Konusunu Oylayın.: Seferilik iki evin arasındaki yolda sürer?

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 1 kişi oyladı.

Seferilik iki evin arasındaki yolda sürer?
  1. 27.Nisan.2013, 09:59
    1
    Misafir

    Seferilik iki evin arasındaki yolda sürer?






    Seferilik iki evin arasındaki yolda sürer? Mumsema Seferilik iki evin arasındaki yolda sürer.


  2. 27.Nisan.2013, 09:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Nisan.2013, 17:23
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,182
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Seferilik iki evin arasındaki yolda sürer?




    Seferilik iki evin arasındaki yolda sürer...

    “- Ben öğrenci olarak okuduğum İzmir’den Ankara’daki evimize bir haftalığına izinli geldim. Ağabeyim de çalıştığı Almanya’dan bir işi için üç günlüğüne izinli geldi.

    Yani ikimiz de evimizde bir hafta kadar beraber kaldık. İşte bu sırada namaz konusunda bir anlaşmazlık çıktı. Bazıları dediler ki:

    - Sizler burada on beş günden az kalacaksınız. Öyle ise yolcu (seferi ) sayılırsınız. Namazlarınızın dört rekatlı farzlarını iki kılmanız gerekir... Biz bu söylenti karşısında şaşırmış durumda kaldık. Burada size sorum şu olacaktır: Ağabeyim de ben de bir hafta kadar kalacağımız evimizde namazlarımızı seferi olarak mı kılacağız? Yoksa burası bizim kendi evimiz olduğundan az da kalsak seferilik hükmü yolda iken sürer, evimize gelince bitmiş mi sayılır?.. Namazlarımızı tam mı kılmamız icap eder evimizde?

    ***

    Efendim, sorunun en kısa cevabı, sözün en sonunda verilmiştir asılında.

    Seferilik, doksan kilometreyi geçen yolculuk halinde iken geçerli olur. Evinize gelince seferilik hükmü bitmiş kabul edilir. Her ikiniz de yolda sürdürdüğünüz seferilik hükmünü evinizde bitirmiş sayılacağınızdan namazlarınızı tam kılarsınız. Çünkü bu ev kendi evinizdir. Emlak ve arazinizi satıp da başka bir yere göçmüş, burasını iptila etmiş değilsiniz... Ailenin kalan kısmı buradadır. Öteki ev geçici, burası kalıcıdır.

    Demek oluyor ki, doğup büyüdüğü yerdeki evini, emlakını satıp da ailecek başka bir yere göçmüş kimselerin artık esas evleri, yerleştikleri yeni yeleri sayıldığından, sattıkları eski evleri yabancı yer sayılır. Oraya gelince yabancı yere gelmiş gibi kabul edildiğinden söylendiği gibi seferilikleri sürer. Sizin eviniz ise elden çıkarılmış bir yabancı ev değildir ki seferiliğiniz sürüyor sayılsın. Sizde seferilik iki ev arasındaki yolculukta sürer, evinize gelince bitmiş olur. Namazlarınızı tam kılarsınız...

    ***

    Münasebet düşmüşken seferilikle (yolculukla ) ilgili bazı mühim meseleleri özetlemekte de fayda mülahaza etmekteyim.

    1- Hemen hepinizin bildiği üzere Hanefilerde (doksan kilometreyi geçen ) yolculuklarda yolda dört rekatlı farzların iki kılınması (azimet manasında) vacipdir. Tam kılınması ise mekruh olarak caizdir.

    Şafiilerde ise yolcu serbesttir. Dilerse yolda tam kılar, dilerse kısa kılar.

    2- Hanefilerde, yolcu iki değil de tam kılarsa, ilk iki rekatı farz yerine, sonraki iki rekat da nafile namaz yerine geçmiş olacağından namazında bozulma söz konusu olmaz. Ancak, Allah’ın ikramına ihtiyaç duymamak gibi bir soğuk mana akla gelir. Çünkü hadiste, “Allah’ın yolculukta zorlanan kullarına kısa kılmak bir hediyesidir, hediyeyi kabul edin.” tavsiyesinde bulunulmuştur. Bu hediye kabul edilmelidir.

    3- Yolcular yerli imamın arkasında kılacakları namazlarını imam gibi tam kılarlar, iki kılmaya yönelmezler. Çünkü imama uymakla imama farz olan namazı kılmayı kabullenmiş sayılırlar.

    4- Yolcu kimse imam olursa, arkasında seferi olmayan cemaat bulunması halinde uyarıda bulunması gerekir:

    - Ben seferiyim, dört rekatlı farzı iki kılarım, selam verince yerli olanlar kalkıp kalan iki rekatlarını kendileri kılarak namazlarını tamamlasınlar... diye hatırlatmada bulunur.

    5- Yolcunun yerli imama uymasında mahzur olmaz; ama yerli kimsenin yolcu imama uyarak dört rekatlı farzını iki kılmasında farzda eksiklik olacağından, namazını yeniden tam olarak kılması gerekir.

    6- Doksan kilometreyi bulan uzaklıklarda söz konusu olan yolculuk hükümlerinde, farzlar gibi sünnetleri de kısaltmak gerekmez. Durumu müsaitse sünnetleri tam kılar. Değilse sünnetleri terke ruhsat vardır. Kendini zorlama gereği duymaz.

    7- Yolculukta mümkün oldukça namazlarını arabayı bekletmeden kılmalı, geç kalıp da yolcularda bir aleyhtarlık duygusunun gelişmesine sebep olmamalıdır. Ayrıca, bu mümkün olmayacaksa önceden abdest alarak arabadaki koltuğunda otururken de namazını kılabileceğini hatırlamalıdırlar.

    8- En son ihtimal, yolda kılamadığı namazlarını vardığı yerde hemen seferi olarak kılmalı, namaz borcuyla kalmamaya özel bir dikkat göstermelidir.


  4. 27.Nisan.2013, 17:23
    2
    Devamlı Üye



    Seferilik iki evin arasındaki yolda sürer...

    “- Ben öğrenci olarak okuduğum İzmir’den Ankara’daki evimize bir haftalığına izinli geldim. Ağabeyim de çalıştığı Almanya’dan bir işi için üç günlüğüne izinli geldi.

    Yani ikimiz de evimizde bir hafta kadar beraber kaldık. İşte bu sırada namaz konusunda bir anlaşmazlık çıktı. Bazıları dediler ki:

    - Sizler burada on beş günden az kalacaksınız. Öyle ise yolcu (seferi ) sayılırsınız. Namazlarınızın dört rekatlı farzlarını iki kılmanız gerekir... Biz bu söylenti karşısında şaşırmış durumda kaldık. Burada size sorum şu olacaktır: Ağabeyim de ben de bir hafta kadar kalacağımız evimizde namazlarımızı seferi olarak mı kılacağız? Yoksa burası bizim kendi evimiz olduğundan az da kalsak seferilik hükmü yolda iken sürer, evimize gelince bitmiş mi sayılır?.. Namazlarımızı tam mı kılmamız icap eder evimizde?

    ***

    Efendim, sorunun en kısa cevabı, sözün en sonunda verilmiştir asılında.

    Seferilik, doksan kilometreyi geçen yolculuk halinde iken geçerli olur. Evinize gelince seferilik hükmü bitmiş kabul edilir. Her ikiniz de yolda sürdürdüğünüz seferilik hükmünü evinizde bitirmiş sayılacağınızdan namazlarınızı tam kılarsınız. Çünkü bu ev kendi evinizdir. Emlak ve arazinizi satıp da başka bir yere göçmüş, burasını iptila etmiş değilsiniz... Ailenin kalan kısmı buradadır. Öteki ev geçici, burası kalıcıdır.

    Demek oluyor ki, doğup büyüdüğü yerdeki evini, emlakını satıp da ailecek başka bir yere göçmüş kimselerin artık esas evleri, yerleştikleri yeni yeleri sayıldığından, sattıkları eski evleri yabancı yer sayılır. Oraya gelince yabancı yere gelmiş gibi kabul edildiğinden söylendiği gibi seferilikleri sürer. Sizin eviniz ise elden çıkarılmış bir yabancı ev değildir ki seferiliğiniz sürüyor sayılsın. Sizde seferilik iki ev arasındaki yolculukta sürer, evinize gelince bitmiş olur. Namazlarınızı tam kılarsınız...

    ***

    Münasebet düşmüşken seferilikle (yolculukla ) ilgili bazı mühim meseleleri özetlemekte de fayda mülahaza etmekteyim.

    1- Hemen hepinizin bildiği üzere Hanefilerde (doksan kilometreyi geçen ) yolculuklarda yolda dört rekatlı farzların iki kılınması (azimet manasında) vacipdir. Tam kılınması ise mekruh olarak caizdir.

    Şafiilerde ise yolcu serbesttir. Dilerse yolda tam kılar, dilerse kısa kılar.

    2- Hanefilerde, yolcu iki değil de tam kılarsa, ilk iki rekatı farz yerine, sonraki iki rekat da nafile namaz yerine geçmiş olacağından namazında bozulma söz konusu olmaz. Ancak, Allah’ın ikramına ihtiyaç duymamak gibi bir soğuk mana akla gelir. Çünkü hadiste, “Allah’ın yolculukta zorlanan kullarına kısa kılmak bir hediyesidir, hediyeyi kabul edin.” tavsiyesinde bulunulmuştur. Bu hediye kabul edilmelidir.

    3- Yolcular yerli imamın arkasında kılacakları namazlarını imam gibi tam kılarlar, iki kılmaya yönelmezler. Çünkü imama uymakla imama farz olan namazı kılmayı kabullenmiş sayılırlar.

    4- Yolcu kimse imam olursa, arkasında seferi olmayan cemaat bulunması halinde uyarıda bulunması gerekir:

    - Ben seferiyim, dört rekatlı farzı iki kılarım, selam verince yerli olanlar kalkıp kalan iki rekatlarını kendileri kılarak namazlarını tamamlasınlar... diye hatırlatmada bulunur.

    5- Yolcunun yerli imama uymasında mahzur olmaz; ama yerli kimsenin yolcu imama uyarak dört rekatlı farzını iki kılmasında farzda eksiklik olacağından, namazını yeniden tam olarak kılması gerekir.

    6- Doksan kilometreyi bulan uzaklıklarda söz konusu olan yolculuk hükümlerinde, farzlar gibi sünnetleri de kısaltmak gerekmez. Durumu müsaitse sünnetleri tam kılar. Değilse sünnetleri terke ruhsat vardır. Kendini zorlama gereği duymaz.

    7- Yolculukta mümkün oldukça namazlarını arabayı bekletmeden kılmalı, geç kalıp da yolcularda bir aleyhtarlık duygusunun gelişmesine sebep olmamalıdır. Ayrıca, bu mümkün olmayacaksa önceden abdest alarak arabadaki koltuğunda otururken de namazını kılabileceğini hatırlamalıdırlar.

    8- En son ihtimal, yolda kılamadığı namazlarını vardığı yerde hemen seferi olarak kılmalı, namaz borcuyla kalmamaya özel bir dikkat göstermelidir.





+ Yorum Gönder