Konusunu Oylayın.: Dargın kalmakla ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 2 kişi oyladı.

Dargın kalmakla ilgili hadisler
  1. 01.Nisan.2013, 17:57
    1
    Misafir

    Dargın kalmakla ilgili hadisler

  2. 03.Nisan.2013, 00:38
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,182
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Dargın kalmakla ilgili hadisler





    Dargın kalmakla ilgili hadisler


    "Mü'minler ancak kardeştiler. O halde iki kardeşinizin arasını (bulup) barıştırınız." (Hucurat, 10)

    "Günah islemek ve haddi aşmak üzere yardimlaşmaym." (Maide, 2)

    1591. Enes (radıyallahu anh)'ten rivayet edildiğine göre söyle demiştir. Rasûlullah (aleyhi ekmeluttehaya) söyle buyurmuştur: "Birbirinizle ilgiyi kesmeyin. Birbirinize arka çevirmeyiniz. Karşılıklı kin tutmayınız. Hasedleşmeyinİz. Allah'ın kulları, kardeşler olunuz. Bir müslümanın kardeşine üç günden fazla dargın durması helâl değildir." (Buhârî rivayet etmiştir).

    Hadis-i şerif, söz konusu vasıflardan uzak durmayı tavsiye etmektedir. Çünkü bu vasıflar İslâm kardeşliği ile bağdaşmaz. Şer'i bir sebep olmadan dargın durmak da bu vasıfların benzeridir.

    Hased, buğz, tedâbür tabirleri önceki hadislerde tekrar edilmişti. (1570 no'lu hadis).

    Taberânî: "Bu gibi şeyler çalışmakla elde edilmez. Dolayısıyla buradaki yasaklama, onların sebeplerine hamledilir (yorumlanır). Yani bugzu, hasetliği ve küsüşmeyi gerektiren işleri yapmayın, demektir" demiştir.
    Dargınlık ise bazı alimler; dünyalık için olduğu takdirde üç gün olduğunu, ahiret için olursa üç günden fazla dargın durmanın meşru kılındığını söylemiş, Peygamber'in (aleyhi ekmeluttehaya) Tebük gazasına katılmayan üç kişi ile dargın durulmasını emrettiğini (elli gün) buna örnek göstermişlerdir Daha sonra bu üç kişinin tevbeleri kabul duyurulduğuna dair bir ayet inmiş ve müslümanlar kendileri ile konuşmaya başlamışlardır.

    Dargınlık; cumhura göre, selâm vermek veya almakta sona erer.

    1592. Ebu Eyyûb'dan (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir müslümana kardeşini üç günden fazla terk etmesi helâl olmaz. Şöyle ki, karşılaştıklarında biri şu tarafa, diğeri şu tarafa döner. Onların en hayırlısı selama ilk başlayanlar.(Buhari rivayet etmiştir)

    Hadisteki kardeşlik tabiri; müslümanların aralarında devamlı münasebete teşvik edilmelerine açık bir işarettir. Kardeşlik münasebetlerini kesmek ve onlardan ayrı durmak ise nehyedilmiştir.

    Birbiri ile ilgilerini kesen iki kişinin en hayırlısı selâma ve konuşmaya ilk başlayan ve ayrılık sebeplerini ortadan kaldıran kimsedir. Müslümanlar arasında üç günden fazla dargın durmak haramdır. Dargınlığın bu süre ile sınırlanmasmdaki hikmet; düşünmek, hataları unutmak ve kinleri gömmek için kâfi bir vakit olması sebebiyledir.
    Müslüman kin tutmaz. Hemen sulha yanaşarak, fazileti tercih eder. Selâm, İslâm'da muhabbet ve kardeşlik alâmetidir. Kâfirler îmanla muhataptır. Namaz, oruç, zekât gibi şer'î amellerle mükellef değillerdir, diyen Hanefîler bu hadisle istidlal etmişlerdir. Şafilere göre; kâfirler, hem îman, hem de amellerle muhataptırlar. Onlara göre bu hadisteki müslüman kaydı, şeriatın teklifini müslümanlann kabul etmiş olmaları nedeniyledir.

    1593. Ebu Hüreyre'den (radıyallahu anh) rivayete göre şöyle demiştir: Rasûlullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurmuştur: "Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arzolunur. Allah (c.c) kendisine şirk koşmayan herkesi mağfiret (bağışlar) eder. Ancak, kendisiyle kardeşi arasında düşmanlık olan kimse bu kapsamın dışında kalır. Allah (c.c) Meleklere; "Bu iki kimseyi banşıncaya kadar bırakınız" buyurur. (Müslim rivayet etmiştir).

    Hadisin şerhi için 1568 no'lu hadise bakınız.

    1594. Câbir'den (radıyallahu anh ) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah'ı (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyururken işittim: "Muhakkak şeytan Arap Yarımadası'nda müslümanların kendisine ibadet etmelerinden ümit kesmiştir. Lâkin onların arasında sürtüşme çıkarmaya çalışacaktır." (Müslim rivayet etmiştir).

    Bu hadis-i şerif; Arap Yarımadası'nda şeytana ibadet edecek kimse kalmadığını bildirmektedir. Nevevî: "Bu hadis Peygamberimiz'in mucizelerindendir" demektedir. Arap Yarımadası'nda o günden bugüne müslüman olmayan yoktur. Ancak şeytan her ne kadar müslümanlan dinlerinden çeviremiyeceğini anlasa da, aralarında fitne ve fesat çıkarmak içîn devamlı çalışmış, çalışmakta ve çalışacaktır.

    Arap Yarımadası; boylam olarak, Aden'den Şam'a, enlem olarak ise Cidde ve onun hizasındaki denizden Irak köylerine kadar olan yerdir. Veya, Muhkem sahibinin dediği gibi, Fars Denizi ile Habeş Denizi, Fırat ve Dicle aralandır.

    İslâm'da namazın faydalanndan biri de müslümanlar arasındaki kardeşliği ve sevgiyi korumasıdır.

    1595. Ebu Hüreyre'den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir. Rasûlullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir müslümana kardeşini üç günden fazla terketmesi helâl olmaz. Kim üç günden fazla dargm olarak ölürse cehenneme girer." (Ebu Dâvud; Buhârî ve Müslim'in şartına uygun isnadla rivayet etmiştir ).

    Hadise göre; bir kimse müslüman kardeşiyle üç günden fazla dargın durur ve bu dargınlıkta ısrar edip, bu hal üzere ölürse, Allah Teala o kimseyi azap görmesi için, diğer asi muvahhidlerle beraber cehenneme sokar. Ancak bu dargınlığın helâl olduğunu iddia ederse ebedî olarak cehenneme girer.

    1596. Ebu Hirâş Hadrad b. Ebî Hadrad el-Eslemî (radıyallahu anh) -ki kendisine Sülemî de denmiştir- sahabîdir, rivayete göre Nebî'yi (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyururken işitmiştir:
    "Kardeşiyle bir sene dargın duran kimse, sanki kanını dökmüş gibidir. " (Ebu Dâvud sahih isnadla rivayet etmiştir )

    Râvi Ebu Hirâş Hadrad b. Ebî Hadrad el-Eslemî'nin (radıyallahu anh ) adı; Selime b. Ûmeyr b. Ebî Selâme'dir. Süleym kabilesine mensuptur.

    Müslümanlarla, dargın durmak ve alâkayı kesmek hadis-i şeriflere nehyedilmiş ve böyle yapanlar korkutulmuştur. Çünkü dargınlık ve ayrılık, gerçek öldürmekten günah bakımından az olmayan manevî öldürmedir.

    1597. Ebu Hureyre'den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Rasullullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir mü'minin, diğer bir mü'minle üç günden fazla dargın durması helâl olmaz. Üç gün geçer de, onunla karşılaşırsa, ona selâm versin. Diğeri selâmı iade ederse ecirde ortaktırlar. Selâmı iade etmezse, günahla geri döner. Selâm veren ise dargınlıktan çıkmış olur." (Ebu Dâvud hasen isnadla rivayet etmiştir )

    Ebu Dâvud; "Dargın durmak Allah rızası için olursa bunda hiçbir beis yoktur" demiştir.

    Hadise göre meşru bir özür olmaksızın mü'minin bir kimseyle üç günden fazla dargın durması haramdır.
    Hattabî şöyle der: Bu süre kişinin bir azarlama sebebinden dolayı kardeşi ile dargın durmasına verilen ruhsattır. Baba-oğul, kan-koca ve bunun gibi kimseler arasındaki dargınlık ise üç güden ziyade olabilir. Nebî (aleyhi ekmeluttehaya) zevceleriyie bir ay dargın durmuştur.

    Dargınlığın nihayet bulması selam vermeyledir. Diğeri Selâma mukabele ederse, ecirde ortak olurlar. Mukabelede bulunmazsa günahkâr olur. Selâma başlayan kimse dargınlık günahından kurtulur. Ancak bu tür tehdit, bid'at veya aşikâr bir masiyetten kaynaklanan dargınlıkları kapsamaz.



  3. 03.Nisan.2013, 00:38
    2
    Devamlı Üye




    Dargın kalmakla ilgili hadisler


    "Mü'minler ancak kardeştiler. O halde iki kardeşinizin arasını (bulup) barıştırınız." (Hucurat, 10)

    "Günah islemek ve haddi aşmak üzere yardimlaşmaym." (Maide, 2)

    1591. Enes (radıyallahu anh)'ten rivayet edildiğine göre söyle demiştir. Rasûlullah (aleyhi ekmeluttehaya) söyle buyurmuştur: "Birbirinizle ilgiyi kesmeyin. Birbirinize arka çevirmeyiniz. Karşılıklı kin tutmayınız. Hasedleşmeyinİz. Allah'ın kulları, kardeşler olunuz. Bir müslümanın kardeşine üç günden fazla dargın durması helâl değildir." (Buhârî rivayet etmiştir).

    Hadis-i şerif, söz konusu vasıflardan uzak durmayı tavsiye etmektedir. Çünkü bu vasıflar İslâm kardeşliği ile bağdaşmaz. Şer'i bir sebep olmadan dargın durmak da bu vasıfların benzeridir.

    Hased, buğz, tedâbür tabirleri önceki hadislerde tekrar edilmişti. (1570 no'lu hadis).

    Taberânî: "Bu gibi şeyler çalışmakla elde edilmez. Dolayısıyla buradaki yasaklama, onların sebeplerine hamledilir (yorumlanır). Yani bugzu, hasetliği ve küsüşmeyi gerektiren işleri yapmayın, demektir" demiştir.
    Dargınlık ise bazı alimler; dünyalık için olduğu takdirde üç gün olduğunu, ahiret için olursa üç günden fazla dargın durmanın meşru kılındığını söylemiş, Peygamber'in (aleyhi ekmeluttehaya) Tebük gazasına katılmayan üç kişi ile dargın durulmasını emrettiğini (elli gün) buna örnek göstermişlerdir Daha sonra bu üç kişinin tevbeleri kabul duyurulduğuna dair bir ayet inmiş ve müslümanlar kendileri ile konuşmaya başlamışlardır.

    Dargınlık; cumhura göre, selâm vermek veya almakta sona erer.

    1592. Ebu Eyyûb'dan (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir müslümana kardeşini üç günden fazla terk etmesi helâl olmaz. Şöyle ki, karşılaştıklarında biri şu tarafa, diğeri şu tarafa döner. Onların en hayırlısı selama ilk başlayanlar.(Buhari rivayet etmiştir)

    Hadisteki kardeşlik tabiri; müslümanların aralarında devamlı münasebete teşvik edilmelerine açık bir işarettir. Kardeşlik münasebetlerini kesmek ve onlardan ayrı durmak ise nehyedilmiştir.

    Birbiri ile ilgilerini kesen iki kişinin en hayırlısı selâma ve konuşmaya ilk başlayan ve ayrılık sebeplerini ortadan kaldıran kimsedir. Müslümanlar arasında üç günden fazla dargın durmak haramdır. Dargınlığın bu süre ile sınırlanmasmdaki hikmet; düşünmek, hataları unutmak ve kinleri gömmek için kâfi bir vakit olması sebebiyledir.
    Müslüman kin tutmaz. Hemen sulha yanaşarak, fazileti tercih eder. Selâm, İslâm'da muhabbet ve kardeşlik alâmetidir. Kâfirler îmanla muhataptır. Namaz, oruç, zekât gibi şer'î amellerle mükellef değillerdir, diyen Hanefîler bu hadisle istidlal etmişlerdir. Şafilere göre; kâfirler, hem îman, hem de amellerle muhataptırlar. Onlara göre bu hadisteki müslüman kaydı, şeriatın teklifini müslümanlann kabul etmiş olmaları nedeniyledir.

    1593. Ebu Hüreyre'den (radıyallahu anh) rivayete göre şöyle demiştir: Rasûlullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurmuştur: "Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arzolunur. Allah (c.c) kendisine şirk koşmayan herkesi mağfiret (bağışlar) eder. Ancak, kendisiyle kardeşi arasında düşmanlık olan kimse bu kapsamın dışında kalır. Allah (c.c) Meleklere; "Bu iki kimseyi banşıncaya kadar bırakınız" buyurur. (Müslim rivayet etmiştir).

    Hadisin şerhi için 1568 no'lu hadise bakınız.

    1594. Câbir'den (radıyallahu anh ) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah'ı (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyururken işittim: "Muhakkak şeytan Arap Yarımadası'nda müslümanların kendisine ibadet etmelerinden ümit kesmiştir. Lâkin onların arasında sürtüşme çıkarmaya çalışacaktır." (Müslim rivayet etmiştir).

    Bu hadis-i şerif; Arap Yarımadası'nda şeytana ibadet edecek kimse kalmadığını bildirmektedir. Nevevî: "Bu hadis Peygamberimiz'in mucizelerindendir" demektedir. Arap Yarımadası'nda o günden bugüne müslüman olmayan yoktur. Ancak şeytan her ne kadar müslümanlan dinlerinden çeviremiyeceğini anlasa da, aralarında fitne ve fesat çıkarmak içîn devamlı çalışmış, çalışmakta ve çalışacaktır.

    Arap Yarımadası; boylam olarak, Aden'den Şam'a, enlem olarak ise Cidde ve onun hizasındaki denizden Irak köylerine kadar olan yerdir. Veya, Muhkem sahibinin dediği gibi, Fars Denizi ile Habeş Denizi, Fırat ve Dicle aralandır.

    İslâm'da namazın faydalanndan biri de müslümanlar arasındaki kardeşliği ve sevgiyi korumasıdır.

    1595. Ebu Hüreyre'den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir. Rasûlullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir müslümana kardeşini üç günden fazla terketmesi helâl olmaz. Kim üç günden fazla dargm olarak ölürse cehenneme girer." (Ebu Dâvud; Buhârî ve Müslim'in şartına uygun isnadla rivayet etmiştir ).

    Hadise göre; bir kimse müslüman kardeşiyle üç günden fazla dargın durur ve bu dargınlıkta ısrar edip, bu hal üzere ölürse, Allah Teala o kimseyi azap görmesi için, diğer asi muvahhidlerle beraber cehenneme sokar. Ancak bu dargınlığın helâl olduğunu iddia ederse ebedî olarak cehenneme girer.

    1596. Ebu Hirâş Hadrad b. Ebî Hadrad el-Eslemî (radıyallahu anh) -ki kendisine Sülemî de denmiştir- sahabîdir, rivayete göre Nebî'yi (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyururken işitmiştir:
    "Kardeşiyle bir sene dargın duran kimse, sanki kanını dökmüş gibidir. " (Ebu Dâvud sahih isnadla rivayet etmiştir )

    Râvi Ebu Hirâş Hadrad b. Ebî Hadrad el-Eslemî'nin (radıyallahu anh ) adı; Selime b. Ûmeyr b. Ebî Selâme'dir. Süleym kabilesine mensuptur.

    Müslümanlarla, dargın durmak ve alâkayı kesmek hadis-i şeriflere nehyedilmiş ve böyle yapanlar korkutulmuştur. Çünkü dargınlık ve ayrılık, gerçek öldürmekten günah bakımından az olmayan manevî öldürmedir.

    1597. Ebu Hureyre'den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Rasullullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir mü'minin, diğer bir mü'minle üç günden fazla dargın durması helâl olmaz. Üç gün geçer de, onunla karşılaşırsa, ona selâm versin. Diğeri selâmı iade ederse ecirde ortaktırlar. Selâmı iade etmezse, günahla geri döner. Selâm veren ise dargınlıktan çıkmış olur." (Ebu Dâvud hasen isnadla rivayet etmiştir )

    Ebu Dâvud; "Dargın durmak Allah rızası için olursa bunda hiçbir beis yoktur" demiştir.

    Hadise göre meşru bir özür olmaksızın mü'minin bir kimseyle üç günden fazla dargın durması haramdır.
    Hattabî şöyle der: Bu süre kişinin bir azarlama sebebinden dolayı kardeşi ile dargın durmasına verilen ruhsattır. Baba-oğul, kan-koca ve bunun gibi kimseler arasındaki dargınlık ise üç güden ziyade olabilir. Nebî (aleyhi ekmeluttehaya) zevceleriyie bir ay dargın durmuştur.

    Dargınlığın nihayet bulması selam vermeyledir. Diğeri Selâma mukabele ederse, ecirde ortak olurlar. Mukabelede bulunmazsa günahkâr olur. Selâma başlayan kimse dargınlık günahından kurtulur. Ancak bu tür tehdit, bid'at veya aşikâr bir masiyetten kaynaklanan dargınlıkları kapsamaz.






+ Yorum Gönder