Konusunu Oylayın.: İslam'ın genel tanımı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam'ın genel tanımı
  1. 19.Kasım.2011, 12:49
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 30,000
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 340
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    İslam'ın genel tanımı






    İslam'ın genel tanımı Mumsema İSLAM'IN GENEL TANIMI

    İslam, lügat bakımından teslim olmak, bağlanmak ve itaat etmek anlamlarına gelir.
    Terim olarak, Yüce Allah'ın Peygamberleri vasıtasıy*la gönderdiği ve peygamberlerin de bu gönderilenlere dayanarak açıklamış olduğu beyanatlardır.
    Bu ifadeyi biraz açtığımızda şöyle bir tanımla karşıla*şırız:
    Allah'ın varlığı ve birliğinden tutun da ahirette Al*lah ile hesaplaşmaya kadar bütün hayatı en ufak noktasına kadar düzenleyen bir hayat nizamıdır. Yani, Tevhidle başlayan arkasından melekler, cin ve şeytanlar, peygam*berler, kitaplar; sonra İslam'ın temel hükümleri olan na*maz, oruç, hacc, zekat; yine ahlak, hukuk, siyaset, ahkam, eğitim sistemi, iktisat ve ekonimi sestemi, fert, toplum ve devlet yönetimiyle sonuçlanan bir sosyal müessesedir.
    İslam, Adem (a.s.) ile başlayan ve peygamberliğin son halkası olan Hz. Muhammed (s.a.v.)'le neticelenen tüm peygamberlerin dinidir. Bu ifade bizzat yüce Allah'ın vaaz etmiş olduğu kesin bir ifadedir. Zira Kur'an-ı Kerim bu hususu şöyle ifade eder:
    "Kim İslam'dan başka bir dinararsa o istediği din kendisinden asla kabul olunmayacak*tır. Ahirette de sonsuz zarar edenlerden olacaktır." [2]
    Yine Yüce Allah Şûra Suresi'nde şöyle buyuruyor:
    "Dini elbirlik tatbik edin ve ayrılığa düşmeyin diye Allah, dinden Nuh'a tavsiye ettiğini ve sana vahiy eylediğimizi; bir de İbrahim'e, Musa'ya, İsa'ya tavsiye ettiğmizi sizin için şeriat yaptı." [3]
    Yine Hz. İsa'nın Havvalilerinin dilinden:
    "Allah'a iman ettik ve sen şahid ol ki biz gerçekten müslümanlarız[4]
    Hz. Musa'nın dilinden:
    "Eğer müslüman iseniz Al*lah'a tevekkül ediniz." [5]
    Yine Hz. Musa'ya inanan Firavun'un sihirbazlarının dilinden:
    "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür." [6]
    Hz. Salih'in duasından:
    "Zürriyetim hakkında da benim için salâh hali nasib eyle. Çünkü ben tevbe edip sana döndüm ve ben gerçek müslümanlardanım." [7]
    Hz. İbrahim ve İsmail'in dilinden:
    "Ey Rabbimiz, bizi sana müslüman olanlardan kıl." [8]
    Hz. Yakub'un çocukla*rına vasiyetinden:
    "Şüphe yok ki Allah, razı olduğu İslam dinini sizin için seçti. O halde siz ancak müslüman ola*rak can verin." [9]
    Yine Hz. Nuh'un dilinden şöyle buyurulur:
    "Müslüman olmakla emrolundum." [10]
    İslam, her nebi ve peygamber dini olduğu gibi, diğer canlı ve cansız yaratıkların da dinidir. Yeryüzünde insan ve cinlerden başka, bütün yaratıkların da dinidir. Yeryü*zünde insan ve cinlerden başka, bütün yaratıklar kendi öz dilleriyle Allah'ı teşbih ederler. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyuruyor:
    "Hala Allah'ın dininden başkasını mıarıyorlar? Oysa göklerde ve yerde ne varsa ister istemez O'na teslim olmuştur. Ve O'na döndürüleceklerdir." [11]
    Başka bir ayette de şöyle buyuruyor:
    "Yedi gök ve yer, bir de bunlar içinde bulunanlar Allah'ı teşbih ederler. Hiç bir varlık yoktur ki O'nu hamd ile teşbih etmesin. Fa*kat siz onların teşbihlerini anlamazsınız. O gerçekten halîmdir, çok bağışlayandır[12]
    Bu gün halkın mantığında yeretmiş olan İslam, eski Hind, İran ve Yunan felsefeleri ile İsrail’î safsatalar ve esatirul evvelin ile izdivaç etmiş olan islamdır, Allah'ın Resulün'e ve Rasulünün de bize emanet ettiği (Veda hut*besi hatırlansın) İslam, maalesef bize bırakıldığı şekliyle saf ve berrak bir şekilde muhafaza edilmemiş, tıpkı Ya*hudi ve Hristiyanların yaptığını bu insanlar da yaparak dinlerini tahrif etmişlerdir. Ne inanç ve ibadet konuların*da, ne de sosyal ve içtimai konularda İslam'ın aslı muha*faza edilmemiştir. Bugün halkın sahip olduğu İslam, ilk kırk yıllık saf ve berrak olan İslam değildir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bir çok düşünce ve felsefelerden bölüm*ler eklendiği gibi, bir çok hakikatler de çıkarılmıştır. Bu*gün kırk altı bağımsız İslam ülkesi ile bir buçuk milyar civarında müslümanın kimlere kulluk ettikleri gayet açık*tır.
    Evet, bugün bu bir buçuk milyar halkı kırk yıllık ilk İslam devletinin (622- 662) prensip ve esaslarına davet et*seniz, buna yanaşmayıp reddettiklerini açıkça görürsünüz. Kur'an-ı Kerim böylesine münafık yapıya sahip olan insanların durumunu ne güzel açığa vuruyor:
    "Onlara, in*sanların (muhacir ve ensarın) iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiğinde (kendi aralarında) 'Biz, akılsız cahil*lerin iman ettiği gibi iman eder miyiz?' derler. Doğrusu akılsızlar, sefihler onlardır, lakin bilemezler."[13]
    Tarihinin başlangıcından bu yana İslam dini bir önder ve bir kılavuzla yayılmış ve gelişmiştir. Bu kılavuz olma*dan İslam düşünülemez. İlk insanın bir peygamber ve bir kılavuz olması bu hakikati doğrulamaktadır. Adem (a.s.)'dan son peygamber Muhammed (s.a.v.)'e kadar bir çok peygamber gelip geçmiş ve her bir peygambere İslam dini içerisinde bir şeriat verilmiş, bu şeriatla her peygam*ber yardımcılarıyla birlikte kavimlerine önderlik ve kıla*vuzluk yaparak görevlerini en güzel şekilde ifâ etmişler*dir.
    Din ile peygamber et ile kemik gibidir. Bunları birbi*rinden ayıramazsınız. Kitaplar da nebiler olmadan biline*mez. Kayık nasıl kürekçisi olmadan sağlıklı yürümezse, kitaplar da peygamberlerin açıklamaları olmadan biline*mez. Eğer bugün İslam yeniden ele alınıp toplum hayatı*nın modeli olacaksa, onu Kur'an ve Resulün hayatından almalısınız. Bu yapılmadıkça İslam bilinemez, alınamaz ve hayat standartı yapılamaz. İslam sadece nazariyatta, fikirlerden, düşüncelerden ve inanç sisteminden ibaret de*ğildir. İslam bizzat pratikte yaşanan ve örnek olarak kırk yıllık mazisi olan bir hayat nizamıdır.
    Bütün resul ve nebilerin mücadelelerini taradığımızda göreceğiz ki onların üzerinde durdukları tek husus, tevhid inancının kalplerde ve toplumsal hayata hakim kılınması*dır. Yani, hakkın batıla, adaletin zulme galip gelme mücadelesidir. Bu mücadelenin temelini cihad ve emr-i bil maruf ve, nehy-i ani'l- münker mefkuresi oluşturmaktadır. Çünkü cihaddan maksat, evrensel olan ilahi nizamın bü*tün insanlığa ulaştırılması ve bu esnada ilahi nizamın kar*şısına dikilecek sulta ve engellerin yokedilmesidir. İnsan*lar Allah'ın dinini kabul etmeyebilirler, ancak ilahi dave*tin yoluna devam etmesini önlemeye, önünde setler oluşturmaya asla hakları yoktur. Müslümanlar bu yolda iler*lerken, eziyet ve fitnelere maruz kalırken kuvvet kullana*rak kendilerini müdafaa etmeleri dini bir emirdir.
    İslam'ın cihad mefkuresi insanlığı kula kulluktan kur*tarıp, tek Allah'a kulluk etme yolunu gösterir. Bu yol, fertlere baskı yapmadan, vicdanlara tahakküm etmeden kendi iradesi ile dilediğini seçme yoludur. Cihad mefku*resi iman ve hayattır. Tek bir mü'min hayatta kaldığı müddetçe cihad devam edecektir. Bir başka ifadeyle, yer*yüzünde küfür ve fitne varoldukça mü'min cihadına de*vam edecektir.
    Buraya kadar kısaca İslam'ın anlaşılmasından söz et*tik. Şimdi Adem (a.s)'dan günümüze kadar İslam hareke*tini' tahlil edelim. Çünkü bu enkaz-miras ümmetindir. Hatalarıyla, sevaplarıyla işlenen bu eylemlerin birikimin*den alınabilecek bir çok derslerin olduğuna inanıyoruz. [14]

    islam-hareketin-tarihi-seyri: Beşir İslamoğlu Denge Yayınları


  2. 19.Kasım.2011, 12:49
    1
    Moderatör



    İSLAM'IN GENEL TANIMI

    İslam, lügat bakımından teslim olmak, bağlanmak ve itaat etmek anlamlarına gelir.
    Terim olarak, Yüce Allah'ın Peygamberleri vasıtasıy*la gönderdiği ve peygamberlerin de bu gönderilenlere dayanarak açıklamış olduğu beyanatlardır.
    Bu ifadeyi biraz açtığımızda şöyle bir tanımla karşıla*şırız:
    Allah'ın varlığı ve birliğinden tutun da ahirette Al*lah ile hesaplaşmaya kadar bütün hayatı en ufak noktasına kadar düzenleyen bir hayat nizamıdır. Yani, Tevhidle başlayan arkasından melekler, cin ve şeytanlar, peygam*berler, kitaplar; sonra İslam'ın temel hükümleri olan na*maz, oruç, hacc, zekat; yine ahlak, hukuk, siyaset, ahkam, eğitim sistemi, iktisat ve ekonimi sestemi, fert, toplum ve devlet yönetimiyle sonuçlanan bir sosyal müessesedir.
    İslam, Adem (a.s.) ile başlayan ve peygamberliğin son halkası olan Hz. Muhammed (s.a.v.)'le neticelenen tüm peygamberlerin dinidir. Bu ifade bizzat yüce Allah'ın vaaz etmiş olduğu kesin bir ifadedir. Zira Kur'an-ı Kerim bu hususu şöyle ifade eder:
    "Kim İslam'dan başka bir dinararsa o istediği din kendisinden asla kabul olunmayacak*tır. Ahirette de sonsuz zarar edenlerden olacaktır." [2]
    Yine Yüce Allah Şûra Suresi'nde şöyle buyuruyor:
    "Dini elbirlik tatbik edin ve ayrılığa düşmeyin diye Allah, dinden Nuh'a tavsiye ettiğini ve sana vahiy eylediğimizi; bir de İbrahim'e, Musa'ya, İsa'ya tavsiye ettiğmizi sizin için şeriat yaptı." [3]
    Yine Hz. İsa'nın Havvalilerinin dilinden:
    "Allah'a iman ettik ve sen şahid ol ki biz gerçekten müslümanlarız[4]
    Hz. Musa'nın dilinden:
    "Eğer müslüman iseniz Al*lah'a tevekkül ediniz." [5]
    Yine Hz. Musa'ya inanan Firavun'un sihirbazlarının dilinden:
    "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür." [6]
    Hz. Salih'in duasından:
    "Zürriyetim hakkında da benim için salâh hali nasib eyle. Çünkü ben tevbe edip sana döndüm ve ben gerçek müslümanlardanım." [7]
    Hz. İbrahim ve İsmail'in dilinden:
    "Ey Rabbimiz, bizi sana müslüman olanlardan kıl." [8]
    Hz. Yakub'un çocukla*rına vasiyetinden:
    "Şüphe yok ki Allah, razı olduğu İslam dinini sizin için seçti. O halde siz ancak müslüman ola*rak can verin." [9]
    Yine Hz. Nuh'un dilinden şöyle buyurulur:
    "Müslüman olmakla emrolundum." [10]
    İslam, her nebi ve peygamber dini olduğu gibi, diğer canlı ve cansız yaratıkların da dinidir. Yeryüzünde insan ve cinlerden başka, bütün yaratıkların da dinidir. Yeryü*zünde insan ve cinlerden başka, bütün yaratıklar kendi öz dilleriyle Allah'ı teşbih ederler. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyuruyor:
    "Hala Allah'ın dininden başkasını mıarıyorlar? Oysa göklerde ve yerde ne varsa ister istemez O'na teslim olmuştur. Ve O'na döndürüleceklerdir." [11]
    Başka bir ayette de şöyle buyuruyor:
    "Yedi gök ve yer, bir de bunlar içinde bulunanlar Allah'ı teşbih ederler. Hiç bir varlık yoktur ki O'nu hamd ile teşbih etmesin. Fa*kat siz onların teşbihlerini anlamazsınız. O gerçekten halîmdir, çok bağışlayandır[12]
    Bu gün halkın mantığında yeretmiş olan İslam, eski Hind, İran ve Yunan felsefeleri ile İsrail’î safsatalar ve esatirul evvelin ile izdivaç etmiş olan islamdır, Allah'ın Resulün'e ve Rasulünün de bize emanet ettiği (Veda hut*besi hatırlansın) İslam, maalesef bize bırakıldığı şekliyle saf ve berrak bir şekilde muhafaza edilmemiş, tıpkı Ya*hudi ve Hristiyanların yaptığını bu insanlar da yaparak dinlerini tahrif etmişlerdir. Ne inanç ve ibadet konuların*da, ne de sosyal ve içtimai konularda İslam'ın aslı muha*faza edilmemiştir. Bugün halkın sahip olduğu İslam, ilk kırk yıllık saf ve berrak olan İslam değildir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bir çok düşünce ve felsefelerden bölüm*ler eklendiği gibi, bir çok hakikatler de çıkarılmıştır. Bu*gün kırk altı bağımsız İslam ülkesi ile bir buçuk milyar civarında müslümanın kimlere kulluk ettikleri gayet açık*tır.
    Evet, bugün bu bir buçuk milyar halkı kırk yıllık ilk İslam devletinin (622- 662) prensip ve esaslarına davet et*seniz, buna yanaşmayıp reddettiklerini açıkça görürsünüz. Kur'an-ı Kerim böylesine münafık yapıya sahip olan insanların durumunu ne güzel açığa vuruyor:
    "Onlara, in*sanların (muhacir ve ensarın) iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiğinde (kendi aralarında) 'Biz, akılsız cahil*lerin iman ettiği gibi iman eder miyiz?' derler. Doğrusu akılsızlar, sefihler onlardır, lakin bilemezler."[13]
    Tarihinin başlangıcından bu yana İslam dini bir önder ve bir kılavuzla yayılmış ve gelişmiştir. Bu kılavuz olma*dan İslam düşünülemez. İlk insanın bir peygamber ve bir kılavuz olması bu hakikati doğrulamaktadır. Adem (a.s.)'dan son peygamber Muhammed (s.a.v.)'e kadar bir çok peygamber gelip geçmiş ve her bir peygambere İslam dini içerisinde bir şeriat verilmiş, bu şeriatla her peygam*ber yardımcılarıyla birlikte kavimlerine önderlik ve kıla*vuzluk yaparak görevlerini en güzel şekilde ifâ etmişler*dir.
    Din ile peygamber et ile kemik gibidir. Bunları birbi*rinden ayıramazsınız. Kitaplar da nebiler olmadan biline*mez. Kayık nasıl kürekçisi olmadan sağlıklı yürümezse, kitaplar da peygamberlerin açıklamaları olmadan biline*mez. Eğer bugün İslam yeniden ele alınıp toplum hayatı*nın modeli olacaksa, onu Kur'an ve Resulün hayatından almalısınız. Bu yapılmadıkça İslam bilinemez, alınamaz ve hayat standartı yapılamaz. İslam sadece nazariyatta, fikirlerden, düşüncelerden ve inanç sisteminden ibaret de*ğildir. İslam bizzat pratikte yaşanan ve örnek olarak kırk yıllık mazisi olan bir hayat nizamıdır.
    Bütün resul ve nebilerin mücadelelerini taradığımızda göreceğiz ki onların üzerinde durdukları tek husus, tevhid inancının kalplerde ve toplumsal hayata hakim kılınması*dır. Yani, hakkın batıla, adaletin zulme galip gelme mücadelesidir. Bu mücadelenin temelini cihad ve emr-i bil maruf ve, nehy-i ani'l- münker mefkuresi oluşturmaktadır. Çünkü cihaddan maksat, evrensel olan ilahi nizamın bü*tün insanlığa ulaştırılması ve bu esnada ilahi nizamın kar*şısına dikilecek sulta ve engellerin yokedilmesidir. İnsan*lar Allah'ın dinini kabul etmeyebilirler, ancak ilahi dave*tin yoluna devam etmesini önlemeye, önünde setler oluşturmaya asla hakları yoktur. Müslümanlar bu yolda iler*lerken, eziyet ve fitnelere maruz kalırken kuvvet kullana*rak kendilerini müdafaa etmeleri dini bir emirdir.
    İslam'ın cihad mefkuresi insanlığı kula kulluktan kur*tarıp, tek Allah'a kulluk etme yolunu gösterir. Bu yol, fertlere baskı yapmadan, vicdanlara tahakküm etmeden kendi iradesi ile dilediğini seçme yoludur. Cihad mefku*resi iman ve hayattır. Tek bir mü'min hayatta kaldığı müddetçe cihad devam edecektir. Bir başka ifadeyle, yer*yüzünde küfür ve fitne varoldukça mü'min cihadına de*vam edecektir.
    Buraya kadar kısaca İslam'ın anlaşılmasından söz et*tik. Şimdi Adem (a.s)'dan günümüze kadar İslam hareke*tini' tahlil edelim. Çünkü bu enkaz-miras ümmetindir. Hatalarıyla, sevaplarıyla işlenen bu eylemlerin birikimin*den alınabilecek bir çok derslerin olduğuna inanıyoruz. [14]

    islam-hareketin-tarihi-seyri: Beşir İslamoğlu Denge Yayınları


    Benzer Konular

    - İslam alimlerinin yaptıkları din tanımı nedir?

    - İslam genel Test

    - İslam Büyükleri İslam Alimleri Hakkında Genel Kültür Soruları ve Cevapları

    - Bakara Süresinin genel mesajları ve İlk İslam toplumunun teşekkülü

    - İslâm Ülkeleri Hakkında Bazı Genel Bilgiler

  3. 12.Temmuz.2016, 21:24
    2
    ASUDE
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2016
    Üye No: 108924
    Mesaj Sayısı: 1,095
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11

    Cevap: İslam'ın genel tanımı




    dinimiz islam kelime anlamı düşünüldüğünde teslim olmak anlamlarına geliyor hangimiz teslimiz yani hangimiz islamı yaşıyoruz anlamına geliyor düşünmeliyiz bu konuyu


  4. 12.Temmuz.2016, 21:24
    2
    Kıdemli Üye



    dinimiz islam kelime anlamı düşünüldüğünde teslim olmak anlamlarına geliyor hangimiz teslimiz yani hangimiz islamı yaşıyoruz anlamına geliyor düşünmeliyiz bu konuyu





+ Yorum Gönder