+ Yorum Gönder
Sohbet Konuları ve Konu Dışı Başlıklar Kategorisinden Sihir Ve Büyü Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. dost
    Üye
    Reklam

    Sihir Ve Büyü

    Reklam





    Sihir Ve Büyü Mumsema Falcılık büyücülük nedir ?
    Büyü Sihir ve Batıl İnançlar

    Falcılık büyücülük nedirSual: Kâhinlik, falcılık, büyücülük nedir? Bunlara inanmanın hükmü nedir?

    CEVAP
    Kâhinlik, cinden bir arkadaş edinip, olmuş şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmektir.
    Cin ile tanışan falcılar, (Yıldızname)ye bakıp, sorulan her şeye cevap verenler böyledir. Bunlara ve büyücülere gidip, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, Allah’tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür. (Hadika)
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Uğursuzluğa inanan, kâhinlik yapan, kâhine giden, büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir, Kur’an-ı kerime inanmamış olur.) [Bezzar]
    İbni Ebi Zeyd hazretleri diyor ki:
    (Cinci tarikatçıya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir.)
    (Birgivi Vasiyetnamesi)nde, (Bir kimse, ben çalınanları, kaybolanları bilirim dese, diyen de, buna inanan da kâfir olur. “Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum” derse, yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allah bilir) buyuruluyor.

    Gaybı cin de bilmez
    Kadızade, burayı şöyle açıklıyor:
    (Gaybı, Allahü teâlânın vahy ve ilham ettikleri de bilir. Cin gaybı bilmez. Fakat cin, ben evliyadan duydum ki şöyle imiş derse, küfür olmaz. Ancak cinler yalan söyledikleri için onlar biz duyduk deseler de inanmamalıdır. Allahü teâlâ vahy yolu ile Peygamberlere gaybı bildirdiği gibi, ilham yolu ile de evliyaya ve müminlere de bildirir.)
    İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
    (Büyü; ilme, fenne uymayan, gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlayan ilimdir. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır.) [R.Muhtar]

    Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek [büyü çözmek için büyü yapmak] caiz değildir. (Hadika)
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Büyü yapmak, küfre en yakın olan, en kötü haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Müslüman büyü yapmaz. Allah saklasın, imanı gittikten sonra büyü tesir eder.) [c.3, m.41]
    İmam-ı Nevevi hazretleri buyuruyor ki:
    (Büyü yaparken, küfre sebep olan kelime ve iş olursa, küfürdür. Böyle bir kelime ve iş olmazsa, büyük günahtır.)
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Helake sürükleyen yedi şeyden biri büyüdür.) [Buhari]

    (İpe üfleyip düğüm atan kimse, büyü yapmış olur. Büyü yapan da Allah’a şirk koşmuş olur.) [Nesai]

    (Falcıya, büyücüye, kâhine giderek, onların söylediklerine inanan, Kur’an-ı kerime inanmamış olur.) [Taberani]

    (Büyücüye inanan kimse, Cennete giremez.) [İ.Hibban]

    (Gaibden haber vermek maksadı ile yıldız ilmi ile uğraşan kimse, büyücü gibi günaha girer.) [İ.Mace]

    (Falcıya fal baktıran, onun sözüne inanmasa bile, kırk gün kıldığı namaz kabul olmaz.) [Müslim]

    (Fal bakmak, yazı ve çizgi ile gelecekten haber vermek, puta tapmak gibidir.) [Ebu Davud]

    (Karı-kocayı birbirine düşüren Allahü teâlânın lanetine uğrar.) [El-Envar]

    (Ana ile evladın, kardeşle kardeşin arasını açana lanet olsun.) [İ.Mace]

    (Kâhinlik yaparak alınan para haramdır.) [Buhari]
    Büyü, insanları hasta eder. Sevgi veya nefrete sebep olur. Yani cesede ve ruha tesir eder. Büyü, kadınlara ve çocuklara daha çok etki eder. Büyünün tesiri kesin değildir. İlacın tesiri gibi olup, Allahü teâlâ dilerse tesirini yaratır. Dilerse tesirini yaratmaz.
    Şu halde, (Büyücü, büyü ile istediğini şüphesiz yapar, büyü muhakkak tesir eder) diyen ve inanan kâfir olur. (Allahü teâlâ takdir etmişse, büyü tesir edebilir) demelidir!
    Sual: Büyü, sihir etki etmez diye inanıyorum. Doğru mu?
    CEVAP
    Yanlış. Büyü etki edebilir, mutlaka etki eder demek yanlıştır. Büyü ilaç gibidir. Bazen etki edebilir, insanı hastalandırır. Her ilaç da her zaman etkisini göstermez, göstermediği de olur. Yani ilaca da büyüye de tesir kuvvetini veren Allahü teâlâdır. Vermezse, ilaç da, büyü de tesir etmez.

    Sual: Resulullaha da sihir yani büyü yapılmış, bu olay nasıl oldu?
    CEVAP
    Resulullah efendimiz, Medine’ye hicretinden önce, Medine halkı Abdullah bin Selul’ün etrafında toplanmışlardı. Resulullah Medine’ye teşrif edince, Medine halkı tamamen Ona hürmet ve alaka gösterdiler. İbni Selul’ü bıraktılar. Bunun üzerine Resulullahı öldürmek için harekete geçti. Yahudiler onun yanına toplandılar. Bazı planlar yaptılar. Lebid bin Asım’dan yardım istediler. Lebid, falan mahallede Hayre adında sihir yapmakta çok ileri yaşlı bir kadın var, onu bulun dedi. Bulup o kadına çok para verdiler. Yaşlı kadın bir güvercin yavrusuna iğneler batırıp, 11 düğüm yaparak güvercin yavrusunun üzerine sardı. Medine’nin dışında harap bir kuyunun içine koyup, ağzını kapattı.
    Resulullah efendimiz hastalandı. Azaları hareketsiz kaldı. Bu hâl 9 gün devam etti. Sonra Cebrail aleyhisselam geldi, durumu haber verdi. Resulullahı oraya götürdüler. Kuyuyu açıp güvercini çıkardı. Fakat düğümleri çözemediler. Cebrail aleyhisselam Muavvizeteyn [Kul Euzü] surelerini getirdi. Resulullah bu sureleri o düğümlerin üzerine okudu. Her âyeti okudukça bir düğüm çözüldü. İki suredeki 11 âyet okununca, 11 düğüm de çözüldü. Resulullah efendimiz hastalıktan tamamen kurtulup, sıhhate kavuştu.
    Sual: Cin insana geçmişte olan olayları bildirebilir mi?
    CEVAP
    Cin gördüklerini anlatabilir, gaibden haber veremez. İnsanlar da gördüklerini anlatırlar. Cinlerden görmediklerini söyleyenler çıkabilir. Kibirli yalancı olanları vardır, onlara güvenilmez.

    Sual: Cinci hocaya büyü çözdüğü için para vermek günah mıdır?
    CEVAP
    Cinci hocaya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir.
    Sual: Âyetler okunup ipliğe düğüm atılıyor. Kötülerin şerrinden korunmak için dua ediliyor. Büyüye girer mi, caiz mi?
    CEVAP
    Büyüye girer, caiz değildir.
    Sual: Bazı insanlar bio enerji denilen bir güçle bazı şeyler yapıyorlarmış. Televizyon kanallarını aletsiz değiştirmek gibi. Bunlar istidraç mıdır?
    CEVAP
    Rusya’da daha çok yapılıyormuş, tekniğini bilmiyoruz. Bir tekniğe dayanıyorsa mesele yok. Tekniğe dayanmıyorsa sihir olur.
    Sual: Bir cinci hocaya gittim, benden kesilmiş tırnak parçalarımı istedi, vereyim mi?
    CEVAP
    Öyle yerlere gitmeyin ve vermeyin. Kesilen tırnakları gömmek iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Saç ve tırnağınızı toprağa gömün, büyücüler onlarla sihir yapmasın!) [Deylemi]
    Sual: Sihir nedir?
    CEVAP
    İnsanların bütün işleri, âdet-i ilahiyye içinde meydana gelir. Allahü teâlâ, sevdiği insanlara ikram olmak için, âdetini bozarak, sebepsiz şeyler yaratır. Bunlar enbiyadan meydana gelirse Mucize, evliyadan meydana gelirse Keramet, diğer müminlerden meydana gelirse Firaset, fasıklardan meydana gelirse İstidraç, kâfirlerden zuhur ederse Sihir denir.
    Iraklı bazı kimselerin ağızlarına ateş almalarına, avurtlarına şiş sokmalarına keramet diyenler çıkıyor. Allahü teâlâ, böyle kimselerin Hz. Musa zamanında da bulunduğunu, bunların sihir olduğunu bildiriyor. Böyle göz boyamak haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Bir kişinin havada uçtuğunu, denizde yürüdüğünü veya ağzına ateş koyup yuttuğunu görseniz, fakat dine uymayan bir iş yapsa, keramet ehliyim dese de, onu büyücü, yalancı, sapık ve doğru yoldan saptırıcı bilin!) [El-Münire]





  2. sultans
    Devamlı Üye

    --->: Sihir Ve Büyü


    Reklam


    Allahtan korkmayan kafirler ,diyorum ama maalesef bazıinsanlarımızbu büyü denen illete baş vuruyorlar mezara gömenlerimi dersin suyaveya kuyuya atılanlarımı dersinyada sauna Allah bu gibi insanların şerrinden bizleri muhavaza ede
    aklıma bir fıkra geldi onuda anlatayım sizlere zamanın birinde bir delikanlı bir kıza aşık olmuş ama ne aşk öyle bir aşkki mecnun,kerem,ferhat solda sıfır kalır.haberler gönderiyor hediyeler gönderiyor her ne yapıyorsa kızı bir türlü ikna edemiyor en sonunda bizim yaman aşık medhini duyduğu bir büyücü hocanın yanına gidiyor ,derdini anlatıyor hocaya ,kolay iş diyor hoca karşılığında ne verebilirsin delikanlı istediğin herşeyi bütün malım mülküm senindir. tabi ki anlayacağınız gibi delikanlının taşınmazlarını üstüne geçirip ve yüzde yüz karantiledigi büyüyü yapmaya başlıyor ki kız oğlana aşık olup kendi ayağıyla tıpış tıpış gelsin her şey hazır
    üç tane muska veriyor beni iyi dinle evladım diyor şu tepeyi görüyormusun şimdi oraya git şu kağıdı yürürken sürekli salla elin yorulunca otur onu toprağa göm ikincisi ise tepeye çıkmadan az önce ufak,ufak yırt at gelelim üçüncü muskaya en önemliside bu iyi dinle hiç arkana bakmadan dosdoğru tepeye çık ,elindeki muskayı aya karşı durarak başının üstünden üç kere çevir kızın adını söyle ama sakın haaaa sarı dişi tilkinin kuyruğunu aklına getirme bizim delikanlı şaşkın ,bitkin ve kızgın bir halde ne yaptın hoca kızın adını unuturumda daha dişi sarı tilkinin kuyruğu aklımdan çıkmaz demiş muska tutmayacak ya paçayı nasıl kurtarsın işte sana dişi sarı tilkinin kuyruğu alakaya bak

  3. Hükümdar
    Ehl-i sünnet
    Allah razı olsun

  4. imam
    Üye
    BÜYÜ



    Din ile ilgisi olmayan dualar ve hareketlerle ruh üzerine tesir yapmak. Buna Arapça'da "sihir" adı da verilir. Bir insanı istenilen şeyi yapmağa sevk eden gizli kuvvet, tabiata aykırı haller vücuda getiren etkiler. Bunları yapanlara "büyücü" denilir. Büyüyü şöyle tarif etmek mümkündür. Herhangi bir çıkar uğruna başkasına zarar vermeye yönelik meşru olmayan yollarla bir takım gizli kuvvetleri yönlendirerek yapılan ve gerçeğe uymayan gözbağcılık, düzenbazlık, oyunculuk şeklindeki işler. Gözbağcılık, düzenbazlık gibi oyunlarla insanları aldatan kişiye büyücü, bu kişilerin yaptığı işe büyü, bu işin meslek haline getirilmesine de büyücülük denir. Büyücülük, İslâm'dan önce Araplar'da, Rumlar'da, Hintliler'de, Mısırlılar'da yaygın idi. Özellikle Hz. Musa zamanında büyücülük itibarlı bir meslek idi. Hz. Süleyman zamanında da yaygındı. Büyünün kendine göre özellikleri ve çeşitleri vardır.

    Kara büyü: Asıl sihir bu olup bazı kimseler, perilerin ve özellikle şeytanların müdahalesiyle, tabiatüstü bir takım fiiller yapabilecekleri iddiasındadırlar.

    Mecaz yoluyla büyü: Anlaşılamaz, akıldan hariç şey demektir.

    Beyaz yahut (tabii) büyü: Zahiren acaip, fakat aslında tabii sebeplerle meydana gelmiş bir takım fiiller yapmak sanatıdır. Hokkabaz kuleleri gibi.

    Büyü, muhtelif kavimlerde mevcuttu. Keldânîler'de, Keldânî büyüsü, her yere dağılmış olan perilerin tabiat hadiselerini vücuda getirdikleri itikadına dayanıyordu. Bazı yaratıklar şeytanî bir kuvvetle mücehhez idiler. Bununla beraber, bu kuvvet erkekten ziyade kadında bulunuyordu. Cadılar ve şeytanlar insanların bedenine girmek gücüne sahip idiler.

    Mısır'da, Musa (a.s.)'dan evvel Mısırlılar, kanunen caiz olan bir büyü kabul ediyorlardı. Bununla beraber kanunen yasak olan büyünün her türlü icra usullerini daha az bilmez değillerdi. Sihirbazların hayata ve ölüme tasarruf ettiklerine, iyi veya kötü cinleri yardım için çağırma gücüne sahip olduklarına ve tabiat kuvvetlerini diledikleri gibi kullanabileceklerine inanıyorlardı.

    Uzak Şark'ta büyüye gelince: Çinliler büyünün her türlüsüne karşı derin bir alâka besliyorlardı. Konfüçyüs'ten önceki dönemlerde Wu denilen bir tür cadı, devletin sosyal yapısında resmi bir mevki sahibi idi. Büyü usulleri arasında geleceği bilerek geleceğe ait hususları söylemeye, cinleri uzaklaştırmaya çalışıyorlardı.

    Yunan-Roma büyücülüğü de şöyle idi: Görünmez kuvvetleri beşerin iradesine mahkûm kılmak sanatı, Yunan-Roma medeniyetinde Şark'ta olduğundan daha az rağbet bulmuş değildi. Yunan sihirbazları daha çok kendilerine hizmet edebilecekleri ümidiyle yabancı ilâhlara müracaat ediyorlardı. Tesalya kıtası gizli sanatlara mensup en meşhur adamları yetiştirmekle meşhurdu. Büyü, imparator Ogüstüs zamanında, büyük bir ehemmiyet kazanmıştı.

    Yahudilik'te sihre itikat pek revaçta idi. Perileri davet etmek, şeytanları insanın iradesine mahkûm kılmak, her türlü harikalar, hulâsa medeniyette şöhret bulmuş itikatların bütünü Yahudilik'te mevcuttu. Yahudiler büyü formüllerinde, eski zamanlardaki geleneklerden yahut yabancı dinlerden gelen cin ve peri isimlerini almışlardır.

    İslâm toplumlarında sihir: Müslümanlardan bazıları büyüde Yahudilerden, Suriyeliler'den, İranlılar'dan, Keldânîler'den ve Yunanlılar'dan ders almışlardır. Tütsü, tılsım, muska, cadılık, fala bakmak vs. hep oralardan gelmiştir. Müslümanlar cinlere inandıkları için bu inanç sihre inanmaya da yolaçabiliyordu. Rasûlullah (s.a.s.) "isabet-i ayn"a, yılan sokması ve genellikle hastalıklara karşı rukyayı yani duayı caiz görmüştür. Fakat büyü ile Hz. Peygamber'in (s.a.s.) duası arasında hiçbir ilişki yoktur. Bir takım fal kitapları vardır ki kelime ve harflerin suretiyle geleceği bilmeye çalışırlar.

    Batı dünyasında büyü: Bütün milletlerin arşivleri tetkik olununca, büyüye müteallik bu türlü inançlara rastlanır. Keltler, Tötonlar, İskandinavlar, Finler, Doğu milletleriyle bu konuda bir çok esaslı benzerlikler göstermektedirler. Bugün akıl ve mantığın ilerlemesiyle büyünün ortadan kalktığına inanmak pek cesur bir davranıştır.

    Büyü ve büyücülük İslâm'da yasaklanmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de büyücülerin iflah olmayacağı (Tâhâ, 20/69) belirtilmiştir. Kâfirler, kendilerini haklı çıkarabilmek, Allah'ın elçilerini yalanlamak için onları büyücülükle, büyü yapmakla suçlamışlardır. Büyücülükle suçlananlar arasında Hz. İsa (es-Sâf, 61/6); Hz. Musa (ez-Zuhruf, 43/49); (ez-Zâriyat, 51/39), Hz. Süleyman (el-Bakara, 2/102), Hz. Muhammed (el-Hicr, 15/6) zikredilmektedir. Başka bir ayette, inanmayan kişilerin bütün peygamberleri büyücülükle suçladıkları görülmektedir (ez-Zâriyat, 51/52). Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde yedi şeyden sakınınız" buyururken ikinci sırada "sihir yapmayı" zikretmiştir. (Buhârî, Iiasâya 23; Müslim, İman,144). Başka bir hadiste büyü yapan kişinin küfre girdiğini belirtmiştir. Muhabbet için efsun yapmanın, ipliğe okumanın, büyü yapmanın şirk olduğunu da belirtmiştir (Nesâî, Tahrim 19). Büyüye inanan kişinin Cennet'e giremeyeceği de (Ahmed İbn Hanbel, II, 83; IV, 399) belirtilmiştir.

    Başka bir hadiste de büyücüye, müneccime, gaibden haber veren kimseye inanan kişinin Kur'an'ı inkâr etmiş olduğu belirtilmektedir. (Ebû Davûd, Tıp, 21).

    Şâmil İA

  5. pinkpin
    Üye
    Merhaba arkadaşlar çok mühim bir meselem var bu konuda lütfen yardımcı olun...

    bundan 4 ay önce biriyle tanıştım ve birbirimizden hoşlandık sonrasında evlenmeye karar verdik o da ben de islami bir hayat yaşamak istediğimizden elele tutuşmak vs gibi şeylerde günaha girmemek için imam nikahı kıydırdık. Fakat başından beri hep bi şeylerin ters gittiğinin ne biliyim bana sanki tam olarak adapte olamadığının farkındaydım hatta nikahı kıydırmadan evvel ona aklında ve kalbinde başkasının olup olmadığını sorduğunda öyle bişey olmadığını beni çok sevdiğini ve ömrünü benimle geçirmek istediğini söylüyordu, inandım... çünkü kendisi 5 vakit namazlı ve Allah ın adıyla kesilip kesilmediğinden emin olmadığı için et bile yemeyen bir insan. Nikahtan önce ailesiyle ailemin tanışması gerektiğini onların rızasını almamızın şart olduğunu defalarca dile getirmeme rağmen kuranda böyle bir şartın olmadığını hatta nikahı kendi aramızda bile kıyabileceğimizi söylüyordu neden bilmiyorum her dediğine büyülenmiş gibi inandım ve kabul ettim. nikahımız dayısı bir arkadaşı huzurunda kıyıldı ve sonrasında yalnız kaldık herzmanki gibi resmi nikah olmadan ilişkiye girmemin mümkün olmadığını söyledim ama bir an geldi ve bu nikahın asıl nikah olduğunu artık karı koca olduğumuzu beni bırakmayacağını vs söyledi inandım Allah ım inandım... kendime bile inanamıyorum... ve malesef olan oldu sonrasında bana bu nikahı kıydığımıza çok pişman olduğunu söyledi ve soğuk davrandı acele etmişiz halbuki bnm ilkim o kafasında şüphe vardı desem değil... ve ben bunu duyunca resmen yıkıldım Allah ım ben ne yaptım dedim.. Annesine dayısı oğlun evlendi demiş bunu duyduğunda öfkesinden kudurmak üzereydi neden söylüyo diye her lafında ben yeni bir şok yaşıyorum tabi zaten bilmeyeceklermiydi diye... ve sonra devamlı problemler yaşamaya başladık çnkü verdiği sözleri yerine getirmiyor şüpheli davranışlarda bulunuyordu günden güne güvenimi kaybettim ama olan oldu bikere ayrılamıyorum da, bi gün evli bir kadına çekilmiş samimi bi msjını yakaladım ve tam 3 saat boyunca hakaret ve beddua ettim çok dolmuştum çnkü ve güvensizliğimin ispatı gibi bi şeydi patladım resmen. bu olaydan sonra kadını aradım aradığım içinde yemediğim hakaret kalmadı ama en acısı sen kimsinde bnm arkadaşımı rahatsız ediyosun oldu, ben onun karısıydım?? sonrasında ailesi beni evlerine çağırdı gitmemi istemedi kendisi işteydi onların ardından da küfür etti bnde beni görmek istemeleri çok normal neden böyle davranıyosun falan diyorum, sen bilirsin dedi ve gittim bu arada devamlı sorun yaşıyoruz arada güvensizlik var. gittiğimde sanki başından beridir aklımdan kovmaya sui zan etmemeye çalıştığım bütün konuları doğrularcasına ailesi daha önce senelerce yaşadığı boşanmış çocuklu bir kadından, eşimin onu çok sevdiğinden, bana karşı yanlış davrandığından ve bunun sebebinin onu hala unutamamış olmasından kaynaklandığını tahmin ettiklerinden falan bahsettiler, bir gün teyzesi bnmle beraberken o kadınla msjlaştığını görmüş ve eğer hala onunla görüşüyosa bnm kanıma girmemesi gerektiğini falan söylemiş ama bzimkinin umrunda değil tabiki. velhasıl kelam uzatmayayım 10 gün önce o kadının numarasını silmesini istediğimi rahatsız olduğumu söyledim bir eşyası kalmış onu alana kadar silmeyecekmiş. dayına ver numarayı o istesin dedim kabul etmedi. daha sonra annem geçmiş geçmişte kalır numarayı sil deyince utandı sildi ama bu çözüm değil yarın bir gün ondan gece nasılsın diye msj gelebilir dedi ve ben o an onların hala görüştüklerine emin oldum. bizim evlendiğimizi o kadının bilip bilmediğini sordum bilmiyo dedi neden dediğimdeyse görüşmüyorumki bilsin dedi halbuki eşyası için görüşüyo güya istese söylerdi.. gece arayıp kavga ettim bu yaptığın normal değil numaranı değiştirmeni istiyorum falan dedim bu arada normalde çok sakin bir insanımdır ama bana yaşattıkları sonucunda asabi bir kişiliğe büründüm.. beni hanımefendi olmamakla şirretlikle suçladı ertesi günü annem dayanamadı ve arayıp bu iş bitti oğlum senin aklında kalbinde başka biri var dedi inkar etti tabi sonrada terbiyesiz eğer sen yada pinkpin fikrinizi değiştirir bana haber verirseniz ben pinkpinle evlenirim dedi ve annem kesin bir dille hayır bu iş bitti dedi oda o zaman pinkpinlemi konuşayım dedi annem onada hayır dedi öylece kapattık... sonrasında ne ses ne seda yok... beni heryerden silmiş o kadının numarasını sildiremediğim eşim beni bir kalemde sildi attı... şimdi geleyim soruma islamda büyünün çok büyük bir günah olduğunu biliyorum fakat süre icabı halen nikahımız düşmedi ve evliyiz eşimi bana döndürmek hatalarını anlaması vs için büyü yaptırmam caiz olurmu? bildiğim kadarıyla yuva dağılmasın diye yapılabilen şeyler var ama tam olarak bilgi sahibi değilim ve çok korkuyorum ama kaybettiklerime yanıyorum bütün hayatımı kötü etkileyecek şeyler yaşadım bnmde suçum var elbet ama inanın ona değil namazına imanına dilinden düşürmediği ayetlere itimad ettim... ne yapmalıyım lütfen yardımcı olun..

  6. kader19
    Üye
    Merhaba bir sorum olacak lütfen cevaplarsanız cok sevİnirim. Kayınvalidemin büyü yaptığını yada yaptırdığını düşünüyorum. Bir gün bana ölü kefeninin bir ipliğini gösterdi bunu eşinden gizli sigarasının içine koy onu içsin sigarayı bırakır dedi. Ben Allaha sükür böyle birseyi kabul etmedim. Sizce bu konuda kayınvalidemin günahını mı alıyorum. Bu bir büyü çeşidi midir. Yoksa onun cahilliğine mi saymalıyım. Şuan eşimle ayrıyım küsüz bir kaç aydır. Şayet barışırsak bu insanlara karşı temkinli mi durmalıyım bir kerede eşimi çok özlediklerini onun üzerinden bir tane sac almak istediklerini söylemişlerdi saka ile karışık

+ Yorum Gönder
kesinlikle her meseleyi ve dugumu cozen dua,  ipe dugum caizmi