Konusunu Oylayın.: Kardeş Hakkı

5 üzerinden 4.20 | Toplam : 10 kişi
Kardeş Hakkı
  1. 19.Kasım.2009, 20:07
    1
    uhutgunesi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Aralık.2008
    Üye No: 42175
    Mesaj Sayısı: 217
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Kardeş Hakkı






    Kardeş Hakkı Mumsema KARDEŞ HAKKI

    Hüseyin OKUR


    ANNE BABADAN SONRA EN YAKINIMIZ KARDEŞİMİZDİR

    Kişinin kendisine ebeveyninden sonra en yakını kardeşidir. Aynı anne babadan gelme, aynı çatı altında büyüme, hatta çok zaman aynı his ve duyguları paylaşma gibi, diğer akrabalardan farklı olarak pek çok müşterek taraflar bulunmaktadır. Kardeşler, birbirlerini tamamlayan bir bütünün parçaları gibidir. Hiçbir şey bu birliği bozmamalı, kardeşleri birbirlerinden uzaklaştırmamalıdır. Büyük kardeşler, küçükler için anne baba gibidir. Öyle ki, babasını kaybeden insan abisini baba gibi bilir; annesini kaybeden de ablasını anne gibi kabul eder. İşte bu gerçeği Peygamberimiz şu hadisleriyle çok veciz bir şekilde ifade buyurarak kardeşlerin hak ve hukukunu bildirmiştir: “Büyük kardeşin küçük kardeşler üzerindeki hakkı, anne babanın çocukları üzerindeki hakkı gibidir.” (Beyhaki, Şuabu’l-İman) Yine Efendimiz (s.a.v) bir başka hadislerinde, “Kardeşlerden en büyüğü baba mesabesindedir” (Beyhaki, Şuabu’l-İman) buyurmuştur.

    Bazı dünyevi meselelerden ötürü kardeşlerle olan irtibatı kesmek, yabancılaşmak, uzak durmayı tercih etmek hiçbir şekilde hoş karşılanmayan bir davranıştır. Aynı şekilde kardeşlerden birinde inanç yönünden bazı kusurlar, eksiklikleri varsa, imkan nispetinde onların telafisine çalışmak, onları hakka ve hakikate ısındırmaya gayret etmek yine bize düşer.

    KARDEŞ KISKANÇLIĞINDAN SAKININ

    Şüphesiz şu dünyada hiçbir insan birbirine denk değildir. Kardeşler de öyle… Kardeşlerin kabiliyetleri birbirlerini kıskançlığa sevk etmemelidir. Kimi insan ilme meraklıdır, o sahada ilerler, tanınan biri olur; kimi insan da ticarete meraklıdır, o sahada çalışır, ilerler, zengin olabilir. Bunları olgunlukla karşılamalı, herkesin aynı şey olamayacağı, aynı sahada çalışamayacağı gerçeği unutulmamalıdır. Aralarındaki -varsa tabii- fikir ayrılıklarını, konuşarak, birbirlerinin düşüncelerine hürmet duyarak çözüm yoluna koymalıdırlar. Sertlikler ve tartışmalar daima kötü sonuçlar doğurur. Ailevi huzursuzluklara, tatsızlıklara neden olur. Bu durumların hiçbirisi bir kardeşi diğerini küçük görmeye, kıskanmaya götürmemelidir. Kardeşler arasında sevgi ve saygıyı azaltan sebeplerin arasında belki de en önemlisi kıskançlıklardır. Kıskançlık duygusunun hiç kimiyse bir yararı olmamıştır. Bu nedenle kardeşler birbirlerini kıskanarak hem kendilerini hem de kardeşlerini huzursuz etmemelidir.

    Kur’an-ı Kerim’de kardeşlerin birbirlerini kıskanmalarının kötülüğü ile ilgili iki kıssa anlatılır. Biri Yusuf (a.s) ile kardeşleri arasındaki, diğeri de Hz. Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil arasındaki kıssa. Yusuf suresinde, Hz. Yusuf’a kardeşlerinin yaptıkları kötülükler uzun uzun anlatılır. Sonunda her şey ortaya çıkınca kardeşleri Hz. Yusuf’a (a.s) “Allah’a yemin olsun ki, hakikaten Allah seni bize üstün kılmış. Gerçekten biz hataya düşmüşüz.” dediler. Yusuf (a.s) da onları af ve müsamaha ile karşılayarak şöyle demiştir:“Bugün sizi kınamak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir.” (Yusuf, 91-92)

    Kur’an-ı Kerim’de Hz. Adem’in iki oğlu Habil ve Kabil’den söyle bahsedilir: “(Ey Rasulüm!) Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), ‘Andolsun seni öldüreceğim’ dedi. Diğeri de, ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder’ dedi (ve ekledi ‘Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Ben istiyorum ki, sen, hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip ateşe atılacaklardan olasın; zalimlerin cezası işte budur.’ Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu.” (Maide, 27-30)

    MİRAS KAVGASI

    Kardeşler arasında en sık yaşanan anlaşmazlıklardan biri de miras taksimidir. Hatta bu durum bazı ailelerde öyle bir hale gelebilmektedir ki, kardeşler ömür boyu birbirlerine kırgın ve dargın kalabilmekte, çocukları da birbirlerinden kopuk yaşamaktadır. Menfaat söz konusu olunca insandaki hırs duygusu devreye giriyor. Oysa mirasla ilgili hüküm ve vazifeler bilinse ve varisler birbirinin hakkını gözetse böyle vahim hatalara düşülmeyecektir.

    ANNE BABAMIZA HANGİMİZ BAKACAK?

    Günümüzde kardeşler arasında yaşanan problemlerin nedenlerinden biri de yaşlanmış olan anne babaya kimin bakacağı konusudur. Çalışma hayatının getirdiği zorluklar, alışılan refah hayatı, sosyal çevre ve buna bir de kardeşler arasındaki çekememezlik gibi unsurlar eklenince, yaşlı anne ve babalar adeta ortada kalmaktadırlar. Halbuki kardeşler Allah Teala’nın anne babaya hürmet ve hizmet etmeye ne kadar önem verdiğini ve Rasulullah Efendimiz’in de (s.a.v) bu hususta ne kadar titiz davrandığını bilseler, anne babalarına bakmak için yarışırlardı. Nebî (s.a.v) hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün” Rasulullah Efendimiz’i (s.a.v) böyle derken işiten sahabiler,
    “Kimin (burnu yerde sürünsün) ey Allah’ın Elçisi?” diye sorduklarında, “İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetişip de, onlar sebebiyle cennete giremeyenin” buyurmuştur. (Müslim)

    Şunu da unutmamalıyız ki, kardeşler arasındaki iletişimin sağlıklı olmasında anne babanın çok büyük rolü bulunmaktadır. Sevgili Peygamberimiz de buna, “Hiç bir (anne) baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır” (Tirmizi) buyurarak işaret etmişlerdir. Büyüklerin, “Ne ekersen onu biçersin!” sözü de, evlatların ileriki hayatlarına her halükarda yön verecek olanların anne baba olduklarını bizlere haber vermektedir. Sonuç olarak çocuklarımız arasındaki problemlerin de küçük yaşlardan itibaren verilen yahut verilemeyen eğitimle alakalı olduğunu unutmamalıyız.


  2. 19.Kasım.2009, 20:07
    1
    Devamlı Üye



    KARDEŞ HAKKI

    Hüseyin OKUR


    ANNE BABADAN SONRA EN YAKINIMIZ KARDEŞİMİZDİR

    Kişinin kendisine ebeveyninden sonra en yakını kardeşidir. Aynı anne babadan gelme, aynı çatı altında büyüme, hatta çok zaman aynı his ve duyguları paylaşma gibi, diğer akrabalardan farklı olarak pek çok müşterek taraflar bulunmaktadır. Kardeşler, birbirlerini tamamlayan bir bütünün parçaları gibidir. Hiçbir şey bu birliği bozmamalı, kardeşleri birbirlerinden uzaklaştırmamalıdır. Büyük kardeşler, küçükler için anne baba gibidir. Öyle ki, babasını kaybeden insan abisini baba gibi bilir; annesini kaybeden de ablasını anne gibi kabul eder. İşte bu gerçeği Peygamberimiz şu hadisleriyle çok veciz bir şekilde ifade buyurarak kardeşlerin hak ve hukukunu bildirmiştir: “Büyük kardeşin küçük kardeşler üzerindeki hakkı, anne babanın çocukları üzerindeki hakkı gibidir.” (Beyhaki, Şuabu’l-İman) Yine Efendimiz (s.a.v) bir başka hadislerinde, “Kardeşlerden en büyüğü baba mesabesindedir” (Beyhaki, Şuabu’l-İman) buyurmuştur.

    Bazı dünyevi meselelerden ötürü kardeşlerle olan irtibatı kesmek, yabancılaşmak, uzak durmayı tercih etmek hiçbir şekilde hoş karşılanmayan bir davranıştır. Aynı şekilde kardeşlerden birinde inanç yönünden bazı kusurlar, eksiklikleri varsa, imkan nispetinde onların telafisine çalışmak, onları hakka ve hakikate ısındırmaya gayret etmek yine bize düşer.

    KARDEŞ KISKANÇLIĞINDAN SAKININ

    Şüphesiz şu dünyada hiçbir insan birbirine denk değildir. Kardeşler de öyle… Kardeşlerin kabiliyetleri birbirlerini kıskançlığa sevk etmemelidir. Kimi insan ilme meraklıdır, o sahada ilerler, tanınan biri olur; kimi insan da ticarete meraklıdır, o sahada çalışır, ilerler, zengin olabilir. Bunları olgunlukla karşılamalı, herkesin aynı şey olamayacağı, aynı sahada çalışamayacağı gerçeği unutulmamalıdır. Aralarındaki -varsa tabii- fikir ayrılıklarını, konuşarak, birbirlerinin düşüncelerine hürmet duyarak çözüm yoluna koymalıdırlar. Sertlikler ve tartışmalar daima kötü sonuçlar doğurur. Ailevi huzursuzluklara, tatsızlıklara neden olur. Bu durumların hiçbirisi bir kardeşi diğerini küçük görmeye, kıskanmaya götürmemelidir. Kardeşler arasında sevgi ve saygıyı azaltan sebeplerin arasında belki de en önemlisi kıskançlıklardır. Kıskançlık duygusunun hiç kimiyse bir yararı olmamıştır. Bu nedenle kardeşler birbirlerini kıskanarak hem kendilerini hem de kardeşlerini huzursuz etmemelidir.

    Kur’an-ı Kerim’de kardeşlerin birbirlerini kıskanmalarının kötülüğü ile ilgili iki kıssa anlatılır. Biri Yusuf (a.s) ile kardeşleri arasındaki, diğeri de Hz. Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil arasındaki kıssa. Yusuf suresinde, Hz. Yusuf’a kardeşlerinin yaptıkları kötülükler uzun uzun anlatılır. Sonunda her şey ortaya çıkınca kardeşleri Hz. Yusuf’a (a.s) “Allah’a yemin olsun ki, hakikaten Allah seni bize üstün kılmış. Gerçekten biz hataya düşmüşüz.” dediler. Yusuf (a.s) da onları af ve müsamaha ile karşılayarak şöyle demiştir:“Bugün sizi kınamak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir.” (Yusuf, 91-92)

    Kur’an-ı Kerim’de Hz. Adem’in iki oğlu Habil ve Kabil’den söyle bahsedilir: “(Ey Rasulüm!) Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), ‘Andolsun seni öldüreceğim’ dedi. Diğeri de, ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder’ dedi (ve ekledi ‘Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Ben istiyorum ki, sen, hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip ateşe atılacaklardan olasın; zalimlerin cezası işte budur.’ Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu.” (Maide, 27-30)

    MİRAS KAVGASI

    Kardeşler arasında en sık yaşanan anlaşmazlıklardan biri de miras taksimidir. Hatta bu durum bazı ailelerde öyle bir hale gelebilmektedir ki, kardeşler ömür boyu birbirlerine kırgın ve dargın kalabilmekte, çocukları da birbirlerinden kopuk yaşamaktadır. Menfaat söz konusu olunca insandaki hırs duygusu devreye giriyor. Oysa mirasla ilgili hüküm ve vazifeler bilinse ve varisler birbirinin hakkını gözetse böyle vahim hatalara düşülmeyecektir.

    ANNE BABAMIZA HANGİMİZ BAKACAK?

    Günümüzde kardeşler arasında yaşanan problemlerin nedenlerinden biri de yaşlanmış olan anne babaya kimin bakacağı konusudur. Çalışma hayatının getirdiği zorluklar, alışılan refah hayatı, sosyal çevre ve buna bir de kardeşler arasındaki çekememezlik gibi unsurlar eklenince, yaşlı anne ve babalar adeta ortada kalmaktadırlar. Halbuki kardeşler Allah Teala’nın anne babaya hürmet ve hizmet etmeye ne kadar önem verdiğini ve Rasulullah Efendimiz’in de (s.a.v) bu hususta ne kadar titiz davrandığını bilseler, anne babalarına bakmak için yarışırlardı. Nebî (s.a.v) hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün” Rasulullah Efendimiz’i (s.a.v) böyle derken işiten sahabiler,
    “Kimin (burnu yerde sürünsün) ey Allah’ın Elçisi?” diye sorduklarında, “İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetişip de, onlar sebebiyle cennete giremeyenin” buyurmuştur. (Müslim)

    Şunu da unutmamalıyız ki, kardeşler arasındaki iletişimin sağlıklı olmasında anne babanın çok büyük rolü bulunmaktadır. Sevgili Peygamberimiz de buna, “Hiç bir (anne) baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır” (Tirmizi) buyurarak işaret etmişlerdir. Büyüklerin, “Ne ekersen onu biçersin!” sözü de, evlatların ileriki hayatlarına her halükarda yön verecek olanların anne baba olduklarını bizlere haber vermektedir. Sonuç olarak çocuklarımız arasındaki problemlerin de küçük yaşlardan itibaren verilen yahut verilemeyen eğitimle alakalı olduğunu unutmamalıyız.

  3. 20.Mayıs.2011, 06:45
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 8,186
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Kardeş Hakkı




    Allah c.c., müslüamn kardeşler arasına ittifakı koysun


  4. 20.Mayıs.2011, 06:45
    2
    Üye



    Allah c.c., müslüamn kardeşler arasına ittifakı koysun

  5. 24.Şubat.2012, 16:10
    3
    Sumame
    Tombik Ammo

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Mart.2009
    Üye No: 47625
    Mesaj Sayısı: 1,031
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Yaş: 23

    Cevap: Kardeş Hakkı

    Hz. Ali (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Müslümanın Müslüman üzerindeki altı hakkı vardır.
    Karşılaştığında selam verir,
    davetine icabet eder,
    aksırdığı zaman elhamdülillah derse yerhamükallah der,
    hastalandığında ziyaretini yapar,
    öldüğünde cenazesinin ardından yürür,
    kendisi için sevdiğini o kardeşi için de sever.”
    (Dârimî, İstizan: 5; İbn Mâce, Cenaiz: 43)



  6. 24.Şubat.2012, 16:10
    3
    Tombik Ammo
    Hz. Ali (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Müslümanın Müslüman üzerindeki altı hakkı vardır.
    Karşılaştığında selam verir,
    davetine icabet eder,
    aksırdığı zaman elhamdülillah derse yerhamükallah der,
    hastalandığında ziyaretini yapar,
    öldüğünde cenazesinin ardından yürür,
    kendisi için sevdiğini o kardeşi için de sever.”
    (Dârimî, İstizan: 5; İbn Mâce, Cenaiz: 43)


  7. 25.Temmuz.2016, 17:19
    4
    Misafir

    Yorum: Kardeş Hakkı

    Peki kardesler birbirinin inancina saygi duymuyorsa.yani tesetturune cocugunu gonderdigin kuran kursu gibi dini konularda uyusmuyor ve elestiriliyorsak kardesler arasi ilişki nasil olmali?


  8. 25.Temmuz.2016, 17:19
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Peki kardesler birbirinin inancina saygi duymuyorsa.yani tesetturune cocugunu gonderdigin kuran kursu gibi dini konularda uyusmuyor ve elestiriliyorsak kardesler arasi ilişki nasil olmali?

  9. 28.Ağustos.2017, 10:31
    5
    Misafir

    Yorum: Kardeş Hakkı

    Büyük kardeş küçük kardeşi kullanıyorsa ve maddi durumu varken mal ve mülkünün faydalanmaya kalkiyorsa, başkasının yanında seviyor gibi davranıp riyakar davraniyorsa bu abla ve abilerle nasıl davranmalı


  10. 28.Ağustos.2017, 10:31
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Büyük kardeş küçük kardeşi kullanıyorsa ve maddi durumu varken mal ve mülkünün faydalanmaya kalkiyorsa, başkasının yanında seviyor gibi davranıp riyakar davraniyorsa bu abla ve abilerle nasıl davranmalı

  11. 29.Eylül.2018, 14:38
    6
    Misafir

    Yorum: Kardeş Hakkı

    Ablam 1 yıl oldu evleneli.balayından sonra olanlar oldu.eniştem erkek kardeşime kötü sözler söylemeye başladı.bende ablayım kardeşime kötü söz söyleme bak seni uyarıyorum dedim.ablam eşi kötü sözler söylerken hiçbirşey söylemiyor ben çıldırıyorum neyse kötü ile kötü olunmaz dedim işime başladım aynı davranışını mutfağa gelerek söyledi ablam yine birşey söylemiyo gözüm döndü ikisinide dövdüm.sonra defolun evimden dedim.2 ay geçti ablam bize geldi.konuşmuyor selam vermiyor komşum kardeşler arasında kavga olmaz barışın dedi neyse barıştık ama ben gönülden hala kırgınım kendisine.sonra hiç benimle bir yere gelmiyor demeye başlamış arkadaşlarına bende öğrenince abla şu an çalışmıyorum cebimde beş kuruş param yok hesabımı ödeyince gururum inciniyor.param olunca söz gezeriz dedim.neyse yayladan eve dönünce ortak arkadaşımız gelecekmiş onlara bende gelim size hem ğara çeker 1 saat oturur gelirim evime dedim.sen gelme dedi.tamam ben bundan sonra gelmem evine dedim.sonra yeğenim doğdu.yeğenimin hatrına katlanmaya başladım baktım her konuda beni kullanıyor benden bu kadar dedim o günden beri konuşmuyoruz.suç bende mi artık ne yapacağımı bilmiyorum.bana bir yol gösterin lütfen..


  12. 29.Eylül.2018, 14:38
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Ablam 1 yıl oldu evleneli.balayından sonra olanlar oldu.eniştem erkek kardeşime kötü sözler söylemeye başladı.bende ablayım kardeşime kötü söz söyleme bak seni uyarıyorum dedim.ablam eşi kötü sözler söylerken hiçbirşey söylemiyor ben çıldırıyorum neyse kötü ile kötü olunmaz dedim işime başladım aynı davranışını mutfağa gelerek söyledi ablam yine birşey söylemiyo gözüm döndü ikisinide dövdüm.sonra defolun evimden dedim.2 ay geçti ablam bize geldi.konuşmuyor selam vermiyor komşum kardeşler arasında kavga olmaz barışın dedi neyse barıştık ama ben gönülden hala kırgınım kendisine.sonra hiç benimle bir yere gelmiyor demeye başlamış arkadaşlarına bende öğrenince abla şu an çalışmıyorum cebimde beş kuruş param yok hesabımı ödeyince gururum inciniyor.param olunca söz gezeriz dedim.neyse yayladan eve dönünce ortak arkadaşımız gelecekmiş onlara bende gelim size hem ğara çeker 1 saat oturur gelirim evime dedim.sen gelme dedi.tamam ben bundan sonra gelmem evine dedim.sonra yeğenim doğdu.yeğenimin hatrına katlanmaya başladım baktım her konuda beni kullanıyor benden bu kadar dedim o günden beri konuşmuyoruz.suç bende mi artık ne yapacağımı bilmiyorum.bana bir yol gösterin lütfen..




+ Yorum Gönder