Konusunu Oylayın.: Aşure günü oruç tutmak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Aşure günü oruç tutmak
  1. 12.Ocak.2008, 23:09
    1
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,306
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Aşure günü oruç tutmak






    Aşure günü oruç tutmak Mumsema
    Aşure Günü Oruç Tutmak


    Şu anda takvimlerimizde iki tarih vardır. İkisi de peygamberlerle alâkalıdır. Biri İsa Aleyhisselâm’ın doğumunu temel kabûl eder, biri de Muhammed Aleyhisselâm’ın hicretini.

    İsâ Aleyhisselâm’ın doğumundan başlayan tarihe, “Milâdî Tarih” adı verilmiştir.

    Âhirzaman Nebîsi’nin hicretini temel kabûl eden tarihe de “Hicrî Tarih” adı verilmiştir.

    Demek her iki takvim de peygambere dayanmaktadır.

    Milâdî takvimde sene nasıl Ocak ayı ile başlarsa, Hicrî takvimde de Muharrem ayı ile başlar; ilk hicret kafilesinin yola çıktığı bu ay, hicrî senenin ilk ayı olarak bilinir.

    Muharrem ayının, senenin ilk ayı oluşuna sadece hicret kafilesinin bu ayda harekete geçmesi sebep olmamıştır. Bu ay, ayrıca tarih boyunca fevkalâde hâdiselere menşe’ ve mebde’ olmuştur. Bu hâdiselerle de Muharrem ayı hicrî takvimin birinci ayı olmaya lâyık görülmüştür.

    Hele bu ayda bir de Aşure günü vardır ki, geçmiş bütün peygamberlerce farklı bir gün olarak kabûl edilmiş, birçok hayırlı ve hattâ hüzünlü hâdiseler bu Muharrem ayının 10. günü içinde kaderin çizgisine aksetmiştir.

    Nitekim rivâyete bakılırsa, Âdem Aleyhisselâm’ın tevbesinin bugünde kabûlünden tut da, Mûsa Aleyhisselâm’ın, Firavun’un takibinden kurtulması, Firavun’un Kızıldeniz’de boğulması, Nûh Aleyhisselâm’ın tûfandan kurtulup da karaya çıkması gibi hayırlı hâdiseler, hep bu 10 Muharrem’de vâki olmuştur.

    Bu yüzdendir ki, hemen bütün İslâm ülkelerinde 10 Muharrem’de çeşitli tahılların bir araya getirilerek yapıldığı aşure tatlısı yapılır, bu tarihî hâdiselerin hatırlanması mânasında sevinçli ve neş’eli günler yaşanır, eş dosta aşure yedirme âdeti devam eder. Aslında böyle bir tatlı İslâmî bakımdan ne emredilir, ne de nehiy. Yâni, ne yapana yapma denir, ne yapmayana yap. Anlayış ve âdet mes’elesi. İslâmî hayatı büsbütün monotonlaştırmamak, neş’e ve hediyeleşme âdetinden mahrum etmemek için aşure tatlısını mahzurlu bulmak bilmem nasıl olur? Sebep olduğu sevgi ve sevinç bakımından düşünmek gerek.

    Arapçada “aşere” on, âşir “onuncu” demektir. Halkımız onuncu gün mânasına gelen “âşir”’i, Aşure şeklinde telâffuz ederek Muharrem’in onuncu gününe Aşure günü ismi vermiş, böylece tarihe de Aşure günü olarak geçmiştir.

    Nûh Aleyhisselâm’ın gemisinden karaya çıktığı günü, geride kalan çeşitli tahılları bir araya getirip de pişirdiği şükür tatlısının hatırlanması mânasında yapılan aşureler, herhalde gönüllerde bir canlanma, çoraklaşan maddî hayatımızda bir tebessüme imkân vermektedir. Kendi gibi, mânası da tatlıdır.

    Hazret-i Resûlüllah, hicretten önce 10 Muharrem’de oruç tutarlardı. Ashâbı da onu aynen takip edip tutardı. Hicretten sonra ikinci senede Ramazan orucu farz kılınınca kendisi 10 Muharrem günü oruç tutmayı bıraktı, tutanlara da serbest olacaklarını ima eden ifadede bulundu. Bu günlerde oruç, o yüzden sünnet oldu. Dileyen tutar. Üç gün oruç tutmak şart değildir. Bir gün de tutulabilir.

    Aşure gününe has bir ibadet yoktur. Kişinin kaza namazları varsa öncelikle bunları kılmasını tavsiye ederiz. Ayrıca Kuranı Kerim . okunabilir.

    Ahmed ŞAHİN



  2. 12.Ocak.2008, 23:09
    1
    Moderatör



    Aşure Günü Oruç Tutmak


    Şu anda takvimlerimizde iki tarih vardır. İkisi de peygamberlerle alâkalıdır. Biri İsa Aleyhisselâm’ın doğumunu temel kabûl eder, biri de Muhammed Aleyhisselâm’ın hicretini.

    İsâ Aleyhisselâm’ın doğumundan başlayan tarihe, “Milâdî Tarih” adı verilmiştir.

    Âhirzaman Nebîsi’nin hicretini temel kabûl eden tarihe de “Hicrî Tarih” adı verilmiştir.

    Demek her iki takvim de peygambere dayanmaktadır.

    Milâdî takvimde sene nasıl Ocak ayı ile başlarsa, Hicrî takvimde de Muharrem ayı ile başlar; ilk hicret kafilesinin yola çıktığı bu ay, hicrî senenin ilk ayı olarak bilinir.

    Muharrem ayının, senenin ilk ayı oluşuna sadece hicret kafilesinin bu ayda harekete geçmesi sebep olmamıştır. Bu ay, ayrıca tarih boyunca fevkalâde hâdiselere menşe’ ve mebde’ olmuştur. Bu hâdiselerle de Muharrem ayı hicrî takvimin birinci ayı olmaya lâyık görülmüştür.

    Hele bu ayda bir de Aşure günü vardır ki, geçmiş bütün peygamberlerce farklı bir gün olarak kabûl edilmiş, birçok hayırlı ve hattâ hüzünlü hâdiseler bu Muharrem ayının 10. günü içinde kaderin çizgisine aksetmiştir.

    Nitekim rivâyete bakılırsa, Âdem Aleyhisselâm’ın tevbesinin bugünde kabûlünden tut da, Mûsa Aleyhisselâm’ın, Firavun’un takibinden kurtulması, Firavun’un Kızıldeniz’de boğulması, Nûh Aleyhisselâm’ın tûfandan kurtulup da karaya çıkması gibi hayırlı hâdiseler, hep bu 10 Muharrem’de vâki olmuştur.

    Bu yüzdendir ki, hemen bütün İslâm ülkelerinde 10 Muharrem’de çeşitli tahılların bir araya getirilerek yapıldığı aşure tatlısı yapılır, bu tarihî hâdiselerin hatırlanması mânasında sevinçli ve neş’eli günler yaşanır, eş dosta aşure yedirme âdeti devam eder. Aslında böyle bir tatlı İslâmî bakımdan ne emredilir, ne de nehiy. Yâni, ne yapana yapma denir, ne yapmayana yap. Anlayış ve âdet mes’elesi. İslâmî hayatı büsbütün monotonlaştırmamak, neş’e ve hediyeleşme âdetinden mahrum etmemek için aşure tatlısını mahzurlu bulmak bilmem nasıl olur? Sebep olduğu sevgi ve sevinç bakımından düşünmek gerek.

    Arapçada “aşere” on, âşir “onuncu” demektir. Halkımız onuncu gün mânasına gelen “âşir”’i, Aşure şeklinde telâffuz ederek Muharrem’in onuncu gününe Aşure günü ismi vermiş, böylece tarihe de Aşure günü olarak geçmiştir.

    Nûh Aleyhisselâm’ın gemisinden karaya çıktığı günü, geride kalan çeşitli tahılları bir araya getirip de pişirdiği şükür tatlısının hatırlanması mânasında yapılan aşureler, herhalde gönüllerde bir canlanma, çoraklaşan maddî hayatımızda bir tebessüme imkân vermektedir. Kendi gibi, mânası da tatlıdır.

    Hazret-i Resûlüllah, hicretten önce 10 Muharrem’de oruç tutarlardı. Ashâbı da onu aynen takip edip tutardı. Hicretten sonra ikinci senede Ramazan orucu farz kılınınca kendisi 10 Muharrem günü oruç tutmayı bıraktı, tutanlara da serbest olacaklarını ima eden ifadede bulundu. Bu günlerde oruç, o yüzden sünnet oldu. Dileyen tutar. Üç gün oruç tutmak şart değildir. Bir gün de tutulabilir.

    Aşure gününe has bir ibadet yoktur. Kişinin kaza namazları varsa öncelikle bunları kılmasını tavsiye ederiz. Ayrıca Kuranı Kerim . okunabilir.

    Ahmed ŞAHİN


  3. 17.Ocak.2008, 16:15
    2
    kerze
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2007
    Üye No: 1286
    Mesaj Sayısı: 278
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: Karye

    --->: Aşure günü oruç tutmak




    Alıntı
    Hazret-i Resûlüllah, hicretten önce 10 Muharrem’de oruç tutarlardı. Ashâbı da onu aynen takip edip tutardı. Hicretten sonra ikinci senede Ramazan orucu farz kılınınca kendisi 10 Muharrem günü oruç tutmayı bıraktı, tutanlara da serbest olacaklarını ima eden ifadede bulundu. Bu günlerde oruç, o yüzden sünnet oldu. Dileyen tutar. Üç gün oruç tutmak şart değildir. Bir gün de tutulabilir.

    Aşure gününe has bir ibadet yoktur. Kişinin kaza namazları varsa öncelikle bunları kılmasını tavsiye ederiz. Ayrıca Kuranı Kerim ... okunabilir.
    Allah celle celaluhu razı olsun


  4. 17.Ocak.2008, 16:15
    2
    Devamlı Üye



    Alıntı
    Hazret-i Resûlüllah, hicretten önce 10 Muharrem’de oruç tutarlardı. Ashâbı da onu aynen takip edip tutardı. Hicretten sonra ikinci senede Ramazan orucu farz kılınınca kendisi 10 Muharrem günü oruç tutmayı bıraktı, tutanlara da serbest olacaklarını ima eden ifadede bulundu. Bu günlerde oruç, o yüzden sünnet oldu. Dileyen tutar. Üç gün oruç tutmak şart değildir. Bir gün de tutulabilir.

    Aşure gününe has bir ibadet yoktur. Kişinin kaza namazları varsa öncelikle bunları kılmasını tavsiye ederiz. Ayrıca Kuranı Kerim ... okunabilir.
    Allah celle celaluhu razı olsun

  5. 31.Aralık.2008, 16:13
    3
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,306
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    Allah sizden de razı olsun. tutanlara ne mutlu


  6. 31.Aralık.2008, 16:13
    3
    Moderatör
    Allah sizden de razı olsun. tutanlara ne mutlu

  7. 31.Aralık.2008, 16:39
    4
    Ehli Kuran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Aralık.2008
    Üye No: 40961
    Mesaj Sayısı: 59
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    Alıntı
    Âdem Aleyhisselâm’ın tevbesinin bugünde
    Mûsa Aleyhisselâm’ın, Firavun’un takibinden kurtulması, Firavun’un Kızıldeniz’de boğulması,
    Nûh Aleyhisselâm’ın tûfandan kurtulup da karaya çıkması gibi hayırlı hâdiseler, hep bu 10 Muharrem’de vâki olmuştur.
    Madem Hz.Ademin tövbesinin kabul edildiği günü biliniyor cennete girdiği ve cenneten çıkarıldığı günün de bilinmesi gerekir.
    Hangi gün cennetten çıkarıldı?

    Tufanın bittiği günü bilen Tufanın başladığı günü de bilir.Hangi gün Tufan başladı.....

    Bütün bunlar uydurmadır.Hiç kimse Hz.Ademin tövbesinin kabul edildiği günü bilemez.Ancak Allah bilir.Yine aynı şekilde Tufanın bittiği günü ve Firavunun boğulduğu günü Allahtan başka kimse bilemez.

    Bütün bunların uydurulma sebebi Muharremin 10 unda olan ve bilinen bir olayı örtbas etmek,gölgelemek amacıdır.O olay da Hz.Hüseyin ve akrabalarının kerbela denen uğursuz çölde aç susuz öldürülmeleridir.

    O günü unutturmakla da yetinmeyip bayram olarak kutlatmak istemelerindendir.
    Alıntı
    Bu yüzdendir ki, hemen bütün İslâm ülkelerinde 10 Muharrem’de çeşitli tahılların bir araya getirilerek yapıldığı aşure tatlısı yapılır, bu tarihî hâdiselerin hatırlanması mânasında sevinçli ve neş’eli günler yaşanır, eş dosta aşure yedirme âdeti devam eder.
    Aşure islamın gelmesi ile Emevilerin iktidarını kaybetmelerinin intikamını aldıkları,Peygamberimizin adeta soyunu kuruttukları günü kutsal bir gün bir bayram olarak ilan etmelerinden başka bir şey değildir.


  8. 31.Aralık.2008, 16:39
    4
    Emekli
    Alıntı
    Âdem Aleyhisselâm’ın tevbesinin bugünde
    Mûsa Aleyhisselâm’ın, Firavun’un takibinden kurtulması, Firavun’un Kızıldeniz’de boğulması,
    Nûh Aleyhisselâm’ın tûfandan kurtulup da karaya çıkması gibi hayırlı hâdiseler, hep bu 10 Muharrem’de vâki olmuştur.
    Madem Hz.Ademin tövbesinin kabul edildiği günü biliniyor cennete girdiği ve cenneten çıkarıldığı günün de bilinmesi gerekir.
    Hangi gün cennetten çıkarıldı?

    Tufanın bittiği günü bilen Tufanın başladığı günü de bilir.Hangi gün Tufan başladı.....

    Bütün bunlar uydurmadır.Hiç kimse Hz.Ademin tövbesinin kabul edildiği günü bilemez.Ancak Allah bilir.Yine aynı şekilde Tufanın bittiği günü ve Firavunun boğulduğu günü Allahtan başka kimse bilemez.

    Bütün bunların uydurulma sebebi Muharremin 10 unda olan ve bilinen bir olayı örtbas etmek,gölgelemek amacıdır.O olay da Hz.Hüseyin ve akrabalarının kerbela denen uğursuz çölde aç susuz öldürülmeleridir.

    O günü unutturmakla da yetinmeyip bayram olarak kutlatmak istemelerindendir.
    Alıntı
    Bu yüzdendir ki, hemen bütün İslâm ülkelerinde 10 Muharrem’de çeşitli tahılların bir araya getirilerek yapıldığı aşure tatlısı yapılır, bu tarihî hâdiselerin hatırlanması mânasında sevinçli ve neş’eli günler yaşanır, eş dosta aşure yedirme âdeti devam eder.
    Aşure islamın gelmesi ile Emevilerin iktidarını kaybetmelerinin intikamını aldıkları,Peygamberimizin adeta soyunu kuruttukları günü kutsal bir gün bir bayram olarak ilan etmelerinden başka bir şey değildir.

  9. 02.Ocak.2009, 16:24
    5
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,306
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    Allah sizden de razı olsun. bu bilgiler Sahih-i Müslim Şerhi, 6: 140 bunlar geçiyor abak kardeş

    Aşure Günü’ne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenab-ı Hak’ın peygamberlerinden bazılarına değişik ikram ve ihsanda bulunduğu içindir Bu ikramlar şöyledir:
    1 Allah, Hz Musa'ya (A S ) Aşure Günü’nde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür
    2 Hz Nuh (A S ) gemisini, Cûdi Dağı’nın üzerine bu gün demirlemiştir
    3 Hz Âdem'in (A S ) tövbesi, Aşure Günü kabul edilmiş, cennetten yeryüzüne bu gün indirilmiştir
    4 Hz Yakup’un (A S ), oğlu Hz Yusuf’un (A S ) hasretinden dolayı kapanan gözleri, bu gün görmeye başlamıştır
    5 Hz Eyyûb (A S ) hastalığından bu gün şifaya kavuşmuştur


  10. 02.Ocak.2009, 16:24
    5
    Moderatör
    Allah sizden de razı olsun. bu bilgiler Sahih-i Müslim Şerhi, 6: 140 bunlar geçiyor abak kardeş

    Aşure Günü’ne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenab-ı Hak’ın peygamberlerinden bazılarına değişik ikram ve ihsanda bulunduğu içindir Bu ikramlar şöyledir:
    1 Allah, Hz Musa'ya (A S ) Aşure Günü’nde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür
    2 Hz Nuh (A S ) gemisini, Cûdi Dağı’nın üzerine bu gün demirlemiştir
    3 Hz Âdem'in (A S ) tövbesi, Aşure Günü kabul edilmiş, cennetten yeryüzüne bu gün indirilmiştir
    4 Hz Yakup’un (A S ), oğlu Hz Yusuf’un (A S ) hasretinden dolayı kapanan gözleri, bu gün görmeye başlamıştır
    5 Hz Eyyûb (A S ) hastalığından bu gün şifaya kavuşmuştur

  11. 02.Ocak.2009, 23:15
    6
    Ehli Kuran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Aralık.2008
    Üye No: 40961
    Mesaj Sayısı: 59
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    Alıntı
    Allah sizden de razı olsun. bu bilgiler Sahih-i Müslim Şerhi, 6: 140 bunlar geçiyor abak kardeş

    Aşure Günü’ne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenab-ı Hak’ın peygamberlerinden bazılarına değişik ikram ve ihsanda bulunduğu içindir Bu ikramlar şöyledir:
    1 Allah, Hz Musa'ya (A S ) Aşure Günü’nde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür
    2 Hz Nuh (A S ) gemisini, Cûdi Dağı’nın üzerine bu gün demirlemiştir
    3 Hz Âdem'in (A S ) tövbesi, Aşure Günü kabul edilmiş, cennetten yeryüzüne bu gün indirilmiştir
    4 Hz Yakup’un (A S ), oğlu Hz Yusuf’un (A S ) hasretinden dolayı kapanan gözleri, bu gün görmeye başlamıştır
    5 Hz Eyyûb (A S ) hastalığından bu gün şifaya kavuşmuştur
    Müslim bu tarihleri nereden biliyor?

    Madem Hz.Nuhun gemiyi demirlediği günü biliyor demir aldığı günü de bilir.Hangi gün tufan başladı....?
    Veya Hz.Nuhun gemisi nereden yola çıktı?
    Veya hangi dağa oturdu?
    Söyleyinde cümle alemi meraktan kurtaralım.O dağ senin bu dağ benim arkeologlar gezip duruyor.

    Ya Hz.Ademin -yani ilk insanın hangi gün tövbesinin kabul edildiğini bildiği için soruyorum- yasak meyveyi yediği günü ve cennetten kovulduğu gün hangi gündür acaba?

    Muharrem 10 da olduğu kesin bir olay var o da Hz.Hüseyin ve yanındaki 70 kişi kerbelada melun yezidin 1000 kişilik katil sürüsü tarafından vahşide öldürülmüş,kafaları ödül için kesilerek yezide götürülmüştür.

    Bütün bu uydurmaların sebebi o uğursuz olayı unutturmak içindir.
    Hz.peygamberin torununun öldürüldüğü günü bayram sayanlar,aşure tatlılarıyla kutlayanlar var ya....


    Alıntı
    Peygamber'e duyulan sevgi, her şeyden ve her türlü sevgiden çok olmalıdır. Bu, her şeyden önce Yüce Allah'ın bir emridir: "Müminlerin, Peygamber'i kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir." (Ahzâb, 33/6) Bu durumu, Sevgili Peygamberimiz de şöyle belirtiyor: "Sizden biriniz, beni atasından babasından, evlatlarından ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe, tam anlamıyla iman etmiş olmazsınız." (Buharî, iman, 8; Müslim, iman, 70) Yine Hz.Peygamber'in (s.a.) belirttiğine göre, Allah'ı ve Peygamberini her şeyden çok sevmedikçe tam mü'min olunmaz. (Buharî, iman, 9, 14, edeb, 42; Müslim, iman, 67) "Canımız sana feda olsun Ya Rasûlallah" ifadesi, işte bu anlayışın bir yansımasıdır.
    Ahzap 6:
    Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır.


  12. 02.Ocak.2009, 23:15
    6
    Emekli
    Alıntı
    Allah sizden de razı olsun. bu bilgiler Sahih-i Müslim Şerhi, 6: 140 bunlar geçiyor abak kardeş

    Aşure Günü’ne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenab-ı Hak’ın peygamberlerinden bazılarına değişik ikram ve ihsanda bulunduğu içindir Bu ikramlar şöyledir:
    1 Allah, Hz Musa'ya (A S ) Aşure Günü’nde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür
    2 Hz Nuh (A S ) gemisini, Cûdi Dağı’nın üzerine bu gün demirlemiştir
    3 Hz Âdem'in (A S ) tövbesi, Aşure Günü kabul edilmiş, cennetten yeryüzüne bu gün indirilmiştir
    4 Hz Yakup’un (A S ), oğlu Hz Yusuf’un (A S ) hasretinden dolayı kapanan gözleri, bu gün görmeye başlamıştır
    5 Hz Eyyûb (A S ) hastalığından bu gün şifaya kavuşmuştur
    Müslim bu tarihleri nereden biliyor?

    Madem Hz.Nuhun gemiyi demirlediği günü biliyor demir aldığı günü de bilir.Hangi gün tufan başladı....?
    Veya Hz.Nuhun gemisi nereden yola çıktı?
    Veya hangi dağa oturdu?
    Söyleyinde cümle alemi meraktan kurtaralım.O dağ senin bu dağ benim arkeologlar gezip duruyor.

    Ya Hz.Ademin -yani ilk insanın hangi gün tövbesinin kabul edildiğini bildiği için soruyorum- yasak meyveyi yediği günü ve cennetten kovulduğu gün hangi gündür acaba?

    Muharrem 10 da olduğu kesin bir olay var o da Hz.Hüseyin ve yanındaki 70 kişi kerbelada melun yezidin 1000 kişilik katil sürüsü tarafından vahşide öldürülmüş,kafaları ödül için kesilerek yezide götürülmüştür.

    Bütün bu uydurmaların sebebi o uğursuz olayı unutturmak içindir.
    Hz.peygamberin torununun öldürüldüğü günü bayram sayanlar,aşure tatlılarıyla kutlayanlar var ya....


    Alıntı
    Peygamber'e duyulan sevgi, her şeyden ve her türlü sevgiden çok olmalıdır. Bu, her şeyden önce Yüce Allah'ın bir emridir: "Müminlerin, Peygamber'i kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir." (Ahzâb, 33/6) Bu durumu, Sevgili Peygamberimiz de şöyle belirtiyor: "Sizden biriniz, beni atasından babasından, evlatlarından ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe, tam anlamıyla iman etmiş olmazsınız." (Buharî, iman, 8; Müslim, iman, 70) Yine Hz.Peygamber'in (s.a.) belirttiğine göre, Allah'ı ve Peygamberini her şeyden çok sevmedikçe tam mü'min olunmaz. (Buharî, iman, 9, 14, edeb, 42; Müslim, iman, 67) "Canımız sana feda olsun Ya Rasûlallah" ifadesi, işte bu anlayışın bir yansımasıdır.
    Ahzap 6:
    Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır.

  13. 06.Ocak.2009, 18:26
    7
    Ehli Kuran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Aralık.2008
    Üye No: 40961
    Mesaj Sayısı: 59
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    Ruhullah ŞİRİN

    Babamı Alın Ama Başörtümü Almayın..!

    Kerbela destanı ve Huseyni kıyam İslami bir duruş ve İslami bir kimliktir. Allah’a giden yoldur.
    Her türlü insanlık dışı zulüm ve cinayetlerin alabildiğine işlendiği, zulmün ve zilletin insanlığın tepesine çöktüğü bir zaman diliminde insanlığı irşad edeceğimiz tek adres Huseyn mektebidir.

    Kerbela’dan çıkartılacak o kadar ders vardır ki onların hepsi Allah’ın rızaiyetinin olduğu kutlu ve bereketli yoldur.

    Buradan hareketle, günümüzde ağır bir şekilde yaşadığımız başörtüsü zulmünün asırlar öncesinde Kerbela’da nasıl yaşandığına dikkat çekerek, karşı karşıya kaldığımız görev ve sorumluluklarımızı dile getirmek istiyorum.

    Kerbela’da sergilenen en önemli temel konu Allah’ın rızayetini kazanabilmektir..

    İmam Huseyn Allah’ın rızaiyetini kazanmak için 6 aylık bebeği Hz. Ali Asgar’a kadar en sevgili canlarını Allah yolunda ve İslam’ın aziz olması için kurban sundu..

    “İlahi! Sen razı ol bu kurbanlarıma..! İlahi! sen kabul et kurbanlarımı…! Sen benden razı ol Rabbim..!”
    ……………………
    İçleri parçalayan Kerbela sahnesine bakıyorum..

    Kerbela’da bir önder var.
    Küçücük bir yavru...
    Babası İmam Huseyn’in “hel min nasirin yensuruni..!” feryadına “lebbeyk” diyen bir kız çocuğu..

    Yezid ordularına karşı dimdik duran bir kız çocuğu...

    Babası şehid olmasın diye kucağında kalkan olan bir kız çocuğu…

    Şehid çocuklarına ablalık ve koruyuculuk yapan üç yaşında bir kız çocuğu..

    Kerbela’nın o kavurucu sıcağı altında susuzluktan dudakları çatlayan ama sabreden bir kız çocuğu..

    Huseyn’in mihriban kızı Hz. Rugeyye..

    Kerbela’da önce ağabeyi Ali Ekber, sonra amcası Hz. Abbas ve daha sonra da babası Eba Abdullah İmam Huseyn şehid düşmüştü..

    Yezid ordusu arsızca, alçakça çadırlara saldırıyor ve gözlerini kırpmadan ateşe veriyordu..
    Şehidlerin çocukları büyük korku içerisinde kaçışmaktalar...

    Elbiseleri de ateş almıştı...

    Hiç bir şeye acımayan Yezid ordusu Peygamber torunu Hz. Rugeyye’nin kulağından küpesini bile koparmaktan geri durmadı. Acılar içerisinde ağlıyordu Hz. Rugeyye, halası Hz. Zeyneb'in kucağına sığınmıştı..

    Yezid ordusunun gözü o kadar dönmüştü ki Zeyneb’in kucağındaki Rugeyye’yi tekmeliyordu. Üç yaşındaki bu masum yavrunun her yeri mosmor olmuş, kulaklarından kan gelmişti...

    Canı çok acıyordu...

    Sadece, gelen darbelere karşı kolunu uzatarak savunmaya çalışıyordu o narin bedenini…

    Hz. Rugeyye’nin bu darbelere karşı sabrı ve gücü vardı...

    Ama..

    Öyle bir an geldi ki, gözleri dönmüş bu zalimler Hz. Rugeyye’nin başından başörtüsünü almaya çalıştılar..! Hz. Rugeyye feryad ediyordu, Yezid askerlerine:

    “Babamı alın ama, başörtümü almayın…!”

    Canlar o mübarek canına feda, ey Hz. Rugeyye..!

    Daha o küçücük yaşında gelecek nesillere kandil olan Huseyn’in mihriban kızı Rugeyye’ye selam olsun…!

    Üç yaşlarındaki bu Ehl-i Beyt kandili, Allah’ın emri olan başörtüsü için, İslami hicabın muhafaza ve müdafaası için babasını bile kurban edebiliyor…!

    Çünkü Allah’ın rızaiyeti oradaydı…

    İnam Hüseyin Allah’ın rızaiyeti için altı aylık yavrusundan, İmam Hüseyin’in kızı Hz. Rugeyye de babasından geçiyordu…

    Bizim canımızı alın…

    Bizim babamızı alın…

    Bizi zindanlara atın…

    Ama..

    Allah’ın emri olan başörtümüzü başımızdan almayın…! ……………………
    Madem ki “her yer Kerbela her gün Aşura” diyoruz…

    O halde zamanın Kerbela’larında, Hüseyincesine bir adayış, Rugeyye gibi adananlarımız nerede…?

    Zamanın Yezidleri başörtülerimizi alıyor, koruyanlarımız, savunanlarımız nerede..?


  14. 06.Ocak.2009, 18:26
    7
    Emekli
    Ruhullah ŞİRİN

    Babamı Alın Ama Başörtümü Almayın..!

    Kerbela destanı ve Huseyni kıyam İslami bir duruş ve İslami bir kimliktir. Allah’a giden yoldur.
    Her türlü insanlık dışı zulüm ve cinayetlerin alabildiğine işlendiği, zulmün ve zilletin insanlığın tepesine çöktüğü bir zaman diliminde insanlığı irşad edeceğimiz tek adres Huseyn mektebidir.

    Kerbela’dan çıkartılacak o kadar ders vardır ki onların hepsi Allah’ın rızaiyetinin olduğu kutlu ve bereketli yoldur.

    Buradan hareketle, günümüzde ağır bir şekilde yaşadığımız başörtüsü zulmünün asırlar öncesinde Kerbela’da nasıl yaşandığına dikkat çekerek, karşı karşıya kaldığımız görev ve sorumluluklarımızı dile getirmek istiyorum.

    Kerbela’da sergilenen en önemli temel konu Allah’ın rızayetini kazanabilmektir..

    İmam Huseyn Allah’ın rızaiyetini kazanmak için 6 aylık bebeği Hz. Ali Asgar’a kadar en sevgili canlarını Allah yolunda ve İslam’ın aziz olması için kurban sundu..

    “İlahi! Sen razı ol bu kurbanlarıma..! İlahi! sen kabul et kurbanlarımı…! Sen benden razı ol Rabbim..!”
    ……………………
    İçleri parçalayan Kerbela sahnesine bakıyorum..

    Kerbela’da bir önder var.
    Küçücük bir yavru...
    Babası İmam Huseyn’in “hel min nasirin yensuruni..!” feryadına “lebbeyk” diyen bir kız çocuğu..

    Yezid ordularına karşı dimdik duran bir kız çocuğu...

    Babası şehid olmasın diye kucağında kalkan olan bir kız çocuğu…

    Şehid çocuklarına ablalık ve koruyuculuk yapan üç yaşında bir kız çocuğu..

    Kerbela’nın o kavurucu sıcağı altında susuzluktan dudakları çatlayan ama sabreden bir kız çocuğu..

    Huseyn’in mihriban kızı Hz. Rugeyye..

    Kerbela’da önce ağabeyi Ali Ekber, sonra amcası Hz. Abbas ve daha sonra da babası Eba Abdullah İmam Huseyn şehid düşmüştü..

    Yezid ordusu arsızca, alçakça çadırlara saldırıyor ve gözlerini kırpmadan ateşe veriyordu..
    Şehidlerin çocukları büyük korku içerisinde kaçışmaktalar...

    Elbiseleri de ateş almıştı...

    Hiç bir şeye acımayan Yezid ordusu Peygamber torunu Hz. Rugeyye’nin kulağından küpesini bile koparmaktan geri durmadı. Acılar içerisinde ağlıyordu Hz. Rugeyye, halası Hz. Zeyneb'in kucağına sığınmıştı..

    Yezid ordusunun gözü o kadar dönmüştü ki Zeyneb’in kucağındaki Rugeyye’yi tekmeliyordu. Üç yaşındaki bu masum yavrunun her yeri mosmor olmuş, kulaklarından kan gelmişti...

    Canı çok acıyordu...

    Sadece, gelen darbelere karşı kolunu uzatarak savunmaya çalışıyordu o narin bedenini…

    Hz. Rugeyye’nin bu darbelere karşı sabrı ve gücü vardı...

    Ama..

    Öyle bir an geldi ki, gözleri dönmüş bu zalimler Hz. Rugeyye’nin başından başörtüsünü almaya çalıştılar..! Hz. Rugeyye feryad ediyordu, Yezid askerlerine:

    “Babamı alın ama, başörtümü almayın…!”

    Canlar o mübarek canına feda, ey Hz. Rugeyye..!

    Daha o küçücük yaşında gelecek nesillere kandil olan Huseyn’in mihriban kızı Rugeyye’ye selam olsun…!

    Üç yaşlarındaki bu Ehl-i Beyt kandili, Allah’ın emri olan başörtüsü için, İslami hicabın muhafaza ve müdafaası için babasını bile kurban edebiliyor…!

    Çünkü Allah’ın rızaiyeti oradaydı…

    İnam Hüseyin Allah’ın rızaiyeti için altı aylık yavrusundan, İmam Hüseyin’in kızı Hz. Rugeyye de babasından geçiyordu…

    Bizim canımızı alın…

    Bizim babamızı alın…

    Bizi zindanlara atın…

    Ama..

    Allah’ın emri olan başörtümüzü başımızdan almayın…! ……………………
    Madem ki “her yer Kerbela her gün Aşura” diyoruz…

    O halde zamanın Kerbela’larında, Hüseyincesine bir adayış, Rugeyye gibi adananlarımız nerede…?

    Zamanın Yezidleri başörtülerimizi alıyor, koruyanlarımız, savunanlarımız nerede..?

  15. 06.Ocak.2009, 21:00
    8
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Aralık.2008
    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 495
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 32

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]

    Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hazret-i Âdem'in tevbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh'un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus'un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim'in ateşte yanmaması, Hazret-i İdris'in canlı olarak göğe çıkarılması, Hazret-i Yakub'un, oğlu Hazret-i Yusuf'a kavuşması, Hazret-i Yusuf'un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb'ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa'nın Kızıl denizi geçmesi, Hazret-i İsa'nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Aşure günü Nuh aleyhisselamın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh ve yanındakiler, Allahü teâlâya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahü teâlâ denizi, beni İsrail için, aşure günü yardı. Yine Aşure günü Allahü teâlâ Adem aleyhisselamın ve Yunus aleyhisselamın kavminin tevbesini kabul etti. İbrahim aleyhisselam da o gün doğdu.) [Taberani]

    Öteden beri Kureyş de, Resulullah da Aşure günü oruç tutardı. Medine'ye gelince de yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)

    Medine'de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah'ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

    Bugün yapılacak işler:
    1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]

    (Aşure günü oruç tutan o yıl tutamadığı [nafile] oruçlarının sevabına kavuşur.) [Deylemi]

    (Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed]

    (Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.)
    [Şir'a]
    [Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]

    Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:
    (Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]


  16. 06.Ocak.2009, 21:00
    8
    Ehl-i sünnet
    (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]

    Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hazret-i Âdem'in tevbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh'un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus'un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim'in ateşte yanmaması, Hazret-i İdris'in canlı olarak göğe çıkarılması, Hazret-i Yakub'un, oğlu Hazret-i Yusuf'a kavuşması, Hazret-i Yusuf'un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb'ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa'nın Kızıl denizi geçmesi, Hazret-i İsa'nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Aşure günü Nuh aleyhisselamın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh ve yanındakiler, Allahü teâlâya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahü teâlâ denizi, beni İsrail için, aşure günü yardı. Yine Aşure günü Allahü teâlâ Adem aleyhisselamın ve Yunus aleyhisselamın kavminin tevbesini kabul etti. İbrahim aleyhisselam da o gün doğdu.) [Taberani]

    Öteden beri Kureyş de, Resulullah da Aşure günü oruç tutardı. Medine'ye gelince de yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)

    Medine'de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah'ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

    Bugün yapılacak işler:
    1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]

    (Aşure günü oruç tutan o yıl tutamadığı [nafile] oruçlarının sevabına kavuşur.) [Deylemi]

    (Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed]

    (Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.)
    [Şir'a]
    [Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]

    Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:
    (Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]

  17. 07.Ocak.2009, 00:06
    9
    _karaca_
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Eylül.2008
    Üye No: 33144
    Mesaj Sayısı: 162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 33

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    paylaşım için Allah razı olsun ....bu mübarek günü en güzel şekilde geçiririz inşallah.Aşure günümüz mübarek olsun mumsema ailesi..


  18. 07.Ocak.2009, 00:06
    9
    Devamlı Üye
    paylaşım için Allah razı olsun ....bu mübarek günü en güzel şekilde geçiririz inşallah.Aşure günümüz mübarek olsun mumsema ailesi..

  19. 07.Ocak.2009, 02:47
    10
    Ehli Kuran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Aralık.2008
    Üye No: 40961
    Mesaj Sayısı: 59
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    Alıntı
    (Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed]
    Yahudiler aşure günü oruç tutmuyor ki
    Onlar yom kipor dedikleri 10 günlük bir oruçları var.


  20. 07.Ocak.2009, 02:47
    10
    Emekli
    Alıntı
    (Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed]
    Yahudiler aşure günü oruç tutmuyor ki
    Onlar yom kipor dedikleri 10 günlük bir oruçları var.

  21. 09.Ocak.2009, 11:57
    11
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Aralık.2008
    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 495
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 32

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    Medine'de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah'ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)


    Yahudiler aşure günü oruç tutmuyor ki
    Onlar yom kipor dedikleri 10 günlük bir oruçları var.


    Yahudilikte oruç vardır. Konu ile ilgili olarak incilde şu açıklama yer alır:" Onlar da İsa'ya dediler: Yahya'nın şakirtleri sık sık oruç tutarlar ve dualar ederler; Ferisilerin şakirtleri de böyle yaparlar" (Luka İncili 5/33). Yahudilik'te farz olan oruç yılda bir gün, Yom Kippur denilen kefaret gününde tutulan oruçtur ki yaklaşık 25 saat sürer. Akşam güneşin batışı ile başlayıp ertesi gün akşama kadar devam eder. Bu farz olan orucun dışında Yahudi tarihinin acı günlerinde ve karanlık sayfalarına tekabul eden günlerde matem alameti olarak oruç tutma geleneği de vardır. Bu cümleden olmak üzere Kudüs'ün Babilliler ve Romalılar tarafından işgal ve tahrip edildiği, Mabedin yıkıldığı günleri oruç tutarak yad ederler. Bu oruçlar şafağın sökmesinden akşam ilk yıldızın görünmesine kadar devam eder.



    Nakil yolu ile anlaşılan, yani Peygamberlerin söyledikleri şeyleri, akıl ile araştırmaya uğraşmak, düz yolda, güç giden, yüklü bir arabayı, yokuşa çıkarmak için zorlamaya benzer. Yokuşa doğru at, kamçılanırsa, çabalaya çabalaya, ya yıkılıp canı çıkar, yahut, alışmış olduğu düz yola kavuşmak için sağa sola ve geriye kıvrılarak arabayı yıkar ve eşyalar harap olur. Akıl da, yürüyemediği, anlayamadığı ahiret bilgilerini çözmeye zorlanırsa, ya yıkılıp insan aklını kaçırır veya bunları alışmış olduğu, dünya işlerine benzetmeye kalkışarak, yanılır, aldanır ve herkesi aldatır.

    Akıl, his kuvveti ile anlaşılabilen veya hissedilenlere benzeyen ve onlara bağlılıkları bulunan şeyleri birbirleri ile ölçerek, iyilerini kötülerinden ayırmaya yarayan bir ölçüdür. Böyle şeylere bağlılıkları olmayan varlıklara eremeyeceğinden, şaşırıp kalır. O halde, Peygamberlerin bildirdikleri şeylere, inanmaktan başka çare yoktur.



  22. 09.Ocak.2009, 11:57
    11
    Ehl-i sünnet
    Medine'de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah'ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)


    Yahudiler aşure günü oruç tutmuyor ki
    Onlar yom kipor dedikleri 10 günlük bir oruçları var.


    Yahudilikte oruç vardır. Konu ile ilgili olarak incilde şu açıklama yer alır:" Onlar da İsa'ya dediler: Yahya'nın şakirtleri sık sık oruç tutarlar ve dualar ederler; Ferisilerin şakirtleri de böyle yaparlar" (Luka İncili 5/33). Yahudilik'te farz olan oruç yılda bir gün, Yom Kippur denilen kefaret gününde tutulan oruçtur ki yaklaşık 25 saat sürer. Akşam güneşin batışı ile başlayıp ertesi gün akşama kadar devam eder. Bu farz olan orucun dışında Yahudi tarihinin acı günlerinde ve karanlık sayfalarına tekabul eden günlerde matem alameti olarak oruç tutma geleneği de vardır. Bu cümleden olmak üzere Kudüs'ün Babilliler ve Romalılar tarafından işgal ve tahrip edildiği, Mabedin yıkıldığı günleri oruç tutarak yad ederler. Bu oruçlar şafağın sökmesinden akşam ilk yıldızın görünmesine kadar devam eder.



    Nakil yolu ile anlaşılan, yani Peygamberlerin söyledikleri şeyleri, akıl ile araştırmaya uğraşmak, düz yolda, güç giden, yüklü bir arabayı, yokuşa çıkarmak için zorlamaya benzer. Yokuşa doğru at, kamçılanırsa, çabalaya çabalaya, ya yıkılıp canı çıkar, yahut, alışmış olduğu düz yola kavuşmak için sağa sola ve geriye kıvrılarak arabayı yıkar ve eşyalar harap olur. Akıl da, yürüyemediği, anlayamadığı ahiret bilgilerini çözmeye zorlanırsa, ya yıkılıp insan aklını kaçırır veya bunları alışmış olduğu, dünya işlerine benzetmeye kalkışarak, yanılır, aldanır ve herkesi aldatır.

    Akıl, his kuvveti ile anlaşılabilen veya hissedilenlere benzeyen ve onlara bağlılıkları bulunan şeyleri birbirleri ile ölçerek, iyilerini kötülerinden ayırmaya yarayan bir ölçüdür. Böyle şeylere bağlılıkları olmayan varlıklara eremeyeceğinden, şaşırıp kalır. O halde, Peygamberlerin bildirdikleri şeylere, inanmaktan başka çare yoktur.


  23. 09.Ocak.2009, 14:34
    12
    Ehli Kuran
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Aralık.2008
    Üye No: 40961
    Mesaj Sayısı: 59
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Aşure günü oruç tutmak

    Yahudilikte elbette oruç var.Aşure günü tutulan bir oruçları yok.
    Rivayette bahsedilen denizin yarılarak yahudilerin kurtıulduğu firavunun boğulduğu güne denk geldiği söylenen AŞURE orucu yok.
    O rivayet uydurmadır.Hz.Peygamber, yahudiler oruç tutuyor diye o gün oruç tutmaz,tutturmaz.Bizim ibadetlerimizin kaynağı yahudiler değil Kurandır.


  24. 09.Ocak.2009, 14:34
    12
    Emekli
    Yahudilikte elbette oruç var.Aşure günü tutulan bir oruçları yok.
    Rivayette bahsedilen denizin yarılarak yahudilerin kurtıulduğu firavunun boğulduğu güne denk geldiği söylenen AŞURE orucu yok.
    O rivayet uydurmadır.Hz.Peygamber, yahudiler oruç tutuyor diye o gün oruç tutmaz,tutturmaz.Bizim ibadetlerimizin kaynağı yahudiler değil Kurandır.




+ Yorum Gönder
Git 12 Son