Konusunu Oylayın.: Önyargı ile ilgili örnekler

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 5 kişi oyladı.

Önyargı ile ilgili örnekler
  1. 17.Nisan.2013, 00:35
    1
    Misafir

    Önyargı ile ilgili örnekler






    Önyargı ile ilgili örnekler Mumsema önyargı ile ilgili örnekler


  2. 17.Nisan.2013, 00:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 23.Nisan.2013, 16:08
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: önyargı ile ilgili örnekler




    Adamın biri camide namaz kılıyordu. Namazdan sonra içinde bin dirhem parası olan heybesinin kaybolduğunu gördü. Kendisi ile beraber Cafer-i Sadık (k.s.) de namaz kılıyordu.

    ****O'na:

    ****— Benim içinde bin dirhemim olan heybem kaybolmuş. Buraya senden başka kimse girip çıkmadı. Olsa olsa bunu sen çaldın, diyerek iftira etmeye başladı.

    ****Cafer-i Sadık Hazretleri evlâd-ı Resul ve Varis-i Nebi'ye daha fazla söz söylemesine razı olmuyordu. «Gel benimle» diyerek evine götürdü ve adamın kaybolduğunu söylediği miktar kadar parayı ona verdi.

    ****İmam-ı Cafer hakkında adamın şüphesi daha da artmıştı:

    ****— Madem parayı sen almadın, öyleyse bu kadar parayı bana niçin verdin? dediğinde:

    ****— Evlâd-ı Resûl'e iftira ettiğinden dolayı Cehenneme girmeni istemedim ve bu parayı sana helâl ettim, buyurarak adamı gönderdi.

    ****Adam Cafer-i Sadık Hazretlerinin evinden ayrılıp arkadaşlarının yanına vardığında kendi heybesini içindeki parayla birlikte orada gördü. Arkadaşları şaka olsun diye o namaz kılarken heybesini alıp gitmişlerdi. Adam hata ettiğini anladı ve meseleyi arkadaşlarına anlattı.

    ****Onlar: «Senin para aldığın adam, filan zattır» diyerek gidip özür dilemesini söylediler.

    ****Adam aldığı bin dirhemle birlikte îmam-ı Cafer-i Sadık Hazretlerinin huzuruna gelip af diledi ve aldığı parayı geri vermek istedi.

    ****Fakat Hazreti İmam:

    ****«Bizim hanemiz, evlâd-ı Muhammed hanesidir. Buradan çıkan geri girmez. Bu para sana helâl olsun, diyerek parayı almadı ve adamı geri gönderdi.

    Zan, “sanmak, tahmin etmek” demektir. Suizan ise, hakkında kesin bilgi olunmadan bir şeyi kötüye yorumlamak, her şeye olumsuz yönden bakmak, insanların fiillerini ve davranışlarını kötüye yorumlamaktır.

    Kalbe gelen kötü düşünce, o hâliyle suizan olmaz fakat kalbin o tarafa kayması suizan olur.* Mesela birisinde bir kalem görünce, (acaba! Bu kalemi çalmış olabilir mi? ) diye sadece düşünmek suizan olmaz Ama (çalmış olabilir.) diye zannetmek suizan olur.

    Yüce Allah suizannı yasaklamıştır. “Ey iman edenler. Zandan çok sakının. Çünkü zannın bazısı ağır günahtır.” (Hücurât Sûresi, 12)

    Peygamberimiz (s.a.v) de “Suizan etmeyin.* Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur.* İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin.* Müslüman Müslüman’ın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder.* Onu, kendinden aşağı görmez.”* buyurmuştur. (Buhari, Müslim)

    Suizannını (kütü tahminini) gerçek gibi başkasına söylemek de, yani söz taşımak daha da kötüdür. Çünkü kendisi bir başkası hakkında yanlış düşündüğü gibi diğer insanları da yanlış düşündürüyor.

    İnsanı su-i zanna sevk eden en önemli sebep, kendi karakterinin bozukluğu veya kendi hayat tarzının çarpıklığıdır. Daima karşısındakileri aldatan bir insan, herkesin sözlerini şüphe ile karşılar ve her işin altında bir hile, bir oyun arar. Menfaati olmadan kimseye yardım etmeyen birisi, Allah rızası için yardım eden kimseyi görünce kim bilir hangi menfaati var da yardım yapıyor diye düşünür.

    Konumuzla ilgili şu hikaye suizan yapmanın insanı çok büyük hatalara pişmanlıklara düşüreceğine güzel bir örnektir. Bir dağ evinde, kocası yeni ölmüş tek başına yaşayan hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz.* Evcil bir hayvan haline gelir.* Bir süre sonra kadının çocuğu doğar.* Gelincik zarar vermesin diye çok dikkat eder.* Bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır.* Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.* Aradan biraz zaman geçer ve anne eve koşarak gelir.* Gelinciği kanlı ağzındaki kanları yalarken görür.* Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır, hemen öldürür.* O sırada içerden bebeğin ağlaması duyulur.* Anne odaya girer.* Odada beşiğin içindeki bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür. Anne suizanna kapılarak ciğerparesi evladını yılandan koruyan gelinciği öldürmüştür. Pişman olur ama iş işten geçmiştir.

    Nazif Fethi YALÇINKAYA



  4. 23.Nisan.2013, 16:08
    2
    Moderatör



    Adamın biri camide namaz kılıyordu. Namazdan sonra içinde bin dirhem parası olan heybesinin kaybolduğunu gördü. Kendisi ile beraber Cafer-i Sadık (k.s.) de namaz kılıyordu.

    ****O'na:

    ****— Benim içinde bin dirhemim olan heybem kaybolmuş. Buraya senden başka kimse girip çıkmadı. Olsa olsa bunu sen çaldın, diyerek iftira etmeye başladı.

    ****Cafer-i Sadık Hazretleri evlâd-ı Resul ve Varis-i Nebi'ye daha fazla söz söylemesine razı olmuyordu. «Gel benimle» diyerek evine götürdü ve adamın kaybolduğunu söylediği miktar kadar parayı ona verdi.

    ****İmam-ı Cafer hakkında adamın şüphesi daha da artmıştı:

    ****— Madem parayı sen almadın, öyleyse bu kadar parayı bana niçin verdin? dediğinde:

    ****— Evlâd-ı Resûl'e iftira ettiğinden dolayı Cehenneme girmeni istemedim ve bu parayı sana helâl ettim, buyurarak adamı gönderdi.

    ****Adam Cafer-i Sadık Hazretlerinin evinden ayrılıp arkadaşlarının yanına vardığında kendi heybesini içindeki parayla birlikte orada gördü. Arkadaşları şaka olsun diye o namaz kılarken heybesini alıp gitmişlerdi. Adam hata ettiğini anladı ve meseleyi arkadaşlarına anlattı.

    ****Onlar: «Senin para aldığın adam, filan zattır» diyerek gidip özür dilemesini söylediler.

    ****Adam aldığı bin dirhemle birlikte îmam-ı Cafer-i Sadık Hazretlerinin huzuruna gelip af diledi ve aldığı parayı geri vermek istedi.

    ****Fakat Hazreti İmam:

    ****«Bizim hanemiz, evlâd-ı Muhammed hanesidir. Buradan çıkan geri girmez. Bu para sana helâl olsun, diyerek parayı almadı ve adamı geri gönderdi.

    Zan, “sanmak, tahmin etmek” demektir. Suizan ise, hakkında kesin bilgi olunmadan bir şeyi kötüye yorumlamak, her şeye olumsuz yönden bakmak, insanların fiillerini ve davranışlarını kötüye yorumlamaktır.

    Kalbe gelen kötü düşünce, o hâliyle suizan olmaz fakat kalbin o tarafa kayması suizan olur.* Mesela birisinde bir kalem görünce, (acaba! Bu kalemi çalmış olabilir mi? ) diye sadece düşünmek suizan olmaz Ama (çalmış olabilir.) diye zannetmek suizan olur.

    Yüce Allah suizannı yasaklamıştır. “Ey iman edenler. Zandan çok sakının. Çünkü zannın bazısı ağır günahtır.” (Hücurât Sûresi, 12)

    Peygamberimiz (s.a.v) de “Suizan etmeyin.* Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur.* İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin.* Müslüman Müslüman’ın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder.* Onu, kendinden aşağı görmez.”* buyurmuştur. (Buhari, Müslim)

    Suizannını (kütü tahminini) gerçek gibi başkasına söylemek de, yani söz taşımak daha da kötüdür. Çünkü kendisi bir başkası hakkında yanlış düşündüğü gibi diğer insanları da yanlış düşündürüyor.

    İnsanı su-i zanna sevk eden en önemli sebep, kendi karakterinin bozukluğu veya kendi hayat tarzının çarpıklığıdır. Daima karşısındakileri aldatan bir insan, herkesin sözlerini şüphe ile karşılar ve her işin altında bir hile, bir oyun arar. Menfaati olmadan kimseye yardım etmeyen birisi, Allah rızası için yardım eden kimseyi görünce kim bilir hangi menfaati var da yardım yapıyor diye düşünür.

    Konumuzla ilgili şu hikaye suizan yapmanın insanı çok büyük hatalara pişmanlıklara düşüreceğine güzel bir örnektir. Bir dağ evinde, kocası yeni ölmüş tek başına yaşayan hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz.* Evcil bir hayvan haline gelir.* Bir süre sonra kadının çocuğu doğar.* Gelincik zarar vermesin diye çok dikkat eder.* Bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır.* Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.* Aradan biraz zaman geçer ve anne eve koşarak gelir.* Gelinciği kanlı ağzındaki kanları yalarken görür.* Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır, hemen öldürür.* O sırada içerden bebeğin ağlaması duyulur.* Anne odaya girer.* Odada beşiğin içindeki bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür. Anne suizanna kapılarak ciğerparesi evladını yılandan koruyan gelinciği öldürmüştür. Pişman olur ama iş işten geçmiştir.

    Nazif Fethi YALÇINKAYA






+ Yorum Gönder