Konusunu Oylayın.: Savaşla ilgili ayetlerin, sabretmekle ilgili ayetleri hükümsüz kıldığı doğrumudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Savaşla ilgili ayetlerin, sabretmekle ilgili ayetleri hükümsüz kıldığı doğrumudur?
  1. 17.Ağustos.2008, 18:06
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,997
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Savaşla ilgili ayetlerin, sabretmekle ilgili ayetleri hükümsüz kıldığı doğrumudur?






    Savaşla ilgili ayetlerin, sabretmekle ilgili ayetleri hükümsüz kıldığı doğrumudur? Mumsema Savaşla ilgili ayetlerin, sabretmekle ilgili ayetleri hükümsüz kıldığı doğrumudur?

    Tevbe suresi, en son nazil olan surelerdendir. Bu surede savaşla ilgili pek çok ayetler vardır. Mesela:

    "Müşrikler sizinle toptan savaştıkları gibi, siz de onlarla toptan savaşın."
    (Tevbe suresi, 36)

    "Haram aylar çıktığında, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, onları hapsedin. Onları her gözetleme yerinde bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı verirlerse, onları serbest bırakın. Çünkü Allah, Gafur'dur, Rahimdir."
    (Tevbe suresi, 5)

    Bu iki ayet, "kıtal ayeti" veya "seyf ayeti" diye meşhurdur. Bir kısım tefsirlerde ve Kur'an meallerinde, Mekke döneminde sabrı, affı tavsiye eden ayetlerin izahında, "kıtal ayetleriyle mensuhtur", yani, savaşı emreden üstteki ayetler indikten sonra, bu ayetin hükmü lağvedilmiş, yürürlükten kaldırılmıştır, derler. Halbuki, mensuh olduğunu söyledikleri ayetler bir merhaleyi, kıtal ayetleri ise, bir başka merhaleyi gösterir. Durum şundan ibarettir:

    Cenab-ı Hak, müslümanlar zayıf ve az olduklarında sabrı, kuvvetli olduklarında ise, savaşı emretmiştir. Bu ayetlerde, bir nesih (eski hükmü ortadan kaldırma) söz konusu değildir. Nesih, artık uygulanması caiz olmayacak şekilde hükmün ortadan kaldırılmasıdır. Yoksa, belli bir sebepten dolayı emredilen bir meselede, başka bir sebeple yeni bir hükme geçilmesi, nesih değildir. (1)

    Müslümanların za'fa düştükleri hallerde, ezaya sabrı, affı emreden ayetler yine yürürlüktedir. Bunu, şöyle bir örnekle daha iyi anlayabiliriz: Otobüste seyahat ederken, çocuğumuza "sakın şoförle konuşma!" desek, seyahat bitiminde de "artık onunla konuş" diye söylesek, ikinci sözümüz birincinin hükmünü nesh etmez. Çünkü, iki farklı durum söz konusudur. Seyahat esnasında şoförle konuşmak, kazaya sebebiyet verebileceğinden, onunla konuşmamak muvafıktır. Seyahat bittiğinde ise, böyle bir mahzur söz konusu olmadığından, rahatlıkla onunla konuşulabilir. Yeni bir seyahate çıkıldığında ise, birici sözümüz yine aynen geçerlidir.

    Kaynaklar:
    1- Bkz. Süyuti, II, 703-704; Suad Yıldırım, Kur-an İlimlerine Giriş, Ensar Yay. İst., 1983, s., 103-104; Rıza, X, 199; Mahmud Şeltüt, El-Kur-an'u ve'l-Kıtal, Daru'l Feth, Beyrut, 1983, s., 85-88; Zeydan, Şeriatu‘l-İslamiyye ve'l-Kanunu'd-Düveliyyi'l-Àmm, Müessesetü Risale, Beyrut, 1988, s., 60;


    Şadi Eren (Doç.Dr.)



  2. 17.Ağustos.2008, 18:06
    1
    Moderatör



    Savaşla ilgili ayetlerin, sabretmekle ilgili ayetleri hükümsüz kıldığı doğrumudur?

    Tevbe suresi, en son nazil olan surelerdendir. Bu surede savaşla ilgili pek çok ayetler vardır. Mesela:

    "Müşrikler sizinle toptan savaştıkları gibi, siz de onlarla toptan savaşın."
    (Tevbe suresi, 36)

    "Haram aylar çıktığında, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, onları hapsedin. Onları her gözetleme yerinde bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı verirlerse, onları serbest bırakın. Çünkü Allah, Gafur'dur, Rahimdir."
    (Tevbe suresi, 5)

    Bu iki ayet, "kıtal ayeti" veya "seyf ayeti" diye meşhurdur. Bir kısım tefsirlerde ve Kur'an meallerinde, Mekke döneminde sabrı, affı tavsiye eden ayetlerin izahında, "kıtal ayetleriyle mensuhtur", yani, savaşı emreden üstteki ayetler indikten sonra, bu ayetin hükmü lağvedilmiş, yürürlükten kaldırılmıştır, derler. Halbuki, mensuh olduğunu söyledikleri ayetler bir merhaleyi, kıtal ayetleri ise, bir başka merhaleyi gösterir. Durum şundan ibarettir:

    Cenab-ı Hak, müslümanlar zayıf ve az olduklarında sabrı, kuvvetli olduklarında ise, savaşı emretmiştir. Bu ayetlerde, bir nesih (eski hükmü ortadan kaldırma) söz konusu değildir. Nesih, artık uygulanması caiz olmayacak şekilde hükmün ortadan kaldırılmasıdır. Yoksa, belli bir sebepten dolayı emredilen bir meselede, başka bir sebeple yeni bir hükme geçilmesi, nesih değildir. (1)

    Müslümanların za'fa düştükleri hallerde, ezaya sabrı, affı emreden ayetler yine yürürlüktedir. Bunu, şöyle bir örnekle daha iyi anlayabiliriz: Otobüste seyahat ederken, çocuğumuza "sakın şoförle konuşma!" desek, seyahat bitiminde de "artık onunla konuş" diye söylesek, ikinci sözümüz birincinin hükmünü nesh etmez. Çünkü, iki farklı durum söz konusudur. Seyahat esnasında şoförle konuşmak, kazaya sebebiyet verebileceğinden, onunla konuşmamak muvafıktır. Seyahat bittiğinde ise, böyle bir mahzur söz konusu olmadığından, rahatlıkla onunla konuşulabilir. Yeni bir seyahate çıkıldığında ise, birici sözümüz yine aynen geçerlidir.

    Kaynaklar:
    1- Bkz. Süyuti, II, 703-704; Suad Yıldırım, Kur-an İlimlerine Giriş, Ensar Yay. İst., 1983, s., 103-104; Rıza, X, 199; Mahmud Şeltüt, El-Kur-an'u ve'l-Kıtal, Daru'l Feth, Beyrut, 1983, s., 85-88; Zeydan, Şeriatu‘l-İslamiyye ve'l-Kanunu'd-Düveliyyi'l-Àmm, Müessesetü Risale, Beyrut, 1988, s., 60;


    Şadi Eren (Doç.Dr.)


  3. 18.Mart.2009, 18:43
    2
    Çile_yolu
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Aralık.2008
    Üye No: 41004
    Mesaj Sayısı: 59
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Savaşla ilgili ayetlerin, sabretmekle ilgili ayetleri hükümsüz kıldığı doğrumud




    Allah cc razı olsun mum hocam


  4. 18.Mart.2009, 18:43
    2
    Kıdemli Üye



    Allah cc razı olsun mum hocam




+ Yorum Gönder