İman-ahlak Ilişkisi Ve Peygamber Ahlakı 5 üzerinden 4.60 | Toplam : 5 kişi
  1. 1
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 0
    Tecrübe Puanı: 0
    Yer: çalışma odam:)

    İman-ahlak Ilişkisi Ve Peygamber Ahlakı


    İMAN-AHLAK İLİŞKİSİ VE PEYGAMBER AHLAKI

    Günümüzde Müslümanların en büyük sorunlarının/handikaplarının başında "ahlak" problemi gelmektedir. Maalesef bu hastalık toplumumuzun bütün kesimlerine sirayet etmiş durumdadır. Ticari ilişkilerden tutun da sosyal hayatın değişik bölümlerine varıncaya kadar insanlar birbirlerini ahlaki bulmadıkları söz, tavır ve davranışlar yönüyle kıyasıya eleştiriye tabi tutmaktadırlar. Bu makalede İslam'ın ahlak çağrısı ve iman-ahlak ilişkisi üzerinde duracağız. Çünkü, İslam'ın en büyük amacı, ahlaklı bir toplum yetiştirmektir. İslam'a göre ahlak kelimesi, karakterin sağlamlaştırılmasını, büyüklere karşı saygı, küçüklere karşı şefkat ve merhametin yerleştirilmesini amaçlayan bir anlam bütünlüğüne sahiptir. Bunun içerisine yaşadığımız doğal çevreyi koruma ve kirletmeme faktörü girdiği gibi bütün canlı varlıklara karşı merhametli olma duygusu da girer. Bizim düşüncemizde: "Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş, bir insanı dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibi olur" (Maide, 35) inancı yer alır. Nisa Suresi'nin 93. Ayetinde haksız yere bir cana kıymanın cezası, ebedi olarak cehennemde kalış olarak anlatılır. Bütün bu ayetler insana verilen değerin ne büyük anlamlar ifade ettiğini anlatır bize. İslam'da ahlak, dünyevi müeyyidelerle yüklü olan rasyonel hukuk öğretisinden önce gelir. Ayrıca bir başka açıdan ahlak, Müslüman'ın zihniyet dünyasında akıl ve din tarafından övülen davranışları yapmak; akıl ve din tarafından yerilen davranışları yapmamak gibi alışkanlıkları kazanmak demektir. Bunu inanan insanda sağlayacak olan iman bilincidir.



    Ahlaklı insan dediğimizde Allah'a, peygambere, anne ve babaya, çevreye, içinde yaşadığı toplumuna ve milletinin değerlerine karşı bir birey olarak sorumluluklarını yerine getiren insan akla gelir. Elbette insanın doğasında hayra eğilimli olan duygular olduğu gibi, kötülüğe eğilimli olan duygular da vardır. İşte İslam ahlakının amacı, insanın tabiatında/yaratılışında bulunan hayra/iyiliklere yönelik eğilimleri güçlendirerek itiyat haline getirmek; kötü eğilimleri ise, terbiye sürecinden geçirerek zararsız hale getirmektir.



    İman, Allah tarafından gönderilen ilahi mesajı gönlüyle tasdik etmek anlamına gelir. Dolayısıyla iman bir gönül işidir, vicdan işidir. Ameli olmayan kimse, dinden çıkmış sayılmaz. Ama ameli hayat, imanın korunması için bir destektir. Diğer taraftan gönüllere hükmeden ve onda olanı bilen ancak Allah'tır. Bizim açımızdan, diliyle Müslüman olduğunu itiraf eden kimsenin imanındaki samimiyetinin ölçüsünü, cismani bir aletle ölçmek mümkün değildir. İnsanın imanını ölçmede tek bir yöntem kalıyor. O da görülür bir düzeyde yansıyan güzel ahlak adı verilen davranışlardır. Sahabe imanı tanımlarken, hiçbir zaman tekfirci kuramın öncüsü "hariciliğin" mantığıyla imanı tanımlamamışlardır.



    Söz ve davranış birliğine dayalı güzel ahlak, imanın en açık göstergesidir. Kur'an müminden fonksiyonel bir imana sahip olmasını ister; işlevi olmayan, ateşi alınmış, ruhsuz ve atıl, iyiye ve güzele sevk etmeyen imanı değil. İmanın insanlara yararlı bir meyvesi gerekir. Bu yararlı meyveler insanın özünde, sözünde ve davranışlarında ön plana çıkmalıdır. Elbette kavak da bir ağaçtır, elma da bir ağaçtır. Ama elma ağacını kavaktan ayıran vasıf, bir de bu ağacın insanlara besin açısından faydalanmada bir meyvesinin olmasıdır. Dolayısıyla ideal Müslüman meyveli bir ağaç gibi olmalıdır. İman kökse, yalan söylememek, gıybet etmemek, içki içmemek, hırsızlık yapmamak, kul haklarına tecavüz etmemek, hak-hukuk tanımak gibi güzel davranışlar; namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve her türlü yardımlaşmaya katkıda bulunmak da bu iman ağacının meyveleri konumundadır.



    Kur'an, bir ahlaki ilkeler mecmuasıdır. Peygamberler de bu ahlaki ilkeleri yaşamada model oluşturmuş kamil ve salih insanların zirvesidir. İnsanlar bu iki rehberiyetten yararlanmasını bilmelidirler. Teorik ahlakın bilgisini Kur'an'dan; pratik ahlakın örnekliğini de peygamberden alarak yaşarsa, İslam'ın öngördüğü Müslüman prototipine ulaşabiliriz.



    Kur'an ilkeler bazında bize birçok güzel ahlak örneklikleri sunar. Mesela, bunlardan birisi, doğruluktur. Yani, sıddikiyet.. Kur'an sadık/doğru insanın tanımını da yapar. Bunu, doğru insanda bulunması gereken nitelikleri ve güzellikleri sayarak yapar. Kur'an'ın öngördüğü doğru insan, yaptığı bütün işlerde Allah'la beraber olan insan; Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere inanan, bunu sadece teorik iman seviyesinde bırakmadan fonksiyonel bir imanın göstergelerini sunmak adına, imkan ölçüsünde akrabalarına, toplumun zayıf bırakılmış kesimi olan yetimlere, düşkünlere, yolculara, insan hak ve hürriyetleri elinden alınmış mülteci konumuna düşmüş insanlara maddi ve manevi imkanlar sağlayan; namaz kılan, zekat veren, sözleştiği zaman sözünde duran, zorda, darda ve savaş, deprem gibi şartların önüne çıkardığı zamanlarda sabreden, isyan etmeyen şeklinde tanımlar. (Bakara, 177). İşte doğru insan dediğimiz zaman iman-ahlak bütünlüğünü sağlamış, bunu gündelik hayatında her türlü tezahürleriyle kanıtlayan olgun, mükemmel insan akla gelir.



    Kur'an müminlerden kendilerine söz veya eşya türünden bir şey olsun 'emanet' edildiği zaman o emanete ihanet etmemelerini ister. Diğer taraftan emanet o kadar geniş bir anlam alanına sahiptir ki, müminin sorumluluk alanına giren her şey bir emanettir. Allah'a karşı dini sorumluluklarımız bir emanettir, helalinden kazanmak bir emanettir, çocuklarımız bir emanettir, içinde yaşadığımız coğrafya bir emanettir, bedenimiz bir emanettir, ilmimiz, irfanımız bir emanettir. Emanetleri, layık oldukları şekilde tasarruf yetkisine sahibiz. İmanlı kişi, insanların güvenini kaybedecek her türlü tutum ve davranışlardan uzak durmalıdır. Hz. Peygamberin hadislerinde "emanetlere ihanet etmemek" imanın alameti, müminlik şiarı olarak anılmıştır.



    Yine Kur'an, hayatın her alanında "adalet"ten ayrılmamayı öğütler. Adalet, her türlü haksızlığın zıddı olup, her hak sahibine hakkını vermek, demektir. Çünkü, pragmatist bir faydacılık düşüncesi karşısında doğruluktan ve haktan sapmak, bireysel ve toplumsal düzeni bozar. Kur'an'ın adlandırmasıyla, adaletsizlik toplumsal hayatı bozan bir fesad girişimidir. Bu sebeple Koçi Bey meşhur Risalesi'nde; "toplumlar küfürle ayakta durur ama, zulümle/haksızlıkla ayakta durmaz" tespitinde bulunmuştur. Kur'an adalet kavramı üzerinde o kadar hassasiyet göstermiştir ki, insanlara tavsiyesinde, "kafirlere karşı olan öcünüz, kininiz bile sizi adaletten alıkoymasın" buyurmuştur. (Maide, 5/8). Ayrıca Kur'an, şahitlik ve anlaşmazlıkların çözümünde adaleti gözetmemizi ister. Taraflardan birinin fakir veya zengin olması, akraba veya arkadaş olması hakimin hükmünü etkileyici bir etken olmamalıdır. (Nisa, 153) Peygamber Efendimiz, adaletli bir yöneticinin kıyamet gününde Allah'ın özel konuğu olarak muamele göreceğini belirtir. Ayrıca, çocuklarımız arasında kız ve erkek ayrımı yapmadan sevgi de bile olsa adaletten ayrılmamamız gerektiğini emretmektedir.



    Maalesef günümüzde savrulan/buharlaşan değerlerimizden bir diğeri de "ahde vefa" ahlakıdır. Evvela insanın yaratıcısı olan Allah'a karşı sorumlu olması gerekir. Çünkü, Allah'a karşı vefalı olmayan kimse, ne işine, ne eşine, ne arkadaşına, ne dostuna, ne akrabasına, ne çevresine ve ne de milletine/ toplumuna karşı vefalı olur! Acaba ahde vefa imtihanında başarılı mıyız? Ahde vefa, imanın bir göstergesi, alamet-i farikasıdır.



    Sonuç olarak, insanın sadece Allah'ın varlığına, birliğine iman etmesi yeterli değildir. Allah'ın yaratıcılığına iman etmekle birlikte, samimi bir Müslüman olduğumuzun kanıtı olarak, söz ve davranış planında bu imanımızın bir yansıması olarak davranışlarımızda güzel ahlakı temsil etmemiz gerekiyor. İmanımız, akla ve İslam dinine uygun düşmeyen kötülükler karşısında bile bir vatandaş olarak sorumluluk alanlarımızda tepkide bulunmayı emreder. Mesela, çevre bilinci açısından yolda Müslümanlara bir zarar verecek engel veya hoşa gitmeyen bir şey görüldüğü zaman onun kaldırılmasını veya kaldıranlara yardımcı olunmasını imanın bir gereği olarak görür. Öyleyse, hayatımızın her alanında fonksiyonel imanı hakim kılmanın iyi niyet ve uygulamasını davranış planında gösterelim. Allah'ın yaratıklarına karşı merhametli olalım. Bizden sonraki nesillere güzel ahlaktan daha iyi bir hediye bırakamayacağımızın farkında olarak bu işin sancısını duymalıyız.



    NECİP YOLCU

    İlgili Yazılar

  2. 2
    imam Özel Üye
    imam
    Özel Üye

    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 6,098
    Tecrübe Puanı: 65
    Yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Iman-ahlak Ilişkisi Ve Peygamber Ahlakı


    KONU: 'İMAN AHLAK İLİŞKİSİ' KISACA AÇOKLAMA


    Konu ilgili arapça ayet ve açıklaması

    وَمَنْ يَأْتِهِ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ الصَّالِحَاتِ فَأُولَئِكَ لَهُمُ الدَّرَجَاتُ الْعُلَى

    (Taha, 20/75)



    KISACA İMAN AHLAK İLİŞKİSİ


    Dünya ve ahiret saadetine ulaşmanın temel şartı, hakiki imana sahip olmaktır. Böyle bir imana sahip olmak ise, kişinin Allah’a, Resulüne ve diğer iman esaslarına iman ettiğini kalbiyle tasdik etmesi, bu inancını diliyle söylemesi ve amellerle bu imanın etkisini yansıtmasıyla gerçekleşir. İmanın gereği olarak Allah’ın razı olacağı amellerde bulunmak, kişinin güzel ahlaka sahip olmasını sağlar.



    Güzel ahlak sahibi olmak ise, iman bakımından mükemmel olan Müminlerin özelliğidir.1 Kur’an-ı Kerim'de imanla birlikte salih amel zikredilerek iman edenlerin bu imana yaraşır güzel ve yararlı davranışlarda bulunmaları öğütlenmiş2 ve bu kimselerin üstün dereceler elde edecekleri belirtilmiştir.3



    İman ile salih amel arasında kuvvetli bir bağ vardır. İslâm’ı bir ağaç olarak kabul edersek, bu ağacın kökleri iman, gövdesi salih ameller, meyveleri ise güzel ahlaktır. Nasıl ki, kökü ve gövdesi olmayan bir ağacın meyve vermesi imkânsızsa; iman ve salih ameller olmadan güzel ahlaka sahip olmak da imkânsızdır. Bunların biri olmadan diğeriyle yetinmek yanlıştır. Kur’an-ı Kerim’de "Allah'ın hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gösteriyor."4 buyurulmuştur.



    Rasulullah (s.a.v.) de hadis-i şeriflerinde Mü’minlere, imanın gereği olarak salih amel işlemelerini ve güzel ahlaka sahip olmalarını öğütlemiştir. Mü’minin kusur bulucu, lanet edici, terbiyesiz, kaba ve hayâsız olamayacağını,5 çevresine güven veren ve sözünde duran,6 misafirine ve komşusuna ikram eden,7 kendisi için sevip istediğini kardeşi için de sevip isteyen8 eşine ve çocuklarına karşı güzel davranan9 kimse olduğunu hatırlatmıştır. Bundan dolayı kişi diliyle iman etmekle birlikte salih ameller işleyerek güzel ahlak sahibi olmalıdır.



    İmanın kalplere hapsedildiği bir çağda bundan zarar gören yalnızca mü'minler olmaz. Aksine bütün toplum bundan zarar görür. İmanın hâkim olduğu toplumda ahlak, yardımlaşma, sevgi, doğruluk ve dürüstlük gibi değerler korunur, böylece toplumda huzur, mutluluk ve güven gerçekleşir. İmanın hâkim olmadığı toplumlarda ise ahlaksızlık, kin, nefret ve anarşi yaygınlaşır ve toplumsal hayat yaşanmaz hale gelir. Cinayetlerin, tecavüzlerin, hırsızlıkların, anarşinin ve geçimsizliklerin temel sebebi, imanın gereğinin yerine getirilmemesidir.

    iman ahlak


    Dünya ve ahirette mutlu olmak istiyorsak, imanın yanında bu imana yaraşır güzel ve yararlı davranışlar ortaya koyalım. Allah Teala'nın ve Rasulullah (s.a.v) Efendimiz'in sevgisini kazanmak ve kıyamet günü Peygamber (s.a.v)’e yakın olmak istiyorsak, en güzel ahlak olan Kur’an ahlakına sahip olalım.10 Allah, hepimizi güzel ahlaklı mü'min kullarından eylesin.




    HAZIRLAYAN: Halil PINAR

    Kaynaklar:
    1 Ebu Davud, Sünnet 15.
    2 Furkan, 25/70.
    3 Taha, 20/75.
    4 İbrahim, 24/25.
    5 Buhari, Edeb 38; Tirmizi, Birr 48.
    6 Müslim, İman 14; Buhari, İman 3.
    7 Müslim, İman 74; Tirmizi, İlim 5.
    8 Tirmizi, İlim 5.
    9 Buhari, İman 33;Ebu Davud, Edeb 15.
    10 Tirmizi, Birr 71.



+ Yorum Gönder