Konusunu Oylayın.: Hadiste geçen karnu'ş-şeytan ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 2 kişi oyladı.

Hadiste geçen karnu'ş-şeytan ne demektir?
  1. 18.Nisan.2013, 14:54
    1
    Misafir

    Hadiste geçen karnu'ş-şeytan ne demektir?

  2. 18.Nisan.2013, 15:52
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Hadiste geçen karnu'ş-şeytan ne demektir?




    Buhari’de geçen hadis rivayeti şöyledir:

    Rasulullah (asm), "Allâhumme bârik lenâ fî Şâminâ ve Yemeninâ (Yâ Allah, Şam'ımızda ve Yemen'imizde bize bereket ihsan et)" buyurdu. Bâzı kimseler: "Ve fî Necdinâ (Necd'imize de)" diye niyazda bulundular. Rasûlullah tekrar: "Allâhumme bârik lenâ fî Şâminâ ve Yemeninâ" buyurdu. Onlar yine: "Ve fî Necdinâ" deyince: "Zelzeleler ve fitneler işte oradadır. Şeytânın karnı (yani hizb ve ümmeti) de orada çıkacaktır" buyurdu. (Buhari, İstiska, 26)

    "Nazartu yemneten veşe'meten" ta'bîri "Sağıma ve soluna baktım" demektir.

    Yemen, arkasını Kabe kapısına veren kimsenin sağ tarafına, Şam da sol tarafına düştüğüne göre, burada Hicaz'ın güney ve kuzeyinde bulunan bütün diyarlar kasdedilmiş olabileceği gibi, özellikle Yemen ve Şâm adlarıyle anılan iki bölge de kasdolunmuş olabilir. Yemen ile Şam'ın faziletleriyle ilgili olan diğer hadislerden ikinci ihtimâl daha kuvvetli görünür.

    Hicaz ile Yemen'in sahil tarafları Tıhâme'dir. Hicaz'ın doğusundan itibâren Irak'a kadar uzanan yaylaya da Necd denir.

    Karn, bir asırda yaşayan insanların tabakası; içlerinden bir peygamber çıkıp bir müddette yaşamış olanlar; ilim ehlinden bir tabaka... manâlarına gelir. Nitekim "Hayru'l-kurûni karni..” hadîsinde "Benim karn'ım"dan Peygamber'in muradı, kendisini görmüş olan sahâbîler tabakasıdır. Buna göre, "Şeytân'ın karn'ı", şeytânın hizbi, taraftarları ve ümmeti demek olur.

    Peygamberimizin duasında Yemen ile Şam'ın bilhassa zikredilmesi, bu iki iklimin mübarek olduğuna delâlet eder.

    Necd'in, yani doğu halkının duadan mah¬rum bırakılmasındaki hikmet de, hadîs metninde beyân edilmiştir. Orasının İlâhî gadabın göstergelerinden olan şiddetli zelzeleler yatağı, fitne ocağı, şeytân hizbi yuvası olduğu Peygamber'ce bilindiği için, kendisi Rahmeten lil-Âlemîn iken, orası lehine duâ etmeye dili varmamıştır. Çünkü geçmiş olan ilâhî kaderi bilip dururken ona aykırı olarak duâ etmemek gibi yüce ve ince bir edeb gözetmiştir.

    Bu hadîsin Buhârî tarafından yağmur isteme hadislerinin sonunda getiril¬mesindeki hikmet ise şudur:

    Kıtlık ve pahalılık gibi büyük musibetlerde, azabın göstergesi sayılabilecek şiddetli gök gürültüsü ve şimşek esnasında tövbe, istiğfar ve Hakk'a dönüş sünnet olduğu gibi, zelzele ve benzeri –tekrarı ve çoğalması kıyametin yaklaşmasına alâmet olup, bazı eski ümmetlere azab olmuş- dehşetli olaylar meydana geldiğinde Allah'a sığınmanın sünnet olmasıdır.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 18.Nisan.2013, 15:52
    2
    Moderatör



    Buhari’de geçen hadis rivayeti şöyledir:

    Rasulullah (asm), "Allâhumme bârik lenâ fî Şâminâ ve Yemeninâ (Yâ Allah, Şam'ımızda ve Yemen'imizde bize bereket ihsan et)" buyurdu. Bâzı kimseler: "Ve fî Necdinâ (Necd'imize de)" diye niyazda bulundular. Rasûlullah tekrar: "Allâhumme bârik lenâ fî Şâminâ ve Yemeninâ" buyurdu. Onlar yine: "Ve fî Necdinâ" deyince: "Zelzeleler ve fitneler işte oradadır. Şeytânın karnı (yani hizb ve ümmeti) de orada çıkacaktır" buyurdu. (Buhari, İstiska, 26)

    "Nazartu yemneten veşe'meten" ta'bîri "Sağıma ve soluna baktım" demektir.

    Yemen, arkasını Kabe kapısına veren kimsenin sağ tarafına, Şam da sol tarafına düştüğüne göre, burada Hicaz'ın güney ve kuzeyinde bulunan bütün diyarlar kasdedilmiş olabileceği gibi, özellikle Yemen ve Şâm adlarıyle anılan iki bölge de kasdolunmuş olabilir. Yemen ile Şam'ın faziletleriyle ilgili olan diğer hadislerden ikinci ihtimâl daha kuvvetli görünür.

    Hicaz ile Yemen'in sahil tarafları Tıhâme'dir. Hicaz'ın doğusundan itibâren Irak'a kadar uzanan yaylaya da Necd denir.

    Karn, bir asırda yaşayan insanların tabakası; içlerinden bir peygamber çıkıp bir müddette yaşamış olanlar; ilim ehlinden bir tabaka... manâlarına gelir. Nitekim "Hayru'l-kurûni karni..” hadîsinde "Benim karn'ım"dan Peygamber'in muradı, kendisini görmüş olan sahâbîler tabakasıdır. Buna göre, "Şeytân'ın karn'ı", şeytânın hizbi, taraftarları ve ümmeti demek olur.

    Peygamberimizin duasında Yemen ile Şam'ın bilhassa zikredilmesi, bu iki iklimin mübarek olduğuna delâlet eder.

    Necd'in, yani doğu halkının duadan mah¬rum bırakılmasındaki hikmet de, hadîs metninde beyân edilmiştir. Orasının İlâhî gadabın göstergelerinden olan şiddetli zelzeleler yatağı, fitne ocağı, şeytân hizbi yuvası olduğu Peygamber'ce bilindiği için, kendisi Rahmeten lil-Âlemîn iken, orası lehine duâ etmeye dili varmamıştır. Çünkü geçmiş olan ilâhî kaderi bilip dururken ona aykırı olarak duâ etmemek gibi yüce ve ince bir edeb gözetmiştir.

    Bu hadîsin Buhârî tarafından yağmur isteme hadislerinin sonunda getiril¬mesindeki hikmet ise şudur:

    Kıtlık ve pahalılık gibi büyük musibetlerde, azabın göstergesi sayılabilecek şiddetli gök gürültüsü ve şimşek esnasında tövbe, istiğfar ve Hakk'a dönüş sünnet olduğu gibi, zelzele ve benzeri –tekrarı ve çoğalması kıyametin yaklaşmasına alâmet olup, bazı eski ümmetlere azab olmuş- dehşetli olaylar meydana geldiğinde Allah'a sığınmanın sünnet olmasıdır.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder