Konusunu Oylayın.:

Kaderde Denge Noktası

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kaderde Denge Noktası
  1. Güncelleme: , 06.Ocak.2009, 01:36
    1
    LeoparGS
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Şubat.2007
    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 2,937
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Kaderde Denge Noktası

    Kaderde Denge Noktası Mumsema
    Kaderde Denge Noktası



    Kader mevzuu, geçmişten günümüze alimlerin üzerinde ihtilafa düştükleri, hakkıyla açıklayamadıkları veya açıklamaktan çekindikleri bir mevzudur. Çünkü işin ucunda şirke düşme tehlikesi vardır. Bu tehlikenin endişesini vicdanında duyan insanlar kadere dair meselelerden bahis açmayı uygun bulmamış, onu ruha kabul ettirmenin ancak kayıtsız-şartsız imanla mümkün olabileceğini ifade etmişlerdir.

    Günümüzde bazı tefsirlerle bu mevzuya ışık tutulmuş ve kader hem akla hem kalbe hem de vicdana kabul ettirilecek keyfiyette anlaşılmıştır. Bazı alimlerin; "Akıl bu bahsi anlayamaz, açıklayamaz" dedikleri kader birkaç sayfada -Allah'ın izniyle- akla, mantığa ve kalbe hoş gelecek surette açıklanmış ve birçok kişinin imanının kurtulmasına vesile olmuştur.

    Allah'ın yarattığı ve düzenlediği kaderde, insanın payı da vardır. İnsanın payı O'nun yarattığı bir mekanizmaya dokunması kadardır. Allah'ın sahip olduğu külli iradeye karşılık insanda da cüzi irade vardır. İnsana hak ve batıl olmak üzere iki yol gösterilmiştir. İstediğinden gitme iradesi verilmiş ve serbest bırakılmıştır. Onun için insan yaptığı hataları "Kaderim buymuş, alınyazım böyle." diyerek kadere ve onun yaratıcısı olan Allah'a yükleyemez.

    Kadere imanda ata, kaza gibi kavramlar Allah'ın emir ve iradesinde olan hususlardır. Allahü Teala bir milletin üzerine gönderdiği belayı çekip alabilir. Bir milleti de altüst edebilir. O'nun icraatlarıyla ilgili ileri-geri konuşmaya hiç hakkımız yoktur. Rabbimizin o husustaki iradesini bilemeyiz. Çünkü kaderle ilgili anlayamadığımız, bize mantıksız gelen konular, anılar olabilir. Bize yalnızca sorgulamadan iman etmemiz emredilmiştir. "Kadere iman eden kederden emin olur" sözü Rabbe teslimiyetin neler kazandıracağını göstermesi açısından dikkate değer.

    Kadere iman; en küçük konu, düşünce ve konuşmalarda dahi es geçilemez. Hayatımızdaki zorluklar, sıkıntılar, başımıza gelenler, ilahi kanunları eleştirmeler, insanların davranışlarına takılan kulplar insanı baş aşağı götürebilecek uçurum kıyılarıdır. Bu açıdan başımıza iyi ya da kötü görünen ne gelirse gelsin, kabullenmek ve halimize şükretmek gerekir. Çünkü bize iyi görünen şeyler hayırsız, kötü görünen şeyler de hayırlı olabilir. Kadere iman hakkında, şu mısralar ne kadar manalı ve ölçüyü ders veren keyfiyettedir:

    "Hoştur bana senden gelen
    Ya gonca gül yahut diken
    Ya hil'atü yahut kefen
    Lütfun da hoş kahrın da hoş
    Narın da hoş nurun da hoş"

    Bizi gayyalara sürükleyebilecek bir mevzu da, Risale-i Nur'larda dile getirilen Şefkat ve Zecr Tokatları bahsidir. Biz bazı insanların yaptıkları hatalardan sonra başlarına gelen bazı sıkıntıları şefkat tokadı yahut zecr tokadı olarak görebiliriz. Fakat bu sıkıntının ardındaki ilahi icraatı göremediğimiz için sırf zahire göre hareket ediyoruz. Bu durum, kendimize yapılan hafif yollu şakalara ya da istemediğimiz davranışlara karşı gösterdiğimiz tepkilerde de ortaya çıkabilir. Muhatabımızın o davranışı yapması sonucu başına gelen kaza bizim bilmediğimiz bir sebebe binaen gerçekleşmiş olabilir. O kaza onun eski günahlarına kefaret olarak gelmiş olabilir. Yahut Rabbimiz onunla bizi kader mevzuunda imtihana tabi tutuyor olabilir.

    Havaların sıcak ya da soğuk olması, kışın erken gelmesi, yazın geç bitmesi, okulun bitmemesi, iş bulamamak, meyve yiyememek, planların gerçekleştirilememesi, başarısız yıllar, eziyetli günler, hastalıklı haller bizi imtihan eden dünya kriterleridir.

    Allah (cc) sevdiği kullarına sıkıntılar verebilir. Sevmediği kullarına da sıkıntılar verebilir. Sevdiği kullarını güzel bir hayatla serfiraz eyleyebilir. Sevmediği kullarını da güzel bir hayatla sevindirebilir.

    Bunu sorgulamaya bizim hakkımız yoktur. Başımıza iyi şeylerin gelmesi iyi yolda, kötü şeylerin gelmesi de kötü yolda olduğumuzu göstermez. Bunlara bakarak akıbetimizin iyi ya da kötü olduğuna karar veremeyiz.

    Kadere iman mevzuunda bize düşen dengeli ve dikkatli olmak, ilahi iradenin icraatlarına dil uzatmamaktır. Allah'a kulluk etmemiz için yaratılan bizler ancak O'na kullukla gerçek kimliğimizi bulur ve imanın hakkını vermiş oluruz.


    Nezih Nuri Kırmızcı
    Herkul.org



  2. 06.Ocak.2009, 01:36
    1
    Devamlı Üye



    Kaderde Denge Noktası



    Kader mevzuu, geçmişten günümüze alimlerin üzerinde ihtilafa düştükleri, hakkıyla açıklayamadıkları veya açıklamaktan çekindikleri bir mevzudur. Çünkü işin ucunda şirke düşme tehlikesi vardır. Bu tehlikenin endişesini vicdanında duyan insanlar kadere dair meselelerden bahis açmayı uygun bulmamış, onu ruha kabul ettirmenin ancak kayıtsız-şartsız imanla mümkün olabileceğini ifade etmişlerdir.

    Günümüzde bazı tefsirlerle bu mevzuya ışık tutulmuş ve kader hem akla hem kalbe hem de vicdana kabul ettirilecek keyfiyette anlaşılmıştır. Bazı alimlerin; "Akıl bu bahsi anlayamaz, açıklayamaz" dedikleri kader birkaç sayfada -Allah'ın izniyle- akla, mantığa ve kalbe hoş gelecek surette açıklanmış ve birçok kişinin imanının kurtulmasına vesile olmuştur.

    Allah'ın yarattığı ve düzenlediği kaderde, insanın payı da vardır. İnsanın payı O'nun yarattığı bir mekanizmaya dokunması kadardır. Allah'ın sahip olduğu külli iradeye karşılık insanda da cüzi irade vardır. İnsana hak ve batıl olmak üzere iki yol gösterilmiştir. İstediğinden gitme iradesi verilmiş ve serbest bırakılmıştır. Onun için insan yaptığı hataları "Kaderim buymuş, alınyazım böyle." diyerek kadere ve onun yaratıcısı olan Allah'a yükleyemez.

    Kadere imanda ata, kaza gibi kavramlar Allah'ın emir ve iradesinde olan hususlardır. Allahü Teala bir milletin üzerine gönderdiği belayı çekip alabilir. Bir milleti de altüst edebilir. O'nun icraatlarıyla ilgili ileri-geri konuşmaya hiç hakkımız yoktur. Rabbimizin o husustaki iradesini bilemeyiz. Çünkü kaderle ilgili anlayamadığımız, bize mantıksız gelen konular, anılar olabilir. Bize yalnızca sorgulamadan iman etmemiz emredilmiştir. "Kadere iman eden kederden emin olur" sözü Rabbe teslimiyetin neler kazandıracağını göstermesi açısından dikkate değer.

    Kadere iman; en küçük konu, düşünce ve konuşmalarda dahi es geçilemez. Hayatımızdaki zorluklar, sıkıntılar, başımıza gelenler, ilahi kanunları eleştirmeler, insanların davranışlarına takılan kulplar insanı baş aşağı götürebilecek uçurum kıyılarıdır. Bu açıdan başımıza iyi ya da kötü görünen ne gelirse gelsin, kabullenmek ve halimize şükretmek gerekir. Çünkü bize iyi görünen şeyler hayırsız, kötü görünen şeyler de hayırlı olabilir. Kadere iman hakkında, şu mısralar ne kadar manalı ve ölçüyü ders veren keyfiyettedir:

    "Hoştur bana senden gelen
    Ya gonca gül yahut diken
    Ya hil'atü yahut kefen
    Lütfun da hoş kahrın da hoş
    Narın da hoş nurun da hoş"

    Bizi gayyalara sürükleyebilecek bir mevzu da, Risale-i Nur'larda dile getirilen Şefkat ve Zecr Tokatları bahsidir. Biz bazı insanların yaptıkları hatalardan sonra başlarına gelen bazı sıkıntıları şefkat tokadı yahut zecr tokadı olarak görebiliriz. Fakat bu sıkıntının ardındaki ilahi icraatı göremediğimiz için sırf zahire göre hareket ediyoruz. Bu durum, kendimize yapılan hafif yollu şakalara ya da istemediğimiz davranışlara karşı gösterdiğimiz tepkilerde de ortaya çıkabilir. Muhatabımızın o davranışı yapması sonucu başına gelen kaza bizim bilmediğimiz bir sebebe binaen gerçekleşmiş olabilir. O kaza onun eski günahlarına kefaret olarak gelmiş olabilir. Yahut Rabbimiz onunla bizi kader mevzuunda imtihana tabi tutuyor olabilir.

    Havaların sıcak ya da soğuk olması, kışın erken gelmesi, yazın geç bitmesi, okulun bitmemesi, iş bulamamak, meyve yiyememek, planların gerçekleştirilememesi, başarısız yıllar, eziyetli günler, hastalıklı haller bizi imtihan eden dünya kriterleridir.

    Allah (cc) sevdiği kullarına sıkıntılar verebilir. Sevmediği kullarına da sıkıntılar verebilir. Sevdiği kullarını güzel bir hayatla serfiraz eyleyebilir. Sevmediği kullarını da güzel bir hayatla sevindirebilir.

    Bunu sorgulamaya bizim hakkımız yoktur. Başımıza iyi şeylerin gelmesi iyi yolda, kötü şeylerin gelmesi de kötü yolda olduğumuzu göstermez. Bunlara bakarak akıbetimizin iyi ya da kötü olduğuna karar veremeyiz.

    Kadere iman mevzuunda bize düşen dengeli ve dikkatli olmak, ilahi iradenin icraatlarına dil uzatmamaktır. Allah'a kulluk etmemiz için yaratılan bizler ancak O'na kullukla gerçek kimliğimizi bulur ve imanın hakkını vermiş oluruz.


    Nezih Nuri Kırmızcı
    Herkul.org

  3. 08.Temmuz.2016, 01:32
    2
    ASUDE
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2016
    Üye No: 108924
    Mesaj Sayısı: 1,095
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11

    Cevap: Kaderde Denge Noktası


    başa gelen herşey kaderdir ama kişi bunu birazda kendisi yönetmektedir eğer yaşayışı doğru değilse ve kendini bir günahın içine sokuyorsa kaderi tabiki bu noktada o şekil yazılır

  4. 08.Temmuz.2016, 01:32
    2
    Kıdemli Üye



    başa gelen herşey kaderdir ama kişi bunu birazda kendisi yönetmektedir eğer yaşayışı doğru değilse ve kendini bir günahın içine sokuyorsa kaderi tabiki bu noktada o şekil yazılır




+ Yorum Gönder