Konusunu Oylayın.: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

5 üzerinden 4.91 | Toplam : 11 kişi
Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?
  1. 04.Nisan.2010, 23:33
    1
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,409
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?






    Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir? Mumsema VAHY-İ GAYRİ METLÜV


    Okunmayan vahiy demektir. Bundan maksat, Peygamberin Kur'ân dışı aldığı vahiydir. Hz. Muhammed (a.s.)'in Kur'ân dışı vahiy aldığının, âyet ve hadislerden bir çok delili vardır. Bakara sûresinin 144, Tahrîm sûresinin 3, Necm sûresinin 3-4, Nisâ sûresinin 113, Ahzâb sûresinin 34. âyetleri; Cibrîl hadisi diye meşhur olan hadis (Ebû Dâvûd, Kader, 17) buna delildir. Cibril, Kur'ân için indiği gibi sünnet için de iniyordu (Tecrid, II/460-464). Hz. Muhammed (a.s.), "Bana Kur'ân ve onun gibi bir misli verildi." demiştir (Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Ahmed, IV/131). Hz. Peygamber Kur'ân dışı vahiy almakla birlikte, bütün hadislerin vahiy ürünü olduğunu söylemek de mümkün değildir. Çünkü Peygamberimiz, Kur'ân âyetlerini tefsîr ve teyit sadedinde, öğüt vermek amacıyla, kendi re'yini beyan sadedinde sözler de sarf etmiştir. Bunlar dinde delil olmakla birlikte, vahiy ürünü olarak kabul etmemek gerekir; ancak, vahyin kontrolünde söylenmişlerdir. (İ.K.)


  2. 04.Nisan.2010, 23:33
    1
    Moderatör



    VAHY-İ GAYRİ METLÜV


    Okunmayan vahiy demektir. Bundan maksat, Peygamberin Kur'ân dışı aldığı vahiydir. Hz. Muhammed (a.s.)'in Kur'ân dışı vahiy aldığının, âyet ve hadislerden bir çok delili vardır. Bakara sûresinin 144, Tahrîm sûresinin 3, Necm sûresinin 3-4, Nisâ sûresinin 113, Ahzâb sûresinin 34. âyetleri; Cibrîl hadisi diye meşhur olan hadis (Ebû Dâvûd, Kader, 17) buna delildir. Cibril, Kur'ân için indiği gibi sünnet için de iniyordu (Tecrid, II/460-464). Hz. Muhammed (a.s.), "Bana Kur'ân ve onun gibi bir misli verildi." demiştir (Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Ahmed, IV/131). Hz. Peygamber Kur'ân dışı vahiy almakla birlikte, bütün hadislerin vahiy ürünü olduğunu söylemek de mümkün değildir. Çünkü Peygamberimiz, Kur'ân âyetlerini tefsîr ve teyit sadedinde, öğüt vermek amacıyla, kendi re'yini beyan sadedinde sözler de sarf etmiştir. Bunlar dinde delil olmakla birlikte, vahiy ürünü olarak kabul etmemek gerekir; ancak, vahyin kontrolünde söylenmişlerdir. (İ.K.)

  3. 17.Kasım.2011, 23:04
    2
    müşahit
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Kasım.2011
    Üye No: 91708
    Mesaj Sayısı: 30
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?




    Kur'n dışı vahy algısı, Kur'an dışı Resul algısından kaynaklanmaktadır.Hiç bir peygamber, kendisine gönderilen vahyi gizleyemez.O vahyi açıklamak zorundadır. Aksi taktirde, Allah'ın verdiği elçilik göreviniyerine getirmemiş olur.

    İslam tarihine baktığımızda; Kuran dışı vahy olduğu düşüncesine, İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Mutezile çizgisindeki alimler tüm baskılara rağmen bu Kur'an dışı anlayışla savaşmışlardır.

    Kur'an dışı vahy algısının bir çok nedeni vardır.Bunlardan en göze batanı elbetteki siyasal olanlarıdır.

    Kısaca özetliyecek olursak, şunları söyliyebiliriz;

    Kur'an dışı vahiy anlayışını besleyen nedenler çeşitlidir. Bunlar içinde en etkili olan husus Müslümanların özellikle hicri birinci yüzyılda yaşadığı vahim olaylardır. Emevilerin başa geçmesiyle İslam toplumuna hakim olan saltanat düzeninin işlediği zulümler, toplumun değerlerini altüst ederek ortadan kaldırmıştır. Bu durumun neticesi olarak hak-hukuk, adalet kavramları toplumun zihninde erozyona uğrar ve İsrailiyatın da etkisiyle Mehdi-Mesih anlayışı yeşermeye başlar. Ümmetin yaşadığı travmalar Asr-ı Saadet'in kimlik kişilik sahibi Müslüman olma bilincini genel olarak ortadan kaldırmış onun yerine uzlaşmacı, korkak, asimile olmuş, kendine güvenmeyen her şeyi Allaha havale etmiş, her şeyi ondan bilen doğaüstü güçlerden yardım bekleyen bir Müslüman tipi ortaya koymuştur.

    Müslümanların kutsal saydıkları her şeyin çiğnendiği bu süre içerisinde hakim saltanatlar yeni kutsallar oluşturur. " İşte Kur'an dışı vahiy iddiası böyle sosyal ve siyasal bir ortamda ortaya çıkmıştı. Güçlüler, hükümdarlar böyle bir anlayışı özellikle teşvik etmişti. Çünkü ulu'l-emr olarak Rasul'ün sözünün mutlak anlamda bağlayıcı olması bir ulu'l-emr olarak kendilerinin de sözünün bağlayıcı olması anlamına gelecekti."

    Bu hususu dahada uzatabiliriz.Ancak, Şu bilinmelidir ki; Resul'i Ekrem sadece Kendisine gelen ve metin haline getirdiği Kur'an-ı Kur'an-ı bize bildirmiştir.

    Bunun dışında, Kendi sözlerinin yazılmasına Kur'an'la karışmasın diye izin vermemiştir. Dolayısıyla eğer Kur'an dışı vahy varsa, O halde Resul'i Ekrem niçin Onları da kayıt altına ladırmadı?

    Biraz Kur'an Okuyalım beyler. Dinimizi kaynağından öğrenelim.
    Allah Kuran'da "Biz sizi yarın bu kitaptan soracağız[sorguya çekeceğiz]" demişken daha ne diye başka yerlerde dolanıp duruyoruz.
    Son olarak Şunu bilin ki, Resul'i Ekremin en büyük sünneti Kur'an'ı Kerim dir.. O, Kur'anı yaşadı ve yaşattı. Başka da bişey değil..
    Daha fazlası için Buraya bakabilirsiniz



    Resul'e Sadece Eşsiz/Benzersiz Kuran Verilmiştir.

    http://www.kuranakademisi.com Kuran Eşsiz bir kitaptır.Misli/emsali, benzeri söz yoktur, getirilemez de.Resule, Kuran ve bir misli değil,sadece Kuran verilmiştir.Kuran'ın benzerinin getirilemeyeceği, sadece ona teslimiyeti gerektirir.

    Konuyla ilgili ayetler şöyledir.


    Bakara/23 - Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz.

    24 - Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.

    Enfal/31 - Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman, "işittik, dilersek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir" diyorlardı.



    Yunus/15- Böyle iken, âyetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okunduğu zaman, o bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." dediler. De ki, "Onu kendiliğimden değiştiremem, benim açımdan bu olacak bir şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."

    16 - De ki, "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?"

    37 - Bu Kur'ân, Allah'dan başkası tarafından uydurulamaz, lâkin kendinden önceki kitapları tasdik eder ve o kitabı (levh-i mahfuzu) ayrıntılı olarak açıklar. Onda şüphe edilecek hiç bir şey yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    38 - "Onu o (peygamber) uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve Allah'dan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz (bunu yapın).

    39 - Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları, te'vili de kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalan saydılar. Bunlardan önce gelip geçenler de yine böyle inkâr etmişlerdi, amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu.

    Hud/13 - Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).

    14 - Yok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyorsunuz, değil mi?

    İsra/88 - Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir."


    Furkan/4 - İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

    5 - "Kur'ân öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırmış da sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler.

    6 - Ey Muhammed! De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir."



    Tur/33 - Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır onlar inanmıyorlar.

    34 - Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz meydana getirsinler.


  4. 17.Kasım.2011, 23:04
    2
    müşahit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Kur'n dışı vahy algısı, Kur'an dışı Resul algısından kaynaklanmaktadır.Hiç bir peygamber, kendisine gönderilen vahyi gizleyemez.O vahyi açıklamak zorundadır. Aksi taktirde, Allah'ın verdiği elçilik göreviniyerine getirmemiş olur.

    İslam tarihine baktığımızda; Kuran dışı vahy olduğu düşüncesine, İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Mutezile çizgisindeki alimler tüm baskılara rağmen bu Kur'an dışı anlayışla savaşmışlardır.

    Kur'an dışı vahy algısının bir çok nedeni vardır.Bunlardan en göze batanı elbetteki siyasal olanlarıdır.

    Kısaca özetliyecek olursak, şunları söyliyebiliriz;

    Kur'an dışı vahiy anlayışını besleyen nedenler çeşitlidir. Bunlar içinde en etkili olan husus Müslümanların özellikle hicri birinci yüzyılda yaşadığı vahim olaylardır. Emevilerin başa geçmesiyle İslam toplumuna hakim olan saltanat düzeninin işlediği zulümler, toplumun değerlerini altüst ederek ortadan kaldırmıştır. Bu durumun neticesi olarak hak-hukuk, adalet kavramları toplumun zihninde erozyona uğrar ve İsrailiyatın da etkisiyle Mehdi-Mesih anlayışı yeşermeye başlar. Ümmetin yaşadığı travmalar Asr-ı Saadet'in kimlik kişilik sahibi Müslüman olma bilincini genel olarak ortadan kaldırmış onun yerine uzlaşmacı, korkak, asimile olmuş, kendine güvenmeyen her şeyi Allaha havale etmiş, her şeyi ondan bilen doğaüstü güçlerden yardım bekleyen bir Müslüman tipi ortaya koymuştur.

    Müslümanların kutsal saydıkları her şeyin çiğnendiği bu süre içerisinde hakim saltanatlar yeni kutsallar oluşturur. " İşte Kur'an dışı vahiy iddiası böyle sosyal ve siyasal bir ortamda ortaya çıkmıştı. Güçlüler, hükümdarlar böyle bir anlayışı özellikle teşvik etmişti. Çünkü ulu'l-emr olarak Rasul'ün sözünün mutlak anlamda bağlayıcı olması bir ulu'l-emr olarak kendilerinin de sözünün bağlayıcı olması anlamına gelecekti."

    Bu hususu dahada uzatabiliriz.Ancak, Şu bilinmelidir ki; Resul'i Ekrem sadece Kendisine gelen ve metin haline getirdiği Kur'an-ı Kur'an-ı bize bildirmiştir.

    Bunun dışında, Kendi sözlerinin yazılmasına Kur'an'la karışmasın diye izin vermemiştir. Dolayısıyla eğer Kur'an dışı vahy varsa, O halde Resul'i Ekrem niçin Onları da kayıt altına ladırmadı?

    Biraz Kur'an Okuyalım beyler. Dinimizi kaynağından öğrenelim.
    Allah Kuran'da "Biz sizi yarın bu kitaptan soracağız[sorguya çekeceğiz]" demişken daha ne diye başka yerlerde dolanıp duruyoruz.
    Son olarak Şunu bilin ki, Resul'i Ekremin en büyük sünneti Kur'an'ı Kerim dir.. O, Kur'anı yaşadı ve yaşattı. Başka da bişey değil..
    Daha fazlası için Buraya bakabilirsiniz



    Resul'e Sadece Eşsiz/Benzersiz Kuran Verilmiştir.

    http://www.kuranakademisi.com Kuran Eşsiz bir kitaptır.Misli/emsali, benzeri söz yoktur, getirilemez de.Resule, Kuran ve bir misli değil,sadece Kuran verilmiştir.Kuran'ın benzerinin getirilemeyeceği, sadece ona teslimiyeti gerektirir.

    Konuyla ilgili ayetler şöyledir.


    Bakara/23 - Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz.

    24 - Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.

    Enfal/31 - Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman, "işittik, dilersek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir" diyorlardı.



    Yunus/15- Böyle iken, âyetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okunduğu zaman, o bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." dediler. De ki, "Onu kendiliğimden değiştiremem, benim açımdan bu olacak bir şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."

    16 - De ki, "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?"

    37 - Bu Kur'ân, Allah'dan başkası tarafından uydurulamaz, lâkin kendinden önceki kitapları tasdik eder ve o kitabı (levh-i mahfuzu) ayrıntılı olarak açıklar. Onda şüphe edilecek hiç bir şey yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    38 - "Onu o (peygamber) uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve Allah'dan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz (bunu yapın).

    39 - Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları, te'vili de kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalan saydılar. Bunlardan önce gelip geçenler de yine böyle inkâr etmişlerdi, amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu.

    Hud/13 - Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).

    14 - Yok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyorsunuz, değil mi?

    İsra/88 - Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir."


    Furkan/4 - İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

    5 - "Kur'ân öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırmış da sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler.

    6 - Ey Muhammed! De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir."



    Tur/33 - Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır onlar inanmıyorlar.

    34 - Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz meydana getirsinler.

  5. 23.Temmuz.2012, 02:35
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,350
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 44
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    Alıntı
    Hiç bir peygamber, kendisine gönderilen vahyi gizleyemez.O vahyi açıklamak zorundadır. Aksi taktirde, Allah'ın verdiği elçilik göreviniyerine getirmemiş olur.
    vahyi gayri metluvdan bunu mu anladınız?
    vah ki ne vah


  6. 23.Temmuz.2012, 02:35
    3
    âb ü kil
    Alıntı
    Hiç bir peygamber, kendisine gönderilen vahyi gizleyemez.O vahyi açıklamak zorundadır. Aksi taktirde, Allah'ın verdiği elçilik göreviniyerine getirmemiş olur.
    vahyi gayri metluvdan bunu mu anladınız?
    vah ki ne vah

  7. 23.Temmuz.2012, 20:03
    4
    müşahit
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Kasım.2011
    Üye No: 91708
    Mesaj Sayısı: 30
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    vahyi gayri metluvdan bunu mu anladınız? vah ki ne vah.
    Bu alaylı ifadenle cehaletini pekiştirdin.Varsa bir bildiğin (Ki yoktur gördüğüm kadarıyla) onu söyleycekken, kara cehaletinin Karasını yüzüne çaldın. Emek verip, onca yazı yazıp ayetlerle olaya açıklık getirmeye çalışmama rağmen, gördüğüm kadarıyla sen bi zahmette bulunupta okuma cesareti bile göstermemişsin. Allah seni ıslah etsin ne diyeyim.



  8. 23.Temmuz.2012, 20:03
    4
    müşahit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    vahyi gayri metluvdan bunu mu anladınız? vah ki ne vah.
    Bu alaylı ifadenle cehaletini pekiştirdin.Varsa bir bildiğin (Ki yoktur gördüğüm kadarıyla) onu söyleycekken, kara cehaletinin Karasını yüzüne çaldın. Emek verip, onca yazı yazıp ayetlerle olaya açıklık getirmeye çalışmama rağmen, gördüğüm kadarıyla sen bi zahmette bulunupta okuma cesareti bile göstermemişsin. Allah seni ıslah etsin ne diyeyim.


  9. 24.Temmuz.2012, 17:55
    5
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,350
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 44
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    neden soruma cevab vermek yerine sinirlenip de saldırıyorsun?
    yazdığın tüm saçmalıkların sebebi vahyi gayri metluvun ne olduğunu bilmemenden kaynaklanıyor
    ben de bu konudaki yanlışını açığa kavuşturarak sana işin doğrusunu öğrenme fırsatı vermeye çalışıyorum
    bana saldırmak yerine vahyi gayri metluvun gizli bir tür vahiy değil de
    sünnet olduğunu Resulullah'ın da bunu saklamayıp herkese açıkladığını öğrenseydin
    aşağıda alıntılayacağım zırva yorumları belki de yazmazdın

    Alıntı
    Hiç bir peygamber, kendisine gönderilen vahyi gizleyemez.O vahyi açıklamak zorundadır.
    tekrar soruyorum:
    vahyi gayri metluvun Resulullah tarafından gizlenen
    kimseye açıklanmayan özel bir vahiy türü olduğunu mu sanıyorsun?

    Alıntı
    Aksi taktirde, Allah'ın verdiği elçilik göreviniyerine getirmemiş olur.
    Resulullah zaten vahyi gayri metluv olan sünneti saklamamıştır
    bunu sözlü fiili ve takriri olarak ikame etmiştir

    hatta bu tür vahyin olduğunu bile saklamamış
    "Bana Kur'an ve bir o kadarı daha verildi" demiştir
    ama siz önce bu vb hadisleri reddediyor
    sonra da "vahyi gayri metluv varsa Peygamber bize onu neden bildirmedi? diyorsunuz
    sizce de bu durum komik değil mi?

    Alıntı
    İslam tarihine baktığımızda; Kuran dışı vahy olduğu düşüncesine, İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Mutezile çizgisindeki alimler tüm baskılara rağmen bu Kur'an dışı anlayışla savaşmışlardır.
    bu sözü gerçekten de araştırdın mı?
    yoksa birileri söyedi sen de papağan gibi tekrar mı ediyorsun?
    ebu Hanife gerçekten de hadislerin hüccet olduğunu red mi etti?
    ya da kabul etti ama bunların bir tür vahiy olduğunu mu reddetti?
    mesela ebu Hanife uydurma olduğunu iddia ettiğiniz kaderle ilgili hadisler hakkında ne demiş?
    hiç araştırdın mı?

    sence Mutezili imamları gerçekten de alim midir?
    not: mutezililerin mantığının ne olduğunu anlamak için aşağıdaki linke tıklayınız:
    http://İslam tarihine baktığımızda; ...savaşmışlardır

    Emeviler hakkında yazdıklarınıza gelince
    iyi ki bir Emevi dönemi yaşanmış
    bu yüzden neredeyse kına yakacaksınız
    zira bu sayede
    reddedeceğiniz her şeyin Emevi uydurması olduğunu söyleme şansını elde etmiş oldunuz

    Alıntı
    Çünkü ulu'l-emr olarak Rasul'ün sözünün mutlak anlamda bağlayıcı olması bir ulu'l-emr olarak kendilerinin de sözünün bağlayıcı olması anlamına gelecekti."
    bu cümleler de bir başka cehalet örneği
    bir kere vahyi gayri metluvu kabul eden bizler
    Resulullah'ın Nebi olarak yaptığı şeyler haricindeki
    insan olması ve devlet başkanı olmasından kaynaklanan amellerinin
    örnek alınabileceğine ama bağlayıcı olmadığına inanırız
    azıcık hadis usulü okusaydın bunu ve bununla ilgili örnekleri görebilirdin
    hatta bizzat Resulullah bile ululemr olarak hata yapabileceğini bize bildirmiştir

    üstelik vahyi gayri metluv ayrı ululemre itaat ayrı şeylerdir
    Emevilerin ululemre itaati pekiştirmek için özel bir vahiy türü uydurmasına gerek yoktu
    zira ululemre itaat ile ilgili ayetler zaten Kur'an'da vardı

    Alıntı
    Bu hususu dahada uzatabiliriz.Ancak, Şu bilinmelidir ki; Resul'i Ekrem sadece Kendisine gelen ve metin haline getirdiği Kur'an-ı Kur'an-ı bize bildirmiştir.
    bu söz yukardaki komedi ile aynı
    hem Resulullah'ın "bana Kur'an dışında da vahyediliyor" şeklindeki sözlerini reddeceksiniz
    hem de "öyle olsaydı Resulullah bize bildirirdi" diyeceksiniz

    şimdi cevab verin
    -bakın bu sorumu belki görmezsiniz (!!??) diye koyultuyorum-
    vahyi gayri metluvu reddetme sebebinizin
    Resulullah'ın bu konuda bir bilgi vermemiş olması iddianızda samimi iseniz
    ben size Resulullah ve ashabtan bu konuda on kadar rivayet yazarsam
    Resulullah'a Kur'an dışında vahiy geldiğini kabul edecek misiniz?

    Alıntı
    Bunun dışında, Kendi sözlerinin yazılmasına Kur'an'la karışmasın diye izin vermemiştir.
    bu bilgi bir hadise dayanmaktadır
    Resulullah'ın daha sonra
    Kur'an ile hadisleri birbirine karıştırmayacağından emin olduğu kişilere
    hadisleri yazma izni verdiğini
    ashabtan da on kadar kişinin sayfalar dolusu hadis yazdığını isbatlarsam
    Alıntı
    Dolayısıyla eğer Kur'an dışı vahy varsa, O halde Resul'i Ekrem niçin Onları da kayıt altına ladırmadı?
    şeklindeki iddianızdan da vaz geçecek misiniz?
    yoksa işinize gelen hadisi kabul edip işinize gelmeyeni reddetme huyunuza devam edecek misiniz?

    Alıntı
    Allah Kuran'da "Biz sizi yarın bu kitaptan soracağız[sorguya çekeceğiz]" demişken daha ne diye başka yerlerde dolanıp duruyoruz.
    Kitab'tan Resule itaat edilmesi itaat etmeyenlerin cehennemlik olacağı ile ilgili kaç ayet istersin?
    50'ye yakın ayet verebilirim biiznillah

    Alıntı
    O, Kur'anı yaşadı ve yaşattı. Başka da bişey değil..
    işte o yüzden sünneti öğreniyoruz ki Kur'an nasıl yaşanırmış anlayabilelim
    peki mesela o (sav) Kur'an'ı yaşarken
    ayetleri hep kendi kafasından mı yorumluyordu?
    mesela Kur'an'daki "namaz kılın" emrini neye göre yerine getirdi?
    öyle ya Kur'an'da namazla ilgili hemen hemen hiçbir ayrıntı yok

    sahi siz günde kaç vakit, her vakitte kaç rekat, ve nasıl namaz kılıyorsunuz?

    Alıntı
    Resule, Kuran ve bir misli değil,sadece Kuran verilmiştir.Kuran'ın benzerinin getirilemeyeceği, sadece ona teslimiyeti gerektirir.
    bak yukardaki komedi burda da devam ediyor
    hem "öyle olsaydı Resulullah bize haber verirdi" diyorsunuz
    hem de Resulullah'ın "Bana Kur'an ve misli verildi" hadisini inkar ediyorsunuz

    bir de gerçekten bu hadisteki "misli" kelimesini
    Kur'an'ın eşi benzeri şeklinde mi anlıyorsunuz?


  10. 24.Temmuz.2012, 17:55
    5
    âb ü kil
    neden soruma cevab vermek yerine sinirlenip de saldırıyorsun?
    yazdığın tüm saçmalıkların sebebi vahyi gayri metluvun ne olduğunu bilmemenden kaynaklanıyor
    ben de bu konudaki yanlışını açığa kavuşturarak sana işin doğrusunu öğrenme fırsatı vermeye çalışıyorum
    bana saldırmak yerine vahyi gayri metluvun gizli bir tür vahiy değil de
    sünnet olduğunu Resulullah'ın da bunu saklamayıp herkese açıkladığını öğrenseydin
    aşağıda alıntılayacağım zırva yorumları belki de yazmazdın

    Alıntı
    Hiç bir peygamber, kendisine gönderilen vahyi gizleyemez.O vahyi açıklamak zorundadır.
    tekrar soruyorum:
    vahyi gayri metluvun Resulullah tarafından gizlenen
    kimseye açıklanmayan özel bir vahiy türü olduğunu mu sanıyorsun?

    Alıntı
    Aksi taktirde, Allah'ın verdiği elçilik göreviniyerine getirmemiş olur.
    Resulullah zaten vahyi gayri metluv olan sünneti saklamamıştır
    bunu sözlü fiili ve takriri olarak ikame etmiştir

    hatta bu tür vahyin olduğunu bile saklamamış
    "Bana Kur'an ve bir o kadarı daha verildi" demiştir
    ama siz önce bu vb hadisleri reddediyor
    sonra da "vahyi gayri metluv varsa Peygamber bize onu neden bildirmedi? diyorsunuz
    sizce de bu durum komik değil mi?

    Alıntı
    İslam tarihine baktığımızda; Kuran dışı vahy olduğu düşüncesine, İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Mutezile çizgisindeki alimler tüm baskılara rağmen bu Kur'an dışı anlayışla savaşmışlardır.
    bu sözü gerçekten de araştırdın mı?
    yoksa birileri söyedi sen de papağan gibi tekrar mı ediyorsun?
    ebu Hanife gerçekten de hadislerin hüccet olduğunu red mi etti?
    ya da kabul etti ama bunların bir tür vahiy olduğunu mu reddetti?
    mesela ebu Hanife uydurma olduğunu iddia ettiğiniz kaderle ilgili hadisler hakkında ne demiş?
    hiç araştırdın mı?

    sence Mutezili imamları gerçekten de alim midir?
    not: mutezililerin mantığının ne olduğunu anlamak için aşağıdaki linke tıklayınız:
    http://İslam tarihine baktığımızda; ...savaşmışlardır

    Emeviler hakkında yazdıklarınıza gelince
    iyi ki bir Emevi dönemi yaşanmış
    bu yüzden neredeyse kına yakacaksınız
    zira bu sayede
    reddedeceğiniz her şeyin Emevi uydurması olduğunu söyleme şansını elde etmiş oldunuz

    Alıntı
    Çünkü ulu'l-emr olarak Rasul'ün sözünün mutlak anlamda bağlayıcı olması bir ulu'l-emr olarak kendilerinin de sözünün bağlayıcı olması anlamına gelecekti."
    bu cümleler de bir başka cehalet örneği
    bir kere vahyi gayri metluvu kabul eden bizler
    Resulullah'ın Nebi olarak yaptığı şeyler haricindeki
    insan olması ve devlet başkanı olmasından kaynaklanan amellerinin
    örnek alınabileceğine ama bağlayıcı olmadığına inanırız
    azıcık hadis usulü okusaydın bunu ve bununla ilgili örnekleri görebilirdin
    hatta bizzat Resulullah bile ululemr olarak hata yapabileceğini bize bildirmiştir

    üstelik vahyi gayri metluv ayrı ululemre itaat ayrı şeylerdir
    Emevilerin ululemre itaati pekiştirmek için özel bir vahiy türü uydurmasına gerek yoktu
    zira ululemre itaat ile ilgili ayetler zaten Kur'an'da vardı

    Alıntı
    Bu hususu dahada uzatabiliriz.Ancak, Şu bilinmelidir ki; Resul'i Ekrem sadece Kendisine gelen ve metin haline getirdiği Kur'an-ı Kur'an-ı bize bildirmiştir.
    bu söz yukardaki komedi ile aynı
    hem Resulullah'ın "bana Kur'an dışında da vahyediliyor" şeklindeki sözlerini reddeceksiniz
    hem de "öyle olsaydı Resulullah bize bildirirdi" diyeceksiniz

    şimdi cevab verin
    -bakın bu sorumu belki görmezsiniz (!!??) diye koyultuyorum-
    vahyi gayri metluvu reddetme sebebinizin
    Resulullah'ın bu konuda bir bilgi vermemiş olması iddianızda samimi iseniz
    ben size Resulullah ve ashabtan bu konuda on kadar rivayet yazarsam
    Resulullah'a Kur'an dışında vahiy geldiğini kabul edecek misiniz?

    Alıntı
    Bunun dışında, Kendi sözlerinin yazılmasına Kur'an'la karışmasın diye izin vermemiştir.
    bu bilgi bir hadise dayanmaktadır
    Resulullah'ın daha sonra
    Kur'an ile hadisleri birbirine karıştırmayacağından emin olduğu kişilere
    hadisleri yazma izni verdiğini
    ashabtan da on kadar kişinin sayfalar dolusu hadis yazdığını isbatlarsam
    Alıntı
    Dolayısıyla eğer Kur'an dışı vahy varsa, O halde Resul'i Ekrem niçin Onları da kayıt altına ladırmadı?
    şeklindeki iddianızdan da vaz geçecek misiniz?
    yoksa işinize gelen hadisi kabul edip işinize gelmeyeni reddetme huyunuza devam edecek misiniz?

    Alıntı
    Allah Kuran'da "Biz sizi yarın bu kitaptan soracağız[sorguya çekeceğiz]" demişken daha ne diye başka yerlerde dolanıp duruyoruz.
    Kitab'tan Resule itaat edilmesi itaat etmeyenlerin cehennemlik olacağı ile ilgili kaç ayet istersin?
    50'ye yakın ayet verebilirim biiznillah

    Alıntı
    O, Kur'anı yaşadı ve yaşattı. Başka da bişey değil..
    işte o yüzden sünneti öğreniyoruz ki Kur'an nasıl yaşanırmış anlayabilelim
    peki mesela o (sav) Kur'an'ı yaşarken
    ayetleri hep kendi kafasından mı yorumluyordu?
    mesela Kur'an'daki "namaz kılın" emrini neye göre yerine getirdi?
    öyle ya Kur'an'da namazla ilgili hemen hemen hiçbir ayrıntı yok

    sahi siz günde kaç vakit, her vakitte kaç rekat, ve nasıl namaz kılıyorsunuz?

    Alıntı
    Resule, Kuran ve bir misli değil,sadece Kuran verilmiştir.Kuran'ın benzerinin getirilemeyeceği, sadece ona teslimiyeti gerektirir.
    bak yukardaki komedi burda da devam ediyor
    hem "öyle olsaydı Resulullah bize haber verirdi" diyorsunuz
    hem de Resulullah'ın "Bana Kur'an ve misli verildi" hadisini inkar ediyorsunuz

    bir de gerçekten bu hadisteki "misli" kelimesini
    Kur'an'ın eşi benzeri şeklinde mi anlıyorsunuz?

  11. 27.Temmuz.2012, 02:32
    6
    müşahit
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Kasım.2011
    Üye No: 91708
    Mesaj Sayısı: 30
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    Şu zırva sitende alıntı izni verde, sana tek tek yazdıklarının cevabını vereyim.
    Niçin Kur'an tek başına anıldığında bu kadar rahatsız oluyorsun.

    Oysaki Kuran ayetlerini görmezden gelenler; ve inatla Kuran dışına taşımaya çalışanları Allah'ın cezalandırmasına havale ediyoruz.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    6- İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?







    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    7- Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    8- Kendisine Allah'ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla kibirlenerek) sanki işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.








    Casiye


    9- Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, alay konusu edinir. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    10- Arkalarından cehennem (onları izlemektedir). Kazandıkları şeyler, onlara hiç bir yarar sağlamaz. Allah'tan başka edindikleri veliler de. Onlar için büyük bir azab vardır.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    11- İşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar için, (en) iğrenç olanından acı bir azab vardır.


    Bu uyarılardan sonra devam ediyoruz.


    Kur'an'ı incelediğimizde Rasul'ün (risaletle ilgili) bilgi (ilim) kaynağının vahiy olduğunu görürüz. Bu vahiy de elimizde mevcut olan Kur'an'dır.


    «Sen bundan önce bir kitap okumuyordun, elinle onu yazmıyordun. Öyle olsaydı o zaman iptalciler kuşkulanırlardı.» (29/Ankebut,48)

    «Bu Kur'an bana vahyolundu ki onunla sizi uyarayım.» (6/En'am, 19)

    Bu ayet oldukça hikmetlidir. Şöyleki; Eğer Resulullah'a kur'an ve misli verilmiş olsaydı, ayetin hitabı bu şekilde olmazdı. Bu Kur'an ve bir okadarı da bana vahyolundu ki şeklinde olurdu!!!! Devam ediyoruz


    Allah; Kuran için Koruma beyan ediyor iken (6/16 18/27 15/9 ) içine hurafe karıştırılamayacak ve tahrif edilemeyecek derken, niçin misli olupta, Kuran muhhafının dışında kayıt altına alınmış Gayri metluv diye uydurduğunuz sözüm ona Allah kelamı!!!!!!! içinde beyanatta bulunmuyor.

    Şunu unutmayınki; DİN ASLA ŞÜPHE BARINDIRMAZ. EN UFAK BİR ŞÜPHE BİLE ONU YERLE BİR EDER. KURAN İÇİN BU ŞÜPHE VARMI? HAŞA. AMA KURAN DIŞI TÜM KAYNAKLAR İÇİN BU ŞÜPHE MEVCUTTUR. Hadis Külliyatınd,a bir birine tezat hatta birbirini yalanlayan bir çok ifade var. Bunların tümü külliyen yalan ve Şanı yüce Resuli Ekreme iftiradır.

    Oysaki Kuran'ın açık ve net bir ifadesiyle; Kuranın (Huden) doğru yol rehberi olarak tanımlandığını ve bu sebeplede Kuran; KENDİSİ DIŞINDAKİ TÜM SÖYLEMLERİ REDDEDERAŞAĞIDAKİ AYETLER DE BUNUN İSPATIDIR.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    6- İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?







    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    7- Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline.




    Mürselat 50- Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?


    Hasılı kelam; Rabbe kulluk etmek, Hükmü Allaha havale etmek demektir (42/10) (12/40) Hükmü Allah'a ait kılmak, detaylı olarak indirilmiş , doğruluk ve adaletçe tastamam olan ve tahrif edilmesi mümkün olmayan Kitabı (Siz bundan farklı anlam çıkarmayasını diye vereyim Kitabı/Kur'an'ı) tek HAKEM/HÜKÜM KAYNAĞI EDİNMEKTİR.

    EN'AM/114- Allah'tan başka bir hakem mi arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.



    Sana islamı burada yeniden öğretecek değilim. Buna Vaktim de yoktur. Azıcık KURAN okuyun. Başkalırının kitaplarını değil.
    SİZ ŞİMDİ BENİ PEYGAMBER DÜŞMANI DA YAPARSINIZ. AKSİNE BEN PEYGAMBERİMİ İLAHLAŞTIRMIYORUM YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR GİBİ. O'NA VERİLECEK EN BÜYÜK DEĞER; O'NUN YOLUNDAN GİTMEKTİR. SADECE KURAN'I HAKEM KILMAKTIR. Peygamber haşa ilah değil elçidir. Hüküm sadece Allah'ın Kur'an'ındır).Allahın selameti başına olsun

    ----------------------

    Dahası için şuraya bekliyorum


  12. 27.Temmuz.2012, 02:32
    6
    müşahit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Şu zırva sitende alıntı izni verde, sana tek tek yazdıklarının cevabını vereyim.
    Niçin Kur'an tek başına anıldığında bu kadar rahatsız oluyorsun.

    Oysaki Kuran ayetlerini görmezden gelenler; ve inatla Kuran dışına taşımaya çalışanları Allah'ın cezalandırmasına havale ediyoruz.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    6- İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?







    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    7- Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    8- Kendisine Allah'ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla kibirlenerek) sanki işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.








    Casiye


    9- Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, alay konusu edinir. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    10- Arkalarından cehennem (onları izlemektedir). Kazandıkları şeyler, onlara hiç bir yarar sağlamaz. Allah'tan başka edindikleri veliler de. Onlar için büyük bir azab vardır.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    11- İşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar için, (en) iğrenç olanından acı bir azab vardır.


    Bu uyarılardan sonra devam ediyoruz.


    Kur'an'ı incelediğimizde Rasul'ün (risaletle ilgili) bilgi (ilim) kaynağının vahiy olduğunu görürüz. Bu vahiy de elimizde mevcut olan Kur'an'dır.


    «Sen bundan önce bir kitap okumuyordun, elinle onu yazmıyordun. Öyle olsaydı o zaman iptalciler kuşkulanırlardı.» (29/Ankebut,48)

    «Bu Kur'an bana vahyolundu ki onunla sizi uyarayım.» (6/En'am, 19)

    Bu ayet oldukça hikmetlidir. Şöyleki; Eğer Resulullah'a kur'an ve misli verilmiş olsaydı, ayetin hitabı bu şekilde olmazdı. Bu Kur'an ve bir okadarı da bana vahyolundu ki şeklinde olurdu!!!! Devam ediyoruz


    Allah; Kuran için Koruma beyan ediyor iken (6/16 18/27 15/9 ) içine hurafe karıştırılamayacak ve tahrif edilemeyecek derken, niçin misli olupta, Kuran muhhafının dışında kayıt altına alınmış Gayri metluv diye uydurduğunuz sözüm ona Allah kelamı!!!!!!! içinde beyanatta bulunmuyor.

    Şunu unutmayınki; DİN ASLA ŞÜPHE BARINDIRMAZ. EN UFAK BİR ŞÜPHE BİLE ONU YERLE BİR EDER. KURAN İÇİN BU ŞÜPHE VARMI? HAŞA. AMA KURAN DIŞI TÜM KAYNAKLAR İÇİN BU ŞÜPHE MEVCUTTUR. Hadis Külliyatınd,a bir birine tezat hatta birbirini yalanlayan bir çok ifade var. Bunların tümü külliyen yalan ve Şanı yüce Resuli Ekreme iftiradır.

    Oysaki Kuran'ın açık ve net bir ifadesiyle; Kuranın (Huden) doğru yol rehberi olarak tanımlandığını ve bu sebeplede Kuran; KENDİSİ DIŞINDAKİ TÜM SÖYLEMLERİ REDDEDERAŞAĞIDAKİ AYETLER DE BUNUN İSPATIDIR.






    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    6- İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?







    --------------------------------------------------------------------------------





    Casiye


    7- Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline.




    Mürselat 50- Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?


    Hasılı kelam; Rabbe kulluk etmek, Hükmü Allaha havale etmek demektir (42/10) (12/40) Hükmü Allah'a ait kılmak, detaylı olarak indirilmiş , doğruluk ve adaletçe tastamam olan ve tahrif edilmesi mümkün olmayan Kitabı (Siz bundan farklı anlam çıkarmayasını diye vereyim Kitabı/Kur'an'ı) tek HAKEM/HÜKÜM KAYNAĞI EDİNMEKTİR.

    EN'AM/114- Allah'tan başka bir hakem mi arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.



    Sana islamı burada yeniden öğretecek değilim. Buna Vaktim de yoktur. Azıcık KURAN okuyun. Başkalırının kitaplarını değil.
    SİZ ŞİMDİ BENİ PEYGAMBER DÜŞMANI DA YAPARSINIZ. AKSİNE BEN PEYGAMBERİMİ İLAHLAŞTIRMIYORUM YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR GİBİ. O'NA VERİLECEK EN BÜYÜK DEĞER; O'NUN YOLUNDAN GİTMEKTİR. SADECE KURAN'I HAKEM KILMAKTIR. Peygamber haşa ilah değil elçidir. Hüküm sadece Allah'ın Kur'an'ındır).Allahın selameti başına olsun

    ----------------------

    Dahası için şuraya bekliyorum

  13. 27.Temmuz.2012, 14:21
    7
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,350
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 44
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    bu başlığı okuyan herkes
    yukarıdaki hiçbir soruma cevab veremediğine şahiddir

    özellikle koyulttuğum sorumu görmezden geleceğini çok iyi biliyordum
    ona da verecek tek cevabın olamaz


    Kur'an'ı hakem oluşundan bahsetmişsin
    buyur şu adreste
    Allah'ın bazı kullarına Kitabullahtakiler haricinde de vahiy indirdiğine dair
    Kur'an'dan onlarca delil verdim
    http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-...ri-metluv.html

    Kur'an'da şübhe olmadığına biz inanıyoruz
    ama kafirler inanmıyor
    onların buna inanmaması nasıl ki bizim Kur'an'da şübhelenmemize sebeb olmazsa
    sizin vahyi gayri metluvu inkarınız da bizi ilgilendirmez


  14. 27.Temmuz.2012, 14:21
    7
    âb ü kil
    bu başlığı okuyan herkes
    yukarıdaki hiçbir soruma cevab veremediğine şahiddir

    özellikle koyulttuğum sorumu görmezden geleceğini çok iyi biliyordum
    ona da verecek tek cevabın olamaz


    Kur'an'ı hakem oluşundan bahsetmişsin
    buyur şu adreste
    Allah'ın bazı kullarına Kitabullahtakiler haricinde de vahiy indirdiğine dair
    Kur'an'dan onlarca delil verdim
    http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-...ri-metluv.html

    Kur'an'da şübhe olmadığına biz inanıyoruz
    ama kafirler inanmıyor
    onların buna inanmaması nasıl ki bizim Kur'an'da şübhelenmemize sebeb olmazsa
    sizin vahyi gayri metluvu inkarınız da bizi ilgilendirmez

  15. 27.Temmuz.2012, 15:27
    8
    müşahit
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Kasım.2011
    Üye No: 91708
    Mesaj Sayısı: 30
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    Sübhanallahhh!!!!!!!!
    sana verdiğim bunca ayetten sonra hala konuşuyorsan ve cevap verip veremememden bahsediyorsan sana söyleyecek başkada sözüm olmaz..


    Casiye 6- İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?


    Casiye 7- Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline.



    Burada bişey yarıştırmıyoruz. Kimsenin galip gelmesi için de hiç bir çabamız yok.Allah şahit buna. Ama gördüğüm kadarıyla sen bunu anlayamamışsın... Sadece düşün ve Kuran oku...


  16. 27.Temmuz.2012, 15:27
    8
    müşahit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Sübhanallahhh!!!!!!!!
    sana verdiğim bunca ayetten sonra hala konuşuyorsan ve cevap verip veremememden bahsediyorsan sana söyleyecek başkada sözüm olmaz..


    Casiye 6- İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?


    Casiye 7- Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline.



    Burada bişey yarıştırmıyoruz. Kimsenin galip gelmesi için de hiç bir çabamız yok.Allah şahit buna. Ama gördüğüm kadarıyla sen bunu anlayamamışsın... Sadece düşün ve Kuran oku...

  17. 27.Temmuz.2012, 16:40
    9
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,350
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 44
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    Alıntı
    Kimsenin galip gelmesi için de hiç bir çabamız yok.
    Vallahi de Allah'ın O'nun dininin ve Resulünün galib gelmesi için çabalıyorum
    hadisleri inkar edenler ise İslam'ın yok olması için çabalıyorlar

    ayet getirmişmiş niye konuşuyormuşum

    biz elmalar hakkında konuşurken sen armutlar hakkında delil getiriyorsun

    biz sünnetin Allah'ın vahyi oluşunu konuşuyoruz
    sen insanların Kur'an benzeri bir kitab yazamayacağıyla ilgili ayetler veriyorsun

    biz sünnetler de Allah'ın hükmüdür diyoruz
    sen hükmün Allah'a aid olduğuyla ilgili ayetlerle bize karşı çıkıyorsun

    soru soruyorum
    cevab vermek yerine konumuzla alakasız ayetler yazıyorsun

    ne ne yazdığımızdan
    ne de ne yazdığından haberin var
    anca kes kopyala yapıştır yapabiliyorsun o kadar


  18. 27.Temmuz.2012, 16:40
    9
    âb ü kil
    Alıntı
    Kimsenin galip gelmesi için de hiç bir çabamız yok.
    Vallahi de Allah'ın O'nun dininin ve Resulünün galib gelmesi için çabalıyorum
    hadisleri inkar edenler ise İslam'ın yok olması için çabalıyorlar

    ayet getirmişmiş niye konuşuyormuşum

    biz elmalar hakkında konuşurken sen armutlar hakkında delil getiriyorsun

    biz sünnetin Allah'ın vahyi oluşunu konuşuyoruz
    sen insanların Kur'an benzeri bir kitab yazamayacağıyla ilgili ayetler veriyorsun

    biz sünnetler de Allah'ın hükmüdür diyoruz
    sen hükmün Allah'a aid olduğuyla ilgili ayetlerle bize karşı çıkıyorsun

    soru soruyorum
    cevab vermek yerine konumuzla alakasız ayetler yazıyorsun

    ne ne yazdığımızdan
    ne de ne yazdığından haberin var
    anca kes kopyala yapıştır yapabiliyorsun o kadar

  19. 28.Temmuz.2012, 01:27
    10
    müşahit
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Kasım.2011
    Üye No: 91708
    Mesaj Sayısı: 30
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    PEKİ SEVGİLİ KARDEŞİM; Bana Vahy-i Gayri Metluv'un yazıldığı kaynağın adını açık ve net olarak söylermisin. Ona göre ben de Kur'an'ın yanına onu da koyayım!!!!!!!
    Haşa... Allahın kelamı sadece Kur'andır. Onun dışındaki hiç bir kaynak ilahi kelam değildir... Rabbime hamdolsun ki bunu bana gösterdi..

    Biricisi; Dediğim gibi, Bana Vahy-i Gayri Metluv'un yazıldığı kaynağın adını açık ve net olarak söylermisin Allah rızası için. Ve bu yazılı metinse eğer bunun Allah tarafından gönderildiğini ve korunduğunu belirten bir delil gösterirmisin bu kaynak içerisinden..

    İkincisi; Verdiğim ayetlerin mahiyetini anlamamışsın gördüğüm kadarıyla. Elma ve armut misalin bunu gösteriyor. Allah rızası için tekrar okurmusun..

    Üçüncüsü; Kopyala yapıştır yok sevgili kardeşim. Sadece ısrarla anlamadığın veya anlamak istemediğin için sana aynı ayetleri tekrar tekrar yazdım.

    Dördüncüsü; Rabbime hamdolsun ki ne yazdığımdan ve neden bahsettiğimden haberim var. Tabi sen demogoji (Laf salatası ) yaptığından dolayı bunu böyle söylersin.

    Beşincisi; Biliyoruz ki Allah-u Teala Zül Celal Hazretleri kimin neyi niçin söylediğini gayet iyi biliyorken, hala bu inadı ve kibri sürdürmenin anlamı yoktur. İkimizde iyi biliriz ki kibir; şeytanın en sevdiği günahtır. Çünkü bunu ilk o işledi.

    Altıncısı; Kur'anın yanına ikinci bir kaynak koyarken bir değil yüzbin kere düşünmek lazım. Yanılgısı şirke götürür Maazallah..

    Yedincisi ve son olarak da; Sünnetler de Allah'ın hükmüdür derken büyük bir yanılgı içerisindesiniz derim. Sünnetler Allah'ın hükmü değil, Allah'ın hükmünün; bir beşer olan, yiyen içen, üzülen, sevinen, şakalaşan, kızan Değerli elçisinin ve nebilerin sonuncusu olan Muhammed Mustafa'nın (as) hayat sahnesine dökmesidir. yaşamasıdır. Bunda Resulü ekrem zaafiyet gösterebilir Tıpkı ümmü mektum hadisesinde olduğu gibi. Uyarı alabilir. Abese Suresi bunun için inmiştir. Hasılı kelam sana derim ki bu konuyu esaslıca düşün... vesselam...


  20. 28.Temmuz.2012, 01:27
    10
    müşahit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    PEKİ SEVGİLİ KARDEŞİM; Bana Vahy-i Gayri Metluv'un yazıldığı kaynağın adını açık ve net olarak söylermisin. Ona göre ben de Kur'an'ın yanına onu da koyayım!!!!!!!
    Haşa... Allahın kelamı sadece Kur'andır. Onun dışındaki hiç bir kaynak ilahi kelam değildir... Rabbime hamdolsun ki bunu bana gösterdi..

    Biricisi; Dediğim gibi, Bana Vahy-i Gayri Metluv'un yazıldığı kaynağın adını açık ve net olarak söylermisin Allah rızası için. Ve bu yazılı metinse eğer bunun Allah tarafından gönderildiğini ve korunduğunu belirten bir delil gösterirmisin bu kaynak içerisinden..

    İkincisi; Verdiğim ayetlerin mahiyetini anlamamışsın gördüğüm kadarıyla. Elma ve armut misalin bunu gösteriyor. Allah rızası için tekrar okurmusun..

    Üçüncüsü; Kopyala yapıştır yok sevgili kardeşim. Sadece ısrarla anlamadığın veya anlamak istemediğin için sana aynı ayetleri tekrar tekrar yazdım.

    Dördüncüsü; Rabbime hamdolsun ki ne yazdığımdan ve neden bahsettiğimden haberim var. Tabi sen demogoji (Laf salatası ) yaptığından dolayı bunu böyle söylersin.

    Beşincisi; Biliyoruz ki Allah-u Teala Zül Celal Hazretleri kimin neyi niçin söylediğini gayet iyi biliyorken, hala bu inadı ve kibri sürdürmenin anlamı yoktur. İkimizde iyi biliriz ki kibir; şeytanın en sevdiği günahtır. Çünkü bunu ilk o işledi.

    Altıncısı; Kur'anın yanına ikinci bir kaynak koyarken bir değil yüzbin kere düşünmek lazım. Yanılgısı şirke götürür Maazallah..

    Yedincisi ve son olarak da; Sünnetler de Allah'ın hükmüdür derken büyük bir yanılgı içerisindesiniz derim. Sünnetler Allah'ın hükmü değil, Allah'ın hükmünün; bir beşer olan, yiyen içen, üzülen, sevinen, şakalaşan, kızan Değerli elçisinin ve nebilerin sonuncusu olan Muhammed Mustafa'nın (as) hayat sahnesine dökmesidir. yaşamasıdır. Bunda Resulü ekrem zaafiyet gösterebilir Tıpkı ümmü mektum hadisesinde olduğu gibi. Uyarı alabilir. Abese Suresi bunun için inmiştir. Hasılı kelam sana derim ki bu konuyu esaslıca düşün... vesselam...

  21. 28.Temmuz.2012, 01:37
    11
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,350
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 44
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    hepsi için sana şu linki vermiştim zaten:
    http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-...ri-metluv.html


  22. 28.Temmuz.2012, 01:37
    11
    âb ü kil
    hepsi için sana şu linki vermiştim zaten:
    http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-...ri-metluv.html

  23. 28.Temmuz.2012, 02:23
    12
    müşahit
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Kasım.2011
    Üye No: 91708
    Mesaj Sayısı: 30
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vahy-i Gayri Metlüv ne demektir?

    Değerli bir kardeşimizin Gayri Metluv Vahiyle ile ilgili yaptığı bir çalışmayı sizlerin takdir ve ilginize sunuyorum.. İnşallahu teala bir faydası olur...

    "Dinî Kaynak Olarak Gayr-ı Metluv Vahiy Yoktur!"

    Her dünya görüşünün, hayat tarzının ideoloji ve din'in kendi pratiğini anlamlandıran ve şekillendiren bir bilgi sistemi/epistemolojisi vardır. Bilgi sistemi tutarlı olmayan bir söylemin pratikte de tutarlı olması beklenemez. Bu sebeple İslam için gayrimetluv vahyin var olup olmadığı meselesi İslami pratiklerin tutarlılığıyla ilgili temel bir problemdir. Dünden bugüne Allah'ın İslam'ından kulların farklı "İslamları"na dönüşümün sebebi burada yatmaktadır.

    Bilgi vasıtaları "Akli Öncüller", "Duyu Organları", "Haber-i Sâdık" olarak üç kategoride değerlendirilmiştir. Vahiy, Haber-i Sâdık kategorisinde bir haberdir. Dolayısıyla vahyin vahiy olduğunun bilinmesi onun %100 olarak doğru olarak bilinmesine bağlıdır. Gayrimetluv vahiy ise bu kesinlikten uzak bir bilgi türü olarak Sâdık bir haber değildir.
    İlk dönem vahiy algısına İbn-i Abbas'ın anlayışı örnek verilebilir. İbni Abbas, Kur'ân'dan başka vahiy yoktur demiştir. Vahiy derken burada kast edilen İnsanları bağlayan yasama anlamında ilâhi bir bilgidir. İnsanları bağlamayan, sübjektif, doğruluğu nesnel delillerle test edilemeyen kimi bireysel tecrübeler (içe doğuş/ilhâm vs.) bu kapsama girmezler. Bu bağlamda gayrimetluv vahiy olduğu iddiasıyla gerek Resul'e gerekse de Resul olmayan kimselere atfedilen kimi bilgiler/haberler insanları bağlar nitelikte, dini otorite kurma amacıyla telkin edilmeye başlandığında Kur'ân'ın furkân/ölçüt olma özelliğini etkisizleştirme çabası olarak ortaya çıkmaktadır.
    Kur'ân'da gayrimetluv vahye delil olarak gösterilen ayet pasajları Kur'ân'ın üslup özellikleri dikkate alınarak okunmalıdır. Kur'ân, Allah merkezli bir dil kullanmaktadır. Dolayısıyla çoğu yerde kulların yaptıkları fiiller Allah'ın iradesiyle birlikte zikredilmektedir.

    Gayrimetluv vahye yorulan kimi pasajlar ise Kur'an bağlamından kopuk biçimde okunmaktadır.

    Yine kimi pasajlar, kıble ayetleri, ezan, cuma namazı gibi dinî pratiklerin tarihî arka planları, bu pratiklerin İbrahimi gelenek ve Ehli Kitap geleneği ile süregelen devamlılığı gözardı edilmektedir.

    Kur'ân dönemine en yakın zaman aralığı olan Hicri 1 ve 2. asırda yazılmış tefsirlerde gayrimetluva yorulan Necm Suresi'nin ilk ayetleri (O hevasından konuşmaz) metluv vahy (Kur'ân) olduğu göz çarpmaktadır. Örneğin Ferrâ ve Mukâtil b. Süleyman'ın tefsirlerini okuduğumuzda bunu görebiliriz.
    Türkiye'de kendisini putlaştıranlarca eserleri tahrif edilen İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî (ö.1034/1625) Müstakîmzâde'nin (ö.1202/1788) Türkçeye çevirip 1860'da basılmış olan Mektûbât'ında şöyle diyor:

    "Ol Hz.[Peygamber]'in cemî-i mantûkât ve ma'kûlâte vahiy mucibince değil idi. "Vemâ Yantıku ani'l-hevâ" kerîmesi nutk-i Kur'anîyye mahsûsdur ki, ehl-i tefsîr kâil olmuşlardır. Eğer [Hz. Peygamber'in] cemî-i mantûkât vahiy mucibince olaydı bâzı ma'kûlâtına Hak Celle Şânuhu Cânibinden itiraz vârid olmaz idi. Ve afvı dahî guncayış pezîr olmaz idi. Nebî'ye (s.a) hitaben şöyle buyurdu: "'afâ'llahu anke lime ezinte." İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî, Mektûbat, (Türkçeye çeviren Müstakîmzâde), 1860, II, 99 (96. Mektûb)

    Gayri metluv rivayetlerinin sıhhati de tartışmalıdır. Ravi zincirlerinde ciddi kopukluklar bulunmaktadır. Söz konusu rivayetler Bünyamin Erul gibi hadis alimlerinin ciddi metin ve senet tenkitlerine maruz kalmıştır.

    Korunmamış kimi haberlerin/iddiaların Allah sözüymüş gibi aktarılması "Herkesin gayrimetluv vahyi kendine" durumunu ortaya çıkartmıştır. Acı sonuç beşeri olanın ilahileştirilmesine yol açmıştır: "Sünniler/Selefiler"de hadis, "Şiiler"de imamet; "Sufiler"de aracılık kutsallaştırılmış…

    Gayrimetluv vahiy diye korunmamış, sübjektif kimi bilgileri Kur'ân gibi bir vahiy olarak kabul etmek ve sadece namazda kıraat olunmaz demek, ilâhi rehberliği sulandırmak demektir. Bu anlayış sonucunda Peygamberimize atfedilen ve gaybdan haber veren birçok rivayet dini kültüre sokulmuştur. İş bununla da kalmamış Peygamberimiz sonrası resul olmayan birçok şahsiyete de vahiy verildiği iddiasının önü açılmıştır. Bugün pek çok dini grubun kendi liderine Allah'ın kitap yazdırdığını düşünmesinin ve bu "yazdırılan" kitapların dini otorite kurmasının arkasında vahiy anlayışındaki bu algı hatası yatmaktadır. Bunun adı tek kelimeyle Hıristiyanlaşma temayülüdür.
    Sonuç olarak teoride ve pratikte Müslümanları bağlayan ve sorumlu kılan tek bir vahiy vardır o da İbn-i Abbas'ın belirttiği gibi Kur'ândır. Resulullah'ın Kur'ân'dan hareketle yaptığı beşeri tasarruflar/içtihadlar bizzat Kur'ân'ın itaat ayetleri kapsamında bizi ilgilendirir. Bu eylemlerin kaynağının Kur'ân dışı bir vahiy olduğunu göstermez. Resulullah'ın içtihadları/uygulamaları şayet evrensel nitelikteyse ve mütevatir (%100) bir uygulama ile bize ulaşıyorsa biz o uygulamaya itaat ederiz. Onun kaynağının ne olduğu gibi asla bilemeyeceğimiz bir alanda spekülasyona girip vahiy algımızı bulandırmayız.

    Kur'an'dan başka tüm haber kaynaklarını Kur'ân'ın furkân ölçüsüne vurur, bu ölçüte göre bilgileri değerlendiririz. Bu sebeple Tüm Müslümanların ortak Kitab'a bağlanmaları Kur'ân'ın kavramlarıyla ortak bir kavram dünyası ve tasavvura sahip olmaları gerekir. Bu müşterek tasavvur inşası sonrası ayrıntılardaki farklılıklar bir zenginlik olarak görülmelidir.

    Konuyla ilgili ayrıntılı ve daha derli toplu kitaplar tetkik edilebilir. Özellikle Mehmet Yaşar Soyalan'ın "Vahiy Savunması: Gayrimetuv Vahyin İmkansızlığı" (Anka Yay.), Prof. Dr. Said Hatiboğlu'nun "Hz.Peygamber ve Kur'ân Dış Vahiy" (Otto Yay.) isimli kitaplarıyla Doç. Dr. Bünyamin Erul'un "Sahabenin Sünnet Anlayışı" (TDV Yay.) kitabı ve "Hz. Peygamber'e Kur'ân Dışında Vahiy Geldiğini İfade Eden Rivayetlerin Tahlil ve Tenkidi" (İslâmiyat C:1 S.1) başlıklı makalesi okunabilir.


  24. 28.Temmuz.2012, 02:23
    12
    müşahit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Değerli bir kardeşimizin Gayri Metluv Vahiyle ile ilgili yaptığı bir çalışmayı sizlerin takdir ve ilginize sunuyorum.. İnşallahu teala bir faydası olur...

    "Dinî Kaynak Olarak Gayr-ı Metluv Vahiy Yoktur!"

    Her dünya görüşünün, hayat tarzının ideoloji ve din'in kendi pratiğini anlamlandıran ve şekillendiren bir bilgi sistemi/epistemolojisi vardır. Bilgi sistemi tutarlı olmayan bir söylemin pratikte de tutarlı olması beklenemez. Bu sebeple İslam için gayrimetluv vahyin var olup olmadığı meselesi İslami pratiklerin tutarlılığıyla ilgili temel bir problemdir. Dünden bugüne Allah'ın İslam'ından kulların farklı "İslamları"na dönüşümün sebebi burada yatmaktadır.

    Bilgi vasıtaları "Akli Öncüller", "Duyu Organları", "Haber-i Sâdık" olarak üç kategoride değerlendirilmiştir. Vahiy, Haber-i Sâdık kategorisinde bir haberdir. Dolayısıyla vahyin vahiy olduğunun bilinmesi onun %100 olarak doğru olarak bilinmesine bağlıdır. Gayrimetluv vahiy ise bu kesinlikten uzak bir bilgi türü olarak Sâdık bir haber değildir.
    İlk dönem vahiy algısına İbn-i Abbas'ın anlayışı örnek verilebilir. İbni Abbas, Kur'ân'dan başka vahiy yoktur demiştir. Vahiy derken burada kast edilen İnsanları bağlayan yasama anlamında ilâhi bir bilgidir. İnsanları bağlamayan, sübjektif, doğruluğu nesnel delillerle test edilemeyen kimi bireysel tecrübeler (içe doğuş/ilhâm vs.) bu kapsama girmezler. Bu bağlamda gayrimetluv vahiy olduğu iddiasıyla gerek Resul'e gerekse de Resul olmayan kimselere atfedilen kimi bilgiler/haberler insanları bağlar nitelikte, dini otorite kurma amacıyla telkin edilmeye başlandığında Kur'ân'ın furkân/ölçüt olma özelliğini etkisizleştirme çabası olarak ortaya çıkmaktadır.
    Kur'ân'da gayrimetluv vahye delil olarak gösterilen ayet pasajları Kur'ân'ın üslup özellikleri dikkate alınarak okunmalıdır. Kur'ân, Allah merkezli bir dil kullanmaktadır. Dolayısıyla çoğu yerde kulların yaptıkları fiiller Allah'ın iradesiyle birlikte zikredilmektedir.

    Gayrimetluv vahye yorulan kimi pasajlar ise Kur'an bağlamından kopuk biçimde okunmaktadır.

    Yine kimi pasajlar, kıble ayetleri, ezan, cuma namazı gibi dinî pratiklerin tarihî arka planları, bu pratiklerin İbrahimi gelenek ve Ehli Kitap geleneği ile süregelen devamlılığı gözardı edilmektedir.

    Kur'ân dönemine en yakın zaman aralığı olan Hicri 1 ve 2. asırda yazılmış tefsirlerde gayrimetluva yorulan Necm Suresi'nin ilk ayetleri (O hevasından konuşmaz) metluv vahy (Kur'ân) olduğu göz çarpmaktadır. Örneğin Ferrâ ve Mukâtil b. Süleyman'ın tefsirlerini okuduğumuzda bunu görebiliriz.
    Türkiye'de kendisini putlaştıranlarca eserleri tahrif edilen İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî (ö.1034/1625) Müstakîmzâde'nin (ö.1202/1788) Türkçeye çevirip 1860'da basılmış olan Mektûbât'ında şöyle diyor:

    "Ol Hz.[Peygamber]'in cemî-i mantûkât ve ma'kûlâte vahiy mucibince değil idi. "Vemâ Yantıku ani'l-hevâ" kerîmesi nutk-i Kur'anîyye mahsûsdur ki, ehl-i tefsîr kâil olmuşlardır. Eğer [Hz. Peygamber'in] cemî-i mantûkât vahiy mucibince olaydı bâzı ma'kûlâtına Hak Celle Şânuhu Cânibinden itiraz vârid olmaz idi. Ve afvı dahî guncayış pezîr olmaz idi. Nebî'ye (s.a) hitaben şöyle buyurdu: "'afâ'llahu anke lime ezinte." İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî, Mektûbat, (Türkçeye çeviren Müstakîmzâde), 1860, II, 99 (96. Mektûb)

    Gayri metluv rivayetlerinin sıhhati de tartışmalıdır. Ravi zincirlerinde ciddi kopukluklar bulunmaktadır. Söz konusu rivayetler Bünyamin Erul gibi hadis alimlerinin ciddi metin ve senet tenkitlerine maruz kalmıştır.

    Korunmamış kimi haberlerin/iddiaların Allah sözüymüş gibi aktarılması "Herkesin gayrimetluv vahyi kendine" durumunu ortaya çıkartmıştır. Acı sonuç beşeri olanın ilahileştirilmesine yol açmıştır: "Sünniler/Selefiler"de hadis, "Şiiler"de imamet; "Sufiler"de aracılık kutsallaştırılmış…

    Gayrimetluv vahiy diye korunmamış, sübjektif kimi bilgileri Kur'ân gibi bir vahiy olarak kabul etmek ve sadece namazda kıraat olunmaz demek, ilâhi rehberliği sulandırmak demektir. Bu anlayış sonucunda Peygamberimize atfedilen ve gaybdan haber veren birçok rivayet dini kültüre sokulmuştur. İş bununla da kalmamış Peygamberimiz sonrası resul olmayan birçok şahsiyete de vahiy verildiği iddiasının önü açılmıştır. Bugün pek çok dini grubun kendi liderine Allah'ın kitap yazdırdığını düşünmesinin ve bu "yazdırılan" kitapların dini otorite kurmasının arkasında vahiy anlayışındaki bu algı hatası yatmaktadır. Bunun adı tek kelimeyle Hıristiyanlaşma temayülüdür.
    Sonuç olarak teoride ve pratikte Müslümanları bağlayan ve sorumlu kılan tek bir vahiy vardır o da İbn-i Abbas'ın belirttiği gibi Kur'ândır. Resulullah'ın Kur'ân'dan hareketle yaptığı beşeri tasarruflar/içtihadlar bizzat Kur'ân'ın itaat ayetleri kapsamında bizi ilgilendirir. Bu eylemlerin kaynağının Kur'ân dışı bir vahiy olduğunu göstermez. Resulullah'ın içtihadları/uygulamaları şayet evrensel nitelikteyse ve mütevatir (%100) bir uygulama ile bize ulaşıyorsa biz o uygulamaya itaat ederiz. Onun kaynağının ne olduğu gibi asla bilemeyeceğimiz bir alanda spekülasyona girip vahiy algımızı bulandırmayız.

    Kur'an'dan başka tüm haber kaynaklarını Kur'ân'ın furkân ölçüsüne vurur, bu ölçüte göre bilgileri değerlendiririz. Bu sebeple Tüm Müslümanların ortak Kitab'a bağlanmaları Kur'ân'ın kavramlarıyla ortak bir kavram dünyası ve tasavvura sahip olmaları gerekir. Bu müşterek tasavvur inşası sonrası ayrıntılardaki farklılıklar bir zenginlik olarak görülmelidir.

    Konuyla ilgili ayrıntılı ve daha derli toplu kitaplar tetkik edilebilir. Özellikle Mehmet Yaşar Soyalan'ın "Vahiy Savunması: Gayrimetuv Vahyin İmkansızlığı" (Anka Yay.), Prof. Dr. Said Hatiboğlu'nun "Hz.Peygamber ve Kur'ân Dış Vahiy" (Otto Yay.) isimli kitaplarıyla Doç. Dr. Bünyamin Erul'un "Sahabenin Sünnet Anlayışı" (TDV Yay.) kitabı ve "Hz. Peygamber'e Kur'ân Dışında Vahiy Geldiğini İfade Eden Rivayetlerin Tahlil ve Tenkidi" (İslâmiyat C:1 S.1) başlıklı makalesi okunabilir.




+ Yorum Gönder
Git 12 Son