Konusunu Oylayın.: Peygamber'in amcası Ebu Talib iman ile mi öldü?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamber'in amcası Ebu Talib iman ile mi öldü?
  1. 16.Aralık.2011, 18:09
    1
    Misafir

    Peygamber'in amcası Ebu Talib iman ile mi öldü?

  2. 16.Aralık.2011, 22:01
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,694
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamber'in amcası Ebu Talib iman ile mi öldü?




    Rivayetler açısından meseleye baktığımız zaman Ebû Talib'in kelime-i şehadeti söylemeden öldüğü kesin gibidir Buhari ve Müslim'de yer alan 'Cehennem azabının en ehvenine Ebû Talip maruz kalacaktır O (ateşten) iki nalın giyecektir ama onun (sıcaklığından) beyni kaynayacaktır' mealindeki hadis, bunun delilidir Bu arada 2 Dünya Savaşında ölen Hristiyanlar hakkında bile çok yumuşak düşünen ve bir fetret dönemi yaşandığından ötürü mazlum olarak ölen o insanların kurtulabileceklerini ihsas eden Hz Bediüzzaman'ın bile, Ebû Talib'in iman edemediği ve Cehennemde en az azaba düçar olacaklar arasında bulunacağı şeklindeki mülâhazası da bu düşünceyi desteklemektedir
    Mesele sahih bir hadiste, bu şekilde vuzuha kavuşturulmuş olmasına rağmen, cibilli yakınlık göz önüne alınarak farklı değerlendirmelerde bulunmaya gelince evvelâ şunu ifade etmeliyiz ki, 'Fazl-ı ilâhi ve lütf-u ilâhiden öte fazl ve lütuf, kat'iyen fazl ve lütuf değildir Belki de bu bir zulümdür' Burada meselenin temeli Ebû Talib'in Allah Resûlüne yakınlığı ya da yaptıkları değil, O'nun Allah ile olan irtibatıdır Şayet Ebû Talip, dünyada iken bu irtibatı kuramadı ise -ki kuramamıştır- öyle ise rahmet-i ilâhiden nasip alacağını düşünmek- bizi aşar Evet, bizim böyle bir durumda, ilâhî rahmetten ona bir pay ayırmamız, Allah'a karşı saygısızlık olabilir Onun için değerlendirmelerde, kıstasların ve ölçülerin çok iyi tespit edilmesi lâzımdır
    Meseleye farklı bir zaviyeden bakıldığında, Ebû Talib'in, Hz Peygamber (sas)'e yapmış olduğu iyilikler de inkâr edilemez Bu iyiliklerin, tekevvün döneminde İslâm'a çok büyük faydası olmuşturİnsan bunları nazara alarak Ebû Talip için illa bir şey diyecekse bana göre Hz Ebû Bekir'in dediği gibi demelidir: O, yıllar sonra babası Ebû Kuhafe'yi elinden tutup Nebiler Sultanının huzuruna getirmişti getirmiş ve şehadet ikrarından sonra, sevineceği yerde ağlamaya başlamıştı Allah Resûlü'nün,
    - Neden ağlıyorsun? sorusuna, o büyük insan,
    - Ya Resûlallah ne kadar arzu ederdim, şimdi Müslüman olan babam yerinde Ebû Talip olsaydı!
    Bu düşüncesi ile Hz Ebû Bekir, Allah Resûlü'nün hissiyatını kendi hissiyatına tercih ettiği için, büyüklüğünü bir kez daha ortaya koyuyordu Bu itibarla, Ebû Talib'in imanı veya imansızlığı karşısında, en uç ve ileri noktada ancak bu denilebilir Bunun ötesi, Allah'ın tasarruf alanı içine girer ve Rububiyyetinin tecellilerini kabul etmemek anlamına gelir

    Netice itibarıyla Ebû Talib'in, inanmadan ahirete irtihal ettiği kesindir ve tabiî bu kesin kanaati bildiren nasslara rağmen, farklı mütalâalarda bulunmak da doğru değildir

    Fethullah Gülen /arşivden



  3. 16.Aralık.2011, 22:01
    2
    Silent and lonely rains



    Rivayetler açısından meseleye baktığımız zaman Ebû Talib'in kelime-i şehadeti söylemeden öldüğü kesin gibidir Buhari ve Müslim'de yer alan 'Cehennem azabının en ehvenine Ebû Talip maruz kalacaktır O (ateşten) iki nalın giyecektir ama onun (sıcaklığından) beyni kaynayacaktır' mealindeki hadis, bunun delilidir Bu arada 2 Dünya Savaşında ölen Hristiyanlar hakkında bile çok yumuşak düşünen ve bir fetret dönemi yaşandığından ötürü mazlum olarak ölen o insanların kurtulabileceklerini ihsas eden Hz Bediüzzaman'ın bile, Ebû Talib'in iman edemediği ve Cehennemde en az azaba düçar olacaklar arasında bulunacağı şeklindeki mülâhazası da bu düşünceyi desteklemektedir
    Mesele sahih bir hadiste, bu şekilde vuzuha kavuşturulmuş olmasına rağmen, cibilli yakınlık göz önüne alınarak farklı değerlendirmelerde bulunmaya gelince evvelâ şunu ifade etmeliyiz ki, 'Fazl-ı ilâhi ve lütf-u ilâhiden öte fazl ve lütuf, kat'iyen fazl ve lütuf değildir Belki de bu bir zulümdür' Burada meselenin temeli Ebû Talib'in Allah Resûlüne yakınlığı ya da yaptıkları değil, O'nun Allah ile olan irtibatıdır Şayet Ebû Talip, dünyada iken bu irtibatı kuramadı ise -ki kuramamıştır- öyle ise rahmet-i ilâhiden nasip alacağını düşünmek- bizi aşar Evet, bizim böyle bir durumda, ilâhî rahmetten ona bir pay ayırmamız, Allah'a karşı saygısızlık olabilir Onun için değerlendirmelerde, kıstasların ve ölçülerin çok iyi tespit edilmesi lâzımdır
    Meseleye farklı bir zaviyeden bakıldığında, Ebû Talib'in, Hz Peygamber (sas)'e yapmış olduğu iyilikler de inkâr edilemez Bu iyiliklerin, tekevvün döneminde İslâm'a çok büyük faydası olmuşturİnsan bunları nazara alarak Ebû Talip için illa bir şey diyecekse bana göre Hz Ebû Bekir'in dediği gibi demelidir: O, yıllar sonra babası Ebû Kuhafe'yi elinden tutup Nebiler Sultanının huzuruna getirmişti getirmiş ve şehadet ikrarından sonra, sevineceği yerde ağlamaya başlamıştı Allah Resûlü'nün,
    - Neden ağlıyorsun? sorusuna, o büyük insan,
    - Ya Resûlallah ne kadar arzu ederdim, şimdi Müslüman olan babam yerinde Ebû Talip olsaydı!
    Bu düşüncesi ile Hz Ebû Bekir, Allah Resûlü'nün hissiyatını kendi hissiyatına tercih ettiği için, büyüklüğünü bir kez daha ortaya koyuyordu Bu itibarla, Ebû Talib'in imanı veya imansızlığı karşısında, en uç ve ileri noktada ancak bu denilebilir Bunun ötesi, Allah'ın tasarruf alanı içine girer ve Rububiyyetinin tecellilerini kabul etmemek anlamına gelir

    Netice itibarıyla Ebû Talib'in, inanmadan ahirete irtihal ettiği kesindir ve tabiî bu kesin kanaati bildiren nasslara rağmen, farklı mütalâalarda bulunmak da doğru değildir

    Fethullah Gülen /arşivden






+ Yorum Gönder