Konusunu Oylayın.: Husilerin amacı ve hedefleri nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Husilerin amacı ve hedefleri nedir?
  1. 27.Temmuz.2013, 15:01
    1
    enemüslim
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ocak.2008
    Üye No: 7538
    Mesaj Sayısı: 122
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Husilerin amacı ve hedefleri nedir?






    Husilerin amacı ve hedefleri nedir? Mumsema husilerin amacı ve hedefleri nedir?
    HUSİLERİN ALTINDA ne yatıyor?

    Şeba Stratejik Araştırmalar Merkezinden araştırmacı-gazeteci
    Muhammed Seyf Haydar’ın Mecelle dergisinde yayımladığı makale;


    HUSİLERİN ALTINDA NE YATIYOR?
    Tüm işaretler İran’ın Husileri desteklemede hayati bir rol oynadığını gösteriyor. Husi
    hareketinin yurt dışındaki siyasi temsilcisi Yahya el Husi bir röportajında grubunun İran
    hükümeti mensupları ile iletişim kanalları açtığını ima etti. Dahası Husi teröristlerin Suudi
    Arabistan’a sızması Husiler ile el Kaide arasındaki yakın ilişkiyi de ortaya çıkarmış oldu.
    Şeba Stratejik Araştırmalar Merkezinden araştırmacı-gazeteci Muhammed Seyf Haydar’ın
    Mecelle dergisinde yayımladığı bu önemli makale İran Analiz grubu tarafından çevrilmiştir.
    Husi olgusu 1986’lara kadar giden Zeydi mezhep düşüncesine aittir. Bu düşünce okulu ilk
    olarak Yemen’deki mevcut Zeydilerin yoğun olarak bulunduğu Saada eyaletinde ortaya çıktı.
    Saada’da takipçilerine Zeydiliği öğretmeyi amaçlayan gençlik birliği oluşturuldu.
    Husiler Zeydi mezhebinden ayrılan bir yer altı asi hareketidir. Hareket dini ve siyasi olarak
    Lübnan’daki Hizbullah modeline dayanmaktadır. İsna Aşeriye düşüncelerini ve fikirlerini
    benimsemekte olup buna ilk olarak Hüseyin Bedreddin el Husi öncülük etmiştir. Mensupları
    kendisini el Şebabul Müminin “Genç Müminler Örgütü” olarak seçtiler.
    1990 yılı çok partili sisteme yol veren Yemen’in birliğine tanıklık etti. “Genç Birliği”
    kendisini şimdi Yemen’deki Zeydi topluluğunu temsil eden Hak Partisi olarak yeniden
    yapılandırdı. Bedreddin el Husi’nin oğlu olan Hüseyin Bedreddin el Husi bu partinin siyasi
    liderlerinden en önde gelen bir tanesiydi.
    Bedreddin el Husi’nin Yemen siyasi arenasındaki yokluğuna rağmen
    düşünceleri 1990’ların sonlarına doğru başta Saada olmak üzere civar
    bölgelerde yayıldı. Bu esnada oğlu Hüseyin Bedrettin el Husi Hak partisinden
    ayrılarak Genç Müminler olarak da bilinen kendi özel grubunu teşkil ettirdi. Bu
    grup ilk olarak entelektüel ve dini bir gruptu. 1990’da kuruldu ve görünürde dini
    vaaz ederken gizli bir şekilde siyaset yapmaya devam etti. Ancak 2002 yılında
    örgüt hükümete karşı muhalif bir tavır takınmayı benimsedi.
    Örgütün eski Genel Sekreteri Muhammed Yahya Salim Azzam’a göre grubun hedefleri ilk
    etapta Zeydilik ilkelerine göre gençliğe iyi bir eğitim vermek, sair alanlarda yeteneklerini
    ilerletmek üzerine yoğunlaşmıştı. Daha da önemlisi, onlar kendilerini Zeydi mezhebinin
    vizyonuna göre erdemi savunmak, şuurluluğu artırmaya manevi, ahlaki ve kültürel olarak
    hazır olabilecek bir genç mürşidler/vaizler oluşturmaya adamışlardı.
    Silahlı Karşılaşma Aşaması
    2004 yılında Genç Müminler Husi grubunu bir isyancı güç olarak
    vasfedilmesinin başlangıcı olan silahlı çatışma aşamasına girdi. Bu
    milisler Yemen Ordusuna karşı dört yıldan daha fazla beş savaşta
    çarpıştı. Bu savaşlar mevcut altıncı savaşta daha da
    belirginleştiği gibi sonuçlara neden olan başlıca milli
    krizlerle sonlandı. Hüseyin Bedrettin el Husi babası
    ile İran’ı ziyaret etti ve Kum’da birkaç ay kaldı.
    Dahası İran’da kendisinin Humeyni devriminden derin şekilde
    etkilendiği biliniyor. Kendisi Lübnan’da Hizbullah tarafından organize edilen çok sayıda İran Analiz Grubu / Husilerin Altında Ne Yatıyor?
    güvenlik ve siyasetle ilgili toplantılara katıldı. Kendisinin İran Devrim Muhafızları ile çok sıkı
    fıkı ilişkileri olup Hizbullah’ı desteklemek için sloganlar üretti. Hüseyin el Husi Yemen’de
    hükümete karşı bir başkaldıraya liderlik etti ve 46 yaşındayken 2004 yılındaki ilk savaşta
    öldürüldü.
    Husilerin ikinci lideri Abdulmelik el Husi’dir. Birçok büyük abisi de dahil
    hareket içindeki diğer önde gelen şahsiyetlere baskın çıkan Abdulmelik
    kardeşi Hüseyinin ölümünün ardından grubun liderliğini aldı.
    Halihazırda Yemen’deki anlaşmazlık bölgedeki birçok gözlemci açısından
    özellikle asilerin İran ile güçlü şekilde irtibatı olduğuna inanılmasından bu
    yana en temel sorun haline geldi. Gözlemciler bölgesel güç ile desteklediği asiler arasındaki
    çıkar ilişkilerini değerlendirerek bu ilişkiyi ve hareketin ilerlediği şartları dikkatle incelemeye
    çalıştı. Bu iki aktör ne ortak bir yapı veya fonksiyonu paylaşıyorlar ne de coğrafi bir
    komşuluk ilişkisi içindeler…
    Zeydi uyanış trendi ile Husi Grubu ve İran arasındaki üst düzey bir güvene dayalı güçlü bir
    “organik” ilişkinin tesisindeki ihtimaller olasılık dışı görünüyor. Bu da genel olarak
    Yemen’deki Zeydilerin geleneksel olarak İran’ın 12 İmamcı (İsna Aşeriye-Caferi) mezhebine
    karşı olduğu gerçeğidir.
    Lakin İslam devriminden beri İran kendisini bölgedeki tüm Şiilerin meşru “tek” çatısı gibi
    reklam etmeye çalıştı. Henüz, Husiler ile İranlıların ince ayrıntılı maslahatları her ikisi
    arasındaki gelişen simbiyotik bir ilişkinin içeriğini anlamaya yardım etmiyor. Durum çok
    boyutlu ve karmaşık bir içerikte olup ille de karşılıklı olacak değil. Oldukça uzun bir süredir
    bu durum gelişti ve daha da özelde geçen yirmi yıl boyunca.
    İran’ın Gizli Desteği
    Husiler ile İran arasındaki ilişkiler daha erken dönemlerde başlamış olabilir. Bazıları İran
    devriminden çok sayıda Yemenli Zeydilerin etkilendiği 1980’lerin başına kadar bu ilişkinin
    gittiğini söylemektedirler. Bununla birlikte bu ilişki sadece son yıllarda etkili ve fonksiyonel
    hale geldi. Elbette bu daha öncesinde bir ilişkinin olmadığı anlamına gelmiyor. Bu sadece
    ilişkinin resmi olmayan İranlı kanallar aracılığıyla sınırlı bir entelektüel ilişki olduğu
    anlamına gelmektedir.
    Hüseyin el Husi İran devrim söylevi ve politik ideolojisinden etkilenmişti ki bunda İran’ın
    dini ideolojisi olmasa da olurdu. Bu durum hareketin eğiliminde değişime neden oldu. Grup
    ayaklanmaya doğru güçlü bir temayül altında organize kutuplaşmaya yoğunlaşmaya başladı.
    Bu arzu (iştiyak) 11 Eylül saldırılarının akabinde Amerika’nın uluslararası terörizme karşı
    başlattığı hamleden dolayı daha da güçlendi. El Husi bu kampanyası büyük bir şüpheyle
    birlikte tetkik ederek bunu “İslam ve Müslümanlara” karşı bir savaş olarak dikkate aldı.
    Büyüyen bir güç duygusu, hareketinin yayılması ve gücünün artması neticesinde el Husi
    hareketinin genç üyelerini çatışma için eğitmeye başladı. Yemen devletinin denetiminden
    uzakta eğitim kanalları oluşturmaya başladı. Hareket mensuplarını gayr-i meşru olarak
    vasfettiği resmi kurumlara karşı kışkırtmaya başladı. Yükselişe paralel olarak el Husi ve
    hareketindeki unsurlar meşhur sloganını başlattı: “Allahuekber, Amerika’ya ölüm, İsrail’e
    ölüm, Yahudilere lanet, zafer İslam’ın.”İran Analiz Grubu / Husilerin Altında Ne Yatıyor?
    Grupla birlikte anılır hale gelen bu slogan, başlatıldığı yol ve namazlardan sonra camilerde
    sürekli tekrarlanan caddelerdeki ve halk meydanlarındaki duvarlara yazılan bu sloganlar
    bunun Yemenli olmayan ve çok büyük ihtimal İran kökenli olduğunu gösteren aşikar bir
    şekilde ortaya koymuştur. Yine bu durum Hizbullah tarafından benimsenen yaklaşıma çok
    benzemektedir. Bu, hareket mensuplarını daima gaza getirmeyi amaçlayan müteharrik bir
    metod idi. Böylece bu durum, Husi mensupların onları diğer siyasi parti ve gruplara mensup
    kişilerden ayırt edici oldukları ve nevi şahsına münhasır bir hareket gibi hissetmelerini temin
    etmekteydi. Yine bu, siyasal devşirmede totaliter metotları yansıtmaktadır.
    Sonrasında el Husi hem içeride hem dışarda silahlı örgütü için destekçiler ve taraftarlar
    aramaya başladı. Suudi sınırındaki kuzey eyalet Saada’nın engebeli dağları Husiler için iyi bir
    sığınaktı. İsyancılar bu dağlara yayılmış şekilde terkedilmiş mağaralarda silah depolamaya
    başladı.
    “Çiçekler ve Taşlar: Yemen’de Şii İsyanı” başlıklı kitabın yazarı el Husi’nin İran’a veya
    onunla irtibatlı yerlere kadar genişleyen Şii dernekler ve teşkilatlar da dahil yerel ve yabancı
    gruplardan dev miktarlarda maddi ve lojistik destek almayı başardığından bahsetmektedir.
    Aynı kaynağa göre, Husilere maddi ve fikri destek veren en önemli gruplardan bazıları şunlar:
    1. Ensareyn Vakfı (İran-Kum)
    2. Ebul Kasım el Hui (Londra)
    3. Zeyd bin Ali Vakfı (Ürdün)
    4. Sakaleyn Vakfı (Kuveyt)
    5. El Beyt Derneği (Londra)
    6. Hizbullah Tarafından kontrol edilen Teşkilatlar
    7. Sadık Şirazi (Kuveyt)
    8. El Elfeyn Şirketi (Kuveyt)
    9. El Beyt Vakfı Şubeleri (Suriye, Lübnan ve Irak)
    10. …Dernek (Kuveyt)
    Dahası Husiler Sana’daki İran elçiliğinde garanti edilen ve 650.000 dolar tutarındaki bir
    yardım çekini teslim almışlardır. İran elçiliği yine 2000 ila 2002 yılları arasında 22.381.000
    Yemen riyali tutarındaki yaz merkezlerine bağışta bulunarak destek vermiştir. Bu paraların
    bazıları özellikle Husi hareketinin konuşlandığı Saada eyaletinde olmak üzere çok sayıda
    eğitim kursunu finanse etmek için ayrılmıştır. (Eğitim kursundan kasıt bidat fırkası olan ŞiiCaferi mezhep öğretileridir) Bazı kaynaklar Hüseyin el Husi’nin elde ettiği kaynakları bazı
    taraftarlarına ödediğini iddia etmektedirler. Yine o, özellikle hareketinin ve taraftarlarının
    hakim olduğu bölgelerde sosyal destek ve hayır yardımları temin etmeye yoğunlaştı.
    Her ne kadar hareket 2004 yılında Hüseyin el Husi’nin ölümüyle birlikte nerdeyse çöküşün
    eşiğine gelip sert bir şekilde sarsılmış olsa da genç kardeşi Abdulmelik el Husi’nin liderliği
    almasından sonra hemen dengeyi yeniden tesis etti.
    Abdulmelik de Hüseyin tarafından uyarlanan aynı söylev ve yaklaşımı benimseyerek hareketi
    yeniden inşa etmeye çalıştı. Şüphe yok ki hareketin yeniden inşası süreci başlangıcında bazı
    karışıklıklara rağmen Yemen içinde ve dışında destekçiler bulmaya zorlamıştır. Dahası
    kurucusunun ölümünden sonra geçici bir çöküş sürecinde hareketi destekleyen gruplarla
    ilişkiler yeniden başladı. Bu irtibatlar gelişti ve eskisinden daha güçlü hale geldi.irananaliz


  2. 27.Temmuz.2013, 15:01
    1
    Devamlı Üye



    husilerin amacı ve hedefleri nedir?
    HUSİLERİN ALTINDA ne yatıyor?

    Şeba Stratejik Araştırmalar Merkezinden araştırmacı-gazeteci
    Muhammed Seyf Haydar’ın Mecelle dergisinde yayımladığı makale;


    HUSİLERİN ALTINDA NE YATIYOR?
    Tüm işaretler İran’ın Husileri desteklemede hayati bir rol oynadığını gösteriyor. Husi
    hareketinin yurt dışındaki siyasi temsilcisi Yahya el Husi bir röportajında grubunun İran
    hükümeti mensupları ile iletişim kanalları açtığını ima etti. Dahası Husi teröristlerin Suudi
    Arabistan’a sızması Husiler ile el Kaide arasındaki yakın ilişkiyi de ortaya çıkarmış oldu.
    Şeba Stratejik Araştırmalar Merkezinden araştırmacı-gazeteci Muhammed Seyf Haydar’ın
    Mecelle dergisinde yayımladığı bu önemli makale İran Analiz grubu tarafından çevrilmiştir.
    Husi olgusu 1986’lara kadar giden Zeydi mezhep düşüncesine aittir. Bu düşünce okulu ilk
    olarak Yemen’deki mevcut Zeydilerin yoğun olarak bulunduğu Saada eyaletinde ortaya çıktı.
    Saada’da takipçilerine Zeydiliği öğretmeyi amaçlayan gençlik birliği oluşturuldu.
    Husiler Zeydi mezhebinden ayrılan bir yer altı asi hareketidir. Hareket dini ve siyasi olarak
    Lübnan’daki Hizbullah modeline dayanmaktadır. İsna Aşeriye düşüncelerini ve fikirlerini
    benimsemekte olup buna ilk olarak Hüseyin Bedreddin el Husi öncülük etmiştir. Mensupları
    kendisini el Şebabul Müminin “Genç Müminler Örgütü” olarak seçtiler.
    1990 yılı çok partili sisteme yol veren Yemen’in birliğine tanıklık etti. “Genç Birliği”
    kendisini şimdi Yemen’deki Zeydi topluluğunu temsil eden Hak Partisi olarak yeniden
    yapılandırdı. Bedreddin el Husi’nin oğlu olan Hüseyin Bedreddin el Husi bu partinin siyasi
    liderlerinden en önde gelen bir tanesiydi.
    Bedreddin el Husi’nin Yemen siyasi arenasındaki yokluğuna rağmen
    düşünceleri 1990’ların sonlarına doğru başta Saada olmak üzere civar
    bölgelerde yayıldı. Bu esnada oğlu Hüseyin Bedrettin el Husi Hak partisinden
    ayrılarak Genç Müminler olarak da bilinen kendi özel grubunu teşkil ettirdi. Bu
    grup ilk olarak entelektüel ve dini bir gruptu. 1990’da kuruldu ve görünürde dini
    vaaz ederken gizli bir şekilde siyaset yapmaya devam etti. Ancak 2002 yılında
    örgüt hükümete karşı muhalif bir tavır takınmayı benimsedi.
    Örgütün eski Genel Sekreteri Muhammed Yahya Salim Azzam’a göre grubun hedefleri ilk
    etapta Zeydilik ilkelerine göre gençliğe iyi bir eğitim vermek, sair alanlarda yeteneklerini
    ilerletmek üzerine yoğunlaşmıştı. Daha da önemlisi, onlar kendilerini Zeydi mezhebinin
    vizyonuna göre erdemi savunmak, şuurluluğu artırmaya manevi, ahlaki ve kültürel olarak
    hazır olabilecek bir genç mürşidler/vaizler oluşturmaya adamışlardı.
    Silahlı Karşılaşma Aşaması
    2004 yılında Genç Müminler Husi grubunu bir isyancı güç olarak
    vasfedilmesinin başlangıcı olan silahlı çatışma aşamasına girdi. Bu
    milisler Yemen Ordusuna karşı dört yıldan daha fazla beş savaşta
    çarpıştı. Bu savaşlar mevcut altıncı savaşta daha da
    belirginleştiği gibi sonuçlara neden olan başlıca milli
    krizlerle sonlandı. Hüseyin Bedrettin el Husi babası
    ile İran’ı ziyaret etti ve Kum’da birkaç ay kaldı.
    Dahası İran’da kendisinin Humeyni devriminden derin şekilde
    etkilendiği biliniyor. Kendisi Lübnan’da Hizbullah tarafından organize edilen çok sayıda İran Analiz Grubu / Husilerin Altında Ne Yatıyor?
    güvenlik ve siyasetle ilgili toplantılara katıldı. Kendisinin İran Devrim Muhafızları ile çok sıkı
    fıkı ilişkileri olup Hizbullah’ı desteklemek için sloganlar üretti. Hüseyin el Husi Yemen’de
    hükümete karşı bir başkaldıraya liderlik etti ve 46 yaşındayken 2004 yılındaki ilk savaşta
    öldürüldü.
    Husilerin ikinci lideri Abdulmelik el Husi’dir. Birçok büyük abisi de dahil
    hareket içindeki diğer önde gelen şahsiyetlere baskın çıkan Abdulmelik
    kardeşi Hüseyinin ölümünün ardından grubun liderliğini aldı.
    Halihazırda Yemen’deki anlaşmazlık bölgedeki birçok gözlemci açısından
    özellikle asilerin İran ile güçlü şekilde irtibatı olduğuna inanılmasından bu
    yana en temel sorun haline geldi. Gözlemciler bölgesel güç ile desteklediği asiler arasındaki
    çıkar ilişkilerini değerlendirerek bu ilişkiyi ve hareketin ilerlediği şartları dikkatle incelemeye
    çalıştı. Bu iki aktör ne ortak bir yapı veya fonksiyonu paylaşıyorlar ne de coğrafi bir
    komşuluk ilişkisi içindeler…
    Zeydi uyanış trendi ile Husi Grubu ve İran arasındaki üst düzey bir güvene dayalı güçlü bir
    “organik” ilişkinin tesisindeki ihtimaller olasılık dışı görünüyor. Bu da genel olarak
    Yemen’deki Zeydilerin geleneksel olarak İran’ın 12 İmamcı (İsna Aşeriye-Caferi) mezhebine
    karşı olduğu gerçeğidir.
    Lakin İslam devriminden beri İran kendisini bölgedeki tüm Şiilerin meşru “tek” çatısı gibi
    reklam etmeye çalıştı. Henüz, Husiler ile İranlıların ince ayrıntılı maslahatları her ikisi
    arasındaki gelişen simbiyotik bir ilişkinin içeriğini anlamaya yardım etmiyor. Durum çok
    boyutlu ve karmaşık bir içerikte olup ille de karşılıklı olacak değil. Oldukça uzun bir süredir
    bu durum gelişti ve daha da özelde geçen yirmi yıl boyunca.
    İran’ın Gizli Desteği
    Husiler ile İran arasındaki ilişkiler daha erken dönemlerde başlamış olabilir. Bazıları İran
    devriminden çok sayıda Yemenli Zeydilerin etkilendiği 1980’lerin başına kadar bu ilişkinin
    gittiğini söylemektedirler. Bununla birlikte bu ilişki sadece son yıllarda etkili ve fonksiyonel
    hale geldi. Elbette bu daha öncesinde bir ilişkinin olmadığı anlamına gelmiyor. Bu sadece
    ilişkinin resmi olmayan İranlı kanallar aracılığıyla sınırlı bir entelektüel ilişki olduğu
    anlamına gelmektedir.
    Hüseyin el Husi İran devrim söylevi ve politik ideolojisinden etkilenmişti ki bunda İran’ın
    dini ideolojisi olmasa da olurdu. Bu durum hareketin eğiliminde değişime neden oldu. Grup
    ayaklanmaya doğru güçlü bir temayül altında organize kutuplaşmaya yoğunlaşmaya başladı.
    Bu arzu (iştiyak) 11 Eylül saldırılarının akabinde Amerika’nın uluslararası terörizme karşı
    başlattığı hamleden dolayı daha da güçlendi. El Husi bu kampanyası büyük bir şüpheyle
    birlikte tetkik ederek bunu “İslam ve Müslümanlara” karşı bir savaş olarak dikkate aldı.
    Büyüyen bir güç duygusu, hareketinin yayılması ve gücünün artması neticesinde el Husi
    hareketinin genç üyelerini çatışma için eğitmeye başladı. Yemen devletinin denetiminden
    uzakta eğitim kanalları oluşturmaya başladı. Hareket mensuplarını gayr-i meşru olarak
    vasfettiği resmi kurumlara karşı kışkırtmaya başladı. Yükselişe paralel olarak el Husi ve
    hareketindeki unsurlar meşhur sloganını başlattı: “Allahuekber, Amerika’ya ölüm, İsrail’e
    ölüm, Yahudilere lanet, zafer İslam’ın.”İran Analiz Grubu / Husilerin Altında Ne Yatıyor?
    Grupla birlikte anılır hale gelen bu slogan, başlatıldığı yol ve namazlardan sonra camilerde
    sürekli tekrarlanan caddelerdeki ve halk meydanlarındaki duvarlara yazılan bu sloganlar
    bunun Yemenli olmayan ve çok büyük ihtimal İran kökenli olduğunu gösteren aşikar bir
    şekilde ortaya koymuştur. Yine bu durum Hizbullah tarafından benimsenen yaklaşıma çok
    benzemektedir. Bu, hareket mensuplarını daima gaza getirmeyi amaçlayan müteharrik bir
    metod idi. Böylece bu durum, Husi mensupların onları diğer siyasi parti ve gruplara mensup
    kişilerden ayırt edici oldukları ve nevi şahsına münhasır bir hareket gibi hissetmelerini temin
    etmekteydi. Yine bu, siyasal devşirmede totaliter metotları yansıtmaktadır.
    Sonrasında el Husi hem içeride hem dışarda silahlı örgütü için destekçiler ve taraftarlar
    aramaya başladı. Suudi sınırındaki kuzey eyalet Saada’nın engebeli dağları Husiler için iyi bir
    sığınaktı. İsyancılar bu dağlara yayılmış şekilde terkedilmiş mağaralarda silah depolamaya
    başladı.
    “Çiçekler ve Taşlar: Yemen’de Şii İsyanı” başlıklı kitabın yazarı el Husi’nin İran’a veya
    onunla irtibatlı yerlere kadar genişleyen Şii dernekler ve teşkilatlar da dahil yerel ve yabancı
    gruplardan dev miktarlarda maddi ve lojistik destek almayı başardığından bahsetmektedir.
    Aynı kaynağa göre, Husilere maddi ve fikri destek veren en önemli gruplardan bazıları şunlar:
    1. Ensareyn Vakfı (İran-Kum)
    2. Ebul Kasım el Hui (Londra)
    3. Zeyd bin Ali Vakfı (Ürdün)
    4. Sakaleyn Vakfı (Kuveyt)
    5. El Beyt Derneği (Londra)
    6. Hizbullah Tarafından kontrol edilen Teşkilatlar
    7. Sadık Şirazi (Kuveyt)
    8. El Elfeyn Şirketi (Kuveyt)
    9. El Beyt Vakfı Şubeleri (Suriye, Lübnan ve Irak)
    10. …Dernek (Kuveyt)
    Dahası Husiler Sana’daki İran elçiliğinde garanti edilen ve 650.000 dolar tutarındaki bir
    yardım çekini teslim almışlardır. İran elçiliği yine 2000 ila 2002 yılları arasında 22.381.000
    Yemen riyali tutarındaki yaz merkezlerine bağışta bulunarak destek vermiştir. Bu paraların
    bazıları özellikle Husi hareketinin konuşlandığı Saada eyaletinde olmak üzere çok sayıda
    eğitim kursunu finanse etmek için ayrılmıştır. (Eğitim kursundan kasıt bidat fırkası olan ŞiiCaferi mezhep öğretileridir) Bazı kaynaklar Hüseyin el Husi’nin elde ettiği kaynakları bazı
    taraftarlarına ödediğini iddia etmektedirler. Yine o, özellikle hareketinin ve taraftarlarının
    hakim olduğu bölgelerde sosyal destek ve hayır yardımları temin etmeye yoğunlaştı.
    Her ne kadar hareket 2004 yılında Hüseyin el Husi’nin ölümüyle birlikte nerdeyse çöküşün
    eşiğine gelip sert bir şekilde sarsılmış olsa da genç kardeşi Abdulmelik el Husi’nin liderliği
    almasından sonra hemen dengeyi yeniden tesis etti.
    Abdulmelik de Hüseyin tarafından uyarlanan aynı söylev ve yaklaşımı benimseyerek hareketi
    yeniden inşa etmeye çalıştı. Şüphe yok ki hareketin yeniden inşası süreci başlangıcında bazı
    karışıklıklara rağmen Yemen içinde ve dışında destekçiler bulmaya zorlamıştır. Dahası
    kurucusunun ölümünden sonra geçici bir çöküş sürecinde hareketi destekleyen gruplarla
    ilişkiler yeniden başladı. Bu irtibatlar gelişti ve eskisinden daha güçlü hale geldi.irananaliz

  3. 07.Ocak.2016, 08:46
    2
    HADİE
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Aralık.2015
    Üye No: 107408
    Mesaj Sayısı: 1,499
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15

    Cevap: Husilerin amacı ve hedefleri nedir?




    husiler ideolojik açıdan sünni ve zeydi hareketlerden bağımsızlaşarak iran yönetimiyle paralel bir siyasal oluşuma dönüşmüştür husiler islamiyete yakın görünsede teoride tamamen farklıdırlar


  4. 07.Ocak.2016, 08:46
    2
    Kıdemli Üye



    husiler ideolojik açıdan sünni ve zeydi hareketlerden bağımsızlaşarak iran yönetimiyle paralel bir siyasal oluşuma dönüşmüştür husiler islamiyete yakın görünsede teoride tamamen farklıdırlar




+ Yorum Gönder