Konusunu Oylayın.: Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gere

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 4 kişi
Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gere
  1. 09.Nisan.2008, 10:47
    1
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gere






    Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gere Mumsema Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gerekir? Hangi ibadetleri yapar, neleri yapamaz?

    Kadın Hayız halinde tavaf yapabilir mi?

    Kadınlar hayız ve nifas halinde tavaf yapamazlar. Tavafın dışında bütün hac farzlarını yerine getirebilirler. Ziyaret tavafını bu haller bitince yaparlar. Eğer bu durumda tavaf ederlerse, kendilerine bir sığır veya deve kesmek vacip olur.

    Adet halinde olan bir kadın vakfe yapabilir mi?

    Hayız halinde olan bir Safa ile Merve mescid-i haram'ın içinde olduğu için bu durumda tavaf edemediği gibi say'da yapamaz.

    Hayzının nedeniyle, farz olan tavafı yapamadan, memleketine dönen kadının haccı tamam olur mu?

    Bu durumdaki bir kadının haccı tam olmaz. Haccındaki bu noksanlığı gidermek için senenin müsait bir gününde Mekke-i Mükerreme'ye varıp Kabe-i Muzazzama'yı yedi şavt tavaf etmesi gerekir. Bu tavafın zamanını geciktirdiği için bir koyun veya keçi kurban etmesi gerekir. (Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan, Günümüz Meselelerine Açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre)
    Not: Hac ve umreye giden kadınların bu duruma düşmemesi için, tıbbi bir sakınca yoksa, adet geciktiri kullanmaları güzel bir çözüm olur.

    Hacca veya umreye giden, tavaf edeceği zamanda âdetli (hayızlı, kanamalı) olan kadınlarımız, orada temizlik günlerine kadar bekleme imkanları varsa beklerler, temizlenince gusleder sonra da tavaflarını yaparlar. Ancak temizlik günlerine kadar bekleme imkanı olmayan kadınlarımız ne yapacaklar?

    Devamlı başa gelen ve sorulan bir soru olduğu, ellerde dolaşan fıkıh ve ilmihal kitaplarında da çözümü bulunmadığı (veya zor çözümler ileri sürüldüğü) için, İbn Kayyim el-Cevziyye'nin (v.751/1350; Hanbelî mezhebinde yetişmiş, müctehid derecesinde bir fıkıh âlimidir) bu konudaki yazısını (İ'lâmu'l-muvakkı'în, Kahire, 1955, C., s.25-41) özetleyerek aktarmayı faydalı buldum.

    İbn Kayyim hayızlı kadının tavâf meselesini, "dinin hükümlerinin değişmesi" konusunu açıklarken misal olarak ele alıyor. Ana konunun başlığı ve girişi levhalık bir ifadedir. Başlık şöyle:

    Âdetlerin, niyetlerin, durumların, mekanların ve zamanların değişmesi sebebiyle dinin hükümlerinin (kural ve uygulamalarının) da değişmesi.

    Giriş:

    Bu bölüm çok önemli bir konuyu ihtiva etmektedir; bunun bilinmemesi şeriatın büyük ölçüde yanlış anlaşılması, bu yüzden, insanlara faydalar getiren yüce şeriatta bulunması mümkün olmayan birçok zorluk, güçlük ve uygulanamaz hükümler getirmesi (getirdiğinin sanılması) sonucunu doğurmuştur. Şeriat böyle hükümler getirmez; çünkü onun dayandığı temel, insanların dünya ve ahiret hayatında geçerli olan hikmetler ve maslahatlardır (faydalı olanın elde edilmesi, zararlı olandan uzak durulmasıdır). Şeriat bütünüyle adâlettir, rahmettir, faydadır, hikmettir. Her bir hüküm ki adâletten zulme, rahmetten zıttına, faydadan zarara, hikmet ve yerindelikten saçmalığa ve anlamsızlığa geçmiştir -çeşitli yorumlarla şeriata sokulmuş olsa bile- ondan değildir, şeriat dışıdır. Şu halde şeriat kullar arasında Allah'ın adâletidir, yarattıkları için rahmetidir, arzında O'nun gölgesidir, O'na ve elçilerinin doğru söylediklerine delalet eden en doğru ve en eksiksiz hikmetidir. Şeriat, görenlere O'nun ışığıdır, doğru yolu izleyenlere O'nun kılavuzudur, her hastanın ilacı olan tam şifasıdır. O, devamlı izleyenlerin tam ortasında oldukları "Allah'ın doğru yolu"dur. O gözlerin nurudur, gönüllerin hayatıdır, ruhların lezzetidir. Hatadan, günahtan korunma, hayat, gıda, ilaç, şifa, nur ona bağlıdır. Varlık âlemindeki her iyilik (hayır) ondan gelmiştir, her kötülük (eksiklik) de onun zayi edilmesinden hasıl olmuştur. Eğer ondan bazı kırıntılar (izler, parçalar) kalmış olmasaydı dünya harap olur, evrenin defteri dürülürdü. O (şeriat) insanların korunmasını, evrenin ayakta durmasını sağlamaktadır. Allah göklerin ve yerin kayıp gitmesini onunla engellemektedir. Allah dünyay harap etmek ve evreni de bitirmek istediğinde onun izlerini huzuruna kaldıracaktır (bizden alacak, biz onu kaybedeceğiz). Şu halde Allah'ın, Elçisi ile gönderiği şeriat (din kuralları) dünyanın direğidir, dünya ve âhiret saadetinin eksenidir.

    Bu girişten sonra İbn Kayyim, âdet gören kadının tavâfı konusunda -özetle- şunları söylemektedir:

    Peygamberimiz (s.a.), Hz. Âişe'ye hitaben, "Kâbe'yi tavaf etmeksizin hac ibadeti yapanın bütün yaptıkların yap" buyurarak âdetli kadının, temizleninceye kadar Kâbe'yi tavaf etmesini yasaklamıştır. Bu yasağı bazı kimseler, orada kalma ve bu yasağa uyma imkânına bakmaksızın genel zannetmişler, nassın (yasaklayan hadisin) lafzından anlaşılan (dış) anlamını esas almışlar, hayızın tavâfa engel olmasını, namaza engel olması gibi görmüşler, böyle değerlendirmişlerdir. Bunlara karşı iki gurup müctehid vardır:

    Hanefîler ve Hanbelîlere göre tavaf için temiz (olmak) namazın şartı gibi bir şart değildir; kurban kesilerek telafi edilebilecek bir ödevdir (vâcib). Bunlara göre hayızlı kadın böylece tavaf yapar ve bir büyükbaş hayvan kurban ederek eksiği giderir.

    İkinci guruba göre tavaf için temizlik şartı, namaz için örtünme vb. şartlara benzer; imkan bulunduğunda bu şartlara uyulur, imkan bulunmadığında şartlar terk edilir ve namaz yine kılınır. Bu müctehidlere göre Peygamberimiz ve ona yakın zamanlarda hac yöneticileri, hayızlı kadınları beklerler, onlar da temizlenip tavaf yaptıktan sonra kafile Mekke'den ayrılırdı. Sonra durum değişti, kafileler hayızlı kadınları beklemez oldular. Bu durumda teorik olarak sekiz çözüm düşünülebilir:

    1. Kadın gurubunu terk eder, Mekke'de kalır, temizlenince tavafını yapar ve tek başına veya yabancılarla memleketine döner. Bunun ne kadar sakıncalı olduğu açıktır.

    2. Temizlik şartı bulunmadığı için tavaf da düşer; hac tavafsız tamam olur. Bunu söyleyen bir Fıkıhçı yoktur, böyle bir çözüm doğru da değildir; çünkü tavaf haccın temel farzlarından biridir.

    3. Hayız günlerini biliyorsa ve bunun vakfeden döndükten sonra tavaf günlerine rastlayacağını hesap ediyorsa haccın tavafını öne alır; yani Arafat'a çıkmadan, farz olan tavafını yapar. Bu da mesela vakfe gibi bir rüknün (temel parçanın) yerini değiştirmek demektir ve doğru değildir.

    4. Hayız günleri devamlı olarak tavaf günleri ile çakışıyorsa, hayızdan kesilinceye kadar kadına hac farz olmaz. Bu da birçok kadından hac farzını kaldırmak demektir ve isabetli değildir.

    5. Haccın diğer kısımlarını yapar -orada bekleyip temizlenince yapma imkan yoksa- tavafını yapmadan memleketine döner, tavaf yapmadıkça kocası ile cinsel temas yapması yasak olduğu için bunu da yapamaz, sonra imkan bulduğunda tekrar Mekke'ye gider ve temiz olduğunda tavafını yapar. Şeriat böylesine fıtrata aykırı ve zor bir teklif (yükümlülük) getirmemiştir, getirmez.

    6. Yolda kalmışlar gibi ihramdan çıkar, memleketine döner, sonra imkan bulunca yeniden haccını yapar. Yolda kalmış, engellenmiş olanlar Mekke'ye ulaşamamışlardır; âdetli kadın ise Mekke'dedir; bu ikisi birbirine kıyas edilemez.

    7. Acizler için olduğu gibi bir başkası onun yerine haccını yapar. Hastalık, sakatlık gibi sebeplerle yerine başkasını gönderme ruhsatı burada kullanılamaz; çünkü hayızlı kadının durumu farklıdır.

    8. Diğer ibadetlerde nasıl, yerine getirilmesi imkansız veya zor olan şartlar ve kısımlar düşüyor, muaf hale geliyor, geri kalan (mümkün olan) yapılıyorsa, hacda da -bu durumda- temizlenme şartı kalkar ve kadın hayızlı olarak tavafını yapar, kasten bir eksiklik veya aykırı davranış bulunmadığı için kurban kesmesi de gerekmez. Dinin genel kuralları bizi bu sonuca ulaştırmaktadır.

    "Bu çözüme göre hem hayızlının mescide girmesine hem de temizlenmeden tavaf yapmasına imkan veriliyor; halbuki bunlar Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır" şeklindeki itirazın cevabı şudur: Hayızlı kadın, güvenlik vb. zorunlu durumlarda veya orada kalmadan girip öteye geçme niyetiyle mescide girebilir. Burada da tavaf zarureti için mescide girer. Tavaf için temizlenmenin şart olması konusunda -başta açıklandığı gibi- ihtilaf vardır. "Hayızlı olarak tavaf eder ve bir kurban keser" diyenlere göre temizlenme, tavafın sıhhat şartı olmuyor. Burada temizlik kasten terkedilmiyor, bir mazeretten dolay terk ediliyor. Bekleme imkanı olmadığı için de Peygamberimizin (s.a.) yasağına aykırı hareket edilmiş olmuyor. Bu çözümde şeriatın dışına çıkılmıyor; şeriatın -normal şartlara ait olan- bir kuralı, diğer kurallar ile birlikte değerlendirilerek sınırlandırılıyor, mesele bundan ibarettir. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)

    Kaynak: http://www.sorularlaislamiyet.com/su...w_qna&id=51465


  2. 09.Nisan.2008, 10:47
    1
    Moderatör



    Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gerekir? Hangi ibadetleri yapar, neleri yapamaz?

    Kadın Hayız halinde tavaf yapabilir mi?

    Kadınlar hayız ve nifas halinde tavaf yapamazlar. Tavafın dışında bütün hac farzlarını yerine getirebilirler. Ziyaret tavafını bu haller bitince yaparlar. Eğer bu durumda tavaf ederlerse, kendilerine bir sığır veya deve kesmek vacip olur.

    Adet halinde olan bir kadın vakfe yapabilir mi?

    Hayız halinde olan bir Safa ile Merve mescid-i haram'ın içinde olduğu için bu durumda tavaf edemediği gibi say'da yapamaz.

    Hayzının nedeniyle, farz olan tavafı yapamadan, memleketine dönen kadının haccı tamam olur mu?

    Bu durumdaki bir kadının haccı tam olmaz. Haccındaki bu noksanlığı gidermek için senenin müsait bir gününde Mekke-i Mükerreme'ye varıp Kabe-i Muzazzama'yı yedi şavt tavaf etmesi gerekir. Bu tavafın zamanını geciktirdiği için bir koyun veya keçi kurban etmesi gerekir. (Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan, Günümüz Meselelerine Açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre)
    Not: Hac ve umreye giden kadınların bu duruma düşmemesi için, tıbbi bir sakınca yoksa, adet geciktiri kullanmaları güzel bir çözüm olur.

    Hacca veya umreye giden, tavaf edeceği zamanda âdetli (hayızlı, kanamalı) olan kadınlarımız, orada temizlik günlerine kadar bekleme imkanları varsa beklerler, temizlenince gusleder sonra da tavaflarını yaparlar. Ancak temizlik günlerine kadar bekleme imkanı olmayan kadınlarımız ne yapacaklar?

    Devamlı başa gelen ve sorulan bir soru olduğu, ellerde dolaşan fıkıh ve ilmihal kitaplarında da çözümü bulunmadığı (veya zor çözümler ileri sürüldüğü) için, İbn Kayyim el-Cevziyye'nin (v.751/1350; Hanbelî mezhebinde yetişmiş, müctehid derecesinde bir fıkıh âlimidir) bu konudaki yazısını (İ'lâmu'l-muvakkı'în, Kahire, 1955, C., s.25-41) özetleyerek aktarmayı faydalı buldum.

    İbn Kayyim hayızlı kadının tavâf meselesini, "dinin hükümlerinin değişmesi" konusunu açıklarken misal olarak ele alıyor. Ana konunun başlığı ve girişi levhalık bir ifadedir. Başlık şöyle:

    Âdetlerin, niyetlerin, durumların, mekanların ve zamanların değişmesi sebebiyle dinin hükümlerinin (kural ve uygulamalarının) da değişmesi.

    Giriş:

    Bu bölüm çok önemli bir konuyu ihtiva etmektedir; bunun bilinmemesi şeriatın büyük ölçüde yanlış anlaşılması, bu yüzden, insanlara faydalar getiren yüce şeriatta bulunması mümkün olmayan birçok zorluk, güçlük ve uygulanamaz hükümler getirmesi (getirdiğinin sanılması) sonucunu doğurmuştur. Şeriat böyle hükümler getirmez; çünkü onun dayandığı temel, insanların dünya ve ahiret hayatında geçerli olan hikmetler ve maslahatlardır (faydalı olanın elde edilmesi, zararlı olandan uzak durulmasıdır). Şeriat bütünüyle adâlettir, rahmettir, faydadır, hikmettir. Her bir hüküm ki adâletten zulme, rahmetten zıttına, faydadan zarara, hikmet ve yerindelikten saçmalığa ve anlamsızlığa geçmiştir -çeşitli yorumlarla şeriata sokulmuş olsa bile- ondan değildir, şeriat dışıdır. Şu halde şeriat kullar arasında Allah'ın adâletidir, yarattıkları için rahmetidir, arzında O'nun gölgesidir, O'na ve elçilerinin doğru söylediklerine delalet eden en doğru ve en eksiksiz hikmetidir. Şeriat, görenlere O'nun ışığıdır, doğru yolu izleyenlere O'nun kılavuzudur, her hastanın ilacı olan tam şifasıdır. O, devamlı izleyenlerin tam ortasında oldukları "Allah'ın doğru yolu"dur. O gözlerin nurudur, gönüllerin hayatıdır, ruhların lezzetidir. Hatadan, günahtan korunma, hayat, gıda, ilaç, şifa, nur ona bağlıdır. Varlık âlemindeki her iyilik (hayır) ondan gelmiştir, her kötülük (eksiklik) de onun zayi edilmesinden hasıl olmuştur. Eğer ondan bazı kırıntılar (izler, parçalar) kalmış olmasaydı dünya harap olur, evrenin defteri dürülürdü. O (şeriat) insanların korunmasını, evrenin ayakta durmasını sağlamaktadır. Allah göklerin ve yerin kayıp gitmesini onunla engellemektedir. Allah dünyay harap etmek ve evreni de bitirmek istediğinde onun izlerini huzuruna kaldıracaktır (bizden alacak, biz onu kaybedeceğiz). Şu halde Allah'ın, Elçisi ile gönderiği şeriat (din kuralları) dünyanın direğidir, dünya ve âhiret saadetinin eksenidir.

    Bu girişten sonra İbn Kayyim, âdet gören kadının tavâfı konusunda -özetle- şunları söylemektedir:

    Peygamberimiz (s.a.), Hz. Âişe'ye hitaben, "Kâbe'yi tavaf etmeksizin hac ibadeti yapanın bütün yaptıkların yap" buyurarak âdetli kadının, temizleninceye kadar Kâbe'yi tavaf etmesini yasaklamıştır. Bu yasağı bazı kimseler, orada kalma ve bu yasağa uyma imkânına bakmaksızın genel zannetmişler, nassın (yasaklayan hadisin) lafzından anlaşılan (dış) anlamını esas almışlar, hayızın tavâfa engel olmasını, namaza engel olması gibi görmüşler, böyle değerlendirmişlerdir. Bunlara karşı iki gurup müctehid vardır:

    Hanefîler ve Hanbelîlere göre tavaf için temiz (olmak) namazın şartı gibi bir şart değildir; kurban kesilerek telafi edilebilecek bir ödevdir (vâcib). Bunlara göre hayızlı kadın böylece tavaf yapar ve bir büyükbaş hayvan kurban ederek eksiği giderir.

    İkinci guruba göre tavaf için temizlik şartı, namaz için örtünme vb. şartlara benzer; imkan bulunduğunda bu şartlara uyulur, imkan bulunmadığında şartlar terk edilir ve namaz yine kılınır. Bu müctehidlere göre Peygamberimiz ve ona yakın zamanlarda hac yöneticileri, hayızlı kadınları beklerler, onlar da temizlenip tavaf yaptıktan sonra kafile Mekke'den ayrılırdı. Sonra durum değişti, kafileler hayızlı kadınları beklemez oldular. Bu durumda teorik olarak sekiz çözüm düşünülebilir:

    1. Kadın gurubunu terk eder, Mekke'de kalır, temizlenince tavafını yapar ve tek başına veya yabancılarla memleketine döner. Bunun ne kadar sakıncalı olduğu açıktır.

    2. Temizlik şartı bulunmadığı için tavaf da düşer; hac tavafsız tamam olur. Bunu söyleyen bir Fıkıhçı yoktur, böyle bir çözüm doğru da değildir; çünkü tavaf haccın temel farzlarından biridir.

    3. Hayız günlerini biliyorsa ve bunun vakfeden döndükten sonra tavaf günlerine rastlayacağını hesap ediyorsa haccın tavafını öne alır; yani Arafat'a çıkmadan, farz olan tavafını yapar. Bu da mesela vakfe gibi bir rüknün (temel parçanın) yerini değiştirmek demektir ve doğru değildir.

    4. Hayız günleri devamlı olarak tavaf günleri ile çakışıyorsa, hayızdan kesilinceye kadar kadına hac farz olmaz. Bu da birçok kadından hac farzını kaldırmak demektir ve isabetli değildir.

    5. Haccın diğer kısımlarını yapar -orada bekleyip temizlenince yapma imkan yoksa- tavafını yapmadan memleketine döner, tavaf yapmadıkça kocası ile cinsel temas yapması yasak olduğu için bunu da yapamaz, sonra imkan bulduğunda tekrar Mekke'ye gider ve temiz olduğunda tavafını yapar. Şeriat böylesine fıtrata aykırı ve zor bir teklif (yükümlülük) getirmemiştir, getirmez.

    6. Yolda kalmışlar gibi ihramdan çıkar, memleketine döner, sonra imkan bulunca yeniden haccını yapar. Yolda kalmış, engellenmiş olanlar Mekke'ye ulaşamamışlardır; âdetli kadın ise Mekke'dedir; bu ikisi birbirine kıyas edilemez.

    7. Acizler için olduğu gibi bir başkası onun yerine haccını yapar. Hastalık, sakatlık gibi sebeplerle yerine başkasını gönderme ruhsatı burada kullanılamaz; çünkü hayızlı kadının durumu farklıdır.

    8. Diğer ibadetlerde nasıl, yerine getirilmesi imkansız veya zor olan şartlar ve kısımlar düşüyor, muaf hale geliyor, geri kalan (mümkün olan) yapılıyorsa, hacda da -bu durumda- temizlenme şartı kalkar ve kadın hayızlı olarak tavafını yapar, kasten bir eksiklik veya aykırı davranış bulunmadığı için kurban kesmesi de gerekmez. Dinin genel kuralları bizi bu sonuca ulaştırmaktadır.

    "Bu çözüme göre hem hayızlının mescide girmesine hem de temizlenmeden tavaf yapmasına imkan veriliyor; halbuki bunlar Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır" şeklindeki itirazın cevabı şudur: Hayızlı kadın, güvenlik vb. zorunlu durumlarda veya orada kalmadan girip öteye geçme niyetiyle mescide girebilir. Burada da tavaf zarureti için mescide girer. Tavaf için temizlenmenin şart olması konusunda -başta açıklandığı gibi- ihtilaf vardır. "Hayızlı olarak tavaf eder ve bir kurban keser" diyenlere göre temizlenme, tavafın sıhhat şartı olmuyor. Burada temizlik kasten terkedilmiyor, bir mazeretten dolay terk ediliyor. Bekleme imkanı olmadığı için de Peygamberimizin (s.a.) yasağına aykırı hareket edilmiş olmuyor. Bu çözümde şeriatın dışına çıkılmıyor; şeriatın -normal şartlara ait olan- bir kuralı, diğer kurallar ile birlikte değerlendirilerek sınırlandırılıyor, mesele bundan ibarettir. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)

    Kaynak: http://www.sorularlaislamiyet.com/su...w_qna&id=51465


    Benzer Konular

    - Lohusa kadın adet görür mü

    - Şafi Mezhebinde Hayız veya Nifas Olan Kadın Ne Yapamaz?

    - Kadın Hayız halinde tavaf yapabilir mi?

    - Kadınların hac veya umrede adet hallerini geciktiren veya öne alan ilaç kullanmaları caiz midir?

    - İhramda Iken Lohusa Olan Kadının Yapması Gerekenlerle ilgili hadis

  3. 02.Mayıs.2008, 11:07
    2
    mellesah
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Mayıs.2008
    Üye No: 19064
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapmas




    kadınlar ister hacca istersede umrede ayhali veya lohusa iken say yapar bu yanlışı düzeltin yada bir şeyi tam bilmeden cevab vermeyin


  4. 02.Mayıs.2008, 11:07
    2
    mellesah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    kadınlar ister hacca istersede umrede ayhali veya lohusa iken say yapar bu yanlışı düzeltin yada bir şeyi tam bilmeden cevab vermeyin


  5. 28.Ekim.2008, 19:07
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,310
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 333
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapmas

    Alıntı
    kadınlar ister hacca istersede umrede ayhali veya lohusa iken say yapar bu yanlışı düzeltin yada bir şeyi tam bilmeden cevab vermeyin
    kim cevap vermiş kardeş baktın mı? Yazar ve kaynak belli.

    birde üslüp çok sert


  6. 28.Ekim.2008, 19:07
    3
    Moderatör
    Alıntı
    kadınlar ister hacca istersede umrede ayhali veya lohusa iken say yapar bu yanlışı düzeltin yada bir şeyi tam bilmeden cevab vermeyin
    kim cevap vermiş kardeş baktın mı? Yazar ve kaynak belli.

    birde üslüp çok sert


  7. 01.Kasım.2010, 01:49
    4
    Candle
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Mayıs.2007
    Üye No: 866
    Mesaj Sayısı: 864
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    --->: Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gere

    Allah razı olsun hac ibadeti ile ilgili bilgiler için


  8. 01.Kasım.2010, 01:49
    4
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun hac ibadeti ile ilgili bilgiler için


  9. 05.Kasım.2010, 15:51
    5
    mellesah
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Mayıs.2008
    Üye No: 19064
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gere

    ayhali olan kadın nasıl namaz kılamazsa tavafda edemez temizlenince tavaf yapar eger tavaf yapmış vesonra ayhalinin başladığını farkına varır veya görürse gördüğü an itibariyle ay hali başlar yani tavafı gecerlidir say için temiz olma şartı yok sayını o halde yapar eğer tavaftan önce ay hali başlamışsa temizleninceye kadar bekler yada hastalanmadan ay halini geciktirici hap kullanır genelde tavsiyemiz budur özellikle haccda


  10. 05.Kasım.2010, 15:51
    5
    mellesah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    ayhali olan kadın nasıl namaz kılamazsa tavafda edemez temizlenince tavaf yapar eger tavaf yapmış vesonra ayhalinin başladığını farkına varır veya görürse gördüğü an itibariyle ay hali başlar yani tavafı gecerlidir say için temiz olma şartı yok sayını o halde yapar eğer tavaftan önce ay hali başlamışsa temizleninceye kadar bekler yada hastalanmadan ay halini geciktirici hap kullanır genelde tavsiyemiz budur özellikle haccda


  11. 29.Eylül.2011, 14:45
    6
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,598
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 69
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gere

    Adet halindeki kadın tavaf edebilir mi?

    Adet halindeki kadın tavaf edemez, diğer hac menasikini yerine getirebilir. (F.S.:3/162)
    Adeti geciktirmek için ilaç kullanabilir. Sağlık açısından ise dikkat edilmelidir.
    (10 soruya cevap: Fetavai İslâmî 8/2925)


  12. 29.Eylül.2011, 14:45
    6
    Aciz Kul
    Adet halindeki kadın tavaf edebilir mi?

    Adet halindeki kadın tavaf edemez, diğer hac menasikini yerine getirebilir. (F.S.:3/162)
    Adeti geciktirmek için ilaç kullanabilir. Sağlık açısından ise dikkat edilmelidir.
    (10 soruya cevap: Fetavai İslâmî 8/2925)


  13. 30.Mayıs.2012, 07:06
    7
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,310
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 333
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapma

    Kadının Hac ve Umresi


    Hac ve Umrenin yerine getirilişi açısından kadınlarla erkekler arasında bir fark yoktur. Kadınların aşağıdaki kurallara uymaları yeterlidir.



    - Kadınlar için erkeklerde olduğu gibi özel bir ihram kıyafeti söz konusu değildir. Kadınlar zağferan ve yalancı safran ile boyanmış olmamak şartı ile ihramlı iken dikişli elbise giyerler.



    - İhramlıyken ayakkabı (hanefi mezhebine göre ayakkabı ve eldiven), elbise, baş örtüsü, çorap, ayakkabı gibi her zaman giydikleri kıyafetlerini giyebilirler.



    - Hac ve Umre'de kadınların başını örtmesi gereklidir.



    - İhramlıyken yüzlerini örtmezler.



    - Kadınlar telbiye, tekbir, tehlil, salavat okurken ve dua ederken seslerini yükseltmezler.



    - Tavafta hızlı ve çalımlı yürüyerek "Remel" yapmazlar.



    - Sa’yda da yeşil direkler arasında koşar adımlarla yürüyerek "Hervele" yapmazlar.



    - İhramdan çıkarken saçlarını tıraş etmeyip sadece kısaltır.



    - Kadınlar namaz kılarken, erkek safları arasında kalmayıp kadınlara ait yerlerde namaz kılarlar.



    - İzdiham olan yerlerde mümkün olduğu kadar erkeklerin arasına girmemeye özen gösterirler.



    - İzdiham ve erkekler olduğunda Hacer-i Esved’i öpmeyip sadece uzaktan eli ile selamlar.



    - Hayızlı ise; veda tavafını yapmadığında ceza gerekmez.



    - Hayız veya nifas sebebi ile Kurban bayramı günlerinde ziyaret tavafını tehir ederse ceza gerekmez.



    - Adetliyken ihrama giren ve ihrama girdikten sonra adetleri bitmeden Arafat’a çıkmak durumunda kalan hanımlar daha baştan ihrama girerken İfrad haccına niyet etmelidirler.



    - Adetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra adet görmeye başlayan kadınlar, tavafın dışında haccın bütün menasikini yerine getirebilirler. Harem-i Şerif’e giremezler.



    - Tavafı, Harem’in üst katlarından veya en kenar bölgesinden yapar.



    - Rahmet dağının yakınında durmaz. Bu son iki madde erkeklere karışmasını önlemek içindir.



    HAYIZLI VE NİFASLI KADININ HACCI



    Öncelikle adet geciktirici ilaçları almanız tavsiye olunur. Menapoz durumunda yaşayanlar için fazlaca önemli olmayan bu durum bilhassa genç bayanlar için sıkıntılı günler geçirmelerine neden olmaktadır. Böyle bir sıkıntı ile günlerini geçirmek istemeynler Arabistan'a gitmeden önce bir kadın doğum uzmanına müracaat ederek adet geciktirici ilaçlar alarak, bu sorunlarından büyük bir ihtimalle kurtulmaktadırlar.



    Ayrıca Mekke ve Medine'de ki Türk hastane ve sağlık ocaklarında doktorlar bu konuda hanım hacılara yardımcı olmaktadırlar.



    Adetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra adet görmeye başlayan kadınlar, tavafın dışında haccın bütün menasikini yerine getirebilirler. Harem-i Şerif’e giremezler. Adetliyken ihrama giren ve ihrama girdikten sonra adetleri bitmeden Arafat’a çıkmak durumunda kalan hanımlar daha baştan ihrama girerken İfrad haccına niyet etmelidirler.



    Eğer bu durumdan kurtulamayacaksa aşağıdaki kurallara harfiyen riayet etmelidirler.



    Kadın ihramlı iken hayız veya nifas olursa tavaf ve sa’y dışındaki hac ibadetlerini eda eder. Eğer Arafat’ta vakfe yapmış ise kudüm tavafı düşer. Böylece temizleninceye kadar bekler ve temizlendikten sonra ifada ve veda tavafını yapar, eğer iftad haccı yapıyorsa hac sa’yini de eda eder. Fakat temettu veya kıran haccına niyet etmişse ifrad haccının fiillerini yerine getirir. Arafat’ta vakfeden önce temizlenmez ise temettu ve kıran haccı düşer. Fakat Arafat’ta vakfeden önce temizlenirse kıran ve temettu haccına devam eder.



    Temiz olarak Arafat’ta vakfe yaparsa ifada tavafını temizlendikten sonraya bırakmaması için hayız olmadan önce ifada tavafını yapması gerekir.



    İfada tavafını eda ettikten sonra hayız olup temizlenmeden önce Mekke’den ayrılırsa veda tavafı düşer.


  14. 30.Mayıs.2012, 07:06
    7
    Moderatör
    Kadının Hac ve Umresi


    Hac ve Umrenin yerine getirilişi açısından kadınlarla erkekler arasında bir fark yoktur. Kadınların aşağıdaki kurallara uymaları yeterlidir.



    - Kadınlar için erkeklerde olduğu gibi özel bir ihram kıyafeti söz konusu değildir. Kadınlar zağferan ve yalancı safran ile boyanmış olmamak şartı ile ihramlı iken dikişli elbise giyerler.



    - İhramlıyken ayakkabı (hanefi mezhebine göre ayakkabı ve eldiven), elbise, baş örtüsü, çorap, ayakkabı gibi her zaman giydikleri kıyafetlerini giyebilirler.



    - Hac ve Umre'de kadınların başını örtmesi gereklidir.



    - İhramlıyken yüzlerini örtmezler.



    - Kadınlar telbiye, tekbir, tehlil, salavat okurken ve dua ederken seslerini yükseltmezler.



    - Tavafta hızlı ve çalımlı yürüyerek "Remel" yapmazlar.



    - Sa’yda da yeşil direkler arasında koşar adımlarla yürüyerek "Hervele" yapmazlar.



    - İhramdan çıkarken saçlarını tıraş etmeyip sadece kısaltır.



    - Kadınlar namaz kılarken, erkek safları arasında kalmayıp kadınlara ait yerlerde namaz kılarlar.



    - İzdiham olan yerlerde mümkün olduğu kadar erkeklerin arasına girmemeye özen gösterirler.



    - İzdiham ve erkekler olduğunda Hacer-i Esved’i öpmeyip sadece uzaktan eli ile selamlar.



    - Hayızlı ise; veda tavafını yapmadığında ceza gerekmez.



    - Hayız veya nifas sebebi ile Kurban bayramı günlerinde ziyaret tavafını tehir ederse ceza gerekmez.



    - Adetliyken ihrama giren ve ihrama girdikten sonra adetleri bitmeden Arafat’a çıkmak durumunda kalan hanımlar daha baştan ihrama girerken İfrad haccına niyet etmelidirler.



    - Adetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra adet görmeye başlayan kadınlar, tavafın dışında haccın bütün menasikini yerine getirebilirler. Harem-i Şerif’e giremezler.



    - Tavafı, Harem’in üst katlarından veya en kenar bölgesinden yapar.



    - Rahmet dağının yakınında durmaz. Bu son iki madde erkeklere karışmasını önlemek içindir.



    HAYIZLI VE NİFASLI KADININ HACCI



    Öncelikle adet geciktirici ilaçları almanız tavsiye olunur. Menapoz durumunda yaşayanlar için fazlaca önemli olmayan bu durum bilhassa genç bayanlar için sıkıntılı günler geçirmelerine neden olmaktadır. Böyle bir sıkıntı ile günlerini geçirmek istemeynler Arabistan'a gitmeden önce bir kadın doğum uzmanına müracaat ederek adet geciktirici ilaçlar alarak, bu sorunlarından büyük bir ihtimalle kurtulmaktadırlar.



    Ayrıca Mekke ve Medine'de ki Türk hastane ve sağlık ocaklarında doktorlar bu konuda hanım hacılara yardımcı olmaktadırlar.



    Adetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra adet görmeye başlayan kadınlar, tavafın dışında haccın bütün menasikini yerine getirebilirler. Harem-i Şerif’e giremezler. Adetliyken ihrama giren ve ihrama girdikten sonra adetleri bitmeden Arafat’a çıkmak durumunda kalan hanımlar daha baştan ihrama girerken İfrad haccına niyet etmelidirler.



    Eğer bu durumdan kurtulamayacaksa aşağıdaki kurallara harfiyen riayet etmelidirler.



    Kadın ihramlı iken hayız veya nifas olursa tavaf ve sa’y dışındaki hac ibadetlerini eda eder. Eğer Arafat’ta vakfe yapmış ise kudüm tavafı düşer. Böylece temizleninceye kadar bekler ve temizlendikten sonra ifada ve veda tavafını yapar, eğer iftad haccı yapıyorsa hac sa’yini de eda eder. Fakat temettu veya kıran haccına niyet etmişse ifrad haccının fiillerini yerine getirir. Arafat’ta vakfeden önce temizlenmez ise temettu ve kıran haccı düşer. Fakat Arafat’ta vakfeden önce temizlenirse kıran ve temettu haccına devam eder.



    Temiz olarak Arafat’ta vakfe yaparsa ifada tavafını temizlendikten sonraya bırakmaması için hayız olmadan önce ifada tavafını yapması gerekir.



    İfada tavafını eda ettikten sonra hayız olup temizlenmeden önce Mekke’den ayrılırsa veda tavafı düşer.


  15. 10.Mart.2013, 12:33
    8
    Misafir

    Cevap: Adet (hayız) veya lohusa olan bir kadın hac ve umrede tavaf yapamazsa ne yapması gere

    Allah razi olsun Şem'a Bacı


  16. 10.Mart.2013, 12:33
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allah razi olsun Şem'a Bacı





+ Yorum Gönder