlim tahsil etmek kadın, erkek her Müslüman’a farzdır.”(8) buyurarak Müslümanlara bu konudaki sorumluluklarının büyüklüğünü hatırlatmış, ilim ve ilim tahsili için çaba sarf edenler hakkında şöyle buyurmuştur; “Kim ilim tahsili için bir yola girerse, Allah O’na cennet yolunu kolaylaştırır. Meleklerde ilim tahsil eden kimseye ikram için kanatlarını yayarlar. Ve âlime, yer ve gökte her şey istiğfar eder. Sudaki balıklar bile. Âlimin ibadetle meşgul olana göre üstünlüğü, Ay’ın öteki yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Muhakkak âlimler, peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler ne bir dinar, ne de bir dirhem miras bırakmışlardır. Onların bıraktığı miras, ancak ilimdir. Kim ilme nail olursa büyük bir nasibe, yüksek bir dereceye ulaşır.(9) Bu gerçeği iyi kavramış Hz. Peygamber’in müdavim öğrencilerinden Ebu Hureyre bir gün Medine sokaklarında dolaşan halka şöyle seslendi;
    dönerler. Ebu Hureyre (r.a) onların geri geldiklerini görünce, sorar:
    —Ne oldu? Onlar cevap verir:
    —Biz mescide gittik, ama sizin söylediğiniz gibi orada taksim edilen herhangi bir şey görmedik, derler. Ebu Hureyre tekrar sorar:
    —Siz Mescidde hiç kimse görmediniz mi? Der. Onlar:
    —Evet, bazı kimseler gördük, bir kısmı namaz kılıyor, bir kısmı Kur’an okuyor bir kısmı da helal ve haram gibi (ilmi konuları) tartışıyordu, derler. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a):
    —Yazıklar olsun size, İşte o, Peygamberimizin mirasıdır, der.(10)

    Muhterem Müminler!

    İslam büyükleri de ilme teşvik etmişlerdir. Hz. Ömer; “Ey insanlar! İlim öğrenin. Allah-ü teala iyi niyetle okuyanlara yücelik elbisesini giydirir.” Hz. Ali; “İlim maldan hayırlıdır. Çünkü malı sen koruyacaksın, hâlbuki ilim seni korur. İlim hâkim, mal mahkûmdur. Mal sarf etmekle azalır, ilim sarf etmekle çoğalır.” Buyurmuşlardır.
    İslam’ın emrettiği ve teşvik ettiği ilim sadece dini ilimler değildir. İslam insanı mutlu kılan, insanlığın hayrına olabilecek her türlü bilgiyi öğrenmeyi teşvik etmiştir. Bu sebeple Hz. Peygamberimiz “İlim çinde olsa arayınız.”(11) buyurmuşlardır.
    Ancak, arayıp peşinde koşacağımız ilim bizi Hakka yaklaştırmalıdır. Hakka ulaştırmayan bilgi Yunus’un dediği gibi boşa emek sarf etmektir:
    İlim ilim bilmektir.
    İlim Hakkı bilmektir.
    Eğer Hakkı bilmezsen
    Bir kuruca emektir.
    Hutbeme Hz. Peygamber’in bu anlamda bir duasıyla son veriyorum: “Allah’ım, bana öğrettiğin ilimden beni yararlandır, yararlı olacak ilmi bana öğret. İlmimi artır. Her hal üzere Allah’a hamdolsun.”(12)

    Hızır YAĞCI-----
    Kozluk İlçe Müftüsü


    1.Bakara,31–33
    2.Bakara,30
    3.Bakara,29- İbrahim,32–33
    4.Zümer 9
    5.Mücadele 11
    6.Fatır 28
    7.Buhari, İlim 10
    8.Keşfü’l-Hafa, 1, 397
    9.Tac Tercemesi, 1,97
    10.Mecmeu’z-Zevaid 1, 123–124
    11.Keşfü’l-Hafa, 1,397
    12.İbn Mace Mukaddime 23


  6. 05.Mayıs.2013, 02:45
    3
    erimeye devam...
    ilim hakkında bir hutbe

    İSLAM İLİM DİNİDİR


    Fatır 28

    Muhterem Müminler!

    İslam dini ilim ve irfan dinidir. İlme ve ilim öğrenmeye büyük önem vermiştir. İnsanı da bilgisi sayesinde diğer varlıklara üstün tutmuş,(1) yeryüzünün halifesi tayin etmiş( 2) ve yeryüzündeki her şeyi onun hizmetine sunmuştur.(3)
    İlim, âlim, öğrenme, öğrenci Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde yüceltilmiştir. Bu konuyla ilgili bazı Kur’an ayetleri şöyledir:
    “(Resulüm) De ki bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ?”(4)
    “Allah içinizden iman edenlerin ve ilim sahiplerinin derecelerini yükseltir.”(5)
    “Kulları içinde ancak bilgi sahipleri, Allah’tan (gereğince) korkar.”(6)
    Hadislerde de peygamberimiz ilim öğrenmeyi nafile ibadetten üstün saymış,(7)İbadet konusunda gösterilen hassasiyetin bilgi edinmek konusunda da gösterilmesi gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Ayrıca Hz. Peygamberimiz, “İlim tahsil etmek kadın, erkek her Müslüman’a farzdır.”(8) buyurarak Müslümanlara bu konudaki sorumluluklarının büyüklüğünü hatırlatmış, ilim ve ilim tahsili için çaba sarf edenler hakkında şöyle buyurmuştur; “Kim ilim tahsili için bir yola girerse, Allah O’na cennet yolunu kolaylaştırır. Meleklerde ilim tahsil eden kimseye ikram için kanatlarını yayarlar. Ve âlime, yer ve gökte her şey istiğfar eder. Sudaki balıklar bile. Âlimin ibadetle meşgul olana göre üstünlüğü, Ay’ın öteki yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Muhakkak âlimler, peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler ne bir dinar, ne de bir dirhem miras bırakmışlardır. Onların bıraktığı miras, ancak ilimdir. Kim ilme nail olursa büyük bir nasibe, yüksek bir dereceye ulaşır.(9) Bu gerçeği iyi kavramış Hz. Peygamber’in müdavim öğrencilerinden Ebu Hureyre bir gün Medine sokaklarında dolaşan halka şöyle seslendi;
    dönerler. Ebu Hureyre (r.a) onların geri geldiklerini görünce, sorar:
    —Ne oldu? Onlar cevap verir:
    —Biz mescide gittik, ama sizin söylediğiniz gibi orada taksim edilen herhangi bir şey görmedik, derler. Ebu Hureyre tekrar sorar:
    —Siz Mescidde hiç kimse görmediniz mi? Der. Onlar:
    —Evet, bazı kimseler gördük, bir kısmı namaz kılıyor, bir kısmı Kur’an okuyor bir kısmı da helal ve haram gibi (ilmi konuları) tartışıyordu, derler. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a):
    —Yazıklar olsun size, İşte o, Peygamberimizin mirasıdır, der.(10)

    Muhterem Müminler!

    İslam büyükleri de ilme teşvik etmişlerdir. Hz. Ömer; “Ey insanlar! İlim öğrenin. Allah-ü teala iyi niyetle okuyanlara yücelik elbisesini giydirir.” Hz. Ali; “İlim maldan hayırlıdır. Çünkü malı sen koruyacaksın, hâlbuki ilim seni korur. İlim hâkim, mal mahkûmdur. Mal sarf etmekle azalır, ilim sarf etmekle çoğalır.” Buyurmuşlardır.
    İslam’ın emrettiği ve teşvik ettiği ilim sadece dini ilimler değildir. İslam insanı mutlu kılan, insanlığın hayrına olabilecek her türlü bilgiyi öğrenmeyi teşvik etmiştir. Bu sebeple Hz. Peygamberimiz “İlim çinde olsa arayınız.”(11) buyurmuşlardır.
    Ancak, arayıp peşinde koşacağımız ilim bizi Hakka yaklaştırmalıdır. Hakka ulaştırmayan bilgi Yunus’un dediği gibi boşa emek sarf etmektir:
    İlim ilim bilmektir.
    İlim Hakkı bilmektir.
    Eğer Hakkı bilmezsen
    Bir kuruca emektir.
    Hutbeme Hz. Peygamber’in bu anlamda bir duasıyla son veriyorum: “Allah’ım, bana öğrettiğin ilimden beni yararlandır, yararlı olacak ilmi bana öğret. İlmimi artır. Her hal üzere Allah’a hamdolsun.”(12)

    Hızır YAĞCI-----
    Kozluk İlçe Müftüsü


    1.Bakara,31–33
    2.Bakara,30
    3.Bakara,29- İbrahim,32–33
    4.Zümer 9
    5.Mücadele 11
    6.Fatır 28
    7.Buhari, İlim 10
    8.Keşfü’l-Hafa, 1, 397
    9.Tac Tercemesi, 1,97
    10.Mecmeu’z-Zevaid 1, 123–124
    11.Keşfü’l-Hafa, 1,397
    12.İbn Mace Mukaddime 23





+ Yorum Gönder