Araf suresi 155. ayet: Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa 5 üzerinden 4.80 | Toplam : 5 kişi
  1. 1
    Muhasibi Devamlı Üye
    Muhasibi
    Devamlı Üye
    Muhasibi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 7,315
    Tecrübe Puanı: 75
    Yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Araf suresi 155. ayet: Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa


    Araf suresi 155. ayetin Meali

    Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa dedi ki: «Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin!

    İlgili Yazılar

  2. 2
    Ecrinim Hüvel Baki..
    Ecrinim
    Hüvel Baki..
    Ecrinim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 4,452
    Tecrübe Puanı: 101
    Yer: Akdeniz

    Cevap: Araf suresi 155. ayet: Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayın


    Ayetin Arapçası


    وَاخْتَارَ مُوسَى قَوْمَهُ سَبْعِينَ رَجُلاً لِّمِيقَاتِنَا فَلَمَّا أَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاء مِنَّا إِنْ هِيَ إِلاَّ فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَاء وَتَهْدِي مَن تَشَاء أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ
    Vahtâra mûsâ kavmehu seb’îne raculen li mîkâtinâ, fe lemmâ ehazet humur recfetu kâle rabbi lev şi’te ehlektehum min kablu ve iyyâye, e tuhlikunâ bi mâ feales sufehâu minnâ, in hiye illâ fitnetuk(fitnetuke), tudıllu bihâ men teşâu ve tehdî men teşâu ente veliyyunâ fâgfirlenâ verhamnâ ve ente hayrûl gâfirîn(gâfirîne).



  3. 3
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Tecrübe Puanı: 59
    Yer: çalışma odam:)

    Araf suresi 155. ayetin tefsiri


    Araf suresi 155. ayetin tefsiri

    155-156. Hz. Mûsâ,İsrâiloğuılan'nın on iki oymağından (sıbt) seçtiği yetmiş kişiyi yanına alarak, kavminin altın buzağıya tapmalarından dolayı af dilemeleri, dua ve niyazda bulunmaları İçin, Allah'ın kendisiyle konuştuğu mekân olmasıyla kutsallık kazanmış bulunan Tûrisînâ'ya ikinci defa gitti. Tevrat'ın bazı bölümle*rinde[229] verilen bilgi*lere göre Rab, Mûsâ ile iki defa buluşma vakti tayin etmiş; Rabbin buyruğu uya*rınca Mûsâ birinci buluşmada yanına İsrailoğulları'nın ileri gelenlerinden yetmiş kişi almıştır, Tevrat'ta Musa'nın ikinci buluşmada yanına yine yetmiş kişi alıp al*madığına ilişkin bilgi yoktur. İbn Âşûr, ikinci buluşmayı ilkinin tamamlayıcısı gi*bi düşünerek, Musa'nın bu buluşmaya da yetmiş kişi götürmesinin Tevrat'a göre mümkün olduğunu ifade eder; Kur'an'da ise bu husus sarahatle belirtilmiştir. Kur'an'da Musa'nın, Tûr'daki ilk buluşmasında, dağın sallanmasıyla kendinden geçip yere yığıldığı bildirilirken, söz konusu yetmiş kişinin orada bulunup bulun*madığından ve onların da bu sarsıntıdan etkilendiğinden söz edilmemekte; fakat bu durumun ikinci ziyaret sırasında gerçekleştiği bildirilmektedir, tbn Âşûr, yine Tevrat ile Kur'an'daki bilgileri birleştirerek, yetmiş kişilik topluluğun ilk ziyaret*te de Musa'nın yanında bulunduğunu, Mûsâ gibi onların da sarsıntıdan yere yığıl*dıklarını kabul etmektedir

    Fahreddin er-Râzî, İkinci ziyaret esnasında söz konusu yetmiş kişinin müthiş bir sarsıntıyla bayılıp düşmelerinin sebebine ilişkin olarak müfessirlerden şöyle bir bilgi aktarır: Mûsâ yetmiş kişiyi Tûr'a götürdü. Dağa yaklaştıklarında bütün dağı bir bulut sütunu kapladı. Mûsâ bu bulutun içine girdi; onun isteği üzerine diğerle*ri de bulutun içine girerek hep birlikte secde ettiler; Allah'ın Musa'ya "şunları yap, şunları yapma..." gibi emirlerini ve yasaklarını duydular. Bulut çekilince, "Ey Mû*sâ! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" dediler [230]. İşte bu yüzden onları sarsıntı çarptı (XV, 17). Bu olay kısmen Tevrat'ta da anlatılmakta, ancak orada olay ilk ziyaretin anlatıldığı bölümde geçmektedir (Çıkış, 24/15-18).

    Hz. Mûsâ, muhtemelen kavmiyle birlikte yanındaki yetmiş kişinin de daha önce buzağı heykeline tapmak suretiyle ağır bir suç işlediklerini; ayrıca kendisi*nin, Tûr'daki ilk bulunuşu sırasında Allah'tan kendisini görmek istemesinin de bir kusur olduğunu dikkate alarak, "Ey rabbim! Dileseydin onları ve beni daha önce hol âk ederdin" dedi.

    "Beyinsizler" diye çevirdiğimiz 155. âyetteki süfehâ' kelimesi, "cahillik, ahmaklık,akılsızlık,beyinsizlik,malı boş yere harcama veya barbarlık,küstahlık”gibi anlamlara gelen sefeh kelimesinden sefih'in çoğuludur. Sefeh "akıllı, olgun ve ağır başlı davranışlarıyla uygar olduğunu gösteren kişi" anlamındaki halım'in zıddıdır. Türkçe'de sefihin karşılığı olarak genellikle "akılsız, beyinsiz" deyimle*ri kullanılmaktadır. Âyette süfehâ' kelimesiyle, buzağı heykeline taparak ahmak ve abisiz oldukları gibi tutum ve davranışlarıyla aynı zamanda küstah, hoyrat ve barbar olduklarım da ortaya koyanlar kastedilmiştir. Mûsâ'nm, "(Allahım!) İçi*mizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak edecek misin?" şeklindeki yakarışından, İsrâiloğullan arasında, kendisiyle birlikte, buzağıya tapmayan daha başka kimselerin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak Mûsâ, bunların söz konu*su kötülüğü önlemek hususunda yeterince çaba harcamadıklarını düşündüğü için Cenabı Hakk'a böyle bir yakarışta bulunmuş olmalıdır.

    Bu altın buzağı olayı ve ona bağlı gelişmelerin hepsi temelde Allah'ın takdi*riyle vuku bulduğu için Hz. Mûsâ, "Bu İş senin imtihanından başka bir şey değil*dir" diyerek olayı ilâhî bir imtihan olarak algılamış; son planda dalâletin de hida*yetin de Allah'tan geldiğini kabul ederek kendisi ve halkı için rahmet ve mağfiret niyaz etmiş, dünyada ve âhirette iyilik dilemiştir. Bunun üzerine yüce Allah da, "Azabıma dilediğimi uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır" buyurmuştur.


  4. Reklam

+ Yorum Gönder