Konusunu Oylayın.: Şehadet mi, Felaket mi???

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Şehadet mi, Felaket mi???
  1. 27.Haziran.2009, 11:12
    1
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    Şehadet mi, Felaket mi???






    Şehadet mi, Felaket mi??? Mumsema Esselamu aleykum ve rahmetullah kardeşlerim..

    Bu yazımızda, “şehid”, “şehadet” gibi kavramların üzerinde durup, “tağut uğrunda mücadele eden şehid midir?” sorusuna da cevap arayacağız inşAllah…

    Arapça bir kelime olan şehid, "şe-hi-de" fiilinden türemiş olan bir isimdir. Mastarı, şehâdettir. Şehidin çoğulu, "şuhedâ" ve "eşhâd" olarak gelir. (el-İsfahânî, el-Müfredât, 267 vd ; et-Tahtavî, Haşiye ala Merâki'l Felâh, 516 vd)

    Şehid olmada ölçü, Allah'ın rızasıdır. Allah rızası için mücâdele eden, O'nun adını yüceltmek için çaba sarfeden, cihâd içinde bulunuş ve bu yolda canını veren de, şehid olmuş olur.

    Bir arâbî Hz. Muhammed(sas)'in huzuruna gelerek: "Ya Resûlullah! Bir adam ganimet için, diğeri şöhret için, öbürü riya ve gösteriş için savaşır. Hangisi Allah yolundadır?" diye sorunca, Hz. Peygamber(sas) şu cevabı vermiştir:
    Kim Allah'ın adını, hükmünü yüceltmek, her şeyin üstüne çıkarmak için savaşırsa, o Allah yolundadır." (Buhârî, İlim, 45, Cihâd,15; Müslim, İmre,150,151; İbn Mace, Cihad,13; Ahmed b. Hanbel, IV, 392, 397, 402, 405, 417)

    İşte meselenin burasında, birçoğumuzun aklına şu soru takılıyor: “Allah’ın hükümlerinin geçerli olmadığı bir toprak parçasında savaşan, mücadele eden ve bu uğurda ölen kimse şehid olur mu?”

    İlk bakışta göze hoş gelen ve birçok Bel’am’ın da onayıyla(!) kolay cevap bulunan bir soru gibi aslında: “Vatanı için ölen elbette şehittir!”

    Evet, bu soruya Bel’am rolüne soyunmuşlar anında bu cevabı verir ve daha bir şevk ile toprak müdafası yapmasını sağlarlar insanların. Evet, şehid olur; ama neyin şehidi??? Gerçekten söyledikleri gibi midir durum?

    Aslında konuyu hiç uzatmaya gerek yok. Ancak insanların tatmini açısından biraz daha detaylandırmakta fayda görüyorum.

    İslam'a göre şehid; ancak İslam'ın ve Allah-u Teâlâ'nın kitabı Kur'an'ın hakim olması yolunda eliyle, diliyle, canıyla çalışan ve bu yolda ölen kişidir. İslam'ın hakim olduğu bir toprak parçasının savunmasını yapan ve dolayısıyla İslam dininin yeryüzünde hakim olup bu hakimiyetin devamı için çarpışan kimse bu işi sırf Allah rızası için yapar ve bu yolda ölürse, o yüce şehidlik mertebesine ulaşır. Bunun dışında sırf doğduğu toprağı veya kavmini korumak için savaşıp ölen kimse şehid olamayacağı gibi cahiliye ölümü üzerine ölür.

    İslam'ı hakim kılmak dışında herhangi bir toprak parçası için veya herhangi bir kavmin şerefini yüceltmek için savaşmak Allah yolunda olamayacağı gibi bu yolda ölen kişi de asla şehit olamaz. Hele İslam kanunlarını tatbik etmeyen bir toprağı, sırf o toprakta doğduğu için savunan, bu yolda savaşan ve bu toprağı savunurken ölen kişi şehid olamayacağı gibi cennetlik de olamaz.

    Müslüman ancak Allah-u Teâlâ'nın dini ve onun kelimesi "Lâ ilâhe illALLAH" hakim olsun diye savaşır ve bu yolda canını, malını, ailesini, doğduğu toprağı bile hiç çekinmeden feda eder. Müslümanın vatanı Lâ ilâhe illALLAH'ın hakim olduğu İslam kanunlarıyla hükmedilen toprak parçasıdır. Ancak bu vatan korunur ve bu vatan yolunda cihad edilir.

    Rasûlullah(sas)bize Allah yolunda olan cihadı ve gerçek şehidi şöyle tarif etmiştir:

    Rasûlullah(sas)'e birisi gelip: "Ya RasûlAllah! Kimimiz öfkesine kapılarak, kimimiz utancından dolayı, (diğer bir rivayette; )
    Bir kısım insanlar ganimet malı için, bir kısmı da kahramanlar arasında yer almak için cihad ederler. Şu halde Allah yolunda cihad eden kimdir?" diye sordu. Rasûlullah(sas):
    "Kim ki yalnız Allah'ın şeriatı hakim olsun diye cihad ederse, o mücahidin cihadı Allah yolundadır." buyurdu. (Buhari - Müslim)

    İslam dışında; vatan, toprak, bayrak, İslam'ı tatbik etmeyen veya muzaffer olduğunda İslam şeriatini tatbik etmeyecek herhangi bir ülke uğruna ölenler şehit değildir. Kim böyle kimseleri şehit olarak isimlendirirse Allah'ın hükmüne karşı gelmiş olur.

    Kim Allah(cc)'ın dinini, şeriatini, hüküm veya emirlerini yeryüzüne hakim kılmak için değil de başka amaçlar uğruna ölürse onun ölümü boş bir ölümdür.

    Bir kimsenin şehid olabilmesi için; Allahu Teala (cc)'nın yolunda ve O'nun rızası kazanmak için cihad etmesi zaruridir. İmam-ı Merginani, "Şehid; müşriklerin katlettiği veya savaş meydanında kendisinde (katledildiğine dair) bir eser bulunan veya kendisini Müslümanların zulmen katlettiği kimselerdir." (İmam-ı Merginani,El Hidaye,C:1, Sh:94) tarifini yapmıştır. Bu tarifte; Müslümanlar tarafından zulmen öldürülen, diğer bir Müslümanın şehadeti de söz konusudur.
    Bir insanın şehid olabilmesi için, şu şartlara haiz olması gerekir:
    Birinci şart; Müslüman olmak ve Allah (cc) yolunda (fi'sebilillah) ihlasla savaşmaktır.
    İkinci şart; savaşan kimsenin akıllı ve buluğa ermiş olmasıdır.
    Üçüncü şart ise; zulmen öldürülmesidir. (Molla Hüsrev, Düreru'l Hükkam,C:1, Sh:168-169)
    Zulmen katledilme hâdisesi, savaş dışında da olabilecek bir hadisedir. Bu üç şartın birarada bulunması, şehidliğin tahakkuku için zaruridir. Bilindiği gibi ibadetlerin değişmeyen rüknü, ihlastır. İmam-ı Serahsi (rh.a), "Allahu Teala (cc)'nın rızasını kazanmak niyetiyle (ihlasla) cihad eden ve bu esnasında hayatını kaybeden kimselere şehid denilir" (İmam-ı Serahsi- El Mebsut- C: 2, Sh: 51) tarifini yapmış ve bu inceliğe işaret etmiştir


    Rabbimiz Kur’an’da:

    “İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.” (Nisa/76) buyurmaktadır.

    Bugün Afganistan topraklarını düşünün… Silah doğrultanlar da namazını kılan, ibadetini eden “Müslüman” kimlikli kişiler, silah doğrultulanlar da… Ancak; birisi Allah’ın(cc) dini uğruna savaşırken, diğeri tağutun(NATO, demokrasi vs.) uğruna savaşmakta ve kan dökmektedir. Peki hangisi şehiddir bunların? Bunun net cevabı yukarıdaki ayet ve hadislerde aşikardır. Bu örneği, günümüzdeki her toprak parçasına genelleyip sonuca ulaşabilirsiniz kolaylıkla.


    Bu durumda da akla şöyle bir soru gelmektedir:

    “Peki Allah’ın hükümlerinin geçerli olmadığı bir toprak parçasında insanlar zorla tağut uğrunda savaş yapmaya sürükleniyor ve bu şekilde ölüyorlarsa, bunlar için ne demeli?”

    Bu soru oldukça zor ve ayakların kayabileceği bir sorudur ki; kimileri yine hissî davranarak direk “şehid” hükmü verebilmekte, kimileri ise daha katı bir tavırla “cahiliye ölümü” ile öldüklerini söyleyebilmektedirler. Biz ise orta yolu tutmaya çalışıp, bu soruya cevaben Şehid Seyyid Kutub’un şu cümlesini aktarmakla yetineceğiz:

    “Kimin için öldüysen, ödülünü ondan bekle…”

    Hz. Muhammed (sas)'in zamanından günümüze kadar, çok sayıda insanlar, Allah rızası için, Tevhid mücâdelesi için, Allah'ın adını yüceltmek ve emrini hakim kılmak için canını verip şehid oldu. Bunların başında Yasir ve hanımı Sümeyye gelmektedir. Yasir ilk erkek ve hanımı Sümeyye ilk kadın şehid olmuştu. Bu şehidlik kervanı, herhangi bir yer veya zamanda noktalanmadı ve noktalanmayacak, kıyâmete karar devam edecektir. (es-Suheylî, er-Ravdu'l-Ünf, III, 201, 220; İbn İshâk, es-Sire, mad 239, 240; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, V, 3131)

    Rabbimizden, çağımıza şahid, davamıza şehid olabilmeyi diliyor ve bizleri, samimiyetini kanları ile kanıtlayan zümreye dahil eylemesini niyaz ediyoruz.

    "Şehid olmayı Yüce Allah'tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında vefat etse bile, şehidlerin derecesine eriştirir" (Müslim, İmâre, 156, 157; Ebû Davud, İstigfâr, 26; Neseî, Cihâd, 36; ibn Mâce, Cihâd, 15)

    Ve's-Selam, ve'd-Dua…


  2. 27.Haziran.2009, 11:12
    1
    DeLi MoLLa



    Esselamu aleykum ve rahmetullah kardeşlerim..

    Bu yazımızda, “şehid”, “şehadet” gibi kavramların üzerinde durup, “tağut uğrunda mücadele eden şehid midir?” sorusuna da cevap arayacağız inşAllah…

    Arapça bir kelime olan şehid, "şe-hi-de" fiilinden türemiş olan bir isimdir. Mastarı, şehâdettir. Şehidin çoğulu, "şuhedâ" ve "eşhâd" olarak gelir. (el-İsfahânî, el-Müfredât, 267 vd ; et-Tahtavî, Haşiye ala Merâki'l Felâh, 516 vd)

    Şehid olmada ölçü, Allah'ın rızasıdır. Allah rızası için mücâdele eden, O'nun adını yüceltmek için çaba sarfeden, cihâd içinde bulunuş ve bu yolda canını veren de, şehid olmuş olur.

    Bir arâbî Hz. Muhammed(sas)'in huzuruna gelerek: "Ya Resûlullah! Bir adam ganimet için, diğeri şöhret için, öbürü riya ve gösteriş için savaşır. Hangisi Allah yolundadır?" diye sorunca, Hz. Peygamber(sas) şu cevabı vermiştir:
    Kim Allah'ın adını, hükmünü yüceltmek, her şeyin üstüne çıkarmak için savaşırsa, o Allah yolundadır." (Buhârî, İlim, 45, Cihâd,15; Müslim, İmre,150,151; İbn Mace, Cihad,13; Ahmed b. Hanbel, IV, 392, 397, 402, 405, 417)

    İşte meselenin burasında, birçoğumuzun aklına şu soru takılıyor: “Allah’ın hükümlerinin geçerli olmadığı bir toprak parçasında savaşan, mücadele eden ve bu uğurda ölen kimse şehid olur mu?”

    İlk bakışta göze hoş gelen ve birçok Bel’am’ın da onayıyla(!) kolay cevap bulunan bir soru gibi aslında: “Vatanı için ölen elbette şehittir!”

    Evet, bu soruya Bel’am rolüne soyunmuşlar anında bu cevabı verir ve daha bir şevk ile toprak müdafası yapmasını sağlarlar insanların. Evet, şehid olur; ama neyin şehidi??? Gerçekten söyledikleri gibi midir durum?

    Aslında konuyu hiç uzatmaya gerek yok. Ancak insanların tatmini açısından biraz daha detaylandırmakta fayda görüyorum.

    İslam'a göre şehid; ancak İslam'ın ve Allah-u Teâlâ'nın kitabı Kur'an'ın hakim olması yolunda eliyle, diliyle, canıyla çalışan ve bu yolda ölen kişidir. İslam'ın hakim olduğu bir toprak parçasının savunmasını yapan ve dolayısıyla İslam dininin yeryüzünde hakim olup bu hakimiyetin devamı için çarpışan kimse bu işi sırf Allah rızası için yapar ve bu yolda ölürse, o yüce şehidlik mertebesine ulaşır. Bunun dışında sırf doğduğu toprağı veya kavmini korumak için savaşıp ölen kimse şehid olamayacağı gibi cahiliye ölümü üzerine ölür.

    İslam'ı hakim kılmak dışında herhangi bir toprak parçası için veya herhangi bir kavmin şerefini yüceltmek için savaşmak Allah yolunda olamayacağı gibi bu yolda ölen kişi de asla şehit olamaz. Hele İslam kanunlarını tatbik etmeyen bir toprağı, sırf o toprakta doğduğu için savunan, bu yolda savaşan ve bu toprağı savunurken ölen kişi şehid olamayacağı gibi cennetlik de olamaz.

    Müslüman ancak Allah-u Teâlâ'nın dini ve onun kelimesi "Lâ ilâhe illALLAH" hakim olsun diye savaşır ve bu yolda canını, malını, ailesini, doğduğu toprağı bile hiç çekinmeden feda eder. Müslümanın vatanı Lâ ilâhe illALLAH'ın hakim olduğu İslam kanunlarıyla hükmedilen toprak parçasıdır. Ancak bu vatan korunur ve bu vatan yolunda cihad edilir.

    Rasûlullah(sas)bize Allah yolunda olan cihadı ve gerçek şehidi şöyle tarif etmiştir:

    Rasûlullah(sas)'e birisi gelip: "Ya RasûlAllah! Kimimiz öfkesine kapılarak, kimimiz utancından dolayı, (diğer bir rivayette; )
    Bir kısım insanlar ganimet malı için, bir kısmı da kahramanlar arasında yer almak için cihad ederler. Şu halde Allah yolunda cihad eden kimdir?" diye sordu. Rasûlullah(sas):
    "Kim ki yalnız Allah'ın şeriatı hakim olsun diye cihad ederse, o mücahidin cihadı Allah yolundadır." buyurdu. (Buhari - Müslim)

    İslam dışında; vatan, toprak, bayrak, İslam'ı tatbik etmeyen veya muzaffer olduğunda İslam şeriatini tatbik etmeyecek herhangi bir ülke uğruna ölenler şehit değildir. Kim böyle kimseleri şehit olarak isimlendirirse Allah'ın hükmüne karşı gelmiş olur.

    Kim Allah(cc)'ın dinini, şeriatini, hüküm veya emirlerini yeryüzüne hakim kılmak için değil de başka amaçlar uğruna ölürse onun ölümü boş bir ölümdür.

    Bir kimsenin şehid olabilmesi için; Allahu Teala (cc)'nın yolunda ve O'nun rızası kazanmak için cihad etmesi zaruridir. İmam-ı Merginani, "Şehid; müşriklerin katlettiği veya savaş meydanında kendisinde (katledildiğine dair) bir eser bulunan veya kendisini Müslümanların zulmen katlettiği kimselerdir." (İmam-ı Merginani,El Hidaye,C:1, Sh:94) tarifini yapmıştır. Bu tarifte; Müslümanlar tarafından zulmen öldürülen, diğer bir Müslümanın şehadeti de söz konusudur.
    Bir insanın şehid olabilmesi için, şu şartlara haiz olması gerekir:
    Birinci şart; Müslüman olmak ve Allah (cc) yolunda (fi'sebilillah) ihlasla savaşmaktır.
    İkinci şart; savaşan kimsenin akıllı ve buluğa ermiş olmasıdır.
    Üçüncü şart ise; zulmen öldürülmesidir. (Molla Hüsrev, Düreru'l Hükkam,C:1, Sh:168-169)
    Zulmen katledilme hâdisesi, savaş dışında da olabilecek bir hadisedir. Bu üç şartın birarada bulunması, şehidliğin tahakkuku için zaruridir. Bilindiği gibi ibadetlerin değişmeyen rüknü, ihlastır. İmam-ı Serahsi (rh.a), "Allahu Teala (cc)'nın rızasını kazanmak niyetiyle (ihlasla) cihad eden ve bu esnasında hayatını kaybeden kimselere şehid denilir" (İmam-ı Serahsi- El Mebsut- C: 2, Sh: 51) tarifini yapmış ve bu inceliğe işaret etmiştir


    Rabbimiz Kur’an’da:

    “İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.” (Nisa/76) buyurmaktadır.

    Bugün Afganistan topraklarını düşünün… Silah doğrultanlar da namazını kılan, ibadetini eden “Müslüman” kimlikli kişiler, silah doğrultulanlar da… Ancak; birisi Allah’ın(cc) dini uğruna savaşırken, diğeri tağutun(NATO, demokrasi vs.) uğruna savaşmakta ve kan dökmektedir. Peki hangisi şehiddir bunların? Bunun net cevabı yukarıdaki ayet ve hadislerde aşikardır. Bu örneği, günümüzdeki her toprak parçasına genelleyip sonuca ulaşabilirsiniz kolaylıkla.


    Bu durumda da akla şöyle bir soru gelmektedir:

    “Peki Allah’ın hükümlerinin geçerli olmadığı bir toprak parçasında insanlar zorla tağut uğrunda savaş yapmaya sürükleniyor ve bu şekilde ölüyorlarsa, bunlar için ne demeli?”

    Bu soru oldukça zor ve ayakların kayabileceği bir sorudur ki; kimileri yine hissî davranarak direk “şehid” hükmü verebilmekte, kimileri ise daha katı bir tavırla “cahiliye ölümü” ile öldüklerini söyleyebilmektedirler. Biz ise orta yolu tutmaya çalışıp, bu soruya cevaben Şehid Seyyid Kutub’un şu cümlesini aktarmakla yetineceğiz:

    “Kimin için öldüysen, ödülünü ondan bekle…”

    Hz. Muhammed (sas)'in zamanından günümüze kadar, çok sayıda insanlar, Allah rızası için, Tevhid mücâdelesi için, Allah'ın adını yüceltmek ve emrini hakim kılmak için canını verip şehid oldu. Bunların başında Yasir ve hanımı Sümeyye gelmektedir. Yasir ilk erkek ve hanımı Sümeyye ilk kadın şehid olmuştu. Bu şehidlik kervanı, herhangi bir yer veya zamanda noktalanmadı ve noktalanmayacak, kıyâmete karar devam edecektir. (es-Suheylî, er-Ravdu'l-Ünf, III, 201, 220; İbn İshâk, es-Sire, mad 239, 240; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, V, 3131)

    Rabbimizden, çağımıza şahid, davamıza şehid olabilmeyi diliyor ve bizleri, samimiyetini kanları ile kanıtlayan zümreye dahil eylemesini niyaz ediyoruz.

    "Şehid olmayı Yüce Allah'tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında vefat etse bile, şehidlerin derecesine eriştirir" (Müslim, İmâre, 156, 157; Ebû Davud, İstigfâr, 26; Neseî, Cihâd, 36; ibn Mâce, Cihâd, 15)

    Ve's-Selam, ve'd-Dua…


    Benzer Konular

    - Rüyada şehadet parmağını kaldırarak şehadet getirmek veya euzu besmele çekmek

    - Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna dair şehâdetin şartları nelerdir ve buna şehâdet etmeksizin ilk

    - Felaket ile ilgili sözler

    - Felaket hakkında söylenmiş sözler

    - Felaket-i Ebediye ne demek?

  3. 23.Ekim.2009, 18:34
    2
    tuallin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Mart.2009
    Üye No: 47177
    Mesaj Sayısı: 165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 35

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???




    Allah(cc) razı olsun kardeşim..

    Alıntı
    “Peki Allah’ın hükümlerinin geçerli olmadığı bir toprak parçasında insanlar zorla tağut uğrunda savaş yapmaya sürükleniyor ve bu şekilde ölüyorlarsa, bunlar için ne demeli?”
    Türk askerine ne demeli??
    Kendi düzenleri uğruna ölen her askere şehit deniliyor.Arapça bir kelime kullanılıyor, laik düzen tarafından.Devlete din karışmasın diyen düzen bu kalimeyi de pekala kullanmayıp kendilerince lügatlarına kelime ilave edebilirler..
    Ne kadar basit ağızlarına alıyorlar..!! hem şeriatı istemiyorlar hem de kendi düzenleri uğruna ölenlere şehit kelimesini kullanıyorlar..İşin acı tarafı türk askeri ne uğruna savaştığını dahi bilmiyor(Vatan,bayrak,ideoloji..)
    Ama düzen "vatan uğruna şehit oldu" gibi susturucu kelimelerle çözümü anında buluveriyor.


  4. 23.Ekim.2009, 18:34
    2
    Devamlı Üye



    Allah(cc) razı olsun kardeşim..

    Alıntı
    “Peki Allah’ın hükümlerinin geçerli olmadığı bir toprak parçasında insanlar zorla tağut uğrunda savaş yapmaya sürükleniyor ve bu şekilde ölüyorlarsa, bunlar için ne demeli?”
    Türk askerine ne demeli??
    Kendi düzenleri uğruna ölen her askere şehit deniliyor.Arapça bir kelime kullanılıyor, laik düzen tarafından.Devlete din karışmasın diyen düzen bu kalimeyi de pekala kullanmayıp kendilerince lügatlarına kelime ilave edebilirler..
    Ne kadar basit ağızlarına alıyorlar..!! hem şeriatı istemiyorlar hem de kendi düzenleri uğruna ölenlere şehit kelimesini kullanıyorlar..İşin acı tarafı türk askeri ne uğruna savaştığını dahi bilmiyor(Vatan,bayrak,ideoloji..)
    Ama düzen "vatan uğruna şehit oldu" gibi susturucu kelimelerle çözümü anında buluveriyor.


  5. 23.Ekim.2009, 19:29
    3
    ezdli cündep
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ekim.2008
    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 370
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Alıntı
    Türk askerine ne demeli??
    Kendi düzenleri uğruna ölen her askere şehit deniliyor.Arapça bir kelime kullanılıyor, laik düzen tarafından.Devlete din karışmasın diyen düzen bu kalimeyi de pekala kullanmayıp kendilerince lügatlarına kelime ilave edebilirler..
    Ne kadar basit ağızlarına alıyorlar..!! hem şeriatı istemiyorlar hem de kendi düzenleri uğruna ölenlere şehit kelimesini kullanıyorlar..İşin acı tarafı türk askeri ne uğruna savaştığını dahi bilmiyor(Vatan,bayrak,ideoloji..)
    Ama düzen "vatan uğruna şehit oldu" gibi susturucu kelimelerle çözümü anında buluveriyor.
    hışşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş!!! Kardeş biraz yavaşşşşşşşş sen bilmiyormusun hakkı söyleyen hep ezilmiştir aman kardeşşşşşşşş bu ülkedeki hocalar şeyhler gibi sessiz olsana düzene dokunma şatavat ve zenginlik içinde yaşamak varken dimi. ne gerek var kardeşi bak ne güzel bir şeyh ilçeyi himayesi altın almış bir diğeri ili bir diğeri köyü bir diğeri kanalı bir diğeri böyleeeeeee giderizzzzzzz. dokunmayacaksın karışmayacaksın deliğe çomak sokmayacaksın bak dediğimi yaparsan dini millete uydurursannnnnnnnnn
    Gün gelir seninde arkandan binlerce insan sifatında olan .....gelir. aman hışşşşşşşşşş kardeş.
    Bak ne güzel binlerce mesaj yazmışlar hakka dokunmamışlar ama seviliyorlar dimiiiiiiiiiiiiii
    dokunmayacaksın ki seevilesin insanlar tarafından amannnnnnnnnnnnnnnnnn ne yapacaksın insanlarıııııııııııııııı değilmi ALLAH sevdikten sonraaaaaa işte kardeşşşşşşşş anladın sen evet evet bi saniye anladın anladın dimiiiiiiiiiiiiiii


    veyl olsun ALLAH'ın azabından korkmayanlara rahmanın ayetlerini satanlara hakkı gizleyenlere veyl olsun .aman kardeş sen devam hakkı söylemeye çomak yılanın deliğine girsede çekinme en güzel amel nedir kardeşşşşşşşş söylwemektir hakkı zalim sultanın karşısındaaaaaaaaaa


  6. 23.Ekim.2009, 19:29
    3
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Türk askerine ne demeli??
    Kendi düzenleri uğruna ölen her askere şehit deniliyor.Arapça bir kelime kullanılıyor, laik düzen tarafından.Devlete din karışmasın diyen düzen bu kalimeyi de pekala kullanmayıp kendilerince lügatlarına kelime ilave edebilirler..
    Ne kadar basit ağızlarına alıyorlar..!! hem şeriatı istemiyorlar hem de kendi düzenleri uğruna ölenlere şehit kelimesini kullanıyorlar..İşin acı tarafı türk askeri ne uğruna savaştığını dahi bilmiyor(Vatan,bayrak,ideoloji..)
    Ama düzen "vatan uğruna şehit oldu" gibi susturucu kelimelerle çözümü anında buluveriyor.
    hışşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş!!! Kardeş biraz yavaşşşşşşşş sen bilmiyormusun hakkı söyleyen hep ezilmiştir aman kardeşşşşşşşş bu ülkedeki hocalar şeyhler gibi sessiz olsana düzene dokunma şatavat ve zenginlik içinde yaşamak varken dimi. ne gerek var kardeşi bak ne güzel bir şeyh ilçeyi himayesi altın almış bir diğeri ili bir diğeri köyü bir diğeri kanalı bir diğeri böyleeeeeee giderizzzzzzz. dokunmayacaksın karışmayacaksın deliğe çomak sokmayacaksın bak dediğimi yaparsan dini millete uydurursannnnnnnnnn
    Gün gelir seninde arkandan binlerce insan sifatında olan .....gelir. aman hışşşşşşşşşş kardeş.
    Bak ne güzel binlerce mesaj yazmışlar hakka dokunmamışlar ama seviliyorlar dimiiiiiiiiiiiiii
    dokunmayacaksın ki seevilesin insanlar tarafından amannnnnnnnnnnnnnnnnn ne yapacaksın insanlarıııııııııııııııı değilmi ALLAH sevdikten sonraaaaaa işte kardeşşşşşşşş anladın sen evet evet bi saniye anladın anladın dimiiiiiiiiiiiiiii


    veyl olsun ALLAH'ın azabından korkmayanlara rahmanın ayetlerini satanlara hakkı gizleyenlere veyl olsun .aman kardeş sen devam hakkı söylemeye çomak yılanın deliğine girsede çekinme en güzel amel nedir kardeşşşşşşşş söylwemektir hakkı zalim sultanın karşısındaaaaaaaaaa


  7. 23.Ekim.2009, 21:05
    4
    tuallin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Mart.2009
    Üye No: 47177
    Mesaj Sayısı: 165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 35

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Alıntı
    veyl olsun ALLAH'ın azabından korkmayanlara rahmanın ayetlerini satanlara hakkı gizleyenlere veyl olsun .aman kardeş sen devam hakkı söylemeye çomak yılanın deliğine girsede çekinme en güzel amel nedir kardeşşşşşşşş söylwemektir hakkı zalim sultanın karşısındaaaaaaaaaa
    "İman edenler Allah yolunda cihad ederler. Küfredenler de tağut yolunda!.."

    " Melekler ; kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara ; "Ne yapıyordunuz ?" derler. Onlar da: "Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler de: "ALLAH'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya " derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü dönüş yeridir. “ (Nisa 97)

    Kur’an-ı Kerim’de geçen bu ayetin nuzul ( iniş ) sebebi , bu ayetin tefsirlerinde anlatılmaktadır.Nisa suresinin 97. ayetinin tefsirinin haricinde , Buhari ( r.a. ) şöyle rivayet etmektedir:

    Mekke ehlinden Rasulullah (s.a.v.) ile beraber hicret etmemiş bir topluluk hakkında inmiştir. Bunlar fitneye düşerek Bedir savaşında müslümanların karşısında, müşriklerin safında savaşa katılmışlardır. Bu kimseler Rasulullah’ın Mekke’den Medine’ye hicret etmesine rağmen, bugün yarın hicret ederim diyerek, bahçe işlerim, ticaretim işlerimi tamamlayayım vs. diyerek çeşitli nedenlerden dolayı hicrete katılamamışlardı. Fakat müslüman olduklarını, ibadetlerini müşriklerden de gizliyorlardı. Kur’an okuyorlar, namaz kılıyorlardı.
    Bedir harbi yaklaşınca müşrikler bunları harbe katılmak için zorladılar. Onlarda müslüman olduklarını açıkladıkları zaman öldürülme korkusyla, istemeye istemeye Bedir harbine katıldılar. Muharebe esnasında savaş kıyafetlerini kuşandıkları için kimse kimseyi pek seçemiyordu. Savaşta müslümanların oklarıyla öldürüldüler. Bedir harbi bitip te ölüler ve yaralıların arasında gezerlerken bu hicretten geri kalıp müşriklerin ordusunda kalıp ölen müslümanlar fark edilince Medine’li müslümanlar arasında ihtilaf baş gösterdi.
    Bir kısım onların kafir olarak öldüğünü, diğer bir kısım ise müslüman kardeşlerimizi öldürdük diye üzülüyorlardı. İşte bu ihtilaf halinde iken müminler, ALLAH (c.c.) bu ayet-i kerimeyi (Nisa 97) indirerek hicret etmeyip kafirlerin safında savaşa katılanların özürlerini, işledikleri küfür ameli sebebiyle reddettiğini ve onların cehennemle cezalandırıldığını bildirdi. "

    Kelime-i Şehadeteyni söyleyip ALLAH’ı ve Rasulunu kabul edip ibadetlerini yapmasına (kur’an , namaz, zikir vs.)rağmen şeriat ile yönetilmeyen bir devletin bekası (velev ki doğup büyüdükleri vatanları olsun) ilke ve inkılaplarının yürürlükte kalması ve payidarlığı için savaşanın durumu “şehid”lik değil “Niyazilik”tir.
    Zira gördük ki sahabe olmasına, iman etmesine hatta ibadetlerini yapmasına rağmen asker kendi inancına göre değil “anayasanın dinine göre” ölüyor. Bu yüzdendir ki O sahabeler aynı savaşta (Bedir) ölen cahiliye anayasasının baş komutanı olan Ebu Cehil ile aynı yere (cehennem) gönderilmiştir.


  8. 23.Ekim.2009, 21:05
    4
    Devamlı Üye
    Alıntı
    veyl olsun ALLAH'ın azabından korkmayanlara rahmanın ayetlerini satanlara hakkı gizleyenlere veyl olsun .aman kardeş sen devam hakkı söylemeye çomak yılanın deliğine girsede çekinme en güzel amel nedir kardeşşşşşşşş söylwemektir hakkı zalim sultanın karşısındaaaaaaaaaa
    "İman edenler Allah yolunda cihad ederler. Küfredenler de tağut yolunda!.."

    " Melekler ; kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara ; "Ne yapıyordunuz ?" derler. Onlar da: "Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler de: "ALLAH'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya " derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü dönüş yeridir. “ (Nisa 97)

    Kur’an-ı Kerim’de geçen bu ayetin nuzul ( iniş ) sebebi , bu ayetin tefsirlerinde anlatılmaktadır.Nisa suresinin 97. ayetinin tefsirinin haricinde , Buhari ( r.a. ) şöyle rivayet etmektedir:

    Mekke ehlinden Rasulullah (s.a.v.) ile beraber hicret etmemiş bir topluluk hakkında inmiştir. Bunlar fitneye düşerek Bedir savaşında müslümanların karşısında, müşriklerin safında savaşa katılmışlardır. Bu kimseler Rasulullah’ın Mekke’den Medine’ye hicret etmesine rağmen, bugün yarın hicret ederim diyerek, bahçe işlerim, ticaretim işlerimi tamamlayayım vs. diyerek çeşitli nedenlerden dolayı hicrete katılamamışlardı. Fakat müslüman olduklarını, ibadetlerini müşriklerden de gizliyorlardı. Kur’an okuyorlar, namaz kılıyorlardı.
    Bedir harbi yaklaşınca müşrikler bunları harbe katılmak için zorladılar. Onlarda müslüman olduklarını açıkladıkları zaman öldürülme korkusyla, istemeye istemeye Bedir harbine katıldılar. Muharebe esnasında savaş kıyafetlerini kuşandıkları için kimse kimseyi pek seçemiyordu. Savaşta müslümanların oklarıyla öldürüldüler. Bedir harbi bitip te ölüler ve yaralıların arasında gezerlerken bu hicretten geri kalıp müşriklerin ordusunda kalıp ölen müslümanlar fark edilince Medine’li müslümanlar arasında ihtilaf baş gösterdi.
    Bir kısım onların kafir olarak öldüğünü, diğer bir kısım ise müslüman kardeşlerimizi öldürdük diye üzülüyorlardı. İşte bu ihtilaf halinde iken müminler, ALLAH (c.c.) bu ayet-i kerimeyi (Nisa 97) indirerek hicret etmeyip kafirlerin safında savaşa katılanların özürlerini, işledikleri küfür ameli sebebiyle reddettiğini ve onların cehennemle cezalandırıldığını bildirdi. "

    Kelime-i Şehadeteyni söyleyip ALLAH’ı ve Rasulunu kabul edip ibadetlerini yapmasına (kur’an , namaz, zikir vs.)rağmen şeriat ile yönetilmeyen bir devletin bekası (velev ki doğup büyüdükleri vatanları olsun) ilke ve inkılaplarının yürürlükte kalması ve payidarlığı için savaşanın durumu “şehid”lik değil “Niyazilik”tir.
    Zira gördük ki sahabe olmasına, iman etmesine hatta ibadetlerini yapmasına rağmen asker kendi inancına göre değil “anayasanın dinine göre” ölüyor. Bu yüzdendir ki O sahabeler aynı savaşta (Bedir) ölen cahiliye anayasasının baş komutanı olan Ebu Cehil ile aynı yere (cehennem) gönderilmiştir.


  9. 23.Ekim.2009, 21:53
    5
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Alıntı
    Kelime-i Şehadeteyni söyleyip ALLAH’ı ve Rasulunu kabul edip ibadetlerini yapmasına (kur’an , namaz, zikir vs.)rağmen şeriat ile yönetilmeyen bir devletin bekası (velev ki doğup büyüdükleri vatanları olsun) ilke ve inkılaplarının yürürlükte kalması ve payidarlığı için savaşanın durumu “şehid”lik değil “Niyazilik”tir.
    Nedir, o zaman yapılması gereken?Madem bu ülkede yaşıyoruz, sanıyorum sizde..Durumu ortaya koymuşsunuz, o günün şartları ile bugünün şartlarını da bir tutmuşsunuz.O gün içinde bulunulan şartlar ile bugünün şartları birbirine ne kadar benzer acaba?
    Ynlış anlaşılmasın ben kimsenin mertebesini bilemem, Yüce Yaratıcı herşeyin en iyisini bildiği gibi, kimin şehadet mertebesine ulaştığını da en iyi bilir..Sadece düşünceniz yukardaki gibi ise, niyazi diyorsanız genelleme yapıp, lütfen ne yapılmalı, çözüm ne olmalı onuda yazın. Kinaye yoktur hiçbir şekilde, olması gerekeni merak ediyorum?

    Alıntı
    Hele İslam kanunlarını tatbik etmeyen bir toprağı, sırf o toprakta doğduğu için savunan, bu yolda savaşan ve bu toprağı savunurken ölen kişi şehid olamayacağı gibi cennetlik de olamaz.
    Hocam bakın, hadi şehadetin sınırlarını -ben her ne kadar Allah bilir herkesin mertebesini desemde-çizdiniz diyelim eyvallah. Ama Allah aşkına kimin cennetlik olup olmadığı konusunda ahkam kesmekle biraz ileri gitmediniz mi? Kişinin imanlı olmasının veyahut askerlik dışında yaşadığı hayatın yaptığı işlerin hiç mi önemi yok? Yapmayın lütfen.Ha ben demiyorum cennetliktir, haşa ve kella hiçbir iddiam yok ama lütfen bu hususta sizde iddalı olmayın. sahibimizin bizim üzerimizdeki insiyatifini, ona bırakalım ve yargılarla konuşmayalım.

    Alıntı
    Bu tarifte; Müslümanlar tarafından zulmen öldürülen, diğer bir Müslümanın şehadeti de söz konusudur.
    "İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir". Bu konuda yorumunuz nedir?


  10. 23.Ekim.2009, 21:53
    5
    seyyah
    Alıntı
    Kelime-i Şehadeteyni söyleyip ALLAH’ı ve Rasulunu kabul edip ibadetlerini yapmasına (kur’an , namaz, zikir vs.)rağmen şeriat ile yönetilmeyen bir devletin bekası (velev ki doğup büyüdükleri vatanları olsun) ilke ve inkılaplarının yürürlükte kalması ve payidarlığı için savaşanın durumu “şehid”lik değil “Niyazilik”tir.
    Nedir, o zaman yapılması gereken?Madem bu ülkede yaşıyoruz, sanıyorum sizde..Durumu ortaya koymuşsunuz, o günün şartları ile bugünün şartlarını da bir tutmuşsunuz.O gün içinde bulunulan şartlar ile bugünün şartları birbirine ne kadar benzer acaba?
    Ynlış anlaşılmasın ben kimsenin mertebesini bilemem, Yüce Yaratıcı herşeyin en iyisini bildiği gibi, kimin şehadet mertebesine ulaştığını da en iyi bilir..Sadece düşünceniz yukardaki gibi ise, niyazi diyorsanız genelleme yapıp, lütfen ne yapılmalı, çözüm ne olmalı onuda yazın. Kinaye yoktur hiçbir şekilde, olması gerekeni merak ediyorum?

    Alıntı
    Hele İslam kanunlarını tatbik etmeyen bir toprağı, sırf o toprakta doğduğu için savunan, bu yolda savaşan ve bu toprağı savunurken ölen kişi şehid olamayacağı gibi cennetlik de olamaz.
    Hocam bakın, hadi şehadetin sınırlarını -ben her ne kadar Allah bilir herkesin mertebesini desemde-çizdiniz diyelim eyvallah. Ama Allah aşkına kimin cennetlik olup olmadığı konusunda ahkam kesmekle biraz ileri gitmediniz mi? Kişinin imanlı olmasının veyahut askerlik dışında yaşadığı hayatın yaptığı işlerin hiç mi önemi yok? Yapmayın lütfen.Ha ben demiyorum cennetliktir, haşa ve kella hiçbir iddiam yok ama lütfen bu hususta sizde iddalı olmayın. sahibimizin bizim üzerimizdeki insiyatifini, ona bırakalım ve yargılarla konuşmayalım.

    Alıntı
    Bu tarifte; Müslümanlar tarafından zulmen öldürülen, diğer bir Müslümanın şehadeti de söz konusudur.
    "İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir". Bu konuda yorumunuz nedir?


  11. 23.Ekim.2009, 22:09
    6
    havle
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ekim.2009
    Üye No: 59631
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Alıntı
    Mekke ehlinden Rasulullah (s.a.v.) ile beraber hicret etmemiş bir topluluk hakkında inmiştir. Bunlar fitneye düşerek Bedir savaşında müslümanların karşısında, müşriklerin safında savaşa katılmışlardır. Bu kimseler Rasulullah’ın Mekke’den Medine’ye hicret etmesine rağmen, bugün yarın hicret ederim diyerek, bahçe işlerim, ticaretim işlerimi tamamlayayım vs. diyerek çeşitli nedenlerden dolayı hicrete katılamamışlardı. Fakat müslüman olduklarını, ibadetlerini müşriklerden de gizliyorlardı. Kur’an okuyorlar, namaz kılıyorlardı.
    Bedir harbi yaklaşınca müşrikler bunları harbe katılmak için zorladılar. Onlarda müslüman olduklarını açıkladıkları zaman öldürülme korkusyla, istemeye istemeye Bedir harbine katıldılar. Muharebe esnasında savaş kıyafetlerini kuşandıkları için kimse kimseyi pek seçemiyordu. Savaşta müslümanların oklarıyla öldürüldüler. Bedir harbi bitip te ölüler ve yaralıların arasında gezerlerken bu hicretten geri kalıp müşriklerin ordusunda kalıp ölen müslümanlar fark edilince Medine’li müslümanlar arasında ihtilaf baş gösterdi.

    Bir kısım onların kafir olarak öldüğünü, diğer bir kısım ise müslüman kardeşlerimizi öldürdük diye üzülüyorlardı. İşte bu ihtilaf halinde iken müminler, ALLAH (c.c.) bu ayet-i kerimeyi (Nisa 97) indirerek hicret etmeyip kafirlerin safında savaşa katılanların özürlerini, işledikleri küfür ameli sebebiyle reddettiğini ve onların cehennemle cezalandırıldığını bildirdi.
    Kelime-i Şehadeteyni söyleyip ALLAH’ı ve Rasulunu kabul edip ibadetlerini yapmasına (kur’an , namaz, zikir vs.)rağmen şeriat ile yönetilmeyen bir devletin bekası (velev ki doğup büyüdükleri vatanları olsun) ilke ve inkılaplarının yürürlükte kalması ve payidarlığı için savaşanın durumu “şehid”lik değil “Niyazilik”tir.
    Zira gördük ki sahabe olmasına, iman etmesine hatta ibadetlerini yapmasına rağmen asker kendi inancına göre değil “anayasanın dinine göre” ölüyor. Bu yüzdendir ki O sahabeler aynı savaşta (Bedir) ölen cahiliye anayasasının baş komutanı olan Ebu Cehil ile aynı yere (cehennem) gönderilmiştir.
    Sayın Tuallin,

    Bu yazdıklarınız tefsirse eğer, kaynağınızı söyler misiniz?


  12. 23.Ekim.2009, 22:09
    6
    Üye
    Alıntı
    Mekke ehlinden Rasulullah (s.a.v.) ile beraber hicret etmemiş bir topluluk hakkında inmiştir. Bunlar fitneye düşerek Bedir savaşında müslümanların karşısında, müşriklerin safında savaşa katılmışlardır. Bu kimseler Rasulullah’ın Mekke’den Medine’ye hicret etmesine rağmen, bugün yarın hicret ederim diyerek, bahçe işlerim, ticaretim işlerimi tamamlayayım vs. diyerek çeşitli nedenlerden dolayı hicrete katılamamışlardı. Fakat müslüman olduklarını, ibadetlerini müşriklerden de gizliyorlardı. Kur’an okuyorlar, namaz kılıyorlardı.
    Bedir harbi yaklaşınca müşrikler bunları harbe katılmak için zorladılar. Onlarda müslüman olduklarını açıkladıkları zaman öldürülme korkusyla, istemeye istemeye Bedir harbine katıldılar. Muharebe esnasında savaş kıyafetlerini kuşandıkları için kimse kimseyi pek seçemiyordu. Savaşta müslümanların oklarıyla öldürüldüler. Bedir harbi bitip te ölüler ve yaralıların arasında gezerlerken bu hicretten geri kalıp müşriklerin ordusunda kalıp ölen müslümanlar fark edilince Medine’li müslümanlar arasında ihtilaf baş gösterdi.

    Bir kısım onların kafir olarak öldüğünü, diğer bir kısım ise müslüman kardeşlerimizi öldürdük diye üzülüyorlardı. İşte bu ihtilaf halinde iken müminler, ALLAH (c.c.) bu ayet-i kerimeyi (Nisa 97) indirerek hicret etmeyip kafirlerin safında savaşa katılanların özürlerini, işledikleri küfür ameli sebebiyle reddettiğini ve onların cehennemle cezalandırıldığını bildirdi.
    Kelime-i Şehadeteyni söyleyip ALLAH’ı ve Rasulunu kabul edip ibadetlerini yapmasına (kur’an , namaz, zikir vs.)rağmen şeriat ile yönetilmeyen bir devletin bekası (velev ki doğup büyüdükleri vatanları olsun) ilke ve inkılaplarının yürürlükte kalması ve payidarlığı için savaşanın durumu “şehid”lik değil “Niyazilik”tir.
    Zira gördük ki sahabe olmasına, iman etmesine hatta ibadetlerini yapmasına rağmen asker kendi inancına göre değil “anayasanın dinine göre” ölüyor. Bu yüzdendir ki O sahabeler aynı savaşta (Bedir) ölen cahiliye anayasasının baş komutanı olan Ebu Cehil ile aynı yere (cehennem) gönderilmiştir.
    Sayın Tuallin,

    Bu yazdıklarınız tefsirse eğer, kaynağınızı söyler misiniz?


  13. 23.Ekim.2009, 22:38
    7
    mveşkyn
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ekim.2009
    Üye No: 59040
    Mesaj Sayısı: 42
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 39

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???



    Kendini ''savcı'' Sahabe efendilerimizide ''sanık'' yerine koyarak, onların pak ve

    temiz hayatlarını hayasızca eleştirenlerin konumu nedir acaba?

    Şehadet mii Felaket mi?









  14. 23.Ekim.2009, 22:38
    7
    mveşkyn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli


    Kendini ''savcı'' Sahabe efendilerimizide ''sanık'' yerine koyarak, onların pak ve

    temiz hayatlarını hayasızca eleştirenlerin konumu nedir acaba?

    Şehadet mii Felaket mi?









  15. 23.Ekim.2009, 22:42
    8
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Alıntı
    Kendini ''savcı'' Sahabe efendilerimizide ''sanık'' yerine koyarak, onların pak ve

    temiz hayatlarını hayasızca eleştirenlerin konumu nedir acaba?

    Şehadet mii
    Felaket mi?


    Eleştiri bana ise haklıdır.Tekrar okudum ALLAH razı olsun haddi aşan bir cümle hemen düzeltiyorum.


  16. 23.Ekim.2009, 22:42
    8
    seyyah
    Alıntı
    Kendini ''savcı'' Sahabe efendilerimizide ''sanık'' yerine koyarak, onların pak ve

    temiz hayatlarını hayasızca eleştirenlerin konumu nedir acaba?

    Şehadet mii
    Felaket mi?


    Eleştiri bana ise haklıdır.Tekrar okudum ALLAH razı olsun haddi aşan bir cümle hemen düzeltiyorum.


  17. 23.Ekim.2009, 22:59
    9
    mveşkyn
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ekim.2009
    Üye No: 59040
    Mesaj Sayısı: 42
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 39

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Alıntı
    Eleştiri bana ise haklıdır.Tekrar okudum ALLAH razı olsun haddi aşan bir cümle hemen düzeltiyorum.
    Kardeş sizinle ilgili değil.... O mesajlar yerini bulur !


  18. 23.Ekim.2009, 22:59
    9
    mveşkyn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Eleştiri bana ise haklıdır.Tekrar okudum ALLAH razı olsun haddi aşan bir cümle hemen düzeltiyorum.
    Kardeş sizinle ilgili değil.... O mesajlar yerini bulur !


  19. 25.Ekim.2009, 01:40
    10
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Alıntı
    Hocam bakın, hadi şehadetin sınırlarını -ben her ne kadar Allah bilir herkesin mertebesini desemde-çizdiniz diyelim eyvallah. Ama Allah aşkına kimin cennetlik olup olmadığı konusunda ahkam kesmekle biraz ileri gitmediniz mi? Kişinin imanlı olmasının veyahut askerlik dışında yaşadığı hayatın yaptığı işlerin hiç mi önemi yok? Yapmayın lütfen.Ha ben demiyorum cennetliktir, haşa ve kella hiçbir iddiam yok ama lütfen bu hususta sizde iddalı olmayın. sahibimizin bizim üzerimizdeki insiyatifini, ona bırakalım ve yargılarla konuşmayalım.
    Değerli kardeşim; "şehadet" mertebesinin sınırları hadislerde ve fıkıh eserlerinde çizilmiştir.

    Şayet bir itirazınız varsa, şer'î delilini sunmanız gerekiyor. Şahsî yorumlar anlayış ile karşılanabilir; ancak bu türlü meselelerde bir delil teşkil etmez.

    "SADECE" inandığı ideoloji uğruna ya da "SADECE" yaşadığı toprak parçası adına ölen birisine hangi şer'î delil ile "şehid" diyeceğiz ? Ama şehid denilemeyeceğinin onlarca delili mevcuttur.

    Takıldığınız cümle "cahiliye ölümü ile ölürler" cümlesi ise; bu onları -haşa- cehenneme atadığımız anlamına gelmez. Cahiliyye mantığı ile bir iş yaptıklarını söylemektir kasıt. Allah(cc) dilerse affeder ve cennete koyar; buna kim karışabilir zaten ?

    Tek hatamız, "şu fıkıh eserinde şu yazılıdır" ibaresini kullanmayıp, kendi cümlelerimiz gibi "şehid olamazlar" dememiz midir ? Şayet hatamız buysa, delilleri/kaynakları ile bunu ispatlamaya hazırız. Bu durumda da ortaya şu çıkmakta:

    Görüşlerine güvenemediğiniz birisine, ne diye "hoca" sıfatını layık görüyorsunuz ? Bu sıfata layık değiliz, bunu ve böyle bir sevdamızın olmadığını evvela Rabbimiz bilmekte; ancak bu sıfatın layık görüldüğü kişi de -madem layık görülüyor- en azından "yargılayan" cümlelere muhatab bırakılmamalı, bunu aldığı kaynak istenmeli...

    Kaynak gösteremiyorsa, uğraşmaya değmez zaten.

    Alıntı
    "İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir". Bu konuda yorumunuz nedir?
    Bundan maksat, onların cehennemlik bir iş yapmış olduklarını ve bu cezayı hakettiklerini bil­dirmektir. Yoksa, mutlaka cehenneme gireceklerini bildirmek değildir. Çünkü Allah(cc) dilerse, onları affedip, cehenneme koymaz.

    Ayrıca; bizim paylaşımımızdan yaptığınız alıntı ile, soru amacıyla bizlerle paylaştığınız hadis arasında da bir bağlantı yok. Zira paylaşımımızda anlatılan, bir Müslümanın zalimce diğer bir Müslümanı öldürmesi iken; hadiste anlatılan zulmen değil, kıtal ile çarpışmadır, öldürmedir. Bunu da açıklamakta fayda görüyorum.

    Allah'a(cc) emanetsiniz...

    ve's-selam..


  20. 25.Ekim.2009, 01:40
    10
    DeLi MoLLa
    Alıntı
    Hocam bakın, hadi şehadetin sınırlarını -ben her ne kadar Allah bilir herkesin mertebesini desemde-çizdiniz diyelim eyvallah. Ama Allah aşkına kimin cennetlik olup olmadığı konusunda ahkam kesmekle biraz ileri gitmediniz mi? Kişinin imanlı olmasının veyahut askerlik dışında yaşadığı hayatın yaptığı işlerin hiç mi önemi yok? Yapmayın lütfen.Ha ben demiyorum cennetliktir, haşa ve kella hiçbir iddiam yok ama lütfen bu hususta sizde iddalı olmayın. sahibimizin bizim üzerimizdeki insiyatifini, ona bırakalım ve yargılarla konuşmayalım.
    Değerli kardeşim; "şehadet" mertebesinin sınırları hadislerde ve fıkıh eserlerinde çizilmiştir.

    Şayet bir itirazınız varsa, şer'î delilini sunmanız gerekiyor. Şahsî yorumlar anlayış ile karşılanabilir; ancak bu türlü meselelerde bir delil teşkil etmez.

    "SADECE" inandığı ideoloji uğruna ya da "SADECE" yaşadığı toprak parçası adına ölen birisine hangi şer'î delil ile "şehid" diyeceğiz ? Ama şehid denilemeyeceğinin onlarca delili mevcuttur.

    Takıldığınız cümle "cahiliye ölümü ile ölürler" cümlesi ise; bu onları -haşa- cehenneme atadığımız anlamına gelmez. Cahiliyye mantığı ile bir iş yaptıklarını söylemektir kasıt. Allah(cc) dilerse affeder ve cennete koyar; buna kim karışabilir zaten ?

    Tek hatamız, "şu fıkıh eserinde şu yazılıdır" ibaresini kullanmayıp, kendi cümlelerimiz gibi "şehid olamazlar" dememiz midir ? Şayet hatamız buysa, delilleri/kaynakları ile bunu ispatlamaya hazırız. Bu durumda da ortaya şu çıkmakta:

    Görüşlerine güvenemediğiniz birisine, ne diye "hoca" sıfatını layık görüyorsunuz ? Bu sıfata layık değiliz, bunu ve böyle bir sevdamızın olmadığını evvela Rabbimiz bilmekte; ancak bu sıfatın layık görüldüğü kişi de -madem layık görülüyor- en azından "yargılayan" cümlelere muhatab bırakılmamalı, bunu aldığı kaynak istenmeli...

    Kaynak gösteremiyorsa, uğraşmaya değmez zaten.

    Alıntı
    "İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir". Bu konuda yorumunuz nedir?
    Bundan maksat, onların cehennemlik bir iş yapmış olduklarını ve bu cezayı hakettiklerini bil­dirmektir. Yoksa, mutlaka cehenneme gireceklerini bildirmek değildir. Çünkü Allah(cc) dilerse, onları affedip, cehenneme koymaz.

    Ayrıca; bizim paylaşımımızdan yaptığınız alıntı ile, soru amacıyla bizlerle paylaştığınız hadis arasında da bir bağlantı yok. Zira paylaşımımızda anlatılan, bir Müslümanın zalimce diğer bir Müslümanı öldürmesi iken; hadiste anlatılan zulmen değil, kıtal ile çarpışmadır, öldürmedir. Bunu da açıklamakta fayda görüyorum.

    Allah'a(cc) emanetsiniz...

    ve's-selam..


  21. 25.Ekim.2009, 02:28
    11
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Allah razı olsun.Sizi gücendirmek istememiştim hakkınızı helal edin.Aslında takıdığım mesele bu idi,
    Alıntı
    Hele İslam kanunlarını tatbik etmeyen bir toprağı, sırf o toprakta doğduğu için savunan, bu yolda savaşan ve bu toprağı savunurken ölen kişi şehid olamayacağı gibi cennetlik de olamaz.
    Yukardaki ifadede özellikle cennetlik olamaz ifadesi.

    1.Kişi dini vecibelerini hassasiyetle ve ziyadesiyle yerine getiren biri olsa dahi mi?
    2.Toprağını gayrimüslimlere karşı savunsa dahi mi?
    3.Cevabınız evet ise, zorunluluk durumunda dahi mi? Savaşmak veya savaşmamak malümunuz kişilerin insiyatifinde değil.Bu durumda Tuallin kardeşin yazdığı nisa/97'nin mi tatbik edilmesi gerekli?Yani tek çözüm hicret mi olmalı?


  22. 25.Ekim.2009, 02:28
    11
    seyyah
    Allah razı olsun.Sizi gücendirmek istememiştim hakkınızı helal edin.Aslında takıdığım mesele bu idi,
    Alıntı
    Hele İslam kanunlarını tatbik etmeyen bir toprağı, sırf o toprakta doğduğu için savunan, bu yolda savaşan ve bu toprağı savunurken ölen kişi şehid olamayacağı gibi cennetlik de olamaz.
    Yukardaki ifadede özellikle cennetlik olamaz ifadesi.

    1.Kişi dini vecibelerini hassasiyetle ve ziyadesiyle yerine getiren biri olsa dahi mi?
    2.Toprağını gayrimüslimlere karşı savunsa dahi mi?
    3.Cevabınız evet ise, zorunluluk durumunda dahi mi? Savaşmak veya savaşmamak malümunuz kişilerin insiyatifinde değil.Bu durumda Tuallin kardeşin yazdığı nisa/97'nin mi tatbik edilmesi gerekli?Yani tek çözüm hicret mi olmalı?


  23. 25.Ekim.2009, 03:15
    12
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Şehadet mi, Felaket mi???

    Alıntıladığınız yeri tekrar alıntılıyorum:

    "Hele İslam kanunlarını tatbik etmeyen bir toprağı, sırf o toprakta doğduğu için savunan, bu yolda savaşan ve bu toprağı savunurken ölen kişi şehid olamayacağı gibi cennetlik de olamaz."

    Şimdi, altını çizdiğim yeri dikkatlice birdaha okuyun. "SIRF, SADECE O TOPRAKTA DOĞDUĞU İÇİN SAVUNAN" birinden bahsediliyor.

    Geçelim sorularınıza:

    Alıntı
    1.Kişi dini vecibelerini hassasiyetle ve ziyadesiyle yerine getiren biri olsa dahi mi?
    Dini vecibelerin ilki, akaid ilmidir. Akaid ilminin başı da "LA İLAHE İLLALLAH"ın ne demek olduğuyla alakalıdır.

    Allah'tan başka ilah olmadığını dili ile söylese dahi, anlamını gereği gibi idrak edememiş birisi, dini vecibelerinin ilkini yerine getirmeyi dahi başaramamışken, diğer vecibeleri(namaz, oruç gibi) ne kadar hassasiyet ve hatta ziyadesiyle yerine getirebilir ki? Hadi getirdi diyelim, ki sonuçta Hariciler'in ibadetleri yanında sahabeler kendi ibadetlerini beğenmiyorlardı, La İlahe'si tam olmayanın diğer amellerinin heba olacağını beyan eden onlarca ayet ve hadis mevcuttur. Allah için değil de, sırf doğduğu toprağı savunmak için savaşanın da "La ilahe illallah"ının tam olduğunu iddia etmek traji-komiktir.

    Alıntı
    2.Toprağını gayrimüslimlere karşı savunsa dahi mi?
    İslam'da önemli olan toprak parçası değil, o toprak üzerindeki ilâ-i kelimetullah davası ve mücadelesidir. Şayet bu davadan habersizce bir savunu varsa, o kişi Allah(cc) için değil, toprağı için (ya da eşi-dostu, laik düzen vs için) ölmüştür.


    Alıntı
    3.Cevabınız evet ise, zorunluluk durumunda dahi mi? Savaşmak veya savaşmamak malümunuz kişilerin insiyatifinde değil.Bu durumda Tuallin kardeşin yazdığı nisa/97'nin mi tatbik edilmesi gerekli?Yani tek çözüm hicret mi olmalı?
    İşte bu konu beni aşıyor kardeşim. Zira henüz bu ülkenin daru'l-harp mı, daru'l İslam mı olduğu konusu dahi tam anlamıyla bir çözüme kavuşamamış durumda. Daru'l-İslam değil; ama daru'l harp'ın gerekleri de uygulanmıyor tam anlamıyla.

    Ümmet "BAŞ"sızlıktan bi-çare ve bîtap düşmüş durumda maalesef. Bu konu ciddi fıkhî birikime ve bir o kadar da cesarete ihtiyaç duyulan bir konu. Buna ben cevap bulamadım. Bulsam da tam anlamıyla ifade etme cüretini kendimde göremedim. VAllahu âlem dedim, geçtim.

    Verilen cevaplarla da tatmin olamadım hiç. Zira; "gitmesi mecburdur ve gittiğinde ölürse şehid olur" diyebilen de çıkıyor; ki hiçbir şer'î delilleri yok. Tam aksine; "gitmemesi gerekir, hicreti şarttır" diyenler de çıkıyor; ama iki gün sonra bakıyorsunuz hicret etmemiş, tıpış tıpış askere gitmiş...

    Ya samimiyet eksikliği var bizlerde ya da büyük bir cehalet...

    Ben karışığım bu konuda. Bu karışıklığımla sizi de daha fazla karıştırmayım. Paylaşımımızda da bu konuya üstü kapalı değinmiş ve Seyyid Kutub'un cümlesi ile kaçamak bir cevap vermiştik ki, tekrar aynısını yapmayı uygun görüyorum:

    "Kimin için öldüysen, ödülünü ondan bekle..."

    Rabbimiz, kendi hükümleri ile hükmedilen bir toprak parçası ve Rasulullah'ın(sas) yönetim biçimini örnek alan bir lider, bir halife nasip eylesin başımıza. Yoksa bu başsızlıkla, daha çok ezilecek başımız...

    ve's-selam...


  24. 25.Ekim.2009, 03:15
    12
    DeLi MoLLa
    Alıntıladığınız yeri tekrar alıntılıyorum:

    "Hele İslam kanunlarını tatbik etmeyen bir toprağı, sırf o toprakta doğduğu için savunan, bu yolda savaşan ve bu toprağı savunurken ölen kişi şehid olamayacağı gibi cennetlik de olamaz."

    Şimdi, altını çizdiğim yeri dikkatlice birdaha okuyun. "SIRF, SADECE O TOPRAKTA DOĞDUĞU İÇİN SAVUNAN" birinden bahsediliyor.

    Geçelim sorularınıza:

    Alıntı
    1.Kişi dini vecibelerini hassasiyetle ve ziyadesiyle yerine getiren biri olsa dahi mi?
    Dini vecibelerin ilki, akaid ilmidir. Akaid ilminin başı da "LA İLAHE İLLALLAH"ın ne demek olduğuyla alakalıdır.

    Allah'tan başka ilah olmadığını dili ile söylese dahi, anlamını gereği gibi idrak edememiş birisi, dini vecibelerinin ilkini yerine getirmeyi dahi başaramamışken, diğer vecibeleri(namaz, oruç gibi) ne kadar hassasiyet ve hatta ziyadesiyle yerine getirebilir ki? Hadi getirdi diyelim, ki sonuçta Hariciler'in ibadetleri yanında sahabeler kendi ibadetlerini beğenmiyorlardı, La İlahe'si tam olmayanın diğer amellerinin heba olacağını beyan eden onlarca ayet ve hadis mevcuttur. Allah için değil de, sırf doğduğu toprağı savunmak için savaşanın da "La ilahe illallah"ının tam olduğunu iddia etmek traji-komiktir.

    Alıntı
    2.Toprağını gayrimüslimlere karşı savunsa dahi mi?
    İslam'da önemli olan toprak parçası değil, o toprak üzerindeki ilâ-i kelimetullah davası ve mücadelesidir. Şayet bu davadan habersizce bir savunu varsa, o kişi Allah(cc) için değil, toprağı için (ya da eşi-dostu, laik düzen vs için) ölmüştür.


    Alıntı
    3.Cevabınız evet ise, zorunluluk durumunda dahi mi? Savaşmak veya savaşmamak malümunuz kişilerin insiyatifinde değil.Bu durumda Tuallin kardeşin yazdığı nisa/97'nin mi tatbik edilmesi gerekli?Yani tek çözüm hicret mi olmalı?
    İşte bu konu beni aşıyor kardeşim. Zira henüz bu ülkenin daru'l-harp mı, daru'l İslam mı olduğu konusu dahi tam anlamıyla bir çözüme kavuşamamış durumda. Daru'l-İslam değil; ama daru'l harp'ın gerekleri de uygulanmıyor tam anlamıyla.

    Ümmet "BAŞ"sızlıktan bi-çare ve bîtap düşmüş durumda maalesef. Bu konu ciddi fıkhî birikime ve bir o kadar da cesarete ihtiyaç duyulan bir konu. Buna ben cevap bulamadım. Bulsam da tam anlamıyla ifade etme cüretini kendimde göremedim. VAllahu âlem dedim, geçtim.

    Verilen cevaplarla da tatmin olamadım hiç. Zira; "gitmesi mecburdur ve gittiğinde ölürse şehid olur" diyebilen de çıkıyor; ki hiçbir şer'î delilleri yok. Tam aksine; "gitmemesi gerekir, hicreti şarttır" diyenler de çıkıyor; ama iki gün sonra bakıyorsunuz hicret etmemiş, tıpış tıpış askere gitmiş...

    Ya samimiyet eksikliği var bizlerde ya da büyük bir cehalet...

    Ben karışığım bu konuda. Bu karışıklığımla sizi de daha fazla karıştırmayım. Paylaşımımızda da bu konuya üstü kapalı değinmiş ve Seyyid Kutub'un cümlesi ile kaçamak bir cevap vermiştik ki, tekrar aynısını yapmayı uygun görüyorum:

    "Kimin için öldüysen, ödülünü ondan bekle..."

    Rabbimiz, kendi hükümleri ile hükmedilen bir toprak parçası ve Rasulullah'ın(sas) yönetim biçimini örnek alan bir lider, bir halife nasip eylesin başımıza. Yoksa bu başsızlıkla, daha çok ezilecek başımız...

    ve's-selam...





+ Yorum Gönder