Konusunu Oylayın.: Bir İmamda Bulunması Arzu Edilen Nitelikler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Bir İmamda Bulunması Arzu Edilen Nitelikler
  1. 24.Ağustos.2012, 18:06
    1
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,434
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Bir İmamda Bulunması Arzu Edilen Nitelikler






    Bir İmamda Bulunması Arzu Edilen Nitelikler Mumsema Duyarlı Müslümanlar, vakit namazlarını camide cemaatle, imamın arkasında kılmak için gayret ederler. Vakit namazını cemaatle kılmak için camiye giden kişi, mümkünse ve gerekli ehliyete sahipse, imamın arkasında, değilse ilk safta, o da olmazsa ilk üç safta yer almak için gayret eder. İmamlık görevini yapan kişi ise daima bütün cemaatin önünde mihrapta yer alır. İdeal imam, bu görevin ne kadar önemli bir mazhariyet olduğunun bilincindedir. Hz. Muhammed (s.a.v.), beş vakit namaz ile Cuma ve bayram namazlarını daima ashabına kıldırmış, vefatına yakın günlerde hastalığı ağırlaştığında ise imamlık yapmak üzere yerine Hz. Ebubekir’i görevlendirmiştir. Mihraba geçen kişi, Hz. Muhammed tarafından yapılan bir görevi yerine getirmenin sorumluluğu ile sevincini bir arada hisseder.



    İmamlık görevini yürüten kişi, temiz ve düzgün bir kıyafete sahip olur. İmkânlar dâhilinde her gün boy abdesti alır. Namaz abdestini dört mezhebin azimetlerine göre muhafaza eder. Ensesi ve kulakları temizdir. Varsa, sakalı sünnete uygun ve bakımlıdır. Sünnet-i seniyyede öngörüldüğü gibi, ağız ve diş temizliğine özen gösterir. Dişler, sararmış ve kireç bağlamış durumda olmaz. Ağzı soğan, sarımsak ve benzeri şeyler kokmaz. Allah’ın kelamı, ağzından temiz bir nefesle çıkar.
    Kur’an-ı Kerim’i tecvid kurallarına ve meharic-i hurufa riayet ederek ve tertil üzere kıraat eder; teğanni yapmaz.

    Kur’an okurken, Allah’ın kelamını, Hz. Peygamber’in vahiy eseri olan okuyuşuna uygun bir şekilde kıraat etmenin bilinci içindedir. Ayrıca Kur’an tilavetiyle ortaya çıkan güzelliği, aksettirmeye çalışırken, kendisinin bu işteki ustalığını öne çıkarma niyetine asla kapılmaz.

    Mihrab, sözlükte harbedilen yer anlamına gelir. Namaz kılmak için camiye giden insanlar, Allah’a bağlılıklarını ve şeytana düşmanlıklarını ortaya koyarlar. Cami, şeytana ve şeytani görüşlere geçit vermeyen güvenli bir yerdir. Mihraba geçen imam, cami cemaatinin şeytanla mücadelesindeki lideridir. “Allahuekber” deyip namazı kıldırmaya başladığında, şeytanla ve şeytanın hoşuna gidecek şeylerle savaşma konusunda cemaate önderlik yapmış olur. İdeal imam, bu önderliğin ne kadar önemli olduğunun farkındadır.

    İmam, cemaatten önce camiye gelir ve cemaatten sonra camiden ayrılır.

    İmam, cami cemaatine dini bilgiler verme hususunda, mesai mefhumu tanımayan fedakâr bir öğretmendir.

    İmam, çevre koşullarına ve cemaatin vakit ayırma imkânına göre, her gün en az bir namazdan önce veya sonra, dini bilgiler konusunda bir ders yapar. Yine her gün, istekli olanlara, Kur’an okuma dersi verir. Bu anlamda görevini yeterince yapan bir imam, izinli veya raporlu olduğunda, müftülük tarafından yerine biri görevlendirilmezse bile, o camide namaz kıldırma veya müezzinlik yapma hizmetinde bir aksama olmaz; bu görevleri liyakatle yapacak kişiler, o cemaatin içinde vardır.

    Din görevlisi, cemaatinden olan kişilerin nikâhlarını kıyma, cenaze namazlarını kıldırma, tekfin ve telkinlerini yapma hizmetlere karşılık olarak ücret ve hediye kabul etmez.

    İmam, mali konulardaki sıkıntılarını cemaatine yansıtmaz, onlardan borç para istemez.

    Din görevlisi, namazdan sonra toplanan yardımlara bazen kendisi de katkı sağlar.

    İmam, cemaati tarafından ve toplumda kendine gösterilen saygının, yaptığı görevden kaynaklandığını bilir. Kendisi de başkalarına saygılı davranır ve nezaket kurallarına uyar.

    Din görevlisi, cami cemaatini iyi tanır. Düğünlerine katılır, hastalıklarında onları ziyaret eder, taziyelerinde bulunur. Cemaati arasında, varsa, dargın olanları barıştırmak için gerekli gayreti gösterir. Cemaatine devam edenlerin kendi aralarında dayanışma içinde olmalarını teşvik eder.

    İmam, cemaatle iyi ilişkiler kurarak, onların çocuklarını da camiye alıştırmalarını sağlar.

    Din görevlisi, yaz tatillerinde mahallesindeki çocuklara Kur’an öğretme ve dini bilgiler verme hususundaki görevini önemser. Öğretim metotları hakkında bilgi sahibi olur. Çocuklara kırıcı davranmaz.

    Din görevlisi, öğrencilerine ezan okuyup kamet getirmeyi öğretir; ancak baliğ/yetişkin olmamış çocukların, beş vakit namazın parçası olan ezan okuma ve kamet getirme görevlerini eda edemeyeceklerini bilir.

    Din görevlisi, aldığı maaşı, yaptığı hizmetin karşılığı olmaktan ziyade, gelir getirecek başka bir iş yapamamanın karşılığı olarak görür.

    Diğer memurlar gibi din görevlisi de gelir getiren ek bir iş yapamaz. Ticarethanesinden kalkıp camideki görevine gitmek ve mihraptan ayrılıp özel işinin başına koşmak doğru olmaz.

    İmam, doğal ihtiyaçları, sosyal görevleri ve imamlık vazifesi dışında ya öğrenmekle ya da öğretmekle meşgul olur. Cemaatiyle sohbet ederken maaşının yetersizliğinden bahsetmez.

    Din görevlisi, görevini bırakarak başka bir kuruma geçmek için çok hevesli olmaz. Görevini liyakatle yerine getirme başarısına sahip olan bir imam, başka bir kurumda daktilo memuru olmak için istekli olmaz.

    İmam, bütün cemaatiyle iyi ilişkiler içinde olur. Caminin ısınma, bakım ve onarımı için cemaatle işbirliği yapar. Caminin içi, dışı ve çevresi bakımlı olur.

    İmam, müezzin ile iyi bir işbirliği kurar; meydana gelebilecek ufak tefek sorunları asla cemaate yansıtmaz.

    İmam, bir namazdan önce vaaz veriyorsa, ezandan hemen önce konuşmasına son vererek ezanı cemaatle birlikte dinler.

    İmam, hutbeyi gereğinden fazla uzatmaz. Hutbede, ihtiyaç duyulan konularda bilgi verir. Hamasi konuşmalar yapmaz. Hitabetindeki güzelliği ortaya koymak ister gibi davranmaz. Vaaz ve hutbesinde, cemaatinden belli kişilerin bilinen kusurlarına atıfta bulunmaz; genel anlamda ve dini prensipler çerçevesinde konuşur. Nelerin günah olduğunu anlatır; ama kimseye hakaret etmez.

    Din görevlisinin konuşmaları ile davranışları uyumlu olur...

    Ali bozkurt



  2. 24.Ağustos.2012, 18:06
    1
    Moderatör



    Duyarlı Müslümanlar, vakit namazlarını camide cemaatle, imamın arkasında kılmak için gayret ederler. Vakit namazını cemaatle kılmak için camiye giden kişi, mümkünse ve gerekli ehliyete sahipse, imamın arkasında, değilse ilk safta, o da olmazsa ilk üç safta yer almak için gayret eder. İmamlık görevini yapan kişi ise daima bütün cemaatin önünde mihrapta yer alır. İdeal imam, bu görevin ne kadar önemli bir mazhariyet olduğunun bilincindedir. Hz. Muhammed (s.a.v.), beş vakit namaz ile Cuma ve bayram namazlarını daima ashabına kıldırmış, vefatına yakın günlerde hastalığı ağırlaştığında ise imamlık yapmak üzere yerine Hz. Ebubekir’i görevlendirmiştir. Mihraba geçen kişi, Hz. Muhammed tarafından yapılan bir görevi yerine getirmenin sorumluluğu ile sevincini bir arada hisseder.



    İmamlık görevini yürüten kişi, temiz ve düzgün bir kıyafete sahip olur. İmkânlar dâhilinde her gün boy abdesti alır. Namaz abdestini dört mezhebin azimetlerine göre muhafaza eder. Ensesi ve kulakları temizdir. Varsa, sakalı sünnete uygun ve bakımlıdır. Sünnet-i seniyyede öngörüldüğü gibi, ağız ve diş temizliğine özen gösterir. Dişler, sararmış ve kireç bağlamış durumda olmaz. Ağzı soğan, sarımsak ve benzeri şeyler kokmaz. Allah’ın kelamı, ağzından temiz bir nefesle çıkar.
    Kur’an-ı Kerim’i tecvid kurallarına ve meharic-i hurufa riayet ederek ve tertil üzere kıraat eder; teğanni yapmaz.

    Kur’an okurken, Allah’ın kelamını, Hz. Peygamber’in vahiy eseri olan okuyuşuna uygun bir şekilde kıraat etmenin bilinci içindedir. Ayrıca Kur’an tilavetiyle ortaya çıkan güzelliği, aksettirmeye çalışırken, kendisinin bu işteki ustalığını öne çıkarma niyetine asla kapılmaz.

    Mihrab, sözlükte harbedilen yer anlamına gelir. Namaz kılmak için camiye giden insanlar, Allah’a bağlılıklarını ve şeytana düşmanlıklarını ortaya koyarlar. Cami, şeytana ve şeytani görüşlere geçit vermeyen güvenli bir yerdir. Mihraba geçen imam, cami cemaatinin şeytanla mücadelesindeki lideridir. “Allahuekber” deyip namazı kıldırmaya başladığında, şeytanla ve şeytanın hoşuna gidecek şeylerle savaşma konusunda cemaate önderlik yapmış olur. İdeal imam, bu önderliğin ne kadar önemli olduğunun farkındadır.

    İmam, cemaatten önce camiye gelir ve cemaatten sonra camiden ayrılır.

    İmam, cami cemaatine dini bilgiler verme hususunda, mesai mefhumu tanımayan fedakâr bir öğretmendir.

    İmam, çevre koşullarına ve cemaatin vakit ayırma imkânına göre, her gün en az bir namazdan önce veya sonra, dini bilgiler konusunda bir ders yapar. Yine her gün, istekli olanlara, Kur’an okuma dersi verir. Bu anlamda görevini yeterince yapan bir imam, izinli veya raporlu olduğunda, müftülük tarafından yerine biri görevlendirilmezse bile, o camide namaz kıldırma veya müezzinlik yapma hizmetinde bir aksama olmaz; bu görevleri liyakatle yapacak kişiler, o cemaatin içinde vardır.

    Din görevlisi, cemaatinden olan kişilerin nikâhlarını kıyma, cenaze namazlarını kıldırma, tekfin ve telkinlerini yapma hizmetlere karşılık olarak ücret ve hediye kabul etmez.

    İmam, mali konulardaki sıkıntılarını cemaatine yansıtmaz, onlardan borç para istemez.

    Din görevlisi, namazdan sonra toplanan yardımlara bazen kendisi de katkı sağlar.

    İmam, cemaati tarafından ve toplumda kendine gösterilen saygının, yaptığı görevden kaynaklandığını bilir. Kendisi de başkalarına saygılı davranır ve nezaket kurallarına uyar.

    Din görevlisi, cami cemaatini iyi tanır. Düğünlerine katılır, hastalıklarında onları ziyaret eder, taziyelerinde bulunur. Cemaati arasında, varsa, dargın olanları barıştırmak için gerekli gayreti gösterir. Cemaatine devam edenlerin kendi aralarında dayanışma içinde olmalarını teşvik eder.

    İmam, cemaatle iyi ilişkiler kurarak, onların çocuklarını da camiye alıştırmalarını sağlar.

    Din görevlisi, yaz tatillerinde mahallesindeki çocuklara Kur’an öğretme ve dini bilgiler verme hususundaki görevini önemser. Öğretim metotları hakkında bilgi sahibi olur. Çocuklara kırıcı davranmaz.

    Din görevlisi, öğrencilerine ezan okuyup kamet getirmeyi öğretir; ancak baliğ/yetişkin olmamış çocukların, beş vakit namazın parçası olan ezan okuma ve kamet getirme görevlerini eda edemeyeceklerini bilir.

    Din görevlisi, aldığı maaşı, yaptığı hizmetin karşılığı olmaktan ziyade, gelir getirecek başka bir iş yapamamanın karşılığı olarak görür.

    Diğer memurlar gibi din görevlisi de gelir getiren ek bir iş yapamaz. Ticarethanesinden kalkıp camideki görevine gitmek ve mihraptan ayrılıp özel işinin başına koşmak doğru olmaz.

    İmam, doğal ihtiyaçları, sosyal görevleri ve imamlık vazifesi dışında ya öğrenmekle ya da öğretmekle meşgul olur. Cemaatiyle sohbet ederken maaşının yetersizliğinden bahsetmez.

    Din görevlisi, görevini bırakarak başka bir kuruma geçmek için çok hevesli olmaz. Görevini liyakatle yerine getirme başarısına sahip olan bir imam, başka bir kurumda daktilo memuru olmak için istekli olmaz.

    İmam, bütün cemaatiyle iyi ilişkiler içinde olur. Caminin ısınma, bakım ve onarımı için cemaatle işbirliği yapar. Caminin içi, dışı ve çevresi bakımlı olur.

    İmam, müezzin ile iyi bir işbirliği kurar; meydana gelebilecek ufak tefek sorunları asla cemaate yansıtmaz.

    İmam, bir namazdan önce vaaz veriyorsa, ezandan hemen önce konuşmasına son vererek ezanı cemaatle birlikte dinler.

    İmam, hutbeyi gereğinden fazla uzatmaz. Hutbede, ihtiyaç duyulan konularda bilgi verir. Hamasi konuşmalar yapmaz. Hitabetindeki güzelliği ortaya koymak ister gibi davranmaz. Vaaz ve hutbesinde, cemaatinden belli kişilerin bilinen kusurlarına atıfta bulunmaz; genel anlamda ve dini prensipler çerçevesinde konuşur. Nelerin günah olduğunu anlatır; ama kimseye hakaret etmez.

    Din görevlisinin konuşmaları ile davranışları uyumlu olur...

    Ali bozkurt


  3. 22.Haziran.2017, 06:59
    2
    blcky
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Haziran.2017
    Üye No: 112780
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Bir İmamda Bulunması Arzu Edilen Nitelikler




    Sorumluluk sahibi imam cemaatte genelde yapılan yanlışları bilir ve doğrusunu öğretir.Mesela; ikindi ve yatsının ilk sünnetlerini öğlenin ilk sünneti gibi kılan çoktur ama çoğu imam bundan bihaberdir.Secdeye varırken pantolon çekme yaygındır ve secdede sadece alnını koyan ayaklarını kaldıran cemaat az değildir ,ka'delerde (oturuş) sağ ayağını dikme teferruattan zannedilip uygulanmaz keyfi olarak.Çoğu kişi özürsüz öksürmenin namazı bozduğunu bilmez ve namazın içinde koro şeklinde öksürme seansları olur.Esnemeler, geğirmeler,oflayıp puflamalar...Bütün bunlar anlatıldıkça azalacaktır


  4. 22.Haziran.2017, 06:59
    2
    blcky - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Sorumluluk sahibi imam cemaatte genelde yapılan yanlışları bilir ve doğrusunu öğretir.Mesela; ikindi ve yatsının ilk sünnetlerini öğlenin ilk sünneti gibi kılan çoktur ama çoğu imam bundan bihaberdir.Secdeye varırken pantolon çekme yaygındır ve secdede sadece alnını koyan ayaklarını kaldıran cemaat az değildir ,ka'delerde (oturuş) sağ ayağını dikme teferruattan zannedilip uygulanmaz keyfi olarak.Çoğu kişi özürsüz öksürmenin namazı bozduğunu bilmez ve namazın içinde koro şeklinde öksürme seansları olur.Esnemeler, geğirmeler,oflayıp puflamalar...Bütün bunlar anlatıldıkça azalacaktır




+ Yorum Gönder