Konusunu Oylayın.: Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek
  1. 05.Ağustos.2008, 02:27
    1
    Şahmerdan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Temmuz.2008
    Üye No: 26793
    Mesaj Sayısı: 80
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek






    Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek Mumsema Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek



    Ayıp, kusur, noksan, eksiklik, leke, fena, uygunsuz, utandıracak veya utanmaya sebep olacak haldir.



    İnsanlar, yuvalarında, özel hayatlarından ve kendilerinden emin olarak yaşamalıdırlar. İslamiyette, suçluyu bulmada bile olsa, insanların ayıplarını aramaya ruhsat verilmemiştir. Kimsenin görmediği yerde işlenen suçtan, ayıptan, zan ve tahminlere dayanarak ceza verilemez. Sadece suçlu işlediği suçu açığa vurduğu zaman yakalanır.



    Cenab-ı Hak buyuruyor:

    "Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir. " (Hucurat Suresi 12)



    Bu ayeti kerimde, insanların noksanlarının araştırılması, hatalarından bahsedilmesi, gizliden gizliye özel hayatlarındaki sırlara vakıf olmaya çalışılması yasaklanmıştır. Çünkü zan, ihtimal üzere bir hüküm olduğundan bir kısmı hakka hiç isabet etmez, etmeyince de başkasının hakkına ait hususta o şekilde aleyhine hüküm bühtan ve iftirâ ve bundan dolayı bir vebal olur. Özellikle zannın kaynağı yalnız nefsi işler olduğu zaman hata daha büyük olur. Zannın bazısı günah ve vebal olunca da böyle bir vebal ve zarara düşmemek için tedbirli davranmak ve hangi çeşit zandan olduğunu düşünebilmek üzere onun bir çoğundan sakınmak gerekir.



    Yasaklanan çirkinliklerden bir çoğu da böyle zanlardan ortaya çıkar. Gerçi zannın hepsi günah ve vebal değildir. Allah'a ve müminlere güzel zan gibi vacip olan zan da vardır. Nitekim Nur Sûresi'nde: "Erkek ve kadın müminlerin bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile iyi zanda bulunup da..." (Nur, 12) buyurulmuş ve Kudsi Hadis'te "Ben kulumun bana zannı yanındayımdır." diye rivayet olunmuştur.



    Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Allah Teâlâ müslümandan kanını ve ırzını ve kendisine kötü zanda bulunulmasını haram kılmıştır."

    Bilinmeyen bir adama iyi zan vacip olmasa bile kötü zan da caiz olmaz. Fakat fısk ve fücur ile tanınan kimselere kötü zan haram olmaz. Bununla beraber: Tecessüs de etmeyin, yani müminlerin eksikliklerini bulacağız, açık delil ve işaretler elde ederek zan ve yakîn meydana getireceğiz diye casus gibi inceden inceye yoklayıp araştırmayıp açık olanı tutmak, Allah'ın örttüğünü örtmek gerekir.



    İslam'a göre, insanın kendi evinde yaptığının, evinin içinde kalması, dışarı aksetmemesi, toplum arasında yayılmamsı gerekir. Bu sebeple izinsiz bir kimsenin evine girilmesi bile yasaklanmıştır.



    Peygamberimiz buyuruyor:

    "Ey diliyle müslüman olup kalbiyle işlememiş olanlar gürûhu! Müslümanları üzmeyin, onları ayıplamayın ve onların kusurlarını araştırmayın. Şu bir gerçektir ki; her kim müslüman kardeşinin ayıbını araştırısa Allah da onun ayıbını meydana çıkarır ve Allah her kimin ayıbını meydana koyarsa, evinin içinde bile olsa onu kepaze eder." (Tirmizi)



    "Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir" (Buhari)



    "Bir adam bir gece fenelığı yapıp da Cenab-ı Hak onu örtmüş iken: 'Ey filanca ben dün gece şöyle böyle yaptım demesi, suçunu ilan ve teşhirdir. Halbuki o, geceyi Allah'ın örtüsüne mazhar olarak geçirmişti. Allah'ın örttüğü bu suçu sabahleyin teşhir etmiş, açıklamış bulunuyor" (Riyazü's salihin)



    Ayıp ve kusur işleyen bazı kişilerin zararını ortaya koymakla, kişi utandırılarak toplum içinde mahcup düşürülmenin yanısıra, neticede o kişi, "zaten toplum beni biliyor" diyerek açıktan o ana kadar gizli işlediklerini yapmaya başlar, zamanla bunlar normal hale gelir böylece o ayıp iş meşrulaşmış olur. Bu sebeplerden dolayı, kişilerin ayıp ve kusurlarını bulmak yerine, tatlı dille nasihat etmek, çeşitli vesilerle bu ayıbı işleyip, günaha girmeside daha faydalı olur. Ancak, şahısları aşıp başkalarına ve topluma zararı dokunacak şekilde açığa çıkan ve insanlara zulüm getiren ayıplar, günahlar böyler değildir.



    Kaynak:

    1) Şamil İslam Ansiklopedisi

    2) Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dini Kur'an Dili


  2. 05.Ağustos.2008, 02:27
    1
    Devamlı Üye



    Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek



    Ayıp, kusur, noksan, eksiklik, leke, fena, uygunsuz, utandıracak veya utanmaya sebep olacak haldir.



    İnsanlar, yuvalarında, özel hayatlarından ve kendilerinden emin olarak yaşamalıdırlar. İslamiyette, suçluyu bulmada bile olsa, insanların ayıplarını aramaya ruhsat verilmemiştir. Kimsenin görmediği yerde işlenen suçtan, ayıptan, zan ve tahminlere dayanarak ceza verilemez. Sadece suçlu işlediği suçu açığa vurduğu zaman yakalanır.



    Cenab-ı Hak buyuruyor:

    "Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir. " (Hucurat Suresi 12)



    Bu ayeti kerimde, insanların noksanlarının araştırılması, hatalarından bahsedilmesi, gizliden gizliye özel hayatlarındaki sırlara vakıf olmaya çalışılması yasaklanmıştır. Çünkü zan, ihtimal üzere bir hüküm olduğundan bir kısmı hakka hiç isabet etmez, etmeyince de başkasının hakkına ait hususta o şekilde aleyhine hüküm bühtan ve iftirâ ve bundan dolayı bir vebal olur. Özellikle zannın kaynağı yalnız nefsi işler olduğu zaman hata daha büyük olur. Zannın bazısı günah ve vebal olunca da böyle bir vebal ve zarara düşmemek için tedbirli davranmak ve hangi çeşit zandan olduğunu düşünebilmek üzere onun bir çoğundan sakınmak gerekir.



    Yasaklanan çirkinliklerden bir çoğu da böyle zanlardan ortaya çıkar. Gerçi zannın hepsi günah ve vebal değildir. Allah'a ve müminlere güzel zan gibi vacip olan zan da vardır. Nitekim Nur Sûresi'nde: "Erkek ve kadın müminlerin bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile iyi zanda bulunup da..." (Nur, 12) buyurulmuş ve Kudsi Hadis'te "Ben kulumun bana zannı yanındayımdır." diye rivayet olunmuştur.



    Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Allah Teâlâ müslümandan kanını ve ırzını ve kendisine kötü zanda bulunulmasını haram kılmıştır."

    Bilinmeyen bir adama iyi zan vacip olmasa bile kötü zan da caiz olmaz. Fakat fısk ve fücur ile tanınan kimselere kötü zan haram olmaz. Bununla beraber: Tecessüs de etmeyin, yani müminlerin eksikliklerini bulacağız, açık delil ve işaretler elde ederek zan ve yakîn meydana getireceğiz diye casus gibi inceden inceye yoklayıp araştırmayıp açık olanı tutmak, Allah'ın örttüğünü örtmek gerekir.



    İslam'a göre, insanın kendi evinde yaptığının, evinin içinde kalması, dışarı aksetmemesi, toplum arasında yayılmamsı gerekir. Bu sebeple izinsiz bir kimsenin evine girilmesi bile yasaklanmıştır.



    Peygamberimiz buyuruyor:

    "Ey diliyle müslüman olup kalbiyle işlememiş olanlar gürûhu! Müslümanları üzmeyin, onları ayıplamayın ve onların kusurlarını araştırmayın. Şu bir gerçektir ki; her kim müslüman kardeşinin ayıbını araştırısa Allah da onun ayıbını meydana çıkarır ve Allah her kimin ayıbını meydana koyarsa, evinin içinde bile olsa onu kepaze eder." (Tirmizi)



    "Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir" (Buhari)



    "Bir adam bir gece fenelığı yapıp da Cenab-ı Hak onu örtmüş iken: 'Ey filanca ben dün gece şöyle böyle yaptım demesi, suçunu ilan ve teşhirdir. Halbuki o, geceyi Allah'ın örtüsüne mazhar olarak geçirmişti. Allah'ın örttüğü bu suçu sabahleyin teşhir etmiş, açıklamış bulunuyor" (Riyazü's salihin)



    Ayıp ve kusur işleyen bazı kişilerin zararını ortaya koymakla, kişi utandırılarak toplum içinde mahcup düşürülmenin yanısıra, neticede o kişi, "zaten toplum beni biliyor" diyerek açıktan o ana kadar gizli işlediklerini yapmaya başlar, zamanla bunlar normal hale gelir böylece o ayıp iş meşrulaşmış olur. Bu sebeplerden dolayı, kişilerin ayıp ve kusurlarını bulmak yerine, tatlı dille nasihat etmek, çeşitli vesilerle bu ayıbı işleyip, günaha girmeside daha faydalı olur. Ancak, şahısları aşıp başkalarına ve topluma zararı dokunacak şekilde açığa çıkan ve insanlara zulüm getiren ayıplar, günahlar böyler değildir.



    Kaynak:

    1) Şamil İslam Ansiklopedisi

    2) Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dini Kur'an Dili

  3. 05.Ağustos.2008, 08:57
    2
    nurşin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Haziran.2008
    Üye No: 22263
    Mesaj Sayısı: 244
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 34

    --->: Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek




    Ancak, şahısları aşıp başkalarına ve topluma zararı dokunacak şekilde açığa çıkan ve insanlara zulüm getiren ayıplar, günahlar böyler değildir.

    Allah razı olsun


  4. 05.Ağustos.2008, 08:57
    2
    Devamlı Üye



    Ancak, şahısları aşıp başkalarına ve topluma zararı dokunacak şekilde açığa çıkan ve insanlara zulüm getiren ayıplar, günahlar böyler değildir.

    Allah razı olsun

  5. 18.Ekim.2008, 22:29
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,996
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 339
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek

    Alıntı
    "Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir" (Buhari)
    Allah ayıp örtenlerden etsin bizi. amin. Allah (cc) razı olsun konu için


  6. 18.Ekim.2008, 22:29
    3
    Moderatör
    Alıntı
    "Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir" (Buhari)
    Allah ayıp örtenlerden etsin bizi. amin. Allah (cc) razı olsun konu için

  7. 09.Mart.2010, 23:39
    4
    k@rdelen
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Temmuz.2007
    Üye No: 1575
    Mesaj Sayısı: 49
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek





    Kardeşini kötü bir iş yaparken gören, asla onu gözünde büyütmemeli, başına kakmamalı, onu bu suçundan dolayı ayıplamamalıdır.



    Resûlüllah (s.a.s.), kardeşini işlediği bir kusurdan dolayı ayıplayan hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu kendisi de işlemeden ölmez."
    (Tirmizî, "Kıyame", 53)




    Hz. Ömer bir gece Medine'de dolaşıyordu. Birden evlerden birinden şarkı sesleri duydu. Hemen duvara tırmanıp içeri girdiğinde hoşlanmadığı bir manzara gördü ve içerideki adama çıkıştı:



    - Ey Allah'ın düşmanı, yaptığın kusuru Allah'ın örteceğini mi zannettin diye bağırdı.

    Adam:



    - Ey mü'minlerin emiri, dur, acele etme. Eğer ben, Allah'a karşı bir bakımdan hata işlediysem, sen üç bakımdan hata işledin:



    1- Allah Teala, "Birbirinizin gizli hâllerini araştırmayın." (Hucurât 49/12) buyurduğu hâlde, sen ayıp araştırdın.



    2- Allah, "Evlere kapılardan girin!" (Bakara 2/189) buyurduğu hâlde, sen duvara tırmandın.



    3- Allah, "Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selâm vermeden girmeyiniz. Böyle yapmanız sizin için daha münasiptir. Olur ki düşünür, hikmetini anlarsınız." (Nûr 24/27) buyurduğu hâlde, sen evime izinsiz girdin ve üstelik selam da vermedin, diye karşılık verince



    Hz. Ömer:



    "-Eğer ben seni affedersem, sen de beni affeder misin" dedi. Adam:



    "- Evet" deyince,

    Hz. Ömer:



    "-Afvettim" diyerek evden çıkıp gitti. (Kenzu'l-Ummâl, 3/808 hadis no; 8827)



    Bundan sonra da o adam, orada işlemekte olduğu günahı bir daha işlemedi.




    Bir gün İsa (a.s.), bir elinde kül, bir elinde bal ile giden şeytanı görünce şaşırıp sormuş:

    "Nedir o elindekiler?"


    Şeytan cevap vermiş:

    "Bu kül, bu da bal! Külü, kusur ve ayıpların yüzüne serperim, ta ki başkaları tarafından kötü ve çirkin görünsünler.

    Balı da, bunların ayıp ve kusurlarını diline dolayanların ağızlarına çalarım, ta ki ayıp ve kusurları sayıp dökerken tat duysunlar mümin kardeşlerinin gizli hallerini alenîleştirip, birlikteliklerini bozarken zevk alsınlar.

    Evet, kendi kusurunu gören başkasının kusuruyla uğraşmaz,
    hesap vereceğini unutmayan da insanları rencide edebilecek sözleri taşımaz ..



  8. 09.Mart.2010, 23:39
    4
    Devamlı Üye




    Kardeşini kötü bir iş yaparken gören, asla onu gözünde büyütmemeli, başına kakmamalı, onu bu suçundan dolayı ayıplamamalıdır.



    Resûlüllah (s.a.s.), kardeşini işlediği bir kusurdan dolayı ayıplayan hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu kendisi de işlemeden ölmez."
    (Tirmizî, "Kıyame", 53)




    Hz. Ömer bir gece Medine'de dolaşıyordu. Birden evlerden birinden şarkı sesleri duydu. Hemen duvara tırmanıp içeri girdiğinde hoşlanmadığı bir manzara gördü ve içerideki adama çıkıştı:



    - Ey Allah'ın düşmanı, yaptığın kusuru Allah'ın örteceğini mi zannettin diye bağırdı.

    Adam:



    - Ey mü'minlerin emiri, dur, acele etme. Eğer ben, Allah'a karşı bir bakımdan hata işlediysem, sen üç bakımdan hata işledin:



    1- Allah Teala, "Birbirinizin gizli hâllerini araştırmayın." (Hucurât 49/12) buyurduğu hâlde, sen ayıp araştırdın.



    2- Allah, "Evlere kapılardan girin!" (Bakara 2/189) buyurduğu hâlde, sen duvara tırmandın.



    3- Allah, "Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selâm vermeden girmeyiniz. Böyle yapmanız sizin için daha münasiptir. Olur ki düşünür, hikmetini anlarsınız." (Nûr 24/27) buyurduğu hâlde, sen evime izinsiz girdin ve üstelik selam da vermedin, diye karşılık verince



    Hz. Ömer:



    "-Eğer ben seni affedersem, sen de beni affeder misin" dedi. Adam:



    "- Evet" deyince,

    Hz. Ömer:



    "-Afvettim" diyerek evden çıkıp gitti. (Kenzu'l-Ummâl, 3/808 hadis no; 8827)



    Bundan sonra da o adam, orada işlemekte olduğu günahı bir daha işlemedi.




    Bir gün İsa (a.s.), bir elinde kül, bir elinde bal ile giden şeytanı görünce şaşırıp sormuş:

    "Nedir o elindekiler?"


    Şeytan cevap vermiş:

    "Bu kül, bu da bal! Külü, kusur ve ayıpların yüzüne serperim, ta ki başkaları tarafından kötü ve çirkin görünsünler.

    Balı da, bunların ayıp ve kusurlarını diline dolayanların ağızlarına çalarım, ta ki ayıp ve kusurları sayıp dökerken tat duysunlar mümin kardeşlerinin gizli hallerini alenîleştirip, birlikteliklerini bozarken zevk alsınlar.

    Evet, kendi kusurunu gören başkasının kusuruyla uğraşmaz,
    hesap vereceğini unutmayan da insanları rencide edebilecek sözleri taşımaz ..


  9. 10.Mart.2010, 00:08
    5
    menzil_guller
    Ya Hayy

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63308
    Mesaj Sayısı: 1,269
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 41

    --->: Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek

    Müslümanların ayıplarını ve gizli hallerini araştırırsan onları bozmuş yahut bozulmakla yüz yüze bırakmış olursun” (Ebu Davud, Edeb, 44)
    Rabbim bizleri ayıpları örten kullarından eylesin.Paylaşım için Allah razı olsun


  10. 10.Mart.2010, 00:08
    5
    Müslümanların ayıplarını ve gizli hallerini araştırırsan onları bozmuş yahut bozulmakla yüz yüze bırakmış olursun” (Ebu Davud, Edeb, 44)
    Rabbim bizleri ayıpları örten kullarından eylesin.Paylaşım için Allah razı olsun

  11. 08.Aralık.2014, 12:03
    6
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,410
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Ayıp, Ayıp Araştırmak ve Ayıp Örtmek

    "Resûlüllah (s.a.s.), kardeşini işlediği bir kusurdan dolayı ayıplayan hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu kendisi de işlemeden ölmez."
    (Tirmizî, "Kıyame", 53) "



  12. 08.Aralık.2014, 12:03
    6
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    "Resûlüllah (s.a.s.), kardeşini işlediği bir kusurdan dolayı ayıplayan hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu kendisi de işlemeden ölmez."
    (Tirmizî, "Kıyame", 53) "





+ Yorum Gönder