Konusunu Oylayın.: Model insan olarak din görevlisi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Model insan olarak din görevlisi
  1. 17.Mart.2012, 21:50
    1
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 8,134
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Model insan olarak din görevlisi






    Model insan olarak din görevlisi Mumsema MODEL İNSAN OLARAK DİN GÖREVLİSİ

    Bu yazımızda kıymetli meslektaşlarım, hoca efendilerden bahsetmek istiyorum. Sevgili peygamberimiz: “Âlimler, Peygamberlerin varisidirler” buyurmuştur. Halkımız tarafından bu hadis “Hocalar, Peygamber vekilidir.” Şeklinde tercüme edilmiştir. Bu iki güzel söz, hocalara çok ağır bir görev ve sorumluluk yüklemektedir. Peygamberlik sona erdiğine göre, bu ilahi vazifenin dışındaki dini olan bütün görevler, hocalar tarafından ifa edilecektir.

    İnsanımız, “hocam” diye seslendiği ve hürmet ettiği din görevlilerinden çok şeyler beklemektedir. En güzel özellikleri, hocalarda görmek istemektedirler. Bir kısım insanlar da günahsız ve kusursuz bir hoca beklentisi içinde olabiliyorlar. Ama sözün burasında ifade edelim ki, hocalar da insandır, melek değildir.

    Hocalar, hayatın her safhasında vardır. Çocuğumuzun kulağına ezan okurlar. Sünnet mevlidinde, nişan ve düğünümüzde dua ederler. Kızımızı gelin ederken, oğlumuzu askere uğurlarken yanımızdadırlar. Komşuluk ve arkadaşlık ederler. Hastaları ziyaret edip şifa dilerler, ölüm anında da en büyük teselligahımız olurlar.

    Hocalar cemaatle kıldığımız namazları, Allah’a arzeden birer temsilcidirler. Çocukluktan itibaren dini bilgileri bizlere onlar öğretirler. Kur’an’daki ve sünnetteki bilgileri anlaşılacak ve yaşanacak seviyeye getirerek insanlara sunan trafo gibidirler.

    İnsanoğlu, melek olmadığı için, iyiye de kötüye de meyledebilirler. Normalde Allah’a, Peygambere, anneye, babaya, devlet büyüklerine itaat eder. İsyan da edebilir, zira böyle bir yönü de vardır. İşte hocalar vaazlarıyla, hutbeleriyle ve sohbetleriyle insanları iyiye yönlendirir, kötülükten alıkoyar ve isyan duygusunu da aza indirirler.

    İlim sahibi, güzel huylu ve sorumluluğunun bilincinde olan hocalar, saygıyı hak ediyorlar. İmam-ı Azam, hocasının evinin tarafına ayaklarını uzatmazdı. İmam Şafii, hocası rahatsız olmasın diye, kitap yapraklarını çok yavaş çevirirdi. Fatih, hocasını her gördüğü yerde ayağa kalkar ve ona yer gösterirdi.

    Daha çarpıcı birkaç örnek vermek istiyorum. Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey, hocası Şeyh Edeb Ali’yi yanından hiç ayırmamıştır. Fatih Sultan Mehmet Akşemsettin ile, Yavuz Sultan Selim İbni Kemal ile, Kanuni Sultan Süleyman Ebussuud Efendiyle hareket etmiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Paşa da, İlk Diyanet Reisi Rıfat BÖREKÇİ ile sürekli istişare halinde olur, her buluşmada ayağa kalkar ve: “Hocalara saygı, dinimizin emridir” derdi.

    Evet, milletimizin geleceğini, barışı, huzuru ve başarıyı düşünenler, böyle hareket etmişlerdir. Diğer taraftan zarar vermek isteyen (özellikle de dış kaynaklı) güçler, dine sataşmanın ilk adımının, hocalardan başladığını biliyorlardı. Zira din adamı itibarsız hale gelince, din de itibarsız hale gelecekti. Bu sebeple birçok asılsız atasözü ve fıkralar uydurulmuştur. Hocalar aleyhinde, atasözü diye uydurulan cümleler ile asılsız ve de çok çirkin olan hikayeler anlatıldığında, Resulullah’ın ruhunun incineceğini düşünüyor ve hicap duyuyorum.

    Bilvesile, bu hayırlı hizmetlerde yarış halinde olan meslektaşlarımı kutluyor, CAMİLER ve DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI ’nın hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.
    Turgut AÇARİ
    Balıkesir İl Müftüsü


  2. 17.Mart.2012, 21:50
    1
    Üye



    MODEL İNSAN OLARAK DİN GÖREVLİSİ

    Bu yazımızda kıymetli meslektaşlarım, hoca efendilerden bahsetmek istiyorum. Sevgili peygamberimiz: “Âlimler, Peygamberlerin varisidirler” buyurmuştur. Halkımız tarafından bu hadis “Hocalar, Peygamber vekilidir.” Şeklinde tercüme edilmiştir. Bu iki güzel söz, hocalara çok ağır bir görev ve sorumluluk yüklemektedir. Peygamberlik sona erdiğine göre, bu ilahi vazifenin dışındaki dini olan bütün görevler, hocalar tarafından ifa edilecektir.

    İnsanımız, “hocam” diye seslendiği ve hürmet ettiği din görevlilerinden çok şeyler beklemektedir. En güzel özellikleri, hocalarda görmek istemektedirler. Bir kısım insanlar da günahsız ve kusursuz bir hoca beklentisi içinde olabiliyorlar. Ama sözün burasında ifade edelim ki, hocalar da insandır, melek değildir.

    Hocalar, hayatın her safhasında vardır. Çocuğumuzun kulağına ezan okurlar. Sünnet mevlidinde, nişan ve düğünümüzde dua ederler. Kızımızı gelin ederken, oğlumuzu askere uğurlarken yanımızdadırlar. Komşuluk ve arkadaşlık ederler. Hastaları ziyaret edip şifa dilerler, ölüm anında da en büyük teselligahımız olurlar.

    Hocalar cemaatle kıldığımız namazları, Allah’a arzeden birer temsilcidirler. Çocukluktan itibaren dini bilgileri bizlere onlar öğretirler. Kur’an’daki ve sünnetteki bilgileri anlaşılacak ve yaşanacak seviyeye getirerek insanlara sunan trafo gibidirler.

    İnsanoğlu, melek olmadığı için, iyiye de kötüye de meyledebilirler. Normalde Allah’a, Peygambere, anneye, babaya, devlet büyüklerine itaat eder. İsyan da edebilir, zira böyle bir yönü de vardır. İşte hocalar vaazlarıyla, hutbeleriyle ve sohbetleriyle insanları iyiye yönlendirir, kötülükten alıkoyar ve isyan duygusunu da aza indirirler.

    İlim sahibi, güzel huylu ve sorumluluğunun bilincinde olan hocalar, saygıyı hak ediyorlar. İmam-ı Azam, hocasının evinin tarafına ayaklarını uzatmazdı. İmam Şafii, hocası rahatsız olmasın diye, kitap yapraklarını çok yavaş çevirirdi. Fatih, hocasını her gördüğü yerde ayağa kalkar ve ona yer gösterirdi.

    Daha çarpıcı birkaç örnek vermek istiyorum. Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey, hocası Şeyh Edeb Ali’yi yanından hiç ayırmamıştır. Fatih Sultan Mehmet Akşemsettin ile, Yavuz Sultan Selim İbni Kemal ile, Kanuni Sultan Süleyman Ebussuud Efendiyle hareket etmiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Paşa da, İlk Diyanet Reisi Rıfat BÖREKÇİ ile sürekli istişare halinde olur, her buluşmada ayağa kalkar ve: “Hocalara saygı, dinimizin emridir” derdi.

    Evet, milletimizin geleceğini, barışı, huzuru ve başarıyı düşünenler, böyle hareket etmişlerdir. Diğer taraftan zarar vermek isteyen (özellikle de dış kaynaklı) güçler, dine sataşmanın ilk adımının, hocalardan başladığını biliyorlardı. Zira din adamı itibarsız hale gelince, din de itibarsız hale gelecekti. Bu sebeple birçok asılsız atasözü ve fıkralar uydurulmuştur. Hocalar aleyhinde, atasözü diye uydurulan cümleler ile asılsız ve de çok çirkin olan hikayeler anlatıldığında, Resulullah’ın ruhunun incineceğini düşünüyor ve hicap duyuyorum.

    Bilvesile, bu hayırlı hizmetlerde yarış halinde olan meslektaşlarımı kutluyor, CAMİLER ve DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI ’nın hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.
    Turgut AÇARİ
    Balıkesir İl Müftüsü


+ Yorum Gönder