RUM SURESİ Hakkında Bilgi 5 üzerinden 4.21 | Toplam : 29 kişi
  1. 1
    @mir âb ü kil
    @mir
    âb ü kil

    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 2,814
    Tecrübe Puanı: 32
    Yaş: 44

    RUM SURESİ Hakkında Bilgi


    RUM SURESİ


    Sure Hakkında Bilgi


    İlk ayetlerinde, İranlılarla yapılan savaşta yenilgiye uğrayan Rumların (Bizanslılar) tekrar galip gelecekleri anlatıldığından sureye bu ad verilmiştir. Sure 60 ayettir. 17. ayet hariç, surenin tamamı Mekke'de, İnşikak suresinden sonra inmiştir. Mushaf'taki sıralamada 30., iniş sırasına göre ise 84. suredir Rum suresi, çok önemli bir gayb olayını haber vererek başlar. Bu olay, Bizanslılarla İranlılar arasında meydana gelecek savaşta Bizanslıların galip gelmesi olayıdır. Olay, Kur'an-ı Kerim'in haber verdiği gibi meydana gelmiş ve böylece haber gerçekleşmiştir. Bu olay, Hz. Muhammed'in getirdiği vahyin doğruluğunu gösteren en açık delillerden ve Kur'an'ın en büyük mucizelerindendir.


    Surenin temel konuları


    Allah'ın müminlere yardım etmesi,
    İnkârcıların başlarına gelenler ve ahiretteki durumları,
    Allah'ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren deliller,
    Sadece Allah'a inanıp ibadet etmenin lüzumu,
    Ahiretin gerçek oluşu,
    Darlıkta da bollukta da Allah'a bağlanmanın ve hak yolda sebat etmenin gereği.


    Surenin temel mesajları


    Ehli kitap, Allah katında müşriklerden daha üstündür. Ehli kitap olan Rumların (Bizanslılar) bu yüzden müşrik olan Perslere galip geleceği haber verilmiştir.


    Kur'an-ı Kerim'in'in Rumların galip geleceğini haber vermesi, onun mucize bir kitap olduğunun bir delilidir.


    Yüce Allah, dilediğine yardım eder ve onun yardım ettikleri de mutlaka galip gelir.


    Yüce Allah, peygamberlerini yalanlayan, ayetlerini inkar edip alaya alan inkarcıları daha dünyada iken cezalandırmıştır. Kişi, çevresine dikkatle bakıp düşünmeli, gezip gördüğü yerlerde geçmiş toplumların başlarına gelenlerden ibret almalıdır.


    İnsanları yaratan Allah, onları öldükten sonra da diriltecektir. Kıyamet kopunca suçlular, umutsuzluk içinde susacaklar, onlara şefaat eden de çıkmayacaktır. Onlar azaba uğrayacak, inanıp iyi işler yapanlar ise cennetle ödüllendirecektir.


    Gece ve gündüz, daima Allah'ı tespih etmek gerekir. Çünkü her şeyi yaratan, öldürüp dirilten ve canlılara rızık veren Allah övülmeye layık olandır.


    Onun eşi ve ortağı yoktur. Onun yarattıklarını ona ortak kılmak akılsızlıktır.


    İnsan fıtratına en uygun din, tevhid dinidir. Allah insanı bu özellikte yaratmıştır. Bu yüzden insan fıtratına dönmeli; Allah'a yönelip ondan korkmalı, namazı kılmalı ve ona ortak koşanlardan olmamalıdır.


    Başa bir sıkıntı geldiğinde Allah'ı hatırlayıp ona sığınmak, sıkıntı ortadan kalkınca onu unutmak nankörlüktür.

    Bu, müşriklerin özelliğidir.


    Bir iyilik dokunduğunda sevinmek, bir kötülük dokunduğunda ise üzülüp ümitsizliğe düşmek doğru değildir.

    Allah nimeti dilediğine verir. Allah'ın verdiğine razı olmak gerekir.


    Mümin, akrabaya, yoksula ve yolcuya yardım etmelidir.


    Malın artması için alınan faiz malın bereketini giderir; fakat Allah için zekat ve sadaka vermek, malı kat kat artırır.


    İnsanların akılsızca davranışları yüzünden dünyanın düzeni bozulmaktadır. İnsanların başlarına gelen felaketlerin çoğu kendilerinden kaynaklanmaktadır. Yüce Allah, onları başlarına gelen bu felaketlerle uyarmaktadır.


    Allah'a ortak koşanların sonu felakettir.


    Rüzgarlar, Allah'ın varlığının işaretlerindendir. Allah, rüzgarlarla bulutları hareket ettirir, bulutlardan yağmur çıkarır, yağmurla da toprağı canlandırır. Bu, Yüce Allah'ın ölüleri tekrar nasıl dirilteceğinin de bir misalidir. Ancak kalbi hakikate kapalı olanlar bunu anlayamazlar.


    Kıyamet günü suçlular, dünya hayatının ne kadar kısa olduğunu anlayacaklar ve pişmanlık duyacaklardır.

    Fakat bu pişmanlık fayda vermeyecektir.


    Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de, insanların hakikati kavrayıp anlamaları için her çeşit misale yer vermiştir. Buna rağmen inanmamakta direnenler için yapılacak bir şey yoktur. Onların inançsızlıkları karşısında sabırlı olunmalı, olumsuz davranışları müminleri üzüntüye, yılgınlığa, gevşekliğe ve telaşa sevk etmemelidir.


    Allah'ın hidayet vermediğine hiç kimse hidayet veremez.


    Dinde ayrılığa düşüp hakikatin kendisinde olduğunu iddia etmek yanılgıdır.

    Hasenat programından alınmıştır.

    İlgili Yazılar

  2. 2
    mum Kişisel Rütbe
    mum
    Kişisel Rütbe

    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 9,924
    Tecrübe Puanı: 102

    RUM SURESİ Bilgi


    Rum suresi ile ilgili bilgi





    RUM SURESİ


    Surenin İsmi:


    Sure; Rumların galip geleceği haberiyle başladığı ve onların düşman*larına karşı birkaç sene içerisinde galip geleceğini haber verdiği için bu ad*la adlandırılmıştır.

    Gelecekte vaki olacak olan gayp haberlerin bildirilmesi ve ayetlerde zikredilen hususun aynen haber verildiği gibi meydana gelmesi, Kur'an-ı Kerim'in mucizelerinden biridir. [1]



    Surenin Konusu:


    Bu surenin konusu diğer Mekkî surelerin konusu olup İslâm akait esasları olup, Allah'ın birliği ve sıfatları, peygamberliğe iman, öldükten sonra dirilmeye ve ahirette amellerin karşılığının verileceğine iman konu*ları ele alınmaktadır. [2]



    Surenin Muhtevası:


    Sure gaybden haber vermek suretiyle peygamberliği isbat etmekle başlamaktadır. Gaybî haber, Rumların İranlılara karşı 3-9 sene esnasında meydana gelecek bir savaşta galip geleceği haberi idi. Bu haber, aynen Kur'an'm haber verdiği gibi meydana geldi.

    Bu Peygamberimiz (s.a.)'in doğruluğunu isbat eden, Rahmanın ordu*sunun Şeytan'ın ordusuna galip geleceği müjdesini ihtiva eden Kur'an mu-cizesidir.

    Daha sonra kâinatın yaradılışı üzerinde düşünmek, göklerin ve yerin yapısını incelemek ve Hakk'ı yalanlayanların geçmişteki üzücü durumunu ve kötü akıbetlerini dikkate almak suretiyle ilâhî kudretin, azametinin ve Allah'ın birliğinin delilleri zikredildi. Bunun ardından öldükten sonra diril*menin delilleri ve sadece Allah'a ibadet etme emri geldi. Bu, insanların üzerinde yaratıldığı fıtratın gereğidir.

    Bu ayetlerde müşriklerin sözleri ve tavırları zikredildi ve onlara Al*lah'a ortak koştukları şeylerin zayıf, âciz varlıklar oldukları, kıyamet gü*nünde kendileri için hiçbir fayda temin edemeyecekleri ve hiçbir kimsenin zarar görmesini engelleyemeyecekleri, hiçbir şeyi yaratamayacakları, varedemeyecekleri ve hiçbir kimseye rızık verme suretiyle yardım edemeyecek*leri hususunda misaller verildi.

    Kur'an önceki surede zikredildiği gibi müşriklerin gerçek durumunu ortaya koydu. Bu da, darlık anında Allah'a iltica etmeleri, genişlik vaktin*de ise Allah'a ortak koşmalarıdır. Ayrıca insanın tabiatmdaki perde kaldı*rılmıştır. Bu da insanoğlunun nimet sebebiyle şımarması, zorluk anında ise ümitsizliğe kapılmasıdır. Ancak iman eden ve salih amel işleyenler bundan müstesnadır.

    Allah Tealâ dinlerini parça parça ayıran ve gruplar haline gelen müş*rikler ve benzerlerine tâbi olmaktan nehyetti. Daha sonra akrabaya, yok*sul ve yolculara tasaddukta bulunmayı, faiz yemekten kaçınmayı ve malı helâl şekillerde nemalandırmayı ve zekâtla temizlemeyi emretti.

    Sure daha sonra Allah Tealâ'nın bir lütfü olarak cennet bahçelerine yerleşen müminlerin bu akıbetleri ile amellerinin ve inkârlarının karşılığı olarak cehennem ateşlerinde kalan kâfirlerin bu akıbeti arasında karşılaş*tırma yaptı. İşte o zaman iman ve hayrın faydası, küfür ve şerrin karanlığı ortaya çıkmaktadır.

    Bunun ardından Allah'ın kudretini gösteren ve O'nun birliğine delâlet eden, rahmeti müjdeleyen rüzgârları göndermesi, denizlerde gemileri yü*rütmesi ve yolculara ticaret imkânı verilmesi ve yeryüzünün çeşitli yerle*rinde Allah'ın lütfunun talep edilmesi gibi bazı kâinat delilleri ve nefisler*de görülen yaratma, rızık verme, öldürme ve diriltme delilleri zikredildi.

    Sure; kavminin, peygamberliğine iman etmekten yüzçevirmelerine karşı Rasulullah (s.a.)'i şu şekilde teselli ederek sona ermektedir: Müşrik*ler hidayet kapılarını kapatmakta, Allah'a imana ulaşmak için gerekli va*sıtaları inceleme noktasında akıl ve fikir güçlerini kullanmamaktadırlar. Onlar sağır ve kördürler. Hakkı duymazlar ve görmezler. Onlar her ne ka*dar ayetleri görseler, burhan ve mucizelere şahid olsalar da inatçılık, küfür mevkilerini elinde tutma, Araplar arasında nüfuz sahibi olma ve liderlik konumunu koruma arzusu sebebiyle asla iman etmeyeceklerdir.

    Bu durum zafer gelinceye kadar, müşriklerin eziyetlerine karşı sabırlı olmayı, ilâhî mesajı tebliğ görevini yerine getirmeye devam etmeyi gerekli kılmaktadır. Çünkü onların bir kısmı ya da başkaları hidayeti bulabilir. Zafer Rasulullah (s.a.)'in tarafında olacak. Rezil olan, onu yalanlayan ve öl*dükten sonra dirilmeye inanmayan kimselerin küfrü onun davetinin seyri*ne asla tesir etmeyecektir.


+ Yorum Gönder