Konusunu Oylayın.: Amenerrasulü tefsiri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Amenerrasulü tefsiri
  1. 06.Şubat.2013, 14:21
    1
    Misafir

    Amenerrasulü tefsiri






    Amenerrasulü tefsiri Mumsema Amenerrasulü tefsirine ihtiyacım var bana kuranda Amenerrasulü tefsirini yapar mısınız ?


  2. 06.Şubat.2013, 14:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 06.Şubat.2013, 19:24
    2
    Hanzala
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ocak.2012
    Üye No: 93817
    Mesaj Sayısı: 375
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: amenerrasulü tefsiri




    amenerrasulü tefsiri:


    Bakara Suresi, 285-286. Ayetlerin Mealleri:
    285- Resul Rabbinden indirilene inandı, müminler de. Hepsi Allaha, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. Onun elçilerinden hiç birini diğerlerinden ayırt etmeyiz. Dediler ki, işittik itaat ettik Rabbimiz bizi bağışlamanı dileriz. Ey rabbimiz dönüş sanadır.
    286- Allah kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülükte kendi zararınadır. Rabbimiz unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Rabbimizsin. Kafirler toplumuna karşı bize yardım et.!
    آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ 285 لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنْتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ 286
    Bakara Suresi 285- 286. Ayetlerin Tefsiri:
    آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ (Peygamber ve müminler kendisine indirilene iman etti.) Allah-u Teala tarafından imanlarının sıhhati üzere şahittir. İmamı Hasen Mücahid ve Dahhak derler ki şu ayeti kerime miraç kıssası üzerine indi. Denildi ki Kur'anın tamamını Cebrail (Aleyhisselam) indirdi. Ancak bu ayeti miraç gecesi Resulullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) Mevla'dan işitti.
    كُلٌّ آمَنَ بِاللهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ (Her birerleri Allaha, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti.)
    لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ (Resullerden hiç birinin arasını ayırmayız.) Yani Resullerden hiç birisinin arasını Yahudi ve Hıristiyanların yaptığı gibi ayırmayız. Hepsine inanırız.
    وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا (Dediler ki işittik ve itaat ettik.) Sana icabet ettik, emrine itaat ettik.
    غُفْرَانَكَ رَبَّنَا (Ey Rabbimiz! Bizi bağışla.) Bizi mağfiret etmeni dileriz.
    وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ (Dönüş ancak sanadır.) Dünya ve ahiret işlerinin tamamı sana dönecektir. Bu söz müminlerden iki dünyada bütün işlerin sahibinin Allah olduğunu ve her şeyin ona döneceğini ikrardır. Rivayet edildi ki, Cebrail (Aleyhisselam) Peygamberimize bu ayet indiği vakitte şöyle dedi "Muhakkak Allahu Teala senin ve ümmetin üzerine övgü yaptı. İste verileceksin." Resulullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) Allahın öğretmesini istedi. Mağfiretini isteriz dedi.
    لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا (Allah kimseye gücü, takatin üstünde bir şey teklif etmez.) Vüsu': İnsanın gücü yettiği, zorlanmadığı, meşakkatlenmediği şeydir. Yani cenabı hak ancak kudretinin yettiği şeyi ile ve takatinin kolayına gelen ile hükümlü tutar. Gayretini ve takatini aşan ile sorumlu tutmaz. Burası evvelki ümmetlere olan ağır yüklerin ve çetin hükümlerin kaldırıldığının haberidir. Süfyan’dan rivayet edildi ki peygamberler kavimlerine şu ayeti getirirler. "Nefsinizde olan şeyi açıklasanız veya gizleseniz de Allahu Teala sizi onunla hesaba çeker." Derler ki, “buna gücümüz yetmez bunu taşıyamayız.” Neticede onlar bunlardan sorumlu olurlardı. Vaktaki şu ümmete bu ayet arz edilince onu kabul ettiler. Allahu Teala'da onlardan yükleri indirdi. Ve buyurdu ki "Allah kişiye ancak takatinde olanı yükler." Böylece bu ümmete rahmetini ve yumuşaklığını bildirmiş oldu.
    لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ (Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, kötülükte kendi aleyhinedir.) Hayırdan kazanmış olduğu şeyin sevabı lehinedir, şerden kazandığının cezası da kendinedir.
    رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا (Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma.) Unutmak ve hata etmekten dolayı ileri veya geri kalmak sebebiyle bizi muaheze etme. Bizi affet.
    رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا (Ey Rabbimiz bizim üzerimize ağır yük yükleme.) İsr: Taşınması ağır olan yük. Ağır olduğu için onu yerinden kaldırmaya güç yetiremez.
    كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا (Bizden evvelkilere yüklediğin gibi.) Yahudi ve Hıristiyanlara yüklenen meşakkatli hükümler gibi. Tevbelerinin kabulünde kendilerini öldürmek, ganimet malının yanması, mesh ve teyemmümün olmaması, necasetlenen yerin kesilip atılması gibi.
    رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ (Ey Rabbimiz! Bizim üzerimize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme.) Bizden evvelkilere inen azablar gibisini bize indirme. Evvelki talepte onlara yüklenen ağır hükümlerin kaldırılması istenmişti. Bu ayette evvelkilere indirilen azabların kaldırılması talep edilmektedir.
    وَاعْفُ عَنَّا (Bizi affet.) Günahlarımızın izlerini sil.
    وَاغْفِرْ لَنَا (Bizi mağfiret et.) Ayıplarımızı ört. Mahşer yerinde halkın ortasında bizi rezil etme.
    وَارْحَمْنَآ (Bize merhamet et.) Bize ihsan eyle, ikram eyle.
    أَنْتَ مَوْلاَنَا (Sen bizim Mevlamızsın.) Bizim seyyidimizsin, bizler senin köleleriniz. Bize yardım eyle, işlerimizi idare eyle.
    فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ (Kafirler kavmine karşı bize yardım eyle.) Onların şerlerini bizden def eyle, bize yardım eyle. Zira efendinin kullarına yardım etmesi, düşmanlardan onu kurtarması beklenir. Kâfirlere karşı yardım zafer ile olur.


  4. 06.Şubat.2013, 19:24
    2
    Devamlı Üye



    amenerrasulü tefsiri:


    Bakara Suresi, 285-286. Ayetlerin Mealleri:
    285- Resul Rabbinden indirilene inandı, müminler de. Hepsi Allaha, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. Onun elçilerinden hiç birini diğerlerinden ayırt etmeyiz. Dediler ki, işittik itaat ettik Rabbimiz bizi bağışlamanı dileriz. Ey rabbimiz dönüş sanadır.
    286- Allah kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülükte kendi zararınadır. Rabbimiz unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Rabbimizsin. Kafirler toplumuna karşı bize yardım et.!
    آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ 285 لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنْتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ 286
    Bakara Suresi 285- 286. Ayetlerin Tefsiri:
    آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ (Peygamber ve müminler kendisine indirilene iman etti.) Allah-u Teala tarafından imanlarının sıhhati üzere şahittir. İmamı Hasen Mücahid ve Dahhak derler ki şu ayeti kerime miraç kıssası üzerine indi. Denildi ki Kur'anın tamamını Cebrail (Aleyhisselam) indirdi. Ancak bu ayeti miraç gecesi Resulullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) Mevla'dan işitti.
    كُلٌّ آمَنَ بِاللهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ (Her birerleri Allaha, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti.)
    لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ (Resullerden hiç birinin arasını ayırmayız.) Yani Resullerden hiç birisinin arasını Yahudi ve Hıristiyanların yaptığı gibi ayırmayız. Hepsine inanırız.
    وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا (Dediler ki işittik ve itaat ettik.) Sana icabet ettik, emrine itaat ettik.
    غُفْرَانَكَ رَبَّنَا (Ey Rabbimiz! Bizi bağışla.) Bizi mağfiret etmeni dileriz.
    وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ (Dönüş ancak sanadır.) Dünya ve ahiret işlerinin tamamı sana dönecektir. Bu söz müminlerden iki dünyada bütün işlerin sahibinin Allah olduğunu ve her şeyin ona döneceğini ikrardır. Rivayet edildi ki, Cebrail (Aleyhisselam) Peygamberimize bu ayet indiği vakitte şöyle dedi "Muhakkak Allahu Teala senin ve ümmetin üzerine övgü yaptı. İste verileceksin." Resulullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) Allahın öğretmesini istedi. Mağfiretini isteriz dedi.
    لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا (Allah kimseye gücü, takatin üstünde bir şey teklif etmez.) Vüsu': İnsanın gücü yettiği, zorlanmadığı, meşakkatlenmediği şeydir. Yani cenabı hak ancak kudretinin yettiği şeyi ile ve takatinin kolayına gelen ile hükümlü tutar. Gayretini ve takatini aşan ile sorumlu tutmaz. Burası evvelki ümmetlere olan ağır yüklerin ve çetin hükümlerin kaldırıldığının haberidir. Süfyan’dan rivayet edildi ki peygamberler kavimlerine şu ayeti getirirler. "Nefsinizde olan şeyi açıklasanız veya gizleseniz de Allahu Teala sizi onunla hesaba çeker." Derler ki, “buna gücümüz yetmez bunu taşıyamayız.” Neticede onlar bunlardan sorumlu olurlardı. Vaktaki şu ümmete bu ayet arz edilince onu kabul ettiler. Allahu Teala'da onlardan yükleri indirdi. Ve buyurdu ki "Allah kişiye ancak takatinde olanı yükler." Böylece bu ümmete rahmetini ve yumuşaklığını bildirmiş oldu.
    لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ (Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, kötülükte kendi aleyhinedir.) Hayırdan kazanmış olduğu şeyin sevabı lehinedir, şerden kazandığının cezası da kendinedir.
    رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا (Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma.) Unutmak ve hata etmekten dolayı ileri veya geri kalmak sebebiyle bizi muaheze etme. Bizi affet.
    رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا (Ey Rabbimiz bizim üzerimize ağır yük yükleme.) İsr: Taşınması ağır olan yük. Ağır olduğu için onu yerinden kaldırmaya güç yetiremez.
    كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا (Bizden evvelkilere yüklediğin gibi.) Yahudi ve Hıristiyanlara yüklenen meşakkatli hükümler gibi. Tevbelerinin kabulünde kendilerini öldürmek, ganimet malının yanması, mesh ve teyemmümün olmaması, necasetlenen yerin kesilip atılması gibi.
    رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ (Ey Rabbimiz! Bizim üzerimize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme.) Bizden evvelkilere inen azablar gibisini bize indirme. Evvelki talepte onlara yüklenen ağır hükümlerin kaldırılması istenmişti. Bu ayette evvelkilere indirilen azabların kaldırılması talep edilmektedir.
    وَاعْفُ عَنَّا (Bizi affet.) Günahlarımızın izlerini sil.
    وَاغْفِرْ لَنَا (Bizi mağfiret et.) Ayıplarımızı ört. Mahşer yerinde halkın ortasında bizi rezil etme.
    وَارْحَمْنَآ (Bize merhamet et.) Bize ihsan eyle, ikram eyle.
    أَنْتَ مَوْلاَنَا (Sen bizim Mevlamızsın.) Bizim seyyidimizsin, bizler senin köleleriniz. Bize yardım eyle, işlerimizi idare eyle.
    فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ (Kafirler kavmine karşı bize yardım eyle.) Onların şerlerini bizden def eyle, bize yardım eyle. Zira efendinin kullarına yardım etmesi, düşmanlardan onu kurtarması beklenir. Kâfirlere karşı yardım zafer ile olur.





+ Yorum Gönder