Konusunu Oylayın.: İblis Aklımızı Okuyabilir mi? Aklımıza Düşünceler Sokabilir mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 2 kişi oyladı.

İblis Aklımızı Okuyabilir mi? Aklımıza Düşünceler Sokabilir mi?
  1. 30.Nisan.2013, 22:12
    1
    Misafir

    İblis Aklımızı Okuyabilir mi? Aklımıza Düşünceler Sokabilir mi?

  2. 01.Mayıs.2013, 18:25
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,182
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: İblis Aklımızı Okuyabilir mi? Aklımıza Düşünceler Sokabilir mi?




    İblis Aklımızı Okuyabilir mi? Aklımıza Düşünceler Sokabilir mi?


    Yeme, içme, barınma ve giyinme gibi insanın inanma, tapınma, sığınma ve ruhunu tatmin edecek şeylere de ihtiyacı vardır. Bu sebeple yüce Allah, ilk insandan itibaren peygamberleri vasıtasıyla adem oğullarına yol göstermiş, başkalarına değil sadece kendisine ibadet edilmesini istemiştir. Ancak insanları bu konuda zorlamamış, onları bu özgür iradeleri ile baş başa bırakmıştır. Bu özgürlük sonucu Allah'a ibadet edenlerin yanında batıla; insana, aya, güneşe, ateşe, puta ve şeytana tapanlar da olmuştur. İşte satanistler, çağımızın batıla tapanlarından bir gruptur. a
    Hak=İslâm; bâtıl ise, İslâm'a uymayan her türlü inanç, düşünce, söz, fiil ve davranışlardır. Şeytana uymak ve ona kulluk etmek de batıl bir inanış ve davranıştır. Maalesef bir kısım insanlarımız hak ile mücehhez kılınmadığı için kendilerini batıl şeylerle tatmine çalışmaktadırlar. Bu davranışları, hem kendilerine hem de topluma zarar vermektedir. Bundan kurtulabilmek için; hak açısından bilinçlenmek, nefsini şeytanın ve azgınların sultasından uzaklaştırmak, gerçeği görmek, ruhunu ilâhî aşk ve ibadetle beslemek gerekmektedir. İnsan hakka kulluk etmezse, bunun yerini şeytan doldurur. Şeytan ise insanı kandırır ve hüsrana sürükler. Bu çalışmamızda son günlerde gündemi işgal eden satanizm diğer bir ifade ile şeytana kulluk sorununu Kur'an perspektifinden ele alıp tahlile çalışacağız.

    ŞEYTANIN VARLIĞI VE KİMLİĞİ
    "Şeytan" kelimesi sözlükte "birine muhalefet etmek, uzak olmak, toprağa girmek ve iple bağlamak" anlamında "ş.t.n." veya "yanmak, helâk olmak, batıl olmak" anlamında "ş.y.t." kökünden türemiştir.(1)
    Terim olarak "Şeytan"; cin ve insanların müşrik, münafık, kâfir, şerîr, azgın, kibirli ve isyânkâr olanlarına verilen bir cins isimdir. (2) Kur'an'da insan ve cin şeytanlarından söz edilmiştir. "Böylece biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık" (6/112) (3) ayeti bunun delilidir.
    İnsanların kâfirleri ve azgınları, insan şeytanları, cinlerin kâfirleri ve azgınları da cin şeytanlarıdır.(4) Mesela Bakara suresinin 14. âyetinde geçen şeytanlardan maksat münafıklardır. Ayette şöyle denilmektedir: "(Münafıklar), iman eden kimselerle karşılaştıkları zaman "iman ettik" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık olan dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman "biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz" derler".
    "Şeytan" deyince ilk akla gelen İblis'tir. İblis, Adem (a.s.)'a secde etme emrine karşı çıkarak Allah'a isyan ettiği, azdığı ve Allah'ın lanetine uğradığı (4/118) için Şeytan ismini almış ve bu kelime Şeytan için özel isim olmuştur. İblis, "çok ümitsiz ve hüzünlü" demektir.
    Diğer bir ismi de "cân" (55/15) olan İblis, cin asıllı bir varlıktır, (18/50). Allah ve Peygamber, bize mevcudiyetlerini bildirdiği için var olduklarına iman edilmesi gereken cinler, insanlardan önce ateşten yaratılmış (15/
    Kur'an'ın Işığında Satanizm Ya da Şeytana Kulluk
    Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ

    Yeme, içme, barınma ve giyinme gibi insanın inanma, tapınma, sığınma ve ruhunu tatmin edecek şeylere de ihtiyacı vardır. Bu sebeple yüce Allah, ilk insandan itibaren peygamberleri vasıtasıyla adem oğullarına yol göstermiş, başkalarına değil sadece kendisine ibadet edilmesini istemiştir. Ancak insanları bu konuda zorlamamış, onları bu özgür iradeleri ile baş başa bırakmıştır. Bu özgürlük sonucu Allah'a ibadet edenlerin yanında batıla; insana, aya, güneşe, ateşe, puta ve şeytana tapanlar da olmuştur. İşte satanistler, çağımızın batıla tapanlarından bir gruptur.
    Hak=İslâm; bâtıl ise, İslâm'a uymayan her türlü inanç, düşünce, söz, fiil ve davranışlardır. Şeytana uymak ve ona kulluk etmek de batıl bir inanış ve davranıştır. Maalesef bir kısım insanlarımız hak ile mücehhez kılınmadığı için kendilerini batıl şeylerle tatmine çalışmaktadırlar. Bu davranışları, hem kendilerine hem de topluma zarar vermektedir. Bundan kurtulabilmek için; hak açısından bilinçlenmek, nefsini şeytanın ve azgınların sultasından uzaklaştırmak, gerçeği görmek, ruhunu ilâhî aşk ve ibadetle beslemek gerekmektedir. İnsan hakka kulluk etmezse, bunun yerini şeytan doldurur. Şeytan ise insanı kandırır ve hüsrana sürükler. Bu çalışmamızda son günlerde gündemi işgal eden satanizm diğer bir ifade ile şeytana kulluk sorununu Kur'an perspektifinden ele alıp tahlile çalışacağız.

    ŞEYTANIN VARLIĞI VE KİMLİĞİ
    "Şeytan" kelimesi sözlükte "birine muhalefet etmek, uzak olmak, toprağa girmek ve iple bağlamak" anlamında "ş.t.n." veya "yanmak, helâk olmak, batıl olmak" anlamında "ş.y.t." kökünden türemiştir.(1)
    Terim olarak "Şeytan"; cin ve insanların müşrik, münafık, kâfir, şerîr, azgın, kibirli ve isyânkâr olanlarına verilen bir cins isimdir. (2) Kur'an'da insan ve cin şeytanlarından söz edilmiştir. "Böylece biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık" (6/112) (3) ayeti bunun delilidir.
    İnsanların kâfirleri ve azgınları, insan şeytanları, cinlerin kâfirleri ve azgınları da cin şeytanlarıdır.(4) Mesela Bakara suresinin 14. âyetinde geçen şeytanlardan maksat münafıklardır. Ayette şöyle denilmektedir: "(Münafıklar), iman eden kimselerle karşılaştıkları zaman "iman ettik" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık olan dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman "biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz" derler".
    "Şeytan" deyince ilk akla gelen İblis'tir. İblis, Adem (a.s.)'a secde etme emrine karşı çıkarak Allah'a isyan ettiği, azdığı ve Allah'ın lanetine uğradığı (4/118) için Şeytan ismini almış ve bu kelime Şeytan için özel isim olmuştur. İblis, "çok ümitsiz ve hüzünlü" demektir.
    Diğer bir ismi de "cân" (55/15) olan İblis, cin asıllı bir varlıktır, (18/50). Allah ve Peygamber, bize mevcudiyetlerini bildirdiği için var olduklarına iman edilmesi gereken cinler, insanlardan önce ateşten yaratılmış (15/27) insanlar gibi aklı ve iradeleri olan, Allah'a ibadet etmekle sorumlu tutulan (51/56), müslümanı ve kâfiri, salihi ve günahkârı bulunan (72/11, 14) ve gözle görülmeyen varlıklardır. Cinlerin kafir ve azgınlarına şeytan denilmektedir. İblis, şeytanların başı ve en azgınıdır. Şeytanın, kendisine yardım eden askerleri vardır (26/95). İblis'in; Kur'an'da şeytan vasfının dışında çok âsi (asıyy) (19/44), çok nankör (kefûr) (17/27), çok azgın (merîd ve mârid), (19/44) kovulmuş (racîm) (17/27) ve tağut (5) sıfatları ile nitelenmiş; işinin; insanlara düşmanlık etmek (17/53), onları aldatmak (17/63), dostlarını saptırmak ve cehenneme sürüklemek olduğu bildirilmiştir. Şimdi Şeytanın insana düşmanlığını ve bu davranışına sebep olan olay hakkında Kur'an'ın dediklerini görelim.

    ŞEYTANIN İNSANA DÜŞMANLIĞI
    Allah, ilk insan Adem (a.s.)'ı topraktan yaratıp mükemmel bir şekil verdikten sonra meleklere ve aralarında bulunan İblis'e Adem için secde etmelerini emretmiştir. Bütün melekler bu emre derhal uyarlarken İblis, kibirlenmiş, kendisinin ateşten, Adem'in topraktan yaratıldığı gerekçesiyle secde etmemiş, böylece âsi, fasık ve kafir olmuştur. Bu yüzden Allah onu huzurundan kovmuş ve lanetlemiştir. Bunun üzerine İblis, kıyamete kadar Allah'tan dünyada yaşama izni istemiştir. Bu izni aldıktan sonra, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından insanlara sokularak, yollarına oturarak onları saptırıp azdıracağına, kötü amelleri süsleyip, kendilerine güzel göstereceğine yemin etmiştir. (6) Şeytan, Adem (a.s.) yüzünden kovulduğu, lanetlendiği ve kafirlerden olduğu için insanlara düşman olmuştur. Yüce Allah, "şeytanın insan için apaçık bir düşman" (7) olduğunu Kur'an'da bildirmiştir.
    Şeytan, düşmanlığına Adem (a.s.) ve eşini; vesvese, hile, yalan ve yemin ile kandırıp yasaklanan ağaçtan yedirmiş ve bu sebeple cennetten çıkmalarına sebep olmasıyla başlamıştır. Şeytanın insan oğluna düşmanlığı kıyamete kadar devam edecektir. Yüce Allah, peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla insanları şeytanın düşmanlığına karşı uyarmış ve Kur'an'da;
    "Ey mü'minler! Şeytanın adımlarına uymayın" (2/208, 24/21),
    "Ey Adem oğulları! Şeytana tapmayın. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır" (36/60)
    "Onu düşman edinin" (35/6) buyurmuştur.
    Allah'ın bu uyarısına rağmen maalesef insanlardan şeytanın tuzağına düşenler, onu kendisine dost ve rab edinenler, ona tapanlar vardır (22/3). Geçmişte Yezidilerden Şeytana tapanlar olmuştur. (8) Şeytana "tâvus" ve "tâvûsu'l-melâike" ismini veren Yezidilerin Şeytana olan rağbetle ve ondan çekinmekle, zamanla onu ilah edinmişlerdir. (9)
    Günümüzde Şeytana tapanlar kendilerine "satanist" demektedirler. "Satan" kelimesi, İngiliz dilinde "Şeytan" demektir. "Satanizm", Şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık, bunları yüceltme, demektir. (10) Satanizm; Allah'ı, Peygamber'i, Kur'an'ı ve dini değerleri reddetme, fuhuş, zina, içki, kumar, şiddet ve vahşet gibi kötülükleri işleme temeline dayanır. Hedef, İslâm'ın dediklerinin tersini yapmak, Şeytanın dostluğunu kazanmak ve cehennemin yolunu açmaktır. İstanbul'da ikisi erkek, birisi kız üç satanistin bir genç kıza yaptıkları Satanizmin çirkin yüzünü bütün çıplaklığıyla sergilemiştir. Şeytana kurban vermeleri gerekiyormuş. Kandırdıkları bir genç kızı mezarlığa götürüyorlar, boğarak öldürüyorlar. İçlerindeki şiddeti tatmin için dişi satanist cesedi bıçaklıyor, ruhunu kötülük kaplamış olan erkek satanistlerden biri, genç kızın cansız yatan bedeninde iğrenç arzusunu gerçekleştiriyor, kızın ırzına geçiyor. Bu satanistler daha da kötüsünü yapabilirler. Kan içmeleri, canlı kediyi parçalamaları, uğursuz gün diye her ayın on üçünde düşman belledikleri Kur'an'ı parçalamaları bunun bir göstergesidir. Bütün bunlar Şeytanın telkini ve etkisi ile yapılan kötülüklerdir.

    ŞEYTANIN İNSANLARA TELKİN VE ETKİSİ
    Şeytan insana nasıl etki eder? Neleri emreder ve nelere teşvik eder? Allah, Kur'an'da bunları açıklamıştır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.
    * İnsanlara vesvese verir (7/20), içlerine kötü düşünceler telkin eder (8/11).
    * Her türlü çirkin söz, fiil ve davranışları (fahşâyı) (2/268, 24/21), İslâm'ın ve akl-ı selimin iyi, güzel ve hoş görmediği kötülükleri, haramları (münkeri) (24/21) ve küfrü (59/16) emreder.
    * Söz verir, ümitlendirir ve aldatır (4/120).
    * İçki ve kumarı teşvik eder. Bunlarla insanların arasında kin ve düşmanlık sokmak, onları Allah'ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister (5/91).
    * İnsanların yaptığı kötülükleri, kötü sözleri, kötü fiil ve davranışları süslü, iyi, güzel ve cazip gösterir (11) ve kolaylaştırır (47/25).
    * İnsanları fakirlikle korkutur (2/268).
    * Allah'ın zikrini (58/19) ve gerçekleri unutturur (6/68).
    * Hak yoldan saptırır (12).
    * Fitneye düşürür (7/27), azdırır (7/175, 202, 15/39).
    * Kişi ile kardeşi arasında fitne sokar (12/100).
    * Doğru yoldan uzaklaştırır, (13) alevli ateşe, cehenneme çağırır (31/21, 35/6) böylece insanları hüsrana sürükler.

    ŞEYTANIN ETKİLEDİĞİ İNSANLAR
    Şeytan; peygamber, mü'min ve kafir her insanı etkisi altına almak için çalışır:
    "Her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık" (6/112),
    *Allah'a karşı gelmekten sakınan mü'minler, kendilerine şeytandan gelen bir vesvese dokunduğu zaman (hemen Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlarlar, gerçeği gör(üp şeytandan uzaklaş)ırlar" (7/201).
    Mealindeki âyetler bu gerçeği ifade eder. Peygamber (a.s.)'ın "Şeytan, Adem oğlunun damarlarında dolaşır" (14), "Şeytan kişi ile nefsi arasına girer" (15) sözleri de bu gerçeği teyit etmektedir. Ancak, Şeytan, iman edip Allah ve Peygamberine itaat eden, Şeytanın şerrinden Allah'a sığınan ihlaslı mü'minlere etki edemez.
    "Şeytanın, iman eden ve Rab'lerine tevekkül eden kimselere karşı bir gücü yoktur" (16/99),
    "Şeytan, Rabb'im! Dedi. Beni azdırmandan ötürü andolsun ki yer yüzünde insanlar (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım, ancak içlerinden ihlasa erdirilmiş olanlar hariç (onları azdıramam)" (15/39-40) ayetleri buna delildir.
    Şeytanın etkisi altına alabildiği insanlar şunlardır:
    * Müşriklere etki edebilir.
    *Şeytanın sadece kendisini dost tutanlara ve Allah'a ortak koşanlara gücü yetebilir (onları kandırabilir) (16/100) ayeti buna delildir.
    * Kâfirlere etki edebilir.
    "Görmedin mi biz kâfirlere şeytanları gönderdik de onları oynatıp (günahlara) sevk ediyorlar" (19/83) ayeti buna delildir.
    * Münafıklara etki edebilir.
    "Şeytan onları (münafıkları) istila etmiş (ruhlarına hakim olmuş), onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar, Şeytanın hizbi (partisi, taraftarı)dır." (58/19) ayeti buna delildir.
    * Günaha dalmış yalancılara etki edebilir.
    "Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. O yalancılar (şeytanlara) kulak verirler. Çokları da yalan söylerler" (26/221-222) ayeti buna delildir.
    *Allah'ın zikrini (Kur'an'ı) görmezlikten gelenlere etki edebilir.
    "Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse, ona şeytanı musallat ederiz. Artık şeytan onun (yanından ayrılmayan, sürekli ona kötülükleri telkin eden) arkadaşı/dostu olur. O şeytanlar bunları hak yoldan çıkardıkları halde onlar kendilerini doğru yolda zannederler" (43/36-37) ayeti buna delildir.
    * Azgın insanlara etki edebilir.
    "(Ey İblis!) Benim (halis) kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgın insanları azdırabilirsin" (15/42).
    Mü'min olduğu halde ihlasa eremeyen ve Kur'an hükümlerini hayata geçiremeyenler de şeytanın etkisi altına girerler ve günah bataklığına dalarlar.
    Şeytanlar, insanları etkisi altına alabilmesi için sürekli onları küfre, şirke, nifaka ve isyana teşvik ederler. Şeytanın bu telkinine kulak verenler onu kendisine arkadaş ve dost edinmiş olurlar. Yüce Allah;
    "Biz şeytanları, iman etmeyenlerin dostları yaptık" (7/27, 30).
    "Kimin arkadaşı şeytan olursa o kimse kendisine çok kötü bir arkadaş edinmiş olur.", (4/38)
    "Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse muhakkak ki açık bir ziyana uğramışlardır", (4/119)
    "Allah, (Ey İblis!) Git onlardan kim sana uyarsa iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Cezanız tam bir cezadır" dedi." (17/63).
    Ayetleriyle insanları şeytanın etkisi altına girmekten, onları dost ve arkadaş edinmekten men etmektedir.

    ŞEYTANIN ETKİSİNDEN KORUNMANIN YOLLARI
    İnsanlara rehber olması için gönderilen Kur'an, şeytanların kötülüklerinden korunma yollarını da bildirmiştir. İnsanın, cin ve insan şeytanlarının kötülük ve vesveselerinden korunabilmesi için iman edip sadece Allah'a ibadet etmesi ve daima O'na sığınması gerekir.
    "Eğer Şeytandan kötü bir düşünce seni etkileyecek olursa hemen Allah'a sığın" (41/36).
    "(Ey Peygamberim!) De ki: Rabb'im şeytanların dürtüklemelerinden (vesveselerinden) sana sığınırım ve onların yanımda bulunmalarından sana sığınırım" (23/97-98).
    Ayetleri bunun delilidir. Yüce Allah, Kur'an okunacağı zaman bile şeytanın şerrinden Allah'a sığınılmasını istemektedir: "Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın" (16/98).
    Müslümanlar, her işine "Eûzü billâhi mine'ş-Şeytâni'r-Racîm" ve "Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahim" (kovulmuş Şeytandan Allah'a sığınırım. Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla..." sözleriyle başlarlar ve bu sözleriyle Şeytanın şerrinden korunmak isterler. Ancak Şeytanın şerrinden korunmak için sadece sözle yetinmek yeterli değildir. Şeytanın şerrinden korunabilmek için; İslâm'ı öğrenmek, Kur'an hükümlerini hayata geçirmek, Şeytan ve dostlarıyla mücadele etmek gerekir. Yüce Allah, "Şeytanın dostlarıyla savaşın" buyurmuştur (4/76). Bu ayetin hükmünü yerine getirebilmek için şeytânî düşünce ve eylemlere fırsat vermemek, insanlara, şeytanın ve dostlarının kötülüklerini öğretmek gerekir. Şeytan ve dostlarıyla mücadele etmek ve başarılı olmak zor değildir. Çünkü Şeytanın hilesi zayıftır, (4/76). Ancak yine de başarı Allah'ın lütfu, yardımı ve merhametiyle mümkündür. "Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç Şeytana uyardınız" (4/83) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.
    Mü'minler Şeytan ve dostlarıyla mücadele ederken onlar da mü'minlerle mücadele ederler. "... Gerçekten şeytanlar, dostlarına sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız siz de müşrikler (gibi) olursunuz" (6/112. ayeti bunu ifade etmektedir.)
    Aile reisleri, hem kendilerinden hem de çoluk çocuklarından sorumludurlar. Yüce Allah, "Ey mü'minler! Kendinizi ve ehlinizi yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun" buyurmuştur, (66/6). Kişinin kendisini, ailesini ve çocuklarını ateşten koruyabilmesi için en başta, insanları ateşe sürükleyen Şeytanın şerrinden koruması gerekir. Bunun için insan; Allah'ı, Peygamberini ve İslâm'ı iyi tanımalı ve din kurallarını uygulamalı ve çocuklarına da öğretmelidir. Sadece öğretmek ve bilgilendirmek de yeterli değildir. Öğrenilen bilgilerin, hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Şoförlükle ilgili bütün kuralları öğrenip hiç otomobil kullanmayan insan sürücü olamaz. İçkinin kötülüklerini ve zararlarını öğrendiği halde içki içmeye devam eden insanın bilgisi kendisine bir yarar sağlamaz. Namazın, farzlarını, vaciplerini, sünnetlerini, âdaplarını ve nasıl kılınacağını öğrenen ama namaz kılmayan bir insan "musallî" vasfını kazanamaz.
    İnsanların dürüst ve ahlaklı olması sadece öğretim ile sağlanamaz. Mutlaka öğretim ile birlikte eğitim de olmalıdır. Dolayısıyla ülkemizde ilköğretim okullarının son dört yılı ile liselerdeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, din eğitimi olmadığı için yeterli olamamakta; istenileni verememektedir. Ülke gençlerinin her türlü sapık, inanç, batıl düşünce ve çirkin eylemlerden, katı ve sıvı uyuşturuculardan, fuhuş ve terör gibi kötülüklerden arındırabilmesi hem ailelerin hem de devletin gençlere yeterli ve sağlıklı din öğretimi ve eğitimi vermesiyle mümkün olur.
    Gençlerimiz Allah'a ibadet ederek yetişirlerse ne şeytanın tuzağına düşerler, ne de terör ve uyuşturucu bataklığına. Günde beş vakit namazını kılan bir mü'min; insan öldürme, fuhuş, uyuşturucu kullanma, hırsızlık, içki, kumar, yalan ve iftira gibi kötülükleri yapamaz. Çünkü kıldığı namaz bunlara mani olur. Yüce Allah; "namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz çirkin, kötü ve iğrenç şeylerden (fahşâ), dinin ve aklı selimin iyi, güzel ve hoş görmediği söz, fiil ve davranışlardan (münker) alı koyar" buyurmuştur, (29/45). Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? (4/122).
    Dindar insan, bırakın kötülükleri yapmayı, kendisine yapılan kötülüklere bile karşılık vermez. Çünkü bu, ona Rabb'inin bir emridir, (41/34, 23/96). Kötülük yapmak şöyle dursun kötü söz bile söylemez. Tartışma ile Şeytanın aralarına fitne sokmasından sakınır. Bu davranışı ona sağlayan Allah'ın şu sözüdür: "(Ey Peygamberim!) Kullarıma söyle: En güzel söz söylesinler. Çünkü Şeytan onların aralarına girer (onları tartışmaya ve kötülüğe dürtükler). Çünkü Şeytan insanın apaçık düşmanıdır." (17/53).
    İnsanların yeme ve içme gibi inanma ve ibadet etmeye de ihtiyaçları vardır. Hak din İslam'a iman edenlerin yanında batıl şeylere inanan ve tapan insanlar da vardır. İşte Satanistler de bu gruptan olup, çağımızın Şeytana tapan insanlarıdır. Satanizm; Şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık ve bunları yüceltme düşüncesine dayanan, ilâhi dinleri reddeden ve her türlü kötülüğü yapmayı görev bilen sapık bir inanıştır.
    Adem'e secde etmediği için huzurdan kovulan, ilâhî rahmetten uzaklaştırılan, âsi, azgın, nankör ve kâfir olan Şeytan, ateşten yaratılmış cin taifesinden bir varlıktır. İnsanların düşmanı olan Şeytan; vesvese vermek, kötü duygu ve düşünceleri telkin etmek, çirkin fiilleri güzel göstermek suretiyle Allah'ın zikri'nden yüz çeviren insanları kandırır, azdırır, saptırır ve neticede hüsrana sürükler. Ancak Şeytan; ihlaslı ve muttakî mü'minlere karşı hile, aldatma ve kötülüklerini icra edemez. Bu sebeple Şeytanın telkin ettiği uyuşturucu, fuhuş, kumar, hırsızlık, sahtekârlık, terör ve benzeri fert ve toplumu fesada sürükleyen kötülüklerden ülke insanlarını özellikle gençlerini koruyabilmek için mutlaka din terbiyesi, eğitim ve öğretimi verilmesi gerekir. İnsanları kötülüklerden koruyan duygu; iman, ibadet, güzel ahlak, Allah sevgi ve korkusu, âhirette hesap verme, ödül veya ceza görme inancıdır. Bunlar olmayınca tek başına eğitim-öğretim ve vicdan yetmemektedir. Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY bu gerçeği dizelerinde ne güzel dile getirmiştir:
    "Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır,
    Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır,
    Çekilmiş farz edilsin yüreklerden havf-i Yezdan'ın,
    Ne irfanın kalır tesiri kat'iyyen ne vicdanın."
    1- Rağıb el-İsfehânî, el-Müfredât fi Garîbi'l-Kur'an, S. 137. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, I, 238-239. Eser Kitabevi, İstanbul, 1971.
    2- Yazır, a.g.e., I, 239.
    3- Yatık çizgiden önceki rakamlar sure, sonrakiler ayet numarasıdır.
    4- Rağıb el-İsfehânî, a.g.e., S. 137.
    5- Mesela Nisa, 4/51. Maide, 5/60 ayetlerinde geçen tâğut kelimesi şeytan anlamındadır. En-Nesefî, Medâriku't-Tenzîl ve Hakâiku't-Te'vîl, II, 96, 310. (Mecmûatün mine't-Tefâsîr) Ayrıca bkz. Yahya b. Sallam, et-Tesârîf, S. 207. Tunus, 1979. Rağıb el-İsfehânî, a.g.e., S. 304. El-Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'an, III, 28. Asım Efendi, Kamus Tercemesi, IV, 1055.
    6- Bakara, 30-40; Nisa, 119; Maide, 31-39; A'raf, 12-17; Hicr, 27, İsra, 61-65, Kehf, 50; Taha, 116-123; Sad, 38.
    7- Bkz. Bakara, 208. En'am, 142. Yusuf, 5. İsra, 53. Fatır, 6, Yasin, 36/53.
    8- MEB İslam Ansiklopedisi, XI, 493. İst. 1979.
    9- Türk Ansiklopedisi, X, 3575-3576.
    10- Meydan Larousse, XI, 25.
    11- En'am, 43, Enfal, 48, Nahl, 63, Neml, 24. Ankebut, 38.
    12- Nisa, 60, 119. A'raf, 30. Hac, 4, Neml, 24.
    13- Nisa, 60. Yusuf, 105. İsra, 53, Ankebut, 36.
    14- Buhârî, Ahkam, 21. Müslim, Selam, 23. Ebu Davud, Sünnet, 17.

    15- İbn Mace, İkame, 135.27) insanlar gibi aklı ve iradeleri olan, Allah'a ibadet etmekle sorumlu tutulan (51/56), müslümanı ve kâfiri, salihi ve günahkârı bulunan (72/11, 14) ve gözle görülmeyen varlıklardır. Cinlerin kafir ve azgınlarına şeytan denilmektedir. İblis, şeytanların başı ve en azgınıdır. Şeytanın, kendisine yardım eden askerleri vardır (26/95). İblis'in; Kur'an'da şeytan vasfının dışında çok âsi (asıyy) (19/44), çok nankör (kefûr) (17/27), çok azgın (merîd ve mârid), (19/44) kovulmuş (racîm) (17/27) ve tağut (5) sıfatları ile nitelenmiş; işinin; insanlara düşmanlık etmek (17/53), onları aldatmak (17/63), dostlarını saptırmak ve cehenneme sürüklemek olduğu bildirilmiştir. Şimdi Şeytanın insana düşmanlığını ve bu davranışına sebep olan olay hakkında Kur'an'ın dediklerini görelim.

    ŞEYTANIN İNSANA DÜŞMANLIĞI
    Allah, ilk insan Adem (a.s.)'ı topraktan yaratıp mükemmel bir şekil verdikten sonra meleklere ve aralarında bulunan İblis'e Adem için secde etmelerini emretmiştir. Bütün melekler bu emre derhal uyarlarken İblis, kibirlenmiş, kendisinin ateşten, Adem'in topraktan yaratıldığı gerekçesiyle secde etmemiş, böylece âsi, fasık ve kafir olmuştur. Bu yüzden Allah onu huzurundan kovmuş ve lanetlemiştir. Bunun üzerine İblis, kıyamete kadar Allah'tan dünyada yaşama izni istemiştir. Bu izni aldıktan sonra, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından insanlara sokularak, yollarına oturarak onları saptırıp azdıracağına, kötü amelleri süsleyip, kendilerine güzel göstereceğine yemin etmiştir. (6) Şeytan, Adem (a.s.) yüzünden kovulduğu, lanetlendiği ve kafirlerden olduğu için insanlara düşman olmuştur. Yüce Allah, "şeytanın insan için apaçık bir düşman" (7) olduğunu Kur'an'da bildirmiştir.
    Şeytan, düşmanlığına Adem (a.s.) ve eşini; vesvese, hile, yalan ve yemin ile kandırıp yasaklanan ağaçtan yedirmiş ve bu sebeple cennetten çıkmalarına sebep olmasıyla başlamıştır. Şeytanın insan oğluna düşmanlığı kıyamete kadar devam edecektir. Yüce Allah, peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla insanları şeytanın düşmanlığına karşı uyarmış ve Kur'an'da;
    "Ey mü'minler! Şeytanın adımlarına uymayın" (2/208, 24/21),
    "Ey Adem oğulları! Şeytana tapmayın. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır" (36/60)
    "Onu düşman edinin" (35/6) buyurmuştur.
    Allah'ın bu uyarısına rağmen maalesef insanlardan şeytanın tuzağına düşenler, onu kendisine dost ve rab edinenler, ona tapanlar vardır (22/3). Geçmişte Yezidilerden Şeytana tapanlar olmuştur. (8) Şeytana "tâvus" ve "tâvûsu'l-melâike" ismini veren Yezidilerin Şeytana olan rağbetle ve ondan çekinmekle, zamanla onu ilah edinmişlerdir. (9)
    Günümüzde Şeytana tapanlar kendilerine "satanist" demektedirler. "Satan" kelimesi, İngiliz dilinde "Şeytan" demektir. "Satanizm", Şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık, bunları yüceltme, demektir. (10) Satanizm; Allah'ı, Peygamber'i, Kur'an'ı ve dini değerleri reddetme, fuhuş, zina, içki, kumar, şiddet ve vahşet gibi kötülükleri işleme temeline dayanır. Hedef, İslâm'ın dediklerinin tersini yapmak, Şeytanın dostluğunu kazanmak ve cehennemin yolunu açmaktır. İstanbul'da ikisi erkek, birisi kız üç satanistin bir genç kıza yaptıkları Satanizmin çirkin yüzünü bütün çıplaklığıyla sergilemiştir. Şeytana kurban vermeleri gerekiyormuş. Kandırdıkları bir genç kızı mezarlığa götürüyorlar, boğarak öldürüyorlar. İçlerindeki şiddeti tatmin için dişi satanist cesedi bıçaklıyor, ruhunu kötülük kaplamış olan erkek satanistlerden biri, genç kızın cansız yatan bedeninde iğrenç arzusunu gerçekleştiriyor, kızın ırzına geçiyor. Bu satanistler daha da kötüsünü yapabilirler. Kan içmeleri, canlı kediyi parçalamaları, uğursuz gün diye her ayın on üçünde düşman belledikleri Kur'an'ı parçalamaları bunun bir göstergesidir. Bütün bunlar Şeytanın telkini ve etkisi ile yapılan kötülüklerdir.

    ŞEYTANIN İNSANLARA TELKİN VE ETKİSİ
    Şeytan insana nasıl etki eder? Neleri emreder ve nelere teşvik eder? Allah, Kur'an'da bunları açıklamıştır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.
    * İnsanlara vesvese verir (7/20), içlerine kötü düşünceler telkin eder (8/11).
    * Her türlü çirkin söz, fiil ve davranışları (fahşâyı) (2/268, 24/21), İslâm'ın ve akl-ı selimin iyi, güzel ve hoş görmediği kötülükleri, haramları (münkeri) (24/21) ve küfrü (59/16) emreder.
    * Söz verir, ümitlendirir ve aldatır (4/120).
    * İçki ve kumarı teşvik eder. Bunlarla insanların arasında kin ve düşmanlık sokmak, onları Allah'ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister (5/91).
    * İnsanların yaptığı kötülükleri, kötü sözleri, kötü fiil ve davranışları süslü, iyi, güzel ve cazip gösterir (11) ve kolaylaştırır (47/25).
    * İnsanları fakirlikle korkutur (2/268).
    * Allah'ın zikrini (58/19) ve gerçekleri unutturur (6/68).
    * Hak yoldan saptırır (12).
    * Fitneye düşürür (7/27), azdırır (7/175, 202, 15/39).
    * Kişi ile kardeşi arasında fitne sokar (12/100).
    * Doğru yoldan uzaklaştırır, (13) alevli ateşe, cehenneme çağırır (31/21, 35/6) böylece insanları hüsrana sürükler.

    ŞEYTANIN ETKİLEDİĞİ İNSANLAR
    Şeytan; peygamber, mü'min ve kafir her insanı etkisi altına almak için çalışır:
    "Her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık" (6/112),
    *Allah'a karşı gelmekten sakınan mü'minler, kendilerine şeytandan gelen bir vesvese dokunduğu zaman (hemen Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlarlar, gerçeği gör(üp şeytandan uzaklaş)ırlar" (7/201).
    Mealindeki âyetler bu gerçeği ifade eder. Peygamber (a.s.)'ın "Şeytan, Adem oğlunun damarlarında dolaşır" (14), "Şeytan kişi ile nefsi arasına girer" (15) sözleri de bu gerçeği teyit etmektedir. Ancak, Şeytan, iman edip Allah ve Peygamberine itaat eden, Şeytanın şerrinden Allah'a sığınan ihlaslı mü'minlere etki edemez.
    "Şeytanın, iman eden ve Rab'lerine tevekkül eden kimselere karşı bir gücü yoktur" (16/99),
    "Şeytan, Rabb'im! Dedi. Beni azdırmandan ötürü andolsun ki yer yüzünde insanlar (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım, ancak içlerinden ihlasa erdirilmiş olanlar hariç (onları azdıramam)" (15/39-40) ayetleri buna delildir.
    Şeytanın etkisi altına alabildiği insanlar şunlardır:
    * Müşriklere etki edebilir.
    *Şeytanın sadece kendisini dost tutanlara ve Allah'a ortak koşanlara gücü yetebilir (onları kandırabilir) (16/100) ayeti buna delildir.
    * Kâfirlere etki edebilir.
    "Görmedin mi biz kâfirlere şeytanları gönderdik de onları oynatıp (günahlara) sevk ediyorlar" (19/83) ayeti buna delildir.
    * Münafıklara etki edebilir.
    "Şeytan onları (münafıkları) istila etmiş (ruhlarına hakim olmuş), onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar, Şeytanın hizbi (partisi, taraftarı)dır." (58/19) ayeti buna delildir.
    * Günaha dalmış yalancılara etki edebilir.
    "Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. O yalancılar (şeytanlara) kulak verirler. Çokları da yalan söylerler" (26/221-222) ayeti buna delildir.
    *Allah'ın zikrini (Kur'an'ı) görmezlikten gelenlere etki edebilir.
    "Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse, ona şeytanı musallat ederiz. Artık şeytan onun (yanından ayrılmayan, sürekli ona kötülükleri telkin eden) arkadaşı/dostu olur. O şeytanlar bunları hak yoldan çıkardıkları halde onlar kendilerini doğru yolda zannederler" (43/36-37) ayeti buna delildir.
    * Azgın insanlara etki edebilir.
    "(Ey İblis!) Benim (halis) kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgın insanları azdırabilirsin" (15/42).
    Mü'min olduğu halde ihlasa eremeyen ve Kur'an hükümlerini hayata geçiremeyenler de şeytanın etkisi altına girerler ve günah bataklığına dalarlar.
    Şeytanlar, insanları etkisi altına alabilmesi için sürekli onları küfre, şirke, nifaka ve isyana teşvik ederler. Şeytanın bu telkinine kulak verenler onu kendisine arkadaş ve dost edinmiş olurlar. Yüce Allah;
    "Biz şeytanları, iman etmeyenlerin dostları yaptık" (7/27, 30).
    "Kimin arkadaşı şeytan olursa o kimse kendisine çok kötü bir arkadaş edinmiş olur.", (4/38)
    "Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse muhakkak ki açık bir ziyana uğramışlardır", (4/119)
    "Allah, (Ey İblis!) Git onlardan kim sana uyarsa iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Cezanız tam bir cezadır" dedi." (17/63).
    Ayetleriyle insanları şeytanın etkisi altına girmekten, onları dost ve arkadaş edinmekten men etmektedir.

    ŞEYTANIN ETKİSİNDEN KORUNMANIN YOLLARI
    İnsanlara rehber olması için gönderilen Kur'an, şeytanların kötülüklerinden korunma yollarını da bildirmiştir. İnsanın, cin ve insan şeytanlarının kötülük ve vesveselerinden korunabilmesi için iman edip sadece Allah'a ibadet etmesi ve daima O'na sığınması gerekir.
    "Eğer Şeytandan kötü bir düşünce seni etkileyecek olursa hemen Allah'a sığın" (41/36).
    "(Ey Peygamberim!) De ki: Rabb'im şeytanların dürtüklemelerinden (vesveselerinden) sana sığınırım ve onların yanımda bulunmalarından sana sığınırım" (23/97-98).
    Ayetleri bunun delilidir. Yüce Allah, Kur'an okunacağı zaman bile şeytanın şerrinden Allah'a sığınılmasını istemektedir: "Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın" (16/98).
    Müslümanlar, her işine "Eûzü billâhi mine'ş-Şeytâni'r-Racîm" ve "Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahim" (kovulmuş Şeytandan Allah'a sığınırım. Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla..." sözleriyle başlarlar ve bu sözleriyle Şeytanın şerrinden korunmak isterler. Ancak Şeytanın şerrinden korunmak için sadece sözle yetinmek yeterli değildir. Şeytanın şerrinden korunabilmek için; İslâm'ı öğrenmek, Kur'an hükümlerini hayata geçirmek, Şeytan ve dostlarıyla mücadele etmek gerekir. Yüce Allah, "Şeytanın dostlarıyla savaşın" buyurmuştur (4/76). Bu ayetin hükmünü yerine getirebilmek için şeytânî düşünce ve eylemlere fırsat vermemek, insanlara, şeytanın ve dostlarının kötülüklerini öğretmek gerekir. Şeytan ve dostlarıyla mücadele etmek ve başarılı olmak zor değildir. Çünkü Şeytanın hilesi zayıftır, (4/76). Ancak yine de başarı Allah'ın lütfu, yardımı ve merhametiyle mümkündür. "Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç Şeytana uyardınız" (4/83) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.
    Mü'minler Şeytan ve dostlarıyla mücadele ederken onlar da mü'minlerle mücadele ederler. "... Gerçekten şeytanlar, dostlarına sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız siz de müşrikler (gibi) olursunuz" (6/112. ayeti bunu ifade etmektedir.)
    Aile reisleri, hem kendilerinden hem de çoluk çocuklarından sorumludurlar. Yüce Allah, "Ey mü'minler! Kendinizi ve ehlinizi yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun" buyurmuştur, (66/6). Kişinin kendisini, ailesini ve çocuklarını ateşten koruyabilmesi için en başta, insanları ateşe sürükleyen Şeytanın şerrinden koruması gerekir. Bunun için insan; Allah'ı, Peygamberini ve İslâm'ı iyi tanımalı ve din kurallarını uygulamalı ve çocuklarına da öğretmelidir. Sadece öğretmek ve bilgilendirmek de yeterli değildir. Öğrenilen bilgilerin, hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Şoförlükle ilgili bütün kuralları öğrenip hiç otomobil kullanmayan insan sürücü olamaz. İçkinin kötülüklerini ve zararlarını öğrendiği halde içki içmeye devam eden insanın bilgisi kendisine bir yarar sağlamaz. Namazın, farzlarını, vaciplerini, sünnetlerini, âdaplarını ve nasıl kılınacağını öğrenen ama namaz kılmayan bir insan "musallî" vasfını kazanamaz.
    İnsanların dürüst ve ahlaklı olması sadece öğretim ile sağlanamaz. Mutlaka öğretim ile birlikte eğitim de olmalıdır. Dolayısıyla ülkemizde ilköğretim okullarının son dört yılı ile liselerdeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, din eğitimi olmadığı için yeterli olamamakta; istenileni verememektedir. Ülke gençlerinin her türlü sapık, inanç, batıl düşünce ve çirkin eylemlerden, katı ve sıvı uyuşturuculardan, fuhuş ve terör gibi kötülüklerden arındırabilmesi hem ailelerin hem de devletin gençlere yeterli ve sağlıklı din öğretimi ve eğitimi vermesiyle mümkün olur.
    Gençlerimiz Allah'a ibadet ederek yetişirlerse ne şeytanın tuzağına düşerler, ne de terör ve uyuşturucu bataklığına. Günde beş vakit namazını kılan bir mü'min; insan öldürme, fuhuş, uyuşturucu kullanma, hırsızlık, içki, kumar, yalan ve iftira gibi kötülükleri yapamaz. Çünkü kıldığı namaz bunlara mani olur. Yüce Allah; "namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz çirkin, kötü ve iğrenç şeylerden (fahşâ), dinin ve aklı selimin iyi, güzel ve hoş görmediği söz, fiil ve davranışlardan (münker) alı koyar" buyurmuştur, (29/45). Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? (4/122).
    Dindar insan, bırakın kötülükleri yapmayı, kendisine yapılan kötülüklere bile karşılık vermez. Çünkü bu, ona Rabb'inin bir emridir, (41/34, 23/96). Kötülük yapmak şöyle dursun kötü söz bile söylemez. Tartışma ile Şeytanın aralarına fitne sokmasından sakınır. Bu davranışı ona sağlayan Allah'ın şu sözüdür: "(Ey Peygamberim!) Kullarıma söyle: En güzel söz söylesinler. Çünkü Şeytan onların aralarına girer (onları tartışmaya ve kötülüğe dürtükler). Çünkü Şeytan insanın apaçık düşmanıdır." (17/53).
    İnsanların yeme ve içme gibi inanma ve ibadet etmeye de ihtiyaçları vardır. Hak din İslam'a iman edenlerin yanında batıl şeylere inanan ve tapan insanlar da vardır. İşte Satanistler de bu gruptan olup, çağımızın Şeytana tapan insanlarıdır. Satanizm; Şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık ve bunları yüceltme düşüncesine dayanan, ilâhi dinleri reddeden ve her türlü kötülüğü yapmayı görev bilen sapık bir inanıştır.
    Adem'e secde etmediği için huzurdan kovulan, ilâhî rahmetten uzaklaştırılan, âsi, azgın, nankör ve kâfir olan Şeytan, ateşten yaratılmış cin taifesinden bir varlıktır. İnsanların düşmanı olan Şeytan; vesvese vermek, kötü duygu ve düşünceleri telkin etmek, çirkin fiilleri güzel göstermek suretiyle Allah'ın zikri'nden yüz çeviren insanları kandırır, azdırır, saptırır ve neticede hüsrana sürükler. Ancak Şeytan; ihlaslı ve muttakî mü'minlere karşı hile, aldatma ve kötülüklerini icra edemez. Bu sebeple Şeytanın telkin ettiği uyuşturucu, fuhuş, kumar, hırsızlık, sahtekârlık, terör ve benzeri fert ve toplumu fesada sürükleyen kötülüklerden ülke insanlarını özellikle gençlerini koruyabilmek için mutlaka din terbiyesi, eğitim ve öğretimi verilmesi gerekir. İnsanları kötülüklerden koruyan duygu; iman, ibadet, güzel ahlak, Allah sevgi ve korkusu, âhirette hesap verme, ödül veya ceza görme inancıdır. Bunlar olmayınca tek başına eğitim-öğretim ve vicdan yetmemektedir. Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY bu gerçeği dizelerinde ne güzel dile getirmiştir:
    "Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır,
    Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır,
    Çekilmiş farz edilsin yüreklerden havf-i Yezdan'ın,
    Ne irfanın kalır tesiri kat'iyyen ne vicdanın."
    1- Rağıb el-İsfehânî, el-Müfredât fi Garîbi'l-Kur'an, S. 137. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, I, 238-239. Eser Kitabevi, İstanbul, 1971.
    2- Yazır, a.g.e., I, 239.
    3- Yatık çizgiden önceki rakamlar sure, sonrakiler ayet numarasıdır.
    4- Rağıb el-İsfehânî, a.g.e., S. 137.
    5- Mesela Nisa, 4/51. Maide, 5/60 ayetlerinde geçen tâğut kelimesi şeytan anlamındadır. En-Nesefî, Medâriku't-Tenzîl ve Hakâiku't-Te'vîl, II, 96, 310. (Mecmûatün mine't-Tefâsîr) Ayrıca bkz. Yahya b. Sallam, et-Tesârîf, S. 207. Tunus, 1979. Rağıb el-İsfehânî, a.g.e., S. 304. El-Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'an, III, 28. Asım Efendi, Kamus Tercemesi, IV, 1055.
    6- Bakara, 30-40; Nisa, 119; Maide, 31-39; A'raf, 12-17; Hicr, 27, İsra, 61-65, Kehf, 50; Taha, 116-123; Sad, 38.
    7- Bkz. Bakara, 208. En'am, 142. Yusuf, 5. İsra, 53. Fatır, 6, Yasin, 36/53.
    8- MEB İslam Ansiklopedisi, XI, 493. İst. 1979.
    9- Türk Ansiklopedisi, X, 3575-3576.
    10- Meydan Larousse, XI, 25.
    11- En'am, 43, Enfal, 48, Nahl, 63, Neml, 24. Ankebut, 38.
    12- Nisa, 60, 119. A'raf, 30. Hac, 4, Neml, 24.
    13- Nisa, 60. Yusuf, 105. İsra, 53, Ankebut, 36.
    14- Buhârî, Ahkam, 21. Müslim, Selam, 23. Ebu Davud, Sünnet, 17.
    15- İbn Mace, İkame, 135.



  3. 01.Mayıs.2013, 18:25
    2
    Devamlı Üye



    İblis Aklımızı Okuyabilir mi? Aklımıza Düşünceler Sokabilir mi?


    Yeme, içme, barınma ve giyinme gibi insanın inanma, tapınma, sığınma ve ruhunu tatmin edecek şeylere de ihtiyacı vardır. Bu sebeple yüce Allah, ilk insandan itibaren peygamberleri vasıtasıyla adem oğullarına yol göstermiş, başkalarına değil sadece kendisine ibadet edilmesini istemiştir. Ancak insanları bu konuda zorlamamış, onları bu özgür iradeleri ile baş başa bırakmıştır. Bu özgürlük sonucu Allah'a ibadet edenlerin yanında batıla; insana, aya, güneşe, ateşe, puta ve şeytana tapanlar da olmuştur. İşte satanistler, çağımızın batıla tapanlarından bir gruptur. a
    Hak=İslâm; bâtıl ise, İslâm'a uymayan her türlü inanç, düşünce, söz, fiil ve davranışlardır. Şeytana uymak ve ona kulluk etmek de batıl bir inanış ve davranıştır. Maalesef bir kısım insanlarımız hak ile mücehhez kılınmadığı için kendilerini batıl şeylerle tatmine çalışmaktadırlar. Bu davranışları, hem kendilerine hem de topluma zarar vermektedir. Bundan kurtulabilmek için; hak açısından bilinçlenmek, nefsini şeytanın ve azgınların sultasından uzaklaştırmak, gerçeği görmek, ruhunu ilâhî aşk ve ibadetle beslemek gerekmektedir. İnsan hakka kulluk etmezse, bunun yerini şeytan doldurur. Şeytan ise insanı kandırır ve hüsrana sürükler. Bu çalışmamızda son günlerde gündemi işgal eden satanizm diğer bir ifade ile şeytana kulluk sorununu Kur'an perspektifinden ele alıp tahlile çalışacağız.

    ŞEYTANIN VARLIĞI VE KİMLİĞİ
    "Şeytan" kelimesi sözlükte "birine muhalefet etmek, uzak olmak, toprağa girmek ve iple bağlamak" anlamında "ş.t.n." veya "yanmak, helâk olmak, batıl olmak" anlamında "ş.y.t." kökünden türemiştir.(1)
    Terim olarak "Şeytan"; cin ve insanların müşrik, münafık, kâfir, şerîr, azgın, kibirli ve isyânkâr olanlarına verilen bir cins isimdir. (2) Kur'an'da insan ve cin şeytanlarından söz edilmiştir. "Böylece biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık" (6/112) (3) ayeti bunun delilidir.
    İnsanların kâfirleri ve azgınları, insan şeytanları, cinlerin kâfirleri ve azgınları da cin şeytanlarıdır.(4) Mesela Bakara suresinin 14. âyetinde geçen şeytanlardan maksat münafıklardır. Ayette şöyle denilmektedir: "(Münafıklar), iman eden kimselerle karşılaştıkları zaman "iman ettik" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık olan dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman "biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz" derler".
    "Şeytan" deyince ilk akla gelen İblis'tir. İblis, Adem (a.s.)'a secde etme emrine karşı çıkarak Allah'a isyan ettiği, azdığı ve Allah'ın lanetine uğradığı (4/118) için Şeytan ismini almış ve bu kelime Şeytan için özel isim olmuştur. İblis, "çok ümitsiz ve hüzünlü" demektir.
    Diğer bir ismi de "cân" (55/15) olan İblis, cin asıllı bir varlıktır, (18/50). Allah ve Peygamber, bize mevcudiyetlerini bildirdiği için var olduklarına iman edilmesi gereken cinler, insanlardan önce ateşten yaratılmış (15/
    Kur'an'ın Işığında Satanizm Ya da Şeytana Kulluk
    Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ

    Yeme, içme, barınma ve giyinme gibi insanın inanma, tapınma, sığınma ve ruhunu tatmin edecek şeylere de ihtiyacı vardır. Bu sebeple yüce Allah, ilk insandan itibaren peygamberleri vasıtasıyla adem oğullarına yol göstermiş, başkalarına değil sadece kendisine ibadet edilmesini istemiştir. Ancak insanları bu konuda zorlamamış, onları bu özgür iradeleri ile baş başa bırakmıştır. Bu özgürlük sonucu Allah'a ibadet edenlerin yanında batıla; insana, aya, güneşe, ateşe, puta ve şeytana tapanlar da olmuştur. İşte satanistler, çağımızın batıla tapanlarından bir gruptur.
    Hak=İslâm; bâtıl ise, İslâm'a uymayan her türlü inanç, düşünce, söz, fiil ve davranışlardır. Şeytana uymak ve ona kulluk etmek de batıl bir inanış ve davranıştır. Maalesef bir kısım insanlarımız hak ile mücehhez kılınmadığı için kendilerini batıl şeylerle tatmine çalışmaktadırlar. Bu davranışları, hem kendilerine hem de topluma zarar vermektedir. Bundan kurtulabilmek için; hak açısından bilinçlenmek, nefsini şeytanın ve azgınların sultasından uzaklaştırmak, gerçeği görmek, ruhunu ilâhî aşk ve ibadetle beslemek gerekmektedir. İnsan hakka kulluk etmezse, bunun yerini şeytan doldurur. Şeytan ise insanı kandırır ve hüsrana sürükler. Bu çalışmamızda son günlerde gündemi işgal eden satanizm diğer bir ifade ile şeytana kulluk sorununu Kur'an perspektifinden ele alıp tahlile çalışacağız.

    ŞEYTANIN VARLIĞI VE KİMLİĞİ
    "Şeytan" kelimesi sözlükte "birine muhalefet etmek, uzak olmak, toprağa girmek ve iple bağlamak" anlamında "ş.t.n." veya "yanmak, helâk olmak, batıl olmak" anlamında "ş.y.t." kökünden türemiştir.(1)
    Terim olarak "Şeytan"; cin ve insanların müşrik, münafık, kâfir, şerîr, azgın, kibirli ve isyânkâr olanlarına verilen bir cins isimdir. (2) Kur'an'da insan ve cin şeytanlarından söz edilmiştir. "Böylece biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık" (6/112) (3) ayeti bunun delilidir.
    İnsanların kâfirleri ve azgınları, insan şeytanları, cinlerin kâfirleri ve azgınları da cin şeytanlarıdır.(4) Mesela Bakara suresinin 14. âyetinde geçen şeytanlardan maksat münafıklardır. Ayette şöyle denilmektedir: "(Münafıklar), iman eden kimselerle karşılaştıkları zaman "iman ettik" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık olan dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman "biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz" derler".
    "Şeytan" deyince ilk akla gelen İblis'tir. İblis, Adem (a.s.)'a secde etme emrine karşı çıkarak Allah'a isyan ettiği, azdığı ve Allah'ın lanetine uğradığı (4/118) için Şeytan ismini almış ve bu kelime Şeytan için özel isim olmuştur. İblis, "çok ümitsiz ve hüzünlü" demektir.
    Diğer bir ismi de "cân" (55/15) olan İblis, cin asıllı bir varlıktır, (18/50). Allah ve Peygamber, bize mevcudiyetlerini bildirdiği için var olduklarına iman edilmesi gereken cinler, insanlardan önce ateşten yaratılmış (15/27) insanlar gibi aklı ve iradeleri olan, Allah'a ibadet etmekle sorumlu tutulan (51/56), müslümanı ve kâfiri, salihi ve günahkârı bulunan (72/11, 14) ve gözle görülmeyen varlıklardır. Cinlerin kafir ve azgınlarına şeytan denilmektedir. İblis, şeytanların başı ve en azgınıdır. Şeytanın, kendisine yardım eden askerleri vardır (26/95). İblis'in; Kur'an'da şeytan vasfının dışında çok âsi (asıyy) (19/44), çok nankör (kefûr) (17/27), çok azgın (merîd ve mârid), (19/44) kovulmuş (racîm) (17/27) ve tağut (5) sıfatları ile nitelenmiş; işinin; insanlara düşmanlık etmek (17/53), onları aldatmak (17/63), dostlarını saptırmak ve cehenneme sürüklemek olduğu bildirilmiştir. Şimdi Şeytanın insana düşmanlığını ve bu davranışına sebep olan olay hakkında Kur'an'ın dediklerini görelim.

    ŞEYTANIN İNSANA DÜŞMANLIĞI
    Allah, ilk insan Adem (a.s.)'ı topraktan yaratıp mükemmel bir şekil verdikten sonra meleklere ve aralarında bulunan İblis'e Adem için secde etmelerini emretmiştir. Bütün melekler bu emre derhal uyarlarken İblis, kibirlenmiş, kendisinin ateşten, Adem'in topraktan yaratıldığı gerekçesiyle secde etmemiş, böylece âsi, fasık ve kafir olmuştur. Bu yüzden Allah onu huzurundan kovmuş ve lanetlemiştir. Bunun üzerine İblis, kıyamete kadar Allah'tan dünyada yaşama izni istemiştir. Bu izni aldıktan sonra, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından insanlara sokularak, yollarına oturarak onları saptırıp azdıracağına, kötü amelleri süsleyip, kendilerine güzel göstereceğine yemin etmiştir. (6) Şeytan, Adem (a.s.) yüzünden kovulduğu, lanetlendiği ve kafirlerden olduğu için insanlara düşman olmuştur. Yüce Allah, "şeytanın insan için apaçık bir düşman" (7) olduğunu Kur'an'da bildirmiştir.
    Şeytan, düşmanlığına Adem (a.s.) ve eşini; vesvese, hile, yalan ve yemin ile kandırıp yasaklanan ağaçtan yedirmiş ve bu sebeple cennetten çıkmalarına sebep olmasıyla başlamıştır. Şeytanın insan oğluna düşmanlığı kıyamete kadar devam edecektir. Yüce Allah, peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla insanları şeytanın düşmanlığına karşı uyarmış ve Kur'an'da;
    "Ey mü'minler! Şeytanın adımlarına uymayın" (2/208, 24/21),
    "Ey Adem oğulları! Şeytana tapmayın. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır" (36/60)
    "Onu düşman edinin" (35/6) buyurmuştur.
    Allah'ın bu uyarısına rağmen maalesef insanlardan şeytanın tuzağına düşenler, onu kendisine dost ve rab edinenler, ona tapanlar vardır (22/3). Geçmişte Yezidilerden Şeytana tapanlar olmuştur. (8) Şeytana "tâvus" ve "tâvûsu'l-melâike" ismini veren Yezidilerin Şeytana olan rağbetle ve ondan çekinmekle, zamanla onu ilah edinmişlerdir. (9)
    Günümüzde Şeytana tapanlar kendilerine "satanist" demektedirler. "Satan" kelimesi, İngiliz dilinde "Şeytan" demektir. "Satanizm", Şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık, bunları yüceltme, demektir. (10) Satanizm; Allah'ı, Peygamber'i, Kur'an'ı ve dini değerleri reddetme, fuhuş, zina, içki, kumar, şiddet ve vahşet gibi kötülükleri işleme temeline dayanır. Hedef, İslâm'ın dediklerinin tersini yapmak, Şeytanın dostluğunu kazanmak ve cehennemin yolunu açmaktır. İstanbul'da ikisi erkek, birisi kız üç satanistin bir genç kıza yaptıkları Satanizmin çirkin yüzünü bütün çıplaklığıyla sergilemiştir. Şeytana kurban vermeleri gerekiyormuş. Kandırdıkları bir genç kızı mezarlığa götürüyorlar, boğarak öldürüyorlar. İçlerindeki şiddeti tatmin için dişi satanist cesedi bıçaklıyor, ruhunu kötülük kaplamış olan erkek satanistlerden biri, genç kızın cansız yatan bedeninde iğrenç arzusunu gerçekleştiriyor, kızın ırzına geçiyor. Bu satanistler daha da kötüsünü yapabilirler. Kan içmeleri, canlı kediyi parçalamaları, uğursuz gün diye her ayın on üçünde düşman belledikleri Kur'an'ı parçalamaları bunun bir göstergesidir. Bütün bunlar Şeytanın telkini ve etkisi ile yapılan kötülüklerdir.

    ŞEYTANIN İNSANLARA TELKİN VE ETKİSİ
    Şeytan insana nasıl etki eder? Neleri emreder ve nelere teşvik eder? Allah, Kur'an'da bunları açıklamıştır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.
    * İnsanlara vesvese verir (7/20), içlerine kötü düşünceler telkin eder (8/11).
    * Her türlü çirkin söz, fiil ve davranışları (fahşâyı) (2/268, 24/21), İslâm'ın ve akl-ı selimin iyi, güzel ve hoş görmediği kötülükleri, haramları (münkeri) (24/21) ve küfrü (59/16) emreder.
    * Söz verir, ümitlendirir ve aldatır (4/120).
    * İçki ve kumarı teşvik eder. Bunlarla insanların arasında kin ve düşmanlık sokmak, onları Allah'ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister (5/91).
    * İnsanların yaptığı kötülükleri, kötü sözleri, kötü fiil ve davranışları süslü, iyi, güzel ve cazip gösterir (11) ve kolaylaştırır (47/25).
    * İnsanları fakirlikle korkutur (2/268).
    * Allah'ın zikrini (58/19) ve gerçekleri unutturur (6/68).
    * Hak yoldan saptırır (12).
    * Fitneye düşürür (7/27), azdırır (7/175, 202, 15/39).
    * Kişi ile kardeşi arasında fitne sokar (12/100).
    * Doğru yoldan uzaklaştırır, (13) alevli ateşe, cehenneme çağırır (31/21, 35/6) böylece insanları hüsrana sürükler.

    ŞEYTANIN ETKİLEDİĞİ İNSANLAR
    Şeytan; peygamber, mü'min ve kafir her insanı etkisi altına almak için çalışır:
    "Her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık" (6/112),
    *Allah'a karşı gelmekten sakınan mü'minler, kendilerine şeytandan gelen bir vesvese dokunduğu zaman (hemen Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlarlar, gerçeği gör(üp şeytandan uzaklaş)ırlar" (7/201).
    Mealindeki âyetler bu gerçeği ifade eder. Peygamber (a.s.)'ın "Şeytan, Adem oğlunun damarlarında dolaşır" (14), "Şeytan kişi ile nefsi arasına girer" (15) sözleri de bu gerçeği teyit etmektedir. Ancak, Şeytan, iman edip Allah ve Peygamberine itaat eden, Şeytanın şerrinden Allah'a sığınan ihlaslı mü'minlere etki edemez.
    "Şeytanın, iman eden ve Rab'lerine tevekkül eden kimselere karşı bir gücü yoktur" (16/99),
    "Şeytan, Rabb'im! Dedi. Beni azdırmandan ötürü andolsun ki yer yüzünde insanlar (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım, ancak içlerinden ihlasa erdirilmiş olanlar hariç (onları azdıramam)" (15/39-40) ayetleri buna delildir.
    Şeytanın etkisi altına alabildiği insanlar şunlardır:
    * Müşriklere etki edebilir.
    *Şeytanın sadece kendisini dost tutanlara ve Allah'a ortak koşanlara gücü yetebilir (onları kandırabilir) (16/100) ayeti buna delildir.
    * Kâfirlere etki edebilir.
    "Görmedin mi biz kâfirlere şeytanları gönderdik de onları oynatıp (günahlara) sevk ediyorlar" (19/83) ayeti buna delildir.
    * Münafıklara etki edebilir.
    "Şeytan onları (münafıkları) istila etmiş (ruhlarına hakim olmuş), onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar, Şeytanın hizbi (partisi, taraftarı)dır." (58/19) ayeti buna delildir.
    * Günaha dalmış yalancılara etki edebilir.
    "Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. O yalancılar (şeytanlara) kulak verirler. Çokları da yalan söylerler" (26/221-222) ayeti buna delildir.
    *Allah'ın zikrini (Kur'an'ı) görmezlikten gelenlere etki edebilir.
    "Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse, ona şeytanı musallat ederiz. Artık şeytan onun (yanından ayrılmayan, sürekli ona kötülükleri telkin eden) arkadaşı/dostu olur. O şeytanlar bunları hak yoldan çıkardıkları halde onlar kendilerini doğru yolda zannederler" (43/36-37) ayeti buna delildir.
    * Azgın insanlara etki edebilir.
    "(Ey İblis!) Benim (halis) kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgın insanları azdırabilirsin" (15/42).
    Mü'min olduğu halde ihlasa eremeyen ve Kur'an hükümlerini hayata geçiremeyenler de şeytanın etkisi altına girerler ve günah bataklığına dalarlar.
    Şeytanlar, insanları etkisi altına alabilmesi için sürekli onları küfre, şirke, nifaka ve isyana teşvik ederler. Şeytanın bu telkinine kulak verenler onu kendisine arkadaş ve dost edinmiş olurlar. Yüce Allah;
    "Biz şeytanları, iman etmeyenlerin dostları yaptık" (7/27, 30).
    "Kimin arkadaşı şeytan olursa o kimse kendisine çok kötü bir arkadaş edinmiş olur.", (4/38)
    "Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse muhakkak ki açık bir ziyana uğramışlardır", (4/119)
    "Allah, (Ey İblis!) Git onlardan kim sana uyarsa iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Cezanız tam bir cezadır" dedi." (17/63).
    Ayetleriyle insanları şeytanın etkisi altına girmekten, onları dost ve arkadaş edinmekten men etmektedir.

    ŞEYTANIN ETKİSİNDEN KORUNMANIN YOLLARI
    İnsanlara rehber olması için gönderilen Kur'an, şeytanların kötülüklerinden korunma yollarını da bildirmiştir. İnsanın, cin ve insan şeytanlarının kötülük ve vesveselerinden korunabilmesi için iman edip sadece Allah'a ibadet etmesi ve daima O'na sığınması gerekir.
    "Eğer Şeytandan kötü bir düşünce seni etkileyecek olursa hemen Allah'a sığın" (41/36).
    "(Ey Peygamberim!) De ki: Rabb'im şeytanların dürtüklemelerinden (vesveselerinden) sana sığınırım ve onların yanımda bulunmalarından sana sığınırım" (23/97-98).
    Ayetleri bunun delilidir. Yüce Allah, Kur'an okunacağı zaman bile şeytanın şerrinden Allah'a sığınılmasını istemektedir: "Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın" (16/98).
    Müslümanlar, her işine "Eûzü billâhi mine'ş-Şeytâni'r-Racîm" ve "Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahim" (kovulmuş Şeytandan Allah'a sığınırım. Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla..." sözleriyle başlarlar ve bu sözleriyle Şeytanın şerrinden korunmak isterler. Ancak Şeytanın şerrinden korunmak için sadece sözle yetinmek yeterli değildir. Şeytanın şerrinden korunabilmek için; İslâm'ı öğrenmek, Kur'an hükümlerini hayata geçirmek, Şeytan ve dostlarıyla mücadele etmek gerekir. Yüce Allah, "Şeytanın dostlarıyla savaşın" buyurmuştur (4/76). Bu ayetin hükmünü yerine getirebilmek için şeytânî düşünce ve eylemlere fırsat vermemek, insanlara, şeytanın ve dostlarının kötülüklerini öğretmek gerekir. Şeytan ve dostlarıyla mücadele etmek ve başarılı olmak zor değildir. Çünkü Şeytanın hilesi zayıftır, (4/76). Ancak yine de başarı Allah'ın lütfu, yardımı ve merhametiyle mümkündür. "Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç Şeytana uyardınız" (4/83) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.
    Mü'minler Şeytan ve dostlarıyla mücadele ederken onlar da mü'minlerle mücadele ederler. "... Gerçekten şeytanlar, dostlarına sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız siz de müşrikler (gibi) olursunuz" (6/112. ayeti bunu ifade etmektedir.)
    Aile reisleri, hem kendilerinden hem de çoluk çocuklarından sorumludurlar. Yüce Allah, "Ey mü'minler! Kendinizi ve ehlinizi yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun" buyurmuştur, (66/6). Kişinin kendisini, ailesini ve çocuklarını ateşten koruyabilmesi için en başta, insanları ateşe sürükleyen Şeytanın şerrinden koruması gerekir. Bunun için insan; Allah'ı, Peygamberini ve İslâm'ı iyi tanımalı ve din kurallarını uygulamalı ve çocuklarına da öğretmelidir. Sadece öğretmek ve bilgilendirmek de yeterli değildir. Öğrenilen bilgilerin, hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Şoförlükle ilgili bütün kuralları öğrenip hiç otomobil kullanmayan insan sürücü olamaz. İçkinin kötülüklerini ve zararlarını öğrendiği halde içki içmeye devam eden insanın bilgisi kendisine bir yarar sağlamaz. Namazın, farzlarını, vaciplerini, sünnetlerini, âdaplarını ve nasıl kılınacağını öğrenen ama namaz kılmayan bir insan "musallî" vasfını kazanamaz.
    İnsanların dürüst ve ahlaklı olması sadece öğretim ile sağlanamaz. Mutlaka öğretim ile birlikte eğitim de olmalıdır. Dolayısıyla ülkemizde ilköğretim okullarının son dört yılı ile liselerdeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, din eğitimi olmadığı için yeterli olamamakta; istenileni verememektedir. Ülke gençlerinin her türlü sapık, inanç, batıl düşünce ve çirkin eylemlerden, katı ve sıvı uyuşturuculardan, fuhuş ve terör gibi kötülüklerden arındırabilmesi hem ailelerin hem de devletin gençlere yeterli ve sağlıklı din öğretimi ve eğitimi vermesiyle mümkün olur.
    Gençlerimiz Allah'a ibadet ederek yetişirlerse ne şeytanın tuzağına düşerler, ne de terör ve uyuşturucu bataklığına. Günde beş vakit namazını kılan bir mü'min; insan öldürme, fuhuş, uyuşturucu kullanma, hırsızlık, içki, kumar, yalan ve iftira gibi kötülükleri yapamaz. Çünkü kıldığı namaz bunlara mani olur. Yüce Allah; "namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz çirkin, kötü ve iğrenç şeylerden (fahşâ), dinin ve aklı selimin iyi, güzel ve hoş görmediği söz, fiil ve davranışlardan (münker) alı koyar" buyurmuştur, (29/45). Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? (4/122).
    Dindar insan, bırakın kötülükleri yapmayı, kendisine yapılan kötülüklere bile karşılık vermez. Çünkü bu, ona Rabb'inin bir emridir, (41/34, 23/96). Kötülük yapmak şöyle dursun kötü söz bile söylemez. Tartışma ile Şeytanın aralarına fitne sokmasından sakınır. Bu davranışı ona sağlayan Allah'ın şu sözüdür: "(Ey Peygamberim!) Kullarıma söyle: En güzel söz söylesinler. Çünkü Şeytan onların aralarına girer (onları tartışmaya ve kötülüğe dürtükler). Çünkü Şeytan insanın apaçık düşmanıdır." (17/53).
    İnsanların yeme ve içme gibi inanma ve ibadet etmeye de ihtiyaçları vardır. Hak din İslam'a iman edenlerin yanında batıl şeylere inanan ve tapan insanlar da vardır. İşte Satanistler de bu gruptan olup, çağımızın Şeytana tapan insanlarıdır. Satanizm; Şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık ve bunları yüceltme düşüncesine dayanan, ilâhi dinleri reddeden ve her türlü kötülüğü yapmayı görev bilen sapık bir inanıştır.
    Adem'e secde etmediği için huzurdan kovulan, ilâhî rahmetten uzaklaştırılan, âsi, azgın, nankör ve kâfir olan Şeytan, ateşten yaratılmış cin taifesinden bir varlıktır. İnsanların düşmanı olan Şeytan; vesvese vermek, kötü duygu ve düşünceleri telkin etmek, çirkin fiilleri güzel göstermek suretiyle Allah'ın zikri'nden yüz çeviren insanları kandırır, azdırır, saptırır ve neticede hüsrana sürükler. Ancak Şeytan; ihlaslı ve muttakî mü'minlere karşı hile, aldatma ve kötülüklerini icra edemez. Bu sebeple Şeytanın telkin ettiği uyuşturucu, fuhuş, kumar, hırsızlık, sahtekârlık, terör ve benzeri fert ve toplumu fesada sürükleyen kötülüklerden ülke insanlarını özellikle gençlerini koruyabilmek için mutlaka din terbiyesi, eğitim ve öğretimi verilmesi gerekir. İnsanları kötülüklerden koruyan duygu; iman, ibadet, güzel ahlak, Allah sevgi ve korkusu, âhirette hesap verme, ödül veya ceza görme inancıdır. Bunlar olmayınca tek başına eğitim-öğretim ve vicdan yetmemektedir. Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY bu gerçeği dizelerinde ne güzel dile getirmiştir:
    "Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır,
    Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır,
    Çekilmiş farz edilsin yüreklerden havf-i Yezdan'ın,
    Ne irfanın kalır tesiri kat'iyyen ne vicdanın."
    1- Rağıb el-İsfehânî, el-Müfredât fi Garîbi'l-Kur'an, S. 137. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, I, 238-239. Eser Kitabevi, İstanbul, 1971.
    2- Yazır, a.g.e., I, 239.
    3- Yatık çizgiden önceki rakamlar sure, sonrakiler ayet numarasıdır.
    4- Rağıb el-İsfehânî, a.g.e., S. 137.
    5- Mesela Nisa, 4/51. Maide, 5/60 ayetlerinde geçen tâğut kelimesi şeytan anlamındadır. En-Nesefî, Medâriku't-Tenzîl ve Hakâiku't-Te'vîl, II, 96, 310. (Mecmûatün mine't-Tefâsîr) Ayrıca bkz. Yahya b. Sallam, et-Tesârîf, S. 207. Tunus, 1979. Rağıb el-İsfehânî, a.g.e., S. 304. El-Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'an, III, 28. Asım Efendi, Kamus Tercemesi, IV, 1055.
    6- Bakara, 30-40; Nisa, 119; Maide, 31-39; A'raf, 12-17; Hicr, 27, İsra, 61-65, Kehf, 50; Taha, 116-123; Sad, 38.
    7- Bkz. Bakara, 208. En'am, 142. Yusuf, 5. İsra, 53. Fatır, 6, Yasin, 36/53.
    8- MEB İslam Ansiklopedisi, XI, 493. İst. 1979.
    9- Türk Ansiklopedisi, X, 3575-3576.
    10- Meydan Larousse, XI, 25.
    11- En'am, 43, Enfal, 48, Nahl, 63, Neml, 24. Ankebut, 38.
    12- Nisa, 60, 119. A'raf, 30. Hac, 4, Neml, 24.
    13- Nisa, 60. Yusuf, 105. İsra, 53, Ankebut, 36.
    14- Buhârî, Ahkam, 21. Müslim, Selam, 23. Ebu Davud, Sünnet, 17.

    15- İbn Mace, İkame, 135.27) insanlar gibi aklı ve iradeleri olan, Allah'a ibadet etmekle sorumlu tutulan (51/56), müslümanı ve kâfiri, salihi ve günahkârı bulunan (72/11, 14) ve gözle görülmeyen varlıklardır. Cinlerin kafir ve azgınlarına şeytan denilmektedir. İblis, şeytanların başı ve en azgınıdır. Şeytanın, kendisine yardım eden askerleri vardır (26/95). İblis'in; Kur'an'da şeytan vasfının dışında çok âsi (asıyy) (19/44), çok nankör (kefûr) (17/27), çok azgın (merîd ve mârid), (19/44) kovulmuş (racîm) (17/27) ve tağut (5) sıfatları ile nitelenmiş; işinin; insanlara düşmanlık etmek (17/53), onları aldatmak (17/63), dostlarını saptırmak ve cehenneme sürüklemek olduğu bildirilmiştir. Şimdi Şeytanın insana düşmanlığını ve bu davranışına sebep olan olay hakkında Kur'an'ın dediklerini görelim.

    ŞEYTANIN İNSANA DÜŞMANLIĞI
    Allah, ilk insan Adem (a.s.)'ı topraktan yaratıp mükemmel bir şekil verdikten sonra meleklere ve aralarında bulunan İblis'e Adem için secde etmelerini emretmiştir. Bütün melekler bu emre derhal uyarlarken İblis, kibirlenmiş, kendisinin ateşten, Adem'in topraktan yaratıldığı gerekçesiyle secde etmemiş, böylece âsi, fasık ve kafir olmuştur. Bu yüzden Allah onu huzurundan kovmuş ve lanetlemiştir. Bunun üzerine İblis, kıyamete kadar Allah'tan dünyada yaşama izni istemiştir. Bu izni aldıktan sonra, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından insanlara sokularak, yollarına oturarak onları saptırıp azdıracağına, kötü amelleri süsleyip, kendilerine güzel göstereceğine yemin etmiştir. (6) Şeytan, Adem (a.s.) yüzünden kovulduğu, lanetlendiği ve kafirlerden olduğu için insanlara düşman olmuştur. Yüce Allah, "şeytanın insan için apaçık bir düşman" (7) olduğunu Kur'an'da bildirmiştir.
    Şeytan, düşmanlığına Adem (a.s.) ve eşini; vesvese, hile, yalan ve yemin ile kandırıp yasaklanan ağaçtan yedirmiş ve bu sebeple cennetten çıkmalarına sebep olmasıyla başlamıştır. Şeytanın insan oğluna düşmanlığı kıyamete kadar devam edecektir. Yüce Allah, peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla insanları şeytanın düşmanlığına karşı uyarmış ve Kur'an'da;
    "Ey mü'minler! Şeytanın adımlarına uymayın" (2/208, 24/21),
    "Ey Adem oğulları! Şeytana tapmayın. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır" (36/60)
    "Onu düşman edinin" (35/6) buyurmuştur.
    Allah'ın bu uyarısına rağmen maalesef insanlardan şeytanın tuzağına düşenler, onu kendisine dost ve rab edinenler, ona tapanlar vardır (22/3). Geçmişte Yezidilerden Şeytana tapanlar olmuştur. (8) Şeytana "tâvus" ve "tâvûsu'l-melâike" ismini veren Yezidilerin Şeytana olan rağbetle ve ondan çekinmekle, zamanla onu ilah edinmişlerdir. (9)
    Günümüzde Şeytana tapanlar kendilerine "satanist" demektedirler. "Satan" kelimesi, İngiliz dilinde "Şeytan" demektir. "Satanizm", Şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık, bunları yüceltme, demektir. (10) Satanizm; Allah'ı, Peygamber'i, Kur'an'ı ve dini değerleri reddetme, fuhuş, zina, içki, kumar, şiddet ve vahşet gibi kötülükleri işleme temeline dayanır. Hedef, İslâm'ın dediklerinin tersini yapmak, Şeytanın dostluğunu kazanmak ve cehennemin yolunu açmaktır. İstanbul'da ikisi erkek, birisi kız üç satanistin bir genç kıza yaptıkları Satanizmin çirkin yüzünü bütün çıplaklığıyla sergilemiştir. Şeytana kurban vermeleri gerekiyormuş. Kandırdıkları bir genç kızı mezarlığa götürüyorlar, boğarak öldürüyorlar. İçlerindeki şiddeti tatmin için dişi satanist cesedi bıçaklıyor, ruhunu kötülük kaplamış olan erkek satanistlerden biri, genç kızın cansız yatan bedeninde iğrenç arzusunu gerçekleştiriyor, kızın ırzına geçiyor. Bu satanistler daha da kötüsünü yapabilirler. Kan içmeleri, canlı kediyi parçalamaları, uğursuz gün diye her ayın on üçünde düşman belledikleri Kur'an'ı parçalamaları bunun bir göstergesidir. Bütün bunlar Şeytanın telkini ve etkisi ile yapılan kötülüklerdir.

    ŞEYTANIN İNSANLARA TELKİN VE ETKİSİ
    Şeytan insana nasıl etki eder? Neleri emreder ve nelere teşvik eder? Allah, Kur'an'da bunları açıklamıştır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.
    * İnsanlara vesvese verir (7/20), içlerine kötü düşünceler telkin eder (8/11).
    * Her türlü çirkin söz, fiil ve davranışları (fahşâyı) (2/268, 24/21), İslâm'ın ve akl-ı selimin iyi, güzel ve hoş görmediği kötülükleri, haramları (münkeri) (24/21) ve küfrü (59/16) emreder.
    * Söz verir, ümitlendirir ve aldatır (4/120).
    * İçki ve kumarı teşvik eder. Bunlarla insanların arasında kin ve düşmanlık sokmak, onları Allah'ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister (5/91).
    * İnsanların yaptığı kötülükleri, kötü sözleri, kötü fiil ve davranışları süslü, iyi, güzel ve cazip gösterir (11) ve kolaylaştırır (47/25).
    * İnsanları fakirlikle korkutur (2/268).
    * Allah'ın zikrini (58/19) ve gerçekleri unutturur (6/68).
    * Hak yoldan saptırır (12).
    * Fitneye düşürür (7/27), azdırır (7/175, 202, 15/39).
    * Kişi ile kardeşi arasında fitne sokar (12/100).
    * Doğru yoldan uzaklaştırır, (13) alevli ateşe, cehenneme çağırır (31/21, 35/6) böylece insanları hüsrana sürükler.

    ŞEYTANIN ETKİLEDİĞİ İNSANLAR
    Şeytan; peygamber, mü'min ve kafir her insanı etkisi altına almak için çalışır:
    "Her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık" (6/112),
    *Allah'a karşı gelmekten sakınan mü'minler, kendilerine şeytandan gelen bir vesvese dokunduğu zaman (hemen Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlarlar, gerçeği gör(üp şeytandan uzaklaş)ırlar" (7/201).
    Mealindeki âyetler bu gerçeği ifade eder. Peygamber (a.s.)'ın "Şeytan, Adem oğlunun damarlarında dolaşır" (14), "Şeytan kişi ile nefsi arasına girer" (15) sözleri de bu gerçeği teyit etmektedir. Ancak, Şeytan, iman edip Allah ve Peygamberine itaat eden, Şeytanın şerrinden Allah'a sığınan ihlaslı mü'minlere etki edemez.
    "Şeytanın, iman eden ve Rab'lerine tevekkül eden kimselere karşı bir gücü yoktur" (16/99),
    "Şeytan, Rabb'im! Dedi. Beni azdırmandan ötürü andolsun ki yer yüzünde insanlar (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım, ancak içlerinden ihlasa erdirilmiş olanlar hariç (onları azdıramam)" (15/39-40) ayetleri buna delildir.
    Şeytanın etkisi altına alabildiği insanlar şunlardır:
    * Müşriklere etki edebilir.
    *Şeytanın sadece kendisini dost tutanlara ve Allah'a ortak koşanlara gücü yetebilir (onları kandırabilir) (16/100) ayeti buna delildir.
    * Kâfirlere etki edebilir.
    "Görmedin mi biz kâfirlere şeytanları gönderdik de onları oynatıp (günahlara) sevk ediyorlar" (19/83) ayeti buna delildir.
    * Münafıklara etki edebilir.
    "Şeytan onları (münafıkları) istila etmiş (ruhlarına hakim olmuş), onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar, Şeytanın hizbi (partisi, taraftarı)dır." (58/19) ayeti buna delildir.
    * Günaha dalmış yalancılara etki edebilir.
    "Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. O yalancılar (şeytanlara) kulak verirler. Çokları da yalan söylerler" (26/221-222) ayeti buna delildir.
    *Allah'ın zikrini (Kur'an'ı) görmezlikten gelenlere etki edebilir.
    "Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse, ona şeytanı musallat ederiz. Artık şeytan onun (yanından ayrılmayan, sürekli ona kötülükleri telkin eden) arkadaşı/dostu olur. O şeytanlar bunları hak yoldan çıkardıkları halde onlar kendilerini doğru yolda zannederler" (43/36-37) ayeti buna delildir.
    * Azgın insanlara etki edebilir.
    "(Ey İblis!) Benim (halis) kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgın insanları azdırabilirsin" (15/42).
    Mü'min olduğu halde ihlasa eremeyen ve Kur'an hükümlerini hayata geçiremeyenler de şeytanın etkisi altına girerler ve günah bataklığına dalarlar.
    Şeytanlar, insanları etkisi altına alabilmesi için sürekli onları küfre, şirke, nifaka ve isyana teşvik ederler. Şeytanın bu telkinine kulak verenler onu kendisine arkadaş ve dost edinmiş olurlar. Yüce Allah;
    "Biz şeytanları, iman etmeyenlerin dostları yaptık" (7/27, 30).
    "Kimin arkadaşı şeytan olursa o kimse kendisine çok kötü bir arkadaş edinmiş olur.", (4/38)
    "Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse muhakkak ki açık bir ziyana uğramışlardır", (4/119)
    "Allah, (Ey İblis!) Git onlardan kim sana uyarsa iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Cezanız tam bir cezadır" dedi." (17/63).
    Ayetleriyle insanları şeytanın etkisi altına girmekten, onları dost ve arkadaş edinmekten men etmektedir.

    ŞEYTANIN ETKİSİNDEN KORUNMANIN YOLLARI
    İnsanlara rehber olması için gönderilen Kur'an, şeytanların kötülüklerinden korunma yollarını da bildirmiştir. İnsanın, cin ve insan şeytanlarının kötülük ve vesveselerinden korunabilmesi için iman edip sadece Allah'a ibadet etmesi ve daima O'na sığınması gerekir.
    "Eğer Şeytandan kötü bir düşünce seni etkileyecek olursa hemen Allah'a sığın" (41/36).
    "(Ey Peygamberim!) De ki: Rabb'im şeytanların dürtüklemelerinden (vesveselerinden) sana sığınırım ve onların yanımda bulunmalarından sana sığınırım" (23/97-98).
    Ayetleri bunun delilidir. Yüce Allah, Kur'an okunacağı zaman bile şeytanın şerrinden Allah'a sığınılmasını istemektedir: "Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın" (16/98).
    Müslümanlar, her işine "Eûzü billâhi mine'ş-Şeytâni'r-Racîm" ve "Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahim" (kovulmuş Şeytandan Allah'a sığınırım. Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla..." sözleriyle başlarlar ve bu sözleriyle Şeytanın şerrinden korunmak isterler. Ancak Şeytanın şerrinden korunmak için sadece sözle yetinmek yeterli değildir. Şeytanın şerrinden korunabilmek için; İslâm'ı öğrenmek, Kur'an hükümlerini hayata geçirmek, Şeytan ve dostlarıyla mücadele etmek gerekir. Yüce Allah, "Şeytanın dostlarıyla savaşın" buyurmuştur (4/76). Bu ayetin hükmünü yerine getirebilmek için şeytânî düşünce ve eylemlere fırsat vermemek, insanlara, şeytanın ve dostlarının kötülüklerini öğretmek gerekir. Şeytan ve dostlarıyla mücadele etmek ve başarılı olmak zor değildir. Çünkü Şeytanın hilesi zayıftır, (4/76). Ancak yine de başarı Allah'ın lütfu, yardımı ve merhametiyle mümkündür. "Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç Şeytana uyardınız" (4/83) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.
    Mü'minler Şeytan ve dostlarıyla mücadele ederken onlar da mü'minlerle mücadele ederler. "... Gerçekten şeytanlar, dostlarına sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız siz de müşrikler (gibi) olursunuz" (6/112. ayeti bunu ifade etmektedir.)
    Aile reisleri, hem kendilerinden hem de çoluk çocuklarından sorumludurlar. Yüce Allah, "Ey mü'minler! Kendinizi ve ehlinizi yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun" buyurmuştur, (66/6). Kişinin kendisini, ailesini ve çocuklarını ateşten koruyabilmesi için en başta, insanları ateşe sürükleyen Şeytanın şerrinden koruması gerekir. Bunun için insan; Allah'ı, Peygamberini ve İslâm'ı iyi tanımalı ve din kurallarını uygulamalı ve çocuklarına da öğretmelidir. Sadece öğretmek ve bilgilendirmek de yeterli değildir. Öğrenilen bilgilerin, hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Şoförlükle ilgili bütün kuralları öğrenip hiç otomobil kullanmayan insan sürücü olamaz. İçkinin kötülüklerini ve zararlarını öğrendiği halde içki içmeye devam eden insanın bilgisi kendisine bir yarar sağlamaz. Namazın, farzlarını, vaciplerini, sünnetlerini, âdaplarını ve nasıl kılınacağını öğrenen ama namaz kılmayan bir insan "musallî" vasfını kazanamaz.
    İnsanların dürüst ve ahlaklı olması sadece öğretim ile sağlanamaz. Mutlaka öğretim ile birlikte eğitim de olmalıdır. Dolayısıyla ülkemizde ilköğretim okullarının son dört yılı ile liselerdeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, din eğitimi olmadığı için yeterli olamamakta; istenileni verememektedir. Ülke gençlerinin her türlü sapık, inanç, batıl düşünce ve çirkin eylemlerden, katı ve sıvı uyuşturuculardan, fuhuş ve terör gibi kötülüklerden arındırabilmesi hem ailelerin hem de devletin gençlere yeterli ve sağlıklı din öğretimi ve eğitimi vermesiyle mümkün olur.
    Gençlerimiz Allah'a ibadet ederek yetişirlerse ne şeytanın tuzağına düşerler, ne de terör ve uyuşturucu bataklığına. Günde beş vakit namazını kılan bir mü'min; insan öldürme, fuhuş, uyuşturucu kullanma, hırsızlık, içki, kumar, yalan ve iftira gibi kötülükleri yapamaz. Çünkü kıldığı namaz bunlara mani olur. Yüce Allah; "namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz çirkin, kötü ve iğrenç şeylerden (fahşâ), dinin ve aklı selimin iyi, güzel ve hoş görmediği söz, fiil ve davranışlardan (münker) alı koyar" buyurmuştur, (29/45). Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? (4/122).
    Dindar insan, bırakın kötülükleri yapmayı, kendisine yapılan kötülüklere bile karşılık vermez. Çünkü bu, ona Rabb'inin bir emridir, (41/34, 23/96). Kötülük yapmak şöyle dursun kötü söz bile söylemez. Tartışma ile Şeytanın aralarına fitne sokmasından sakınır. Bu davranışı ona sağlayan Allah'ın şu sözüdür: "(Ey Peygamberim!) Kullarıma söyle: En güzel söz söylesinler. Çünkü Şeytan onların aralarına girer (onları tartışmaya ve kötülüğe dürtükler). Çünkü Şeytan insanın apaçık düşmanıdır." (17/53).
    İnsanların yeme ve içme gibi inanma ve ibadet etmeye de ihtiyaçları vardır. Hak din İslam'a iman edenlerin yanında batıl şeylere inanan ve tapan insanlar da vardır. İşte Satanistler de bu gruptan olup, çağımızın Şeytana tapan insanlarıdır. Satanizm; Şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık ve bunları yüceltme düşüncesine dayanan, ilâhi dinleri reddeden ve her türlü kötülüğü yapmayı görev bilen sapık bir inanıştır.
    Adem'e secde etmediği için huzurdan kovulan, ilâhî rahmetten uzaklaştırılan, âsi, azgın, nankör ve kâfir olan Şeytan, ateşten yaratılmış cin taifesinden bir varlıktır. İnsanların düşmanı olan Şeytan; vesvese vermek, kötü duygu ve düşünceleri telkin etmek, çirkin fiilleri güzel göstermek suretiyle Allah'ın zikri'nden yüz çeviren insanları kandırır, azdırır, saptırır ve neticede hüsrana sürükler. Ancak Şeytan; ihlaslı ve muttakî mü'minlere karşı hile, aldatma ve kötülüklerini icra edemez. Bu sebeple Şeytanın telkin ettiği uyuşturucu, fuhuş, kumar, hırsızlık, sahtekârlık, terör ve benzeri fert ve toplumu fesada sürükleyen kötülüklerden ülke insanlarını özellikle gençlerini koruyabilmek için mutlaka din terbiyesi, eğitim ve öğretimi verilmesi gerekir. İnsanları kötülüklerden koruyan duygu; iman, ibadet, güzel ahlak, Allah sevgi ve korkusu, âhirette hesap verme, ödül veya ceza görme inancıdır. Bunlar olmayınca tek başına eğitim-öğretim ve vicdan yetmemektedir. Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY bu gerçeği dizelerinde ne güzel dile getirmiştir:
    "Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır,
    Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır,
    Çekilmiş farz edilsin yüreklerden havf-i Yezdan'ın,
    Ne irfanın kalır tesiri kat'iyyen ne vicdanın."
    1- Rağıb el-İsfehânî, el-Müfredât fi Garîbi'l-Kur'an, S. 137. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, I, 238-239. Eser Kitabevi, İstanbul, 1971.
    2- Yazır, a.g.e., I, 239.
    3- Yatık çizgiden önceki rakamlar sure, sonrakiler ayet numarasıdır.
    4- Rağıb el-İsfehânî, a.g.e., S. 137.
    5- Mesela Nisa, 4/51. Maide, 5/60 ayetlerinde geçen tâğut kelimesi şeytan anlamındadır. En-Nesefî, Medâriku't-Tenzîl ve Hakâiku't-Te'vîl, II, 96, 310. (Mecmûatün mine't-Tefâsîr) Ayrıca bkz. Yahya b. Sallam, et-Tesârîf, S. 207. Tunus, 1979. Rağıb el-İsfehânî, a.g.e., S. 304. El-Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'an, III, 28. Asım Efendi, Kamus Tercemesi, IV, 1055.
    6- Bakara, 30-40; Nisa, 119; Maide, 31-39; A'raf, 12-17; Hicr, 27, İsra, 61-65, Kehf, 50; Taha, 116-123; Sad, 38.
    7- Bkz. Bakara, 208. En'am, 142. Yusuf, 5. İsra, 53. Fatır, 6, Yasin, 36/53.
    8- MEB İslam Ansiklopedisi, XI, 493. İst. 1979.
    9- Türk Ansiklopedisi, X, 3575-3576.
    10- Meydan Larousse, XI, 25.
    11- En'am, 43, Enfal, 48, Nahl, 63, Neml, 24. Ankebut, 38.
    12- Nisa, 60, 119. A'raf, 30. Hac, 4, Neml, 24.
    13- Nisa, 60. Yusuf, 105. İsra, 53, Ankebut, 36.
    14- Buhârî, Ahkam, 21. Müslim, Selam, 23. Ebu Davud, Sünnet, 17.
    15- İbn Mace, İkame, 135.






+ Yorum Gönder