Kadere rıza ile kazaya rıza aynı anlama mı gelmektedir? 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
  1. 1
    İnşirah Devamlı Üye
    İnşirah
    Devamlı Üye
    İnşirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 12.Mart.2007
    Üye No: 86
    Mesaj Sayısı: 2,212
    Tecrübe Puanı: 29

    Kadere rıza ile kazaya rıza aynı anlama mı gelmektedir?


    Kadere rıza göstermekteki hizmetler de yine Ahlâk-ı Muhammedî’dendir. Eğer bir mü’min gönlü ferasetle dolup, takva ve vera ile eiğtilmişse, o gönül, kadere isyan şöyle dursun, her gelen kaderde bir özel hikmeti sezmenin zevkine varır.
    Bu, Ahlâk-i Muhammedî’ye yaklaşamazsa, imanı tehlikede, her an sönmeye mahkûm, rüzgâra karşı tutulmuş bir mum gibidir.
    Halbuki, Ahlâk-ı Muhammmedî onun üzerine bir fanus gibi geçer ve imanının sönmesi, geriye gitmesi mümkün olmaz. İçinizdeki o iman cevheri o kadar hassas bir şeydir ki, ufak tefek hatalarınızda bile onun sararıp solduğunu, âdetâ bir dengesizleşme ve sarsıntı geçirdiğini görürsünüz. Ondan korkmayınız. Bilâkis feraset, vera ve takva ile takviye ederek o rüzgârları onun üzerinden alınız.
    Bu tarzdaki ahlâkın yavaş yavaş karakterinize girmesi sonucunda vicdan dediğimiz bir İlâhî ayna teşekkül eder. Vicdanı İslâmın özünden kapıp da yanlış yere kullananlar bizi ilgilendirmez. Biz doğrudan doğruya mânâ ilimlerinin tarif ettiği tarzda konuya yaklaşmak istiyoruz.

    Vicdan demek, hadisatı Allah’ın istediği gibi aynı pencereden seyredebilmek demektir. Eğer bir insanda vicdan teşekkül ederse her hadiseyi Allah penceresinden görür. Kime yardım edileceği, kime el uzatılacağı, kendisinden uzaktaki bir insanın ızdırabını dahi sezebilme sanatı vicdan dediğimiz, yalnız Fahr-i Kâinat Efendimize münhasır olan bir üstün meziyettir ki, Fahr-i Kâinat Efendimiz çeşitli niyazlarıyla, Allah’a yalvara yalvara bu meziyetin bütün mü’minlere verilmesi için bizlere
    açık bir kapı bırakmıştır.

    Vicdan bir mânâ çocuğudur, yani bebeklik halindedir. Yavaş yavaş gelişir, yavaş yavaş büyür. Onun için hemen hüküm sahibi olup da bu vicdanlı, bu vicdansız dememek gerekir. Eğer bir insan takva, vera ve ferasetle gönlünü Ahlâk-ı Muhammedî’de yoğuruyorsa, zaman içerisinde mânâ çocuğu gelmek üzeredir.
    O mânâ çocuğu vicdandır, bebek halinde gelir, yavaş yavaş gönül penceresinden İlâhi muradı seyredebilir. Allah’ın neye razı olacağını, neye karşı celâlinin teşekkül edeceğini ap açık görür. O mânâ çocuğu iyice büyüyüp de artık tamamen vücut iklimine hâkim olduğu zaman, bir mü’minin faziletine Ahlâk-ı Muhammedî’den bir rüzgârın gelmesine muhatap olmuş oluyoruz ki, bundan daha güzel birşey yoktur…

    Fahr-i Kâinat Efenimiz doğduğu andan, âlem-i Cemale teşrif edene kadar fazilet, vicdan verasından bir saniye ayrı kalmamıştır.
    Nitekim Hz Fâtıma Annemiz bu güzelliği tercüme ederken “Ya Rabbi, bir göz açıp kapayana kadar dahi beni bana bırakma” demiştir. İşte bu, vicdanın oturduğu zaman, hangi pencereden ne mükemmelliği getireceğini gösteren bir tanımdır.

    İlgili Yazılar

+ Yorum Gönder