Konusunu Oylayın.: Kur'an ve sünnetten delillerle hanefi fıkhı

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 1 kişi oyladı.

Kur'an ve sünnetten delillerle hanefi fıkhı
  1. 21.Nisan.2013, 21:46
    1
    Misafir

    Kur'an ve sünnetten delillerle hanefi fıkhı






    Kur'an ve sünnetten delillerle hanefi fıkhı Mumsema Kur'an ve sünnetten delillerle hanefi fıkhı


  2. 21.Nisan.2013, 21:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 22.Nisan.2013, 08:36
    2
    Hoca
    erimeye devam...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 28,649
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 326
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Kur'an ve sünnetten delillerle hanefi fıkhı




    CENAZELER BÖLÜMÜ



    ÖLMEK ÜZERE OLAN BİR KİŞİYE YAPILACAK İŞLEMLER
    ÖLÜNÜN YIKANMASI
    ÖLÜ NASIL YAKINIR
    ÖLÜYÜ KEFENLEMEK
    ERKEĞİ KEFENLEME ŞEKLİ
    KADINI KEFENLEME ŞEKLİ
    CENAZE NAMAZI
    CENAZE NAMAZINI KİM KILDIRIR
    CENAZE NAMAZININ KILINIŞ ŞEKLİ
    ÖLÜNÜN (CENAZENİN) TAŞINMASI
    ÖLÜNÜN (CENAZENİN) TOPRAĞA VERİLMESİ

    ÖLMEK ÜZERE OLAN BİR KİŞİYE YAPILACAK İŞLEMLER:

    1- Hasta olan kişi can çekişir bir duruma düştüğü zaman ölüme yaklaşmış olduğu için sağ yanı üzerine döndürülüp yüzü kıbleye çevrilir.

    Rasulullah (s.a.s) yattığı zaman sağ yanı üzerine dönerek yatardı.

    (Buhari, Müslim, İbni Mace, Tirmizi)

    Ebu Katade (r.a) şöyle rivayet etti:

    "Rasulullah (s.a.s) Medine'ye geldiğinde el-Berrâ b. Ma'rur'u sordu. Orada bulunanlar: "Vefat etti ve yüzünün kıbleye doğru çevrilmesini vasiyet etti" dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s): "Fıtrata uygun bir işyaptı" buyurdu ve O'nun cenaze namazını kıldı."

    (Hakim rivayet etti ve sahih dedi.)

    2- Can çekişmekte olan hastaya şehadet kelimesi hatırlatılır.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    "Ölülerinize (yâni; ölmek üzere bulunan hastalarınıza) "Lâilahe illallah" Kelime-i Tevhidini telkin ediniz (hatırlatınız)."

    (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    3- Hasta öldükten sonra gözleri kapatılır.

    Ümmü Seleme (r.a)'nın şöyle dediği rivayet edildi:

    "Rasulullah (s.a.s) Ebû seleme öldüğü sırada yanına geldi. Ebû seleme'nin gözü açık kalmıştı da gözünü kapattıktan sonra:

    "Muhakkak ruh kabzedildiği vakit, göz onu arkasından takib eder" buyurdu. Bunun üzerine ev halkı feryat ve figan edince Rasulullah (s.a.s): "Kendinize hayırdan başka duâ etmeyiniz. Çünkü melekler söylediklerinize âmin derler" dedikten sonra:

    "Ey Allah'ım! Ebû Seleme'nin günahlarını affet. O'nun derecesini hidayete erenler arasında yükselt ve O'nun arkasından ailesi arasında O'nun vazifesini üzerine al. Ey Alemlerin Rabbi! Bizim ve O'nun günahlarını affeyle, kabrini geniş kıl, nurunu da bol kıl" diye duâ etti.

    (Müslim)

    4- Ölünün gömülmesinde acele etmek müstehaptır.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    “Cenazyi kabre götürmekte acele ediniz. Çünkü, o iyi bir kimse ise kabre götürdüğünüz bir hayırdır. O iyi bir kimse değilse boynunuzdan atıp kabre koyduğunuz bir serdir."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)


    ÖLÜNÜN YIKANMASI
    Hükmü: Ölünün yıkanması "Vacibi kifâye"dir. Rasulullah (s.a.s) kızı Zeyneb vefâat ettiğinde ona gusl yaptırmalarını emretti.

    (Buhari, Müslim)


    ÖLÜ NASIL YAKINIR:
    1- Ölünün, yıkanılması esnasında üzerine dökülen suların altında birikmemesi için bir teneşir üzerine konulması gerekir. Avret yerlerinin görünmemesi için de üstüne bir bez parçası atıldıktan sonra elbisesi çıkartılır. Sahih olan kavle göre yalnız galiz avretinin örtülmesi kâfidir ki, kolaylıkla yıkanabilsin. Ölüye namaz abdesti gibi âbdest aldırılır. Ancak suyu tekrar çıkarmak mümkün olmadığı için ağzına ve burnuna su verilmez.

    2- Ölünün suyu kaynatılır ve temin edilebirse içine sedir yaprakları veya çöven konulur.

    3- Ölünün abdesti tamamlanınca öncelikle, hatmi denilen güzel kokulu bir ot ile başı ve sakalı taranmak sızın yıkanır. Sonra sol tarafına çevrilerek tâki altına su kavuştuğu anlaşılıncaya kadar yıkanır. Sonra sağ tarafına çevrilir ve sol tarafta olduğu gibi aynı şekilde yıkanır.

    4- Ölünün bu şekilde yıkanması tamamlanınca oturtulur ve karnı ovulur. Bir şey çıkarsa o da yıkanır. Fakat bunun için ölü tekrar yıkanmaz.

    5- Yıkama işlemi bitince ölü, havlu ile kurulanır, baş ve sakalına güzel kokulu şeyler sürülür. Secde yerlerine kâfur sürülür.

    6- Ölünün saçı, sakalı taranmaz, tırnakları ve saçı kesilmez. Ümmü Atiyye (r.a)'nın şöyle dediği rivayet edildi: "Rasulullah (s.a.s) ölmüş olan kızı Zeyneb'in cenazesinin nasıl yıkanacağını anlatırken: "Sağ uzuvlarından başlayarak, önce abdest uzuvlarını yıkayınız" buyurdu."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi,i Nesei)

    Ümmu Atiyye (r.a)'nın şöyle dediği rivayet edildi:

    "Biz, Rasulullah (s.a.s)'in kızı Zeyneb'in cenazesini yıkarken, Rasulullah (s.a.s) girip: "O'nu üç yahud beş defa veya daha fazla su ve sidr (sabun gibi köpüren nesne) ile yıkayınız ve son yıkayışınızda kâfur karıştırınız" buyurdu."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    Aişe (r.a) ölü bir kadının saçını, taranırken görünce: "Ölülerinizin perçemini ne diye alıyorsunuz?" diyerek buna itiraz etmiştir.

    (Beyhaki, Abdurrezzak "Musannefin"de. rivayet etti.)


    ÖLÜYÜ KEFENLEMEK:
    1 - Erkek ölü üç beyaz.kefen ile kefenlenir. Bunlar sırasıyla şöyledir:

    a) Kamis: Gömlek kısmı.

    b) İzar: Don ve eteklik kısmı.

    c) Lifafe: Bütün vücudu kaplayan parça.

    Yahya b. Said anlatıyor: Duyduğuma göre Hz. Ebu Bekr hastalandığı zaman Hz. Aişe'ye Rasulullah (s.a.s)'in kaç kat kefene sarıldığını sordu. O da:

    "Üç kat kefenle sarıldı" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekr üzerine kırmızı çamur mu yoksa zaferan mı sürülmüş olan elbiseyi işaret ederek:

    "Alın bunu yıkayın, iki kat dahaâbularak beni bununla kefenleyin" dedi. Hz. Aişe:

    "Bu eski elbiseyle mi?" diye sorunca, Hz. Ebu Bekr:

    "Yaşayanlar yeniye ölülerden daha çok muhtaçtırlar. Nasıl olsa çürüyüp gidecek, onun için yeni olması gerekmez" cevabını verdi.

    (Buhari, Malik)

    2- Sadece izar ve lifafe ile kefenlemek te caizdir.

    Çünkü Hz. Ebu Bekr (r.a) vefat ederken: "Benim bu iki parça elbisemi yıkayın ve onlarla kefenleyin" diye vasi yet etmiştir.

    (Ahmed ve Abdurrezzak "Musannefihi"nde

    sahih senedle rivayet etti.)

    3- Zaruret olmadan bir elbise ile kefenlemek mekruhtur. Zira Mus'ab b. Umeyr (r.a) şehid düştüğü zaman (zarurete binaen) O'nu, sadece bir elbise ile sarmışlardır.

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    Abdullah b. Amr b. As (r.a) anlatıyor:

    "Ölü, bir gömlek, bir etek, bir de bunların üze rine üçüncü kat bir bezle kefenlenir. Bu üç kat bulunmaz da sedece bir kat kefen bulunursa onunla iktifa edilir."

    (Malik)


    ERKEĞİ KEFENLEME ŞEKLİ:
    Önce lifafe (sargı) yere serilir. Ondan sonra izar, lifafenin (sargının) üzerine ve kamis (gömlek) de izarın üzerine serildikten sonra ölü, gömleğin üzerine konulur. Ondan sonra parçalar birer birer önce soldan, sonra sağdan ölüye sarılır. Şayet kefenin açılmasından korkulursa kefenler bir ince sargı ile bağlanır.

    Gömlek; boyun kökünden ayaklara kadar uzanır. İzar; baştan ayaklara kadar olan kısmı kaplar.


    KADINI KEFENLEME ŞEKLİ:
    1- Kadının kefeni de erkeğinki gibidir. Sadece fazla olarak kadının baş örtüsü, bir de göğüslerine bağlanan göğüs örtüsü olmak üzere beş parça içinde kefenlenir, izar, lifafe ve bir de baş örtüsü ile kefenlemek te caizdir.

    2- Ölü kadına önce gömlek giydirilir. Ondan sonra saçı iki örgü yapılarak ve göğsü üzerine sarkıtılarak gömleğin üstüne gelecek şekilde konulur. Ondan sonra ona başörtüsü giydirilir. Ondan sonra izar ve daha sonra da boydan boya olan parça ona sarılır.

    Leyla b. Kânif es-Sekafiyye (r.a)'nın şöyle dediği rivayet edildi: Rasulullah (s.a.s)'in kızı Ümmü Gülsüm öldüğü vakit cenazesini yıkayanlar arasında idim de Rasulullah (s.a.s)'in bize ilk verdiği şey (Hika) denilen elbise, sonra gömlek, sonra baş örtüsü, sonra da milhafe

    (kadınların sarındığı bol elbise) idi. Bunlardan sonra da (bütün vücudunu kaplayan) bir elbise içine konuldu.Leylâ devam ederek: (Bu sırada) Rasulullah (s.a.s) yanında Ümmü Gülsüm'ün tekfini için kullanılacak elbise olduğu halde kapıda duruyor ve bunları birer birer bize

    veriyordu.

    (Ebu Davud, Ahmed)’Zayıf hadis.

    Kefen henüz ölü içine konulmamışken buhurlanır. Hişam b. Urve (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Ebu Bekr (r.a)'nün kızı Esma, ailesine:

    “Öldüğüm zaman kefenimi buhurlayın” diye vasiyet etti.

    (Malik, Hakim, Nevevi rivayet ettiler ve sahih dediler.)


    CENAZE NAMAZI
    Hükmü: Cenaze namazı "‘Farz-ı kifâye"dir. Ebu Hureyre (r.a)'den Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

    "Her takvalı ve günahkâr müslümanın cenaze namazını kılın."

    (Beyhaki "Sünen"de rivayet etti.)


    CENAZE NAMAZINI KİM KILDIRIR:
    1- Ölünün namazını kıldırmak herkesten önce, eğer hazır bulunuyorsa halifenin hakkıdır. Çünkü kendisi hazırken başkasının kıldırması onu küçük düşürür.

    2- Şayet halife hazır bulunmazsa hüküm sahibi olduğu için müslüman hakim veya vali kıldırır.

    3- Eğer hakim veya vali de hazır bulunmazsa mahalle veya köy imamı kim ise o kıldırır. Çünkü ölü, sağlığında bu kimseyi imam kabul etmiştir.

    4- Eğer imam da yok veyahut orada bulunmazsa, o zaman ölünün velisi ölünün namazını kıldırır. Ancak, bir kimsenin babası oğlundan önce gelir.

    ‘ Eğer ölünün namazı, bu söylenen kimseler dışında birisi tarafından kıldırılırsa yukarıda söylediğimiz namaz önce velinin hakkı olduğu için (veli) isterse bir daha kılabilir. Fakat eğer veli kılarsa, veliden sonra herhangi bir kimse için kılmak caiz değildir. Zira, farz velinin kılması ile eda edilmiştir. Cenaze namazını sünnet olarak kılmak ta meşru değildir. Bunun içindir ki Rasulullah (s.a.s) efendimizin mübarek cesedi, kabrinde bugün dahi olsa sağlam durduğu halde herhangi bir kimsenin, mübarek kabri üzerinde namaz kıldığını göremiyoruz.

    MESELE: Ölü, namazı kılınmadan defnedildiğinde, cesedin dağıtmadığına kuvvetli kanaat hasıl olunca, kabri üzerine cenaze namazı kılınır.

    Huneyf'in torunu Ebu Umame b. Sehl anlatıyor: Miskine hastalanmıştı. Durum hemen Rasulullah'a habe’r verildi. Rasulullah, düşkünleri ziyaret eder, on-Lrın hal ve hatırlarını sorardı. Bu sefer: "Ruhunu teslim edince bana haber verin" buyurdu. Cenazeyi ged hazırladılar. Fakat o saatte Rasulullah (s.a.s)'i rahatsı] etmeyi uygun bulmayarak sabahı beklediler. Sabah olunj ca olanlar Rasulullah (s.a.s)'e bildirildi. Rasulullah:

    -"Bana haber verin demedim mi?" diye çıkışınca] ashap:

    -"Yâ Rasulallah! Seni uyandırıp geceleyin cenazeyi götürmeyi uygun bulmadık" diye karşılık verdiler. Bunul üzerine saf yaparak cemaat halinde dört tekbirle ölünüj kabri üzerine cenaze namazını kıldılar.

    (Maliki Sahih senedle)

    Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir:

    -"Esmer bir hanım, yahut bir genç erkek, devamlj Mescid(i Saadeti) süpürüp temizliyordu. Birgün Rasulull lah (s.a.s) onu göremeyince, o (emektar) kadını, yahuj erkeği sordu. Ashab:

    -"Öldü" dediler. Rasulullah (s.a.s):

    -"Niye bana haber vermediniz?" buyurdu."

    Ebu Hureyre (r.a) der ki:

    -"Sanki onlar, o hanımın, yahut o adamın halini hakir gördükleri için ölümünü Rasulullah (s.a.s)'e habef vermemişlerdi." Rasulullah (s.a.s)'in:

    -"Onun kabrini bana gösteriniz" buyurması üzerini ashab, kabrine kadar götürdüler. Rasulullah (s.a.s) mel zar üzerine cenaze namazı kıldıktan sonra:

    -"Muhakkak kabirler, sahihleri üzerine karanlıkı larla doludur. Hiç şüphe yokki, Aziz ve Celil olan Allat (CC) benim onlar üzerine kıldığım namazım sebebiyle, onların karanlıklarını aydınlığa çevirir" buyurdu.

    (Buhari, Müslim]


    CENAZE NAMAZININ KILINIŞ ŞEKLİ
    1 - Cenaze namazı kılınırken, erkek ölünün başı, kadın cesedinin de ortası karşısında durulur.

    Semûre (r.a)’nın şöyle dediği rivayet edildi:

    -"Rasulullah (s.a.s)'in arkasında nifas halinde öllmüş olan bir kadının cenaze namazını kıldım da, Rasulullah (s.a.s) cenazenin orta kısmının hizasında durarak! namaz kılmaya kalktı."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    Ebu Galib (r.a) şöyle demiştir:

    “Enes (r.a) ile birlikte bir adamın cenaze namazı

    kıldım da, cenazenin başı hizasında namaza durdu. Sonra Kureyş'ten bir kadının cenazesini getirdiler ve:

    -"Ey Ebu Hamza! Bu kadının cenaze namazını kıldır" dediler. Buhun üzerine Enes (r.a) Musalla taşının ortasına doğru kılmaya kalktı. Bunu gören A'lâ b. Zivad: "Rasulullah (s.a.s)'i kadının cenazesini kıldırırken senin durduğun yerde, erkeğin cenazesini kıldırırken de, yine senin durduğun yerde mi kılarken gördün?" diye sorunca Enes (r.a): "Evet" dedi ve cenaze namazını bitirince: "Belleyiniz" diye ilâve etti."

    (Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Ahmed)

    İbni Hibban ve İbni Muin bu hadis için Sahih dediler.

    2- Cenaze namazı dört tekbirden ibarettir. İlk tek birde eller kaldırılır. Ondan sonraki tekbirlerde kaldırılmaz. Rasulullah (s.a.s) bir cenaze namazını kıldırırken, tekbir alıp ilk tekbirde ellerini kaldırdı ve sağ elini sol eli üzerine koydu.

    (Tirmizi, Dare Kutni)’Zayıf hadis.

    Ebu Hureyre (r.a)'den:

    Rasulullah (s.a.s)'in Necâşi'nin öldüğü günde, ölüm haberini verdiği ve müslümanlarla birlikte çıkıp onları saff dizdikten sonra dört tekbir alıp (cenaze namazını kıldırdığı) rivayet edildi.

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

    3- İlk tekbirden sonra kişi Allah'a hamd olarak (Subhaneke duasını) okur. İkinci tekbirden sonra Rasulullah (s.a.s)'e Salatü Selâm (Allahümme salli ve Allahümme bârik) getirilir. Üçüncü tekbirden sonra namaz kılan kişi kendisine, ölüye ve bütün mü'minlere dua eder. Dördüncü tekbirin akabinde de selâm verilir. Çocuğun namazında üçüncü tekbirden sonra (Allahümme ecalhu lena feraten ve zuhren ve'calhu lena şâfiğen müşeffeğen ) yâni; (Allahım onu bize işlenmiş ve saklanmış bir sevab kıl, şefaatçi yap, şefaati kabul olunanlardan eyle.) diye dua eder.

    Humey b. Hâni (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:

    -"Rasulullah (s.a.s) bir kimsenin namazda dua ettiğini ve duasında Allah (CC)'yu yüceltmediğini, Rasulul-’an (s.a.s)'e Selatu selâm da bulunmadığını işitti. Bunun ferine Rasulullah (s.a.s): "Şu adam acele etti" buyurdu, ^onra adamı çağırdı ve:

    -"Biriniz namaz kıldı"eı zaman. Aziz ve Celil olan Allah (CC)'yu ululamakla ve O'nu övmekle başlasın. Sonra Rasulullah'a Selâtu selâm etsin. Bundan sonra diledi- ‘ ği şeyle duâ etsin" buyurdu.

    (Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, Ahmed, Hakim)

    Tirmizi ve Hakim bu hadis için Sahih dediler.!

    Ebu Said el-Makburi (r.a) şöyle demiştir: Ebu Hu-reyre (r.a)'ye: "Cenaze namazını nasıl kılarsın?" diye sordum. Ebu Hureyre şöyle dedi:

    - "Allah (CC)'ya yemin ederim ki, sana bunu (olduğu gibi) haber vereceğim. Aile fertleri arasında cenazenin arkasından giderim. (Namazı kılmak üzere) bırakıldığı vakit tekbir alıp Allah'a hamd eder ve Rasulullah'a da Selâtu selâm getirdikten sonra: Ey Allah'ım! 0, senin kulun ve kulunun evlâdı. Sen'den başka ibâdete lâyık ilah olmadığına, Muhammed (s.a.s)'in de senin kulun ve Rasulün olduğuna şehadet ederdi. Sen en iyi bilirsin. Ey Allah'ım! 0 iyi idiyse ona fazla ihsan et, kötü idiyse onun kötülüklerini affet. Yâ Rabbi! Onun ec-| rinden bizi mahrum etme ve bundan sonraki hayatımızda bizi imtihanda başarılı kıl" diye duâ ederim."

    (İmam Mâlik ve imam Safi rivayet ettiler.)

    Hasan (r.a) şöyle dedi:

    - "Küçük çocuğun cenaze namazında (dua maksadıyla) Fatiha okunur ve (Allahümme«çalhu lena feraten ve zuhren ve'calhu lena şâfiğen müşeffeğen) diye duâ edilir."

    (Buhari)

    4 - Doğan bir çocuktan ses duyulursa ismi konulur yıkanır ve namazı kılınır. Ses duyulmazsa bir beze sarılarak gömülür. Cenaze namazı kılınmaz.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    - "Doğupta ses çıkarmadan ölen çocuğun cenaze namazı kılınmadığı gibi kendisi de mirasçı olmaz, başkası da onun mirasçısı olamaz."

    (Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

    İbni Hibban ve Hakim bu hadis için Sahih dediler.

    5 - Namazın başında bulunmayıp ta imam bir veyfl iki tekbir getirdikten sonra namaza yetişen kimse, imal bir daha tekbir almadıkça tekbir alıp namaza katliama» Çünkü cenaze namazının tekbirleri diğer namazların r0İ katları yerine geçer. Diğer namazlarda bir veya iki rfl kat kılındıktan sonra gelen kimse kaçırdığı rekatları i mam selâm vermeden nasıl kılamıyorsa, bunda da kaçıl dığı tekbirleri imam selâm vermeden alamaz.

    6- Cami veya mescit içinde cenaze namazı kıldırılamaz.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    "Kim ki bir ölü üzerine herhangi bir cami içinde namaz kılarsa, o kimse için ecir yoktur."

    (Ebu Davud, İbni Mace, Ahmed, Beyhaki) İbni Kayyım bu hadis için Hasen dedi.

    7- Eğer bir çocuk savaşta anne ve babası ile birlikte esir alındıktan sonra Ölürse namazı kılınmaz. Zira, çocuk anne ve babasının hükmüne tâbidir. Ancak, eğer farık ve mümeyyiz iken müslümanlığı kabul ettiğini söylemiş ise o zaman namazı kılınır. Çünkü farık ve mümeyyiz olan çocuğun ikrarı muteberdir. Eğer anne ve babasından birisi müslüman olursa namazı yine kılınır.

    8- Eğer bir kâfir ölür ve müslüman olan bir velisi bulunursa, müslüman olan velisi onu yıkar, kefenler ve gömer. Fakat cenaze namazını kılmaz. Ancak kâfir, yıkanırken müslümanlar gibi özen ve itina ile yıkanmaz ve sıradan bir bez parçasına sarılıp çukura atılır.

    Ali (r.a) şöyle demiştir:

    "Babam Ebu Talib öldüğü vakit, Rasulullah'a:

    "Gerçekten, yaşlı ve sapık amcan öldü" dedim. Rasulullah (s.a.s): "Git babanı göm. Sonra, bana gelene kadar hiç bir şey söyleme" buyurdu. Gittim onu defnettim ve Rasulullah (s.a.s)'e geldim. Bana gusletmemi emretti. Bu nun üzerine guslettim ve bana duâ buyurdu." Başka bir rivayette: "Onu yıka, kefenle ve göm" buyurdu.

    (Ebu Davud, Nesei, İbni Sa'd, Beyhaki, Ahmed)


    ÖLÜNÜN (CENAZENİN) TAŞINMASI
    1 - Cenaze, tabutu içinde taşınırken tabutun dört tarafından dört kişi tutar. Abdullah b. Mes'ud (r.a) şöyle demiştir: "Cenazeyi takip eden kimse tabutun bütün taraflarını tutarak taşısın. Çünkü böyle yapmak sünnettendir. Sonra dilerse (tekrar taşımakla) nafile yapsın. Dilerse taşımayı bıraksın."

    (İbni Mace, Beyhaki, İbni Ebi Şeybe)

    ‘Zayıf hadis.

    Eğer cenazeyi mezara götürenler onu sıra ile taşıyorlarsa, sağdan başlamak sünnet olduğu için kişi önce tabutun ön tarafındaki sol ayağını sağ omuzuna, ikinci kezde tahtanın arka tarafındaki sol ayağını sağ omuzuna,. üçüncü kezde tahtanın ön tarafındaki sağ ayağını sol omuzuna, dördüncü kezde de arka taraftaki sağ ayağını sol omuzuna alır.

    2- Ölüyü mezara götürürken biraz hızlı ve kısa adımlarla gidilir.

    Uyeyne b. Abdurrahman (r.a)' den, O'da babasından şöyle rivayet edilmiştir:

    Babası, Osman b. Ebi'l As'm cenazesinde bulundu ve biz yavaş yavaş yürüyorduk. Ebu Bekr, bize yaklaşınca sesini yükseltip bizim Rasulullah (s.a.s)'de beraberimizde olduğu halde orta bir süratle yürüdüğümüzü gördüm

    (Ebu Davud, Nesei, Hakim)

    Nevevi bu hadis için Sahih dedi.

    Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

    "Cenazeyi kabre götürmekte acele ediniz. Çünkü o, iyi bir kimse ise kabre götürdüğünüz bir hayırdır. İyi değilse ö, boynunuzdan atıp kabre koyduğunuz bir ser dir."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    3- Cenaze, kabrine götürülürken arkadan takip edilmesi daha efdaldir. Rasuluilah (s.a.s) buyurdu ki: "Cenaze, sesle ve ateşle takip edilemez ve önünde yürünmez."

    (Ebu Davud)’Zayıf hadis.

    Tavus (r.a) şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.s) ölünceye kadar hep cenazenin arkasından yürürdü."

    (Abdurrezzak rivayet etti.) El Hafız "Diraye" kitabında bu hadis için

    Mürsel-Sahih dedi.

    4- Cenazenin beraberindeki cemaatin mezara vardıkları zaman, cenazeyi omuzlardan indirmeden oturması mekruhtur. Çünkü cenazeyi yere indirmek için başkalarının yardımına ihtiyaç duyulur. Ayakta olan kimseler ise daha çabuk yetişebilirler.


    ÖLÜNÜN (CENAZENİN) TOPRAĞA VERİLMESİ
    1- Ölüyü gömmek için ona kabrin kıble tarafında lahit açılır ve ölü, kıble tarafından kabre indirilir.

    Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a) ölüm hastalığında şöyle dedi: "Bana lâhid yapınız ve üzerime, Rasulullah (s.a.s)’ e yapıldığı gibi kerpiç koyunuz."

    (Müslim, Nesei, Ahmed)

    Lâhid: Kabrin uzun kenarından, ölünün sığabile ceği kadar yanlamasına açılan çukurdur.

    2- Ölü, kabre indirilirken onu lahde koyan kimse (Bismillahi ve alâ milletirasulillahi) der. (Yâni; Allah Teâla'nın ismiyle Rasulullahm milleti üzerine seni gömüyoruz .)

    İbni Ömer (r.a) şöyle demiştir:

    Rasulullah(s.a.s) cenazeyi kabire koyduğu vakit (Bismillahi ve alâ milletirasulillah) derdi.

    (Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, Ahmed)

    İbni Hibban bu hadis için Sahih dedi.

    3- Ölü, kabirde sağ tarafı üzerinde yüzü kıbleye çevrilerek yatırılır. Bir zat: "Yâ Rasulallah! Büyük günahlar nelerdir?" diye sordu. Rasulullah (s.a.s):

    "Onlar dokuz tanedir" cevabını verdi. Bunlar: Allah'a ortak koşmak, sihir yapmak (ve yaptırmak), Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı insanı öldürmek (haklı öldürülen müstesna), faiz yemek, yetim malı yemek, düşmanla karşı karşıya geldiği gün harbten kaçmak, namuslu, bir şeyden habersiz mü'min kadınlara iftira etmek, müslüman olan anne ve babanın hakkına riayet etmemek, hayatta ve ölümde kıbleniz olan Beyti Haramı (Kabe'yi) helâl addedip hürmetini kaldırmaktır.

    (Ebu Davud, Nesei, Hakim, Beyhaki) Hakim bu hadis için Sahih dedi.

    4- Sonra lahit kerpiçlerle kapatılır.

    Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a) ölüm hastalığında şöyle dedi: "Bana lahit yapınız ve üzerime, Rasulullah (s.a.s)' e yapıldığı gibi kerpiç koyunuz."

    (Müslim, Nesei, Ahmed)

    Kadın kabre konurken lahit kerpiçlerle kapatılır aya kadar kabrin üzerinde bir örtü gerilir. Erkeğin Kabri üzerinde ise örtü gerilmez.'

    5- Kabirde tuğla ve ağaç kullanmak mekruhtur. Çünkü yapılarda tuğla ve ağaç sağlam ve daha uzun ömürlü olduğu için kullanılır. Kabir ise çürüme yeridir.

    6- Kabirde kamış kullanmak müstehaptır.

    Sabi (r.a) şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.s) öldüğü zaman kabrinin üzerine bir demet kamış konuldu."

    (İbni Ebi Şeybe "Musannefi"nde rivayet etti.)

    Mürsel hadis.

    7- Lâhid: (Kabrin uzun kenarından, ölünün sığabile ceği kadar yanlamasına açılan çukurdur.) kapatıldıktan sonra kerpiçlerin üstüne,kabrin çukuru doluncaya kadar toprak kürenir ve kabir,balık sırtı şeklinde yerden hafifçe yükseltilir. Kabrin
    dört köşeli ve üstünün düz olması iyi değildir.

    Rasulullah (s.a.s) kabirleri seki gibi dört köşeli ve düz yapmaktan nehyetmiştir.

    (Muhammed b. el-Hasan (r.a)"Kitabul Asar"da rivayet etti.)



    Ebu Bekr b. Ayyaş'tan Süfyan et-Temmar'ırı Rasulullah (s.a.s)'in kabrini balık sırtı şeklinde yerden biraz
    yüksek olarak gördüğünü haber verdi.

    (Buhari)

    8- Kabri kireçlemek, üstünde oturmak, üzerine ev veya kubbe inşa etmek caiz değildir.

    Câbir (r.a) şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.s) kabrin kireçlenmesini kabirler üzerine yazı yazmayı, üstünde bina yapmayı ve üzerine basmayı men etti.

    (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)


  4. 22.Nisan.2013, 08:36
    2
    erimeye devam...



    CENAZELER BÖLÜMÜ



    ÖLMEK ÜZERE OLAN BİR KİŞİYE YAPILACAK İŞLEMLER
    ÖLÜNÜN YIKANMASI
    ÖLÜ NASIL YAKINIR
    ÖLÜYÜ KEFENLEMEK
    ERKEĞİ KEFENLEME ŞEKLİ
    KADINI KEFENLEME ŞEKLİ
    CENAZE NAMAZI
    CENAZE NAMAZINI KİM KILDIRIR
    CENAZE NAMAZININ KILINIŞ ŞEKLİ
    ÖLÜNÜN (CENAZENİN) TAŞINMASI
    ÖLÜNÜN (CENAZENİN) TOPRAĞA VERİLMESİ

    ÖLMEK ÜZERE OLAN BİR KİŞİYE YAPILACAK İŞLEMLER:

    1- Hasta olan kişi can çekişir bir duruma düştüğü zaman ölüme yaklaşmış olduğu için sağ yanı üzerine döndürülüp yüzü kıbleye çevrilir.

    Rasulullah (s.a.s) yattığı zaman sağ yanı üzerine dönerek yatardı.

    (Buhari, Müslim, İbni Mace, Tirmizi)

    Ebu Katade (r.a) şöyle rivayet etti:

    "Rasulullah (s.a.s) Medine'ye geldiğinde el-Berrâ b. Ma'rur'u sordu. Orada bulunanlar: "Vefat etti ve yüzünün kıbleye doğru çevrilmesini vasiyet etti" dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s): "Fıtrata uygun bir işyaptı" buyurdu ve O'nun cenaze namazını kıldı."

    (Hakim rivayet etti ve sahih dedi.)

    2- Can çekişmekte olan hastaya şehadet kelimesi hatırlatılır.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    "Ölülerinize (yâni; ölmek üzere bulunan hastalarınıza) "Lâilahe illallah" Kelime-i Tevhidini telkin ediniz (hatırlatınız)."

    (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    3- Hasta öldükten sonra gözleri kapatılır.

    Ümmü Seleme (r.a)'nın şöyle dediği rivayet edildi:

    "Rasulullah (s.a.s) Ebû seleme öldüğü sırada yanına geldi. Ebû seleme'nin gözü açık kalmıştı da gözünü kapattıktan sonra:

    "Muhakkak ruh kabzedildiği vakit, göz onu arkasından takib eder" buyurdu. Bunun üzerine ev halkı feryat ve figan edince Rasulullah (s.a.s): "Kendinize hayırdan başka duâ etmeyiniz. Çünkü melekler söylediklerinize âmin derler" dedikten sonra:

    "Ey Allah'ım! Ebû Seleme'nin günahlarını affet. O'nun derecesini hidayete erenler arasında yükselt ve O'nun arkasından ailesi arasında O'nun vazifesini üzerine al. Ey Alemlerin Rabbi! Bizim ve O'nun günahlarını affeyle, kabrini geniş kıl, nurunu da bol kıl" diye duâ etti.

    (Müslim)

    4- Ölünün gömülmesinde acele etmek müstehaptır.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    “Cenazyi kabre götürmekte acele ediniz. Çünkü, o iyi bir kimse ise kabre götürdüğünüz bir hayırdır. O iyi bir kimse değilse boynunuzdan atıp kabre koyduğunuz bir serdir."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)


    ÖLÜNÜN YIKANMASI
    Hükmü: Ölünün yıkanması "Vacibi kifâye"dir. Rasulullah (s.a.s) kızı Zeyneb vefâat ettiğinde ona gusl yaptırmalarını emretti.

    (Buhari, Müslim)


    ÖLÜ NASIL YAKINIR:
    1- Ölünün, yıkanılması esnasında üzerine dökülen suların altında birikmemesi için bir teneşir üzerine konulması gerekir. Avret yerlerinin görünmemesi için de üstüne bir bez parçası atıldıktan sonra elbisesi çıkartılır. Sahih olan kavle göre yalnız galiz avretinin örtülmesi kâfidir ki, kolaylıkla yıkanabilsin. Ölüye namaz abdesti gibi âbdest aldırılır. Ancak suyu tekrar çıkarmak mümkün olmadığı için ağzına ve burnuna su verilmez.

    2- Ölünün suyu kaynatılır ve temin edilebirse içine sedir yaprakları veya çöven konulur.

    3- Ölünün abdesti tamamlanınca öncelikle, hatmi denilen güzel kokulu bir ot ile başı ve sakalı taranmak sızın yıkanır. Sonra sol tarafına çevrilerek tâki altına su kavuştuğu anlaşılıncaya kadar yıkanır. Sonra sağ tarafına çevrilir ve sol tarafta olduğu gibi aynı şekilde yıkanır.

    4- Ölünün bu şekilde yıkanması tamamlanınca oturtulur ve karnı ovulur. Bir şey çıkarsa o da yıkanır. Fakat bunun için ölü tekrar yıkanmaz.

    5- Yıkama işlemi bitince ölü, havlu ile kurulanır, baş ve sakalına güzel kokulu şeyler sürülür. Secde yerlerine kâfur sürülür.

    6- Ölünün saçı, sakalı taranmaz, tırnakları ve saçı kesilmez. Ümmü Atiyye (r.a)'nın şöyle dediği rivayet edildi: "Rasulullah (s.a.s) ölmüş olan kızı Zeyneb'in cenazesinin nasıl yıkanacağını anlatırken: "Sağ uzuvlarından başlayarak, önce abdest uzuvlarını yıkayınız" buyurdu."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi,i Nesei)

    Ümmu Atiyye (r.a)'nın şöyle dediği rivayet edildi:

    "Biz, Rasulullah (s.a.s)'in kızı Zeyneb'in cenazesini yıkarken, Rasulullah (s.a.s) girip: "O'nu üç yahud beş defa veya daha fazla su ve sidr (sabun gibi köpüren nesne) ile yıkayınız ve son yıkayışınızda kâfur karıştırınız" buyurdu."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    Aişe (r.a) ölü bir kadının saçını, taranırken görünce: "Ölülerinizin perçemini ne diye alıyorsunuz?" diyerek buna itiraz etmiştir.

    (Beyhaki, Abdurrezzak "Musannefin"de. rivayet etti.)


    ÖLÜYÜ KEFENLEMEK:
    1 - Erkek ölü üç beyaz.kefen ile kefenlenir. Bunlar sırasıyla şöyledir:

    a) Kamis: Gömlek kısmı.

    b) İzar: Don ve eteklik kısmı.

    c) Lifafe: Bütün vücudu kaplayan parça.

    Yahya b. Said anlatıyor: Duyduğuma göre Hz. Ebu Bekr hastalandığı zaman Hz. Aişe'ye Rasulullah (s.a.s)'in kaç kat kefene sarıldığını sordu. O da:

    "Üç kat kefenle sarıldı" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekr üzerine kırmızı çamur mu yoksa zaferan mı sürülmüş olan elbiseyi işaret ederek:

    "Alın bunu yıkayın, iki kat dahaâbularak beni bununla kefenleyin" dedi. Hz. Aişe:

    "Bu eski elbiseyle mi?" diye sorunca, Hz. Ebu Bekr:

    "Yaşayanlar yeniye ölülerden daha çok muhtaçtırlar. Nasıl olsa çürüyüp gidecek, onun için yeni olması gerekmez" cevabını verdi.

    (Buhari, Malik)

    2- Sadece izar ve lifafe ile kefenlemek te caizdir.

    Çünkü Hz. Ebu Bekr (r.a) vefat ederken: "Benim bu iki parça elbisemi yıkayın ve onlarla kefenleyin" diye vasi yet etmiştir.

    (Ahmed ve Abdurrezzak "Musannefihi"nde

    sahih senedle rivayet etti.)

    3- Zaruret olmadan bir elbise ile kefenlemek mekruhtur. Zira Mus'ab b. Umeyr (r.a) şehid düştüğü zaman (zarurete binaen) O'nu, sadece bir elbise ile sarmışlardır.

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    Abdullah b. Amr b. As (r.a) anlatıyor:

    "Ölü, bir gömlek, bir etek, bir de bunların üze rine üçüncü kat bir bezle kefenlenir. Bu üç kat bulunmaz da sedece bir kat kefen bulunursa onunla iktifa edilir."

    (Malik)


    ERKEĞİ KEFENLEME ŞEKLİ:
    Önce lifafe (sargı) yere serilir. Ondan sonra izar, lifafenin (sargının) üzerine ve kamis (gömlek) de izarın üzerine serildikten sonra ölü, gömleğin üzerine konulur. Ondan sonra parçalar birer birer önce soldan, sonra sağdan ölüye sarılır. Şayet kefenin açılmasından korkulursa kefenler bir ince sargı ile bağlanır.

    Gömlek; boyun kökünden ayaklara kadar uzanır. İzar; baştan ayaklara kadar olan kısmı kaplar.


    KADINI KEFENLEME ŞEKLİ:
    1- Kadının kefeni de erkeğinki gibidir. Sadece fazla olarak kadının baş örtüsü, bir de göğüslerine bağlanan göğüs örtüsü olmak üzere beş parça içinde kefenlenir, izar, lifafe ve bir de baş örtüsü ile kefenlemek te caizdir.

    2- Ölü kadına önce gömlek giydirilir. Ondan sonra saçı iki örgü yapılarak ve göğsü üzerine sarkıtılarak gömleğin üstüne gelecek şekilde konulur. Ondan sonra ona başörtüsü giydirilir. Ondan sonra izar ve daha sonra da boydan boya olan parça ona sarılır.

    Leyla b. Kânif es-Sekafiyye (r.a)'nın şöyle dediği rivayet edildi: Rasulullah (s.a.s)'in kızı Ümmü Gülsüm öldüğü vakit cenazesini yıkayanlar arasında idim de Rasulullah (s.a.s)'in bize ilk verdiği şey (Hika) denilen elbise, sonra gömlek, sonra baş örtüsü, sonra da milhafe

    (kadınların sarındığı bol elbise) idi. Bunlardan sonra da (bütün vücudunu kaplayan) bir elbise içine konuldu.Leylâ devam ederek: (Bu sırada) Rasulullah (s.a.s) yanında Ümmü Gülsüm'ün tekfini için kullanılacak elbise olduğu halde kapıda duruyor ve bunları birer birer bize

    veriyordu.

    (Ebu Davud, Ahmed)’Zayıf hadis.

    Kefen henüz ölü içine konulmamışken buhurlanır. Hişam b. Urve (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Ebu Bekr (r.a)'nün kızı Esma, ailesine:

    “Öldüğüm zaman kefenimi buhurlayın” diye vasiyet etti.

    (Malik, Hakim, Nevevi rivayet ettiler ve sahih dediler.)


    CENAZE NAMAZI
    Hükmü: Cenaze namazı "‘Farz-ı kifâye"dir. Ebu Hureyre (r.a)'den Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

    "Her takvalı ve günahkâr müslümanın cenaze namazını kılın."

    (Beyhaki "Sünen"de rivayet etti.)


    CENAZE NAMAZINI KİM KILDIRIR:
    1- Ölünün namazını kıldırmak herkesten önce, eğer hazır bulunuyorsa halifenin hakkıdır. Çünkü kendisi hazırken başkasının kıldırması onu küçük düşürür.

    2- Şayet halife hazır bulunmazsa hüküm sahibi olduğu için müslüman hakim veya vali kıldırır.

    3- Eğer hakim veya vali de hazır bulunmazsa mahalle veya köy imamı kim ise o kıldırır. Çünkü ölü, sağlığında bu kimseyi imam kabul etmiştir.

    4- Eğer imam da yok veyahut orada bulunmazsa, o zaman ölünün velisi ölünün namazını kıldırır. Ancak, bir kimsenin babası oğlundan önce gelir.

    ‘ Eğer ölünün namazı, bu söylenen kimseler dışında birisi tarafından kıldırılırsa yukarıda söylediğimiz namaz önce velinin hakkı olduğu için (veli) isterse bir daha kılabilir. Fakat eğer veli kılarsa, veliden sonra herhangi bir kimse için kılmak caiz değildir. Zira, farz velinin kılması ile eda edilmiştir. Cenaze namazını sünnet olarak kılmak ta meşru değildir. Bunun içindir ki Rasulullah (s.a.s) efendimizin mübarek cesedi, kabrinde bugün dahi olsa sağlam durduğu halde herhangi bir kimsenin, mübarek kabri üzerinde namaz kıldığını göremiyoruz.

    MESELE: Ölü, namazı kılınmadan defnedildiğinde, cesedin dağıtmadığına kuvvetli kanaat hasıl olunca, kabri üzerine cenaze namazı kılınır.

    Huneyf'in torunu Ebu Umame b. Sehl anlatıyor: Miskine hastalanmıştı. Durum hemen Rasulullah'a habe’r verildi. Rasulullah, düşkünleri ziyaret eder, on-Lrın hal ve hatırlarını sorardı. Bu sefer: "Ruhunu teslim edince bana haber verin" buyurdu. Cenazeyi ged hazırladılar. Fakat o saatte Rasulullah (s.a.s)'i rahatsı] etmeyi uygun bulmayarak sabahı beklediler. Sabah olunj ca olanlar Rasulullah (s.a.s)'e bildirildi. Rasulullah:

    -"Bana haber verin demedim mi?" diye çıkışınca] ashap:

    -"Yâ Rasulallah! Seni uyandırıp geceleyin cenazeyi götürmeyi uygun bulmadık" diye karşılık verdiler. Bunul üzerine saf yaparak cemaat halinde dört tekbirle ölünüj kabri üzerine cenaze namazını kıldılar.

    (Maliki Sahih senedle)

    Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir:

    -"Esmer bir hanım, yahut bir genç erkek, devamlj Mescid(i Saadeti) süpürüp temizliyordu. Birgün Rasulull lah (s.a.s) onu göremeyince, o (emektar) kadını, yahuj erkeği sordu. Ashab:

    -"Öldü" dediler. Rasulullah (s.a.s):

    -"Niye bana haber vermediniz?" buyurdu."

    Ebu Hureyre (r.a) der ki:

    -"Sanki onlar, o hanımın, yahut o adamın halini hakir gördükleri için ölümünü Rasulullah (s.a.s)'e habef vermemişlerdi." Rasulullah (s.a.s)'in:

    -"Onun kabrini bana gösteriniz" buyurması üzerini ashab, kabrine kadar götürdüler. Rasulullah (s.a.s) mel zar üzerine cenaze namazı kıldıktan sonra:

    -"Muhakkak kabirler, sahihleri üzerine karanlıkı larla doludur. Hiç şüphe yokki, Aziz ve Celil olan Allat (CC) benim onlar üzerine kıldığım namazım sebebiyle, onların karanlıklarını aydınlığa çevirir" buyurdu.

    (Buhari, Müslim]


    CENAZE NAMAZININ KILINIŞ ŞEKLİ
    1 - Cenaze namazı kılınırken, erkek ölünün başı, kadın cesedinin de ortası karşısında durulur.

    Semûre (r.a)’nın şöyle dediği rivayet edildi:

    -"Rasulullah (s.a.s)'in arkasında nifas halinde öllmüş olan bir kadının cenaze namazını kıldım da, Rasulullah (s.a.s) cenazenin orta kısmının hizasında durarak! namaz kılmaya kalktı."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    Ebu Galib (r.a) şöyle demiştir:

    “Enes (r.a) ile birlikte bir adamın cenaze namazı

    kıldım da, cenazenin başı hizasında namaza durdu. Sonra Kureyş'ten bir kadının cenazesini getirdiler ve:

    -"Ey Ebu Hamza! Bu kadının cenaze namazını kıldır" dediler. Buhun üzerine Enes (r.a) Musalla taşının ortasına doğru kılmaya kalktı. Bunu gören A'lâ b. Zivad: "Rasulullah (s.a.s)'i kadının cenazesini kıldırırken senin durduğun yerde, erkeğin cenazesini kıldırırken de, yine senin durduğun yerde mi kılarken gördün?" diye sorunca Enes (r.a): "Evet" dedi ve cenaze namazını bitirince: "Belleyiniz" diye ilâve etti."

    (Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Ahmed)

    İbni Hibban ve İbni Muin bu hadis için Sahih dediler.

    2- Cenaze namazı dört tekbirden ibarettir. İlk tek birde eller kaldırılır. Ondan sonraki tekbirlerde kaldırılmaz. Rasulullah (s.a.s) bir cenaze namazını kıldırırken, tekbir alıp ilk tekbirde ellerini kaldırdı ve sağ elini sol eli üzerine koydu.

    (Tirmizi, Dare Kutni)’Zayıf hadis.

    Ebu Hureyre (r.a)'den:

    Rasulullah (s.a.s)'in Necâşi'nin öldüğü günde, ölüm haberini verdiği ve müslümanlarla birlikte çıkıp onları saff dizdikten sonra dört tekbir alıp (cenaze namazını kıldırdığı) rivayet edildi.

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

    3- İlk tekbirden sonra kişi Allah'a hamd olarak (Subhaneke duasını) okur. İkinci tekbirden sonra Rasulullah (s.a.s)'e Salatü Selâm (Allahümme salli ve Allahümme bârik) getirilir. Üçüncü tekbirden sonra namaz kılan kişi kendisine, ölüye ve bütün mü'minlere dua eder. Dördüncü tekbirin akabinde de selâm verilir. Çocuğun namazında üçüncü tekbirden sonra (Allahümme ecalhu lena feraten ve zuhren ve'calhu lena şâfiğen müşeffeğen ) yâni; (Allahım onu bize işlenmiş ve saklanmış bir sevab kıl, şefaatçi yap, şefaati kabul olunanlardan eyle.) diye dua eder.

    Humey b. Hâni (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:

    -"Rasulullah (s.a.s) bir kimsenin namazda dua ettiğini ve duasında Allah (CC)'yu yüceltmediğini, Rasulul-’an (s.a.s)'e Selatu selâm da bulunmadığını işitti. Bunun ferine Rasulullah (s.a.s): "Şu adam acele etti" buyurdu, ^onra adamı çağırdı ve:

    -"Biriniz namaz kıldı"eı zaman. Aziz ve Celil olan Allah (CC)'yu ululamakla ve O'nu övmekle başlasın. Sonra Rasulullah'a Selâtu selâm etsin. Bundan sonra diledi- ‘ ği şeyle duâ etsin" buyurdu.

    (Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, Ahmed, Hakim)

    Tirmizi ve Hakim bu hadis için Sahih dediler.!

    Ebu Said el-Makburi (r.a) şöyle demiştir: Ebu Hu-reyre (r.a)'ye: "Cenaze namazını nasıl kılarsın?" diye sordum. Ebu Hureyre şöyle dedi:

    - "Allah (CC)'ya yemin ederim ki, sana bunu (olduğu gibi) haber vereceğim. Aile fertleri arasında cenazenin arkasından giderim. (Namazı kılmak üzere) bırakıldığı vakit tekbir alıp Allah'a hamd eder ve Rasulullah'a da Selâtu selâm getirdikten sonra: Ey Allah'ım! 0, senin kulun ve kulunun evlâdı. Sen'den başka ibâdete lâyık ilah olmadığına, Muhammed (s.a.s)'in de senin kulun ve Rasulün olduğuna şehadet ederdi. Sen en iyi bilirsin. Ey Allah'ım! 0 iyi idiyse ona fazla ihsan et, kötü idiyse onun kötülüklerini affet. Yâ Rabbi! Onun ec-| rinden bizi mahrum etme ve bundan sonraki hayatımızda bizi imtihanda başarılı kıl" diye duâ ederim."

    (İmam Mâlik ve imam Safi rivayet ettiler.)

    Hasan (r.a) şöyle dedi:

    - "Küçük çocuğun cenaze namazında (dua maksadıyla) Fatiha okunur ve (Allahümme«çalhu lena feraten ve zuhren ve'calhu lena şâfiğen müşeffeğen) diye duâ edilir."

    (Buhari)

    4 - Doğan bir çocuktan ses duyulursa ismi konulur yıkanır ve namazı kılınır. Ses duyulmazsa bir beze sarılarak gömülür. Cenaze namazı kılınmaz.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    - "Doğupta ses çıkarmadan ölen çocuğun cenaze namazı kılınmadığı gibi kendisi de mirasçı olmaz, başkası da onun mirasçısı olamaz."

    (Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

    İbni Hibban ve Hakim bu hadis için Sahih dediler.

    5 - Namazın başında bulunmayıp ta imam bir veyfl iki tekbir getirdikten sonra namaza yetişen kimse, imal bir daha tekbir almadıkça tekbir alıp namaza katliama» Çünkü cenaze namazının tekbirleri diğer namazların r0İ katları yerine geçer. Diğer namazlarda bir veya iki rfl kat kılındıktan sonra gelen kimse kaçırdığı rekatları i mam selâm vermeden nasıl kılamıyorsa, bunda da kaçıl dığı tekbirleri imam selâm vermeden alamaz.

    6- Cami veya mescit içinde cenaze namazı kıldırılamaz.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    "Kim ki bir ölü üzerine herhangi bir cami içinde namaz kılarsa, o kimse için ecir yoktur."

    (Ebu Davud, İbni Mace, Ahmed, Beyhaki) İbni Kayyım bu hadis için Hasen dedi.

    7- Eğer bir çocuk savaşta anne ve babası ile birlikte esir alındıktan sonra Ölürse namazı kılınmaz. Zira, çocuk anne ve babasının hükmüne tâbidir. Ancak, eğer farık ve mümeyyiz iken müslümanlığı kabul ettiğini söylemiş ise o zaman namazı kılınır. Çünkü farık ve mümeyyiz olan çocuğun ikrarı muteberdir. Eğer anne ve babasından birisi müslüman olursa namazı yine kılınır.

    8- Eğer bir kâfir ölür ve müslüman olan bir velisi bulunursa, müslüman olan velisi onu yıkar, kefenler ve gömer. Fakat cenaze namazını kılmaz. Ancak kâfir, yıkanırken müslümanlar gibi özen ve itina ile yıkanmaz ve sıradan bir bez parçasına sarılıp çukura atılır.

    Ali (r.a) şöyle demiştir:

    "Babam Ebu Talib öldüğü vakit, Rasulullah'a:

    "Gerçekten, yaşlı ve sapık amcan öldü" dedim. Rasulullah (s.a.s): "Git babanı göm. Sonra, bana gelene kadar hiç bir şey söyleme" buyurdu. Gittim onu defnettim ve Rasulullah (s.a.s)'e geldim. Bana gusletmemi emretti. Bu nun üzerine guslettim ve bana duâ buyurdu." Başka bir rivayette: "Onu yıka, kefenle ve göm" buyurdu.

    (Ebu Davud, Nesei, İbni Sa'd, Beyhaki, Ahmed)


    ÖLÜNÜN (CENAZENİN) TAŞINMASI
    1 - Cenaze, tabutu içinde taşınırken tabutun dört tarafından dört kişi tutar. Abdullah b. Mes'ud (r.a) şöyle demiştir: "Cenazeyi takip eden kimse tabutun bütün taraflarını tutarak taşısın. Çünkü böyle yapmak sünnettendir. Sonra dilerse (tekrar taşımakla) nafile yapsın. Dilerse taşımayı bıraksın."

    (İbni Mace, Beyhaki, İbni Ebi Şeybe)

    ‘Zayıf hadis.

    Eğer cenazeyi mezara götürenler onu sıra ile taşıyorlarsa, sağdan başlamak sünnet olduğu için kişi önce tabutun ön tarafındaki sol ayağını sağ omuzuna, ikinci kezde tahtanın arka tarafındaki sol ayağını sağ omuzuna,. üçüncü kezde tahtanın ön tarafındaki sağ ayağını sol omuzuna, dördüncü kezde de arka taraftaki sağ ayağını sol omuzuna alır.

    2- Ölüyü mezara götürürken biraz hızlı ve kısa adımlarla gidilir.

    Uyeyne b. Abdurrahman (r.a)' den, O'da babasından şöyle rivayet edilmiştir:

    Babası, Osman b. Ebi'l As'm cenazesinde bulundu ve biz yavaş yavaş yürüyorduk. Ebu Bekr, bize yaklaşınca sesini yükseltip bizim Rasulullah (s.a.s)'de beraberimizde olduğu halde orta bir süratle yürüdüğümüzü gördüm

    (Ebu Davud, Nesei, Hakim)

    Nevevi bu hadis için Sahih dedi.

    Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

    "Cenazeyi kabre götürmekte acele ediniz. Çünkü o, iyi bir kimse ise kabre götürdüğünüz bir hayırdır. İyi değilse ö, boynunuzdan atıp kabre koyduğunuz bir ser dir."

    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

    3- Cenaze, kabrine götürülürken arkadan takip edilmesi daha efdaldir. Rasuluilah (s.a.s) buyurdu ki: "Cenaze, sesle ve ateşle takip edilemez ve önünde yürünmez."

    (Ebu Davud)’Zayıf hadis.

    Tavus (r.a) şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.s) ölünceye kadar hep cenazenin arkasından yürürdü."

    (Abdurrezzak rivayet etti.) El Hafız "Diraye" kitabında bu hadis için

    Mürsel-Sahih dedi.

    4- Cenazenin beraberindeki cemaatin mezara vardıkları zaman, cenazeyi omuzlardan indirmeden oturması mekruhtur. Çünkü cenazeyi yere indirmek için başkalarının yardımına ihtiyaç duyulur. Ayakta olan kimseler ise daha çabuk yetişebilirler.


    ÖLÜNÜN (CENAZENİN) TOPRAĞA VERİLMESİ
    1- Ölüyü gömmek için ona kabrin kıble tarafında lahit açılır ve ölü, kıble tarafından kabre indirilir.

    Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a) ölüm hastalığında şöyle dedi: "Bana lâhid yapınız ve üzerime, Rasulullah (s.a.s)’ e yapıldığı gibi kerpiç koyunuz."

    (Müslim, Nesei, Ahmed)

    Lâhid: Kabrin uzun kenarından, ölünün sığabile ceği kadar yanlamasına açılan çukurdur.

    2- Ölü, kabre indirilirken onu lahde koyan kimse (Bismillahi ve alâ milletirasulillahi) der. (Yâni; Allah Teâla'nın ismiyle Rasulullahm milleti üzerine seni gömüyoruz .)

    İbni Ömer (r.a) şöyle demiştir:

    Rasulullah(s.a.s) cenazeyi kabire koyduğu vakit (Bismillahi ve alâ milletirasulillah) derdi.

    (Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, Ahmed)

    İbni Hibban bu hadis için Sahih dedi.

    3- Ölü, kabirde sağ tarafı üzerinde yüzü kıbleye çevrilerek yatırılır. Bir zat: "Yâ Rasulallah! Büyük günahlar nelerdir?" diye sordu. Rasulullah (s.a.s):

    "Onlar dokuz tanedir" cevabını verdi. Bunlar: Allah'a ortak koşmak, sihir yapmak (ve yaptırmak), Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı insanı öldürmek (haklı öldürülen müstesna), faiz yemek, yetim malı yemek, düşmanla karşı karşıya geldiği gün harbten kaçmak, namuslu, bir şeyden habersiz mü'min kadınlara iftira etmek, müslüman olan anne ve babanın hakkına riayet etmemek, hayatta ve ölümde kıbleniz olan Beyti Haramı (Kabe'yi) helâl addedip hürmetini kaldırmaktır.

    (Ebu Davud, Nesei, Hakim, Beyhaki) Hakim bu hadis için Sahih dedi.

    4- Sonra lahit kerpiçlerle kapatılır.

    Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a) ölüm hastalığında şöyle dedi: "Bana lahit yapınız ve üzerime, Rasulullah (s.a.s)' e yapıldığı gibi kerpiç koyunuz."

    (Müslim, Nesei, Ahmed)

    Kadın kabre konurken lahit kerpiçlerle kapatılır aya kadar kabrin üzerinde bir örtü gerilir. Erkeğin Kabri üzerinde ise örtü gerilmez.'

    5- Kabirde tuğla ve ağaç kullanmak mekruhtur. Çünkü yapılarda tuğla ve ağaç sağlam ve daha uzun ömürlü olduğu için kullanılır. Kabir ise çürüme yeridir.

    6- Kabirde kamış kullanmak müstehaptır.

    Sabi (r.a) şöyle dedi: "Rasulullah (s.a.s) öldüğü zaman kabrinin üzerine bir demet kamış konuldu."

    (İbni Ebi Şeybe "Musannefi"nde rivayet etti.)

    Mürsel hadis.

    7- Lâhid: (Kabrin uzun kenarından, ölünün sığabile ceği kadar yanlamasına açılan çukurdur.) kapatıldıktan sonra kerpiçlerin üstüne,kabrin çukuru doluncaya kadar toprak kürenir ve kabir,balık sırtı şeklinde yerden hafifçe yükseltilir. Kabrin
    dört köşeli ve üstünün düz olması iyi değildir.

    Rasulullah (s.a.s) kabirleri seki gibi dört köşeli ve düz yapmaktan nehyetmiştir.

    (Muhammed b. el-Hasan (r.a)"Kitabul Asar"da rivayet etti.)



    Ebu Bekr b. Ayyaş'tan Süfyan et-Temmar'ırı Rasulullah (s.a.s)'in kabrini balık sırtı şeklinde yerden biraz
    yüksek olarak gördüğünü haber verdi.

    (Buhari)

    8- Kabri kireçlemek, üstünde oturmak, üzerine ev veya kubbe inşa etmek caiz değildir.

    Câbir (r.a) şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.s) kabrin kireçlenmesini kabirler üzerine yazı yazmayı, üstünde bina yapmayı ve üzerine basmayı men etti.

    (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)





+ Yorum Gönder