Konusunu Oylayın.: Mevlid ve Mevlid Kandili

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Mevlid ve Mevlid Kandili
  1. 19.Eylül.2008, 19:15
    1
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,519
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 30
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    Mevlid ve Mevlid Kandili






    Mevlid ve Mevlid Kandili Mumsema
    Mevlid Kandili Hakkında Bilgi


    Birçok mevlid toplantıları münkerden, bid’atlardan ve İslam’a muhalif olan şeylerden uzak değildir. Çünkü bunu ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem), ne ashab, ne tabiin, ne dört büyük imamlar ne de islamı en iyi bilen ve en iyi yaşayan asırlardan birinde hiçbir kimse yapmış değildir. Çünkü bunun şer’i bir delili yoktur.


    Mevlithanlar çoğu kez şirke düşecek sözler söylerler. Mesela arada sırada “Meded ya Rasulullah!” veya “Bizlere imdat kıl!” “Ya Rasulullah yalnız sanadır itimadımız!” “Ya Nebiyullah kaldır bizden sıkıntıyı!” gibi yalnız Allah’a dua edip isteneceği şeyleri Rasulullah’tan (Sallallahu Aleyhi Vesellem) isterler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu sözlere şahit olsaydı büyük şirkle onların üzerine hükmederdi. Zira darlıkta olan imdadına giden, sıkıntıları gideren, kendisine dayanılıp imdat istenilen yalnız Allah (Celle Celaluhu)’dır.

    Bukonuda ayet ve hadisler :

    1- “Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden kaldırıp) açıyor.”(Neml, 62)

    2- “De ki, doğrusu ben (kendi başıma) size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim"(Cin, 21)

    3- Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: “(Manevi olarak) bir şey istediğin zaman Allah’tan iste! Yardım talep ettiğin zaman yine Allah’tan yardım
    talep et!”(Tirmizi, sahih ve hasendır)


    Birçok mevlidlerde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ‘in kendi hakkında söylenmesini yasakladığı aşırı övgüler yapılmaktadır. Oysaki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu gibi aşırı övgüleri şu sözü ile yasaklamıştır:

    “Hırıstiyanların Meryem oğlunu İsa (Aleyhi Selam) abarık sözlerle övdükleri gibi beni de öyle övmeyin. Ben ancak bir kulum, bana Allah’ın kulu ve Rasulu deyin.” (Buhari)

    Düğün ve başka mevlitlerde Allah’ın; Muhammed’i kendi nurundan, bütün eşyayı da onun nurundan yarattığını zikretmektedir. Oysa ki, bunları şu ayetler yalanlamaktadır:

    “De ki, ben ancak sizin gibi bir beşerim, bana vahyedildi ki, sizin ilahınız tek bir ilahtır.” (Kehf, 116)

    Bilinen şu ki: Allah’ın Rasulu (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bir ana-babadan yaratılmış olup Allah’ın vahyi ile şereflenmiş bir kuldur.

    Ayrıca mevlit kitaplarında bütün alem Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem)’in hatırası için yaratıldığı zikredilmektedir. Halbuki Kur’an bu iddiayı şu ayeti ile yalanlamaktadır:

    “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye
    yarattım.” (Zariyat, 56)
    (Yani alemin bir parçası olan cinler ve insanlar Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem)’in şerefi için değil, Allah’a ibadet etmeleri için yaratılmışlardır.)

    Başka bir ayette de: “(Rasulum!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107) ifade edilmektedir. Bu Kur’anî haber de, alemin Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem) için değil, Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem)’in alem için yaratıldığını açıkça beyan buyurmaktadır.)

    Hırıstiyanlar Mesih’in ve aile efradlarını doğum günlerini bayram olarak kutlarlar. Müslümanların da nebinin veya bazı şahışların doğum günlerini kutlamaları hırıstiyanlardan esinlenme bir bid’at’tır. Oysaki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve sellem) şöyle buyuruyor:

    “Kim bir topluma kendini benzetirse onlardandır.” (Ebu Davud, sahihtir)

    Çoğu kez mevlitlerde kadın, erkek karışık şekil bulunurlar ki, bu ayrıca islam’ın haram kıldığı bir davranıştır.

    Ayrıca mevlit günlerinde yüz binlerce paralarla satın alınan rengarenk kağıtlar, kandiller biraz sonra yerlere atılarak ithal edildikleri kafir ülkelere para aşırmaktan başka hiç bir faydası yoktur. Hâlbuki Allah’ın Rasulu (Sallallahu Aleyhi Ve sellem), boş yere malın harcanmasını yasaklamıştır.

    Böylesi merasimlerde süslenip püslenme, yemek hazırlama ile geçirilen vakitler çoğu zaman namazın terkine bile müncer olmaktadır.

    Mevlidin sonunda Rasulullah’ın huzura geldiği inancıyla ayağa kalkarlar ki, bu da uydurulmuş yalandan başka bir şey değildir.

    Çünkü yüce Allah şöyle buyuruyor: “Onların (ölenlerin) gerisinde dirilecekleri güne kadar bir berzah (berzah dünya ile ahiret arasındaki engeldir) vardır.” (Mu’minun, 100)

    Enes İbn Malik (rahimehullah) diyor ki: “Ashabın yanında Rasulullah’tan daha sevgili kimse yoktu, buna rağmen ashab onu gördükleri zaman hoşlanmayacağını bildikleri için Rasulullah’a kıyam etmezlerdi.” (Ahmed, Tirmizi sahihtir)

    Bazıları şöyle derler: “Mevlitte biz Rasullah’ın siretini okuyoruz bu suç mudur?”

    Gerçek şu ki, onlar Rasulullah’ın siretine ters düşen yalan ve iftiralar kabilinden şeyler okuyorlar. Hem onun siretini senede bir defa değil, her zaman okunmalıdır. Ayrıca Rasulun doğduğu Rabiyel evvel ayı, onun ölüm ayıdır da. Dolayısıyla sevinç ayı olmaktan çok, üzüntü ayı olmalıdır. (Ki, islamda ne kimsenin doğumu için kutlama, ne de ölümü için matem törenleri tertipleme yoktur.)

    Rasulullah’ın doğum gecesini kutlayanlar çoğu kez gece yarısına kadar uykusuz kalmakta, ya sabah namazını terk ediyorlar, ya da en azından cemaatla kılmayı kaçırıyorlar.

    İnsanların çoğunun mevlit merasimine önem vermesi, onun şeriata göre uygun olmasını ifade etmez. Çünkü islam bir demokrasi dini değil ki, çokluk nerdeyse, hak da orada olsun. Bütün insanlar hakka karşı çıkmış olsa, onu benimseyen tek bir kimse bulunmasa dahi “hak” yine haktır ve gerçek olan odur.

    Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Yeryüzünde çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.” (En’am, 116)

    Huzeyfe (radiallahu anhu) diyor ki: “Bütün bid’atlar sapıklıktır insanlar onu güzel görse de.”

    Hasan el Basri (radiallahu anhu) de diyor ki: “Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler. Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”[Darimi﴾mukaddime 21﴿]


    Ebu Muaz Seyfullah es-Selefî



  2. 19.Eylül.2008, 19:15
    1
    DeLi MoLLa



    Mevlid Kandili Hakkında Bilgi


    Birçok mevlid toplantıları münkerden, bid’atlardan ve İslam’a muhalif olan şeylerden uzak değildir. Çünkü bunu ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem), ne ashab, ne tabiin, ne dört büyük imamlar ne de islamı en iyi bilen ve en iyi yaşayan asırlardan birinde hiçbir kimse yapmış değildir. Çünkü bunun şer’i bir delili yoktur.


    Mevlithanlar çoğu kez şirke düşecek sözler söylerler. Mesela arada sırada “Meded ya Rasulullah!” veya “Bizlere imdat kıl!” “Ya Rasulullah yalnız sanadır itimadımız!” “Ya Nebiyullah kaldır bizden sıkıntıyı!” gibi yalnız Allah’a dua edip isteneceği şeyleri Rasulullah’tan (Sallallahu Aleyhi Vesellem) isterler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu sözlere şahit olsaydı büyük şirkle onların üzerine hükmederdi. Zira darlıkta olan imdadına giden, sıkıntıları gideren, kendisine dayanılıp imdat istenilen yalnız Allah (Celle Celaluhu)’dır.

    Bukonuda ayet ve hadisler :

    1- “Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden kaldırıp) açıyor.”(Neml, 62)

    2- “De ki, doğrusu ben (kendi başıma) size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim"(Cin, 21)

    3- Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: “(Manevi olarak) bir şey istediğin zaman Allah’tan iste! Yardım talep ettiğin zaman yine Allah’tan yardım
    talep et!”(Tirmizi, sahih ve hasendır)


    Birçok mevlidlerde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ‘in kendi hakkında söylenmesini yasakladığı aşırı övgüler yapılmaktadır. Oysaki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu gibi aşırı övgüleri şu sözü ile yasaklamıştır:

    “Hırıstiyanların Meryem oğlunu İsa (Aleyhi Selam) abarık sözlerle övdükleri gibi beni de öyle övmeyin. Ben ancak bir kulum, bana Allah’ın kulu ve Rasulu deyin.” (Buhari)

    Düğün ve başka mevlitlerde Allah’ın; Muhammed’i kendi nurundan, bütün eşyayı da onun nurundan yarattığını zikretmektedir. Oysa ki, bunları şu ayetler yalanlamaktadır:

    “De ki, ben ancak sizin gibi bir beşerim, bana vahyedildi ki, sizin ilahınız tek bir ilahtır.” (Kehf, 116)

    Bilinen şu ki: Allah’ın Rasulu (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bir ana-babadan yaratılmış olup Allah’ın vahyi ile şereflenmiş bir kuldur.

    Ayrıca mevlit kitaplarında bütün alem Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem)’in hatırası için yaratıldığı zikredilmektedir. Halbuki Kur’an bu iddiayı şu ayeti ile yalanlamaktadır:

    “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye
    yarattım.” (Zariyat, 56)
    (Yani alemin bir parçası olan cinler ve insanlar Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem)’in şerefi için değil, Allah’a ibadet etmeleri için yaratılmışlardır.)

    Başka bir ayette de: “(Rasulum!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107) ifade edilmektedir. Bu Kur’anî haber de, alemin Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem) için değil, Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem)’in alem için yaratıldığını açıkça beyan buyurmaktadır.)

    Hırıstiyanlar Mesih’in ve aile efradlarını doğum günlerini bayram olarak kutlarlar. Müslümanların da nebinin veya bazı şahışların doğum günlerini kutlamaları hırıstiyanlardan esinlenme bir bid’at’tır. Oysaki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve sellem) şöyle buyuruyor:

    “Kim bir topluma kendini benzetirse onlardandır.” (Ebu Davud, sahihtir)

    Çoğu kez mevlitlerde kadın, erkek karışık şekil bulunurlar ki, bu ayrıca islam’ın haram kıldığı bir davranıştır.

    Ayrıca mevlit günlerinde yüz binlerce paralarla satın alınan rengarenk kağıtlar, kandiller biraz sonra yerlere atılarak ithal edildikleri kafir ülkelere para aşırmaktan başka hiç bir faydası yoktur. Hâlbuki Allah’ın Rasulu (Sallallahu Aleyhi Ve sellem), boş yere malın harcanmasını yasaklamıştır.

    Böylesi merasimlerde süslenip püslenme, yemek hazırlama ile geçirilen vakitler çoğu zaman namazın terkine bile müncer olmaktadır.

    Mevlidin sonunda Rasulullah’ın huzura geldiği inancıyla ayağa kalkarlar ki, bu da uydurulmuş yalandan başka bir şey değildir.

    Çünkü yüce Allah şöyle buyuruyor: “Onların (ölenlerin) gerisinde dirilecekleri güne kadar bir berzah (berzah dünya ile ahiret arasındaki engeldir) vardır.” (Mu’minun, 100)

    Enes İbn Malik (rahimehullah) diyor ki: “Ashabın yanında Rasulullah’tan daha sevgili kimse yoktu, buna rağmen ashab onu gördükleri zaman hoşlanmayacağını bildikleri için Rasulullah’a kıyam etmezlerdi.” (Ahmed, Tirmizi sahihtir)

    Bazıları şöyle derler: “Mevlitte biz Rasullah’ın siretini okuyoruz bu suç mudur?”

    Gerçek şu ki, onlar Rasulullah’ın siretine ters düşen yalan ve iftiralar kabilinden şeyler okuyorlar. Hem onun siretini senede bir defa değil, her zaman okunmalıdır. Ayrıca Rasulun doğduğu Rabiyel evvel ayı, onun ölüm ayıdır da. Dolayısıyla sevinç ayı olmaktan çok, üzüntü ayı olmalıdır. (Ki, islamda ne kimsenin doğumu için kutlama, ne de ölümü için matem törenleri tertipleme yoktur.)

    Rasulullah’ın doğum gecesini kutlayanlar çoğu kez gece yarısına kadar uykusuz kalmakta, ya sabah namazını terk ediyorlar, ya da en azından cemaatla kılmayı kaçırıyorlar.

    İnsanların çoğunun mevlit merasimine önem vermesi, onun şeriata göre uygun olmasını ifade etmez. Çünkü islam bir demokrasi dini değil ki, çokluk nerdeyse, hak da orada olsun. Bütün insanlar hakka karşı çıkmış olsa, onu benimseyen tek bir kimse bulunmasa dahi “hak” yine haktır ve gerçek olan odur.

    Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Yeryüzünde çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.” (En’am, 116)

    Huzeyfe (radiallahu anhu) diyor ki: “Bütün bid’atlar sapıklıktır insanlar onu güzel görse de.”

    Hasan el Basri (radiallahu anhu) de diyor ki: “Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler. Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”[Darimi﴾mukaddime 21﴿]


    Ebu Muaz Seyfullah es-Selefî


  3. 19.Eylül.2008, 20:27
    2
    gülseven
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Ağustos.2008
    Üye No: 27856
    Mesaj Sayısı: 80
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: izmit

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili




    Paylaşım için Allah razı olsun benim kafam karıştı biraz mesela ben mevlid kandilinde ufak tefek ikram hazırlıyorum hediyeler alıyorum çocuklar için onlarla ovakitte dualar ediyoruz selevat getiriyoruz ikram hediye yanlışmı ben zannediyordumki çocuklara teşvik güzel örnek oluyoruz zannediyordum


  4. 19.Eylül.2008, 20:27
    2
    Devamlı Üye



    Paylaşım için Allah razı olsun benim kafam karıştı biraz mesela ben mevlid kandilinde ufak tefek ikram hazırlıyorum hediyeler alıyorum çocuklar için onlarla ovakitte dualar ediyoruz selevat getiriyoruz ikram hediye yanlışmı ben zannediyordumki çocuklara teşvik güzel örnek oluyoruz zannediyordum

  5. 19.Eylül.2008, 21:16
    3
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,519
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 30
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    gülseven Nickli Üyeden Alıntı
    Paylaşım için Allah razı olsun benim kafam karıştı biraz mesela ben mevlid kandilinde ufak tefek ikram hazırlıyorum hediyeler alıyorum çocuklar için onlarla ovakitte dualar ediyoruz selevat getiriyoruz ikram hediye yanlışmı ben zannediyordumki çocuklara teşvik güzel örnek oluyoruz zannediyordum
    Kardeşim, evvela alakan, yorumun ve duan için teşekkür ediyorum.

    Acizane cevabımız şu olsun:

    Bid'atin şer’î tarifini İmam Tartuşî ve İmam Şatibî şu şekilde yapmışlardır; “Dinde bir yol icad etmek, şeriattakine benzer bir yol edinerek onunla şeriat yolunda yürümek istemek” demektir. [El-Havadis vel-Bid’a﴾s.40﴿; El-İ’tisam﴾1/15﴿]


    İnanılması ve bilinmesi mutlaka şart olan din esaslarından biri; İslam’ın Allah Teala tarafından bina edilmiş ve tamamlanmış olmasıdır. İnsanlara düşen şey ancak dinlemek ve itaat etmektir. Bu apaçık ortada olan birgerçektir. [Suleym bin Iyd el-Hilalî, el-Bid’a ve Eseruhus Seyyie﴾s.7﴿]


    Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim.”(Maide 3)
    Bu ayeti kerime şeriatın tam ve kâmil olduğunu, ihtiyacı olan herkese Allah’ın indirdiğinin yeterli olduğunu gösterir.

    Şüphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, risalet görevini eksiksiz olarak, hakkıyla yerine getirmiştir. Allah Teala buyuruyor ki; “İnsanlara, kendilerine
    indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik.” (Nahl 44) O da bunu yapmış ve kendisinden razı olunmuş bir halde Rabbinin katına intikal etmiştir. Din kemal bulmuş olup ziyadeye ihtiyacı yoktur. [El-Hilali, el-Bid’a﴾s.13﴿]


    Ebu Zerr(ra)’den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Sizi cennete yaklaştıracak herşeyi ve sizi cehennemden uzaklaştıracak her şeyi size açıkladım”[Taberani﴾1647﴿ isnadı sahihtir]


    Bu açıklamalardan sonra, sana diyebileceğim şey şudur ki kardeşim; hediyeleşmek kesinlikle kötü birşey değildir; zaten sünnette de mevcuttur bu davranış. Bizim bid'at olarak üzerinde durduğumuz asıl mesele, dinde sonradan ortaya çıkarılan şeylerdir. Yani, hediyeleşmek bid'at değil; ancak hediyeleşmeyi mesela belli günlere hasretmek bid'attir. Mevlid ve benzeri toplantılar da, dinde sonradan ortaya konulmuş ve artık zamanımızda da adeta bir ibadet gibi algılanır olmuş bid'atlerdir. Zira, konumuzda açıklandığı üzere, ne Rasulullah döneminde, ne de sonraki hayırlı nesiller döneminde benzer uygulamalara rastlanmamıştır.


    Ali Bin Ebu Talib(ra) der ki; “Şayet din, görüş ile olsaydı mestlerin üzerini değil, altını mesh ederdim. Fakat ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mestlerinin
    üzerini mesh ettiğini gördüm.” [İbn-i Kesir Tefsiri﴾4/401﴿]


    Amelin kabul olunması için ihlâs yeterli değildir. Zira şüphesiz, İslam iki dînî esas üzere kuruludur; ortağı olmayan tek Allah’a kulluk etmemiz ve dinde meşru olan, Rasulün emri olan şeyle ibadet etmemiz. [Mecmuul Fetava﴾1/189﴿]


    Yani sahih amel iki şart ile makbul olur; ihlâs ve Rasule tâbi olmak. Fudayl bin Iyaz(ra) der ki; “Şüphesiz amel samimî olup doğru olmazsa kabul edilmez. Yine amel, doğru olup samimi olmazsa kabul edilmez. Samimi olması; yalnız Allah için yapılmasıdır. Doğru olması ise sünnete uygun olmasıdır.” [Ebu Nuaym Hilye﴾8/95﴿; İlmu Usulil Bida﴾s.61﴿]


    Son olarak:

    İmam Acurri(ra) der ki;

    “Şüphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ashabını, bidatten sakındırmış, bidatin sapıklık olduğunu, Kur’an’a Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in raşit halifelerinin sünnetlerine ve sahabelerin kavline uygun olmayan her amelin veya konuşulan kelamın bidat olduğunu, onun sapıklık olduğunu, onu söyleyen veya yapan kişiye reddedilmiş olduğunu onlara bildirmiştir." [Acurri, Kitabul Erbain﴾s.37)]


    Bu nebevî hadisler ve seleften gelen rivayetler, şeriatı anlamadaki doğru yolu açıklamaktadır. Şüphesiz aklın bunun aksini güzel görmesine veya şahsi görüşün bunun zıddını süslemesine mecal yoktur. Şüphesiz şer’î naslar bu şekilde varid olmuştur. Umuyorum ki, karışıklığınız bir nebze de olsa gitmiştir. Şayet hala daha bir karışıklık var ise, paylaşınız; beraberce aşmaya çalışalım inşAllah. Aşağıdaki hadis-i şerifle noktlayalım cümlelerimizi:


    “Kim emrimiz üzere olmayan bir şeyle amel ederse o reddolunur.” [Müslim]




    vesselam, veddua...


  6. 19.Eylül.2008, 21:16
    3
    DeLi MoLLa
    gülseven Nickli Üyeden Alıntı
    Paylaşım için Allah razı olsun benim kafam karıştı biraz mesela ben mevlid kandilinde ufak tefek ikram hazırlıyorum hediyeler alıyorum çocuklar için onlarla ovakitte dualar ediyoruz selevat getiriyoruz ikram hediye yanlışmı ben zannediyordumki çocuklara teşvik güzel örnek oluyoruz zannediyordum
    Kardeşim, evvela alakan, yorumun ve duan için teşekkür ediyorum.

    Acizane cevabımız şu olsun:

    Bid'atin şer’î tarifini İmam Tartuşî ve İmam Şatibî şu şekilde yapmışlardır; “Dinde bir yol icad etmek, şeriattakine benzer bir yol edinerek onunla şeriat yolunda yürümek istemek” demektir. [El-Havadis vel-Bid’a﴾s.40﴿; El-İ’tisam﴾1/15﴿]


    İnanılması ve bilinmesi mutlaka şart olan din esaslarından biri; İslam’ın Allah Teala tarafından bina edilmiş ve tamamlanmış olmasıdır. İnsanlara düşen şey ancak dinlemek ve itaat etmektir. Bu apaçık ortada olan birgerçektir. [Suleym bin Iyd el-Hilalî, el-Bid’a ve Eseruhus Seyyie﴾s.7﴿]


    Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim.”(Maide 3)
    Bu ayeti kerime şeriatın tam ve kâmil olduğunu, ihtiyacı olan herkese Allah’ın indirdiğinin yeterli olduğunu gösterir.

    Şüphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, risalet görevini eksiksiz olarak, hakkıyla yerine getirmiştir. Allah Teala buyuruyor ki; “İnsanlara, kendilerine
    indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik.” (Nahl 44) O da bunu yapmış ve kendisinden razı olunmuş bir halde Rabbinin katına intikal etmiştir. Din kemal bulmuş olup ziyadeye ihtiyacı yoktur. [El-Hilali, el-Bid’a﴾s.13﴿]


    Ebu Zerr(ra)’den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Sizi cennete yaklaştıracak herşeyi ve sizi cehennemden uzaklaştıracak her şeyi size açıkladım”[Taberani﴾1647﴿ isnadı sahihtir]


    Bu açıklamalardan sonra, sana diyebileceğim şey şudur ki kardeşim; hediyeleşmek kesinlikle kötü birşey değildir; zaten sünnette de mevcuttur bu davranış. Bizim bid'at olarak üzerinde durduğumuz asıl mesele, dinde sonradan ortaya çıkarılan şeylerdir. Yani, hediyeleşmek bid'at değil; ancak hediyeleşmeyi mesela belli günlere hasretmek bid'attir. Mevlid ve benzeri toplantılar da, dinde sonradan ortaya konulmuş ve artık zamanımızda da adeta bir ibadet gibi algılanır olmuş bid'atlerdir. Zira, konumuzda açıklandığı üzere, ne Rasulullah döneminde, ne de sonraki hayırlı nesiller döneminde benzer uygulamalara rastlanmamıştır.


    Ali Bin Ebu Talib(ra) der ki; “Şayet din, görüş ile olsaydı mestlerin üzerini değil, altını mesh ederdim. Fakat ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mestlerinin
    üzerini mesh ettiğini gördüm.” [İbn-i Kesir Tefsiri﴾4/401﴿]


    Amelin kabul olunması için ihlâs yeterli değildir. Zira şüphesiz, İslam iki dînî esas üzere kuruludur; ortağı olmayan tek Allah’a kulluk etmemiz ve dinde meşru olan, Rasulün emri olan şeyle ibadet etmemiz. [Mecmuul Fetava﴾1/189﴿]


    Yani sahih amel iki şart ile makbul olur; ihlâs ve Rasule tâbi olmak. Fudayl bin Iyaz(ra) der ki; “Şüphesiz amel samimî olup doğru olmazsa kabul edilmez. Yine amel, doğru olup samimi olmazsa kabul edilmez. Samimi olması; yalnız Allah için yapılmasıdır. Doğru olması ise sünnete uygun olmasıdır.” [Ebu Nuaym Hilye﴾8/95﴿; İlmu Usulil Bida﴾s.61﴿]


    Son olarak:

    İmam Acurri(ra) der ki;

    “Şüphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ashabını, bidatten sakındırmış, bidatin sapıklık olduğunu, Kur’an’a Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in raşit halifelerinin sünnetlerine ve sahabelerin kavline uygun olmayan her amelin veya konuşulan kelamın bidat olduğunu, onun sapıklık olduğunu, onu söyleyen veya yapan kişiye reddedilmiş olduğunu onlara bildirmiştir." [Acurri, Kitabul Erbain﴾s.37)]


    Bu nebevî hadisler ve seleften gelen rivayetler, şeriatı anlamadaki doğru yolu açıklamaktadır. Şüphesiz aklın bunun aksini güzel görmesine veya şahsi görüşün bunun zıddını süslemesine mecal yoktur. Şüphesiz şer’î naslar bu şekilde varid olmuştur. Umuyorum ki, karışıklığınız bir nebze de olsa gitmiştir. Şayet hala daha bir karışıklık var ise, paylaşınız; beraberce aşmaya çalışalım inşAllah. Aşağıdaki hadis-i şerifle noktlayalım cümlelerimizi:


    “Kim emrimiz üzere olmayan bir şeyle amel ederse o reddolunur.” [Müslim]




    vesselam, veddua...

  7. 20.Eylül.2008, 00:04
    4
    gülseven
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Ağustos.2008
    Üye No: 27856
    Mesaj Sayısı: 80
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: izmit

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    Allah cc razı olsun bir öneri istiyorum konuyu anladım sag olun hadis ve ayetler dogrutusunda kandilleri ramazanı çocuklarımıza onların anlıyacagı bir güzellikle o günleri nasıl geçiririz yardımcı olursanız sevinrim mesela ben hediyeleşmenin sünnet oldugunu biliyorum diğer günlerdede yazın mesela çocuklara dondurma alırım mahallenin bütün çocuklarına ve kandildede hediye alırım o güne hasletmiş sayılmıyorum ama düşününce karşıtaraf o şekilde algılıyor bu konudan dolayı çok teşekkür ederim bunu yapmıyacagım bir bid atı önlemiş olacam evet bende nasıl yapabilirim araştıracagım paylaşım için çok teşekkür ederim


  8. 20.Eylül.2008, 00:04
    4
    Devamlı Üye
    Allah cc razı olsun bir öneri istiyorum konuyu anladım sag olun hadis ve ayetler dogrutusunda kandilleri ramazanı çocuklarımıza onların anlıyacagı bir güzellikle o günleri nasıl geçiririz yardımcı olursanız sevinrim mesela ben hediyeleşmenin sünnet oldugunu biliyorum diğer günlerdede yazın mesela çocuklara dondurma alırım mahallenin bütün çocuklarına ve kandildede hediye alırım o güne hasletmiş sayılmıyorum ama düşününce karşıtaraf o şekilde algılıyor bu konudan dolayı çok teşekkür ederim bunu yapmıyacagım bir bid atı önlemiş olacam evet bende nasıl yapabilirim araştıracagım paylaşım için çok teşekkür ederim

  9. 20.Eylül.2008, 20:03
    5
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,519
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 30
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    gülseven Nickli Üyeden Alıntı
    Allah cc razı olsun bir öneri istiyorum konuyu anladım sag olun hadis ve ayetler dogrutusunda kandilleri ramazanı çocuklarımıza onların anlıyacagı bir güzellikle o günleri nasıl geçiririz yardımcı olursanız sevinrim mesela ben hediyeleşmenin sünnet oldugunu biliyorum diğer günlerdede yazın mesela çocuklara dondurma alırım mahallenin bütün çocuklarına ve kandildede hediye alırım o güne hasletmiş sayılmıyorum ama düşününce karşıtaraf o şekilde algılıyor bu konudan dolayı çok teşekkür ederim bunu yapmıyacagım bir bid atı önlemiş olacam evet bende nasıl yapabilirim araştıracagım paylaşım için çok teşekkür ederim
    gülseven kardeşim; ne Kur’an’da ve ne de sünnette bugün geniş halk kitleleri tarafından kutlanan kandil gecelerine işaret vardır. Mübarek kabul edilen bu geceler, Peygamber Efendimiz ve ashabından çok sonra Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır. Bu kutlamalar kesinlikle İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve gelenek haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler miraciye, regaibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. [Bu geceler Osmanlılar döneminde II. Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için "Kandil" olarak anılmaya başlamıştır.(Diyanet İslam Ansiklopedisi)]

    Anlatımlarınızdan, cömert olduğunuz kanısına varıyorum; Rabbim bu özelliğinizi daim eylesin. Sizlere eksik aklımızla verebileceğimiz tavsiye şu olabilir en fazla: Sonuçta artık gelenekselleşmiş olan bu gün ve geceleri bir anda ortadan kaldırmak mümkün olmayacaktır. Bu konuda yeterli bilgiye sahip olduktan sonra, geleceğimiz olan o çocuklara, hediyelerinizle birlikte birkaç bilgi verebilirseniz, onların bilinçaltlarında bir yer edebilirseniz sanırım çok şey başarmış olacaksınızdır. En azından o gecelere has kılınan ibadetler konusunda çevremizi bilinçlendirmek, uyarmak zorundayız. O geceleri ihya etmek isteyenlere, meşru ibadet şekillerini anlatabiliriz. Bu şekilde, belki de Rabbimiz bizleri birşeylere vesile kılacaktır. Yapılabilecek birçok şey arasından, sadece en basitinden bir öneri...

    Rabbim dosdoğru yolunda yoldaş eylesin bizleri. İlginiz için teşekkürler.

    vesselam, veddua...




  10. 20.Eylül.2008, 20:03
    5
    DeLi MoLLa
    gülseven Nickli Üyeden Alıntı
    Allah cc razı olsun bir öneri istiyorum konuyu anladım sag olun hadis ve ayetler dogrutusunda kandilleri ramazanı çocuklarımıza onların anlıyacagı bir güzellikle o günleri nasıl geçiririz yardımcı olursanız sevinrim mesela ben hediyeleşmenin sünnet oldugunu biliyorum diğer günlerdede yazın mesela çocuklara dondurma alırım mahallenin bütün çocuklarına ve kandildede hediye alırım o güne hasletmiş sayılmıyorum ama düşününce karşıtaraf o şekilde algılıyor bu konudan dolayı çok teşekkür ederim bunu yapmıyacagım bir bid atı önlemiş olacam evet bende nasıl yapabilirim araştıracagım paylaşım için çok teşekkür ederim
    gülseven kardeşim; ne Kur’an’da ve ne de sünnette bugün geniş halk kitleleri tarafından kutlanan kandil gecelerine işaret vardır. Mübarek kabul edilen bu geceler, Peygamber Efendimiz ve ashabından çok sonra Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır. Bu kutlamalar kesinlikle İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve gelenek haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler miraciye, regaibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. [Bu geceler Osmanlılar döneminde II. Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için "Kandil" olarak anılmaya başlamıştır.(Diyanet İslam Ansiklopedisi)]

    Anlatımlarınızdan, cömert olduğunuz kanısına varıyorum; Rabbim bu özelliğinizi daim eylesin. Sizlere eksik aklımızla verebileceğimiz tavsiye şu olabilir en fazla: Sonuçta artık gelenekselleşmiş olan bu gün ve geceleri bir anda ortadan kaldırmak mümkün olmayacaktır. Bu konuda yeterli bilgiye sahip olduktan sonra, geleceğimiz olan o çocuklara, hediyelerinizle birlikte birkaç bilgi verebilirseniz, onların bilinçaltlarında bir yer edebilirseniz sanırım çok şey başarmış olacaksınızdır. En azından o gecelere has kılınan ibadetler konusunda çevremizi bilinçlendirmek, uyarmak zorundayız. O geceleri ihya etmek isteyenlere, meşru ibadet şekillerini anlatabiliriz. Bu şekilde, belki de Rabbimiz bizleri birşeylere vesile kılacaktır. Yapılabilecek birçok şey arasından, sadece en basitinden bir öneri...

    Rabbim dosdoğru yolunda yoldaş eylesin bizleri. İlginiz için teşekkürler.

    vesselam, veddua...



  11. 21.Eylül.2008, 10:40
    6
    gülseven
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Ağustos.2008
    Üye No: 27856
    Mesaj Sayısı: 80
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: izmit

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    Allah cc razı olsun paylaşımınızdan dolayı teşekkür ederim


  12. 21.Eylül.2008, 10:40
    6
    Devamlı Üye
    Allah cc razı olsun paylaşımınızdan dolayı teşekkür ederim

  13. 21.Eylül.2008, 14:51
    7
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,519
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 30
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    gülseven Nickli Üyeden Alıntı
    Allah cc razı olsun paylaşımınızdan dolayı teşekkür ederim
    İlginiz ve titizliğinizden ötürü ben de teşekkür ederim. Rabbim sizlerden de razı olsun.

    vesselam...


  14. 21.Eylül.2008, 14:51
    7
    DeLi MoLLa
    gülseven Nickli Üyeden Alıntı
    Allah cc razı olsun paylaşımınızdan dolayı teşekkür ederim
    İlginiz ve titizliğinizden ötürü ben de teşekkür ederim. Rabbim sizlerden de razı olsun.

    vesselam...

  15. 07.Nisan.2009, 01:59
    8
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,519
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 30
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    Baran kardeşim, Rabbim senden de razı ve memnun olsun. Teşekkür ediyorum duan için...

    vesselam...


  16. 07.Nisan.2009, 01:59
    8
    DeLi MoLLa
    Baran kardeşim, Rabbim senden de razı ve memnun olsun. Teşekkür ediyorum duan için...

    vesselam...

  17. 12.Nisan.2009, 17:52
    9
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,841
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    Rabbim bilgiler için sizden razı olsun..


  18. 12.Nisan.2009, 17:52
    9
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    Rabbim bilgiler için sizden razı olsun..

  19. 13.Nisan.2009, 00:08
    10
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,519
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 30
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    Rabbim sizden de razı olsun kardeşim. Teşekkür ediyorum yorum ve duanız için..

    vesselam...


  20. 13.Nisan.2009, 00:08
    10
    DeLi MoLLa
    Rabbim sizden de razı olsun kardeşim. Teşekkür ediyorum yorum ve duanız için..

    vesselam...

  21. 17.Nisan.2009, 11:30
    11
    zahid89
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Nisan.2008
    Üye No: 17724
    Mesaj Sayısı: 40
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    Her sene Rebiulevvel ayının 12. günü Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğum günü olması münasebetiyle İslam aleminin her yerinde müslümanlar bugünü ihya ederler. Oruç tutularak, namaz kılınırak, salat u selam getirilirek, Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i öven şiirler okunarak ve O'nun sireti anlatılarak ihya edilir bu mukaddes gün. Fakat kendisini selefe yahut selefiliğe nisbet eden bazı kimseler mevlidi kutlamanın bid'at olduğunu ve mevlid toplantılarına gitmenin caiz olmadığını iddia eden kitaplar, broşürler ve yazılar yazarak Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i hatırlamaya ve bu sebeple Allah'a yakınlaşmaya vesile olan böyle bir gün hakkında müslümanların kafasında istifham oluşturmak istemektedirler. Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i "postacı" konumuna indirgeyen modernist anlayıştan esinlenmiş bu iddiaların selef ulemasıyla hiç bir alakasının olmadığı apaçık ortadır.

    Müslümanlara toplu katliamlar yapılırken, anne-babalar ölür, çocuklar öksüz ve yetim kalırken bazı kişilerin hala mevlid, tevessül, teberrük, tasavvuf gibi konuları temict pilavı gibi ısıtıp ısıtıp insanlara servise sunmaları ne ile açıklanabilir?

    Bilindiği gibi mevlidle ilgili tartışmaların en yoğun yaşandığı islam ülkesi Suudi Arabistan'dır. Zaman zaman kraliyet ailesine nüfuz eden bazı aşırı kimseler sufilerin kafir olduğu, tevessül, teberrük, tasavvuf gibi konuların şirk olduğu iddialarını ders kitaplarına kadar sokmuşladır.(1) Bütün bu yanlışlara "dur" diyebilen bir zatı görürüz Peygamber toprağında. Kralın korkusu, zindan ve sürgünün kendisini Hakkı haykırmaktan alıkoyamadığı peygamber torunu, rabbani ve muttaki alim es-Seyyid Muhammed bin Alevi el-Maliki el-Haseni -Rahimehullah- Hazretleri'dir bu zatın adı... Türkçeye "Mevlid-i Şerif'i Kutlamak" şeklinde çevrilebilecek olan merhum müellifin Havle'l-İhtifal Bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif(2) isimli kitabı muhalilerin bütün yollarını tıkayacak ve bütün iddialarını çürütecek nitelikte bir eser. Konuyla ilgilenen araştırmacılara ve medrese talebelerine yön gösterecek olan bu kitap, müellifin diğer eserleri gibi Türkçe'ye kazandırılmayı bekliyor.

    Eserin Yazılış Amacı

    Kitabın yazılış amacı Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidini kutlamanın caiz olmadığını söyleyen samimi insanların düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek, bunun yanısıra samimi olmadıkları iddialarından belli olan iftiracı ve yalancıların iç yüzlerini ortaya çıkarmaktır. Çünkü bu ikinci grup mevlid kutlamalarına katılanlara olmadık iftiralar atmış ve yersiz isnatlarda bulunmuşlardır. Diğer bir amaç ise mevlidi kutladığı halde kafasında şüphe olanların şüphelerini izale etmektir. Nitekim müellif eserinin "Önsöz"ünde şöyle der: "Mevlid-i Nebevi'yi kutlamanın hükmüyle ilgili çok şey söylendi. Ben de bu konuda birşey yazmayı istedim. Çünkü günümüzde hakkında çok konuşulması sebebiyle en büyük problemlerden birisine dönüşen bu konu idrak sahibi müslümanların ve benim de zihnimi meşgul ediyordu. Öyle ki her sene belli zamanlarda insanları bıktırıncaya kadar bu konu hakkında yayınlar yapılıyor ve konu hakkında konuşuluyor. Kendilerini çok sevdiğim kardeşlerden pek çok kişi özellikle bu konudaki görüşümü öğrenmek istiyorlardı."(3)

    Müellif bu konuda muhaliflerini müzakereye davet ettiğini, ancak hiçbir netice elde edemediğini, tam tersine sözkonusu kişilerin aynı iddialarını sürdürdüklerini ifade ediyor. Müslümanların tekrar izzetli dönemlerine dönmesi için doğru yol ve rabbani metod olan İslam'a dönmeleri gerektiğini hatırlatan(4) müellif, mevlidle ilgili iddiaları tek tek cevaplıyor.



    Mevlidi İlk Kutlayan Kimdir?

    Muhaliflerin bu konudaki en temel iddialarından birincisi mevlid kutlamalarını ilk defa Şii Fatımilerin ortaya çıkardığıdır. Müellifin "cahil ya da haktan uzak kişler"(5) olarak nitelendirdiği bu şahıslar, mevlidi ilk kutluyan kişinin bizzat Peygamberimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- olduğu gerçeğini saklamak istemektediler. Nitekim Müslim'in rivayet ettiği hadiste bildirildiğine göre; pazartesi günü orucuyla ilgili sorulduğunda Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurdu: "Çünkü o gün benim doğduğum gündür". Müellif, burada bütün iddiaları temelinden çürütücek sözünü söylüyor: "Bu hadis Mevlid-i Nebi'yi kutlamanın meşru olduğuna dair açık bir delildir."

    Burada mevlidi sadece oruçla kutlamanın şart olmadığını, Peygamberimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- o gün sadece oruç tuttuğu için başka şeyler yapılamayacağını iddia etmenin yersiz olduğunu belirten(6) müellif, Mevlid- Nebi'yi başka şekillerde kutlamanın meşru olduğuna dair muhaddis ulemadan nakiller yaparak(7) ve delilleri tek tek zikrederek(8) ortaya koyuyor.



    İbn Kesir'e İftira ve Cevabı

    Mevlid kutlamalarının Şii Fatımiler tarafından ortaya çıkarıldığını iddia eden kişiler, bu iddialarına Hafız İbn Kesir -Rahimehullah-'ı da alet etmek istiyorlar. İbn Kesir'in el-Bidaye ve'n-Nihaye adlı eserinde yer alan mevlidle igili ifadeleri tahrif ederek İbn Kesir'i sözkonusu iddiayı benimsediğini öne süren inatçılara müellif şöyle sesleniyor: "Eğer sadıklardan iseniz kaynağını getirin".(9) Bu tahrifi yapanlara son derece kızan müellif bu kişilerin ümmetin alimlerine ihanet ettiklerini, iftiracı ve yalancı olduklarını belirtiyor.(10)

    Hafız İbn Kesir'in el-Bidaye ve'n-Nihaye (XIII/136)'sinin Mektebetü'l Mearif nüshasından konuyla ilgili ifadeleri nakleden(11) müellif, iddialara konu olan Melik Ebu Said'den İbn Kesir'in "alim", "adil" olarak bahsettiğini, Peygamber sevgisinden dolayı mevlid gününde çokça hayır-hasenat yaptığını ortaya koyuyor.



    Bazı İftiralar

    Muhaliflerin bir kısmı eleştiri dozajını aşarak maalesef iftiralara sarılıyor. İslam aleminin dört bir köşesinde oluşturulan mevlid meclislerinde bu iftiralardan eser bile olmadığını vurgulayan müellif, bu iftiracıların fasıkların getirdikleri haberleri araştırmadan kabul etmemek ilkesini bilmemelerinin mümkün olmadığını belirtiyor.(12)

    İşte bu iftiraların bazıları;

    "Mevlid toplantıları açıkça günah işlenen mekanlardır".

    "Mevlid toplantılarında kadın ve erkekler karışık oturuyor".

    "Mevlid toplantılarında çalgı aletleri çalınarak şarap içiliyor".

    "Mevlid meclisleri bid'atçi ve hurafecilerin mekanı, faiz yiyenlerin uğrak yeridir."

    "Mevlidi kutlayanlar mevlid gününü şer'i bir bayram olarak algılıyor."

    Bu tür iftiraları tek tek zikreden müellif, bu ifadelerin apaçık yalan ve iftira olduğunu işaretliyor.



    Mevlid Gününün Şer'i Bayram Olarak Algılandığı İddiası ve Cevabı

    Muhaliflerin mevlidi ihya edenlere yönelttiği belki en ciddi eleştiri mevlidin şeri bir bayram olarak algılandığı konusudur. Halkın bir kısmı tarafından mevlid gününün bayram olarak isimlendirilmesi onların mevlid gününü şer'i bir bayram olarak algıladıklarını göstermediğini, çünkü bayram kelimesinin seviçli ve mutlu günlerde kullanmanın halkın adeti olduğunu hatırlatan(13) müellif, kendisinin mevlid gününü bayram olarak algılamadığını vurguluyor. Çünkü mevlid niteliği itibarıyla Ramazan ve Kurbn byramlarından daha üstün ve şerefli bir konuma sahip. Müellif bayramların enenin belirli günlerinde gelmesine karşın, mevlidi kutlamanın, Peygambe Efendimiz'i anmanın ve siretini hatırlamanın zaman ve mekn kaydı olmaksızın üzerimize vacib olduğunu söyleyerek konuyu şöyle çerçeveliyor:

    "Kurban ve Ramazan bayramları dışında İslam'da başka bir bayram olmadığı malumdur. Ancak mevlid günü bayramdan daha büyük ve önemlidir. Biz mevlidi bayram olarak isimlendirmiyoruz. Çünkü bayramlar, mutluluklar, İslam'da bütün büyük günlerin güzellikleri mevlidle varoldu. Eğer -Sallalahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidi olmasaydı Bi'set olmazdı, Kur'an inmezdi, İsra ve Mi'rac olmazdı, Bedir zaferi olmazdı, büyük fetih (Mekke'nin fethi) meydana gelmezdi. Bunların hepsi bütün hayırların kaynağı olan -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e ve O'nun doğumuna bağlıdır."(14)

    Müellif mevlid toplantılarının bir geceye has olmayıp her zaman yapılabileceğini, Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e salat u selam getirmeye, muhtaçlara ikram etmeye, insanları dine davet ve irşada vesile olan bugünü ihya etmek grektiğini belirtiyor.(15)



    İbn Teymiyye ve Mevlid

    İbn Teymiyye İslam ilim tarihi boyunca hakkında çokça konuşulmuş bir isim. Alimlerin bir kısmı onun kimi itikadi görüşlerinden dolayı saptığını söylerken, bir kısmı da yanlış görüşlerinin dışında kendisinden istifade edilebilecek değerli bir alim olduğu görüşünü benimsemişlerdir. Bazıları ise İbn Teymiyye'nin tenkid edilen görüşlerine katılarak onun takipçisi olmuşlardır. Her halukarda İbn Teymiyye hakkında hatırı sayılır bir "tenkid bibloyografya"sı bulunmakta.

    Müellif eserinde "Mevlid Hakkında Şeyh İbn Teymiyye'nin Görüşü" başlığı altında İbn Teymiyye'nin konu hakkındaki görüşünü naklediyor(16): "Mevlidi yad etmekle bazı insanlar sevap umuyorlar. Ya İsa -Aleyhisselam-'ın doğumu konusunda Hristiyanlara benzemek ya da Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e duyulan sevgi ve O'na tazim niyetiyle insanların bazısı bu mevlid işini ortaya çıkardılar. Allah'a yemin ederim ki bu bid'at değildir, içtihad ve sevgiden dolayı bunu dolayı bunu yapanların sevap kazanacağı umulur."

    Burada insan "İbn Teymiyye bu konu hakkında madem böyle diyor, o halde kendisini selefi diye isimlendiren bazı kişi ve gruplar İbn Teymiyye'den konu hakkında nasıl oluyor da olumsuz nakiller yapabiliyor?" diye düşünmeden edemiyor. Bu konuyu ileride kaleme alacağımız tefarruatlı makaleye havale ederken, şimdi sadece şu dört ihtimali zikretmekle yetineceğiz:

    a) İbn Teymiyye ilmi süreci içersinde önce mevlid kutlamalarını caiz görürken sonra vazgeçmiş olabilir.

    b) Önce caiz görmüyorken sonra vazgeçerek caiz olduğuna kanaat getirmiş olabilir.

    c) İbn Teymiyye'nin kitaplarını yayınlayan bazı yayıncılar konuyla ilgili ifadelerini tahrif etmiş olabilir.

    d) Son ihtimalde İbn Teymiyye bazı başka konularda olduğu gibi bu konuda da çelişkili ifadeler kullanmış olabilir.(17)



    Eserde Yer Alan Diğer Hususlar

    Kitabının ilerleyen bölümlerinde Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğumu zikredilirken ayağa kalkmayla ilgili tartışmalara değinen müellif, konuyla ilgili yanlış anlayışları çürütecek delilleri sunuyor.(18) Alimlerin bu fiili güzel gördüğüne dair ifadelerini naklederken(19), mevlid kutlamalarında bazı bid'atlere değiniyor ve bu bid'atlerden uzak durmak gerektiğini vurguluyor.(20)

    "Hidayet İmamlarının Mevlid Kutlamaları Hakkındaki Sözleri" başlığı altında es-Suyuti, İbn Teymiyye, İbn Hacer el-Askalani'den nakiller yapan(21) müellif, iddialara cevap vermeyi sürdürüyor.(22)

    Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe'nin Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğumunu müjdelemesinden dolayı Ebu Leheb tarafından azad edilmesi ve bu fiilinden dolayı Ebu Leheb'in azabının pazartesi günleri hafiflemesiyle ilgili hadisin sıhhatıyla alakalı değinilerde bulunan(23) müellif, Süveybe hadisi bağlamında kafirlerin amellerinin ahirette fayda verip-vermemesi konusunu ele alıyor.(24)

    Eserin son bölümü Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidiyle ilgili kitapların tanıtımına ayıran müellif, 17 adet kitabı kısaca tanıtıyor.(25)



    Sonuç

    Müellifin de belirttiği gibi bir Müslüman’ın mevlid gününü ihya etmek maksadıyla kutlayanlara "Neden siz mevlidi kutluyorsunuz?" şeklinde bir soru sorması kadar anlamsız sual olamaz. Çünkü bu soru "Niçin siz Peygamber'le ferahlıyorsunuz?" manasına geliyor. Böyle bir soruya cevap vermenin bile gereksiz olduğunu vurgulayan müellif, ancak bu soruya şu şekilde cevap verilebileceğini söylüyor: "Ben O'nun -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- ile ferahladığım ve sevindiğim için mevlidini kutluyorum. O'nu -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- sevdiğim için O -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- ile ferahlıyor ve mutlu oluyorum. Mü'min olduğum için de O'nu -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- çok seviyorum".(26)

    Biz de aynı duygularla müellifin sözlerine katılıyoruz. Peygamber sevgisinin gönüllerde daimi olarak yer etmesinde büyük vesilelerden olan mevlid gününü ihya etmeye bütün okuyucularımızın devam etmesini diliyoruz. Sadece mevlid günüyle yetinmeyip özellikle Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e karikatür yoluyla hakaret edildiği şu günlerde Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in hayatını okumalı, düzenli surette hem aile içinde hem de diğer müslümanlarla bir araya gelerek "mevlid meclisleri" oluşturmalıyız. Son olarak Peygamber sevgisinin gerçekte O'nun sünnetine bağlanmakla gösterilebileceğini hatırlatır, Allah-u Teala'dan O'na ümmet şuurunu bizlere vermesini niyaz ediyoruz.



    1) Suudi Arabistan'da yayınlanan lise ders kitaplarında yer alan bu tür örnekler için bkz. es-Seyyid Muhammed bin Alevi el-Maliki el-Haseni, el-Gulüvv ve Eseruhu fi'l-İrhab ve İfsadu'l-Müctema', Basım yeri ve tarihi yok, s. 28-30.

    2) Kahire 1418 hicri, Matbaat-u Dar-u Cevamiı'l Kelim, 10. Baskı, 104 sayfa.


  22. 17.Nisan.2009, 11:30
    11
    zahid89 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Her sene Rebiulevvel ayının 12. günü Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğum günü olması münasebetiyle İslam aleminin her yerinde müslümanlar bugünü ihya ederler. Oruç tutularak, namaz kılınırak, salat u selam getirilirek, Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i öven şiirler okunarak ve O'nun sireti anlatılarak ihya edilir bu mukaddes gün. Fakat kendisini selefe yahut selefiliğe nisbet eden bazı kimseler mevlidi kutlamanın bid'at olduğunu ve mevlid toplantılarına gitmenin caiz olmadığını iddia eden kitaplar, broşürler ve yazılar yazarak Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i hatırlamaya ve bu sebeple Allah'a yakınlaşmaya vesile olan böyle bir gün hakkında müslümanların kafasında istifham oluşturmak istemektedirler. Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'i "postacı" konumuna indirgeyen modernist anlayıştan esinlenmiş bu iddiaların selef ulemasıyla hiç bir alakasının olmadığı apaçık ortadır.

    Müslümanlara toplu katliamlar yapılırken, anne-babalar ölür, çocuklar öksüz ve yetim kalırken bazı kişilerin hala mevlid, tevessül, teberrük, tasavvuf gibi konuları temict pilavı gibi ısıtıp ısıtıp insanlara servise sunmaları ne ile açıklanabilir?

    Bilindiği gibi mevlidle ilgili tartışmaların en yoğun yaşandığı islam ülkesi Suudi Arabistan'dır. Zaman zaman kraliyet ailesine nüfuz eden bazı aşırı kimseler sufilerin kafir olduğu, tevessül, teberrük, tasavvuf gibi konuların şirk olduğu iddialarını ders kitaplarına kadar sokmuşladır.(1) Bütün bu yanlışlara "dur" diyebilen bir zatı görürüz Peygamber toprağında. Kralın korkusu, zindan ve sürgünün kendisini Hakkı haykırmaktan alıkoyamadığı peygamber torunu, rabbani ve muttaki alim es-Seyyid Muhammed bin Alevi el-Maliki el-Haseni -Rahimehullah- Hazretleri'dir bu zatın adı... Türkçeye "Mevlid-i Şerif'i Kutlamak" şeklinde çevrilebilecek olan merhum müellifin Havle'l-İhtifal Bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif(2) isimli kitabı muhalilerin bütün yollarını tıkayacak ve bütün iddialarını çürütecek nitelikte bir eser. Konuyla ilgilenen araştırmacılara ve medrese talebelerine yön gösterecek olan bu kitap, müellifin diğer eserleri gibi Türkçe'ye kazandırılmayı bekliyor.

    Eserin Yazılış Amacı

    Kitabın yazılış amacı Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidini kutlamanın caiz olmadığını söyleyen samimi insanların düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek, bunun yanısıra samimi olmadıkları iddialarından belli olan iftiracı ve yalancıların iç yüzlerini ortaya çıkarmaktır. Çünkü bu ikinci grup mevlid kutlamalarına katılanlara olmadık iftiralar atmış ve yersiz isnatlarda bulunmuşlardır. Diğer bir amaç ise mevlidi kutladığı halde kafasında şüphe olanların şüphelerini izale etmektir. Nitekim müellif eserinin "Önsöz"ünde şöyle der: "Mevlid-i Nebevi'yi kutlamanın hükmüyle ilgili çok şey söylendi. Ben de bu konuda birşey yazmayı istedim. Çünkü günümüzde hakkında çok konuşulması sebebiyle en büyük problemlerden birisine dönüşen bu konu idrak sahibi müslümanların ve benim de zihnimi meşgul ediyordu. Öyle ki her sene belli zamanlarda insanları bıktırıncaya kadar bu konu hakkında yayınlar yapılıyor ve konu hakkında konuşuluyor. Kendilerini çok sevdiğim kardeşlerden pek çok kişi özellikle bu konudaki görüşümü öğrenmek istiyorlardı."(3)

    Müellif bu konuda muhaliflerini müzakereye davet ettiğini, ancak hiçbir netice elde edemediğini, tam tersine sözkonusu kişilerin aynı iddialarını sürdürdüklerini ifade ediyor. Müslümanların tekrar izzetli dönemlerine dönmesi için doğru yol ve rabbani metod olan İslam'a dönmeleri gerektiğini hatırlatan(4) müellif, mevlidle ilgili iddiaları tek tek cevaplıyor.



    Mevlidi İlk Kutlayan Kimdir?

    Muhaliflerin bu konudaki en temel iddialarından birincisi mevlid kutlamalarını ilk defa Şii Fatımilerin ortaya çıkardığıdır. Müellifin "cahil ya da haktan uzak kişler"(5) olarak nitelendirdiği bu şahıslar, mevlidi ilk kutluyan kişinin bizzat Peygamberimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- olduğu gerçeğini saklamak istemektediler. Nitekim Müslim'in rivayet ettiği hadiste bildirildiğine göre; pazartesi günü orucuyla ilgili sorulduğunda Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurdu: "Çünkü o gün benim doğduğum gündür". Müellif, burada bütün iddiaları temelinden çürütücek sözünü söylüyor: "Bu hadis Mevlid-i Nebi'yi kutlamanın meşru olduğuna dair açık bir delildir."

    Burada mevlidi sadece oruçla kutlamanın şart olmadığını, Peygamberimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- o gün sadece oruç tuttuğu için başka şeyler yapılamayacağını iddia etmenin yersiz olduğunu belirten(6) müellif, Mevlid- Nebi'yi başka şekillerde kutlamanın meşru olduğuna dair muhaddis ulemadan nakiller yaparak(7) ve delilleri tek tek zikrederek(8) ortaya koyuyor.



    İbn Kesir'e İftira ve Cevabı

    Mevlid kutlamalarının Şii Fatımiler tarafından ortaya çıkarıldığını iddia eden kişiler, bu iddialarına Hafız İbn Kesir -Rahimehullah-'ı da alet etmek istiyorlar. İbn Kesir'in el-Bidaye ve'n-Nihaye adlı eserinde yer alan mevlidle igili ifadeleri tahrif ederek İbn Kesir'i sözkonusu iddiayı benimsediğini öne süren inatçılara müellif şöyle sesleniyor: "Eğer sadıklardan iseniz kaynağını getirin".(9) Bu tahrifi yapanlara son derece kızan müellif bu kişilerin ümmetin alimlerine ihanet ettiklerini, iftiracı ve yalancı olduklarını belirtiyor.(10)

    Hafız İbn Kesir'in el-Bidaye ve'n-Nihaye (XIII/136)'sinin Mektebetü'l Mearif nüshasından konuyla ilgili ifadeleri nakleden(11) müellif, iddialara konu olan Melik Ebu Said'den İbn Kesir'in "alim", "adil" olarak bahsettiğini, Peygamber sevgisinden dolayı mevlid gününde çokça hayır-hasenat yaptığını ortaya koyuyor.



    Bazı İftiralar

    Muhaliflerin bir kısmı eleştiri dozajını aşarak maalesef iftiralara sarılıyor. İslam aleminin dört bir köşesinde oluşturulan mevlid meclislerinde bu iftiralardan eser bile olmadığını vurgulayan müellif, bu iftiracıların fasıkların getirdikleri haberleri araştırmadan kabul etmemek ilkesini bilmemelerinin mümkün olmadığını belirtiyor.(12)

    İşte bu iftiraların bazıları;

    "Mevlid toplantıları açıkça günah işlenen mekanlardır".

    "Mevlid toplantılarında kadın ve erkekler karışık oturuyor".

    "Mevlid toplantılarında çalgı aletleri çalınarak şarap içiliyor".

    "Mevlid meclisleri bid'atçi ve hurafecilerin mekanı, faiz yiyenlerin uğrak yeridir."

    "Mevlidi kutlayanlar mevlid gününü şer'i bir bayram olarak algılıyor."

    Bu tür iftiraları tek tek zikreden müellif, bu ifadelerin apaçık yalan ve iftira olduğunu işaretliyor.



    Mevlid Gününün Şer'i Bayram Olarak Algılandığı İddiası ve Cevabı

    Muhaliflerin mevlidi ihya edenlere yönelttiği belki en ciddi eleştiri mevlidin şeri bir bayram olarak algılandığı konusudur. Halkın bir kısmı tarafından mevlid gününün bayram olarak isimlendirilmesi onların mevlid gününü şer'i bir bayram olarak algıladıklarını göstermediğini, çünkü bayram kelimesinin seviçli ve mutlu günlerde kullanmanın halkın adeti olduğunu hatırlatan(13) müellif, kendisinin mevlid gününü bayram olarak algılamadığını vurguluyor. Çünkü mevlid niteliği itibarıyla Ramazan ve Kurbn byramlarından daha üstün ve şerefli bir konuma sahip. Müellif bayramların enenin belirli günlerinde gelmesine karşın, mevlidi kutlamanın, Peygambe Efendimiz'i anmanın ve siretini hatırlamanın zaman ve mekn kaydı olmaksızın üzerimize vacib olduğunu söyleyerek konuyu şöyle çerçeveliyor:

    "Kurban ve Ramazan bayramları dışında İslam'da başka bir bayram olmadığı malumdur. Ancak mevlid günü bayramdan daha büyük ve önemlidir. Biz mevlidi bayram olarak isimlendirmiyoruz. Çünkü bayramlar, mutluluklar, İslam'da bütün büyük günlerin güzellikleri mevlidle varoldu. Eğer -Sallalahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidi olmasaydı Bi'set olmazdı, Kur'an inmezdi, İsra ve Mi'rac olmazdı, Bedir zaferi olmazdı, büyük fetih (Mekke'nin fethi) meydana gelmezdi. Bunların hepsi bütün hayırların kaynağı olan -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e ve O'nun doğumuna bağlıdır."(14)

    Müellif mevlid toplantılarının bir geceye has olmayıp her zaman yapılabileceğini, Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e salat u selam getirmeye, muhtaçlara ikram etmeye, insanları dine davet ve irşada vesile olan bugünü ihya etmek grektiğini belirtiyor.(15)



    İbn Teymiyye ve Mevlid

    İbn Teymiyye İslam ilim tarihi boyunca hakkında çokça konuşulmuş bir isim. Alimlerin bir kısmı onun kimi itikadi görüşlerinden dolayı saptığını söylerken, bir kısmı da yanlış görüşlerinin dışında kendisinden istifade edilebilecek değerli bir alim olduğu görüşünü benimsemişlerdir. Bazıları ise İbn Teymiyye'nin tenkid edilen görüşlerine katılarak onun takipçisi olmuşlardır. Her halukarda İbn Teymiyye hakkında hatırı sayılır bir "tenkid bibloyografya"sı bulunmakta.

    Müellif eserinde "Mevlid Hakkında Şeyh İbn Teymiyye'nin Görüşü" başlığı altında İbn Teymiyye'nin konu hakkındaki görüşünü naklediyor(16): "Mevlidi yad etmekle bazı insanlar sevap umuyorlar. Ya İsa -Aleyhisselam-'ın doğumu konusunda Hristiyanlara benzemek ya da Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e duyulan sevgi ve O'na tazim niyetiyle insanların bazısı bu mevlid işini ortaya çıkardılar. Allah'a yemin ederim ki bu bid'at değildir, içtihad ve sevgiden dolayı bunu dolayı bunu yapanların sevap kazanacağı umulur."

    Burada insan "İbn Teymiyye bu konu hakkında madem böyle diyor, o halde kendisini selefi diye isimlendiren bazı kişi ve gruplar İbn Teymiyye'den konu hakkında nasıl oluyor da olumsuz nakiller yapabiliyor?" diye düşünmeden edemiyor. Bu konuyu ileride kaleme alacağımız tefarruatlı makaleye havale ederken, şimdi sadece şu dört ihtimali zikretmekle yetineceğiz:

    a) İbn Teymiyye ilmi süreci içersinde önce mevlid kutlamalarını caiz görürken sonra vazgeçmiş olabilir.

    b) Önce caiz görmüyorken sonra vazgeçerek caiz olduğuna kanaat getirmiş olabilir.

    c) İbn Teymiyye'nin kitaplarını yayınlayan bazı yayıncılar konuyla ilgili ifadelerini tahrif etmiş olabilir.

    d) Son ihtimalde İbn Teymiyye bazı başka konularda olduğu gibi bu konuda da çelişkili ifadeler kullanmış olabilir.(17)



    Eserde Yer Alan Diğer Hususlar

    Kitabının ilerleyen bölümlerinde Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğumu zikredilirken ayağa kalkmayla ilgili tartışmalara değinen müellif, konuyla ilgili yanlış anlayışları çürütecek delilleri sunuyor.(18) Alimlerin bu fiili güzel gördüğüne dair ifadelerini naklederken(19), mevlid kutlamalarında bazı bid'atlere değiniyor ve bu bid'atlerden uzak durmak gerektiğini vurguluyor.(20)

    "Hidayet İmamlarının Mevlid Kutlamaları Hakkındaki Sözleri" başlığı altında es-Suyuti, İbn Teymiyye, İbn Hacer el-Askalani'den nakiller yapan(21) müellif, iddialara cevap vermeyi sürdürüyor.(22)

    Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe'nin Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in doğumunu müjdelemesinden dolayı Ebu Leheb tarafından azad edilmesi ve bu fiilinden dolayı Ebu Leheb'in azabının pazartesi günleri hafiflemesiyle ilgili hadisin sıhhatıyla alakalı değinilerde bulunan(23) müellif, Süveybe hadisi bağlamında kafirlerin amellerinin ahirette fayda verip-vermemesi konusunu ele alıyor.(24)

    Eserin son bölümü Peygamber Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in mevlidiyle ilgili kitapların tanıtımına ayıran müellif, 17 adet kitabı kısaca tanıtıyor.(25)



    Sonuç

    Müellifin de belirttiği gibi bir Müslüman’ın mevlid gününü ihya etmek maksadıyla kutlayanlara "Neden siz mevlidi kutluyorsunuz?" şeklinde bir soru sorması kadar anlamsız sual olamaz. Çünkü bu soru "Niçin siz Peygamber'le ferahlıyorsunuz?" manasına geliyor. Böyle bir soruya cevap vermenin bile gereksiz olduğunu vurgulayan müellif, ancak bu soruya şu şekilde cevap verilebileceğini söylüyor: "Ben O'nun -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- ile ferahladığım ve sevindiğim için mevlidini kutluyorum. O'nu -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- sevdiğim için O -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- ile ferahlıyor ve mutlu oluyorum. Mü'min olduğum için de O'nu -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- çok seviyorum".(26)

    Biz de aynı duygularla müellifin sözlerine katılıyoruz. Peygamber sevgisinin gönüllerde daimi olarak yer etmesinde büyük vesilelerden olan mevlid gününü ihya etmeye bütün okuyucularımızın devam etmesini diliyoruz. Sadece mevlid günüyle yetinmeyip özellikle Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e karikatür yoluyla hakaret edildiği şu günlerde Efendimiz -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'in hayatını okumalı, düzenli surette hem aile içinde hem de diğer müslümanlarla bir araya gelerek "mevlid meclisleri" oluşturmalıyız. Son olarak Peygamber sevgisinin gerçekte O'nun sünnetine bağlanmakla gösterilebileceğini hatırlatır, Allah-u Teala'dan O'na ümmet şuurunu bizlere vermesini niyaz ediyoruz.



    1) Suudi Arabistan'da yayınlanan lise ders kitaplarında yer alan bu tür örnekler için bkz. es-Seyyid Muhammed bin Alevi el-Maliki el-Haseni, el-Gulüvv ve Eseruhu fi'l-İrhab ve İfsadu'l-Müctema', Basım yeri ve tarihi yok, s. 28-30.

    2) Kahire 1418 hicri, Matbaat-u Dar-u Cevamiı'l Kelim, 10. Baskı, 104 sayfa.

  23. 17.Nisan.2009, 11:32
    12
    zahid89
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Nisan.2008
    Üye No: 17724
    Mesaj Sayısı: 40
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Mevlid ve Mevlid Kandili

    vehhabinin yalan ve iftiralarına kanmayın ehli sünnetten ayrılmayın kardeşler


    oturma ehli bidat ile zulami berbed eder eyler seni melami


  24. 17.Nisan.2009, 11:32
    12
    zahid89 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    vehhabinin yalan ve iftiralarına kanmayın ehli sünnetten ayrılmayın kardeşler


    oturma ehli bidat ile zulami berbed eder eyler seni melami




+ Yorum Gönder
Git 12 Son