Konusunu Oylayın.: Müslüman Toplumlarda Ahlaki Çöküş

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Müslüman Toplumlarda Ahlaki Çöküş
  1. 09.Mayıs.2009, 13:39
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,988
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Müslüman Toplumlarda Ahlaki Çöküş






    Müslüman Toplumlarda Ahlaki Çöküş Mumsema Müslüman Toplumlarda Ahlaki Çöküş

    Ahlaki değerlere karşı kayıtsızlık sadece ilahi dinin yaşanmadığı toplumlarda değil, Müslüman toplumlarda da söz konusudur. Müslümanların geneli, sahip oldukları ve ilahi canipten gelen bunca kaynak ve bilgiden maalesef gerekli istifadeyi sağlayamamışlar ve kendilerini yetiştirmede ve terbiye etmede bulunmaları gereken seviyenin çok gerisinde kalmışlardır. Bu nedenle de Müslümanların ferdi ve toplumsal yaşamlarında sorun ve sıkıntıları hiç eksik olmamıştır. Bu gün Müslümanlar arasındaki irtibat kopukluğunun ve aralarındaki çekişmenin birinci nedeni, İslam’ın inşa ettiği yüce ahlakın Müslümanlar tarafından sergilenmemesidir. Birçok alanda dini görüş ve hükümler, şahsi garaz ve heveslerin hücumuna uğramış ve bu iki kutup arasında ciddi bir mücadele baş göstermiştir. Ne yazık ki Müslümanlar dini hükümlere uyacaklarına, kendi iç meyillerinin doğrultusunda hareket etmeye başlamışlardır. Özetle, İslam’ın ölçü ve hükümlerine göre kendilerine yön vereceklerine, İslam’ın emir buyurduğu ölçü ve değerleri kendi meyil ve isteklerine göre yorumlamaya başlamışlardır. Bu durum, Müslümanların İslam’a yaptıkları en büyük ihanettir. Bu ihanetlerinin sonucu olarak da dünya toplumları arasında yalnız kalmışlardır. Allah gerçek müminleri Kur’an’da şöyle tarif etmektedir:
    “Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir”
    Acaba müminler bu ayette ifadesini bulan bir imana sahip ve yürekleri bu derece Allah’ın korkusundan dolayı titremiş olsa, buna rağmen yine gönülleri hayvani isteklerin cirit attığı alan ve varlıkları da dindaşlarına karşı her çeşit eziyetin kaynağı olabilir miydi?
    İslam Peygamberi (a.s.v.) şöyle ferman ediyor:
    “Müslüman, elinden ve dilinden başkasına zararı dokunmayan kimsedir”
    Acaba Müslüman toplumlarda Müslümanlar İslam’ın bu önemli emrine riayet ediyorlar mı? Yani Müslümanlar günlük yaşantılarında kendilerini güvende hissedip, karşılıklı ilişkilerde Müslüman kardeşinden kendisine bir zararın dokunmayacağından emin midir? Şayet bu gün Müslümanlar toplumsal bazda ve hatta aile içinde bile birbirlerine karşı güven duygusunu yitir mişlerse, bu her bir Müslüman ferdin her an diğeri tarafından zarara uğratılabileceği veya her bir Müslüman ferdin diğer fert için eziyet verici maddelerin yüklü olduğu bir tüp mahiyetini taşıdığı anlamına gelmez mi? Müslümanların ekserisi bu gün İslam’ın önerdiği gerçek takvayı ve güzel ahlakı yaşamamaktadırlar. Başkalarından ziyade bizzat Müslümanların İslam’ı terk ettikleri ve yalnız bıraktıkları gerçeğini kabul etmemiz gerekir.
    “Ve Peygamber dedi ki: Rabb’im gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktı lar”
    Gerçek manada Allah’a iman eden ve hesap gününe inanan bir Müslüman’ın, Allah’ın huzuruna çıkacağı o günün mesuliyetinden korkmaması ve o anın tasavvurundan ürkmemesi mümkün mü?
    İslam Ahlakı / Muhammed Ali SADAT


  2. 09.Mayıs.2009, 13:39
    1
    Moderatör



    Müslüman Toplumlarda Ahlaki Çöküş

    Ahlaki değerlere karşı kayıtsızlık sadece ilahi dinin yaşanmadığı toplumlarda değil, Müslüman toplumlarda da söz konusudur. Müslümanların geneli, sahip oldukları ve ilahi canipten gelen bunca kaynak ve bilgiden maalesef gerekli istifadeyi sağlayamamışlar ve kendilerini yetiştirmede ve terbiye etmede bulunmaları gereken seviyenin çok gerisinde kalmışlardır. Bu nedenle de Müslümanların ferdi ve toplumsal yaşamlarında sorun ve sıkıntıları hiç eksik olmamıştır. Bu gün Müslümanlar arasındaki irtibat kopukluğunun ve aralarındaki çekişmenin birinci nedeni, İslam’ın inşa ettiği yüce ahlakın Müslümanlar tarafından sergilenmemesidir. Birçok alanda dini görüş ve hükümler, şahsi garaz ve heveslerin hücumuna uğramış ve bu iki kutup arasında ciddi bir mücadele baş göstermiştir. Ne yazık ki Müslümanlar dini hükümlere uyacaklarına, kendi iç meyillerinin doğrultusunda hareket etmeye başlamışlardır. Özetle, İslam’ın ölçü ve hükümlerine göre kendilerine yön vereceklerine, İslam’ın emir buyurduğu ölçü ve değerleri kendi meyil ve isteklerine göre yorumlamaya başlamışlardır. Bu durum, Müslümanların İslam’a yaptıkları en büyük ihanettir. Bu ihanetlerinin sonucu olarak da dünya toplumları arasında yalnız kalmışlardır. Allah gerçek müminleri Kur’an’da şöyle tarif etmektedir:
    “Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir”
    Acaba müminler bu ayette ifadesini bulan bir imana sahip ve yürekleri bu derece Allah’ın korkusundan dolayı titremiş olsa, buna rağmen yine gönülleri hayvani isteklerin cirit attığı alan ve varlıkları da dindaşlarına karşı her çeşit eziyetin kaynağı olabilir miydi?
    İslam Peygamberi (a.s.v.) şöyle ferman ediyor:
    “Müslüman, elinden ve dilinden başkasına zararı dokunmayan kimsedir”
    Acaba Müslüman toplumlarda Müslümanlar İslam’ın bu önemli emrine riayet ediyorlar mı? Yani Müslümanlar günlük yaşantılarında kendilerini güvende hissedip, karşılıklı ilişkilerde Müslüman kardeşinden kendisine bir zararın dokunmayacağından emin midir? Şayet bu gün Müslümanlar toplumsal bazda ve hatta aile içinde bile birbirlerine karşı güven duygusunu yitir mişlerse, bu her bir Müslüman ferdin her an diğeri tarafından zarara uğratılabileceği veya her bir Müslüman ferdin diğer fert için eziyet verici maddelerin yüklü olduğu bir tüp mahiyetini taşıdığı anlamına gelmez mi? Müslümanların ekserisi bu gün İslam’ın önerdiği gerçek takvayı ve güzel ahlakı yaşamamaktadırlar. Başkalarından ziyade bizzat Müslümanların İslam’ı terk ettikleri ve yalnız bıraktıkları gerçeğini kabul etmemiz gerekir.
    “Ve Peygamber dedi ki: Rabb’im gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktı lar”
    Gerçek manada Allah’a iman eden ve hesap gününe inanan bir Müslüman’ın, Allah’ın huzuruna çıkacağı o günün mesuliyetinden korkmaması ve o anın tasavvurundan ürkmemesi mümkün mü?
    İslam Ahlakı / Muhammed Ali SADAT

  3. 17.Temmuz.2009, 03:39
    2
    ömer kardeş
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2009
    Üye No: 48353
    Mesaj Sayısı: 45
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Müslüman Toplumlarda Ahlaki Çöküş




    “Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir”

    “Müslüman, elinden ve dilinden başkasına zararı dokunmayan kimsedir”


    Elinize sağlık kardeşim
    Allah Razı olsun İnşaALLAH


  4. 17.Temmuz.2009, 03:39
    2
    ömer kardeş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    “Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir”

    “Müslüman, elinden ve dilinden başkasına zararı dokunmayan kimsedir”


    Elinize sağlık kardeşim
    Allah Razı olsun İnşaALLAH

  5. 02.Eylül.2009, 13:35
    3
    kevser88
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Mayıs.2009
    Üye No: 48613
    Mesaj Sayısı: 22
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: inegöl

    --->: Müslüman Toplumlarda Ahlaki Çöküş

    Allah ahlaki güzel olanlardan eylesin.Allah Razı olsun İnşaALLAH Elinize sağlık


  6. 02.Eylül.2009, 13:35
    3
    Üye
    Allah ahlaki güzel olanlardan eylesin.Allah Razı olsun İnşaALLAH Elinize sağlık




+ Yorum Gönder