Çoçuklara Efendimiz'in güzel ahlakını yaşayarak öğretebiliriz 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
  1. 1
    kaser ALLAHUEKBER
    kaser
    ALLAHUEKBER
    kaser - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 17.Mayıs.2008
    Üye No: 20939
    Mesaj Sayısı: 261
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 26

    Çoçuklara Efendimiz'in güzel ahlakını yaşayarak öğretebiliriz


    Çocuklara Efendimiz'in güzel ahlâkını ancak yaşayarak öğretebiliriz

    ŞEMSİNUR ÖZDEMİR

    Anne babalar olarak Rabb’imizi Peygamberimiz’, güzel ahlakı ve kutsal değerlerimizi çocuklarımıza anlatabilme derdi içindeyiz Özellikle maneviyata ait meselelerin zorla baskıyla, sevdirmeden öğretilmeye çalışılmasının nasıl olumsuz sonuçlar doğurduğunu belki birçoğumuz kendi hayatımızda müşahede ettik

    Bu yüzden çocuklarımızı eğitmek için yeni yollar arayışı içine girdik 4 çocuk sahibi Raşit-Ayşe Yurtseven çifti, öğretmenin en iyi yolunun bizzat yaşama olduğunu tecrübe ile ispat etmiş sabırla anlatmanın faydalarını görmüş bir aile. Özellikle Ayşe Hanım Kur’an ile geç tanışmasının verdiği hırsla daha 2,5 yaşındayken ilk çocuğuna Fil Sûresi’ni izah etmeye çalıştığını anlattıktan sonra, çocukların ne öğrettiğimizden ziyade nasıl davrandığımıza baktıklarını geç de olsa anladığını söylüyor

    Dokuz Eylül Üniversitesi’nden mezun olan ve halen din kültürü öğretmenliği yapan Raşit Bey ile Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu Ayşe Hanım 16 yıllık evliliklerinde beş çocuk sahibi olmuşlar. En büyük oğul Muhammed Mus’ab 15 yaşında Vefat eden Muhammed Bedir’in ardından Muhammed Selman, Hanne Meryem (Hanne, Hz. Meryem in annesidir) ve Muhammed Tarık doğmuş. İlk isimlerin hep Muhammed olmasının sebebi şu: Müşrikler Efendimiz’e (sas) ‘ebter’ yani soyu kurumuş dedikleri için Ayşe Hanım, bütün erkek çocuklarında O’nun (sas) ismini yaşatmayı arzulamış

    Ayşe Yurtseven, ilk çocuğu doğduğu zamanlarda hayatın tabii akışı içinde yer alan ‘yaşayarak öğretmeyi’ eğitimden saymadığını belirtiyor. “Bana göre hemen her akşam ailede bir şeylerin öğretildiği oturumlar olmalıydı Mus’ab’a Fil Sûresi’ni büyük resim kâğıtlarına çizdiğim resimlerle anlatmaya çalışıyordum. Benim on sekiz yaşındayken, yani çok geç karşılaştığım Kur’an’ın anlamını çocuğum benden çok önce öğrenmeliydi.” diyen Ayşe Hanım sonraları görüşlerine değer verdiği kişilerin ‘çocukları rahat bırak ikazlarıyla sıkı öğretim işlerine ara vermeye, her anne gibi bir parça gevşemeye başladığını ifade ediyor

    Nerede olursan ol, sokağa çıksan da markete gitsen de Allah’tan kork

    Ayşe Hanım, dilin söyleminin bir yere kadar gittiğini, hayat içinde sergilenen davranışların sözün ötesine geçtiğini, çocukların ne öğrettiğinden ziyade, nasıl davrandığına baktıklarını fark etmiş. Ayşe Hanım, yıllarca hem çocuklara hem yetişkin hanımlara tefsir ve hadis dersleri vermiş. Klasik tefsir ve hadis kitaplarını olduğu gibi anlatmaktansa bugüne uyarlayıp, dilini sadeleştirerek anlatmayı tercih etmiş. Ayetlerin iniş sebebini bu çağdaki benzer olaylarla karşılaştırarak, bugünün insanına inmiş gibi algılanmasını sağlamaya çalışmış. Bu yolla, ayet ve hadisleri evimize ailemize, sokağımıza yani hayatın içine yaşanılır şekilde indirerek öğretmiş. Bu arada kendi çocuklarına seviyelerine göre anlattığı hadislerden bir derleme yaparak ‘Çocuklar İçin 40 Hadis’ kitabı hazırlamış. Ayşe Hanım ayet ve hadisleri çocukların seviyesine nasıl indirdiğini şöyle örnekliyor: “Allah temizdir temizlenenleri sever, ayetini Allah cicidir cicileri sever, şeklinde çocuklaştırdım. ‘Nerede olursan ol Allah’tan kork’ hadisini ‘markette de olsan, sokağa da çıksan, annenin babanın görmediği bir yerde de olsan kapını kilitlesen de Allah tan kork’ gibi ifadelerle anlattım”

    ...Çünkü Peygamberimiz öyle diyor!

    Ayşe hanım; bir şeyi neden yaptığını soran çocuğunu “Çünkü Peygamber’imiz öyle diyor” şeklinde yönlendirerek yaptığı basit bir hareketin bile bilinçle olduğunu işaret etmiş Çocuklarının zihninde bu dünyada bir sınama nedeniyle bulundukları bilgisinin yerleştiğini ifade eden Ayşe Hanım şöyle konuşuyor: “İyiliğin Öğretmeni’nden öğrendiklerimizi gücümüz yettiğince yapacağız Bizim tek amacımız iyi insan olmak Bu düşünceyi Peygamberimiz’in ilkeleriyle verdik. Birisi diğerine vurduğu zaman karşılık vermemesini “Çünkü aklıma ‘Zarara zararla karşılık verilmez.’ hadisi geldi” diye açıklayabiliyor Peygamberimiz’in günlük hayatındaki en ufak davranışı bile önemli ama sünnet diye sadece bunların dayatılması doğru değil. Asıl önemli olan insanın ilişkilerinde dürüst davranmasıdır. Allah Rasulü, birçok hadisinde önemli olan bazı şeyleri saydıktan sonra ‘İnsanlara karşı güzel davranmandır’ diye tamamlıyor Önce bize bakarak sadece hareketleri yaptılar; sonra duaları ezberleyerek içini süslediler. “Namaz dinin direğidi” hadisinde olduğu gibi namazın bir buluşma anı olduğunu, Evrenin Hakimi olan Allah ile tek başına görüşebilme imkânı olduğunu söyledim Böyle ilginç cümlelerle yaklaştığın zaman daha cazip oluyor Sûrelerin Arapçasını ezberlerken Allah’ın bize ne demek istediğini de anlattım”

    Kutlu doğuma özel program

    Yurtseven ailesi geçen yıl Peygamberimiz’in (sas) doğum gününde çok özel bir kutlama yapmış. Doğum günü o tarihe yakın olan çocuklarla Efendimiz’in doğumunu birleştirip özel bir program düzenlemişler. Ayşe Hanım, pasta, börek gibi özel ikramlar hazırlamış Raşit Ben Hz Peygamber’in hayatını özetleyen kısa bir konuşma yapmış. Hanne Meryem önceden hazırladığı birkaç hadisi anlatmış. Yine Ayşe Hanım, hadis kitabını rast gele açıp herkes için o güne özel hadisler okumuş. Aile bu sene de kutlu doğumu özel bir programla kutlayacak Ama bu sene havanın durumuna göre ev dışında güzel bir gün geçirmeyi planlıyorlar

    Bu evde ‘iyilik’ denince Peygamberimiz geliyor akla Çocuklar O’nu ‘İyiliğin Öğretmeni’ olarak tanıyor. 7 yaşındaki Muhammed Tarık, bir iyilik yaptığında ‘Şimdi ben Allah’tan artı mı aldım?’ diye soruyor. Çünkü annesi okuldaki dili kullanarak sevap yerine artı, hata yaptığı zaman günah yerine eksi aldığını söylüyor. ‘Şu anda sana eksi atmış olabilir dikkat et’ diyor mesela. ‘Allah seni sevmez, yakar, cehenneme atar’ gibi ifadeleri kesinlikle kullanmıyor. ‘Allah çocukları hep sever, sevmekten hiç vazgeçmez’ diyerek çocuğunu tekrar güzelliğe sevk ediyor. Korkutmuyor, ceza vermiyor onlara Uydurma masallar yerine Peygamberlerin hayatlarını anlatıyor çocuklarına

    Çocuklar Peygamberimiz’i (sas) anlatıyor:

    Muhammed Tarık: Peygamberimiz iyi birisi olduğu için biz onun için iyilik yapıyoruz. O’nun beni sevmesi için namaz kılıyorum. Kitap okuyorum bazen.Arkadaşlarım bir şey yapıyor Aklıma Peygamberimiz geliyor ve onlara anlatıyorum Peygamberimiz iyi birisi Peygamberimiz bize Kur’an’ı tanıtmış. İyiliği öğretmiş. Bize çok şey öğretmiş Namaz kılmayı öğretmiş.

    Hanne Meryem: Peygamberimiz’e salavat getiriyorum. O çok iyi kalpli iyiliksever herkese doğruyu anlatır İnsanlara Kur’an’ın ne anlama geldiğini anlatmış İyilik yapmalarını istemiş Namaz kıldıktan sonra dua ederim. Ailem için, başımıza kaza gelmesin diye dua ederim

    Muhammed Selman: Peygamberimiz gibi dürüst olmaya çalışıyorum Çocukları severmiş, ben de seviyorum. Kötülük yapanlara kötülükle karşılık vermemiş Arkadaşlarım kötü şeyler yaptığı zaman ben de üzülüyorum. Tüm Müslümanlar için sevdiklerim için, cennete gitsinler, orada buluşalım diye dua ediyorum

    Muhammed Mus’ab: Peygamberimiz hadisleriyle bize yol gösteriyor Herkese eşit davranmış, çocuklara şefkat gösterilmesini istemiş Peygamberimiz’e hareketler imle benzemeye çalışıyorumYatm adan önce dua ediyorum. Anneme, babama saygılı davranıyorum. Peygamberimiz bir yere giderken yol kenarında boş oturan bir adam görüyor. Selam vermeden geçiyor Geri dönerken aynı adamı elinde çubukla yere bir şeyler çizerken görüyor ve selam veriyor. Neden böyle yaptığı sorulunca boş durmanın iyi olmadığını söylüyor ve o adama bir şeyler düşünmeye başladığı için selam verdiğini söylüyor Ben bunu unutmuyorum

    Baba Raşit Yurtseven: Çocuklarımıza önce O’nu sevmeyi öğrettik

    “Öncelikle çocuklarımıza peygamber sevgisini öğrettik. Kim olduğunu, bizim için önemini anlattık. Hadisleri öğrettik. Kandil gecelerinde Ramazan’da çocukları alıp camiye gittik Manevi havayı tattırmaya, o geceyi güzel hatırlamalarını sağlamaya çalıştık Yemeklerden önce ve sonra ellerin yıkanması, sabahları yüzün yıkanması, her işin başında besmele çekmek gibi günlük hayatımızda uyguladığımız sünnetler var Yolculuğa çıkarken hepimiz sesli olarak ‘Bismillah’ diyoruz. Evimize dönünce şükrediyoruz. Bunları ifade etmelerini istiyoruz Günlük hayatımızda mümkün olduğunca hatırlatmaya çalışıyoruz Sünnetler o kadar hayatın içinde ki ayırıp kenara koymak mümkün değil. Bize düşen tohum atmak Çıkarsa ne âlâ, çıkmazsa da Allah bilir”

    Ayşe Hanım: Cuma özel bir gün

    “Cuma gününü sevdirmek için özel şeyler yaptım. Cumanın bayram olduğunu, özel bir vakit olduğunu bilsinler diye, harçlıklarını cuma günü verdim. O gün okuldan geldikten sonra ev kıyafetinden ayrı özel giyinmelerini istedim. Pastalar yaptım Bugünün duada çok önemli olduğunu, Allah ile baş başa kalıp ne dilerlerse mutlaka duyacağını ve kabul edeceğini vurguladım”

    Anne Ayşe hanım: Hatamı farkettim

    Ayşe hanım, yaptığı bir hatayı nasıl düzelttiğini bakın nasıl anlatıyor: “Çocuğuma besmelenin gizemli gücünü öğretmeye çalışıyordum. Israrla belki çocuğu sıkacak derecede, besmeleyi hatırlatıyordum ve besmele çekersen, düşmezsin, başına şu gelmez, bu gelmez diyordum. Çocuk birkaç defa besmele çektiği halde düşünce, benden bunu açıklamamı bekledi, haklı olarak. Ben de ‘Belki daha çok yaralanacaktın, canın daha çok acıyacaktı; ama Allah seni bu şekilde korudu’ gibi cümlelerle, işin içinden sıyrılmaya çalışırken, hatamı fark ettim. O andan itibaren şöyle demeye başlamıştım; “Sadece besmele çekmen yetmez, bir de düşmemek için dikkatli olmalısın, önüne bakmalı, hızlı koşmamalısın” Bu düzeltmeyi yapmazdan evvel, çocuk bir masa üzerinden atlamak suretiyle süpermen’liğe hazırlanıyor, ve ben uyardıkça da, “Korkma anne bir şey olmaz, ben besmele çektim.” diyordu. Böyle olaylar oldukça, o olayla ilgili gereken bilgi can sıkmadan verilmiş oluyordu. Bir anlamda hayat, hepimizin öğretmeni oluyordu. Hayat içinde karşımıza çıkan olaylar, tıpkı ayetler gibi, içinde bizi eğitecek bilgileri saklayan cümlelerdir.

    Hanne Meryem’in Efendimiz’e (sas) mektubu:

    Sevgili İyilik Elçisi (sas)

    Sana bir mektup yazıyorum. Bu mektubumu postaya vermeyeceğim. Buna gerek olmadığını düşünüyorum. Bildiğim kadarıyla posta arabaları henüz cennete gidemiyor. Bunun ne önemi var. Sana karşı o kadar içten bir sevgim var ki; bu sevgimin mektubumu ulaştıracağına inanıyorum.

    Biliyorum kalbim önce bir sayfa gibi açılacak. Sonra kelimeler sıraya girecek. Cümleler yola düşecek. Sonra bir kuşun kanatları gibi göklerin ötesinde diye bildiğim o bilinmeyen metropole uçmaya başlayacak. Bunu hissediyorum.

    Seni nasıl tanıdım biliyor musun? Sadece insanlık adına yaşam süren biri olarak tanıdım. Bir kahraman. İyiliğin öğretmeni. İyiliği öğretebilmek için göklerden ders alan. Aldığı dersi kendi yaşamında sergileyerek tek tek öğreten biri olarak tanıdım.

    Keşke sen de beni tanısan. Belki bu mektubu sana bu yüzden yazıyorum. Beni tanıman için. Ben sadece ben değilim. Benim gibi seni seven bir sürü Meryem varYa da bir sürü Ahmet. Ama ey iyilik elçisi! Seni tanımayan Meryem’ler de var Ve Ahmet’le İşte buna üzülüyorum. Günümüzde kötülüğün elçileri rahatlıkla tanınabiliyorken, Sen… Neredeyse unutuluyorsun Tanınmış olsan, adın bilinse bile bu gerçek bir tanışıklık olmuyor.Yani öğretilerin, öğütlerin bilinmiyor Anlaşılmıyor İşte buna üzülüyorum

    Seni nasıl hayal ediyorum biliyor musun? Bütün insanlar senin öğrencilerin. Masmavi gökyüzü senin öğütlerini yazdığın koca bir sayfa. Allah senin öğretmenin. Bizlerse senin öğrencilerin Ve sen öğrettiklerinden yaşarken hiç ücret almayan tek öğretmensin Gerçek bir öğretmen!

    Çok acılar çektin, biliyorum Şimdi gülümsüyorsun onu da biliyorum. Ben de senin gibi olmak istiyorum İyiliği öğretmenin zor olduğunu da biliyorum. Belki ben de acı çekeceğim Dedem diyor ki; “Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur” Dokuz köyden de kovulsam bunu istiyorum. Kim bilir, belki onuncu köy senin gittiğin yerdir Ve cennetten kovulmaktansa, buradan kovulmak daha akıllıca değil mi?!

    Sana önemli bir haberim var! Annem bize senin sözlerini öğretiyor. Sonra da öğrendiğimizi güzel öğütlerini nasıl yaşayabileceğimizi konuşuyoruz. Senin sözlerin ne kadar seçkin sözlermiş Seni tanıdıkça daha çok, daha çok seviyorum. Annem senin öğütlerini öğrenirken aramızda olduğunu söylüyor. Sahi öyle misin?

    Biliyorum sen öğütlerinle aramızdasın Ölmüş olsan bile, ölümsüz sözlerin var! Hele getirdiğin o Kitap! Onu anlamayı o kadar çok istiyorum ki Şimdilik sadece küçük sûrelerin anlamlarını okudum. Merak içindeyim Sanırım hayatım senin öğrenciliğinle geçecek

    İlgili Yazılar

  2. 2
    EHLİMAN Kıdemli Üye
    EHLİMAN
    Kıdemli Üye
    EHLİMAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 23.Ekim.2014
    Üye No: 104895
    Mesaj Sayısı: 1,169
    Tecrübe Puanı: 12

    Cevap: çoçuklara Efendimiz'in güzel ahlakını yaşayarak öğretebiliriz


    Çocuklarımıza güzel ahlaklı olmayı öğretirken peygamber efendimizi örnek vermeliyiz. Onların yapmış olduğu yanlışlıkları telefi etmeleri için yardımcı olmalı doğrusunu anlatarak yapılması gerekenleri söyleyerek çocuklarımıza doğru yolu göstermeliyiz.


+ Yorum Gönder