Konusunu Oylayın.: Edebiyatımızda Dünden Bugüne Çocuk Şiirleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Edebiyatımızda Dünden Bugüne Çocuk Şiirleri
  1. 06.Mart.2009, 13:36
    1
    ßaran
    T.T.O.R.H.S.S.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2008
    Üye No: 11279
    Mesaj Sayısı: 3,451
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Edebiyatımızda Dünden Bugüne Çocuk Şiirleri






    Edebiyatımızda Dünden Bugüne Çocuk Şiirleri Mumsema Çocuk şiirleri, daha çok çocuk edebiyatımızın ilgi alanına giren; daha küçük yaşlarda çocuklara yaşamın ve dünyanın izdüşümünü sunmayı hedefleyen şiirlerdir. Geçmişten günümüze, çocuklara bir duyguyu kazandırmanın, bir düşünce aşılamanın ya da davranışlarını geliştirmenin en yalın yolu olarak çocuk şiirleri yazılmıştır.
    Çocuk şiirlerini iki ana bölümde incelemek gerekir: 1.Çocuğa bir duygu, düşünce aşılamak, ya da davranış değiştirme amacıyla yazılan şiirler. 2.Çocuğun duygu dünyasına yönelik; çocukta iyiye, güzele, olumluya dönük bir duyarlıklarını keskinleştiren şiirler. Türk Edebiyatına geçmişten bugüne baktığımızda her iki kanaldan da akagelen çok sayıda şiir görürüz. Bu bölümdeki şiirleri de incelediğimizde bunlar arasında da iki kanal oluştuğunu sezebiliriz.
    1.1. Yalın, imgesiz, mecazsız manzumeler.
    1.1.1. Didaktik şiirler: “Seviyorsan canını/Vücuduna iyi bak/Kuvvetlendir kanını/İstersen çok yaşamak.” ( Vehbi Cem Aşkun)[i]
    1.1.2. Hamasî (epik) şiirler: “Bayrağın gölgesinde yürüyorken ileri/Herkes bana diyecek “Ne şanlı Türk askeri!”/Kimse beni tutamaz, dönmem sözümden geri,/Anne, büyüdüğüm gün ben asker olacağım.” (Necdet Rüştü Efe)[ii]
    2..1. Çocuğun duygu dünyasına girerek duyarlıklarını keskinleştiren şiirler: “Oyuncakçı amca/Oyuncakçı amca/Ne çok oyuncakların var/Top, tank, tüfek, tabanca/Gövdem titriyor/Onlara bakınca”(Abdülkadir Bulut)[iii]
    2. 2. 1.Çocukluk anılarına dayalı şiirler: “Nasıl anmazsın o çocukluk günlerini!/Dalda bülbülü vardı, gökte beyaz bulutu;/Annem vardı, babam vardı,/Bahçemizde, ılık, uzayan günlerdi yaz....”(Ziya Osman Saba)[iv]
    2. 2. 2. Çocukluk özlemlerine dayanan şiirler:
    “Çocuklar beni de alın içerinize,/Ben de güzel oyunlar oynamayı bilirim,/Çocuklar imreniyorum şimdi size,/Yıllar oluyor ki kırıldı çemberim.”(Ceyhun Atuf Kansu)[v]

    Türk Edebiyatı’nda çocuğa yönelik şiirlerin kökeni Halk Edebiyatımızdaki bilmecelere ve tekerlemelere dayanır. Masallara bağlantılı olarak ortaya çıkan tekerlemeler, daha sonra ölçülü-uyaklı dil ve zekâya dayalı oyunlar içeren manzumelere dönüşürler. Pertev Naili Boratav, üç tür tekerleme olduğunu belirtir: 1. Masal Tekerlemeleri, 2. Oyun Tekerlemeleri, 3. Tören tekerlemeleri.[vi] Bunlardan oyun tekerlemeleri çocuk şiirleri içine girer. Bu tekerlemeler, günümüzde olay ve durumlardan etkilenerek çocukların arasında varlığını sürdürmektedir: “Çıktım erik dalına/Baktım tiren yoluna/Üç gemi geliyor/Biri ağa/Biri paşa/Ortancası Kemal Paşa.”[vii] Divan Edebiyatı’nda çocuk şiirleri, SümbülzâdeVehbi’nin yazdığı didaktik manzumelerle başlar. Oğlu Lütfullah’a öğütler içeren Lütfiyye; Farsça-Türkçe manzum sözlük Tuhfe ve Arapça –Türkçe manzum sözlük Nuhbe, döneminde ders kitabı olarak okutulur.[viii] 19. yüzyılda Serveti Fünun Edebiyatı döneminde Tevfik Fikret, çocuklara yönelik eğitici, didaktik şiirler yazar:Halûk’un Defteri(1911), Şermin (1914)[ix]
    “...Usta ilk önce ocağın/Ateşini körükledi;/Sonra kırılan bacağın/Demirlerini ekledi./Atım daha sağlam oldu,/Ama usta da yoruldu./Anladım ki iyi işler,/Çalışıp yorulmak ister.”(KIRIK AT)[x] “Kuşlar uçar,/Ben uçarım://Onların kanatları var,/Benim kanadım, kollarım?/Kuşlar kanadını çırpar/Ben de kolumu sallarım.../Uçun kuşlar, uçun kuşlar;/Hepinizle yarışım var!”[xi]
    Namık Kemal’in oğlu Ali Ekrem Bolayır da 1917 yılında “Çocuk Şiirleri” adlı bir kitap yayımlar. Bu kitapta sonu bir dersle biten küçük manzum öykücükler yer alır. Ulusal Edebiyat döneminde de çocuğa yönelik didaktik ya da epik içerikli şiirle yazılır. Bunların başında Ziya Gökalp gelir. Kızıl Elma(1915), Altın Işık(1923), Şaki İbrahim Destanı ve Bir Kitapta Toplanmamış Şiirler(1976) kitaplarında çocuklara ulusal bilinç kazandırıcı ya da ahlâkî öğütler veren şiirlere yer verilir:”Çocuktum, ufacıktım,/Top oynadım acıktım./Buldum yolda bir erik,/Kaptı bir ala geyik...” (ALA GEYİK)[xii] “Ben küçücük bir kızım,/Yoktur süsüm, yaldızım.//Muhacirler geldi mi;/Annem bütün cicimi//Öksüzlere giydirir/Ben de derim:”Anne ver!”...(KÜÇÜK TOMRİS)[xiii]
    Bu dönemde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılan çocuk şiirlerine baktığımızda, dinsel ve ahlâkî öğütler, ulusal kahramanlık ve yurt sevgisi en çok üzerinde durulan izleklerdir. Tevfik Fikret ve Ziya Gökalp gibi öncü çocuk şiirleri yazan ozanlarda görülen içtenlik ve duruluk; cumhuriyetin ilk yıllarında beş hececilerde görülmez. Onlar, çocuğa kendi mantıkları açısından yaklaşırlar. Benimsedikleri şiir anlayışları nedeniyle yazdıkları manzumeler, duyarlık yönünden ek------. “Aman şu sivrisinek,/Sözde bir eski bestekârmış da,/Şimdi işsiz, açıkta kalmış da.../Kovarsınız gitmez,/Söylenir,sızlanır durur, arsız,/Her zaman işte böyle: Vızzz, vızzz, vızzz...”[xiv] (Orhon Seyfi Orhon/Sivrisinek) Cumhuriyet Döneminde, sahip olduğu pedagojik birikimle İbrahim Alâaddin Gövsa, özenli ve çocuk duyarlıklarını dikkate alan çocuk şiirleri yazar: “...Deniz gibidir ömrümüz/Geçer mi hiç gürültüsüz?/Bugün sefalı olsa da,/Yarın kederli mutlaka./Güvenme talihe sakın;/Bilir misin ne var yarın?”[xv]
    Daha sonraki dönemde Nazım Hikmet de çocuk duyarlığına yönelik şiirlerin yanı sıra onları konu alan şiirler de yazar.”ÇOCUKLARA NASİHAT” şiirinde çocuğa aklın bedenin özgürlüğünün kapılarını açar:”Hakkındır yaramazlık/Dik duvarlara tırman/Yüksek ağaçlara çık./Usta bir kaptan gibi kullansın elin/yerde yıldırım gibi giden bisikletini../Ve din dersleri hocasının resmini yapan/kurşunkaleminle yık/Mızraklı İlmihalin/yeşil sarıklu iskeletini...”[xvi] Ama Nazım Hikmet’in çocuklarla ilgili şiirlerindeki hedef kitle, çocuktan çok yine büyüklerdir. Büyüklere çocuksal duyarlıkları, tanıtır; savaşın yıkımlarını çocuksu duyarlıklar üzerinden yansıtır.“Kapıları çalan benim/kapıları birer birer./gözünüze görünemem/göze görünmez ölüler//..//Hiroşima’da öleli/oluyor bir on yıl kadar./Yedi yaşında bir kızım,/büyümez ölü çocuklar.”(KIZ ÇOCUĞU)[xvii] Çocuklara bir toplumsal gerçeği tanıtmayı amaçlayan şiirlerinde çocuklardan önce büyükleri yönlendirmek ister: “Trafik memurları dikilmiş durur/el kol kımıldar kaşlar çatık/sopalarının ucunda hürriyetimiz/trafik memurları dikilip duracak/sokaktakiler birbirlerini sevmeği öğreninceye kadar.”(TRAFİK MEMURLARI)[xviii] Nazım’ın doğrudan çocuklara yönelik şiirlerinde sıcak ve içten bir sevgi kendini duyumsatır: Senin bayramına lâyık/Sözleri nerden bulmalı?/çiçekteki vişne dalı/gibi sende dirlik, sağlık.//..//Bense bu birkaç satırlık/şiirimi veriyorum../Hep gülsün bu evde, yavrum,/senden vuran ak aydınlık”(SENİN BAYRAMIN)[xix]
    Bu dönemde İlhami Bekir Tez salt çocuklar için insan , toplum ve doğa sevgisi öğütleyen şiirler, manzumeler yazar: “Gelin yüzlü papatyalar,/Kırın en güzel süsüdür;/Ondan daha güzeller var/Bu, gülen insan yüzüdür.//...//Ne solan çiçek, duran su,/Ne karıncanın uykusu/İnsana ilk dokunan su/Küsen insan sözüdür.”[xx] 1940 Kuşağı ozanları içinde öğretmen olması nedeniyle çocuklara dönük en çok şiir yazan ozan Rıfat Ilgaz’dır. Ilgaz’ın bu yıllarda yazdığı şiirlerde çocuk, toplumcu ileti yönüyle ele alınır. Çocukların içine düşürüldükleri acı durumları yansıtarak büyüklere ders vermeyi amaçlar. Ünlü “ÇOCUKLARIM” şiirinde, öğretmenler için pek çok pedagoji kitabının veremeyeceği kadar acı ve keskin bir ders vardır: “Yoklanma defterinden öğrenmedim sizi/Benim haylaz çocuklarım/Sınıfın en devamsızını/Bir sinema dönüşü tanıdım/Koltuğunda satılmamış gazeteler/Dumanlı bir salonda kendime göre karşılarken akşamı/Nane şekeri uzattı en tembeliniz//..../Hesapladık yıldızların uzaklığını/Ortaasyadan konuştuk laf kıtlığında...”[xxi] Rıfat Ilgaz’ın son yıllarındaki şiirlerinde, toplumcu keskin anlatımın yerini bir dede sevecenliği alır, yaşanılası bir geleceğin çizgilerini verir. Özellikle 1983’te yayınlanan “Kulağımız Kirişte” kitabına “Çocuklarımızın Bahçesinde” adlı yedi şiirlik bir bölüm ekler: “Yaşayıp gidiyoruz bir arada/Meşe, çam, köknar, kayın.../Bırakın kirli kentlerinizi,/Biraz da aramızda yaşayın///Varsın derinde olsun köklerimiz/Yükselmek için yarış bizde./Görülmüş mü ağacın ağaca kıydığı,/Sevgiyle yaşamak barış bizde!” (ORMANIZ BİZ)[xxii] Yine 1987’de yayımlanan “Ocak Katırı Alagöz” kitabında çocuklara yönelik dokuz şiir yer alır.
    Bu dönemde daha çok bireysel duyarlıkların şiirlerini yazan Ziya Osman Saba ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirlerinde çocuklara duygusal açıdan yaklaşılmaktadır. Mutlu bir aile yaşantısına ve çocuksu sevinçlere pencereler açılır. Ama bu şiirlerde çocuklar salt izlek olarak bulunurlar. Şiirlerin hedefi çocuklar değildir: “Patik yap, kunduracı, bol bol patik;/Bebeler için, ilk adımı atacak,/Çocuklar için, koşacak oynayacak...//...//Tabutçu, ölçünü büyük tut, büyük!/Çocuklarım öldüğünü istemem....”(PATİK YAP KUNDURACI)[xxiii] Tarancı’da Saba’nın içedönüklüğü ve hüznü yoktur. Onun şiirlerinde çocukluk günlerine duyduğu özlem ağır basar: “Öyle dalmışım ki bu akşam üstü,/Komşu arsadır gözümde gökyüzü.///Ben dünyadan bihaber bir çocuğum;/Kayıp zıpzıplarımı arıyorum. ///Koşun çocuklar, koşun komşu kzılar/Avuçlarıma sığmıyor yıldızlar.”(ÖYLE DALMIŞIM Kİ)[xxiv]
    Garip akımı şairleri arasında çocuk şiirlerine en çok emek vermiş olanı Orhan Veli Kanık’tır. Ozan, çocuk heyecanı ve zekâsı taşıyan şiirlerinin yanı sıra Nasrettin Hoca fıkralarını, Ezop ve La Fontaine fabllarını da Türkçe’ye çevirerek şiirleştirmiştir.”Mahallemizde/Senden başka ağaç olsaydı/Seni bu kadar sevmezdim./Fakat eğer sen/Bizimle beraber/Kaydırak oynamasını bilseydin/Seni daha çok severdim///Güzel ağacım!/Sen kuruduğun zaman/Biz de inşallah/Başka mahalleye taşınmış oluruz.”(AĞACIM)[xxv] Oktay Rifat’ın şiirlerinde de ince bir çocuk zekâsının karamizahla örülmüş şaşırtıcılığı vardır: “Uçaklar gelecekmiş/Korkum yok benim/Kâğıt gemilerim/Kurşun askerlerim hazır/Zaten bunlar bozulursa/Babam yenisini alır” (UÇAKLAR)[xxvi] Melih Cevdet Anday’ın şiirlerinde çocuk şiirin merkezinde yer almaz. Kısa şiirlerinde çocuksu duyarlıklara dayalı imgelerle beklenmezlik, şaşırtıcılık etkisi uyandırmayı amaçlar: “Hayvanlar konuşmadıkları için/Kimbilir ne güzel düşünürler,/Tıpkı ellerimiz gibi./Ah, okumaya başlamadan önce/Çiçeklere su vermek lâzımdır.”(ELLERİMİZ GİBİ)[xxvii]
    1950’li ve 1960’lı yıllarda şiirin zirvesine doğru ilerleyen Fazıl Hüsnü Dağlarcanın çocuk şiirleri serüveni 1935-1939 yılları arasında kaleme aldığı “Çocuk Ve Allah” kitabıyla başlar. Bu kitapta çocuğa seslenen, onları yönlendirmeyi amaçlayan şiirlerin yanı sıra çocukların ruh dünyasından yola çıkan gizemli, dinî söylemler de ağır basar: “Hepiniz el ele bir halka yapsanız,/Rüyadan ve şarkıdan bir halka./Ve almasanız kimseyi,/Ortanıza benden başka./...”(DÜNYANIN BÜTÜN ÇOCUKLARINA KARŞI YAZILMIŞTIR)[xxviii] “Şükrolsun Allaha ki otlar çıkar topraklarda,/Doğar yıldızlar, gece inmeden./Gemiler kalbe verir enginleri,/bir uyku içindedir karanlıklarda beden./...” (ŞÜKROLSUN)[xxix] Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın 70’li, 80’li yıllarda yazdığı çocuk şiirlerinde, gizemli ve dinî hava yiter; diyalektik bir örgü içinde toplumcu iletiler yer alır: “Sen korkutursun/Küçücük kuşları/Bahçelerde sabahtan akşama dek///Ama gelince kocaman gökler geceleyin/Üstüne doğru/Senin korktuğunu duyarım.”(KORKULUĞUN KORKUSU)[xxx] Bir dizi olarak yazdığı şiirlerinde dünya ülkelerinin çocuklarını ve acılarını ulusal duyarlıkları içinde yansıtır.
    Aynı dönemde yer alan ozanlardan Necati Cumalı, Cahit Külebi, Ceyhun Atuf Kansu, Behçet Necatigil, doğrudan çocuklara seslenmeseler de çocuk duyarlığından ve çocukluğua duyulan özlemden yola çıkan, şiirler yazarlar: “Çocuklara bakıyorum/Uçan balonlara bayram yerlerine/Çocuklar umut, çocuklar yaşam/Çocuklarla bir olup gülüyorum”(OYUN.Cumalı)[xxxi] “Eğer kuvvetim yetse benim/Rıhtıma koşarım yalnayak,/Halatlarını bütün gemilerin/Bıçağımla keserim/Gemiler açılır sallanarak,/Ben de artlarından bakarak/Gülerim,/Bütün kuvvetimle bağırarak,/Azat olun gemilerim, azat olun gemilerim!”(ÖZGÜRLÜK/C.Külebi)[xxxii] “Birleşiniz bütün dünya çocukları,/Kalp kırılmadıkça sürüp gider oyun/Yorulunca bir dost sesiyle uyuyun./Sabah, kalbinize örtsün şafakları.”(DÜNYA ÇOCUKLARI/C.A. Kansu)[xxxiii] “....../Bizim çocukluğumuz/Karanlık,paslı.../sen güneşlerde yaşa/Altın saçlı!/......” (MAVİ IŞIK/B.Necatigil)
    Bedri Rahmi Eyüboğlu, özellikle oğlu Mehmet’e yazdığı didaktik şiirlerde çocukların içtenlikli dillerini yakalar: “...../Büyük şehirlere bağlanma Mehmedim/Öyle bir şehre yerleş ki/Küçük fakat bizim olsun/Sokaklarında tanımadığın yüz/Ensesine şamar atamayacağın kimse dolaşmasın/Her ağacına elin/Her karış toprağına terin değsin/.....” (OĞLUM MEHMEDE BÜYÜK ŞEHİRLERİ TAKDİM EDERİM)[xxxiv]
    1960 kuşağı ozanları içinde Ataol Behramoğlu, kızına yazdığı şiirlerde çocuğun yaşantımızdaki yerini, ona duyduğu derin sevgiyi ve toplumcu düşüncenin tohumlarını şiirleştirir: “Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım/Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil kızım/Zulmün önünde dimdik tut onurunu/Sevginin önünde eğil kızım”(SEVGİNİN ÖNÜNDE)[xxxv] Aynı dönemin ozanlarından Refik Durbaş da çocukların duygu dünyalarını temel alan çocuk şiirleri yazar: “Kırmızı şapkalı tavşan/gökyüzünün boğasını/ne zaman/ kızdırsa/şimşek çakıyor///Bilmiyor ki tavşan kardeş/şimşeğin korkusundan/çocukların rüyasına/karanlık yağıyor.” (KORKU)[xxxvi]
    1979 Dünya Çocuk Yılı ile birlikte çocuk şiirleri kitaplarında patlama olur. Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi usta ozanların yanı sıra genç ozanlar da çocuk şiirleri ve kitapları çıkarırlar: Abdülkadir Budak, Abdülkadir Bulut, İsmail Uyaroğlu, Medeni Ferho, Derya Altıntren, Hasan Hüseyin Yalvaç, Yalvaç Ural... Bu şiirlerde dikkat çeken en önemli nokta, çocuklara toplumsal çelişkileri, toplumca yaşanan sıkıntıları çocuksu duyarlıklar içinde vermeleridtir. Bu şairlerin tümünde egemen olan bakış açısı toplumcudur:
    “Belimde kuşak/Ayağımda kabara/Nasıl özgür olurum/Başkası için döndükten sonra” (TOPAÇ/Abdülkadir Bulut)[xxxvii] “Karınca kardeş/Deniyor ki senin için/Çalışkandır, yorulmaz, yılmaz/Ve muhtaç eder ağustosböceğini/Babam da çalışkan benim/Yorulmaz ve yılmaz/Ama anlamıyorum bir türlü/Muhtaç olan yine kendisi”(BİR İŞÇİ ÇOCUĞUNUN KARINCAYA SORDUĞU/İsmail Uyaroğlu)[xxxviii] “Bahar geldi/Ağıt yaktı/Yağmur yağdı/Bizim köyün çocukları sınıfta kaldı.///Bahar gitti/Ağıt bitti/Yağmur dindi/Yeniden açıldı/Bizim köyün okulu.”(BİZİM KÖYÜN ÇOCUKLARI /Medeni Ferho)[xxxix] “Sen sarı, ben beyaz, o kara,/Söyleyin fark eder mi?/Sen zengin, ben tok, o fakir,/Söyleyin farketmez mi?///Renkler karın doyurmuyor ama,/Parasına göre değer veriyorlar adama.”(ÇOCUK ÇEŞİTLERİ/Hasan Hüseyin Yalvaç)[xl]
    “Bizim sokağın/Köşesinde hemen/Kurmuştu tezgâhını/Yenilerdi ayakkabıları/Gelgelelim/Kendi ayakkabılarından/Görünüyordu parmakları...”(MEHMET AMCA/Derya Altıntren)[xli]
    Yalvaç Ural’ın çocuk şiirleri, bu dönemlerde yazılan çocuk şiirlerinden farklıdır. Çünkü Yalvaç Ural, çocuklara şiirsel duyarlığın yanı sıra pedagoji ve çocuk psikolojisi açısından da özenli yaklaşır. Yalvaç Ural’ın diğer ozanlardan bir önemli farkı da yalnızca çocuklar için yazmasıdır: ”Her gün okula giderken/Annem/Benim saçımı/At kuyruğu örüyor///Eğer bir gün/Bir atım olursa/Ben de onun kuyruğunu/Kız saçı öreceğim”(AT KUYRUĞU SAÇ)[xlii]
    1979 Çocuk Yılıyla başlayan toplumcu çocuk şiirleri akımı daha sonra da devam etti. Günümüzde de pek çok ozan çocuk şiirleri kitabı yayımlamakta. Hatta çocuk şiirleri yarışmaları düzenlenmekte. İşte son yıllarda çocuk şiirleriyle öne çıkan ozanların yapıtlarından birkaç örnek:
    “Ninni söyleme anneciğim/Sesini dinlemek için/Uyumuyorum//Masal anlatma anneciğim/Kaf Dağı’nı düşününce/Yoruluyorum.//Elimi tut ben yatınca/Sıcaklığını duyunca/Büyüyorum”(ANNECİĞİM/Sennur Sezer)[xliii]“Test dedim mest dedim/Kitabı defteri yedim/Baba, anne, abla, abi/Çözdüm işte hepsini/Merak etmeyin, ben iyiyim,/Ama sıkıntıdan uyudu kedim”(TEST DEDİM,MEST DEDİM/Hüseyin YURTTAŞ)[xliv] “Gece olmasa,/Güneş, ne yapar?/Nasıl gösterir, aklığını?/Güneş olmasa, Gece ne yapar?/Nasıl aklar,/Karanlığını!...”(OLMASA/Türkân Gedik Bengi)[xlv] “Üzüm/üzüme/baka baka/kararırsa//Pamuk/buğdaya mı bakar/ağarır//Ya ilk kararan üzüm/kimin yüzüne bakar da/kararır”(ÜZÜM/Osman Yılmaz)[xlvi] “Biz/Kent çocukları/Bize güneş/Bize oyun yeri/Bize çiçek gönderin/Köyde yaşayan kardeşlerimiz.”(İLETİŞİM/Necdet Tezcan)[xlvii]
    Bin dokuz yüz altmış sonrası edebiyatımızda yukarıda özetlediğimiz çocuk şiirleri dışında başka bir çizgiyi de “islâmcı” diye nitelenen ozanlar oluşturur. Bu ozanların yapıtlarında dinî ideolojiyi ve dinin dogmalarını çocuğa benimsetmek isteyen şiirler öne çıkar. Bu konuda en çok ürün verenler arasında Cahit Zarifoğlu, Mustafa Ruhi Şirin, Ahmet Efe sayılabilir. Bu ozanlara ait çocuk şiirlerinde çocuğa islamî bilinç ve ideoloji aktarımı hedeflenmektedir. İlk bakışta “çocuğa görelik” ilkesi ön planda gibi görünse de arka planda islâmî imgeler, yazgıcılık ve öte dünyayla ilgili vurgular bu ozanların bakış açısını belirleyen öğelerdir. İşin üzücü yanı, bir çok değerli ozanımız ders kitaplarına giremezken ya da girebilenler çıkarılırken, bu ozanların islâmî imgelerle örülü şiirlerinin kolayca Türkçe ders kitaplarına girebilmeleridir:
    “Ay yıldızlı ülkemde/Sevgi tomurcuk verdi/Bir kuşun kanadında/Çiçek gibi yeşerdi.//...//Sevgi çiçeklendirir/Yeryüzünün bayrağı/Gülsün evrenin yüzü/Doğsun barışın çağı”(SEVGİ ÇİÇEĞİ/Mustafa Ruhi Şirin)[xlviii] “Gözleri yıldızlara,/Dilleri bala benzer./Erenler anlattı ki/Çocuklar güle benzer.//...//Can gelirdi cihana,/Anlaşılsaydı mana./Büyükler bahçıvana,/Çocuklar güle benzer.”(ÇOCUKLAR GÜLE BENZER/Ahmet Efe)[xlix] “Çocukların gözlerinde umutlar,/Ak bir çağın özlemine eklenir/Ve Eyüb sabrıyla sabah beklenir;/Gece sınırından taşar hudutlar...// Çocukların gözlerinde bembeyaz,/Bir dünyanın ışıkları uzanır./Kuyulardan Yusuf gibi uyanır/Ve çocuklar sabahlara doyamaz...//Çocuk, sabah gecelerin üstüne/Bir beyaz örtüyü alarak gelir./Bir hitabı dinleyerek yücelir/Ve kavuşur ölmeyecek bütüne...”(ÇOCUK VE SABAH/Rıfkı Kaymaz)[l]
    Bu olumsuz anlayışlara karşı çocuklarımıza aklın ve bilimin kılavuzluğunda kuşkuyu, soru sormayı, eleştirel düşünmeyi öğütleyen bir ozanımızın şiiriyle yanıt verelim isterseniz: “Büyü çocuğum büyü/Çek gerçeğin üstünden/O yalancı örtüyü/ Büyü çocuğum büyü/Çözülsün o kara büyü/Kur güzelliğe köprüyü/Yaşa gönlünce/O güzel öyküyü"(BÜYÜ ÇOCUĞUM BÜYÜ/Erhan TIĞLI)[li]
    Bu çalışmada görüldüğü gibi çocuk şiirleri, farklı boyutlarda ve bakış açılarında da olsa, her zaman ozanların ilgi alanlarında olmuştur. Kimi çocuk şiirleri, özlem şarkıları söylenirken ağaçlara takılakalmış bir uçurtmadır. Kimi çocuk şiirleri, karanlık dolu gecelerin korkularına açılmış sonu ışıklı tünellerdir. Kimi çocuk şiirleri, çocuğu bir bulutta düşte gezdirir, kimisi kuşun kanadında sevgiyi çiçeklendirir. Kimi çocuk şiirleri gerçeğin dalında hilesiz ve ayrımsız umutları yeşertir. Kimi çocuk şiirleri ise çiçeğe kesmiş bir ağacın dallarına korkunun ve kâbusun mayınlarını döşer. Ama genelde hep soran, soruşturan, arayan, araştıran ve doğruları bir kuşun ötümünce dile getirebilen çocuklara duyulan özlem vardır. Şiirin aynasında çocuğa yönelik umutlar ve özlemler parlatılır. Yalanın ve gerçeğin, eğrinin ve doğrunun, kötülüğün ve erdemin, düşkünlüğün ve onurun uzlaşmaz çelişkileri içinde yaşamın yalıtılmış çizgileri sunulur.





    [i] Çocuklarımıza Şiirler, Şükrü Elçin, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1980,s23


    [ii] Ş. Elçin, agy, s.66


    [iii] Kahveci Güzeli, Abdülkadir Bulut, Can Yayınları İstanbul, 1983, s.44


    [iv] Şiirlerde Çocuk, Orhan Ural, T.İş Bankası Yayınları, Ankara, 1979,s.86


    [v], Orhan Ural, agy, s.281


    [vi] 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı,Pertev Naili Boratav, Gerçek Yayınevi,İstanbul,1978,s.146


    [vii] Gökyüzü Mavi Kaldı,Yaşar Kemal,Cem Yayınevi, İstanbul,1978,s.317


    [viii] Ansiklopedik Edebiyat Sözlüğü, Seyit Kemal Karaalioğlu, İnkılâp-Aka Kitabevi, İstanbul, 1979,s.666


    [ix] Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, Behçet Necatigil, Varlık Yayınları, İstanbul,1989,s.312


    [x] Ş. Elçin, agy, s.85


    [xi] Tevfik Fikret, Memet Fuat Bengü, De Yayınları, İstanbul,1979,s.198


    [xii] Altın Işık, Ziya Gökalp, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1976,S.157


    [xiii] Şakî İbrahim Destanı ve Bir Kitapta Toplanan Şiirleri, Ziya Gökalp, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1976


    [xiv] Çocuklar İçin Şiirler, Nurhan Kavuzlu, Yeni Binyıl Yayınları,İstanbul,s.21


    [xv] Orhan Ural, agy, s.49


    [xvi] 835 Satır, Nazım Hikmet, Adam Yayınları, İstanbul, 1990,s.191


    [xvii] Yeni Şiirler, Nazım Hikmet, Adam Yayınları, İstanbul, 1990,s.81


    [xviii] Son Şiirleri, Nazım Hikmet, Adam Yayınları, İstanbul, 1991,s.132


    [xix]Yeni Şiirler, Nazım Hikmet, Adam Yayınları, İstanbul, 1990,s.106


    [xx] Çocuk Şiirleri Antolojisi, Metin Celal, Bulut Yayınları, İstanbul, 1998,s.34


    [xxi] Uzak Değil, Rıfat Ilgaz, May Yayınları, İstanbul, 1971,s.45


    [xxii] Kulağımız Kirişte,Rıfat Ilgaz, Çınar Yayınları,İstanbul,1983,s.59


    [xxiii] Orhan Ural,agy,s.96


    [xxiv] O. Ural, agy,s.102


    [xxv],Bütün Şiirleri, Orhan Veli, Can Yayınları, İstanbul, 1982, s.49


    [xxvi] O. Ural, agy,s.206


    [xxvii] İlkokul Çocukları İçin Şiirler, Memet Fuat, De Yayınları, İstanbul, 1968,s.119


    [xxviii] Çocuk ve Allah, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Kitap Yayınları, İstanbul, 1966, s.102


    [xxix] F.H.Dağlarca,agy, s.299


    [xxx] M.Fuat,agy, s.98


    [xxxi] O.URAL, agy, s.310


    [xxxii] Bütün Şiirleri, Cahit Külebi, Adam Yayınları, İstanbul, 1997, s.38


    [xxxiii] O.URAL,agy,s.283


    [xxxiv] Dol Karabakır Dol, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 1974, s.44


    [xxxv] Dörtlükler, Ataol Behramoğlu, Varlık Yayınları, İstanbul, 1983, s.39


    [xxxvi] Yüz Paralık Bulut, Ankara Belediyesi Yayınları, Ankara, 1979, s.40


    [xxxvii] Abdülkadir Bulut, agy, s.78


    [xxxviii] Gül Sağanağı, İsmail Uyaroğlu, Gözlem Yayınları, İstanbul, 1976, s.10


    [xxxix] Toprağın Türküsü, Medeni Ferho, Abece Yayınları, İstanbul, 1979, s.25


    [xl] Umudun Şafağı, Seyfettin Ayakyay - Hasan Hüseyin Yalvaç, İstanbul, 1979, s.29


    [xli] Barış’ın Şiir Defteri, Derya Altıntren, Ren Yayınları, İstanbul, 1985, s.24


    [xlii] Yüz Paralık Bulut, Ankara Belediyesi Yayınları, Ankara, 1979, s36


    [xliii] Çocuk Şiirleri Antolojisi, Metin Celal, Bulut Yayınları, İstanbul, 1998, s.109


    [xliv] Sevgiyle Dönsün Dünya, Hüseyin Yurttaş, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1998, s.98


    [xlv] Çocuklar Mızıkçı Değildir, Türkân Gedik Bengi, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001, s.58


    [xlvi] Çocuklara Düş Bahçesi, Osman YILMAZ, İbem Yayınları, 1993, s.19


    [xlvii] Çağla Tadı, Necdet Tezcan, Türk




  2. 06.Mart.2009, 13:36
    1
    T.T.O.R.H.S.S.



    Çocuk şiirleri, daha çok çocuk edebiyatımızın ilgi alanına giren; daha küçük yaşlarda çocuklara yaşamın ve dünyanın izdüşümünü sunmayı hedefleyen şiirlerdir. Geçmişten günümüze, çocuklara bir duyguyu kazandırmanın, bir düşünce aşılamanın ya da davranışlarını geliştirmenin en yalın yolu olarak çocuk şiirleri yazılmıştır.
    Çocuk şiirlerini iki ana bölümde incelemek gerekir: 1.Çocuğa bir duygu, düşünce aşılamak, ya da davranış değiştirme amacıyla yazılan şiirler. 2.Çocuğun duygu dünyasına yönelik; çocukta iyiye, güzele, olumluya dönük bir duyarlıklarını keskinleştiren şiirler. Türk Edebiyatına geçmişten bugüne baktığımızda her iki kanaldan da akagelen çok sayıda şiir görürüz. Bu bölümdeki şiirleri de incelediğimizde bunlar arasında da iki kanal oluştuğunu sezebiliriz.
    1.1. Yalın, imgesiz, mecazsız manzumeler.
    1.1.1. Didaktik şiirler: “Seviyorsan canını/Vücuduna iyi bak/Kuvvetlendir kanını/İstersen çok yaşamak.” ( Vehbi Cem Aşkun)[i]
    1.1.2. Hamasî (epik) şiirler: “Bayrağın gölgesinde yürüyorken ileri/Herkes bana diyecek “Ne şanlı Türk askeri!”/Kimse beni tutamaz, dönmem sözümden geri,/Anne, büyüdüğüm gün ben asker olacağım.” (Necdet Rüştü Efe)[ii]
    2..1. Çocuğun duygu dünyasına girerek duyarlıklarını keskinleştiren şiirler: “Oyuncakçı amca/Oyuncakçı amca/Ne çok oyuncakların var/Top, tank, tüfek, tabanca/Gövdem titriyor/Onlara bakınca”(Abdülkadir Bulut)[iii]
    2. 2. 1.Çocukluk anılarına dayalı şiirler: “Nasıl anmazsın o çocukluk günlerini!/Dalda bülbülü vardı, gökte beyaz bulutu;/Annem vardı, babam vardı,/Bahçemizde, ılık, uzayan günlerdi yaz....”(Ziya Osman Saba)[iv]
    2. 2. 2. Çocukluk özlemlerine dayanan şiirler:
    “Çocuklar beni de alın içerinize,/Ben de güzel oyunlar oynamayı bilirim,/Çocuklar imreniyorum şimdi size,/Yıllar oluyor ki kırıldı çemberim.”(Ceyhun Atuf Kansu)[v]

    Türk Edebiyatı’nda çocuğa yönelik şiirlerin kökeni Halk Edebiyatımızdaki bilmecelere ve tekerlemelere dayanır. Masallara bağlantılı olarak ortaya çıkan tekerlemeler, daha sonra ölçülü-uyaklı dil ve zekâya dayalı oyunlar içeren manzumelere dönüşürler. Pertev Naili Boratav, üç tür tekerleme olduğunu belirtir: 1. Masal Tekerlemeleri, 2. Oyun Tekerlemeleri, 3. Tören tekerlemeleri.[vi] Bunlardan oyun tekerlemeleri çocuk şiirleri içine girer. Bu tekerlemeler, günümüzde olay ve durumlardan etkilenerek çocukların arasında varlığını sürdürmektedir: “Çıktım erik dalına/Baktım tiren yoluna/Üç gemi geliyor/Biri ağa/Biri paşa/Ortancası Kemal Paşa.”[vii] Divan Edebiyatı’nda çocuk şiirleri, SümbülzâdeVehbi’nin yazdığı didaktik manzumelerle başlar. Oğlu Lütfullah’a öğütler içeren Lütfiyye; Farsça-Türkçe manzum sözlük Tuhfe ve Arapça –Türkçe manzum sözlük Nuhbe, döneminde ders kitabı olarak okutulur.[viii] 19. yüzyılda Serveti Fünun Edebiyatı döneminde Tevfik Fikret, çocuklara yönelik eğitici, didaktik şiirler yazar:Halûk’un Defteri(1911), Şermin (1914)[ix]
    “...Usta ilk önce ocağın/Ateşini körükledi;/Sonra kırılan bacağın/Demirlerini ekledi./Atım daha sağlam oldu,/Ama usta da yoruldu./Anladım ki iyi işler,/Çalışıp yorulmak ister.”(KIRIK AT)[x] “Kuşlar uçar,/Ben uçarım://Onların kanatları var,/Benim kanadım, kollarım?/Kuşlar kanadını çırpar/Ben de kolumu sallarım.../Uçun kuşlar, uçun kuşlar;/Hepinizle yarışım var!”[xi]
    Namık Kemal’in oğlu Ali Ekrem Bolayır da 1917 yılında “Çocuk Şiirleri” adlı bir kitap yayımlar. Bu kitapta sonu bir dersle biten küçük manzum öykücükler yer alır. Ulusal Edebiyat döneminde de çocuğa yönelik didaktik ya da epik içerikli şiirle yazılır. Bunların başında Ziya Gökalp gelir. Kızıl Elma(1915), Altın Işık(1923), Şaki İbrahim Destanı ve Bir Kitapta Toplanmamış Şiirler(1976) kitaplarında çocuklara ulusal bilinç kazandırıcı ya da ahlâkî öğütler veren şiirlere yer verilir:”Çocuktum, ufacıktım,/Top oynadım acıktım./Buldum yolda bir erik,/Kaptı bir ala geyik...” (ALA GEYİK)[xii] “Ben küçücük bir kızım,/Yoktur süsüm, yaldızım.//Muhacirler geldi mi;/Annem bütün cicimi//Öksüzlere giydirir/Ben de derim:”Anne ver!”...(KÜÇÜK TOMRİS)[xiii]
    Bu dönemde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılan çocuk şiirlerine baktığımızda, dinsel ve ahlâkî öğütler, ulusal kahramanlık ve yurt sevgisi en çok üzerinde durulan izleklerdir. Tevfik Fikret ve Ziya Gökalp gibi öncü çocuk şiirleri yazan ozanlarda görülen içtenlik ve duruluk; cumhuriyetin ilk yıllarında beş hececilerde görülmez. Onlar, çocuğa kendi mantıkları açısından yaklaşırlar. Benimsedikleri şiir anlayışları nedeniyle yazdıkları manzumeler, duyarlık yönünden ek------. “Aman şu sivrisinek,/Sözde bir eski bestekârmış da,/Şimdi işsiz, açıkta kalmış da.../Kovarsınız gitmez,/Söylenir,sızlanır durur, arsız,/Her zaman işte böyle: Vızzz, vızzz, vızzz...”[xiv] (Orhon Seyfi Orhon/Sivrisinek) Cumhuriyet Döneminde, sahip olduğu pedagojik birikimle İbrahim Alâaddin Gövsa, özenli ve çocuk duyarlıklarını dikkate alan çocuk şiirleri yazar: “...Deniz gibidir ömrümüz/Geçer mi hiç gürültüsüz?/Bugün sefalı olsa da,/Yarın kederli mutlaka./Güvenme talihe sakın;/Bilir misin ne var yarın?”[xv]
    Daha sonraki dönemde Nazım Hikmet de çocuk duyarlığına yönelik şiirlerin yanı sıra onları konu alan şiirler de yazar.”ÇOCUKLARA NASİHAT” şiirinde çocuğa aklın bedenin özgürlüğünün kapılarını açar:”Hakkındır yaramazlık/Dik duvarlara tırman/Yüksek ağaçlara çık./Usta bir kaptan gibi kullansın elin/yerde yıldırım gibi giden bisikletini../Ve din dersleri hocasının resmini yapan/kurşunkaleminle yık/Mızraklı İlmihalin/yeşil sarıklu iskeletini...”[xvi] Ama Nazım Hikmet’in çocuklarla ilgili şiirlerindeki hedef kitle, çocuktan çok yine büyüklerdir. Büyüklere çocuksal duyarlıkları, tanıtır; savaşın yıkımlarını çocuksu duyarlıklar üzerinden yansıtır.“Kapıları çalan benim/kapıları birer birer./gözünüze görünemem/göze görünmez ölüler//..//Hiroşima’da öleli/oluyor bir on yıl kadar./Yedi yaşında bir kızım,/büyümez ölü çocuklar.”(KIZ ÇOCUĞU)[xvii] Çocuklara bir toplumsal gerçeği tanıtmayı amaçlayan şiirlerinde çocuklardan önce büyükleri yönlendirmek ister: “Trafik memurları dikilmiş durur/el kol kımıldar kaşlar çatık/sopalarının ucunda hürriyetimiz/trafik memurları dikilip duracak/sokaktakiler birbirlerini sevmeği öğreninceye kadar.”(TRAFİK MEMURLARI)[xviii] Nazım’ın doğrudan çocuklara yönelik şiirlerinde sıcak ve içten bir sevgi kendini duyumsatır: Senin bayramına lâyık/Sözleri nerden bulmalı?/çiçekteki vişne dalı/gibi sende dirlik, sağlık.//..//Bense bu birkaç satırlık/şiirimi veriyorum../Hep gülsün bu evde, yavrum,/senden vuran ak aydınlık”(SENİN BAYRAMIN)[xix]
    Bu dönemde İlhami Bekir Tez salt çocuklar için insan , toplum ve doğa sevgisi öğütleyen şiirler, manzumeler yazar: “Gelin yüzlü papatyalar,/Kırın en güzel süsüdür;/Ondan daha güzeller var/Bu, gülen insan yüzüdür.//...//Ne solan çiçek, duran su,/Ne karıncanın uykusu/İnsana ilk dokunan su/Küsen insan sözüdür.”[xx] 1940 Kuşağı ozanları içinde öğretmen olması nedeniyle çocuklara dönük en çok şiir yazan ozan Rıfat Ilgaz’dır. Ilgaz’ın bu yıllarda yazdığı şiirlerde çocuk, toplumcu ileti yönüyle ele alınır. Çocukların içine düşürüldükleri acı durumları yansıtarak büyüklere ders vermeyi amaçlar. Ünlü “ÇOCUKLARIM” şiirinde, öğretmenler için pek çok pedagoji kitabının veremeyeceği kadar acı ve keskin bir ders vardır: “Yoklanma defterinden öğrenmedim sizi/Benim haylaz çocuklarım/Sınıfın en devamsızını/Bir sinema dönüşü tanıdım/Koltuğunda satılmamış gazeteler/Dumanlı bir salonda kendime göre karşılarken akşamı/Nane şekeri uzattı en tembeliniz//..../Hesapladık yıldızların uzaklığını/Ortaasyadan konuştuk laf kıtlığında...”[xxi] Rıfat Ilgaz’ın son yıllarındaki şiirlerinde, toplumcu keskin anlatımın yerini bir dede sevecenliği alır, yaşanılası bir geleceğin çizgilerini verir. Özellikle 1983’te yayınlanan “Kulağımız Kirişte” kitabına “Çocuklarımızın Bahçesinde” adlı yedi şiirlik bir bölüm ekler: “Yaşayıp gidiyoruz bir arada/Meşe, çam, köknar, kayın.../Bırakın kirli kentlerinizi,/Biraz da aramızda yaşayın///Varsın derinde olsun köklerimiz/Yükselmek için yarış bizde./Görülmüş mü ağacın ağaca kıydığı,/Sevgiyle yaşamak barış bizde!” (ORMANIZ BİZ)[xxii] Yine 1987’de yayımlanan “Ocak Katırı Alagöz” kitabında çocuklara yönelik dokuz şiir yer alır.
    Bu dönemde daha çok bireysel duyarlıkların şiirlerini yazan Ziya Osman Saba ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirlerinde çocuklara duygusal açıdan yaklaşılmaktadır. Mutlu bir aile yaşantısına ve çocuksu sevinçlere pencereler açılır. Ama bu şiirlerde çocuklar salt izlek olarak bulunurlar. Şiirlerin hedefi çocuklar değildir: “Patik yap, kunduracı, bol bol patik;/Bebeler için, ilk adımı atacak,/Çocuklar için, koşacak oynayacak...//...//Tabutçu, ölçünü büyük tut, büyük!/Çocuklarım öldüğünü istemem....”(PATİK YAP KUNDURACI)[xxiii] Tarancı’da Saba’nın içedönüklüğü ve hüznü yoktur. Onun şiirlerinde çocukluk günlerine duyduğu özlem ağır basar: “Öyle dalmışım ki bu akşam üstü,/Komşu arsadır gözümde gökyüzü.///Ben dünyadan bihaber bir çocuğum;/Kayıp zıpzıplarımı arıyorum. ///Koşun çocuklar, koşun komşu kzılar/Avuçlarıma sığmıyor yıldızlar.”(ÖYLE DALMIŞIM Kİ)[xxiv]
    Garip akımı şairleri arasında çocuk şiirlerine en çok emek vermiş olanı Orhan Veli Kanık’tır. Ozan, çocuk heyecanı ve zekâsı taşıyan şiirlerinin yanı sıra Nasrettin Hoca fıkralarını, Ezop ve La Fontaine fabllarını da Türkçe’ye çevirerek şiirleştirmiştir.”Mahallemizde/Senden başka ağaç olsaydı/Seni bu kadar sevmezdim./Fakat eğer sen/Bizimle beraber/Kaydırak oynamasını bilseydin/Seni daha çok severdim///Güzel ağacım!/Sen kuruduğun zaman/Biz de inşallah/Başka mahalleye taşınmış oluruz.”(AĞACIM)[xxv] Oktay Rifat’ın şiirlerinde de ince bir çocuk zekâsının karamizahla örülmüş şaşırtıcılığı vardır: “Uçaklar gelecekmiş/Korkum yok benim/Kâğıt gemilerim/Kurşun askerlerim hazır/Zaten bunlar bozulursa/Babam yenisini alır” (UÇAKLAR)[xxvi] Melih Cevdet Anday’ın şiirlerinde çocuk şiirin merkezinde yer almaz. Kısa şiirlerinde çocuksu duyarlıklara dayalı imgelerle beklenmezlik, şaşırtıcılık etkisi uyandırmayı amaçlar: “Hayvanlar konuşmadıkları için/Kimbilir ne güzel düşünürler,/Tıpkı ellerimiz gibi./Ah, okumaya başlamadan önce/Çiçeklere su vermek lâzımdır.”(ELLERİMİZ GİBİ)[xxvii]
    1950’li ve 1960’lı yıllarda şiirin zirvesine doğru ilerleyen Fazıl Hüsnü Dağlarcanın çocuk şiirleri serüveni 1935-1939 yılları arasında kaleme aldığı “Çocuk Ve Allah” kitabıyla başlar. Bu kitapta çocuğa seslenen, onları yönlendirmeyi amaçlayan şiirlerin yanı sıra çocukların ruh dünyasından yola çıkan gizemli, dinî söylemler de ağır basar: “Hepiniz el ele bir halka yapsanız,/Rüyadan ve şarkıdan bir halka./Ve almasanız kimseyi,/Ortanıza benden başka./...”(DÜNYANIN BÜTÜN ÇOCUKLARINA KARŞI YAZILMIŞTIR)[xxviii] “Şükrolsun Allaha ki otlar çıkar topraklarda,/Doğar yıldızlar, gece inmeden./Gemiler kalbe verir enginleri,/bir uyku içindedir karanlıklarda beden./...” (ŞÜKROLSUN)[xxix] Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın 70’li, 80’li yıllarda yazdığı çocuk şiirlerinde, gizemli ve dinî hava yiter; diyalektik bir örgü içinde toplumcu iletiler yer alır: “Sen korkutursun/Küçücük kuşları/Bahçelerde sabahtan akşama dek///Ama gelince kocaman gökler geceleyin/Üstüne doğru/Senin korktuğunu duyarım.”(KORKULUĞUN KORKUSU)[xxx] Bir dizi olarak yazdığı şiirlerinde dünya ülkelerinin çocuklarını ve acılarını ulusal duyarlıkları içinde yansıtır.
    Aynı dönemde yer alan ozanlardan Necati Cumalı, Cahit Külebi, Ceyhun Atuf Kansu, Behçet Necatigil, doğrudan çocuklara seslenmeseler de çocuk duyarlığından ve çocukluğua duyulan özlemden yola çıkan, şiirler yazarlar: “Çocuklara bakıyorum/Uçan balonlara bayram yerlerine/Çocuklar umut, çocuklar yaşam/Çocuklarla bir olup gülüyorum”(OYUN.Cumalı)[xxxi] “Eğer kuvvetim yetse benim/Rıhtıma koşarım yalnayak,/Halatlarını bütün gemilerin/Bıçağımla keserim/Gemiler açılır sallanarak,/Ben de artlarından bakarak/Gülerim,/Bütün kuvvetimle bağırarak,/Azat olun gemilerim, azat olun gemilerim!”(ÖZGÜRLÜK/C.Külebi)[xxxii] “Birleşiniz bütün dünya çocukları,/Kalp kırılmadıkça sürüp gider oyun/Yorulunca bir dost sesiyle uyuyun./Sabah, kalbinize örtsün şafakları.”(DÜNYA ÇOCUKLARI/C.A. Kansu)[xxxiii] “....../Bizim çocukluğumuz/Karanlık,paslı.../sen güneşlerde yaşa/Altın saçlı!/......” (MAVİ IŞIK/B.Necatigil)
    Bedri Rahmi Eyüboğlu, özellikle oğlu Mehmet’e yazdığı didaktik şiirlerde çocukların içtenlikli dillerini yakalar: “...../Büyük şehirlere bağlanma Mehmedim/Öyle bir şehre yerleş ki/Küçük fakat bizim olsun/Sokaklarında tanımadığın yüz/Ensesine şamar atamayacağın kimse dolaşmasın/Her ağacına elin/Her karış toprağına terin değsin/.....” (OĞLUM MEHMEDE BÜYÜK ŞEHİRLERİ TAKDİM EDERİM)[xxxiv]
    1960 kuşağı ozanları içinde Ataol Behramoğlu, kızına yazdığı şiirlerde çocuğun yaşantımızdaki yerini, ona duyduğu derin sevgiyi ve toplumcu düşüncenin tohumlarını şiirleştirir: “Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım/Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil kızım/Zulmün önünde dimdik tut onurunu/Sevginin önünde eğil kızım”(SEVGİNİN ÖNÜNDE)[xxxv] Aynı dönemin ozanlarından Refik Durbaş da çocukların duygu dünyalarını temel alan çocuk şiirleri yazar: “Kırmızı şapkalı tavşan/gökyüzünün boğasını/ne zaman/ kızdırsa/şimşek çakıyor///Bilmiyor ki tavşan kardeş/şimşeğin korkusundan/çocukların rüyasına/karanlık yağıyor.” (KORKU)[xxxvi]
    1979 Dünya Çocuk Yılı ile birlikte çocuk şiirleri kitaplarında patlama olur. Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi usta ozanların yanı sıra genç ozanlar da çocuk şiirleri ve kitapları çıkarırlar: Abdülkadir Budak, Abdülkadir Bulut, İsmail Uyaroğlu, Medeni Ferho, Derya Altıntren, Hasan Hüseyin Yalvaç, Yalvaç Ural... Bu şiirlerde dikkat çeken en önemli nokta, çocuklara toplumsal çelişkileri, toplumca yaşanan sıkıntıları çocuksu duyarlıklar içinde vermeleridtir. Bu şairlerin tümünde egemen olan bakış açısı toplumcudur:
    “Belimde kuşak/Ayağımda kabara/Nasıl özgür olurum/Başkası için döndükten sonra” (TOPAÇ/Abdülkadir Bulut)[xxxvii] “Karınca kardeş/Deniyor ki senin için/Çalışkandır, yorulmaz, yılmaz/Ve muhtaç eder ağustosböceğini/Babam da çalışkan benim/Yorulmaz ve yılmaz/Ama anlamıyorum bir türlü/Muhtaç olan yine kendisi”(BİR İŞÇİ ÇOCUĞUNUN KARINCAYA SORDUĞU/İsmail Uyaroğlu)[xxxviii] “Bahar geldi/Ağıt yaktı/Yağmur yağdı/Bizim köyün çocukları sınıfta kaldı.///Bahar gitti/Ağıt bitti/Yağmur dindi/Yeniden açıldı/Bizim köyün okulu.”(BİZİM KÖYÜN ÇOCUKLARI /Medeni Ferho)[xxxix] “Sen sarı, ben beyaz, o kara,/Söyleyin fark eder mi?/Sen zengin, ben tok, o fakir,/Söyleyin farketmez mi?///Renkler karın doyurmuyor ama,/Parasına göre değer veriyorlar adama.”(ÇOCUK ÇEŞİTLERİ/Hasan Hüseyin Yalvaç)[xl]
    “Bizim sokağın/Köşesinde hemen/Kurmuştu tezgâhını/Yenilerdi ayakkabıları/Gelgelelim/Kendi ayakkabılarından/Görünüyordu parmakları...”(MEHMET AMCA/Derya Altıntren)[xli]
    Yalvaç Ural’ın çocuk şiirleri, bu dönemlerde yazılan çocuk şiirlerinden farklıdır. Çünkü Yalvaç Ural, çocuklara şiirsel duyarlığın yanı sıra pedagoji ve çocuk psikolojisi açısından da özenli yaklaşır. Yalvaç Ural’ın diğer ozanlardan bir önemli farkı da yalnızca çocuklar için yazmasıdır: ”Her gün okula giderken/Annem/Benim saçımı/At kuyruğu örüyor///Eğer bir gün/Bir atım olursa/Ben de onun kuyruğunu/Kız saçı öreceğim”(AT KUYRUĞU SAÇ)[xlii]
    1979 Çocuk Yılıyla başlayan toplumcu çocuk şiirleri akımı daha sonra da devam etti. Günümüzde de pek çok ozan çocuk şiirleri kitabı yayımlamakta. Hatta çocuk şiirleri yarışmaları düzenlenmekte. İşte son yıllarda çocuk şiirleriyle öne çıkan ozanların yapıtlarından birkaç örnek:
    “Ninni söyleme anneciğim/Sesini dinlemek için/Uyumuyorum//Masal anlatma anneciğim/Kaf Dağı’nı düşününce/Yoruluyorum.//Elimi tut ben yatınca/Sıcaklığını duyunca/Büyüyorum”(ANNECİĞİM/Sennur Sezer)[xliii]“Test dedim mest dedim/Kitabı defteri yedim/Baba, anne, abla, abi/Çözdüm işte hepsini/Merak etmeyin, ben iyiyim,/Ama sıkıntıdan uyudu kedim”(TEST DEDİM,MEST DEDİM/Hüseyin YURTTAŞ)[xliv] “Gece olmasa,/Güneş, ne yapar?/Nasıl gösterir, aklığını?/Güneş olmasa, Gece ne yapar?/Nasıl aklar,/Karanlığını!...”(OLMASA/Türkân Gedik Bengi)[xlv] “Üzüm/üzüme/baka baka/kararırsa//Pamuk/buğdaya mı bakar/ağarır//Ya ilk kararan üzüm/kimin yüzüne bakar da/kararır”(ÜZÜM/Osman Yılmaz)[xlvi] “Biz/Kent çocukları/Bize güneş/Bize oyun yeri/Bize çiçek gönderin/Köyde yaşayan kardeşlerimiz.”(İLETİŞİM/Necdet Tezcan)[xlvii]
    Bin dokuz yüz altmış sonrası edebiyatımızda yukarıda özetlediğimiz çocuk şiirleri dışında başka bir çizgiyi de “islâmcı” diye nitelenen ozanlar oluşturur. Bu ozanların yapıtlarında dinî ideolojiyi ve dinin dogmalarını çocuğa benimsetmek isteyen şiirler öne çıkar. Bu konuda en çok ürün verenler arasında Cahit Zarifoğlu, Mustafa Ruhi Şirin, Ahmet Efe sayılabilir. Bu ozanlara ait çocuk şiirlerinde çocuğa islamî bilinç ve ideoloji aktarımı hedeflenmektedir. İlk bakışta “çocuğa görelik” ilkesi ön planda gibi görünse de arka planda islâmî imgeler, yazgıcılık ve öte dünyayla ilgili vurgular bu ozanların bakış açısını belirleyen öğelerdir. İşin üzücü yanı, bir çok değerli ozanımız ders kitaplarına giremezken ya da girebilenler çıkarılırken, bu ozanların islâmî imgelerle örülü şiirlerinin kolayca Türkçe ders kitaplarına girebilmeleridir:
    “Ay yıldızlı ülkemde/Sevgi tomurcuk verdi/Bir kuşun kanadında/Çiçek gibi yeşerdi.//...//Sevgi çiçeklendirir/Yeryüzünün bayrağı/Gülsün evrenin yüzü/Doğsun barışın çağı”(SEVGİ ÇİÇEĞİ/Mustafa Ruhi Şirin)[xlviii] “Gözleri yıldızlara,/Dilleri bala benzer./Erenler anlattı ki/Çocuklar güle benzer.//...//Can gelirdi cihana,/Anlaşılsaydı mana./Büyükler bahçıvana,/Çocuklar güle benzer.”(ÇOCUKLAR GÜLE BENZER/Ahmet Efe)[xlix] “Çocukların gözlerinde umutlar,/Ak bir çağın özlemine eklenir/Ve Eyüb sabrıyla sabah beklenir;/Gece sınırından taşar hudutlar...// Çocukların gözlerinde bembeyaz,/Bir dünyanın ışıkları uzanır./Kuyulardan Yusuf gibi uyanır/Ve çocuklar sabahlara doyamaz...//Çocuk, sabah gecelerin üstüne/Bir beyaz örtüyü alarak gelir./Bir hitabı dinleyerek yücelir/Ve kavuşur ölmeyecek bütüne...”(ÇOCUK VE SABAH/Rıfkı Kaymaz)[l]
    Bu olumsuz anlayışlara karşı çocuklarımıza aklın ve bilimin kılavuzluğunda kuşkuyu, soru sormayı, eleştirel düşünmeyi öğütleyen bir ozanımızın şiiriyle yanıt verelim isterseniz: “Büyü çocuğum büyü/Çek gerçeğin üstünden/O yalancı örtüyü/ Büyü çocuğum büyü/Çözülsün o kara büyü/Kur güzelliğe köprüyü/Yaşa gönlünce/O güzel öyküyü"(BÜYÜ ÇOCUĞUM BÜYÜ/Erhan TIĞLI)[li]
    Bu çalışmada görüldüğü gibi çocuk şiirleri, farklı boyutlarda ve bakış açılarında da olsa, her zaman ozanların ilgi alanlarında olmuştur. Kimi çocuk şiirleri, özlem şarkıları söylenirken ağaçlara takılakalmış bir uçurtmadır. Kimi çocuk şiirleri, karanlık dolu gecelerin korkularına açılmış sonu ışıklı tünellerdir. Kimi çocuk şiirleri, çocuğu bir bulutta düşte gezdirir, kimisi kuşun kanadında sevgiyi çiçeklendirir. Kimi çocuk şiirleri gerçeğin dalında hilesiz ve ayrımsız umutları yeşertir. Kimi çocuk şiirleri ise çiçeğe kesmiş bir ağacın dallarına korkunun ve kâbusun mayınlarını döşer. Ama genelde hep soran, soruşturan, arayan, araştıran ve doğruları bir kuşun ötümünce dile getirebilen çocuklara duyulan özlem vardır. Şiirin aynasında çocuğa yönelik umutlar ve özlemler parlatılır. Yalanın ve gerçeğin, eğrinin ve doğrunun, kötülüğün ve erdemin, düşkünlüğün ve onurun uzlaşmaz çelişkileri içinde yaşamın yalıtılmış çizgileri sunulur.





    [i] Çocuklarımıza Şiirler, Şükrü Elçin, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1980,s23


    [ii] Ş. Elçin, agy, s.66


    [iii] Kahveci Güzeli, Abdülkadir Bulut, Can Yayınları İstanbul, 1983, s.44


    [iv] Şiirlerde Çocuk, Orhan Ural, T.İş Bankası Yayınları, Ankara, 1979,s.86


    [v], Orhan Ural, agy, s.281


    [vi] 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı,Pertev Naili Boratav, Gerçek Yayınevi,İstanbul,1978,s.146


    [vii] Gökyüzü Mavi Kaldı,Yaşar Kemal,Cem Yayınevi, İstanbul,1978,s.317


    [viii] Ansiklopedik Edebiyat Sözlüğü, Seyit Kemal Karaalioğlu, İnkılâp-Aka Kitabevi, İstanbul, 1979,s.666


    [ix] Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, Behçet Necatigil, Varlık Yayınları, İstanbul,1989,s.312


    [x] Ş. Elçin, agy, s.85


    [xi] Tevfik Fikret, Memet Fuat Bengü, De Yayınları, İstanbul,1979,s.198


    [xii] Altın Işık, Ziya Gökalp, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1976,S.157


    [xiii] Şakî İbrahim Destanı ve Bir Kitapta Toplanan Şiirleri, Ziya Gökalp, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1976


    [xiv] Çocuklar İçin Şiirler, Nurhan Kavuzlu, Yeni Binyıl Yayınları,İstanbul,s.21


    [xv] Orhan Ural, agy, s.49


    [xvi] 835 Satır, Nazım Hikmet, Adam Yayınları, İstanbul, 1990,s.191


    [xvii] Yeni Şiirler, Nazım Hikmet, Adam Yayınları, İstanbul, 1990,s.81


    [xviii] Son Şiirleri, Nazım Hikmet, Adam Yayınları, İstanbul, 1991,s.132


    [xix]Yeni Şiirler, Nazım Hikmet, Adam Yayınları, İstanbul, 1990,s.106


    [xx] Çocuk Şiirleri Antolojisi, Metin Celal, Bulut Yayınları, İstanbul, 1998,s.34


    [xxi] Uzak Değil, Rıfat Ilgaz, May Yayınları, İstanbul, 1971,s.45


    [xxii] Kulağımız Kirişte,Rıfat Ilgaz, Çınar Yayınları,İstanbul,1983,s.59


    [xxiii] Orhan Ural,agy,s.96


    [xxiv] O. Ural, agy,s.102


    [xxv],Bütün Şiirleri, Orhan Veli, Can Yayınları, İstanbul, 1982, s.49


    [xxvi] O. Ural, agy,s.206


    [xxvii] İlkokul Çocukları İçin Şiirler, Memet Fuat, De Yayınları, İstanbul, 1968,s.119


    [xxviii] Çocuk ve Allah, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Kitap Yayınları, İstanbul, 1966, s.102


    [xxix] F.H.Dağlarca,agy, s.299


    [xxx] M.Fuat,agy, s.98


    [xxxi] O.URAL, agy, s.310


    [xxxii] Bütün Şiirleri, Cahit Külebi, Adam Yayınları, İstanbul, 1997, s.38


    [xxxiii] O.URAL,agy,s.283


    [xxxiv] Dol Karabakır Dol, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 1974, s.44


    [xxxv] Dörtlükler, Ataol Behramoğlu, Varlık Yayınları, İstanbul, 1983, s.39


    [xxxvi] Yüz Paralık Bulut, Ankara Belediyesi Yayınları, Ankara, 1979, s.40


    [xxxvii] Abdülkadir Bulut, agy, s.78


    [xxxviii] Gül Sağanağı, İsmail Uyaroğlu, Gözlem Yayınları, İstanbul, 1976, s.10


    [xxxix] Toprağın Türküsü, Medeni Ferho, Abece Yayınları, İstanbul, 1979, s.25


    [xl] Umudun Şafağı, Seyfettin Ayakyay - Hasan Hüseyin Yalvaç, İstanbul, 1979, s.29


    [xli] Barış’ın Şiir Defteri, Derya Altıntren, Ren Yayınları, İstanbul, 1985, s.24


    [xlii] Yüz Paralık Bulut, Ankara Belediyesi Yayınları, Ankara, 1979, s36


    [xliii] Çocuk Şiirleri Antolojisi, Metin Celal, Bulut Yayınları, İstanbul, 1998, s.109


    [xliv] Sevgiyle Dönsün Dünya, Hüseyin Yurttaş, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1998, s.98


    [xlv] Çocuklar Mızıkçı Değildir, Türkân Gedik Bengi, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001, s.58


    [xlvi] Çocuklara Düş Bahçesi, Osman YILMAZ, İbem Yayınları, 1993, s.19


    [xlvii] Çağla Tadı, Necdet Tezcan, Türk



  3. 24.Ekim.2014, 17:52
    2
    EHLİMAN
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ekim.2014
    Üye No: 104895
    Mesaj Sayısı: 2,070
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21

    Cevap: Edebiyatımızda Dünden Bugüne Çocuk Şiirleri




    Çocukların şiirleri yetişkinlere göre daha eğlenceli anlaşılır ve öz olması gerekmektedir.Çocuk şiirleri de zaman içinde tarihsel dönüşümlere uğramıştır.Bunda zamanın değişen şartları da etken olmuştur.


  4. 24.Ekim.2014, 17:52
    2
    Kıdemli Üye



    Çocukların şiirleri yetişkinlere göre daha eğlenceli anlaşılır ve öz olması gerekmektedir.Çocuk şiirleri de zaman içinde tarihsel dönüşümlere uğramıştır.Bunda zamanın değişen şartları da etken olmuştur.

  5. 15.Aralık.2014, 00:42
    3
    Misafir

    Cevap: Edebiyatımızda Dünden Bugüne Çocuk Şiirleri

    Yazi icin tesekkürler. Bu konudaki bir calisma icin yararlandim. Elinize saglik.


  6. 15.Aralık.2014, 00:42
    3
    Ismail Ünsal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ismail Ünsal
    Misafir
    Yazi icin tesekkürler. Bu konudaki bir calisma icin yararlandim. Elinize saglik.




+ Yorum Gönder